{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>11. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2022/1748 <br>KARAR NO\t\t: 2025/611<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 07/09/2022<br>NUMARASI\t\t: 2021/848 E.2022/657 K.<br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat<br>KARAR TARİHİ\t: 14.04.2025 <br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 14.04.2025<br><br>\tİzmir 1.Asliye Ticaret Mahkemesinin 07.09.2022 tarih 2021/848 E. 2022/657 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.<br>\tGEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :\t<br>\tDAVA :Davacı vekili, davacıya ait  ... plakalı aracın Rent A Car Kasko Sigorta Poliçesi ile davalı nezdinde sigortalı olduğu, poliçe dönemi içerisinde  dava konusu aracın kazaya karıştığı, davalı sigortaya hasar ihbarı yapıldığı, davalı sigorta tarafından  kısmi ödeme yapıldığı, yapılan ödemenin  gerçek zararı karşılamadığı,  davacının kasko sigorta poliçesinde bulunan istisna ve muafiyetler hakkında bilgilendirilmediği,  bilgilendirme yükümlülüğünün  yerine getirildiğinin  davalı tarafından ispatlanması gerektiği, dava öncesinde yaptırılan özel ekspertiz incelenmesinde hasar bedelinin daha fazla olduğunun tespit edildiğini belirterek  davalıdan 1.000 TL tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>\tDavacı vekili 04.08.2022 tarihli değer arttırım dilekçesiyle bilirkişi raporu doğrultusunda talep ettikleri hasar tazminatı bedelini 34.696,00 TL'ye arttırarak iş bu miktar üzerinden temerrüt tarihinden itibaren avans faizi işletilmesini, ekspertiz ücretinin ve arabuluculuk vekalet ücretinin davalılardan tahsilini talep etmiştir.<br>\tCEVAP : Davalı vekili, davaya konu kazanın meydana gelmesinde sigortalı araç sürücüsünün tam kusurlu olduğunu, hasar başvurusu üzerine poliçede bulunan  kloz ve muafiyetler gözetilerek davacıya ödeme yapıldığı, davacının tacir olduğu, poliçedeki hükümleri bilerek sigorta yaptırdığı, poliçedeki muafiyetler gözetilerek zarar hesabı yapılması gerektiği, kazaya karışan sürücünün  aday sürücü olduğu,  poliçe hükümlerine göre  bu durumda hasar bedeli üzerinden %75 oranında tenzili muafiyet uygulanması gerektiği, bu kapsamda davacıya 3.748,00 TL ödeme yapıldığı, yasal süresi içerisinde cayma hakkını kullanmayan davacının  poliçedeki şartları kabul ettiği, temerrüdün  hasar ihbarından  45 gün sonra gerçekleştiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br><br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacıya ait ...  plakalı araç ile dava dışı üçüncü kişiye ait  ... plakalı  araçların 12/09/2021 tarihinde  çift taraflı, maddi hasarlı trafik kazasına karıştığı, kaza neticesinde davacının aracının  hasarlandığından bahisle  20/09/2021 tarihinde kasko sigortacısı olan davalı sigorta şirketine ihbarda bulunduğu, davalı sigorta şirketi tarafından yapılan ekspertiz incelemesi neticesinde davacıya 22/10/2021  tarihinde 3.748,00 TL ödeme yapıldığı, davacının  yapılan ödemenin yetersiz olduğu, kasko poliçesinde bulunan  muafiyetler yönünden bilgilendirilmediği ve hasarın tamamının davalı sigorta tarafından tazmin edilmesi gerektiğini iş bu dava ile iddia ettiği, davalının ise kazaya karışan sürücünün 1 yıldan az süreli sürücü belgesinin bulunduğu, bu nedenle  poliçedeki  muafiyet  ve klozlara göre tenzili muafiyet uygulandığı, sözleşme hükümlerine göre hesaplama yapılması gerektiği,  yapılan ödemenin sözleşmeye uygun olduğunu savunduğu,  taraflar arasında  kasko sigorta poliçesi bulunduğu ve  davaya konu hasarın poliçe dönemi içerisinde meydana geldiği hususunda ihtilaf olmayıp, poliçedeki kloz ve muafiyetler yönünden aydınlatma yükümlülüğünün davalı tarafından yerine getirilip getirilmediği,  davalının tenzili muafiyet uygulama hak ve yetkisine sahip olup olmadığı, davacıya yapılan ödemenin sözleşmeye uygun olup olmadığı ve davacının bakiye alacağı olup olmadığı hususlarında uyuşmazlık bulunduğu anlaşılmıştır. Davaya konu kasko sigorta poliçesi, rent a car kasko sigorta poliçesi olarak düzenlendiğinden sigorta hukukundan  ve  davacının  mesleki faaliyetinden kaynaklanan  iş bu uyuşmazlıkta mahkemenin görevli olduğu, davacı tarafından  sunulan belgelere göre  davacı tarafından  davaya konu  ... plakalı aracın  10/09/2021- 13/09/2021 tarihleri arasında 3 gün süre ile  dava dışı ...'a kiralandığı,  kiralama ilişkisinin  İzmir İl Emniyet Müdürlüğünün 13/01/2022 tarihli yazısına göre kabis sistemi ile emniyet müdürlüğüne bildirildiği, yine İzmir İl Nüfus Müdürlüğünün 24/01/2022 tarihli cevabı yazısına göre adı geçen sürücünün ilk kez 11/11/2020 tarihinden itibaren  sürücü belgesine sahip olduğu tespit edilmiştir. Mahkemece davacıya dava konusu aracın yetkili ve anlaşmalı serviste onarımının yapılıp hususunda beyanda bulunması için süre verilmiş, davacı vekilinin 21/01/2022 tarihli beyan dilekçesinde aracın onarımının anlaşmasız özel serviste gerçekleştirildiğini beyan ettiği görülmüştür. Mahkemece davaya konu aracın  geçmiş hasar kayıtlarının  ve davaya konu hasar dosyasının ilgili kurumlardan istenildiği ve dosyaya kazandırıldığı, dosyanın makine mühendisi bilirkişi ile sigortacı bilirkişiden oluşan heyete tevdi edildiği, bilirkişi heyetinin 19/07/2022 tarihli raporunda; Makine Mühendisi bilirkişinin tespitlerine göre; 12.09.2021 tarihinde meydana gelen kazada davacıya ait ... plaka sayılı araç sürücüsünün aracının ön kısımlarıyla yolun sağında park halinde durmakta olan ... plakalı aracın ön tampon sağ köşe kısımlarına çarpmasıyla ... plaka sayılı aracın ön kısımlarının hasarlanmasının mümkün olabileceği, kaza ile hasarın uyumlu ve ilintili olduğu, sigorta şirketi ve davacı tarafından atanan eksperlerin raporlarında araçta değişmesi gereken yedek parçaların birebir aynı olduğu görüldüğü, davacı tarafından atanan eksperin raporundaki yedek parçalarda iskonto uygulamadığı, ancak sigorta şirketi tarafından atanan eksperin değişecek yedek parçalarda %44 oranında tedarik iskontosu uyguladığı, bunun yanında 5.000,00 TL genel muafiyet ve sürücünün ehliyetinin 1 yılı doldurmaması sebebiyle toplam hasardan %75 muafiyet uygulandığı, araçta değişmesi gereken yedek parçaların fiyatları için yetkili servise telefon edildiğinde davacı tarafından atanan eksperin raporundaki fiyatlar ile sigorta şirketi tarafından atanan eksperin iskontosuz fiyatların aynı olduğu, işçilik bedelleri için piyasa ve yetkili servislerden yapılan araştırmada her iki eksper raporundaki işçilik bedellerinin uygun olması sebebiyle iştirak edildiği, aracın vaki kaza tarihindeki 2.el piyasa rayiç değeri araştırıldığında 100.000,00 TL-110.000,00 TL aralığında olması sebebiyle aracın onarımının ekonomik olduğu, aracın pert-total işlemine tabi tutulmasına gerek olmadığı, yedek parça, işçilik bedeli ve kdv dahil onarım bedelinin iskontosuz olarak 38.444,00 TL olarak hesaplandığı, davalı sigorta tarafından ise yedek parçaya ilişkin %44 iskonto uygulandığı, yedek parça bedelinin 14.990,27 TL, işçilik bedelinin 5.000,00 TL olmak üzere toplam hasar bedelinin kdv hariç 19.990,27 TL olarak hesaplandığı, bu bedel üzerinden  5.000,00 TL genel muafiyet indirimi yapıldığı,  bakiye 14.990,27 TL üzerinden ayrıca sürücünün 1 yıldan az süreli sürücü belgesi olması nedeniyle  %75  tenzili muafiyet uygulandığı ve  buna göre  davacıya 3.748,00 TL ödeme yapıldığı, Sigorta bilirkişinin tespitlerine göre; davacıya ait ... plakalı aracın; 01.07.2021-01.07.2022 tarihleri arasında 1578111/0 nolu poliçe ile davalı sigorta şirketi nezdinde ... Rent a Car Kasko Poliçesi  sigortalısı olduğu,  12.09.2021 tarihli  kazanın iş bu poliçe dönemi içerisinde olduğu, taraflar arasında, kazanın varlığı, kazanın sigorta teminat kapsamında olduğu hususunda ihtilaf bulunmadığı, ancak sigortalının  muafiyetleri yönünden  bilgilendirilip bilgilendirilmediği  bakımından taraflar arasında ihtilaf bulunduğu, poliçede  5.000,00 TL genel muafiyet ile sürücü belgesi  1 yılı tamamlamamış kişiler tarafından kullanılan aracın hasar görmesi durumunda tespit edilen hasar tutarı üzerinden  %75 oranında  tenzili muafiyet uygulanacağının kararlaştırıldığı,  kaza tarihi itibariyle kazaya karışan sürücünün sürücü belgesinin 10 ay süreli olduğu, poliçedeki  muafiyet klozunun koşullarının gerçekleştiği, ancak davacının muafiyet hususunda bilgilendirilmediğini iddia ettiği, TTK'nun 1423 ve Sigorta Sözleşmelerinde Bilgilendirilmeye İlişkin Yönetmelik Hükümlerine göre yapılan değerlendirilmede davacı tarafından dosyaya poliçenin ibraz edilmediği, davalı tarafından sunulan poliçede ise  davacının imzasının bulunmadığı, poliçe içeriğini sözlü yada başka bir yol ile davacıya teslim edildiğine dair bir belgeye  rastlanmadığı, poliçedeki  genel muafiyet ve sürücü tecrübe süresine ilişkin klozun geçerli olduğuna kanaat getirilmesi halinde davacının talep edebileceği bakiye zararın 863,00 TL, geçerli olmadığına kanaat getirilmesi halinde ise bakiye zararın 34.696,00 TL olarak hesaplandığı yönünde görüş ve kanaat bildirilmiştir. Davacı ve davalı arasında dava konusu kaza nedeniyle hasar gören parçaların sayısı ve niteliğine ilişkin uyuşmazlık bulunmadığı, uyuşmazlığın poliçedeki muafiyet ve klozlar yönünden davacının  aydınlatılıp aydınlatılmadığı hususlarında olduğu, her ne kadar davalı davacının tacir olduğunu, poliçedeki hükümleri bilebilecek durumda olduğunu ve  TTK'nun 1423.maddesindeki  yasal süre içerisinde cayma hakkını kullanmadığını ve poliçenin söz konusu muafiyet ve klozlar ile geçerli hale geldiğini ve tazminat hesabının buna göre yapılması gerektiğini savunmuş ise de, TTK'nun 1423.maddesi uyarınca aydınlatma açıklamasının verildiğinin ispat yükünün sigortacı davalıda olduğu, davacı iş bu davada  dava dilekçesi ile açıkça aydınlatma yükümlülüğünün yerine getirilmediğini iddia ettiğine göre anılan hüküm uyarınca  davalı sigortacının  bu yükümlülüğün  yerine getirildiğini ispatlaması gerektiği,  dosya kapsamı itibariyle  davalının  aydınlatmanın yapıldığını ispatlayamadığı,  davalı tacir olduğuna göre  davalının basiretli davranması gerektiği,  davacının da tacir olup olmamasının  söz konusu yükümlülüğünün yerine getirilip getirilmemesi bakımından sonuca etkili olmadığı, bu halde  somut uyuşmazlıkta muafiyet ve klozların uygulanmayacağının kabulü gerektiği, buna göre davalının yedek parça, işçilik, kdv dahil olmak üzere  onarım bedelini iskontosuz olarak davacıya ödemesi gerektiği, davalı tarafından davacıya yapılan 3.748,00 TL lik ödeme mahsup edildiğinde davacının bakiye 34.696,00 TL alacağı bulunduğu, davacı tarafından  hasar davalı sigorta şirketine 20/09/2021 tarihinde ihbar edildiğine göre davalı sigortanın  poliçe genel şartlarına göre  45 günün sonu olan 04/11/2021 tarihi itibariyle temerrüde düştüğünün kabulü gerektiği, davacı mesleki faaliyet yürüttüğünden ve uyuşmazlık ticari iş niteliğinde olduğundan uygulanması gereken faizin avans faizi olduğu anlaşılmakla davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.(Bkz Yargıtay Genel Kurulunun 16/03/2022 tarih ve 2020/(17)4-38 esas, 2022/335 karar sayılı ilamı.) 6102 sayılı TTK'nın sigorta sözleşmelerine ilişkin genel hükümlerin düzenlendiği kısmında yer alan 1426/1. maddesinde \"sigortacı, sigorta ettiren, sigortalı ve lehtar tarafından, rizikonun, tazminatın veya bedel ödeme borcunun kapsamının belirlenmesi amacıyla yapılan makul giderleri, bunlar faydasız kalmış olsalar bile, ödemek zorundadır\" düzenlemesi yapılmıştır. Davacı tarafından davalı sigortanın yaptırmış olduğu ekspertizin hasar ve bedel yönünden kaza ve serbest piyasa rayiçlerine uygun olup olmadığının değerlendirilmesi bakımından yaptırılan özel eksper incelemesi için ödenen (ve belgesi sunulu ve piyasa rayiçlerine göre makul olan) ekspertiz ücreti anılan kanun hükmü kapsamında değerlendirilmiş ve 6100 sayılı HMK'nun 323.maddesi uyarınca yargılama  gideri olarak hüküm altına alınmıştır. Davacı vekili davacının zorunlu arabuluculuk görüşmelerinde  kendisini vekille temsil ettirdiğini bu nedenle arabuluculuk aşaması için vekalet ücretine hükmedilmesini talep etmiş ise de,  03/09/2022 tarihinden itibaren yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi 16. Maddesi ile 29/05/1957 tarihli 1957/4-6 sayılı İçtihadi Birleştirme Kararının birlikte değerlendirilmesi zorunludur. Hüküm tarihinde yürürlükte olan 2022 yılı AAÜT 16. maddesine göre Arabuluculuk sürecinde Avukat ile temsil halinde hüküm tarihine göre 2.400,00 TL ücrete hak kazanıldığının açık olduğu,  dolayısıyla avukat ile temsil olunan taraf için bu borç doğduğu ve yukarıda belirtilen İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca bunun bir yargılama gideri olduğu, ancak maddenin (ç) bendinde; \"...aynı vekille dava yoluna gidilmesi durumunda müvekkilin avukatına ödeyeceği asgari ücret, (c) bendine göre ödediği maktu ücret mahsup edilerek, bu tarifeye göre belirlenir...\" hükmü nazara alındığında aynı vekille dava açılıp, temsil edilme halinde eldeki davada olduğu gibi davacı taraf lehine hükmolunan vekalet ücreti içerisinde bu miktarında olduğunun kabul edilmesi gerektiğini, aksi halde yargılama gideri olarak kabul edilen Avukatlık ücreti (ç) bendi göz ardı edilerek 9.200,00+2.400,00= 11.600,00 TL olacağı  halbuki (ç) bendi uyarınca mahsup yapılması zorunlu olduğundan davacı için 9.200,00-2.400,00=6.800,00 TL tarifeye göre dava sırasında temsil, +2.400,00 TL'de arabuluculuk sürecinde aynı vekil ile temsil edildiğinden hak kazanılan yargılama gideri olan avukatlık ücreti 9.200,00 TL olduğu, mahkemece davacı yararına dava ve duruşmalarda kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden vekalet ücreti hüküm altına alınmış olmakla ayrıca arabuluculuk aşaması için 2.400,00 TL vekalet ücreti takdirine gerek olmadığından davacı vekilinin arabuluculuk aşamasına ilişkin olarak vekalet ücreti talebinin reddi ile davanın kabulü ile, 34.696,00 TL'nin 04/11/2021  tarihinden itibaren işleyecek  avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir.<br>\tKarara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.<br>\tİSTİNAF NEDENLERİ : Davalı vekili, hükmün sigorta şirketine TMK hükümlerine göre hakkın kötüye kullanımını gerçekleştiren sigortalıyı desteklediğini, TTK hükümleri gereğince tacir olan davacının sigorta sözleşmesini imzaladıktan sonra yasal 14 gün içinde hiçbir itiraz da bulunmamış zarar doğduğu anda böyle bir muafiyetin bulunmadığını iddia ederek dava açtığını, öncelikle davacı tarafın tacir olup, dava konusu poliçenin rent a car poliçesi olduğunu, davacının basiretli tacir gibi davranması gerektiğini,  davacı poliçe tarihinden uzun bir süre poliçeye hiçbir itiraz da bulunmadığı kaza gerçekleştikten sonra bu poliçe deki muafiyetleri kabul etmediğini kötü niyetli olarak dava da iddia ettiğini, Rent a Car kasko sigorta poliçesinde muafiyet ve klozlar konulabileceğini, davacı tarafın TMK 2. maddesi gereğince dürüstlük kurallarına aykırı davrandığını, dava konusu poliçe de muafiyet ve klozlardan haberdar olmadığı sigorta şirketinin aydınlatma yükümlülüğünü yerine getirmediği iddiasının ise yersiz ve tamamen iyi niyeti aykırı bir durum olduğunu, kasko sigorta sözleşmelerinin iyi niyet esasına dayalı sözleşmeler olduğunu,  bu nedenle sigortacının risk gerçekleştiğinde iyi niyetli olma zorunluluğu bulunduğu gibi sigortalının da riski ihbar da iyi niyetli davranma mecburiyeti bulunduğunu, somut olay da davacının kasko poliçesinde muafiyet ile ilgili bilgilendirme yapılmadığını iddia ettiğini, yerel mahkeme de bu durum ile ilgili belgelerin teminini davalı şirketten celbini istemiş,  ancak poliçenin tanzim tarihinden itibaren 14 gün içinde hiç bir itiraz da bulunulmadığını, kaza tarihinden sonra hatta davalı sigorta şirketinin ödeme yaptığı tarihten sonra dahi muafiyete itiraz etmediğini, tacir olan davacının rent a car olarak kullanılan sigortalı aracın poliçesinde muafiyet ve klozları bilmeme gibi bir durumu söz konusu olamayacağını, davacının sigortalı tacir olup poliçe şartlarını kabul ettiğini, TTK'nın 1423. maddesinin 1. Fıkrasında; acentesinin, sözleşme kurulmadan önce inceleme için gerekli süre tanınmak şartıyla sözleşmeye ilişkin bütün bilgileri, sigortalının sözleşme kapsamında haklarını, sigortalının özel olarak dikkat etmesi gereken hükümleri, gelişmelere bağlı bildirim yükümlülüklerini sigorta ettirene yazılı olarak bildirmesi ve poliçeden bağımsız olarak sözleşme süresince sigorta ilişkisi bakımından önemli sayılabilecek olayları ve gelişmeleri sigortalıya yazılı olarak açıklaması gerektiği, maddenin 2. fıkrasında ise anılan yükümlülüğe aykırı davranmanın sonuçlarının düzenlendiği, bu yükümlülüğe aykırı davranılarak aydınlatma açıklamasının verilmemesi hâlinde, sigorta ettirenin sözleşmenin yapılmasına on dört gün içinde itiraz etme hakkı olduğu, sigorta ettiren sözleşmenin yapılmasına bu on dört günlük süre içinde itiraz etmemiş ise sözleşme poliçede yazılı şartlarla yapılmış olacağını,   davacı sigortalının iyi niyet ilkesine aykırı davrandığını, hakkın kötüye kullanımı yoluna gittiğini istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir.<br>\tGEREKÇE : Dava, 12.09.2021 tarihinde meydana gelen trafik kazası nedeni ile davacının aracında oluşan hasara yönelik zararın akiti olan davalıdan  kasko sigorta poliçesi kapsamında tazmini istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir.<br>\tDairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle  sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.<br>\tTTK’nın mal sigortasına ilişkin genel esaslarına göre mukavelede aksine hüküm olmadıkça sigortacı, sigorta ettiren veya sigortadan faydalanan kimsenin yahut fiillerinden hukuken mesul bulundukları kimselerin kusurlarından doğan hasarların tazminiyle yükümlüdür. Mal sigortaları türünden olan kasko sigortası poliçesinin teminat kapsamını belirleyen KSGŞ A/1 maddesine göre; gerek hareket gerekse durma halinde iken sigortalının veya aracı kullananın iradesi dışında  araca ani  ve harici etkiler  neticesinde sabit veya hareketli bir cismin çarpması veya aracın böyle bir cisme çarpması, müsademesi, devrilmesi, düşmesi, yuvarlanması gibi kazalar ile 3.kişilerin kötüniyet ve muziplikle yaptıkları hareketler, aracın yanması, çalınması veya çalınmaya teşebbüs sonucu oluşan maddi zararların bütününün sigortanın teminat kapsamında olduğu anlaşılmaktadır. Taraflar arasında düzenlenen kasko sigorta poliçesi ve genel şartlarına göre, aracın  kasko  sigortacısı olan davalı sigorta şirketi, rizikonun gerçekleşmesi halinde sigortalı davacının aracında meydana gelen gerçek zararı teminat altına aldığından, davacının aracının karıştığı trafik kazası neticesinde davacının aracında oluşan zarardan davalı sigorta şirketinin kasko sigorta poliçesi kapsamında sorumlu olacağı sabittir.<br>\tSigorta sözleşmelerinin ana muhtevası, Bakanlıkça onaylanan ve sigorta şirketlerince aynı şekilde uygulanacak olan genel şartlara uygun olarak düzenlenir. Ancak, sigorta sözleşmelerinde işin özelliğine uygun olarak özel şartlar kararlaştırılabilir. Ancak kararlaştırılan bu hususlar, sigorta sözleşmesi üzerinde ve özel şartlar başlığı altında herhangi bir yanılgıya neden olmayacak şekilde açık olarak belirtilir (SK, m. 11). Benzer hükme 6102 sayılı TTK’nın 1425. maddesinde de yer verilmiş ve sigorta poliçesinin tarafların haklarını, temerrüde ilişkin hükümleri ile genel ve varsa özel şartları içereceği, rahat ve kolay okunacak biçimde düzenleneceği, poliçenin ve zeyilnamenin eklerinin içeriği teklifnameden veya kararlaştırılan hükümlerden farklıysa, anılan belgelerde yer alıp teklifnameden değişik olan ve sigorta ettirenin, sigortalının ve lehtarın aleyhine öngörülmüş bulunan hükümler geçersiz olacağı vurgulanmıştır. Yine poliçenin geçerli olduğu sürede yürürlükte bulunan Kara Araçları Kasko Sigortası Genel Şartları’nın “Özel şartlar” başlıklı C.11. maddesi uyarınca Kasko Genel Şartlarına, sigortalı aleyhine olmamak üzere özel şart konulabilir. Sigortalıya özel şartlar ile sağlanan hasarsızlık indirimi ve diğer menfaatlerin tâbi olduğu şartlara poliçede yer verilir. Sigorta sözleşmeleri her iki tarafa hak ve yükümlülükler yükleyen, karşılıklılık güven ve iyi niyet esasına dayalı olarak kurulan sözleşmelerdir. Bu kapsamda bakıldığında TTK’nın 1423. maddesinin 1. fıkrasında; sigortacı ve acentesinin, sözleşme kurulmadan önce inceleme için gerekli süre tanınmak şartıyla sözleşmeye ilişkin bütün bilgileri, sigortalının sözleşme kapsamında haklarını, sigortalının özel olarak dikkat etmesi gereken hükümleri, gelişmelere  bağlı  bildirim  yükümlülüklerini sigorta  ettirene  yazılı olarak bildirmesi ve poliçeden bağımsız olarak sözleşme süresince sigorta ilişkisi bakımından önemli sayılabilecek olayları ve gelişmeleri sigortalıya yazılı olarak açıklaması gerekmektedir. Maddenin 2. fıkrasında ise anılan yükümlülüğe aykırı davranmanın sonuçları düzenlenmiştir. Bu yükümlülüğe aykırı davranılarak aydınlatma açıklamasının verilmemesi hâlinde, sigorta ettirenin sözleşmenin yapılmasına on dört gün içinde itiraz etme hakkı vardır. Sigorta ettiren sözleşmenin yapılmasına bu on dört günlük süre içinde itiraz etmemiş ise sözleşme poliçede yazılı şartlarla yapılmış olur. Aydınlatma açıklamasının verildiğini ispat yükü sigortacıdadır. Görüldüğü üzere hukuk sistemimizde emredici hükümlere aykırı olmamak koşuluyla irade hürriyeti ve akit serbestisi ilkesi sınırları içinde tarafların diledikleri gibi sözleşme yapabilmeleri imkan dahilinde ise de elbette taraflarca kabul edilen özel şartla, poliçe genel şartlarının ve kanunun emredici hükümlerinin bertaraf edilmesi mümkün değildir.  ( Yargıtay HGK'nun 16.03.2022 tarihi ve  2020/(17)4-38 E. -  2022/335 K. Sayılı ilamı) <br>\tYukarıda açıklanan yasal düzenlemelere nazaran, taraflar arasındaki poliçenin sigortalıya tesliminden sonra sigortalı tarafından 14 gün içerisinde itiraz edilmemiş ise geçerli hale geleceği, somut olayda, taraflar arasında atfedilen \"... Rent A Car Kasko Sigorta Poliçesi\"nin sigortalıya teslim veya tebliğ edildiğine dair davalı tarafça herhangi bir kanıt sunulamadığı, TTK 1423 maddesinde belirtildiği üzere aydınlatma açıklamasının verildiğini ispat yükünün sigortacıda olduğu hususları birlikte değerlendirildiğinde, İDM'ce poliçe içerisindeki genel muafiyet ve kısa süreli kiralama muafiyeti klozlarının davacı açısından söz konusu sigorta poliçesinde davacı sigortalının imzasını dahi içermemesi dikkate alındığında uygulanmaksızın hasar bedelinin KDV dahil 38.444,00 TL olarak hesaplandığı bilirkişi heyet raporunun hüküm kurmaya elverişli ve yeterli mahiyette olup, iş bu bedelden davacı yanca 22.10.2021 tarihinde yapılan 3.748,00 TL tutarındaki ödemenin düşülerek hükmedilen 34.696,00 TL maddi tazminat tutarı isabetli görülmüş olup, davalı tarafın aksi yöndeki istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.<br>\tBu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. <br>\tHÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>\t1-Davalının istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,\t<br>\t2-Davalı yönünden istinaf karar harcı olan 2.370,08-TL'den peşin alınan 592,52-TL'nin mahsubu ile bakiye 1.777,56-TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,<br>\t3-İstinaf başvurusu nedeniyle davalı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>\tDosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere 14.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.<br>\t\t\t\t</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"01e647192aea3777","SID":"129b15cf643f1e76"}}