{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>16. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>DOSYA NO:2025/297 Esas<br>KARAR NO:2025/501 Karar<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:07/11/2024<br>NUMARASI:2023/792 E.  -  2024/687 K.<br>DAVANIN KONUSU:Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ:16/04/2025<br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. ve 356. maddeleri gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;<br>G E R E Ğ İ  D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ... tarafından müvekkili aleyhine 16.400,00 - 16.400,00 - 46.400,00 bedelli 3 tane çeke dayalı olarak ... sayılı dosyası ile icra takibine girişildiğini, müvekkilin takip alacaklısı şahsa böyle bir borcu bulunmadığını, müvekkiline karşı yine işbu dava ve icra dosyası ile taraf ve vekilleri aynı olan tarafın, icra dosyasına istinaden... dosyası ile ''Çekle ilgili karşılıksızdır işlemi yapılmasına sebebiyet verme'' suçundan şikayette bulunulduğunu, mahkemece yapılan yargılama neticesinde ...'nin 16/03/2023 tarihli gerekçeli kararında müvekkili aleyhine neticeten her bir çek için çek bedelinin karşılıksız kalan kısmı kadar adli para cezasına hükmedildiğini, müvekkili aleyhine hükmedilen adli para cezalarının 18/04/2023 tarihinde kesinleştiğini, müvekkilinin ...'nin tarafından hükmedilen adli para cezalarını devlet hazinesine ödemek yerine yanılgıya düşerek ... görülen davada karşı tarafın vekili sıfatında bulunan ... banka hesaplarına ödediğini, bu bakımdan müvekkil tarafından yanılgıya düşülerek karşı taraf vekiline yapılan ödemenin devam etmekte olan ... sayılı icra dosyasına ilişkin ödeme olduğunu, müvekkilinin davalı ile karşılıklı olduğu icra ve ceza dosyalarında müvekkili aleyhine adli para cezası veya icra dosya borcuna istinaden bilinçsizce yapılan ödemeler ne icra dosyalarından mahsup edilmiş  ne de devlet hazinesince tahsil edildiğini, müvekkilin, dosya kapatmak maksadıyla sürekli ödeme yaptığı halde davalının müşteki olduğu ceza dosyalarından hakkında yakalama kararı çıkmış olup icra dosyalarından da ödemeler mahsup edilmediğini, telafisi imkânsız zararlar doğmaması ve hak kaybı yaşanmaması için öncelikle teminatsız veya uygun görülecek bir teminat karşılığında... sayılı takibin durdurulmasını ve ihtiyati tedbir kararı verilmesini, davalı aleyhine açtıkları menfi tespit davalarının kabulüne, müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespit edilmesine, davalının haksız ve kötü niyetli takip yapmış olması nedeni ile söz konusu miktar olan 88.248,18-TL'nin %20'si üzerinden kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>DAVAYA CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde ve özetle; usule ilişkin olarak, her ne kadar davacı tarafça arabuluculuk yoluna başvurulduğuna ilişkin başvuru formu dava dilekçesine eklenmişse de, sonuçlanmış bir arabuluculuk sürecinin mevcut olmadığı gibi dava dilekçesi ekinde de herhangi bir sonuç tutanağının bulunmadığını,  davanın TTK 5/A maddesi gereğince zorunlu arabuluculuğa tabi olduğu ve bu nedenle  esas incelemesine geçilmeksizin davanın dava şartı yokluğundan usulden reddi gerektiği, yine davacı tarafından somutlaştırılmayan delillerin ve dava dilekçesi ekine eklenmeyen veya başka yerden getirilmesi gereken delillere ilişkin açıklama yapılmayan delillerin taraflarınca kabulünün mümkün olmadığını, davacının davasını açmada hukuki yararı olmadığından davanın hukuki yarar yokluğundan da reddi gerektiğini, esasa ilişkin olarak, dosya konusu ödemelerin ... sayılı dosyasına istinaden yapıldığını gösterir herhangi bir somut delil bulunmadığını, dosya konusu ödeme dekontlarından da anlaşılacağı üzere ödemelere ilişkin açıklama kısmına \"2022/265 esas 2023/76 karar ... dava dosyasına istinaden yapılan ödemedir\" ve \"2022/262 esas 2023/15 esas 2022/265 esas açılan ve taksite bağlanılan ... adına dosyalara istinaden yapılan ödemelerdir ... dava ödeme bedelidir\" şeklinde açıklama yazıldığını, davacı tarafın tanık dinletmesine muvafakatlerinin bulunmadığını beyanla davacının davasının usulden reddine, sayın mahkeme aksi kanaatte ise davanın esastan reddine, davacının en az %20 oranında aleyhine tazminata hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>MAHKEME KARARI:İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 07/11/2024 tarihli, 2023/792 Esas, 2024/687 Karar sayılı kararı ile; \"…dava tarihi itibariyle arabuluculuk dava şartının arandığı davalardan olduğu, davacı tarafın eldeki davayı açtığı gün arabuluculuğa başvurduğu, bununla birlikte yukarıda yer alan yasal düzenlemeler ile dava şartı arabuluculuk sürecinin, 6100 sayılı HMK'nun 115/2 ile 115/3 maddeleri çerçevesinde, gider avansı yatırılmasında veya gerekli hallerde teminat gösterilmesinde olduğu gibi tamamlanabilen bir dava şartı eksikliği olarak düzenlenmediği görülmektedir. Bir başka ifadeyle, dava şartı noksanlığının giderilmesi ve arabulucuya başvurulması için mahkemece davacıya süre verilmeyecektir. Bu nedenlerle Mahkememizce 6102 sayılı TTK'nın 5/A maddesi, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 115/2-3 maddeleri ile 6235 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A-2 hükmü gereğince davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine…\" karar verilmiştir. <br>İSTİNAF:Davacı vekili süresinde sunduğu istinaf dilekçesinde; dava açıldığı tarihte arabulucuya başvurulduğunu, başvuruya ilişkin dosya numarasının da dava dilekçesinde bildirilmesine rağmen emsal yargı kararlarının aksine davanın usulden reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek, arz ve izah edilen nedenlerden ötürü mahkeme kararının kaldırılarak dosyanın esasına girilerek işbu davanın kabulü ile yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>G E R E K Ç E:Dava, icra takibinden sonra açılan menfi tespit davasıdır.Mahkemece arabuluculuk dava şartının yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili istinaf yargı yoluna başvurmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Dosya incelendiğinde; davacı tarafça 13/12/2023 tarihinde arabulucuya başvurulduğu, davanın da aynı tarihte açıldığı, arabulucuya başvurma tutanağının dava dilekçesine eklendiği, Mahkemece Arabuluculuk Bürosundan arabuluculuk dosyasının örneğinin istenildiği, 14/05/2024 tarihli cevap ekinde arabuluculuğa başvuru tutanağı, anlaşamamaya dair tutanak ve eklerinin dosyaya gönderildiği, Mahkemece ayrıca 23/05/2024 tarihli duruşma ara kararı ile davacı vekiline Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(2).maddesi gereğince arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini 1 haftalık kesin süre içerisinde dosyaya sunmasının, bu süre içerisinde anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğinin dosyaya sunulmaması halinde davanın usulden reddedileceğinin ihtar edildiği, davacı vekilinin de 23/05/2024 tarihinde anlaşamama son tutanağını dosyaya sunduğu tespit edilmiştir.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 5/A maddesinde \"(1) Bu kanunun 4. maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat  davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır.\" düzenlemesinin yer aldığı, dava konusu uyuşmazlığın arabuluculuğa tabi olduğu anlaşılmıştır.6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinde \"davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir.\" hükmü bulunmaktadır.Somut olay incelendiğinde; arabuluculuk son tutanağı düzenlenmeden, yani dava şartı yerine getirilmeden davanın açıldığı anlaşıldığından,  Mahkemece davanın usulden reddine karar verilmesi yerindedir.Tüm bu nedenlerle; davacı vekilinin istinaf talebinin reddine karar verilmiştir. <br>H Ü K Ü M:Yukarıda açıklanan gerekçe ile:1-6100 sayılı HMK.'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf isteminin ESASTAN REDDİNE, 2-Alınması gereken 615,40  TL maktu harç peşin alınmakla yeniden harç alınmasına yer olmadığına,3-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından avukatlık ücreti takdirine yer olmadğına, 4-İstinaf yargılama giderleri olarak; Davacı tarafça yapılan masrafların üzerinde bırakılmasına,5-Artan gider avanslarının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince yatıran tarafa iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu 16/04/2025 tarihinde  oy birliği ile kesin olarak karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"2a7baa10eee8df5e","SID":"a67807f0f730bd2f"}}