{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>11. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2022/1549 <br>KARAR NO\t\t: 2025/582<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 26/05/2022<br>NUMARASI\t\t: 2020/92 Esas - 2022/507 Karar<br>DAVANIN KONUSU\t: Alacak<br>KARAR TARİHİ \t: 10/04/2025 <br>KARAR YAZIM TARİHİ \t: 10/04/2025 <br>                     <br>\tTaraflar arasındaki davadan dolayı  İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 26.05.2022 gün 2020/92 E. 2022/507 K. sayılı hükmün istinaf yoluyla Dairemizce incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.<br>\tGEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :<br>\tDAVA \t: Davacı vekili, davalı ... Ltd. Şti. ile birlikte kamu ihalelerine girmek ve ihale kazanıldığında masraflara yarı yarıya katlanmak, işi yarı yarıya paylaşmak konusunda şifahen anlaşma yaptıklarını; İş ortaklığının üzerinde kalan ihaleler sonucunda, ... (İhale Kayıt No: 2018/1 78969), ... (İhale Kayıt No: 2018/14565) ve ... (İhale Kayıt No: 2018/399665) ihalelerin ortaklık uhdesinde kaldığını, ilgili idarelerle sözleşmeler akdedildiğini, kazanılan ihaleler kapsamında, ... Hastanesi için 20.06.2019 tarihinde, ... Hastanesi için 27.06.2019 tarihinde, ... için ise 17.12.2018 tarihinde müvekkili ve davalı arasında iş ortaklığı sözleşmeleri imzalandığını, Kamu İhale Kanunu'nun 14. maddesi gereğince tarafların Adi Ortaklık Sözleşmelerini yalnızca idareye yönelik olarak ve kanunda belirtilen hususu yerine getirmek için hazırlayıp imzaladıklarını, adi ortaklık sözleşmelerindeki ortaklık oranlarının masraflara katılma ve kârın paylaşılması konusunda bir gösterge olmadığını, bu nedenle kamu ihale mevzuatı çerçevesinde bir zorunluluk olarak akdedilen ve yalnızca idarelere yönelik hazırlanan bu sözleşmelerden farklı olarak, iş ortaklığının iç işleyişini tanzim etmek amacıyla taraflar arasında 17.12.2018 tarihli iş ortaklığı sözleşmesi akdettiklerini ve bu sözleşmede yapılan işlerden elde edilen gelirin yarı yarıya paylaşılmasını hüküm altına aldıklarını; müvekkilinin idarelerle akdedilen sözleşmeler kapsamında masrafların yarısına kendisinin katlandığını; ilk yedi ay boyunca hakediş ödemelerinin sözleşme kapsamında pilot ortak olarak belirlenen davalı ortağa yapıldığını, davalı ortağın hakediş ödemelerinin yarısını müvekkiline göndererek hakedişleri yarı yarıya paylaştıklarını; ancak davalı ortağın ilk yedi ay sonrasında hakedişlerden müvekkiline düşen miktarı eksik ödemeye başladığını, müvekkilinin davalı ortağa ihtarname göndererek ortaklığın iç işleyişini düzenleyen sözleşmeye uygun davranmasını, işlerin yarı yarıya paylaşılmasını ve hakediş ödemelerinin iş ortaklığı hesabına temin edilmesini ihtar ettiğini, davalı ortağın müvekkilinin ısrarla konuyu takip etmesi nedeniyle iş ortaklığı adına davalı ... Bankası Bornova Şubesinde hesap açtığını, ancak burada kötü niyetli davranarak, son hazırlanan %50 oranında ortaklığın öngörüldüğü iş ortaklığı sözleşmesini kullanmak yerine ... ihalesi için ihale mevzuatı kapsamında hazırlanan ve davalı ortağın %90 oranında ortak göründüğü iş ortaklığı sözleşmesini kullandığını, davalı ortağın hakediş ödemelerinin önemli bir bölümünü iş ortaklığı adına açılan hesap yerine kendi şahsi hesabına yatırılmasını sağladığını, davalı ortağın müvekkilinin payına düşen kısmı ödememesi ve ortaklığın mali durumu hakkında bilgi vermemesi üzerine müvekkilinin TBK m. 629/2 uyarınca davalı ortağın yönetim ve temsil yetkisinin kaldırıldığını, davalı ... Bankasına 04.01.2019 tarihli ihtarname ile bildirdiğini; davalı bankanın önce davalı ortağın münferiden işlem yapma yetkisini kaldırdığını, ancak herhangi bir yasal merci kararı olmadığı hâlde davalı ortağın itirazını kabul ederek 06.05.2019 tarihinde işlem yapma yetkisini geri verdiğini; davalı bankanın davalı ortağın kendi borcu nedeniyle iş ortaklığı hesabından ödemeler yaptığını; bu arada davalı ortağın yönetim ve temsil yetkisinin haksız yere kaldırıldığı iddiasıyla İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/223 E. Sayılı dosyasında dava açtığını, bu davada mahkemenin iş ortaklığı hesabının %50 oranında kullanılması yönünde ihtiyati tedbir kararı verdiğini, davanın halen derdest olduğunu; davalının buna rağmen hukuka aykırı iş ve eylemlere devam ettiğini, davalı bankanın yapılan itirazlar neticesinde iş ortaklığı hesabını kapattığını ve iş ortaklığı ile çalışmama kararı aldığını, davalı bankanın müvekkiline bilgi vermeksizin davalı ortağa münferiden işlem yapma yetkisi tanımasının ve davalı bankanın yetkisiz davalı ortağa işlem yaptırmasının, müşterek hesaptan davalı ortağa ait borçlar için ödeme yapmasının hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin davalıların iş ve işlemleri neticesinde zarara uğradığını, maddi ve manevi olarak sıkıntı yaşadığını iddia ederek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davalı ... Bankası İzmir/Bornova şubesinde adi ortaklık adına açılmış TR ... IBAN nolu hesaptan haksız ve hukuksuz yere ödenen bedellerin şimdilik 10.000,00 TL'sinin iş ortaklığına ödenmesine, 10.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. <br>\tDavacı vekili 30.03.2022 tarihli ıslah dilekçesi ile maddi tazminat davası yönünden talebini 280.559,20 TL'ye yükseltmiştir.  <br>\tCEVAP\t: Davalı ... Bankası A.Ş. vekili, hesap açılırken bankaya 17.12.2018 tarihli sözleşmenin ibraz edildiğini, bu sözleşmede davacının %10, diğer davalının %90 oranında ortaklığının bulunduğunu, müşterek amaç unsuru eksik olduğundan adi ortaklık sözleşmesinin geçersiz olduğunu, davacının dava açmakta hukuki yararının bulunmadığını; müvekkili banka aleyhine dava açılabilmesi için tüm ortakların zorunlu dava arkadaşı olarak davacı konumunda bulunması gerektiğini; davacının diğer ortağa yapılan ödemelerle ilgili herhangi bir davaya veya takibe girişmediğini, müvekkili banka tarafından ödemeler yapılırken ortaklık payının gözetildiğini, müvekkili bankanın kendisine sunulmayan sözleşmelerden dolayı sorumlu tutulamayacağını; davacının kendisine ait farklı firmalar üzerinden ortaklığa haciz uygulatarak hesaptaki paralardan ödeme yapılmasını sağladığını, diğer davalı ortağın da kendi aleyhine yapılan bu icra takiplerine sessiz kaldığını, buna rağmen ticari ilişkilerine devam eden tarafların kötüniyetli olduklarını; davacı ve diğer davalı ortağın 01.08.2019 tarihli ibraname ile dava konusu hesap üzerine mutabakat yaptıklarını ve birbirlerini ibra ettiklerini, ödemelerin bir kısmının bu mutabakat çerçevesinde gerçekleştiğini, tarafların ibralaştıkları aynı hususta müvekkili bankaya dava ikame etmelerinin kötüniyetli olduğunu; diğer davulı tarafından davacı aleyhine ortaklıktaki temsil yetkisinin kaldırılmasının yerinde olup olmadığının tespitine yönelik bir dava ikame edildiğini, bu dosyada davalının zorunlu ödemelerini yapmasına yönelik olarak ortaklık hesabında %50 oranında münferiden işlem yapmasına izin verildiğini; temsil yetkisi kaldırılmış dahi olsa diğer davalının dava konusu hesap üzerinde %90 hissede münferiden söz hakkı olduğunu ve kendi payı üzerinde tasarrufta bulunabileceğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tDavalı ... Şti. tarafından cevap dilekçesi sunulmamıştır.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece;  davacı ... ile davalı ... Şti. arasında geçerli bir adi ortaklık sözleşmesi bulunduğu, adi ortaklığı oluşturan ortaklardan birinin davacı, diğerinin ise davalı konumda yer aldığı, davacının aktif husumet ehliyetinin mevcut olduğu; davalı ortağın ortaklığı temsil yetkisinin davacı ortak tarafından kaldırılması ve bu hususun davalı bankaya bildirilmesi karşısında, davalı ortağın davalı banka ile yaptığı işlemlerin yetkisiz temsil kapsamında değerlendirilmesi gerektiği; yetkisiz ortağa yapılan ödemelerden davalı bankanın da sorumlu olduğu, temsil yetkisinin kaldırılmasının haklı sebebe dayanıp dayanmadığı hususunun ise davacı ortak ile davalı ortak arasındaki iç ilişkiyi ilgilendirdiği; Adi ortaklığa ait dava konusu hesap hareketleri, davalı ortağın temsil yetkisinin kaldırılması, İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 27.05.2019 tarihli ihtiyati tedbir kararı, davacı ve davalı ortaklar arasında yapılan 01.08.2019 tarihli ibraname ve icra daireleri ile SGK'nın haciz işlemleri kapsamında yapılan değerlendirme sonucunda 01.08.2019 tarihinden sonra yapılan ödemelerin hukuka uygun olmadığı, davalı bankanın bu ödemelerden dolayı sorumlu olduğu gerekçesiyle maddi tazminat davasının kabulüne, 10.000,00 TL'lik miktarın dava tarihinden itibaren, 270.559,20 TL'nin ise ıslah harcının yatırıldığı tarihten itibaren avans faizi ile birlikte davalı banka tarafından iş ortaklığı hesabına iadesine, manevi tazminat davasının reddine karar verilmiştir.<br>\tKarara karşı davalı ... Bankası A.Ş. vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.<br>\tİSTİNAF NEDENLERİ : Davalı ... Bankası A.Ş. vekili, adi ortaklığa ilişkin hükümlerin TBK'nın 620. ve devamı maddelerinde yer aldığını, müvekkili banka nezdinde dava konusu hesap açılırken, müvekkili bankaya İzmir 17. Noterliğinin 17.12.2018 tarih ve 15303 yevmiye no.lu sözleşmesinin ibraz edildiğini, buna göre ortaklık hesabına gelen meblağların sadece %10'luk kısmının davacıya ait olacağını, dosyada aldırılan son bilirkişi raporu ve buna dayanarak verilen mahkeme kararında müvekkili bankanın bilgisi dahilinde olmayan ortaklık sözleşmelerinin kar dağılımına esas alındığını, şirket sözleşmesinde amaç olarak belirlenen hedefin, tüm ortaklar açısından müşterek olması gerektiğini, kanunda belirtilen kazanç paylaşma amacına aykırı olarak, bir ortağa katılım payına nazaran çok az bir kazanç, diğer ortak lehine verilirse burada aslan payı ortaklığın söz konusu olacağını, ancak, aslan payı ortaklık müşterek amaç unsurunda sakatlık oluşturduğu için adi ortaklık sözleşmesini de geçersiz hale getireceğini (Poroy/Tekinalp/Çamoğlu, s. 25; Pulaşlı, s. 18) taraflar arasındaki adi ortaklığın aslında geçersiz ve hukuki temelden yoksun olduğunu, zorunlu dava arkadaşlığı nedeniyle taraf teşkilinin sağlanmadığını, zarar unsuru oluşmadığından davacı yanın işbu davayı açmakta hukuki yararının bulunmadığını, davalı ortağa yönelik olarak yapılan ödemelerle ilgili herhangi bir dava açılmadığını, icra takibi başlatılmadığını, tarafların onlarca kez kamu ihalelerine girdiğini, anlaşılan her ihale için farklı kâr oranları ile kendi aralarında sözleşmeler imzaladıklarını, bu durumun müvekkili banka açısından hiçbir bağlayıcılığının bulunmadığını, müvekkili bankaya sunulmayan ve müvekkili bankanın tarafı ve bilgisinin olmadığı hiçbir sözleşme için sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını, davacı ve diğer davalı ortağın kötü niyetli olduğunu, davacının birden çok defa kendisine ait farklı firmalar üzerinden, dava konusu ortaklığa icra hacizleri gönderdiğini, hesaptaki paralardan ödeme yapılmasını sağladığını, müvekkili bankanın bu icra takiplerinin tarafı olmadığı için, icra emirlerini yerine getirmek zorunda kaldığını, diğer davalı ortağın kendi aleyhine yapılmış olan bu icra takibine itiraz etmediğini, sessiz kaldığını, müvekkili banka ile diğer davalı yan arasında imzalanan hesap sözleşmesinin tarihinin 03.01.2019 olduğunu, davacı tarafından müvekkili bankaya gönderilen ilk ihbarnamenin 04.01.2019 tarihli olduğunu, hesabın açılmasının üzerinden daha 1 gün dahi geçmeden ihbarname düzenlendiğini, ortakların fikir birliği içerisinde kanuna karşı hileli hareketler ile menfaat elde etmeye çalıştıklarını; diğer davalı ortak tarafından davacı aleyhine İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/223 E sayılı dosyasında ortaklıktaki temsil yetkisinin kaldırılmasının yerinde olup olmadığının tespitine yönelik 05.02.2019 tarihinde dava açıldığını, dosya yargılaması devam ederken adi ortaklık taraflarının 01.08.2019 tarihinde mahkemeye ibraname başlıklı belge ibraz ettiklerini, bu ibranamede \"tarafların ... Bankası Bornova Şubesindeki hesaplar üzerinde mutabakat gerçekleştirdikleri ve ...’ın diğer ortak ... Şti'den 575.000,00-TL alacaklı olduğu, ödemelerin de 268.418,00 TL'sinin Mersin 2. İcra Müdürlüğünün 2019/4292 E. sayılı dosyasından davalı tarafından çekilmesine muvafakat edildiği, 206.500,99 TL'sinin ... hesabına, 100.000,00 TL'sinin de ... hesabına gönderilmek suretiyle ödeneceği ve tarafların birbirinden alacağının kalmayacağı ile gayri kabili rücu ibra ettiklerini\" kararlaştırdıklarını, davacı ve diğer davalının kendi aralarında yaptıkları ibraname ve hesap mutabakatını fiiliyatta gerçekleştirdiklerini, tarafların ibralaştığı hususta tekrardan, müvekkili bankaya karşı dava ikame etmelerinin hukuken temelsiz olduğunu ve adi ortaklığı oluşturan tarafların kötü niyetini gösterdiğini, diğer davalı ortağın müvekkili banka nezdinde açılan hesap üzerinde %90 hissede münferiden söz hakkının bulunduğunu, mahkeme kararında yer alan ve davacının müvekkili bankaya gönderdiği ihbarnamede davalı ortağın ancak %10’luk kısım üzerindeki tasarruf yetkisinin kaldırılmış olabileceğini,  hesaba gelen paralar üzerinde %90 oranında diğer davalı ortağın tasarrufta bulunabilmesinin hukuken engelinin bulunmadığını, somut olaya vekaletsiz işgörmeye ilişkin hükümlerinin uygulanması gerektiğini; Adi Ortaklık ortakları arasında görülmekte olan İzmir 6. ATM 2019/223 E. sayılı dosyasından verilen 27.05.2019 tarihli tedbir kararında, müvekkili banka uhdesindeki hesapta bulunan meblağların %50'si üzerinde işlem yapma yetkisinin davalı ortak ... Şti.'ne verildiğini, 28.05.2019 – 29.08.2019 tarihleri arasında yapılan ödemelerin mahkeme tedbir kararının yerine getirilmesi amacıyla yapıldığından hukuka uygun olduğunu, müvekkili banka tarafından yapılan sonraki tarihli ödemelerin de bu tedbir kararı kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini, hacizler nedeniyle yapılan ödemelere ilişkin hesap ve dekontlar incelendiğinde toplam 138.125,22 TL adi ortaklığın SGK borcu için gelen haciz yazılarına istinaden ödendiğini, 02.10.2019 tarihli\t280.559,20 TL ödemenin işlem açıklamasında ise “SGK 286230101112138503531 - 09000 haciz yazısı” bulunduğunu, bu sicil numarasının ise davalı ortak ... Şti'ne ait olduğunu, bu tarihteki hesap hareketleri incelendiğinde hesap bakiyesinin 311.732,45 TL ve bu tutarın %90'lık kısmına denk gelen miktarın da 280.559,20 TL olduğunu, yani yapılmış olan bu ödemenin ortakların, 17.12.2018 tarihli Adi Ortaklık Sözleşmesinde belirtilen hisse ve kar dağılım oranlarına uygun olarak gerçekleştirildiğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte dava konusu hesaba gelen SGK haciz yazıları nedeniyle, diğer davalı ortak ... Şti. tarafından ortak hesaba 20.09.2019 tarihinde SGK haciz açıklamasıyla 86.876,98 TL para yatırıldığını, yatırılan bu paranın, 02.10.2019 tarihli SGK ödemesinde ayrıca dikkate alınması gerekirken mahkemece verilen kararda bu hususun dikkate alınmadığını, dolayısıyla 280.559,20 TL – 86.876,98 TL = 193.682,22 TL'lik bir tutarın davalı ortağın SGK borcu için ödendiğini, mahkeme kararının gerekçesiz olduğunu, mahkemenin kararına gerekçe yaptığı açıklamaları ile kabule karar verdiği miktarların uyuşmadığını, gerekçeli kararın açıklamalar kısmının son paragrafında belirtmiş olduğu excel tablosunda 445.027,94 TL'lik bir rakama ulaşıldığını, ancak hüküm fıkrasının (2a) bendinde toplam 280.559,20 TL'lik davacı talebinin kabulüne karar verildiğini istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir.<br> \tGEREKÇE\t: Dava, davacı ile davalı ... Ltd. Şti. arasında kurulan adi ortaklık ilişkisi kapsamında davalı banka tarafından davalı ortağa münferiden işlem yapma yetkisi tanındığı, müşterek hesaptan davalı ortağa ait borçlar için ödeme yapıldığı, bu şekilde davacının zarara uğratıldığı iddiasına dayalı olarak maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle maddi tazminat davasının kabulüne, manevi tazminat davasının reddine karar verilmiştir.<br>\tDairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle  sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.<br>\tDavacı tarafça, adi ortaklığın tarafı olan davalı ... Ltd. Şti.'nin adi ortaklığın temsil ve idare yetkisine sahip olduğu, adi ortaklığa ait hakediş ödemelerinden davacının payına düşen kısmı ödemediği, iş ortaklığının mali durumu konusunda davacıyı bilgilendirmediği, TBK'nın 629/2. maddesi uyarınca davacının davalı ortağın yönetim yetkisini kaldırdığı, davalı bankaya ihtarname gönderilmesi üzerine öncelikle davalı ortağın münferiden işlem yapma yetkisini kaldırdığı, ancak daha sonra bu yetkiyi tekrar verdiği, davalı banka tarafından adi ortaklık hesabından davalı ortağa ait şahsi borçların ödendiği iddia olunarak, davalı banka tarafından adi ortaklık adına açılan hesaptan haksız ve hukuksuz yere ödenen bedellerin şimdilik 10.000,00 TL'sinin adi ortaklığa ödenmesine, ayrıca 10.000,00 TL manevi tazminatın tahsiline karar verilmesi talebiyle eldeki dava açılmış, ıslah dilekçesi ile maddi tazminat talebi 280.559,20 TL'ye yükseltilmiştir.  <br>\tHMK'nın 297/2. maddesinde \"Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.\" şeklinde hüküm bulunmaktadır. İlk derece mahkemesince maddi tazminat davası yönünden davalı  ... Ltd. Şti. hakkında olumlu ya da olumsuz bir hüküm kurulmaması hatalı olmuştur. <br>\tMahkemenin kabulüne göre de, adi ortaklık sözleşmesi, iki yada daha fazla kişinin emeklerini ve mallarını ortak bir amaca erişmek üzere birleştirmeyi üstlendikleri sözleşmedir. (TBK. 620/1 md.)<br>\tAdi ortaklık ilişkisi, TBK'nun 639. maddesinde sayılan sona erme sebeplerinden birinin gerçekleşmesi ile sona erer. Bu şekilde ortaklığın sona ermesinin başlıca iki sonucu ortaya çıkar. Bunlardan ilki, yöneticilerin görevlerinin sona ermesi, diğeri de ortaklığın tasfiyesidir. Tasfiye, ortaklığın bütün malvarlığının belirlenip, ortakların birbirleri ile alacak verecek ve ortaklıktan doğan tüm ilişkilerinin kesilmesi yoluyla ortaklığın sonlandırılması, malların paylaşılması ya da satış yoluyla elden çıkarılmasıdır. Diğer bir anlatımla tasfiye memuru tarafından yapılacak bir arıtma işlemi olup; hesap ve işlemlerin incelenip, bir bilanço düzenlenerek, ortaklığın aktif ve pasifi arasındaki farkı ortaya koymaktır. <br>\tDava konusu olan hak, birden fazla kişi arasında ortak olup da bu hukuki ilişki hakkında mahkemece bütün ilgililer için aynı şekilde ve tek bir karar verilmesi gereken hallerde dava arkadaşlığı maddi bakımdan mecburidir. Diğer bir ifadeyle bir hakkın birden fazla kişi tarafından birlikte kullanılmasının (veya birden fazla kişiye karşı kullanılmasının) zorunlu olduğu hallerde, bu hak dava konusu edildiği zaman o hakla ilgili birden fazla kişi zorunlu dava arkadaşı durumundadır. Dava arkadaşlığının hangi hallerde mecburi olduğu maddi hukuka (TMK, TBK, TTK) göre belirlenir. Zorunlu dava arkadaşlığında; dava arkadaşları arasındaki ilişki çok sıkı olduğundan, davada birlikte hareket etmek durumundadırlar. Mahkeme ise, dava sonunda zorunlu dava arkadaşlarının hepsi hakkında aynı ve tek bir karar verir. Maddi hukukla belirlenen zorunlu dava arkadaşlığının söz konusu olduğu durumlar arasında adi ortaklık bulunmaktadır. Zorunlu dava arkadaşlığında dava konusu olan hak tektir ve dava arkadaşı sayısı kadar müddeabih yoktur.<br>\tBu kapsamda adi ortaklığın tüzel kişiliği olmadığından, adi ortaklığa karşı açılan dava, diğer ortakların tümüne karşı yöneltilmiş demektir. Başka bir anlatımla, aktif ve pasif taraf ehliyeti tüm ortaklara aittir. Bu açıdan ortaklar arasında mecburi dava arkadaşlığı vardır. Adi ortaklık adına üçüncü kişiler aleyhine açılacak davaların da bütün ortaklar tarafından açılması gerekir. (Yargıtay 3. HD 12.04.2017 tarihli 2015/18191 E. 2017/5103 K. sayılı ilamı)<br>\tSomut olayda, ilk derece mahkemesince, öncelikle davacı tarafa her bir davalı yönünden dayandığı hukuki sebeplerin açıklattırılması, davalı banka hakkında haksız fiil hükümlerine dayanılarak açılan dava yönünden az yukarıda açıklandığı üzere adi ortaklığı temsilen ortakların zorunlu dava arkadaşı olarak birlikte dava açmaları gerektiği gözetilerek, davacının tek başına aktif dava ehliyetinin bulunmadığı değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi; Davalı .... Ltd. Şti.'ne karşı açılan dava yönünden ise, adi ortaklığın tarafları arasındaki adi ortaklığın fiilen son bulup bulmadığının tespit edilmesi, adi ortaklığın son bulduğu kanaatine varılır ise, bu aşamadan sonra tüm alacakların talep edilmesinin aynı zamanda ortaklığın feshini ve tasfiyesini kapsadığının düşünülmesi, uyuşmazlığın 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 620 ve devamı maddelerinde düzenlenen adi ortaklık ve adi ortaklığın tasfiyesine ilişkin 642. vd. maddelerindeki tasfiye hükümlerini esas alınarak tasfiyeye karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde adi ortaklığın bir ortağı tarafından diğer ortak ve banka aleyhine açılan davada sadece davalı banka hakkında ve adi ortaklık yararına tahsil hükmü kurulması isabetli bulunmamıştır. <br>\tBu durumda ilk derece mahkemesince verilen kararda aktif husumet ehliyeti yönünden dava şartlarına aykırılık bulunması ve uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması nedeniyle istinaf istemine konu karara yönelik denetim yapılması mümkün değildir. O halde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-4 ve 353/1-a-6 maddeleri uyarınca istinaf başvurusunun esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesi gerekmiştir. <br>\tHÜKÜM- Yukarıda açıklanan nedenlerle ;<br>\t1-Davalı ... Bankası A.Ş. vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-a-4 ve 353/1-a-6 maddeleri gereğince İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 26.05.2022 tarih 2020/92 E. 2022/507 K. sayılı kararının RESEN KALDIRILMASINA,<br>\t2-Dosyanın Dairemizin kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmesi için mahal mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, <br>\t3-İstinaf yoluna başvuran tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde istinaf yoluna başvurana iadesine,<br>\tDosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 ve 353/1-a-4 maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.10/04/2025<br>\t\t\t\t</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"4bad45bb2b89bbb2","SID":"0dd39b531ea8c971"}}