{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br>DOSYA NO:2022/1516 Esas<br>KARAR NO:2025/387<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:Bakırköy 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi<br>TARİHİ:29/04/2022<br>NUMARASI:2021/361 E. - 2022/78 K.<br>DAVANIN KONUSU:Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ:27/02/2025<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;<br>G E R E Ğ İ  D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:<br>DAVA DİLEKÇESİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili olan kişi adına TPMK nezdinde tescilli \"...\" esas ibaresini ihtiva eden birçok marka bulunduğunu, müvekkili olan kişiye ait ... esas unsurlu markaların tanınmış olduğunu, \"..., ..., ... ve ...\" markalarının müvekkili olan kişiye ait markalarla ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğunu, \"..., ..., ..., ...\" ibarelerinin markalara ayırt edicilik katmadığını, davalı yana ait dava konusu markaların müvekkiline ait markalarla aynı sınıflarda oluğunu, davalı yana ait markalarının tescilinin devam ettirilmesine izin verildiğinde müvekkili olan kişiye ait markaların ayırt ediciliğinin zedeleneceğini, davalı yana ait dava konusu markaların, ... markasının ayırt ediciliğini ve tanınmışlığını sulandıracağını/bulandıracağını, davalı yanın kötü niyetli hareket ettiğini, TPMK nezdinde marka başvurusuna itiraz edilmese dahi hükümsüzlük davası açılabildiğini, davalı yanın kullanmama def’i ileri sürmeye hakkı olmadığını, davalı yana ait söz konusu markaların SMK m.6/1, m.6/4, m.6/5 ve m.6/9 uyarınca hükümsüzlüğü talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP DİLEKÇESİ Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili olan firmanın kötü niyetli olmadığını ve taraf markaları arasında benzerlik bulunmadığını, Müvekkili olan firmaya ait markanın tescil sürecinde de davacı yan tarafından itiraz edildiğini ancak söz konusu \"...\" markasının tescil edildiğini, davacı yanın SMK m.6/1 uyarınca davayı yöneltebilmesi için markasının son 5 yıl içerisinde kullanıldığını ispat etmesi gerektiğini, davacı yana ait marka ısıtıcı sektöründe tanınmış iken müvekkili olan firmaya ait markanın telefon ürünleri ve aksesuarları sektöründe tanınmış olduğunu, müvekkili olan firmaya ait marka ile davacı yana ait markanın farklı mal ve hizmet sınıflarında kullanıldığını ve tescil edildiğini, davacı yanın kullanmama def’ine karşı hiçbir ispat vasıtasını gösteremediğini, tanınmışlığın marka hükümsüzlüğü noktasında bir önemi olmadığını iddia ve beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk Derece Mahkemesin kararıyla; \"Somut olayın değerlendirilmesinde; davacı markalarının asli ve ayırdedici unsuru olan \"...\" ibaresinin, davalı markalarında da asli unsur olarak bulunduğu, tali nitelikte kalan diğer unsurların davalı markalarını farklılaştırarak davacı markalarına karşı ayırdedicilik kazandırmadığı, taraf markaları arasındaki sınıfsal benzerlik de nazara alındığında ortalama tüketici nezdinde karıştırma ve işletmeler arasında bağlantı kurma ihtimalinin gerçekleştiği kanaatine ulaşılmıştır.Her ne kadar davacı taraf \"tanınmışlık\" iddiasında bulunmuşsa da, bu yöndeki Türk Patent ve Marka Kurumu tescillerinin tek başına tanınmışlık iddiasına yeterli görülmeyeceği, her somut olayda bu iddiaya dayanan tarafın tanınmışlığı ispat külfetinde bulunduğu ve davacı yanın tanınmışlığa delalet edecek yeterli delili dosyaya sunmadığı anlaşılmıştır. Davalı yanın kullanmama def'i yönünden bilirkişi marifetiyle yapılan incelemede davacı yanın markalarını 35. sınıfta yer alan \"İklimlendirme ve havalandırma cihazları, tıbbi amaçlı olmayan elektrikli alt yaygıları ve elektrikli battaniyeler, ısıtıcı yastıklar, elektrikli veya elektriksiz ayak ısıtıcıları\" sınıfında ciddi olarak kullandığı, bu emtia ve hizmetler bakımından tescilli olan davalı yana ait ... ve ... tescil numaralı markaların kısmi hükümsüzlüğüne karar vermek gerektiği, bu itibarla davacının kullanıma delalet eden fatura ve sözleşmelerin muvazaalı olduğu yönündeki davalı itirazlarının soyut iddia düzeyinde kaldığı, yine aynı gerekçeyle, davacının ciddi kullanımını ispatlayamadığı hizmet ve emtia gruplarında tescilli olan ... tescil numaralı marka yönünden davanın reddine karar vermek gerektiği ve davalıya ait ... tescil numaralı markanın sahibi adına hüküm ifade etmediği Türk Patent ve Marka Kurumu kayıtları ile sabit olduğu anlaşıldığından söz konusu marka bakımından karar verilmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir. \" şeklindeki gerekçeleri ile, Davalıya ait .. tescil sayılı marka yönünden hükümsüzlük davasının REDDİNE, Davalıya ait ... tescil numaralı marka yönünden tescilli olduğu 35.sınıftaki: \"iklimlendirme ve havalandırma cihazları, tıbbi amaçlı olmayan elektrikli battaniyeler, ısıtıcı yastıklar, elektrikli veya elektriksiz ayak ısıtıcıları\" bakımından kısmen hükümsüzlüğüne, fazlaya dair talebin reddine, Davalıya ait ... tescil numaralı marka yönünden tescilli olduğu 35.sınıftaki: \"iklimlendirme ve havalandırma cihazları, tıbbi amaçlı olmayan elektrikli battaniyeler, ısıtıcı yastıklar, elektrikli veya elektriksiz ayak ısıtıcıları\" bakımından kısmen hükümsüzlüğüne, fazlaya dair talebin reddine, Davalıya ait ... tescil numaralı markanın dava tarihi itibariyle sahibi adına hüküm ifade etmediği, tescilinin gerçekleşmemiş olduğu anlaşıldığından söz konusu marka hakkında karar verilmesine yer olmadığına, , şeklinde hüküm kurulmuştur.<br>İSTİNAF: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin ... markasının (...) TPE’nin 29.03.2011 tarihli ... sayılı yazısı ile tanınmış bir marka olduğunu, tanınmış markanın ayırt ediciliğinin zedelenmesi, sulandırılması ve  tanınmışlığından haksız yararlanma eyleminin nispi ret nedeni olmasının yanında aynı zamanda marka hakkına tecavüz oluşturur nitelikte bir eylem olduğunu, burada dikkat edilmesi gereken hususun ... markasının hangi sınıfta tescilli olduğu değil, markanın 3. kötüniyetli kişilerce sulandırılması ve tanınmışlığından haksız yararlanılarak marka hakkına tecavüz edilmesi olduğunu, bu nedenle davalının tüm markalarının hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerekirken, davalı adına tescilli ... tescil nolu markanın kısmen hükümsüzlüğüne ve ... ve ... tescil nolu markalar yönünden davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, mahkemece  davalı markalarının SMK m.6/f.5 (ve SMK m.25/f.1) gereği hükümsüz kılınmaları koşullarının oluşmadığına karar verildiğini, söz konusu kararın müvekkilinin tanınmış bir marka olması sebebiyle usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkili markasının ısıtıcı ve vantilatör ürünleri ile özdeşleştiğini, markaları farklı olsa da ısıtıcı ve vantilatörlere ... dendiğini, WIPO belgesi ile 48 ülkede tescil edildiğini, müvekkili markasının Türkiye'ye mal olmuş bir marka olduğunu, mahkemece müvekkili markasının WIPO kriterlerini sağlayıp sağlamadığının belirtilmiş olmasının doğru olmadığını, dava dilekçelerinde dayanılan tescil belgelerinin TPE'den istenilmesi gerekirken istenilmediğini, delillerinin kontrol edilmemesinin sadece fotokopi belgeye dayanarak karara çıkılmasının eksik inceleme kapsamında kabul edilmesi gerektiğini, mahkemece kötü niyet taleplerinin reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkili markasının tanınmış marka olduğunu göz önüne alındığında davalının kötü niyetli olduğunu, müvekkili ile eş zamanlı başvuru ile \"...\" ismini türeterek müvekkili ile aynı sınıfta tescil aldığını, müvekkilinin tanınmış markasını bilmediğini iddia etmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davalının markanın 3.kötüniyetli kişilerce sulandırılması ve tanınmışlığından haksız yararlanılarak müvekkilinin marka hakkına tecavüz ettiğini, davalıya ait  ..., ..., ... numaralı markaların farklı mal ve hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerektiğini, tüm bu nedenlerle istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece verilen kararda kabule ilişkin kısmın hukuka aykırı olduğunu, söz konusu uyuşmazlığı söz konusu sınıflar ve kullanmama def'i açısından değerlendirmek gerektiğini, dava konusu markaların 35. sınıf açısından taraflar arasındaki tek ortak yönün perakendecilik olduğunu, mağaza vb. yollar ile satış yapan herhangi bir markanın 35. sınıf açısından da markasını tescile edeceğinin çok açık olduğunu, 35. Sınıfta yer alan sınıflandırmaların hiçbir somut olay nezdinde bir çözümleme ortaya koyamayacağını, müvekkili markalarının yalnızca telefon aksesuarlarına ilişkin ürünler olduğunu, davacı tarafa ait markalarla hiçbir ortak faaliyet alanlarının olmadığını, müvekkilinin bütün tescil ve emtialarının varoluş açısından insanların algısını etkilemeyeceğini, mahkemece yapılan değerlendirmenin karışıklık veyahut sınıfsal değerlendirme olmayıp aynı sınıfta yer alan tescillerin birebir kabul edilmesinden ibaret olduğunu, mahkemece kabul edilen karar doğrultusunda mevcut teknoloji markalarına ait tescillerin hükümsüzlüğüne karar vermek gerektiğini, 11.sınıfın yelpazesi çok geniş olup bünyesinde çeşit çeşit emtia sınıfı barındırdığını, 11.sınıftaki emtiaların 35.sınıf altındaki faaliyetler çerçevesinde satılmasının karışıklığa yol açacağı iddiasının abesle iştigal olduğunu, kullanmama def'ine ilişkin somut ve yazılı deliller öne sürmelerine karşın işbu delillerin gözetilmediğini, yalnızca davacı tarafın delillerine itibar edilerek hüküm kurulduğunu, davacı tarafın evvela kurum nezdinde yaptığı itirazın kullanmama def'i kabul edilerek reddedildiğini, işbu itiraza fatura ve kullanıldığını gösterir belgeler sunulmadan, üzerinden çokça zaman geçmesinin ardından dava baskısı altında sunulan evraklardan ibaret olup, bunların kabulünün hukuka aykırılıklara sebebiyet vereceğini, davacı tarafın markasını kullanmadığını, dilekçe ekinde sunulan faturaların dava baskısı altında hazırlandığını ispat eden ... firma kayıtları 2.cevap dilekçeleri ekinde bulunduğunu, lisans sözleşmesinin marka sahibi ...'in kendi firması ile yapıldığını, ... firması tarafından yapılan satışların hep aynı firmalar olduğu gibi birinin ... ile aynı adreste yer alan bir firma iken ayrıca diğer bir firmanın yetkililer yönünden organik bağ bulunan bir firma olduğunu, muvazaanın tespiti için yeterli delil var iken taraflarınca da sunulan deliller değerlendirilmeksizin hüküm kurulmasının hukuka aykırı olduğunu, davacı tarafın kötüniyetli olduğunu, işbu kötüniyetin Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından itiraz reddedildiği günden beri devam ettiğini, o gün bir satış emaresi gösterilemeyip yapılan itirazın reddedildiğini, ancak dava açma baskısı altında faturalar hazırlandığını, davaya hazırlık yapıldığını ve akabinde müvekkiline dava açıldığını, Yargıtay yerleşik içtihatları ve ABAD kararları ışığında somut olay nezdinde kullanmama def'inin mevcut olduğunu, davacının söz konusu markayı gerçek anlamda kullanmadığını, müvekkiline ait markaların hükümsüzlüğünün söz konusu olmayıp mahkemece bu hususta doğru karar verildiğini, ancak kısmen kabul kararının hatalı olduğunu, tüm bu nedenlerle istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>GEREKÇE: İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Davanın konusu davalı adına tescilli  ..., ..., ... ve ... tescil numaralı markaların benzerlik, karıştırma ihtimali, iltibas, kötü niyet sebepleriyle hükümsüzlük davasıdır.Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.  22/09/2021 tarihli bilirkişi raporunda özetle, \"Davacı yana ait markalar incelendiğinde; söz konusu markaların hepsinde esas unsurun “...” ibaresi olduğu, sonraki markaların önceki markaların tali unsuru değiştirilerek oluşturulmuş yeni markalar olduğu, sonraki markaların önceki markalar ile aynı/benzer sınıflarda tescil konusu edildiği tespit edilmiş olup, belirtilen bu sebepler dolayısıyla davacı yana ait “...” esas unsurlu markaların seri marka niteliğinde olduğu, davalı yana ait “..., ... ve ...” ibareli markaların esas unsurunun “...” ibaresi olduğu, “...” ibaresinin yanına eklenen kelimelerin tali nitelikte olduğu, taraflara ait markaların fonetik ve işitsel anlamda benzediği, şekil olarak benzerlik bulunmadığı, taraflara ait markaların tescilli olduğu mal ve hizmetler bakımından da aynı sınıflar ve aynı/benzer emtialarda tescilli olduğu tespit edilmiştir. Belirtilen sebepler ve davacı yana ait ... kod numaralı tanınmış markanın varlığı da dikkate alındığında; davalı yana ait ..., ..., ... kod numaralı markaların davacı yana ait markalar ile arasında iltibas teşkil edecek kadar benzerlik bulunduğu, SMK m.6/1 açısından davacıya ait markalar ile davalıya ait ..., ..., ... markalar arasında işaret düzeyinde benzerlik görülmekle birlikte, taraf markalarının ortak olduğu 09. sınıf açısından kullanımın görülmemesi nedeniyle davalı açısından kullanmama def’ine ilişkin şartların mevcut olduğu, Davacının 11. Sınıfta kullanımının olduğu tespit edilmiş olduğundan, taraf markalarının ortak olduğu 35. sınıf içinde yer alan 11. Sınıfa ait emtialar açısından ise kullanmama def’ine ilişkin şartların mevcut olmadığı ve hükümsüzlük şartlarının mevcut olduğu, davalı yanın davacı yana ait “...” esas unsurlu markalardan haberdar olmamasının hayatın olağan akışına aykırı olacağı ancak davacı markalarından haberdar olmasının kötü niyetin varlığı için tek başına yeterli olmayacağı ve dosya içerisinde davacı yan tarafından sunulan kötü niyetin varlığını ispata yeterli delillere rastlanmadığı da birlikte değerlendirildiğinde; davalı yan tarafından gerçekleştirilen dava konusu markalara ilişkin başvuruların SMK M.6/9 uyarınca kötü niyetli olarak değerlendirilme hususundaki takdirin Sayın Mahkemenize ait olduğu, davacı yana ait “...” esas unsurlu markanın SMK m.6/5 kapsamında ilgili sektörde belirli bir tanınmışlığa erişmiş olduğu, dolayısıyla davalı yana ait ..., ..., ... numaralı markaların SMK m. 6/5 uyarınca hükümsüzlük şartlarının mevcut olduğu, davalı yana ait ... no.lu marka tescil edilmemiş olduğundan sahibi lehine hüküm ifade etmeyeceği, lisans sözleşmesi imzalanan firmanın defterlerin usulüne uygun tutulduğu, davacının kullanımının 11. Sınıf emtialara ilişkin olduğu, faturaların sembolik kabul edilemeyecek tutarlarda olduğu ve ciddi kullanım kabul edilebileceği, pazar payı oluşturacak şekilde satış gerçekleştirildiği\"belirtilmiştir. 04/03/2022 tarihli bilirkişi heyetine ait EK raporda özetle;\" Kullanmama def’i yönünden, görevlendirme kapsamında karşılaştırma yapıldığında; davalıya ait 2017/05250 ... glass markasının 35. Sınıf perakendecilik hizmetleri içinde davacının kullanımının görüldüğü 11. Sınıfa ait “İklimlendirme ve havalandırma cihazları. Tıbbi amaçlı olmayan elektrikli alt yaygıları ve elektrikli battaniyeler, ısıtıcı yastıklar, elektrikli veya elektriksiz ayak ısıtıcıları” emtialarının yer aldığı tespit edilmiştir. 35. Sınıf içinde yer alan ilgili emtialar açısından, kullanmama def’ine ilişkin şartların mevcut olmadığı değerlendirilmektedir. Aynı zamanda, perakendecilik ve mağazacılık hizmetinin sunulduğu 35. Sınıf içinde Davacı kullanımının tespit edildiği 11. Sınıf içindeki yukarıda belirtilen emtianın satılmasının taraf markaları açısından karıştırılmaya da sebebiyet vereceği, kullanmama def’i yönünden, görevlendirme kapsamında karşılaştırma yapıldığında; Davalıya ait ... ... markasının ait 35. Sınıf perakendecilik hizmetleri içinde davacının kullanımının görüldüğü 11. Sınıfa ait ““Tıbbi amaçlı olmayan elektrikli alt yaygıları ve elektrikli battaniyeler, ısıtıcı yastıklar, elektrikli veya elektriksiz ayak ısıtıcıları” emtialarının yer aldığı tespit edilmiştir. 35. Sınıf içinde yer alan ilgili emtialar açısından, kullanmama def’ine ilişkin şartların mevcut olmadığı değerlendirilmektedir. Aynı zamanda, perakendecilik ve mağazacılık hizmetinin sunulduğu 35. Sınıf içinde Davacı kullanımının tespit edildiği 11. Sınıf içindeki yukarıda belirtilen emtianın satılmasının taraf markaları açısından karıştırılmaya da sebebiyet vereceği, kullanmama def’i yönünden, görevlendirme kapsamında karşılaştırma yapıldığında Davalıya ait...:... case markasının 35. sınıf içeriğinde 11. Sınıf kapsamında yer alan emtiaların bulunmadığı ek incelemede tespit edilmiş olup, bu marka açısından kök raporda belirtilen sonuçtan dönüldüğü, davalıya ait ...: ... ... markasının tescil işleminin gerçekleşmemiş olduğu tarafımızca tespit edilmiş aynı zamanda gelen cevabi yazıda “sahibi lehine hüküm ifade etmeyeceği” görülmüş olup değerlendirmeye kök raporda da alınmadığından bu marka açısından herhangi bir ek inceleme yapılmadığı \"belirtilmiştir. 6769 sayılı SMK'nun 25.md'si hükümsüzlük hallerini düzenlemektedir. Buna göre 5.md'deki mutlak red; ve 6.md'deki nisbi red sebepleri hükümsüzlük sebebidir.Somut olayda toplanan tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde,  ... esas unsurlu markasının 7-8-9-21-35-38-42. Sınıfta  davacı adına tescilli oldukları, Davacının... kod numaralı ... tanınmış markasının bulunduğu, davalı tarafça kullanmama definin ileri sürüldüğü, buna göre davacının genişletilmiş korumadan yararlanıp yararlanamayacağının tartışılması gerektiği, bu husus tartışılmadan yazılı şekilde karar verilmesinin  yerinde olmadığı, hükme esas alınan bilirkişi raporunda heyette sektör bilirkişisinin bulunmadığı, sektör bilirkişisinin de içinde bulunduğu yeni bir heyetten rapor alınarak davacı ... kod nolu markasının tanınmışlığının tespitine ilişkin TPMK'dan celbi ile , hangi hizmet sınıfında tanınmışlık kararı verildiği, davalı tarafça kullanmama definde bulunulduğu gözetilerek hükümsüzlük koşullarının değerlendirilmesi ve davacı markasının sulandırıldığına yönelik dava sebebinin incelenmesi gerekir iken eksik inceleme neticesinde karar verildiği anlaşılmıştır.Tüm bu nedenlerle davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kabulüne, mahkeme kararının kaldırılmasına, dosyanın esastan incelenmesi için ait olduğu mahkemeye iadesine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1- Davacı vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile; 2- Bakırköy 2. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 29/04/2022 tarih, 2021/361 E. 2022/78 K. Sayılı Kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, 3- Dosyanın, yukarıda gösterilen biçimde inceleme ve değerlendirme yapılmak üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,4- İstinaf yasa yoluna başvuran davacı tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talebi halinde kendisine iadesine5- Dosya üzerinde inceleme yapılması sebebiyle vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,6- İstinaf yasa yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. ve 362/1-g. maddeleri gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve KESİN olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 27/02/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"55935a7d0ab94849","SID":"5be3ceac824080da"}}