{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2022/114 <br>KARAR NO:2025/477<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:27/09/2021<br>NUMARASI:2019/668 Esas -  2021/858 Karar <br>DAVANIN KONUSU:Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>Taraflar arasındaki tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davalı şirketin tekstil makinesi satan ... firmasının acentesi olduğunu, davalının ilan ettiği bilgilerinde tekstil sektöründeki yeni teknolojileri Türkiye'ye getirdiğini duyurduğunu, davalının ... şirketinin acentesi olduğunu ve makine satımında acente olarak yer aldığını, davalının internet sitesinde acente olduğunu kamu oyuna duyurduğunu,  davalı çalışanı  ... tarafından 18.07.2018 tarihinde müvekkiline gönderilen e-postada ... şirketinin mümessilliğinin davalı tarafından yapıldığının belirtildiğini, ayrıca 01.04.2019, 29.08.2018, 15.08.2018 tarihli e-maillerde de davalının acente olduğunun ortaya konarak, davacıdan müşteri olarak söz edildiğini, makinelerin finansmanı için 23.07.2018 tarihinde ... şirketi ile 162.500.00 Euro bedelli finansal kiralama sözleşmesi imzaladığını, makinenin son taksitini 20.03.2019 tarihinde ödenerek mülkiyetinin kazanıldığını, makinenin 09.11.2018 tarihinde ... firmasınca İtalya'dan gönderildiğini ve 21.11.2018 tarihinde müvekkiline ulaştığını, teslim alınan makinenin davacının koordinasyonu ile ... firması personeli tarafından monte edildiğini, montajdan itibaren makinenin sürekli hata verdiğini ve  müvekkilinin beklentilerini karşılamadığını, sözleşmede belirtilen kapasitede üretim yapamadığını, makinenin ayıplı olduğunun İstanbul Teknik Üniversitesi uzmanlarınca düzenlenen 10.01.2019 tarihli bilirkişi raporunda belirlendiğini, makinede ortaya çıkan sorunları davalıya ve ... şirketine iletmesi sonucunda davalı ve ... firmasının teknik personelinin makineyi incelediğini ve makinenin beklenilen düzeyde çalışmadığı, hatalı üretim yaptığınının tespit edildiğini, üretimden kaynaklanan ayıbın davalı ve ... şirketine bildirilerek, TTK'nın 23 ve Viyana Konvansiyonu'nun 38.maddesindeki bildirim yükümlülüğünün yerine getirildiğini, müvekkilinin ... Şirketi ile anlaşma yapması için davalının her türlü çabayı gösterdiğini, davalının yetkilisi ile müvekkili şirketin yetkilisinin birlikte İtalya'ya giderek satıcı ile görüştüğünü, davalının satım sözleşmesinin kurulmasında aracılık ettiğini, satıcının teklifinin davalı tarafından iletildiğini, acentenin aracılık yaptığı sözleşmeden kaynaklı davaların acenteye yöneltilebileceğini, yabancılık unsuru içeren sözleşmede, iç hukukun parçası haline gelen Viyana Sözleşmesinin uygulanması gerektiğini, emtianın bu sözleşme kapsamını tam zayi sayacağını ileri sürerek, şimdilik menfi ve müspet zararlar ile navlun ödemesi için 10,000.00 TL'nin 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesindeki faiziyle, depolama için aylık 1.180,00 TL'nin 2019 Haziran ayından davanın kesinleşmesine kadar, 1.000,00 TL kazanç kaybı ile 10.000,00 TL ticari itibar kaybının faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, savunmasında özetle; davacının, finansal kiralama yoluyla ... Şirketinden almış olduğu iplik sarma makinesinin satımında müvekkilinin, satıcının bayisi distribütörü müşteri temsilcisi, mümessili veya acentesi olarak yer almadığını, müvekkilinin bu sıfatları taşıdığının usulüne uygun delillerle kanıtlanması gerektiğini, müvekkilinin, dava dışı satıcıyla hiç bir hukuki veya ticari ilişkisi bulunmadığını, buna rağmen acentelik sıfatıyla dava yöneltilmesinin hatalı olduğunu ve davanın husumet yönünden reddine karar verilmesi gerektiğini, davanın İtalya Mahkemelerinde görülmesi gerektiğini, müvekkilinin mümessilliğini yaptığı uluslararası firmalar arasında ... firmasının bulunmadığını, müvekkilinin bu şirketin hiçbir ürününü satın almadığını ve satmadığını, satılandaki ayıplardan kaynaklanan zarar davasının satıcıya yöneltilmesi gerektiğini, soyut beyanlarla müvekkili ile satıcı arasında bir irtibat oluşturularak müvekkilinin davaya dahil edilmeye çalışıldığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"...İş bu dava ticari satım gereği satıcının ayıba karşı tekeffül borcuna dayalı  6098 sayılı TBK 'nın 219 ve devamı maddeleri uyarınca açılan  sözleşmeden dönme ve tazminat davasıdır.Davacı yan,  İtalya menşeeli olup yurt dışında faaliyet gösteren  '... firmasından ; iştigal alanı olan tekstil ve iplik sektöründe kullanılmak üzere  iplik sarma makinesi satın almak  istemiş ve de davalı yanın ... firmasının acentesi olduğu savı ile davalı aracılığı ile 1 adet iplik sarma makinesi aldığını ancak üretimden kaynaklı gizli ayıplı olduğunu iddia etmiştir.Davalı yan ise ; ... firmasının müşteri temsilcisi ya da acentesi olmadığını savunarak husumet ve de Mahkeme'nin yetkisine dair itirazda bulunmuştur.Davalının ikametgahı adresi uyarınca Mahkememizin yetkili olduğu anlaşılmıştır.6102 sayılı TTK 23/1 maddesi uyarınca davaya konu olayda TBK'nun satım sözleşmesine dair hükümlerinin uygulanması gerekmektedir.Uyuşmazlığa konu iplik sarma makinesinin 21.11.2018 tarihinde ... firması tarafından davacı firmaya teslim edildiği anlaşılmıştır. Davacı yan iş bu makinenin mülkiyetini , ... Leasing ile 23.07.2018 tarihinde  düzenlenen sözleşme kapsamında 20.03.2019 tarihinde son taksidini ödeyerek  kazandığı dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Finansal Kiralama Sözleşmesi 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanunu'nun 3/1-ç maddesinde; Bir finansal kiralama sözleşmesine dayalı olmak koşuluyla, bu Kanun veya ilgili mevzuatı uyarınca yetkilendirilen kiralayan tarafından finansman sağlamaya yönelik olarak bir malın mülkiyetinin kira süresi sonunda kiracıya devredilmesi; kiracıya kira süresi sonunda malın rayiç bedelinden düşük bir bedelle satın alma hakkı tanınması; kiralama süresinin malın ekonomik ömrünün yüzde sekseninden daha büyük bir bölümünü kapsaması veya finansal kiralama sözleşmesine göre yapılacak kira ödemelerinin bugünkü değerlerinin toplamının malın rayiç bedelinin yüzde doksanından daha büyük bir değeri oluşturması hâllerinden herhangi birini sağlayan kiralama işlemi olarak tarif edilmiştir. Yasanın 23. maddesine göre; Finansal kiralama konusu malın mülkiyeti kiralayana aittir. Ancak taraflar sözleşmede, sözleşme süresi sonunda kiracının, malın mülkiyetini satın alma hakkını haiz olacağını kararlaştırabilir iş bu davada da mülkiyetin devri bu şekilde davacıya geçmiştir.Davalı tarafın iş bu ... sözleşmesinin tarafı konumunda olmadığı sözleşmeden anlaşılmaktadır.Uyuşmazlığa konu olayda rapor düzenlenmesi için dosya bilirkişiye tevdi edilmiş; 02/11/2020 Tarihli Bilirkişi Raporunda özetle;Davalının dava dışı İtalyan firmasının acentesi şeklinde hareket ettiği, bu nedenle davanın acente sıfatıyla davalıya yöneltilebileceği, Dava konusu ... firmasına ait ...model, ... seri numaralı 60 ünitelik dikiş bobini sarım makinesindeki sarım bozukluklarının makine kaynaklı olduğu ve makinenin tasarım ve imalatından kaynaklı AYIPLI olduğu,Bu bakımdan, davacının ödemiş olduğu bedellerin yanı sıra ayrıca uğramış olduğu zararların tazmin edilmesine ilişkin talebinin yerinde olduğu,Davacının ayıplı ifa nedeniyle uğramış olduğu zararların tespiti ancak davacının ticari defterleri üzerinde mali müşavir tarafından yapılacak bir incelemeyle mümkün olduğundan, bu yöndeki inceleme uzmanlık alanımızın dışında kaldığından zararın tespitinin yapılamadığı kanaat edilmekle ;Tarafların rapora yaptıkları kısmi itiraz üzere denetime elverişli olmadığı anlaşılan ropar sonrası  dosya başka bir bilirkişi heyetine tevdi edilmekle; 06/07/2021 Tarihli Bilirkişi Raporunda özetle;a) Davalının dava dışı İtalyan firmasının acentesi şeklinde hareket etiğine ilişkin yeterli belgeye rastlanmadığı,b) Dava konusu ... firmasına ait ... model, ... seri numaralı 60 ünitelik dikiş bobini sarım makinesindeki sarım bozukluklarının makine kaynaklı olduğu ve makinenin tasarım ve imalatından kaynaklı AYIPLI olduğu,c) Sözleşmenin nispiliği ve ayıptan doğan sorumluluk hükümleri gereğince Satıcı/imalatçının makinenin ayıbından dolayı sorumlu olduğu, davalının satıcının mümessili ya da acente sıfatıyla sorumlu olduğuna ilişkin bilgi ve belgeye dosya kapsamında rastlanamadığı, bu konuda ispatın davacı da olduğu kanaati ile rapor düzenlenmiştir.Her iki bilirkişi heyeti davalının pasif dava ehliyeti ve acentelik sıfatına yönelik farklı değerlendirme yapmış ise de;Tarafların incelenen ticari defterlerinde uyuşmazlık dışında ticari ilişkilerinin olduğu ancak iş bu uyuşmazlığa konu hesap hareketliliğinin olmadığı  anlaşılmaktadır.Ayrıca davalının ticari defterlerinde ... firması ile bir hesap hareketliliği de gözlemlenmemiştir.Davacı yan dava öncesi alınan uzman görüşü raporu ve yargılama aşamasında alınan rapor ile makinenin tasarım ve imalatından kaynaklı gizli  ayıplı olduğu dosya kapsamından anlaşılmış ise de , davalının ...firmasının acentesi ,yetkili temsilcisi olup olmadığı pasif dava ehliyetine sahip olup olmadığının açıklığa kavuşturulması gerekmektedir.Dava konusu iplik sarma makinesi 19.07.2018 tarihli proforma faturası ile .. firması tarafından 162.500,00 Euro bedel ile ... A.Ş .ye fatura edildiği anlaşılmıştır.Davacı ;davalının dava dışı ... firmasının acentesi olduğunu savunmuştur.Acentelik sözleşmesi, TTK'nın 102. Maddesinde aşağıdaki şekilde tanımlanmıştır; '(1)Ticari mümessil, ticari vekil, satış memuru veya işletmenin çalışanı gibi işletmeye bağlı bir hukuki konuma sahip olmaksızın, bir sözleşmeye dayanarak, belirli bir yer veya bölge içinde sürekli olarak ticari bir işletmeyi ilgilendiren sözleşmelerde aracılık etmeyi veya bunları o tacir adına yapmayı meslek edinen kimseye acente denir. (2) Bu Kısımda hüküm bulunmayan hâllerde aracılık eden acentelere Türk Borçlar Kanununun simsarlık sözleşmesi hükümleri, sözleşme yapan acentelere komisyon hükümleri ve bunlarda da hüküm bulunmayan hâllerde vekâlet hükümleri uygulanır'. Bu tanıma göre, acentelik sözleşmesi, hukuki niteliği itibariyle vekalet benzeri sözleşmelerdendir. TTK'da özel hüküm bulunmayan hallerde, aracılık yapan acente hakkında öncelikle simsarlık hakkındaki özel hükümler uygulanacak, orada da hüküm bulunmayan hallerde vekalet sözleşmesi hükümleri doğrudan uygulanacaktır.TTK 105. Maddesinde ise, Acente, aracılıkta bulunduğu veya yaptığı sözleşmelerle ilgili her türlü ihtar, ihbar ve protesto gibi hakkı koruyan beyanları müvekkili adına yapmaya ve bunları kabule yetkilidir.Bu sözleşmelerden doğacak uyuşmazlıklardan dolayı acente, müvekkili adına dava açabileceği gibi, kendisine karşı da aynı sıfatla dava açılabilir. Dosya kapsamında yer alan maillerden ve tanık beyanlarından anlaşıldığı üzere;... firması ünvanı altında e-postalarda adı geçen şahısların ... iplik firması adına ...  firması ile görüştüğü, ... iplik firmasına bilgi verdiği ve ... nezdinde leasing işlemlerini takip ettiği makinenin kurulumunda da yardımcı oldukları anlaşılmış ise de ;davalı ile ... firması arasında akdedilen bir acentelik ve bu sözleşmeye dayalı davacının ticari alım yaptığına yönelik dosyada yazılı  delil bulunmamaktadır.Davacı yan alım satım akdini leasing şirketi aracılığı ile doğrudan ... firması ile yapmıştır.Dosya kapsamındaki proforma fatura ve leasing sözleşmesi bunu kanıtlamaktadır.Taraflar arasında hali hazırada da başkaca ticari ilişkiler olduğu bu sebeple tarafların bağlantı halinde oldukları anlaşılmakla davalının iş bu davaya konu eylemlerinin acentelik faaliyeti kapsamında değerlendirilmeyeceği anlaşılmış olup ;TBK 532 maddesi kapsamında komisyonculuk faaliyetine girip girmediği   değerlendirmesi yapılabilecek ise de; davacının netice-i talepleri uyarınca iş bu dava konusu olmayıp TTK 105. Ve  HMK'nın 114/1-d maddeleri uyarınca davanın .\"gerekçesiyle, davanın reddine karar  verilmiştir.Bu karara karşı, davacı vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekilleri, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Mahkemece raporlar arasındaki çelişki giderilmeden ve sunulan deliller değerlendirilmeden karar verildiğini, oysa davacının Google haritalara koyduğu tanıtım videosunda, mümessilliğini yürüttüğü ... Şirketinin 50 yıllık tecrübesi iplik teknolojisinde önemli yer aldığının ifade edildiğini, buna ilişkin video ve ekran görüntülerinin yeniden sunulduğunu,Davalının google haritalarda tanıtım amacıyla iş yerinin bulunduğu konumu, iş yerinin fotoğraflarını ve kendi hazırlamış olduğu Temmuz 2018 tarihli tanıtım videosunu koyduğunu, bu videoya ... linkinden ulaşılabileceğini, videonun 00:45. saniyesinde davalının, İtalyan ... firmasının mümessilliğini yaptığının belirtilerek satıcı firmanın teknolojik gelişmişliğinin övüldüğünü, buna rağmen mahkemede kötü niyetle acente olmadığını savunarak mahkemenin aldatıldığını,Davalı şirketin ... firmasının logosunu kendi internet sitesinde yayınlayarak ve logonun üzerine “uluslararası birçok firmanın Türkiye’de temsilcisi olarak” şeklinde yazı yazdığını ve bu yazının da davalının ...firmasının temsilcisi olduğunu gösterdiğini, dava sonrası bu yazı ve videoların internet ortamından kaldırıldığını, yapılan araştırmada davalının kartvizitinde de ... şirketinin yer aldığını, buna ilişkin ilanların internet ortamında yapıldığını, davalı ile ... arasındaki bağlantıların noter tarafından yapılan e-tespit tutanakları ile tespit edildiğini, Davalı şirketin kendisine ait “...” isimli Youtube kanalında 10.05.2018 tarihinde “...” isimli video paylaştığını, açıklama kısmına “Markalarımızla ve son teknoloji ürün ve hizmetlerimizle, tekstil makineleri fuarı ... 2018 deydik” yazısını yazdığını, videoda ... şirketinin logosunun yer aldığını, davalı şirketin genel müdür yardımcısı ...'nun İtalyan markaların mümessilliğini yaptığını kabul ettiğini, aynı videonun 3:46. saniyesinde ... isimli İtalyan markanın .... isimli satış pazarlamacısının da kendi ürünleri hakkında konuştuğunu, bu kişi için açıklama kısmına “...” yazıldığını, bu bilgilere ... linkinden erişilebileceğini, alınan görüntülerin noter aracılığı ile tasdiklendiğini, TTK'nnı 102.maddesindeki acentenin bağımsızlığı unsurunun olayda bulunduğunu, acentelik sözleşmesinin bağlı olmama, unsurunun bulunduğunu, acentelik ilişkisinin sözlü veya yazılı bir şekilde kurulabileceğini, acentelik sözleşmesi için yazılı şekil şartı bulunmadığını, ticari bir işletmeyi ilgilendiren sözleşmelerde aracılık eden tacirin bu tür sözleşmeleri onun ad ve hesabına yapması şartının da gerçekleştiğini, müvekkili şirketin  şirketin İtalyan firması ile ticari ilişki kurması için davacını çaba sarf ettiğini, müvekkili şirketin temsilcileri ile birlikte İtalya’ya seyahat edilerek görüşmelere katıldığını, malın ayıplı olması nedeniyle sorunların çözümünde aktif rol alındığını, davacı ile  şirket ve ... arasında köprü vazifesi görüldüğünü, ...  firması adına tekliflerin müvekkiline iletildiğini, İTÜ’den alınan bilirkişi raporunun ücretinin, İtalya seyahat bedellerini bile davalı tarafından karşılandığını, davalı firmanın acente/mümessil sıfatına sahip olduğunu sosyal mecradaki tanıtım videoları ve görselleri ile ilan ettiği gibi, müvekkili ile ... arasında fiilen yaptığı aracılığın da mail yazışmaları ile sabit olduğunu, acente ile tacir arasındaki ilişkinin süreklilik arz etmesi unsurunun da davalı yönünden gerçekleştiğini, davacının, ... logosunu kendi internet sitesinde yayınlayarak ve logonun üzerine de temsilci olduğunun yazmasının bu durumun ikrarı olduğunu, davalının mümessil olarak çalıştığı bir çok şirketin yanı sıra ... şirketinin unvanının da kart vizite yer aldığını, davalı şirket çalışanı ... tarafından ... uzantılı mail adresinden müvekkiline gönderilen mailde açıkça \"...Bu arada ...firmasının mümessilliğini ...Tekstil olarak biz yapmaktayız.” şeklinde beyanda bulunduğunu, davalının ... mümessilliğini Türkiye içerisinde yürüterek belirli bölgede faaliyette bulunma kriterini yerine getirdiğini, acentenin bu faaliyetini  meslek haline getirdiğini, davalının internet sitesinde “45 kişilik, sektörlerinde deneyimli uzman kadrosu ile tekstil makineleri, yedek parça ve aksamları konusunda uluslararası birçok firmanın Türkiye deki temsilcisi olarak tekstil sektörünün en önemli firmalarından biri durumuna gelmiştir. Ayrıca mümessili olduğu tüm marka ve ürünler için teknik servis hizmeti de sağlamaktadır.” şeklinde ifade  ile acentelik işini meslek haline getirdiğini gösterdiğini, acentelik ilişkisinin varlığı için taraflar arasında ücret belirlenmesi şartı bulunmadığını, mahkemece alınan raporda da davalı ile ... arasında başka ticari ilişki bulunup bulunmadığının değerlendirilmediğini, müvekkilinden bu satım için ücret alınmamasının acentelik ilişkisi bulunmadığını göstermediğini, tarafların ücreti de sözleşme serbestiyeti içinde düzenleyebileceklerini, Gerekçeli kararda, davacının satım sözleşmesini leasing şirketi aracılığı ile doğrudan ... firması ile yapması nedeniyle acentelik ilişkisi bulunmadığının kabul edildiğini, oysa acentelik sözleşmesinin iki türlü olabileceğini, birinde acentenin doğrudan sözleşme yapma yetkisi alabileceğini, diğerinde ise sadece aracılık yapılabileceğini, davalı tanıklarının duruşmadaki anlatımlarının çelişkili olduğunu, acente olunmadığının beyan edilmesine rağmen, başka bir cümlede tanık ...'ın acente olunabileceğini belirttiğini, diğer tanığın ise makinede ayıp bulunması üzerine ücret almadan yardımcı olduklarını, bu sözleşmede sorun çıkmaması halinde yurt dışındaki şirketin acenteliğini alınabileceğini belirttiğini tacir olan davalının bu denli yüksek miktarlı bir işte ücret almadan çalışmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, bilirkişi raporlarının çelişkili olmasına rağmen çelişkiyi giderecek yeni bir rapor alınmadan karar verildiğini, alınan her iki raporda da makinede üretimden kaynaklı bulunduğunun belirlendiğini, tacir olması nedeniyle dürüst ve basiretli davranması gereken davalının, ürünleri satarken acente olduğuna ilişkin intiba uyandırdığını, kamuya yönelik yayın yapan internet sitesinde, google haritalar, Youtube gibi sosyal mecralarda yaptığı paylaşımlarda ... firmasının acentası/ mümessili olduğunu duyurduğunu, müvekkilinin de  İtalya’da mukim bir işletme ile muhatap olmaktan yerine Türkiye’de mukim bir firma ile muhatap olmak istemesi nedeniyle davalının aracılığıyla makine alındığını,Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. <br>İNCELEME VE GEREKÇE:Dava,  satım sözleşmesine konu emtianın ayıplı olması nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf  nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı, davalı acentenin aracılığıyla yurt dışında yerleşik olan ... şirketinden bir adet iplik sarma makinesi satın aldığını, davalının gerek sosyal medya ve internet ortamında ilan ettiği statüsü gerekse sözleşme ilişkisi öncesi ve sonrasından davacı ve leasing şirketi ile yaptığı yazışmalarda mümessillik yaptığını kabul ettiğini, bu nedenle satıcıya izafeten dava açıldığını ileri sürmektedir.Davalı ise taraflar arasında bir sözleşme ilişkisi bulunmadığı gibi davalı ile ... arasında da hiç bir hukuki veya ticari ilişki bulunmadığını, davacının satın almak istediği makine konusunda, davacı şirket yetkilisine yardım amacıyla davalı şirket yetkilisinin yurt dışına gittiğini, bu iş için ücret alınmadığını, kurulum aşamasındaki sorunlar nedeniyle ve davacı yetkililerinin yabancı dil bilmemesi nedeniyle davacıya yardım edildiğini savunmuştur.Mahkemece acentelik konusunda uzman bilirkişinin de bulunduğu bilirkişi kurulundan alınan 02.11.2020 tarihli bilirkişi raporunda; makinenin alınmasından önce davacının davalı ile ilişki kurması, davalının makinenin alınmasından önce makineyi göstermek için davacı ile İtalya'ya gitmesi, makinenin kurulumunun davalı tarafından gerçekleştirilmesi, oluşan arızaların davalıya bildirilmesi gibi nedenlerle acentelik ilişkisinin bulunduğu değerlendirilmiştir. Ancak bu bilirkişi raporunda zarara ilişkin bir tespit yapılmamış ve ticari defterlerin incelenmesiyle alacak kalemlerine ilişkin rapor düzenlenebileceği belirtilmiştir. Rapora yönelik itiraz üzerine mahkemece bu kez mali müşavir, hesap uzmanı ve makine mühendisinden oluşulan yeni bir bilirkişi kurulu oluşturularak  rapor alınmıştır. Bu raporda ise davalının acentelik faaliyeti yaptığına ilişkin kanıt bulunmadığı belirtilmiştir. Bu bilirkişi raporunda, taraflar arasında dava konusu makinenin satımı ile ilgili bir hesap hareketi bulunmadığı, taraflar arasında daha önce 2018 yılında başka elektronik sensör ve kablo ürünlerinin satımına ilişkin iki fatura ilişkisi bulunduğu, bu faturaların da davaya ilişkin olmadığı belirlenmiştir. Bilirkişi raporunda davalının ticari defterlerinde dava dışı ... şirketi ile bir ticari ilişki bulunup bulunmadığı ise araştırılmamıştır.Davacı tarafından dava dilekçesinin ekinde sunulan belgeler istinaf başvurusunda yeniden sunulmuştur. İstinaf başvurusunun ekinde bulunan bir adet flash bellek izlendiğinde, flash belleğin içeriği çıktılarının istinaf başvurusu ve dava dilekçesine ekli olduğu anlaşılmıştır. Anılan belgelerin incelenmesinde; davalıya ait internet sitesinde yapılan yayında, \"... Tekstil, tekstil sektöründeki yeni teknolojileri Türkiye pazarına sunmak ve teknik servisini sağlamak amacıyla 1980 yılında İstanbul'da kurulmuştur.\" ibaresinin altında şirketin deneyimli ekibi ile tekstil makineleri yedek parça ve aksamları konusunda uluslararası bir çok firmanın Türkiye'deki temsilcisi olduğu belirtilmiş olup, gösterilen firmalar arasında satıcı ... şirketinin de bulunduğu görülmektedir. Diğer taraftan satım ve montaj süresince davalı ile davacı ve ... Şirketi arasında çeşitli yazışmalar yapılmıştır. ... tarafından davacı şirket adına proforma fatura ile ilgili gönderilen e-postada davalı şirketin, satıcı ... firmasının mümessilliğini yaptığı belirtilmiştir. Başka bir elektronik postada ise satıcıdan müşteri olarak söz edilerek, satım bedelinin ödenip ödenmediği, ödeniyor ise swift mesajı sorulmuştur. Bu e-mail çıktısında da davalının antetinin altında ... firmasının da bulunduğu görülmüştür. Aynı antette bir başka yazışmada davalı çalışanları tarafından gönderilen bir e-postada ... firmasının kapalı olduğu sipariş formunun ...'ye iletildiği ve avans ödemesi yapılmasına ilişkin işlemlerin takip edildiği görülmüştür. 22.03.2019 tarihli bir başka yazışmada ...'nin leasing şirketinin makine üzerinde mülkiyet hakkı kalmadığına ilişkin döküman beklediği belirtilmiştir. Bu belgelerin yanı sıra flash bellek içerisinde sunulan ve çıktıları alınan kayıtlarda da davalı şirketin yapmış olduğu fuar organizasyonunda, davalının temsil ettiği markalarla birlikte fuarda bulunduğu belirtilmiş ve fuara ilişkin görsellerde ... firmasının da bulunduğu anlaşılmıştır. Aynı video yayını içerisinde davalı şirket yetkilisi ...'nun fuarda ürünleri sergilerken müşteri ihtiyaçlarının ötesinde özen gösterildiğini belirttiği, videonun devamında ... firması yetkilisinin de açıklama yaptığı ve bunların aynı video içerisinde davalı tarafından yayınlandığı görülmektedir.İlk derece mahkemesince tüm bu hususların birlikte değerlendirilerek acentelik olgusunun değerlendirilmesi gerekirken, belirtilen bu yönlere ilişkin hiç bir somut açıklama yapılmaksızın bilirkişi raporları yazıldıktan sonra taraflar arasında yazılı bir sözleşme ilişkisi bulunmadığı kabul edilerek acentelik acentesi bulunmadığı sonucuna varılmıştır.TTK'nın 102. maddesi uyarınca, ticari mümessil, ticari vekil, satış memuru veya işletmenin çalışanı gibi işletmeye bağlı bir hukuki konuma sahip olmaksızın, bir sözleşmeye dayanarak, belirli bir yer veya bölge içinde sürekli olarak ticari bir işletmeyi ilgilendiren sözleşmelerde aracılık etmeyi veya bunları o tacir adına yapmayı meslek edinen kimseye acente denir. Buna göre, bir tacir, başka bir tacir ile yukarıda belirtilen şekilde bir bağlantısı olmaksızın, işletmeye ilişkin sözleşmelere aracılık etmeyi veya bunları tacir adına yapmayı meslek edinen kişi acente olarak tanımlanmıştır. Davalı ticaret şirketi olup tacirdir. Tüzel kişi tacirin her türlü iş ve işlemi ticari olup, TTK'nın 20. maddesine göre tacir kararlaştırılmasa dahi ücret ve masraf talep edebilir. Davacı ile dava dışı yurt dışında yerleşik olan satıcı arasında acentelik sözleşmesi ilişkisinin varlığının kabul edilebilmesi için mutlaka yazılı bir sözleşmesinin varlığına gerek bulunmamaktadır. Zira acentelik sözleşmesinin geçerliliği bir şekil şartına tabi tutulmamıştır. Davalının yukarıda belirtilen sözleşme öncesi dönem ile sözleşmenin ifa aşaması ve makinenin teslimi sonrasındaki eylem ve yazışmaları ile kamuoyuna duyurulan beyanatlarına göre davalı, dava dışı satıcı ...'nin acentesi olarak satım sözleşmesinde yer almıştır. Tüm bu olgulara göre acentelik ilişkisinin bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerekir.Kaldı ki davacının doğru hasımı yani asili dava dilekçesinde gösterdiği ve satıcıya izafeten acenteye dava açıldığı açık olduğundan, acente olarak gösterilen şirketin acente olmadığının kabulü hâlinde dahi mahkemece satıcı şirkete yani asıl davalıya dava dilekçesinin tebliği sağlanarak davaya devam edilmesi gerekir. Mahkemece bu usuli eksiklikler tamamlanmadan karar verilmesi hukuka aykırı olmuştur.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, esasa dair istinaf nedenleri incelenmeksizin, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına ve davanın yukarıdaki açıklamalar ışığında yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki karar verilmiştir.<br>KARAR:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;1-HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, 2-Yukarıdaki açıklamalar ışığında davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı  veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 3-Davacı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davacıya iadesine,4-İlk derece mahkemesinin kaldırılan kararının icrasıyla ilgili olarak İİK'nın 36. maddesi uyarınca yatırılan teminatların, yatıran taraflara iadesine,5-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin, ilk derece mahkemesince, yeniden verilecek hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine dair;HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonunda, oy birliğiyle ve  kesin olarak karar verildi. 20.03.2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"3fb00bf64b38445d","SID":"7462a020392b75b5"}}