{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  35. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: 2025/49 - 2025/461<br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>35. HUKUK DAİRESİ<br><br><br>DOSYA NO\t: 2025/49 <br>KARAR NO\t: 2025/461<br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 10/09/2024<br>NUMARASI\t\t: 2023/791 Esas - 2024/486 Karar<br><br><br><br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat<br>KARAR TARİHİ\t: 27/03/2025<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZILMA TARİHİ\t: 08/04/2025<br><br>\tMahalli mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili, davalı ... vekili ve davalı ... Sigorta AŞ. vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;<br>\tTARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI<br>\tMahkemenin 2023/791 esas sayılı asıl davasında davacı vekili dava dilekçesinde, 31/07/2016 tarihinde müvekkilinin eşinin sevk ve idaresindeki ... plakalı aracı ile Kırşehir'den Ankara'ya seyahat ederken Kaman ilçesinde yol kenarında araçların park etmesi için ayrılan cepte durakladıklarını, aracın bagajından bir şeyler alırken, davalı ...'nin hakimiyetinde olan ... plakalı aracı kullanırken, telefonla ilgilenmesi ve yola bakmaması nedeniyle ... plakalı araca arkadan çarptığını, müvekkilinin bacaklarının iki araç arasında sıkışıp kaldığını, Kaman Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/267 Esas sayılı dosyasında aldırılan Adli Tıp raporunda fibula kemik kırığının hayati fonksiyonları orta derecede etkilendiğinin belirlendiğini, müvekkilinin bacağının 25 gün alçıda kaldığını, sonrasında 45 gün boyunca evde kıpırdamadan yattığını, müvekkilinin meydana gelen kazadan dolayı maddi ve manevi olarak sıkıntı çektiğini, davalı ...'ın ... plakalı aracın sahibi ve işleteni olduğunu, davalı Sigorta Şirketinin sorumluluğu açısından 223111807 numaralı trafik poliçesine istinaden dava şartı olan Sigorta Şirketine başvuru şartının müvekkili tarafından gerçekleştirildiğini belirterek, maddi tazminat yönünden fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 1.000TL maddi (açıklama dilekçesi ile 300TL tedavi gideri, 300 TL tedavi sürecince çalışamamaktan kaynaklanan kazanç kaybı, 400TL iş gücü kaybı için) ve 10.000TL manevi olmak üzere toplam 11.000TL tazminatın davalı taraftan alınarak tarafına ödenmesine, karar verilmesini talep etmiş, vekaletnamesinde feragat yetkisi bulunan davacı vekili yargılama sırasında 06/02/2019 tarihli dilekçesi ile manevi tazminat talebinden feragat etmiş, 14/04/2023 tarihli oturumdaki imzalı beyanı ile de tedavi gideri ve kazanç kaybı taleplerinden de feragat etmiş, ıslah dilekçesi ile geçici iş göremezlik tazminatını 9.313,07 TL’ye, daimi iş göremezlik tazminatını 339.738,99 TL’ye artırdığını belirterek, söz konusu tazminatların kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılardan müteselsil olarak tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmesini istemiştir. <br>\tBirleşen Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/908 esas sayılı dava dosyasında davacı vekili dava dilekçesinde, 31/07/2016 tarihli trafik kazası neticesinde müvekkilinin ağır yaralandığını, kazaya sebebiyet veren ve kazada yüzde yüz kusurlu bulunan araç şoförü ... hakkında Kaman Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2016/261 E. sayılı ilamı ile taksirle bir kişinin yaralanmasına sebep olma suçu nedeniyle mahkumiyet kararı verildiğini, davalı Sigorta Şirketi ile birlikte araç şoförü ... ve araç maliki ... aleyhine 21.01.2019 tarihinde Ankara 19. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2019/42 E. sayılı dosyası ile tazminat talepli dava açıldığını ve görevsizlik kararı verildiğini, daha sonrasında Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/234 E. 2023/240 K. sayılı dosyası ile davanın kabulüne karar verildiğini ancak; Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi'nin 2023/881 E. 2023/1204 K. sayılı ilamı ile davalı Sigorta Şirketi hakkında zorunlu dava şartı olan arabuluculuk yoluna başvurulmaması sebebi ile hükmün kaldırılmasına ve dosyanın yerel mahkemeye gönderilmesine karar verildiğini, akabinde Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/751 E. - 2023/692 K. sayılı kararı ile davalı ... Sigorta A.Ş. yönünden davanın sigorta sözleşmesinden kaynaklanması, ticari mahiyette olması ve bu sebeple dava şartı arabuluculuk yoluna başvurulması gerektiği, ancak başvurulmaması nedeni ile davalı Sigorta Şirketi hakkında davanın usulden reddine karar verildiğini, diğer davalılar ... ve ... yönünden ise davanın tefrik edilerek ayrı bir esasa kaydına karar verilerek, yargılamanın Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/791 E. sayılı dosyası üzerinden devam ettiğini, müvekkilinin arabuluculuk müessesesine başvuru yaptığını, ancak taraflar arasında anlaşma sağlanamadığını, gelinen durumda davalı Sigorta Şirketi açısından arabuluculuk ön şartının yerine getirildiğini, usul ekonomisi göz önüne alınarak huzurdaki dosyanın Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/791 E. sayılı dosya ile birleştirilmesine karar verilmesini talep ettiklerini, yapılacak yargılama neticesinde; daimi iş göremezlik tazminatı için fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla (sigorta poliçe limiti olduğu belirtilen) 305.000,00 TL'nin, geçici iş göremezlik tazminatı için şimdilik 5.000,00 TL'nin Sigorta Şirketine başvuru tarihi olan 28/11/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı Sigorta Şirketi'nden tahsili ile davacıya verilmesine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalı Sigorta Şirketine yükletilmesine karar verilmesi istemiştir.<br>\tMahkemenin 2023/791 esas sayılı asıl davasında, davalılar davaya karşı herhangi bir cevap vermemişler, davalı ... vekili 03/06/2024 tarihli hesap raporuna karşı itiraz ve beyan dilekçesinde, hesap raporunun usul ve yasaya uygun olmadığını, kaza ile sonuç arasında illiyet bağının bulunmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br>\tBirleşen Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/908 esas sayılı dava dosyasında davalı Sigorta vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı, hak düşürücü süre, derdestlik, kesin hüküm, husumet, hukuki yarar ve dava şartı yokluğu itirazları olduğunu, müvekkili sigorta şirketine başvuru yapılmadan dava açıldığını, poliçe teminat limiti ile sınırlı sorumlu olduklarını, müvekkilinin tazminat taleplerinden sorumlu olmadığını ve zararın teminat dışında olduğunu belirterek, usul ve esas yönünden davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece yapılan yargılama sonunda; “Mahkemenin 2023/791 Esas sayılı asıl davasında; davacının manevi tazminat davasının feragat nedeniyle reddine, davacının tedavi gideri ve kazanç kaybı yönünden taleplerinin feragat nedeniyle reddine, maddi tazminat talebi yönünden davanın kabulü ile, 339.738,99 TL sürekli iş göremezlik tazminatı ve 9.313,07 TL geçici iş göremezlik tazminatının 11/01/2019 dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte (tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile) davalılar ... ve ...'den müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023/908 esas sayılı birleşen davasında; davanın kısmen kabulü ile 305.000,00 TL daimi iş görmezlik tazminatı ve 1.647,00TL bakıcı giderinin 11/01/2019 ilk dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte (tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile) davalı Sigorta Şirketi'nden tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin bakıcı gideri tazminatı talebinin reddine,” karar verilmiş, karara karşı davacı vekili ile davalı ... ve davalı ... Sigorta AŞ. vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvuru yapılmıştır. <br>\tİLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tDavacı vekili katılma yoluyla istinaf dilekçesinde; istinaf kaldırma kararı sonrasında sigortaya yönelik dava şartı tamamlanarak yeniden açılan davanın birleştirildiğini, dosyaya verdikleri ıslah dilekçesi ile; “Daimi iş göremezlik tazminatı için 339.738,99 TL'nin kazanın gerçekleştiği, haksız fiil tarihi olan 31.07.2016 tarihinden itibaren (Sigorta Şirketi yönünden poliçe limitleri ile sınırlı kalmak kaydıyla ve kendilerine başvuru tarihi olan 28.11.2017 tarihinden itibaren) işleyecek yasal faizi ile davalılardan müteselsil olarak tahsili ile davacıya verilmesine, geçici iş göremezlik tazminatı için 9.313,07 TL'nin kazanın gerçekleştiği ve haksız fiil tarihi olan 31.07.2016 tarihinden itibaren (Sigorta Şirketi yönünden poliçe limitleri ile sınırlı kalmak kaydıyla kendilerine başvuru tarihi olan 28.11.2017 tarihinden itibaren) işleyecek yasal faizi ile davalılardan müteselsil olarak olarak tahsili ile davacıya verilmesini” talep ettiklerini, birleşen dosyada Sigorta Şirketi için 305.000TL daimi iş görmezlik, 5.000TL geçici iş görmezlik talepleri olmasına ve bilirkişi tarafından 9.313,07TL geçici iş görmezlik hesaplanmasına rağmen, usul ve yasaya aykırı olarak 1.647TL bakıcı giderine hükmedilmesinin ve geçici işgöremezlik yönünden de hiç karar verilmemesinin doğru olmadığını, yine asıl davada kaza tarihinden faiz talep etmelerine rağmen gerekçesiz olarak faizin neden 11/01/2019’dan başlatıldığının, birleşen davada sigortaya başvuru tarihinden faiz talep etmelerine rağmen neden 10/01/2019’dan başlatıldığının anlaşılamadığını, bu kararların gerekçelendirilmemesinin ve yanlış tarihten faiz başlatılmasının doğru olmadığını belirterek, istinaf isteminin kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, hükmün düzeltilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tDavalı ... (eski ünvanı ... Sigorta ve ... Sigorta) Sigorta AŞ. vekili istinaf dilekçesinde; tüm taleplerin zamanaşımına uğradığını, Sigorta Şirketine usulüne uygun başvurulmadığını, bu nedenle de yargıma gideri ve vekalet ücretlerinin hatalı olduğunu, hükme esas alınan maluliyet ve kusur raporlarının taraflarına tebliğ edilmediğini, maluliyet oranının yanlış belirlendiğini, maluliyet oranları arasındaki çelişkinin giderilmesi gerektiğini, müvekkil Şirket tarafından alınan uzman görüşünde hesaplanan tazminatın fahiş olduğunun belirlendiğini, tazminatın fahiş ve hatalı hesaplandığını, hesap tekniğinin de doğru olmadığını, geçici işgöremezlikten ve tedavi giderinden sigortanın sorumlu olmadığını, birleşen dava bakımından faizin ilk dava tarihinden başlatılmasının hatalı olduğunu belirterek, istinaf incelemesi sonucunda ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tDavalı ... vekili istinaf dilekçesinde, davalıya atfedilen kusurun hatalı olduğunu, mahkemece davacının maluliyetiyle kaza arasındaki illiyet bağının yeterince araştırılmadığını, olay öncesine ait tedavi geçmişinin araştırılması gerektiğini, maluliyet raporlarının kendi arasında çelişkili olduğunu, hesaplamaların fahiş olduğunu, davacının tüm taleplerinin zamanaşımına uğradığını belirterek, istinaf incelemesi sonucunda ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>\tDELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE<br>\tİstinaf talebinde bulunan davacı vekili ile davalı ... vekili ve davalı ... Sigorta AŞ. vekilinin istinaf sebepleri doğrultusunda, dosya içerisindeki bilgi ve belgeler, mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonunda; <br>\tAsıl dava, trafik kazası nedeniyle cismani zarardan kaynaklanan maddi ve manevi tazminat, birleşen dava ise aynı nedenle maddi tazminat davacının daimi iş göremezlik zararı, geçici iş göremezlik zararının tazmini istemine ilişkindir.<br>\tYerel mahkeme tarafından davaların kısmen kabulüne dair verilen karar, davacı vekili ile davalı ... ve davalı ... Sigorta AŞ. vekili tarafından istinaf edilmiştir. <br>\tKararın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 297. maddesine uygun olmayacak şekilde kurulması ve bu şekilde kurulan hükmün denetlenemeyecek mahiyette olması (gerekçesiz olması gibi), gerekçeli olmakla birlikte hükmün esasına etki edecek veya tarafların adil yargılanma hakkını kısıtlayacak şekilde çelişkili olması (kısa karar ve gerekçeli kararın çelişmesi; gerekçe ile hüküm fıkrasının çelişmesi gibi) kamu düzenine aykırılık oluşturacağından, ilk derece mahkemesi kararının öncelikle bu çerçevede değerlendirilmesi gerekmiştir.<br>\tHemen belirtilmelidir ki 6100 sayılı HMK'nın 297/1-c maddesinde hükmün gerekçe bölümünün, 2. fıkrasında ise hükmün sonuç bölümünün kapsayacağı hususlar düzenlenmiştir. Anılan 297/1-c maddesinde, hükmün, iki tarafın iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri de kapsaması gerektiği öngörülmüştür. HMK'nın 297/2. maddesinde, hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesinin zorunlu olduğu öngörülmüştür.<br>\tYargıtay Hukuk Genel Kurulunun 07.12.2011 tarih 15-708 Esas - 737 Karar sayılı ilamında açıklandığı üzere; gerekçe, hakimin (mahkemenin) tespit etmiş olduğu maddi vakıalar ile hüküm fıkrası arasında bir köprü görevi yapar. Gerekçe bölümünde hükmün dayandığı hukuki esaslar açıklanır. Hakim, tarafların kendisine sundukları maddi vakıaların hukuki niteliğini (hukuk sebepleri) kendiliğinden (re'sen) araştırıp bularak hükmünü  dayandırdığı hukuk kurallarını ve bunun nedenlerini gerekçede açıklar (Kuru, Baki/Arslan, Ramazan/ Yılmaz, Ejder; Medeni Usûl Hukuku Ders Kitabı 6100 sayılı HMK'na Göre Yeniden Yazılmış, 22 Baskı, Ankara 2011, s.472). Hakim, gerekçe sayesinde verdiği hükmün doğru olup olmadığını, yani kendini denetler. Üst mahkeme de bir hükmün hukuka uygun olup olmadığını ancak gerekçe sayesinde denetleyebilir. Taraflar da ancak gerekçe sayesinde haklı olup olmadıklarını daha iyi anlayabilirler.<br>  \tSomut olayda, birleşen davada davacının bakıcı giderine yönelik talebinin bulunmadığı, aksine geçici işgöremezlik zararının talep edildiği, buna rağmen mahkemece geçici işgöremezlik zararına yönelik hüküm kurulması gerekirken bu konuda bir karar verilmediği gibi talep konusu olmayan bakıcı giderine karar verilmesi doğru görülmemiştir.<br>\tAçıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf isteminin HMK’nın 353/1-a-4 maddesi gereğince kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına belirtilen eksiklikler giderilerek yeniden karar verilmek üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine, kaldırma nedenine göre davalılar vekillerinin tüm, davacı vekilinin sair istinaf taleplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. <br>\tHÜKÜM \t: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile; Ankara 12 Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından verilen 10/09/2024 tarihli, 2023/791 Esas - 2024/486 Karar sayılı kararın, HMK’nın 353/1-a-4 maddesi gereğince KALDIRILMASINA,<br>\tKararın kaldırılma sebebine göre, davalılar vekillerinin tüm, davacı vekilinin sair  istinaf taleplerinin İNCELENMESİNE YER OLMADIĞINA,<br>\t2-Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,<br>\t3-İstinaf edenler tarafından yatırılan  istinaf karar harçlarının istek halinde istinaf edenlere iadesine,<br>\t4-İstinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesinde değerlendirilmesine, <br>\t5-Karar tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yapılmasına,\t<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK.nın 353/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere  27/03/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.<br><br><br>\t\t\t\t<br><br>Başkan<br>Üye <br>Üye<br>Katip<br> <br><br><br><br><br><br>* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"dc8fde480495c009","SID":"7d8db1fceb69858e"}}