{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>11. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2022/1622 <br>KARAR NO\t\t: 2025/571<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 12.05.2022<br>NUMARASI\t\t: 2017/1316 E. - 2022/502 K.\t <br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat <br>KARAR TARİHİ\t: 07.04.2025<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 07.04.2025<br><br>\tİzmir 5.Asliye Ticaret Mahkemesinin 12.05.2022 tarih 2017/1316 E. - 2022/502 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.<br>\tGEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :<br>\tDAVA :Davacı vekili, dava dışı sürücü ... idaresindeki davalı ... nezdinde Z.M.MS poliçesiyle sigortalı ... plakalı araç ile 22.10.2016 günü sürücü ... idaresindeki ... plakalı araca arkadan asli kusurlu  çarparak müvekkili ...  ile diğer yolcuların yaralanmalarına sebep olduğunu, 9 Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinden alınan %22.2 oranında maluliyet raporuna göre davalı ... şirketine yapılan başvuru üzerine 17.10.2017 tarihinde 67.481,49 TL ödeme yapıldığını, ancak yapılan bu ödemenin müvekkilinin gerçek zararını karşılamadığından makbuz hükmünde sayılması gerektiğini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 500 TL sürekli iş gücü kaybı ve 500 TL geçici iş gücü kaybının temerrüt tarihinden itibaren işleyecek temerrüt faiziyle birlikte tahsilini istemiştir.<br>\tDavacı vekili  11/04/2022 tarihli ıslah dilekçesiyle geçici iş görmezlik talebini 26.087,82 TL'ye, sürekli iş göremezlik talebini ise 216.530,69 TL'ye yükseltmiştir.<br>\tCEVAP : Davalı vekili, ... plakalı aracın müvekkili şirket nezdinde  ZMMS poliçesiyle sigortalı olduğunu, sigortalı araç sürücüsüne yöneltilen kusur oranının  kesin olarak belirlenmediğini, bu nedenle alınacak bilirkişi raporu ile kusur durumu net bir şekilde belirlenmesi gerektiğini, davacı ...’a maluliyeti dolayısıyla 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren Trafik Sigortası Genel Şartları uyarınca hesaplanan 67.481,49-TL tazminat 17.10.2017 tarihinde müvekkil şirket tarafından ödendiğini, yapılan  bu ödeme ile müvekkil şirket hukuki sorumluluğunu yerine getirmiş olup müvekkilinin aleyhine açılan davanın reddine karar verilmesini talep ettiği görülmüştür. <br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı ... şirketinin ... plakalı hususi  aracının ZMMS poliçesiyle kaza tarihi itibariyle ölüm, sakatlık ve sağlık giderleri halleri  bakımından  şahıs başına 310.000,00  TL limitle sigortaladığını, davacının geçici iş göremezlik ve  sürekli iş göremezlik tazminatının TRH 2010 yaşam tablosuprogresif rant yöntemi uygulanarak  hesaplandığını, bu kapsamda  denetime ve hüküm kurmaya elverişli 21.02.2022 tarihli aktüerya bilirkişi tarafından düzenlenen rapora göre, davacının 26.087,82 TL geçiçi iş göremezlik zararının ve 874.168,22 TL sürekli iş göremezlik zararının meydana geldiğini, davalı sigortanın davacıya dava açılmadan önce  17.10.2017 tarihinde 67.481,49 TL sürekli sakatlık tazminatı ödemesi yaptığı, 17.10.2017 ödeme tarihi verilerine  göre davacının gerçek zararının 317.363,72 TL olduğu, davalıya sigortalı aracın sürücüsü ...'in gerçekleşen kazada %25 oranında kusurlu olduğundan davalı sigortanın meydana  gelen zararın 79.340,93 TL'sinden sorumlu olduğu, ancak  davalı ...  şirketi tarafından davacıya yapılan 67.481,49 TL ödemenin davacının gerçek zararını karşılamadığı için güncel verilere göre sürekli iş göremezlik tazminatının Yargıtay'ın yerleşen uygulamaları ile benimsenen progresif rant yöntemi ve TRH 2010 yaşam tablosuna göre yeniden  hesaplandığı, yapılan hesaplamaya göre davacının sürekli iş göremezlik zararının  965.976,79 TL olduğu, davalıya sigortalı aracın  sürücüsü ...'in gerçekleşen kazada %25 oranında  kusurlu olduğundan davalı sigortanın meydana  gelen sürekli iş göremezlik  zararının 241.494,19 TL'sinden sorumlu olduğu, davalı ... şirketinin yaptığı ödemenin güncellenmiş tutarı olan 94.609,05 TL'nin mahsubu ile davacının sürekli iş göremezlik zararının 146.885,14 TL olduğu, davacının geçici iş göremezlik zararının 26.087,82 TL olduğundan %25 oranına göre 6.521,95 TL olduğu,  davacının ıslah dilekçesiyle  geçici iş göremezlik bedelini 26.087,82 TL'ye, sürekli iş göremezlik zararını  ise 216.430,69  TL'ye arttırdığı, dava açılmadan önce davalı ... şirketince 17.10.2017 tarihinde davacıya yaptığı kısmi ödeme tarihinde temerrüde düştüğü, davacının kaza esnasında aracın arka koltuğunda oturduğu ve emniyet kamerinin takılı olup olmadığının tespit edilemediği, yine davacının dava dışı ...'ın alkollü olduğunu bilerek araca bindiğine dair dosyada delil bulunmadığından müterafik kusur indirimi yapılmadığı gerekçesiyle davacının  maddi tazminat davasının kısmen kabulü ile, 146.885,14 TL sürekli  iş göremezlik bedeli ve 6.521,95 TL geçici iş göremezlik bedeli olmak üzere toplam 153.407,09 TL’nin temerrüt tarihi olan 17.10.2017 tarihinden  itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.<br>\tKarara karşı taraf vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.<br>\tİSTİNAF NEDENLERİ:Davacı vekili, kusur raporunda herhangi bir oran belirlenmediğini hakimliğin takdir yetkisini kullandığını, anca kusur durumunun neye göre %2 %75 verildiğine dair bir açıklama yapılmadığını, her iki tarafın alkollü olduğu belirtildiğine göre kusur tayinin 50/50 de olabileceğini, trafik bilirkişisinin de kusur dağılımını belirlemesi gerekiğini, kararın bu nedenle kaldırılması gerektiğini belirtmiştir. <br>\tDavalı vekili, bilirkişi raporuna esas alınan maluliyet oranının hatalı olup iş bu orana karşı itirazlarının dikkate alınmadığını, kaza sebebiyle davacıda psikolojik bir arazın (travma sonrası stres bozukluğu) mevcut olduğunun belirtildiğini, yerel mahkemece aldırılan maluliyet raporunun alanında uzman medikal şirketine incelettirildiğini, ilgili raporun usule aykırı olarak düzenlendiğinin ortaya çıktığını, davacının maluliyet oranının psikolojik bir tedavi sürecini gerektirdiğinden psikolojik araz ve kaza arasınaki illiyet bağının açıkça ortaya konması gerektiğini, yerel mahkemece davacının iş bu kaza sebebiyle psikolojisinin bozuluğunun net ve kesin olarak tespit edilerek, bu durumunun sürekilik arz edip edimediğinin tespit edilmesi gerektiğini, yine mahkemece içerisinde psikoloji alanında uzman bulunmayan adli tıp uzmanlarından aldırılan rapor ile karar verildiğini, çelişkili maluliyet oranına göre hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, maluliyet oranı ve medikal rapor alanında çelişki olması durumunda davacının en yakın üniverite hastanesine yönlendirilerek çelişkinin giderilmesi gerektiğini, taraflarınca iki ayrı medikal raporu sunulduğunu, davacı tarafından sunulan sağlık kurulu raporunun tek başına hükme elvenrişli olmadığını, davacının alkollü sürücü idaresindeki araçta bilerek yolculuk yapması nedeniyle tazminattan %20 oranında müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, TRH 2010 yaşam tablosu ve 1,8 teknik faiz oranı esas alınması gerektiğini, raporda belirtilen tazminat miktarının fahiş olduğunu belirtmiştir.<br>\tGEREKÇE :Dava, trafik kazası nedeniyle davacıda oluştuğu iddia olunan sürekli ve geçici iş görmezlik tazminatının ZMMS poliçesi kapsamında davalı ... şirketinden tahsili istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.<br>\tDairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle  sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.<br>\t2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun  91/1. 85/1. ve 85/son maddeleri ile Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarına göre trafik kazası nedeni ile davacının aracında oluşan maddi zarardan davalı ... şirketi, işleten sıfatına haiz sigortalı araç maliki ile araç sürücüsünün, sürücünün kusuru oranında sorumlu oldukları amirdir.(Yargıtay HGK'nun 15.6.2011 tarih ve 2011/17-142 E. - 2011/411 K., 17. HD'sinin 20/05/2013 tarih ve 2012/8984 E. - 2013/7276 K )<br>\tDava konusu trafik kazasına ilişkin olarak Milas 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 2019/138 E-2019/544 K sayılı dosyasında yapılan yargılama sonucunda davacının yolcu olarak bulunduğu ... plakalı araç sürücüsü ... ve  dava dışı araç sürücücüsü ... taksirle birden fazla kişinin yaralanmasına neden olmak ve trafik güvenliğini tehlikeye sokmak suçundan yargılandıkları,  iş bu dosyada aldırılan kusura ilişkin bilirkişi raporu doğrultusunda dava dışı ...'ın asli kusurlu, davalı ... şirketine ZMMS poliçesiyle sigortalı dava dışı araç sürücücüsü ... tali kusurlu kabul edildiği, söz konusu kararın 09.10.2020 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.<br>\t Somut olayda davalının sorumluluğunun belirlenebilmesi için olayın oluşumunda tarafların kusur durumun tespiti önem arz etmektedir. Bu kapsamda, dosyaya kazandırılacak bilirkişi raporunun açıklamalı, ayrıntılı, denetime elverişli, kaza tespit tutanağı ile uyumlu, belirlenen maddi olgular çerçevesinde, olayın oluş şekline uygun düşecek biçimde, taraflara kusur atfını gerektiren sebeplerin somut olarak açıklanması suretiyle tarafların kusur oranlarının herhangi bir şüpheye mahal bırakmayacak şekilde açık ve net bir şekilde yüzdesel olarak tespiti gerekmektedir.<br>\tMahkemece hükme esas alınan 29.06.2021 tarihli  trafik  bilirkişisi  tarafından  düzenlenen   rapora göre,  davalı ... şirketine sigortalı araç  sürücüsü ...'in %25, dava dışı araç sürücüsü ...'ın ise %75 oranında  kusurlu olduğu belirtilmiş ise de, anılan raporda araç sürücülerinin kusur oranlarının açık ve net bir şekilde takdir ve tayin edilmediği, mahkemece belirlenen kusur oranlarının ise hangi gerekçe ile %25 ve %75 olarak taktir edildiğinin gerekçelendirilemediği, kusur oranı taktirinin özel bilgi ve beceri gerektirdiği de dikkate alınarak, 09.10.2020 tarihinde kesinleşen Milas 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 2019/138 E-2019/544 K sayılı dosyası da getirtildikten sonra  kazaya karışan araç sürücülerinin kusur oranlarının trafik bilirkişisi tarafından herhangi bir şüpheye mahal bırakmayacak şekilde açık ve net bir biçimde yüzdesel olarak belirlenmesinden sonra davalı ... şirketinin tazminat sorumluğunun belirlenmesi gerekirken bunun yapılmamış olmasında isabet bulunmadığı, bu yönüyle davacı vekilinin istinaf itirazının haklı ve yerinde olduğu değerlendirilmiştir.   <br>\tHaksız fiil sonucu çalışma gücünde kayıp olduğu iddiası yönünden, zararın kapsamının tespiti açısından maluliyetin varlığı ve oranının doğru bir şekilde belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşlarının çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden kaza tarihi 11/10/2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01/09/2013 tarihinden sonra Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01/06/2015 tarihi ile 20/02/2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmeliği, 20/02/2019 tarihinden sonra da Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirilmesi Hakkındaki Yönetmeliğe uygun olarak düzenlenmesi gerekir.(Yargıtay 4.HD'nin 29.06.2022 tarih ve 2022/1706- 2022/9633).<br>\tSomut olayda, kazadan önce  9 Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Adli Tıp Kurumundan alınan 16.08.2017 tarihli raporda (11/10/2008-01/09/2013 tarihleri arasında) Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğine göre davacının maluliyet oranı %22.2 oranında belirlenmiş ise de, kaza tarihi olan 22.10.2016 tarihine göre uygulanması gereken yönetmelik (01/06/2015 tarihi ile 20/02/2019 tarihleri arasında) Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik olup, bu tespitin yanlış yönetmeliğe göre yapıldığı ve bu tespitte davacının psikolojik arazı konusunda herhangi bir inceleme ve değerlendirme yapılmadığı, diğer taraftan mahkemece hükme ve tazminat hesabına esas alınan  Ege Üniversitesinden alınan 16.11.2021 tarihli maluliyet raporunun ise kaza tarihi itibarıyla uygulanması gereken Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik doğrultusunda düzenlendiği ve maluliyet oranının %38.4 olarak hesaplandığı anlaşılmakta ise de, davacı hakkında Ege Üniversitesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları polikliniğindeki 6 aylık psikolojik kontrolü neticesinde düzenlenen 28.08.2020 tarihli Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanlığının raporu dikkate alınarak düzenlendiği, söz konusu heyet raporunda davacıda 22/10/2016 tarihinde meydana gelen trafik kazasına bağlı \"travma sonrası stres bozukluğu\" tanısının bulunuduğu, yeterli doz ve süre tedavisiyle şikayetlerinin kısmen düzeldiği, kalıcı ruhsal bozukluğun oluştuğu, tedaviyle çalışma olanağının olduğunun belirtildiği, bu şekilde davacının maluliyet oranının tespitine ilişkin yukarıda değinilen Ege Üniversitesinden alınan 16.11.2021 tarihli maluliyet raporunda  maluliyete esas teşkil eden travma sonrası stres bozukluğunun tedavi ile iyileşip iyileşmeyeceği, belirlenen oranın davacının bakiye ömrü boyunca devam edip etmeyeceği ve kaza ile maluliyet arasındaki illiyet bağına ilişkin ayrıntılara yer verilmediğinin anlaşılması karşısında, söz konusu raporun maluliyet oranı tespitine elverişli olmadığından, maluliyetin belirlenmesi konusunda yapılan araştırma yetersizdir. (Yargıtay 4. HD'nin 06.11.2014 tarih ve  2022/10773 E. - 2024/10556 K., 07.11.2014 tarih ve  2022/12278 E. - 2024/10662 K.) Bu yönüyle davalı vekilinin istinaf itirazlarının yerinde olduğu değerlendirilmiştir.<br>\tAçıklanan tüm bu hukuki ve maddi vakıalar karşısında; ilk derece mahkemesi tarafından Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik  hükümlerine göre, davacının mevcut yaralanması nedeni ile iş göremezlik oranının tespiti konusunda  maluliyete esas teşkil eden travma sonrası stres bozukluğunun tedavi ile iyileşip iyileşmeyeceği, belirlenen oranın davacının bakiye ömrü boyunca devam edip etmeyeceği ve kaza ile maluliyet arasındaki illiyet bağı bulunup bulunmadığını gösterir şekilde Adli Tıp Kurumu veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp ADB Başkanlığı'ndan içerisindeki psikiyatrik değerlendirmeleri yapacak uzman doktorun yer aldığı kurul halinde düzenlenecek açıklamalı, ayrıntılı, denetime elverişli maluliyet raporu dosyaya kazandırılmasını müteakip, dosyanın aktüerya hesap bilirkişine yeniden tevdi ile yaralanan kişinin aylık geliri, maluliyet raporu, rücuya tabi ödemeler ve tarafların kazanılmış hakları dikkate alınarak TRH 2010 yaşam tablosu ve ( progresiv rant usulü ) % 10 artırm % 10 iskonto edilmesi yöntemi esaslınmak suretiyle davacının hak kazanacağı tazminatı gösterir açıklamalı, ayrıntılı, denetime elverişli bilirkişi raporu alınarak varsa rapora yönelik itirazlar da giderilip oluşacak sonuca göre, usulü kazanılmış haklar gözetilerek infazda tereddüte neden olmayacak şekilde davalı ... şirketini sorumlu olduğu poliçe limiti açıkça belirtilerek tazminat talebi hakkında karar verilmesi, gerekirken, eksik araştırma ve incelemeyle yazılı biçimde karar verilmesi doğru görülmemiştir. Bu itibarla taraf vekillerinin istinaf itirazlarının açıklanan nedenler yönünden kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının HMK'nun 353/1-a.6 maddesi gereğince kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir.  <br>\tHÜKÜM :Yukarıda açıklanan nedenenlerle;<br>\t1-Taraf vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca  ESASA İLİŞKİN SEBEPLER İNCELENMEKSİZİN KABULÜNE,\t<br>\t2-İzmir 5.Asliye Ticaret Mahkemesinin 12.05.2022 tarih 2017/1316 E. - 2022/502 K.   sayılı kararının KALDIRILMASINA,<br>\t3-Dairemizin kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın mahal mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,<br>\t4-İstinaf yoluna başvuranlar tarafından yatırılan istinaf karar harçlarının istek halinde kendilerine iadesine,<br>\tDosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi gereğince kesin olmak üzere 07.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"66dff4072970270b","SID":"b2e5dc511510142c"}}