{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>53.HUKUK DAİRESİ  <br>DOSYA NO: 2022/1078 <br>KARAR NO: 2025/271<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ: 06/04/2021<br>NUMARASI: 2018/829 Esas, 2021/311 Karar<br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali<br>KARAR TARİHİ: 25/03/2025 <br>Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı  istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; <br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Dava, taraflar arasındaki web sitesi kurulumu vs işlemlere ilişkin 02.09.2013 tarihli sözleşme ve 12.08.2014 tarihli ek sözleşme kapsamında 21.220,00 TL bakiye iş bedeli alacağı ve 6.393,91 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 27.613,91 TL'nin davalıdan tahsili için  İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı dosyasından başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali ve davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesi talebine ilişkindir. Davalı vekilince, davacının işi bitirmesi gereken zamanda bitirememesi üzerine gönderilen 23.03.2015 tarihli ihtarname ile sözleşmeden dönüldüğü, davacının ibraz ettiği e-maillerin iddiasını ispata yeterli olmadığı, takipte talep edilen asıl alacak tutarının sözleşme bedelleri ile uyumsuz olduğu, asıl sözleşmeden kalan 5.000,00 USD ve ek sözleşme bedeli 3.000,00 TL toplamının (02.04.2015 ihtar tarihindeki 2,60-TL kura göre) 18.000,00 TL ettiği, takipte fazla talepte bulunulduğu belirtilerek, davanın reddi istenmiştir. Mahkemece, alınan bilirkişi raporlarına göre davacı yüklenicinin eseri meydana getirdiği ve sözleşme bedeli ile yapılan ödemeler gözetildiğinde davalıdan KDV dahil bakiye 21.224,51 TL alacağı bulunduğu, heyet raporunda belirlenen müterafik kusurun bu iş bedelinin talep edilmesine ve miktarına bir etkisinin bulunmadığı, alacağın likit olmadığı, işlemiş faizin ihtarnamenin tebliğ tarihinden itibaren verilen mühletin dolmasından sonraki gün olan 10.04.2015 tarihinden itibaren hesap edilmesi gerektiği, bu hesaba göre takip tarihine kadar talep edilebilecek işlemiş faizin 3.452,29-TL olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile, İstanbul anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasına yapılan itirazın 21.220,00 TL asıl alacak + 3.542,29 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 24.762,29 TL üzerinden iptaline, takip talebi doğrultusunda kabul edilen asıl alacağa takip tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmak suretiyle takibin devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, alacağın eser sözleşmesinden kaynaklanması ve faturanın da bulunmaması gözetildiğinde alacağın belirli olmadığı kabul edilerek icra-inkar tazminatı talebinin reddine, karar verilmiştir. Davacı vekili istinafında, alacak miktarı taraflar arasında imzalanan sözleşmede belirlenmiş olduğundan takibe konu alacağın likit kabul edilmesi gerektiğini, ayrıca sözleşmede ödeme tarih ve koşulları belirtildiğinden faizin bu tarihlerden işletilmesi gerektiğini, kararın icra inkar tazminatı taleplerinin reddine dair hüküm fıkrası ve faiz taleplerinin reddine ilişkin hüküm fıkrası yönlerinden kaldırılmasını talep etmiştir.Davalı vekili istinafında, alınan raporlarda eserin bütünüyle tamamlandığına ve müvekkiline teslim edildiğine dair açık ve net bir tespit bulunmadığını, anahtar teslimi kararlaştırılan projenin, sözleşme hükümlerine göre devreye alınamadığını, testlerinin ve eğitimlerinin yapılmadığını, yüklemesinin gerçekleştirilmediğini ve yayına verilemediğini, bu durumda eserin meydana getirildiğinin kabul edilemeyeceğini ve bedelin muacceliyetinden söz edilemeyeceğini, müvekkili tarafından 23.05.2015 tarihli ihtarname ile TBK'nın 475/1. maddesindeki seçimlik hak kullanılarak sözleşmeden haklı olarak dönüldüğünü, alınan her iki raporda da davacının kusurunun tespit edildiğini, mahkemece bu kusurun dikkate alınmaması gerekçesinin yerinde olmadığını, davacının \"Analiz\" yükümlülüğünü tam olarak yerine getirmediğini, bu durumun TBK'nın 471/1 ve 2. Fıkraları kapsamında \"özen ve sadakat borcu\" ile \"ihbar yükümlülüğünün\" ihlali olarak kabul edilmesi gerektiğini, ayrıca davacının TBK'nın 472/3.maddesindeki yükümlülüğünü de yerine getirmediğini, davacının sözleşme süresince bu ve benzeri durumlarla ilgili müvekkiline bir itirazda ve uyarıda bulunmadığını, müvekkilinin gönderdiği 15.05.2014 tarihli ihtara da bir cevap vermediğini,  davacının kusuru dikkate alındığında, tamamlanmamış, teslim edilmemiş ve müvekkilince kullanılmayan bir eser için bedelde indirime gidilmesi gerektiğini, davacının HMK ispat hükümlerine göre davasını kanıtlayamadığını, e-posta yazışmalarının madde 200'e göre senet vasfında olmadığını, iddiaların yazılı delille, senetle ispatı gerektiğini,  davacı iddiasını senet ve kesin delillerle ispat edemediğinden HMK 'nın 222/3.maddesi gereğince ticari defterlerinin kendi lehine delil olamayacağını, davacı fatura düzenlemediğinden KDV tutarının da alacağa ilave edilmesinin hatalı olduğunu belirterek, kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini, aksi halde; davacının kusuru, eserin tamamlanmaması, teslim edilmemesi vb. hususlar değerlendirilerek sözleşme bedelinden indirim yapılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı yüklenici, davalı iş sahibidir. Taraflar arasında önce 02/09/2013 tarihli 10.000,00 USD+KDV götürü bedelli web sitesi kurulum sözleşmesi, daha sonra ise 12/08/2014 tarihli 3.000,00 TL + KDV götürü bedelli filtreleme modülü yazılım projesi sözleşmeleri akdediliş olup, sözleşmede web sitesi kurulum hizmetinin 75 gün içerisinde yerine getirilmesi öngörülmüştür. Davacı yüklenicinin bu sözleşmeler kapsamında davalıdan iş bedelini talep edebilmesi için sözleşmelere konu işleri eksiksiz, ayıpsız ve sözleşmeye uygun olarak tamamlayıp, kararlaştırılan yer ve zamanda davalı iş sahibine teslim ettiğini usulünce ispatlaması gerekmektedir. Davalı iş sahibince işin kendisine zamanında teslim edilmediği savunulmuş olmasına rağmen, bu bakımdan ispat yükü üzerinde bulunan davacı yüklenici tarafından bunun aksi yönde beyanda bulunulup teslim vakıası usulünce ispat edilememiştir. Mahkemece alınan bilirkişi raporlarında buna dair bir takım değerlendirmeler yapılmış ise de dosya kapsamı ve rapor içerikleri göz önünde bulundurulduğunda bu değerlendirmeler teslim vakıasına ispata yeterli bulunmamaktadır. Bu durumda davacı yüklenici sözleşme bedeline hak kazanamaz. Taraflarca kusura dayalı zarar talebinde bulunulmadığından işin gecikmesinde veya tesliminde kimin kusurlu olduğu hususunun bir önemi bulunmamaktadır. Davalı iş sahibinin bedel karşılığı düzenlenen sözleşmeden tek taraflı dönmesi geçerli olup sonuç doğuracağından, taraflar arasındaki davaya konu sözleşmelerin sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre tasfiye edilmesi gerekmektedir. Buna göre tasfiye yapıldığında, taraflar ancak birbirlerine verdiklerini geri isteyebilirler. Taraflar arasındaki sözleşmeler davalı iş sahibinin feshi ile sona erdiğine göre, davacı yüklenici artık olmayan sözleşme bedelini değil, olsa olsa yaptığı imalatın (karşı tarafın yararına, yasal ve uhdesinde bulunan) aynen iadesini, bu mümkün değilse bedelini isteyebilir. Somut olayda iş bedeli talep edildiği için Mahkemece yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda davacının davasının reddine, eğer var ise yaptığı imalatın (karşı tarafın yararına, yasal ve uhdesinde bulunan) aynen iadesi, bu mümkün değilse bedelinin tahsili yönünden ayrıca dava açmakta muhtariyetine karar verilmesi gerekirken, mevcut gerekçe doğrultusunda davanın kısmen kabulüne dair karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olmuştur. Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf talebinin HMK'nın 353/1-b-1.bendi gereğince reddine, davalı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile, yerel mahkeme kararının HMK'nın 353/1-b-2. bendi gereğince kaldırılarak davanın reddine ve davacının davaya konu takibi başlatmakta kötü niyetli olduğu ispat edilemediğinden davalının kötü niyet tazminatı talebinin de reddine dair yeniden esas hakkında karar verilmesi gerekmiştir.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; A)1-Davacı vekilinin istinaf talebinin HMK'nın 353/1-b-1.bendi gereğince REDDİNE, 2-Davalı vekilinin istinaf talebinin KABULÜNE, 2-İSTANBUL ANADOLU 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 06/04/2021 tarih ve 2018/829 Esas, 2021/311 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Davanın REDDİNE,  4-Davacının davaya konu takibi başlatmakta kötü niyetli olduğu ispat edilemediğinden davalının kötü niyet tazminatı talebinin REDDİNE,<br>B) İLK DERECE MAHKEMESİ YÖNÜNDEN 1-Alınması gereken 615,40 TL maktu karar ve ilam harcından peşin alınan 607,21-TL harcın mahsubu ile bakiye 8,19-TL harcın davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 2-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA,  3-Davalı tarafından yapılan 1.600,00 TL bilirkişi ücreti olan yargılama masrafının davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE, 4-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 17.900,00-TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın hüküm kesinleştiğinde yatıran tarafa İADESİNE, <br>C) İSTİNAF İNCELEMESİ YÖNÜNDEN 1-Alınması gereken  615,40 TL harçtan peşin alınan 422,87-TL harcın mahsubu ile bakiye 192,53-TL harcın davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 2-Davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının hüküm kesinleştiğinde ve talep halinde davalı tarafa İADESİNE,3-Davalı tarafından yapılan 162,10-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının davacıdan alınarak davalı tarafa VERİLMESİNE, 4-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA,  5-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 362/1-a bendi gereğince KESİN olmak üzere 25/03/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"bcebf91d92cebc4a","SID":"22377aa279b07b63"}}