{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>11. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2022/1463 <br>KARAR NO\t\t: 2025/485<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 20/04/2022<br>NUMARASI\t\t: 2020/371 Esas - 2022/372 Karar <br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat (Trafik Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklı Rücuen)<br>KARAR TARİHİ \t: 20/03/2025 <br>KARAR YAZIM TARİHİ \t: 20/03/2025 <br><br>\tTaraflar arasındaki davadan dolayı İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 20/04/2022 gün ve 2020/371 Esas - 2022/372 Karar sayılı hükmün istinaf yoluyla Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için  üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.<br>\tGEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :<br>\tDAVA \t: Davacı vekili, 04.07.2019 tarihinde, davalı sigorta şirketinin ZMMS sigortacısı, dava dışı ...'ın maliki ve dava dışı ...'nun sürücüsü olduğu ... plakalı aracın seyir halinde iken dava dışı ...'ın sürücüsü olduğu ... plakalı araca çarptığını, bu aracın da çarpmanın etkisi ile direksiyon hakimiyetini kaybederek müvekkiline ait ... plakalı araca çarptığını, kaza nedeniyle müvekkiline ait araçta hasar meydana geldiğini, kazanın meydana gelmesinde sigortalı araç sürücüsünün tam kusurlu olduğunu, İzmir 8. SHM 2019/127 D.İş sayılı dosyasında alınan raporda 48.000,00 TL hasar bedeli tespit edildiğini iddia ederek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 100,00 TL hasar bedeli tazminatının dava tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. <br>\tDavacı vekili,  16.12.2021 tarihli ıslah dilekçesi ile dava değerini 29.625,00 TL'ye yükseltmiştir. <br>\tCEVAP \t: Davalı vekili, davacı tarafça usulüne uygun başvuru yapılmadığını, onarım yapan servisin yetkili servis olmaması nedeniyle piyasa realitesini yansıtmadığını, değişik iş raporunu kabul etmediklerini, karara esas alınamayacağını, bu raporun tek taraflı beyanla düzenlendiğini, kaza ile hasar arasındaki illiyet bağının ispatının gerektiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece, TTK’nın 1409/1. maddesi uyarınca sigortacının geçerli bir sigorta ilişkisi kurulduktan sonra oluşan rizikolardan sorumlu olduğu gibi aynı kanunun 1409/2 maddesi hükmüne göre kural olarak rizikonun teminat dışında kaldığına ilişkin iddianın sigortacı tarafından kanıtlanması gerektiği, olayın sigortalının ihbar ettiği şekilde değil de, sigortacının iddia ettiği şekilde gerçekleşmesi hâlinde ise bu oluş şeklinin teminat dışında kalan hâllerden olması gerektiği, 6102 sayılı TTK’nın 1446. Maddesi uyarınca sigortalı rizikonun gerçekleştiğine dair doğru ihbar mükellefiyetini kasten yerine getirmez veya iyiniyet kurallarına açıkça aykırı olacak şekilde sigorta teminatı dışında kalan bir hususu sanki bu oluşan rizikonun teminat içinde imiş gibi ihbar ederse, ispat külfeti yer değiştirip, oluşan rizikonun teminat içinde kaldığını ispat külfeti sigortalıya geçeceği, somut olayda alınan kusur ile otomotiv bilirkişi kök ve ek raporunda dava konusu kaza ile meydana gelen hasarın uyumlu olduğunun bildirildiği, davalı sigorta sürücüsünün %75 kusurlu olduğunun tespit edildiği, ancak davacı ile kazaya karışan diğer araç sürücüleri ... ve ... hakkında karıştıkları başka trafik kazaları nedeniyle İzmir 8. Ağır Ceza Mahkemesinin 2020/298 E. sayılı dosyasında sigorta şirketleri aleyhinde örgütlü dolandırıcılık suçundan devam eden yargılama bulunduğu, soruşturma ve davada kazaların benzer nitelikte olduğu, kazaya karışan sürücü, araç sahipleri ve onarım yapılan servisler arasında süreklilik arz eden ilişkilerin bulunduğu, araçlarda fiziken hasar bulunmakta ise de söz konusu hasarların bir kurguya dayalı olarak gerçekleştirilen kazalar sonucu oluşturulduğunun tespit edildiği ve yargılamanın halen devam ettiği, davacının dava konusu aracı kayıtlarda 22.02.2019 tarihinde devraldığı görülmekte ise de, davacının dava konusu araç ile bu tarihten önce 31.10.2018 tarihinde  kendi adına kayıtlı olmadığı dönemde başka bir kazaya karıştığı, dava konusu aracın 31.10.2018 tarihli kaza tarihi itibariyle davacının birlikte yargılandığı ve ... onarım servisi sahibi olan ve ceza yargılamasında örgüt kurucusu ve yöneticisi olarak yargılanan ... aile üyelerinden biri olan ... adına kayıtlı olduğu, davacı ile iş bu kazaya karışan diğer sürücüler ... ve ...'ın karıştığı diğer kazalarda tüm araçların onarım işlemlerinin ... ailesine ait ... Servisinde gerçekleştirildiği, somut olayda olduğu gibi benzer kaza ve olaylarda kazaya karışan araç sürücülerinin başvuruda bulundukları sigorta şirketlerine aracın incelenmesine izin vermedikleri, aracın haricen onarıldığını bildirdikleri, bilirkişinin kaza ile hasarın uyumlu olduğuna dair görüşünün başlı başına bağlayıcı olmadığı, kazaya karışan sürücülerin birbirini tanımadığından ve kazanın tesadüfen meydana geldiğinden bahsetmenin hayatın olağan akışına aykırı olduğu, hasarın teminat dışı olduğuna dair ispat yükü davalı sigortaya ait ise de davacının da çelişkili davranmaması, TMK'nın 2. maddesi uyarınca doğruluk ve dürüstlük kuralına uygun hareket etmesi gerektiği, hakkın kötüye kullanılmasının hukuken korunamayacağı, buna göre  davalı nezdinde sigortalı olan aracın sebebiyet verdiği iddia olunan söz konusu hasarın bu kazadan kaynaklandığı ve hasarın teminat kasamında kaldığı hususunun davacı tarafından ispat edilmesi gerektiği, davacı tarafından bu yönde herhangi bir delil sunulmadığı, davaya konu kaza nedeniyle yürütülen soruşturma olmadığından ceza davasının bekletici mesele yapılmasına gerek görülmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.<br>\tKarara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.<br>\tİSTİNAF NEDENLERİ : Davacı vekili, mahkemece uzman bilirkişiden alınan raporda 3 aracın karıştığı trafik kazasında, sürücü beyanları, kaza yeri krokisi, kaza sonucu araçta oluşan hasarlar irdelenerek hasar ile kazanın uyumlu olduğunun tespit edildiğini, davalı tarafça da cevap dilekçesinde kaza ile hasarın uyumsuz olduğu yönünde bir iddia ve savunmada bulunulmadığını, mahkemece verilen kararın gerekçesinde hasarın teminat dışı olduğuna dair ispat yükünün davalı sigorta şirketine ait olduğu kabul edilmesine rağmen müvekkilinin çelişkili davrandığı ve dürüstlük kesine uygun hareket etmesi gerektiği gerekçesiyle ispat yükünün yer değiştirdiğinin, hasarın bu kazadan kaynaklandığının müvekkili tarafından ispatlanması gerektiğinin kabul edilmesinin hatalı olduğunu, kaza tespit tutanağının gerçeğe uygun olmadığı yönünde davalı tarafça hiçbir iddia veya somut delil sunulmadığını, mahkemece resen varsayımsal yaklaşımlarla ispat yükünün yer değiştirdiğinin kabul edilmesinin hatalı olduğunu, davalı sigorta şirketinin rizikonun ihbar edilenden farklı şekilde oluştuğunu ve bu oluş şeklinin sigorta teminatı dışında kaldığını somut delillerle kanıtlamak zorunda olduğunu, mahkemece dosya içeriğine, HMK ve Sigorta Hukuku ilkelerine itibar edilmeksizin, kazada kusurlu olan araç sürücüleri hakkında başka kazalardan dolayı ceza yargılaması olmasından hareketle işbu kazanın da kurguya dayalı olarak gerçekleştirildiğinin varsayılmasının hatalı olduğunu, bahsi geçen ceza yargılamasının devam ettiğini, soruşturma ve kovuşturmaya konu edilmeyen dava konusu kazanın da kurgu olduğuna karar verilmesinin hatalı olduğunu, kazaya karışan diğer araç sürücüleri hakkında farklı kazalardan dolayı kazanın kurgu olduğu ya da tutanağın sahte olduğu şüphesiyle iddianame hazırlanmış ise de, bu iddianın varlığının ilgili kişilerin karıştığı tüm kazaların kurgu olduğunu göstermediğini istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir.<br>\tGEREKÇE\t:Dava, trafik kazası nedeniyle davacının aracında meydana gelen hasar bedelinin karşı aracın ZMMS poliçesini düzenleyen davalı sigorta şirketinden tahsili istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir.<br>\tDairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle  sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.<br>\tSomut olayda davacı vekili, davalı nezdinde sigortalı aracın, sürücüsünün kusuru ile dava dışı bir araca çarptığını, bu aracın da çarpmanın etkisi ile direksiyon hakimiyetini kaybederek müvekkilinin aracına çarpması nedeniyle müvekkilinin aracının hasarlandığını ileri sürerek hasar tazminatı isteminde bulunmuştur. İlk derece mahkemesince,  davacı ile kazaya karışan diğer araç sürücüleri dava dışı ... ve dava dışı ... hakkında, karıştıkları başka trafik kazaları nedeniyle İzmir 8. Ağır Ceza Mahkemesinin 2020/298 E. sayılı dosyasında sigorta şirketleri aleyhinde örgütlü dolandırıcılık suçundan devam eden yargılama bulunduğu, söz konusu hasarların bir kurguya dayalı olarak gerçekleştirilen kazalar sonucu oluşturulduğunun tespit edildiği, eldeki davaya konu kazada ve ceza dosyasındaki kazalarda araçların onarım işlemlerinin aynı serviste yapıldığı, kazaya karışan sürücülerin birbirini tanımadığından ve kazanın tesadüfen meydana geldiğinden bahsetmenin hayatın olağan akışına aykırı olduğu, hasarın teminat dışı olduğuna dair ispat yükü davalı sigorta şirketine ait ise de TMK'nın 2. maddesi uyarınca hasarın bu kazadan kaynaklandığı ve hasarın teminat kasamında kaldığı hususunun davacı tarafından ispat edilmesi gerektiği, davacının bu hususları kanıtlayamadığı yönündeki gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir. <br> \tİlk derece mahkemesince trafik bilirkişisinden alınan 15.03.2021 tarihli raporda sigortalı araç sürücüsü dava dışı ...'nun KTK'nın 57. maddesini ihlal etmesi nedeniyle kazanın oluşumunda %75 asli kusurlu, dava dışı araç sürücüsü ... 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 52/a-b maddelerini ihlal ettiğinden dolayı kazanın oluşumunda %25 oranında tali kusurlu olduğu tespit edilmiştir. Yine mahkemece otomotiv bilirkişisinden alınan 14.11.2020 tarihli raporda davacıya ait aracın ön, alt ve sol yan kısımlarından hasarlı olduğu, dosya içeriğindeki mevcut delil ve verilere göre kaza ile hasarın uyumlu olduğu, aracın hasar onarım bedelinin 45.400,00 TL yedek parça ve 7.700,00 TL işçilik olmak üzere toplam KDV dahil 62.658,00 TL olduğu, aracın piyasa rayiç değerinin 77.500,00 TL olduğu, bu nedenle pert total kabul edilmesinin uygun olduğu, sovtaj değerinin 38.000,00 TL olması nedenleriyle gerçek zararın 39.500,00 TL olduğu tespit edilmiştir.<br>\tHMK'nın 198. maddesinde, kanuni istisnalar dışında hâkimin delilleri serbestçe değerlendireceği düzenlenmiş olup, ilk derece mahkemesince, İzmir 8. Ağır Ceza Mahkemesinin 2020/298 E. sayılı dosyası mahkemesinden getirtilip incelenerek, iddianamede yer alan suç konusu teşkil eden kazalar ile ceza yargılaması sırasında alınan ifade tutanakları da irdelenerek, eldeki dava konusu kazanın ceza davasına konu kazalar ile ilgisinin bulunup bulunmadığı, davalı ... Sigorta Şirketi'nin ceza dosyasında katılan sıfatının bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi, ayrıca farklı bir makine mühendisi/otomotiv bilirkişisinden rapor alınarak, kaza ile hasarın uyumlu olup olmadığı da tereddüte mahal vermeyecek şekilde incelenerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde eksik araştırma ile hüküm kurulması isabetli görülmemiştir. Davacı vekilinin istinaf sebepleri yerindedir.  <br>\tBu durumda, ilk derece mahkemesince uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması nedeniyle istinaf istemine konu karara yönelik denetim yapılması mümkün değildir. O halde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi uyarınca istinaf başvurularının  esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve kaldırma kararının sebep ve şekline göre sair istinaf itirazlarının incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmiştir. <br>HÜKÜM :Yukarıda açıklanan nedenenlerle;<br>1-Davacı vekilinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca ESASA İLİŞKİN SEBEPLER İNCELENMEKSİZİN KABULÜNE,<br>2-İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 20.04.2022 tarih 2020/371 Esas 2022/372 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,<br>3-Dairemizin kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın mahal mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,<br>4-Kaldırma kararının sebep ve şekline göre sair istinaf itirazlarının incelenmesine yer olmadığına,<br>5-İstinaf yoluna başvuran tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine,<br>Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.20/03/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"d033848ec9326b40","SID":"387db7d5a75a13f7"}}