{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi    2025/377 Esas - 2025/515 Karar<br><br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>36. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2025/377 <br>KARAR NO\t: 2025/515<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R<br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA BATI ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t: 26/02/2025<br>NUMARASI\t: 2025/204 ESAS - 2025/257 KARAR <br><br>DAVANIN KONUSU\t: MENFİ TESPİT<br>KARAR TARİHİ\t: 16/04/2025<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 16/04/2025<br><br>Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonucunda mahkemece davanın usuldan reddine dair verilen karara karşı davalı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi. Gereği görüşülüp düşünüldü. <br>Dava, vekalet sözleşmesi uyarınca davalı şirketin vekilliğini üstlenen ve davalı tarafından azledilen vekil tarafından icra dosyasında yapılan tahsilatın iadesi amacıyla başlatılan icra takibinden dolayı borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir.<br>Mahkemece, \"göreve ilişkin dava şartı noksanlığı bulunduğundan HMK'nun 114/1-c ve 115/2. maddeleri uyarınca davanın usulden reddine\" dair verilen karara karşı davalı; şirketlerinin tüzel kişi tacir sıfatında olduğunu, bir tarafın tacir olması durumunda yapılan işin ticari iş sayıldığını, ticari iş karinesine göre, taraflardan yalnız biri için ticari iş niteliğinde olan sözleşmelerin diğer taraf için de ticari iş sayıldığını (TTK m19/2), bu durumda yapılan iş bir ticari iş olduğundan görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemesi olması gerektiğini ileri sürerek yerel mahkeme kararının istinaf yolu ile kaldırılmasını talep etmiştir.<br>Gerek istinaf sebebi yapılan ve gerekse HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni nedeniyle resen dikkate alınması gereken hususların incelenmesinde; <br>5235 sayılı  Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun 6. maddesi ve 6100 sayılı HMK'nın 2. maddesi gereğince, genel görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesidir. Asliye Ticaret Mahkemeleri ise özel mahkeme niteliğindedir. <br>01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı TTK'nın 4. ve 5'inci maddelerinde ticari dava düzenlenmiş olup TTK'nın 4. maddesine göre bir davanın ticarî dava sayılması için ya uyuşmazlık konusu işin tarafların her ikisinin birden ticari işletmesiyle ilgili olması ya da tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesiyle ilgili olup olmadığına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunu veya diğer kanunlarda o davaya asliye ticaret mahkemesince bakılacağı yönünde bir düzenleme bulunması (mutlak ticari dava olması) gereklidir. Aynı Kanun'un 5'inci maddesinde ticari davaların Asliye Ticaret Mahkemelerinde görüleceği ve Asliye Hukuk Mahkemeleri ile Asliye Ticaret Mahkemeleri arasındaki ilişkinin de görev ilişkisi olduğu belirtilmiştir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/II. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticarî iş sayılan işin, diğeri için de ticarî iş sayılması, davanın niteliğini ticarî hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticarî dava sayılan davalar haricinde, ticarî davayı ticarî iş esasına göre değil, ticarî işletme esasına göre belirlemiş olup işin ticarî nitelikte olması veya sayılması, davanın ticari dava olarak kabulü için yeterli değildir. <br>Bu açıklamalardan sonra somut olaya bakıldığında; tüm dosya kapsamı, mevcut delil durumu, taraflar arasındaki uyuşmazlığın vekalet sözleşmesinden kaynaklanması, davacı avukatın, davalı şirkete vekaleten takip ettiği icra dosyasında yapmış olduğu tahsilat nedeniyle davalı şirket tarafından tahsilatın iadesi amacıyla başlatılan icra takibinden dolayı menfi tespit isteminde bulunması, her ne kadar davalı bir ticaret şirketi olup tacir ise de, davalının tacir olmaması, bu durumda, tarafların sıfatına ve davanın niteliğine göre nispi ya da mutlak nitelikteki bir ticari dava söz konusu olmadığından, davada görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemesi değil, genel görevli mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemesi olması ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>1-Davalının istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1/b-1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>2-Davalıdan yeteri kadar istinaf karar ve ilam harcı alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,<br>3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf kanun yoluna başvuran davalı üzerinde bırakılmasına,<br>4-İstinaf kararının yerel mahkemece taraflara tebliğine,<br>Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 16/04/2025 tarihinde, oy birliği ile kesin olarak karar verildi. <br><br>Başkan                 Üye                Üye                  Katip<br>            <br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"7ecf03d4663ea6ab","SID":"67183c803a989ceb"}}