{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/1465 <br>KARAR NO: 2025/278<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 14/06/2021<br>NUMARASI: 2020/653 Esas -  2021/634 Karar<br>DAVA: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 06/03/2025<br>Taraflar arasındaki Menfi Tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin  davalı ile kardeş olduğunu, uzun yıllardan beri ortak oldukları ... tekstil adlı firmanın ortakları olduğunu,  tekstil sektörün de seccade ve halı imalatı yapan bu şirkette taraflar yarı oranında hisse ile ortak olduklarını,  davalı ... yaşadığı rahatsızlık sonrası artık çalışamayacağını beyan ederek şirketten ayrılmak istediğini beyan ederek müvekkili ile karşılıklı şahitler huzurunda protokol imzaladığını ve yapılan bu anlaşmada kendi üzerine düşen yükümlülüklerini yerine getirmediğini, müvekkili tarafından teminat olarak sözleşmede adı geçen kambiyo senetlerini icra takibine koyarak müvekkili mali açıdan zarara uğrattığını, hakkı olmayan bu parayı tahsil etmeye çalışmakta olduğunu, müvekkili ile 01.11.2015 yılında yapılan protokol gereği fabrikada bulunan makinaların yarı oranında hissesi olan ...a bu makinalardan kalan payına karşılık 14.500,00 TL miktarlı 15.01.2016-15.08.2018 tarihleri arasında aylık sıralı şekilde 24 adetten oluşan muammen bedeli 348.000,00 TL olan senetler verildiğini ve anlaşma metninde geçen bu senetlerin karşılığında ise ... şirketteki hisselerini ...a devredecek ve şirketin ödenmekte olan kredisinin kalan taksitlerinin yarısını ödeyeceğini, müvekkilinin  anlaşma gereği senetlerin ilk ikisini ödediğini, fakat aradan geçen sürede davalı sözleşmede yer alan yükümlülüklerini yerine getirmekten kaçındığını, eşinin tedavisini bahane ederek kaçındığını,  haksız hukuksuz yere yapılan icra takipleri ile müvekkili banka ve taşınmaz malvarlığına haciz konulduğunu ve satış işlemlerine başlandığını, şifahen yapmayacağım diyerek müvkkilini oyaladıktan sonra taşınmazların satış işlemlerini başlattığını  ve satış aşamasına getirdiğini, temelden yoksun bu alacak müvekkili tarafından haksız yere cebri icra ile tahsil edilmekte olduğunu, Kırklareli ili, Vize ilçesi, Topçular köyünde bulunan taşınmaz cebren satıldığını ve parası davalıca alındığını, bu nedenlerle hakkında başlatılan haksız icra takiplerinin tedbiren durdurulmasına yada mümkün değil ise satış paralarının alacaklıya ödenmemesine dair tedbir kararı verilerek sözleşmeye uymayan davalının teminat olarak verilen senetlerden dolayı müvekkilinden herhangi bir alacağının olmadığına verilen senetlerin sözleşmede yer alan teminat senetleri olarak verildiğinin tespiti ile yargılama giderleri ve avukatlık ücretlerinin karşı taraf aleyhine hükmedilerek karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Dava konusu taleplerin zaman aşımına uğradığını, takip dayanağı bonoların teminat senedi olduğu yönündeki davacı iddialarının tümden gerçek dışı olduğunu, müvekkilinin protokol konusu yükümlülüklerini yerine getirmediği iddiasının da diğer tüm iddialar gibi gerçek dışı olduğunu, açılan davanın haksız ve mesnetsiz olduğunu, davanın kötü niyetli olduğunu,  bu nedenlerle davanın reddine, davacının %20'den aşağı olmamak kaydıyla tazminata mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \"...davalı tarafından, taraflar arasındaki protokole göre davacının edimlerini yerine getirmesi için davacıya İstanbul ... Noterliği'nden 25.08.2017 tarihinde ihtarname çekilmiş, söz konusu ihtarnamede davalı kendi adına kayıtlı olan hisseleri devre hazır olduğunu beyan etmiş davacının üzerine düşen yükümlülüğünü yerine getirmesini istemiş ve bu haliyle protokolden kaynaklı davacıyı alacaklı temerrüdüne düşürdüğü anlaşılmıştır. Bunun haricinde davacının uyuşmazlık konusu senetlerden ilk ikisinin bedelini ödediği konusunda da bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Gelinen aşamada davacının, davalının protokolden kaynaklı davalının yükümlülüklerini yerine getirmediği, uyuşmazlık konusu senetlerin bedelsiz kaldığı iddiasının yerinde olmadığı gibi teminat senedi olduğu iddiasının da ispatlanamadığı anlaşılmış ayrıca davaya konu senetlerle alakalı davacı talebi üzerine verilen ihtiyati tedbir kararının uygulanmış olması ve davanın haksız olduğunun anlaşılmış olması nedeniyle davalı lehine tazminat takdir edilmesine ...\" karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece verilen kararın bir çok yönüyle usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalının 2015 yılında devir etmesi gereken hisselere ilişkin 2017 yılında çektiği ihtarı temerrüd olarak değerlendirmenin büyük bir yanılgı olduğunu, zira yapılan protokol gereği önce davalı hisseleri devredecek ardından davacı bedeli taksitler halinde ödeyeceğini, aradan 2 yıl geçmesine rağmen zaten temerrüde düşen davalının davacıyı temerrüde düşürmesi hukuken imkansız bir durum olduğunu, ayrıca ihtara uymamış müvekkilinin hazır olduğunu tanıklar önünde beyanda bulunduğu sözleşme tanığınca ispatı mümkün iken mahkemenin bunu nazara almadığını, delil dilekçelerine dayanmalarına rağmen bunun ispatına olanak tanıyacak tanık delilini es geçerek hukuksuzluğa imza attığını, ayrıca burada davaya konu senetlerin illetten müceret olduğu varsayımının yanlış olduğunu, zira gerek protokol gerek yine tanıklar bunların hisse bedeli olarak teminat için verildiğini açıkça ortaya koyduğunu, ne için verildiği ortada olan bu senetlerin teminat senedi olup olmadığı önce hangi edimlerin kimler tarafından yerine getirileceğine ilişkin sözleşme tanıkları dinlenmeden karar verilmiş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, bu yönüyle kararın bozulması gerekmekte olup istinaf başvurularının kabulu gerektiğini,  zira tarafların kardes olması aralarında meydana gelen uyuşmazlıklarda yazılı delil dışında diğer deliller ile ispat etme imkanı tanıdığını, bu hususun mahkemece nazara alınmadığını, ayrıca davalı lehine paranın alacaklıya ödenmemesine ilişkin tedbir kararı verildiği kararda yazılsa da bu tedbir sadece müvekkilinin borç para alarak teminat külfetine katlanmasından başka bir işe yaramadığını, çünkü ilk celsede yanlış gelen bir evrak sebebi ile tedbirin kaldırıldığını ve zaten satış işlemleri dosyada devam ettiğinden yapılan satış bedelinin Büyükçekmece ... İcra müdürlüğünün ... esas dosyasından davalıya ödendiğini, açıklanan nedenlerle istinaf dilekçesi ile belirttikleri gerekçelerle, Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/653 esas ve 2021/634 sayılı kararının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasına ve yeniden yargılama yapılarak talepleri doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. <br>GEREKÇE:Dava, sözleşme kapsamında düzenlendiği iddia olunan kambiyo senetleri nedeniyle borçlu olmadığının tespiti(menfi tespit) davasıdır. İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekilince  istinaf yoluna başvurulmuştur.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, dava konusu edilen senetlerin teminat senedi olup olmadığı, senetlerin bedelsiz olup olmadığı noktasındadır.Taraflar arasında akdedilen 01.11.2015 tarihli \"... Sanayi ve Ticaret Ltd.Şti.'nin 1/2 hissesinin ...'a satışı\" başlıklı sözleşmede , davacı ve davalının, ... Sanayi Ticaret Ltd.Şti. firmasının ortaklar arasında devri ile alakalı  kesin olarak anlaşmaya vardıkları, 15.05.2016 tarihi vadeli senetle başlayarak 15.04.2018 son ödeme tarihli senet olmak üzere 24 ay vadeli 24 adet senet düzenlendiği, Topçuköy'deki arsayı satıp kalan gayrimenkuller eşit bir şekilde tapuda paylaştırılacağı,  01.11.2015 tarihinden geçerli olmak üzere 3 dükkan, 1 ev ve 01.01.2016 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere annelerinin dairesinin kiraları eşit kontrat ve imza altına alınacağı kararlaştırılmış, sözleşme altında iki şahidin imzasının bulunduğu görülmüştür. Taraflar arasında sözleşme kapsamında 01.11.2015 keşide tarihli 15.10.2016 ve 15.11.2016 vade tarihli 14.500 TL bedelli iki senedin davacı tarafça ödendiği ihtilafsızdır. Davalı tarafından davacı hakkında Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyasında her biri  14.500 TL bedelli 01.11.2015 tanzim tarihli 15.05.2016-  15.06.2016- 15.07.2016- 15.08.2016- 15.09.2016- 15.12.2016- 15.01.2017- 15.02.2017- 15.03.2017 vade tarihli 9 adet  senet hakkında Bakırköy 7.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 13.04.2017 tarih 2017/155 Değişik İş ve 2017/162 karar sayılı kararı ile verilen ihtiyati haciz kararına istinaden takip başlatılmış, yine  davalı tarafından davacı hakkında Büyükçekmece ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasında her biri  14.500 TL bedelli 01.11.2015 keşide tarihli 15.04.2017- 15.05.2017- 15.06.2017 -15.07.2017 -15.08.2017 - 15.09.2017- 15.10.2017 -15.11.2017 vade tarihli 8 adet senet hakkında  kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takip başlatılmış, son olarak davalı tarafından davacı hakkında Büyükçekmece ...İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasında her biri  14.500 TL bedelli 01.11.2015 keşide tarihli 15.02.2018 -15.12.2017 -15.01.2018 -15.03.2018 -15.04.2018 vade tarihli 5 adet  senet hakkında kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takip başlatılmıştır. Davacı, sözleşmeye konu olan 24 adet senet yönünden davalının sözleşme gereği kendi üzerine düşen yükümlülüklerini yerine getirmediğini, sözleşmeye uymayan davalının teminat olarak verilen senetlerden dolayı kendisinden alacaklı olmadığını ileri sürerek eldeki menfi tespit davasını açmıştır. Davalı ise senetlerin  teminat senedi olduğu yönündeki davacı iddialarının gerçek dışı olduğunu, tarafların ortaklık devam ederken müşterek çabayla edindikleri ancak tapuda yalnızca davacı adına kayıtlı olan taşınmazları da eşit olarak paylaşılması akabinde hisse devri yapılacağının  kararlaştırıldığını, davacının tavrı nedeniyle hisse devrinin gerçekleşemediğini savunmuştur. Davalı, davacıya hitaben İstanbul ....Noterliği'nin 25.08.2017 tarih ve ... yevmiye sayılı ihtarname keşide ederek sözleşme imzalanırken hisse devrinin, sözleşme ile yükümlenen edimlerin eksiksiz yerine getirilmesinden sonra yapılacağı sözlü olarak kararlaştırılmış olsa da davalının sahip olduğu hisselerin noterlikten resmi olarak devrine hazır olduğunu, işlemlerin başlayabilmesi adına kendisiyle iletişim kurulmasını ihtar etmiştir. Menfi tespit davasında borçlu ya borçlanma iradesinin bulunmadığını ya da borçlanma iradesi bulunmakla birlikte daha sonra ödeme gibi bir nedenle ortadan kalktığını ileri sürebilir. Borçlu borcun varlığını inkâr ediyorsa, bu durumlarda ispat yükü davalı durumunda olmasına karşın alacaklıya düşer. Borçlu varlığını kabul ettiği borcun ödeme gibi bir nedenle sona erdiğini ileri sürüyorsa, bu durumda doğal olarak ispat yükü kendisine düşecektir. Görülmektedir ki, menfi tespit davasında kural olarak, hukuki ilişkinin varlığını ispat yükü davalı/alacaklıdadır ve alacaklı hukuki ilişkinin (borcun) varlığını kanıtlamak durumundadır. Borçlu bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmiş, ancak bu hukuki ilişkinin senette görülenden farklı bir ilişki olduğunu ileri sürmüşse bu kez, hukuki ilişkinin kendisinin ileri sürdüğü ilişki olduğunu ispat külfeti davacı borçluya düşmektedir. Zira davacı borçlu, senedin varlığını  kabul etmekle birlikte bir hukuki ilişkiye dayanmadığını değil, başka bir hukuki ilişkiye dayandığını ileri sürmekte; temelde bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmektedir. Somut olayda, davacı dava konusu senetlerin hisse devrine ilişkin yazılı sözleşme  kapsamında  teminat olarak verildiğini iddia ettiğine göre ispat yükü davacı üzerindedir. Teminat senedinden söz edilebilmesi için ya senedi düzenleyen kişinin temel ilişkiden kaynaklanan ediminin doğrudan doğruya belirli bir para borcunun ödenmesi olmaması yani paradan başka bir edim olması ya da alacaklının uğrayacağı muhtemel zararları güvenceye bağlamak amacı ile senedi  vermiş olması gerekir.  Bir borç ilişkisi gereği taraflardan biri lehine bir para alacağı doğacağı kesin ise ve bu sözleşmede doğacak alacakların tahsili için bir kambiyo senedi verileceği öngörülmüş ise bu kambiyo senedinin teknik anlamda teminat gayesiyle değil, ifa uğruna (ifa amacıyla) verildiğinin kabulü gerekir. Çoğu hâlde, alacaklı, temel ilişkiden doğan alacağının ifası uğruna, kambiyo senedine dayalı alacağın takibi daha kolay olduğu için ya da senedi iskonto ettirerek vadeden önce alacağına kavuşmak olanağını elde etmek için borçludan bir kambiyo senedi vermesini ister. Bu senet ifa uğruna, temel borcun ifasını teminen düzenlenmiş olduğundan, alacaklı öncelikle bu senede dayanarak icra takibi yapmak isteyecektir.  Teminat senedi verilmesi durumunda ise ya temel ilişkide bir alacağın doğup doğmadığı kesin değildir  ya da senedi düzenleyen kişinin borcu, paradan başka bir edimdir. Hukuk Genel Kurulunun 28.03.2018 tarihli ve 2017/12-1140 Esas, 2018/563 Karar sayılı ile 11.02.2020 tarihli ve 2017/12-743 Esas, 2020/129 Karar sayılı kararlarında da benimsendiği üzere bonoda teminat kaydı var ise de neyin teminatı olduğu belirtilmediğinden bu kayıt bononun mücerrettik vasfını ortadan kaldırmaz. Hukuk Genel Kurulunun 24.02.2010 tarihli ve 2010/19-67 Esas, 2010/99 Karar;  28.03.2018 tarihli ve 2017/12-1140 Esas, 2018/563 Karar; 11.02.2020 tarihli ve 2017/12-743 Esas, 2020/129 Karar ile 15.09.2020 tarihli ve 2017/12-269 Esas, 2020/591 Karar sayılı kararlarında da vurgulandığı üzere bononun teminat amaçlı verildiğinin kabul edilebilmesi için, neyin teminatı olarak verildiğinin ya bononun önündeki veya arkasındaki yazılar veya ayrı bir belge ile teminat senedi olduğunun kanıtlanması gerekir. Bononun teminat senedi olduğu senet metninden anlaşılamıyor ise bononun sözleşme ile bağlantısı kanıtlanmalıdır. Sözleşmede senedin vade, tanzim tarihi ve miktarlarına açık bir şekilde atıf bulunmalıdır. Eldeki uyuşmazlıkta, taraflar kardeş olmakla birlikte aralarındaki ilişki senede bağlanmış olup, senede bağlanan hususlarda ileri sürülen iddianın senetle ispatı gerekir. Buna göre dava dışı şirkete ait fabrikada bulunan makinaların yarı hissesinin sahibi olan davalıya, makinalardan kalan payına karşılık teminat niteliğinde senet tanzim edildiği ve şirketin ödenmekte olan kredisinin kalan taksitlerinin yarısının davalı tarafından ödeneceği yönünde sözleşmede bir kararlaştırma olmadığı gibi bu iddianın ispatı yönünde davacı tarafça aynı kuvvette delil sunulmadığı  gözetildiğinde bu konuda tanık dinlenmemiş olması sonuca etkili değildir. Davaya konu edilen senetlerde geçerli bir teminat kaydı bulunmadığı gibi davacının dayandığı sözleşmede 24 adet senedin sözleşmenin teminatı olarak alındığı yazılı olmadığı gözetildiğinde senetlerin teminat senedi olduğu iddiası ispatlanmamıştır. Taraflar arasında ... Sanayi ve Ticaret Ltd.Şti.'nin 1/2 hissesinin  satışının yapılmadığı dosya kapsamından sabit olmakla birlikte vadeye bağlanmış senetlerin vadenin sonunda ödeneceği ve halin icabından bedel ödenmeden hisse devrinin yapılamayacağı açıktır. Davalının ödenmeyen senetler hakkında ihtiyati haciz kararına dayalı olarak ilk olarak 17.04.2017 tarihinde takip başlattığı ve davacıya gönderdiği 25.08.2017 tarihli ihtarnamede de hisse devrine hazır olduğunu bildirdiği gözetildiğinde menfi tespit istemine konu edilen senetlerin bedelsiz kaldığından söz edilemeyecek olup,  ilk derece mahkemesinin gerekçesi ve kararı yerinde olduğundan  davacı vekilinin istinaf sebeplerinin reddi gerekmiştir. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 72/4. Maddesinde, dava alacaklı lehine neticelenirse ihtiyati tedbir kararının kalkacağı ve buna dair hükmün kesinleşmesi halinde alacaklının ihtiyati tedbir dolayısıyla alacağını geç almış bulunmaktan doğan zararlarını gösterilen teminattan alacağı, alacaklının uğradığı zararın aynı davada takdir olunarak karara bağlanacağı ve bu zararın herhalde yüzde yirmiden aşağı tayin edilemeyeceği düzenlenmiştir. Görüldüğü üzere alacaklı lehine kötüniyet tazminatına hükmedilebilmesi için alacaklı aleyhine uygulanmış bir ihtiyati tedbir bulunması gerekir. Eldeki davada, vezneye yatırılan paranın alacaklıya ödenmemesi yönünde verilmiş ve icra müdürlüklerince uygulanmış bir ihtiyati tedbir kararı bulunduğundan reddedilen dava nedeniyle davalı lehine kötüniyet tazminatına hükmedilmesinde isabetsizlik yoktur.  HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. <br>KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 06/03/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"c753c5c63723a8da","SID":"cea3bfb13bb23c10"}}