{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2021/1780 <br>KARAR NO:2025/336<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:25/05/2021<br>NUMARASI:2019/322 Esas -  2021/390 Karar<br>DAVA:Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (Menfi Tespit)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ:13/03/2025<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilleri aleyhine... sayılı dosyası ile Davalı Banka tarafından icra takibi yapıldığını, takibe konu olan davalının alacak iddiasının taraflar arasında yapılmış olan sözleşme gereğince hukuka aykırı olduğunu ve müvekkillerinin davalıya herhangi bir borcunun olmadığını, davalı müvekkili ... Şti'nin Davalı Banka'ya 19.04.2014 tarihli Çek Tevdi Bordrosu ile 9 adet Müşteri Çekini, doğmuş doğacak borçlarına mahsup edilmek üzere teminata verdiğini, çekilmesi muhtemel kredilerin teminatı için davalıya vermiş oldukları dava konusu ...bank ... Şubesi'ne ait ... seri numaralı, 04.09.2014 tarihli 120.000-TL bedelli çekin (hiçbir şekilde kredi çekmemiş olmalarına ve borçlarının bulunmamasına rağmen), karşılığının olmaması nedeniyle davalı tarafından aleyhlerine, ... sayılı dosyası ile icra koyulduğunu, davalının haksız icra talebine bulunduğunu, icra takibine karşı, ... sayılı dosyası ile itiraz ettiklerini, itirazlarının; takip konusu çekin, çekilecek kredilerin karşılığı için verildiği, ancak herhangi bir kredinin çekilmediği, bu nedenle icra takibinin hakkaniyete uygun olmadığı gerekçesiyle mahkemece kabul edildiğinin ve takiplerin iptaline karar verildiğinin, ancak İstinaf Mahkemesine itiraz süresi içinde itirazda bulunmadıkları için ilk derece mahkemesinin kararının kaldırıldığının ve itirazlarının da reddine karar verildiğini beyan etmiştir. Daha sonra Temyiz yoluna müracaat ettiklerini, ancak Yargıtayın kararı onadığını ve bu nedenle de söz konusu davayı açtıklarını beyan etmişlerdir. Arabuluculuk kurumuna da müracaat ettiklerini, ancak taraflarca anlaşma sağlayamadıklarını, yukarıda açıklanan nedenlerle; müvekkillerinin sözleşme gereğince davalıya teslim etmiş olduğu dava konusu çek nedeniyle borçlu olmadığının tespitini, müvekkillerinin aleyhine haksız olarak yapılan ... sayılı takibinin iptalini, yargılamanın sonuna kadar icra takiplerinin tedbiren teminatsız olarak durdurulmasını, kötü niyetli davalı alacaklının dava konusu miktarın %20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini,  yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Dava konusu çeklerin dava dışı .... Şti.'nin kullanacağı kredilerin teminatı olarak alındığını, dava konusu çek ya da çekler her ne kadar 19.03.2014 tarihli çek tevdi bordrosu ile ... Şti.'nin teminatına alındığı iddia edilse de 22.05.2014 tarihli çek tevdi bordrosu ile  .... Şti.'nin teminatına verildiğini, söz konusu müşteri çeklerinin  .... Şti.'ne cirolandığını ve son cirantanın  .... Şti olduğunu, müvekkil banka tarafından Genel Kredi Sözleşmesine istinaden dava dışı borçlu .... Şti lehine kredi kullandırıldığı, kredi kullanan tarafından, cirantaları ... ve ... Şti. olan dava dayanağı takip müstenidi çekler ciro ve temlik edilmek sureti le müvekkil bankaya ibraz edildiğini, karşılığının olmaması nedeniyle bu durum çeklerin arkasına şerh düşüldüğünü ve çekler hakkında takip işlemlerine başlandığı, müvekkil banka çalışanlarının savcılıkta verdikleri ifadelerinin davanın haksızlığını ispatladığı iddia ettiğini, takibin iptali talebinin ve davanın reddi ile davacı tarafın % 20 kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \" Davalı banka tarafından her ne kadar  22.05.2014 tarihli çek tevdi bordrosu ile  çekin .... Şti.'nin teminatına verildiği, söz konusu müşteri çeklerinin .... Şti.'ye cirolandığını ve son cirantanın .... Şti olduğunu, Genel Kredi Sözleşmesine istinaden dava dışı borçlu .... Şti lehine kredi kullandırıldığı, kredi kullanan tarafından, cirantaları ... ve ... Şti. olan dava dayanağı takip müstenidi çekler ciro ve temlik edilmek suretiyle bankaya ibraz edildiğini belirtilmiş ise de bilirkişi raporunda da belirtildiği gibi davacıdan teslim alınan çek üzerinde davalı bankanın çeki dava dışı .... ...ye ciro ettiğine dair bir ciro bulunmadığı gibi ibraz ettiği 22.05.2014 tarihli çek tevdi bordrosunda doğrudan .... Şti.’den borcuna karşılık devir ve temlik aldığı gözükmektedir. Davalı banka 19.03.2014 tarihli çek tevdi bordrosu ile teslim aldığı çeki davacıya geri teslim ettiğini ve sonrasında dava dışı .... Şti’nin kredi borcuna karşılık teminata aldığını yazılı bir delille ispatlayamamış olup bahsedilen nedenlerle davanın kabulü ile davacının rızası dışında çekin dava dışı şirketin teminatına da alınarak takip yapıldığı anlaşıldığından çek bedeli üzerinden %20 kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, ...\" karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu çeklerin dava dışı ....Şti.' nin kullanacağı kredilerin teminatı olarak alındığını, çeklerin incelendiğinde, ... Şti’ den sonra itiraza konu çeklerin ...Şti.’ ne cirolanmış ve son cirantanın da...Şti. olduğunu, bilirkişi raporunda hatalı eksik tespitler olduğunu, davacı, bu kadar yüksek montanlı çekin akıbetini araştırmadığını ve kötüniyetli olduğunu, dava konusu çeklerin davacı şirket kayıtlarında bulunmadığını, davalının iyiniyetli ve yetkili hamil olduğunu, davacı tarafından davalı banka yetkilileri aleyhinde yapılan suç duyurusunda \"kovuşturmaya yer olmadığı\" kararı verildiğini, davalı banka çalışanlarının savcılıkta verdikleri ifadeleri huzurdaki davanın haksızlığını ispatladığını,davacıların, dava dışı ....Şti. yetkilileri hakkında suç duyurusunda bulunmamalarının da manidar olduğunu,davacıların mevcut durum karşısında dava dışı isfat şirketinin yetkilileri hakkında suç duyurusunda bulunmamalarının da manidar olduğunu, her iki şirketin ticaret sicil kayıtlarında ortaklık yapıları incelendiğinde de görüleceği üzere; her iki şirket aile şirketidir. aslında aynı kişilerin sahip oldukları farklı firmalar olduğunu,  davacının kötüniyetli olup, bu durumdan menfaat sağlama çabasında olduğunu, davalı bankanın kullanacağı veya kullandıracağı krediye karşılık borçlusundan ciro yolu ile çek ve senet alması son derece doğal olduğu gibi yasal bir zorunluluk olup bu durumda davalı bankanın kötüniyetinden bahsedilemeyeceğini,  davalı Banka' nın davacı şirkete karşı böyle bir borcu bulunmadığını,Bankanın dava konusu çekleri dava dışı İsfat İnşaat firmasının kullanacağı kredilerin teminatı olarak aldığını, Davacı vekilinin iddiası üzerine davacı şirketin kullanacağı kredilerin teminatı olarak almadığını beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.<br>GEREKÇE:Dava, kambiyo senedi(çek) nedeniyle borçlu olmadığının tespiti(menfi tespit) davasıdır. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, dava konusu çekin davacının kullanacağı kredilerin mi yoksa dava dışı şirketin kredi borçları için mi verildiği, davalının yetkili iyiniyetli hamil olup olmadığı noktasındadır.Dava konusu çek, dava dışı ... tarafından dava dışı ... lehine, 04/09/2014 tarihinde 120.000,00 TL bedelli olarak keşide edilmiş ve sırasıyla lehtar, ...,..,  .... Şti., davacı ..., davacı .... Şti., .... Şti. Tarafından ciro edilmiştir.Davalı takip alacaklısı tarafından, davacı takip borçlularında aralarında bulunduğu çek sorumluları hakkında,... sayılı takip dosyasında, \"04/09/2014-120.000,00 TL çek\" sebebine dayalı olarak 120.000,00 TL asıl alacağın 14.455,00 TL işlemiş faiz, 12.000,00 TL çek tazminatı, 360,00 TL komisyon alacağıyla birlikte tahsili istemiyle 22/10/2015 tarihli takip talebi ile ilamsız icra takibi başlatılmıştır.  Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 72. maddesi uyarınca çekin davacı şirketin ileride kullanacağı kredilere karşılık davalı bankaya verildiği, ancak kredinin kullanılmadığı, bu nedenle çekten dolayı borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır. Davalı taraf ise çeklerin dava dışı .... Şti.'nin kredi borcuna karşılık verildiğini savunmuştur.Davacı, davalı bankadan kredi kullanmadığını ileri sürmüş olup, davalı bankanın bu yönde bir savunması bulunmadığından bu husus uyuşmazlık konusu değildir.19.03.2014 tarihli çek tevdi bordrosu ile aralarında dava konusu çekin de bulunduğu bir kısım çekler kredi lehtarına açılmış ve açılacak krediler ile her ne sebeple olursa olsun doğmuş doğacak borçlarına mahsup edilmek üzere bankaya temlik ve teslim edildiği düzenlenmiş ve kredi lehtarı davacı .... Şti. tarafından imzalanmıştır. 22.05.2014 tarihli çek tevdi bordrosu ile de, ...'a ait çek hariç aralarında dava konusu çekin de bulunduğu bir kısım çekler kredi lehtarına açılmış ve açılacak krediler ile her ne sebeple olursa olsun doğmuş doğacak borçlarına mahsup edilmek üzere bankaya temlik ve teslim edildiği düzenlenmiş ve kredi lehtarı dava dışı .... Şti. tarafından imzalanmıştır.Bu halde, dava konusu çekin de aralarında bulunduğu aynı çeklere ilişkin iki farklı şirketin çek tevdi bordrosu bulunmaktadır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 688/1. maddesi uyarınca, ciro, \"bedeli tahsil içindir\", \"vekâleten\" veya bedelin başkası adına kabul edileceğini belirten bir şerhi ya da sadece vekil etmeyi ifade eden bir kaydı içerirse, hamil, poliçeden doğan bütün hakları kullanabilir; fakat o poliçeyi ancak tahsil cirosu ile tekrar ciro edebilir. Dava konusu çekte böyle bir kayıt bulunmadığı gibi bunun dışında taraflar arasında yazılı bir anlaşma da bulunmamaktadır. TTK'nın 790. Maddesine göre; cirosu kabil bir çeki elinde bulunduran kişi, son ciro beyaz ciro olsa bile, kendi hakkı müteselsil ve birbirine bağlı cirolardan anlaşıldığı takdirde yetkili hamil sayılır.Çizilmiş cirolar yazılmamış hükmündedir. Bir beyaz ciroyu diğer bir ciro izlerse, bu son ciroyu imzalayan kişi çeki beyaz ciro ile iktisap etmiş sayılır. Buna göre 19.03.2014 tarihli çek tevdi bordrosunun düzenlendiği tarihte davacının çeklerin hamili olduğu anlaşılmaktadır. Davacı .... Şti. tarafından çek tevdi bordrosu uyarınca dava konusu çeklerin davalıya ciro ve tesliminden sonra son ciro beyaz ciro olduğundan araya başka ciro alınmasına bir engel bulunmamaktadır.TTK'nın 818/1-e maddesinin atfı ile çekler hakkında da uygulanacak olan TTK'nın 687/1.Maddesine göre, poliçeden dolayı kendisine başvurulan kişi, düzenleyen veya önceki hamillerden biriyle kendi arasında doğrudan doğruya var olan ilişkilere dayanan def'ileri başvuran hamile karşı ileri süremez; meğerki, hamil, poliçeyi iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket etmiş olsun.Buna karşın, borçlu, hamile karşı şahsen sahip olduğu def'ileri ileri sürebilir. Davaya konu çeklin 19.03.2014 tarihli çek tevdi bordrosuna göre davacı .... Şti.'nin kullandığı veya kullanacağı krediler için verilmiş olması, davacı ...'nın kredi sözleşmesinin müteselsil kefili olması ve davacı şirket tarafından herhangi bir kredi kullanılmaması, 22.05.2014 tarihli çek tevdi bordrosu ile, aynı çekler bu kez dava dışı .... Şti. tarafından  bu şirketin kredi borçlar için bankaya temlik ve teslim edilmiş ise de, bu şekilde davacının 19.03.2014 tarihli çek tevdi bordrosu ile davalı bankaya tevdi ettiği çeklerin dava dışı .... Şti.'nin kredi borcundan mahsup edileceğine ilişkin davacı .... Şti.'nin onayına dair herhangi bir belgenin dosya içerisinde bulunmaması karşısında 22/05/2014 tarihli çek tevdi bordrosunun davacılara karşı ileri sürülemeyecek olması ve temel ilişkide davacılar yönünden bir borç doğmamış olması nedeniyle dava konusu çekten dolayı davacıların davalı bankaya borcu bulunmamaktadır.Davalı banka tarafından bu çeklerin doğrudan dava dışı .... Şti.'nin bankaya verilmesinin banka genel müdürlüğünce kabul edilmemesi üzerine davacının cirosu alınarak yine dava dışı .... Şti.'nin borcuna karşı alındığı ve her iki şirketin aile şirketi olduğu savunulmuştur.Ticaret sicil kayıtlarına göre, davacı şirketin ortakları ..., ..., ... ve ...'dır. Davacı şirketin yetkilisi ise münferiden imza ile ...'dır. Dava dışı .... Şti.'nin ortağı ise ... olup, şirketin yetkilileri ise münferiden imza ile ... ve ...'dır. Anılan şirketlerin ortak ve yöneticileri farklı olduğu gibi Banka Genel Müdürlüğü'nün çeklerin doğrudan dava dışı .... Şti.'nin bankaya verilmesinin kabul edilmediği ve davacını bu aşamadan sonra çekleri dava dışı .... Şti.'nin borçlarına mahsup edilmek üzere ciroladığı iddiası da ispatlanabilmiş değildir. Bu nedenle ilk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı banka vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.<br>KARAR:Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 2.049,30 TL harcın, alınması gerekli olan 8.197,20 TL harçtan mahsubu ile bakiye 6.147,90 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.13/03/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"716c791eb76cbe6e","SID":"4ff006164aa8f5fc"}}