{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>11. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2022/1434 <br>KARAR NO\t\t: 2025/489<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 07/07/2022<br>NUMARASI\t\t: 2020/767 Esas - 2022/541 Karar<br>DAVANIN KONUSU\t: Banka Genel Kredi Sözleşmesinden Kaynaklanan (Alacak)<br>KARAR TARİHİ \t: 20/03/2025 <br>KARAR YAZIM TARİHİ \t: 20/03/2025 <br>                     <br>\t İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 07/07/2022 tarih 2020/767 Esas 2022/541 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>\tDAVA \t: Davacı vekili, müvekkili şirketin, davalı bankanın Alsancak Şubesinden ticari müşteri olarak 10.04.2017 tarihinde ticari kredi kullandığını, banka tarafından şirket adına ... no.lu ve ... no.lu iki adet banka hesabı açıldığını, banka şubesi tarafından müvekkili şirketin ... no.lu hesabından 31.03.2016-31.03.2020 tarih aralığında toplam 29.379,19 TL masraf tahsilatı dönemsel hizmet komisyonu ile toplam 1.468,96 TL dönemsel hizmet komisyonu vergisi kesildiğini, ... no.lu hesabından ise 28.06.2019 tarihinde 6.300,00 TL dönemsel hizmet komisyonu ve BSMV, 30.09.2019 tarihinde 6.825,00 TL dönemsel hizmet komisyonu ve BSMV olmak üzere  toplam 13.125,00 TL tutarında fahiş miktarda para kestiğini, her iki hesaptan toplam 43.973.15 TL kesilen tutarların kesildiği tarihten itibaren işleyen ticari temerrüt faizleriyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tCEVAP\t: Davalı vekili, banka tarafından davacıya verilen bankacılık hizmetleri karşılığında ücret talep etmesinin hukuka, içtihatlara ve bankacılık teamüllerine uygun olduğunu, söz konusu masraf ve komisyonların, davacı ile müvekkili banka arasında imzalanan sözleşmeler ve ticari müşteriler için uygulanacak masraf ve komisyon listelerinde yer aldığını, bütün bankalarca alındığını, tahsil edilen dönemsel hizmet komisyonları ve BSMV'nin geri istenmesinin haksız ve yasal dayanaktan yoksun olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ\t: Mahkemece, hükme esas alınan bilirkişi raporuna göre, davalı banka ile davacı şirket arasında 10.04.2017 düzenleme tarihli 1.500.000 TL ve  09.10.2017 düzenleme tarihli 1.000.000 TL limitli genel kredi sözleşmeleri düzenlendiği, sözleşmelere istinaden muhtelif tarih ve tutarlarda ticari krediler kullandırıldığı, davalı bankanın davacı şirket ile ilgili olarak yaptığı analizler ve vermiş olduğu  hizmet karşılığında 2017 -2020 yılları arasında 3’er aylık dönemlerde toplam 41.879,19 TL dönemsel hizmet komisyonu tahsil ettiği, bu durumun taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine,  TCMB 2006/1 sayılı tebliğine, davalı bankanın BDDK’ye bildirdiği Ürün Hizmet Komisyon Cetvellerindeki oranlara uygun olduğu yönünde görüş bildirildiği; hesap harekerlerinin incelenmesi neticesinde davacıya ait ... nolu hesaptan ve ... nolu hesaptan çeşitli kredi ödemelerinin yapıldığı ve dava konusu olan çeşitli dönemsel hizmet komisyonu ve dönemsel hizmet komisyonu vergisi adı altında kesintiler yapıldığı, kesintilerin hangi kredi sözleşmelerine istinaden uygulandığına dair bir kayıt bulunmadığı; Sözleşmelerin incelenmesinde taraflar arasında imzalanan 10/04/2017 tarihli 1.500.000,00-TL limitli genel kredi sözleşmesinin 2.11.2 nolu maddesinde bankanın kullandıracağı krediler nedeniyle oluşacak maliyetlerin karşılanması için müşteriden komisyon, masraf ve ücret adı altında ödeme talep edebileceği, komisyon ve masrafların bankanın internet sitesinde ilan edileceği veya müşterinin talep etmesi halinde kendisine bildirileceğinin düzenlendiği, 09/10/2017 tarihli sözleşmede de yine 2.11.2. nolu maddede aynı yönde sözleşme hükmü bulunduğu; davacı tarafça kendisinin imzaladığı sözleşmenin her sayfasının altının ayrı ayrı imzalı olduğu ileri sürülmüş ve bu hususta daha önce imzalanan bir kısım sözleşme örnekleri sunulmuş ise de, davacı tarafça sunulan sözleşme örneklerinin 2011 ve 2013 tarihli oldukları, dava konusu sözleşmelerin ise 2017 yılında imzalandığı, davacı tarafça sunulan sözleşmelerde ücret ve komisyon alınmayacağı yönünde açık bir hüküm bulunmadığı, sözleşmelerin birer suretinin de davacıya verildiği dikkate alındığında dava konusu kesintilerin yapılmayacağına yönelik akdedilmiş bir sözleşme hükmü bulunduğuna dair davacı tarafın somut bir delil sunamadığı, davalı banka tarafından sunulan sözleşmenin her nüshasında imza bulunmamakta ise de Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2021/4388 Esas 2022/73 Karar sayılı 10/01/2022 tarihli kararında \"6102 sayılı TTK'nın 20. maddesinde, tacir olan veya olmayan bir kişiye, ticari işletmesiyle ilgili bir iş veya hizmet görmüş olan tacir uygun bir ücret isteyebilir, hükmü düzenlenmiştir. Bankaların bu anlamda tacir oldukları ve temel iştigal konuları olan kredi işlemleri dolayısıyla şartlarının mevcut olması halinde ücret isteyebilecekleri kuşkusuzdur.\" şeklinde değinildiği üzere bankanın genel kredi sözleşmesi kapsamında tahsis ettiği kredi limiti için masraf talep edebileceği dikkate alındığında taraflar arasında imzalanan sözleşme ve kullanılan çok sayıda kredi bulunduğu, davalı bankanın dönemsel hizmet komisyonu tahsili hususunda talepte bulunmasını gerektirecek hizmeti sağladığı, davacıdan yapılan dönemsel hizmet komisyonu ve vergi kesintilerinin TCMB'ye bildirilen oran ve miktarlara uygun olduğu, Genel işlem şartları kapsamında yapılan değerlendirmede, 6098 sayılı TBK'nın yürürlük tarihi olan 01.07.2012 tarihinden sonra imzalanması nedeniyle sözleşme tarihleri itibariyle yürürlükte bulunan  6098 sayılı TBK'nın ilgili hükümlerinin uygulanması gerektiği, taraflar arasında sözleşmeler imzalanmadan önce davacı şirketin 2011 yılından itibaren davalı bankayla çalışmakta olduğu, davacı şirket ile davalı banka arasında imzalanan 2011 ve 2013 tarihli sözleşmelerin de benzer şartları içerdiği, bir tacirin seçenek özgürlüğü içinde kendisine en uygun kredi şartlarını sağlayan banka ile sözleşme yapması icap edip kredi kullanan tacirin bankaların uyguladığı erken kapama oranı, kredi komisyonu ve diğer masrafları araştırması, bankalarla müzakere etmesi, T.C. Merkez Bankasına bildirilen ve ilan edilen masrafları öğrenmesinin bir tacirden beklenmesi gereken bir durum olduğundan taraflar arasında imzalanan sözleşmelerde masraf alınabileceğinin davacı şirket tarafından kabul edilmesinin genel işlem şartı olarak değerlendirilmediği, sözleşmede her bir sayfanın altı imzalı değil ise de bir an için açık bir komisyon ücreti tahsilini gerektirir sözleşme hükmü bulunmasa dahi TTK 20. Madde gereğince dönemsel hizmet komisyonu talep edilebileceği, davacı tarafça ücret komisyonu alınmayacağı yönünde iddia ileri sürülmüş ise de dava dilekçesinde bu yönde bir iddianın ileri sürülmeyip yalnızca yapılan kesintilerin hukuki dayanaktan yoksun olduğu yönünde iddianın bulunduğu, yargılama sırasında bu yönde komisyon kesintisi yapılmayacağına dair özel sözleşme imzalandığı ileri sürülmüş ise de buna ilişkin somut bir delil sunulmadığı, bu itibarla davalı banka tarafından haksız bir tahsilat yapılmadığı anlaşıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.<br>\tKarara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.<br>\tİSTİNAF NEDENLERİ : Davacı vekili, müvekkili şirketin davalı bankanın 2011 yılından bu yana ticari müşterisi olduğunu, o tarihte teminat olarak müvekkili şirket yetkilisi ...'a ait ... İli, ... İlçesi, ... Mahallesi ... Ada ... Parsel sayılı \"Altında İki Dükkanı olan Kargir Sinema\" niteliğindeki taşınmaz üzerine, davalı banka lehine 19.10.2011 tarihinde 1250.000,00 TL bedel ile, 12.04.2013 tarihinde 2250.000,00 TL ilave bedel ile toplam 3500.000,00 TL tutarında ipotek tesis edildiğini, davalı banka ile müvekkili şirket arasında gerek rotatif gerek KGF olmak üzere çok sayıda kredi sözleşmesi yapıldığını, dava konusu krediler dahil müvekkili şirketin kullandığı tüm kredilerin sözleşmelerinin, her bir sayfasına müvekkilu şirketin kaşesi basılmak ve şirket yetkilisi tarafından imzası atılmak suretiyle yapıldığını ve bir nüshasının bankanın dijital ortamında saklanmak kaydıyla davalı banka uhdesine alındığını, davalı banka tarafından son sayfasında müteselsil kefilin imzasının yer aldığı, banka bünyesinde yüzlerce basılı nüshasının yer aldığı matbu-boş sözleşme örneğinin mahkemeye gönderildiğini, bankanın asıl sözleşme metnini mahkemeye sunmaktan imtina ettiğini, imzalı sözleşmelerin celbi halinde taraflar arasında yapılan sözleşme metinlerinin bilirkişi tarafından değerlendirilen sözleşme metinlerinden farklı olduğunun görüleceğini, müvekkili şirketin kullandığı kredinin müvekkili şirket yetkilisine ait taşınmaza ipotek konulmak suretiyle teminat altına alınmış olan KGF kredisi olduğunu, bilirkişi raporunda sözü edilen 2.11.1 ve 2.11.2. Nolu maddelerin taraflar arasında imzalanmış olan asıl sözleşmede yer almadığını, bilirkişi tarafından bankanın maktu olarak hazırladığı \"Genel Kredi Sözleşmesi\" metni çerçevesinde inceleme yapıldığını, raporun bu haliyle kabulünün mümkün olmadığını, mahkemece dosyanın Üniversitelerin Özel Hukuk - Ticaret Hukuku kürsüsünde görev yapan bankacılık alanında uzman 3 kişilik bilirkişi heyetine tevdi ile bankanın dijital ekranları üzerinde de inceleme yapma yetkisi verilerek rapor tanziminin istenmesi, ayrıca bilirkişi kurulundan taraflar arasında yapılmış olan tüm sözleşmeleri inceleyerek bu sözleşmelerin de imzasız olup olmadıkları hususunda araştırma yapmasının istenmesi gerektiğini, bu durumun bankanın cezai sorumluluğunu gerektirdiğinden, sorumluların tespiti amacıyla şikayet başvurusunda bulunduklarını, soruşturmanın İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2021/31701 Soruş. sayılı dosyası üzerinden devam ettiğini, bu dosyasının bekletici mesele yapılması gerektiğini, davalı Banka tarafından gönderilen matbu sözleşme metninde müvekkili şirket kaşesinin ve müvekkili şirket yetkilisinin imzasının yer almadığını, bahsi geçen sözleşme metninin müvekkili ile müzakere edilmediğini, eldeki davaya konu masraf kaleminin müvekkilin bilgisi olmadan sözleşmeye konulduğunu, yapılan tahsilatların haksız ve hukuka aykırı olduğunu istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir.<br>\tGEREKÇE\t:Dava, davacı tarafından davalı bankadan kullanılan ticari krediler nedeniyle davalı banka tarafından davacıdan tahsil edilen masrafın iadesi istemine ilişkin olup ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir.<br>\tDairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle  sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.<br>\t6102 sayılı TTK'nın 20. maddesinde, tacir olan veya olmayan bir kimseye, ticari işletmesiyle ilgili bir iş veya hizmet görmüş olan tacirin münasip bir ücret isteyebileceği düzenlenmiştir. Davalı banka tacir olup, davacıya ticari işletmesiyle ilgili, ticari nitelikli genel kredi sözleşmeleri ile ticari kredi kullandırmıştır. Taraflar arasındaki sözleşmelerde anılan hesaplardan yapılan işlerden tarafların sıfatı, işin niteliği ve mutad bankacılık uygulaması açısından ücret tahsil edebileceğinin kabulü gerekir. <br>\tYargıtay 11. Hukuk Dairesinin bu husustaki son dönemdeki kararlarında sözleşme tarihine göre ikili ayrıma gittiği, 818 sayılı Borçlar Kanunun zamanında düzenlenen sözleşmeler yönünden sözleşmede bir oran belirtilmesi halinde bu oran, bir oran belirtilmemesi halinde bankanın T.C. Merkez Bankasına bildirdiği oran, bu da yok ise emsal banka uygulamalarına göre makul bir oran belirlenmesi gerektiği; sözleşme tarihi 6098 sayılı TBK döneminde ise sözleşme hükümleri yönünden aynı yasanın 19, 20. maddesi uyarınca genel işlem koşulları yönünden incelemeye tabi tutulması, kredi sözleşmelerinde yer alan masraf tahsiline ilişkin hükümlerin yazılmamış sayılması sebebiyle oluşan boşlukların öncelikle bankanın 09.12.2006 tarihli Resmi Gazete’de Merkez Bankası tarafından yayınlanan ve 2014/6 sayılı Tebliğ ile güncellenen 2006/1 sayılı Tebliğin 3., 4. ve 6/2 maddeleri uyarınca belirleyip ilan ettiği oranlar, bankanın bu yönde yapmış olduğu bir ilan bulunmadığının tespit edilmesi halinde ise emsal banka uygulamaları gözetilerek doldurulması gerektiği yönündedir. (Yargıtay 11. HD 16/12/2019 tarih 2018/4910 E -2019/8174 K,  30.09.2019  tarih 2018/5750 E- 2019/5991K, 26.09.2019 tarih 2018/4650 E- 2019/5901K sayılı kararları).\tYargıtay Birinci Başkanlık Kurulu'nun 07.07.2020 tarihli kararıyla 19. Hukuk Dairesi kapatılarak işleri 11. Hukuk Dairesi'ne devredilmiş olmakla Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin uygulamaları da dikkate alınarak uyuşmazlığın incelenmesi gerekmektedir. Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 08.05.2019 tarih 2018/426 E, 2019/3029 K sayılı kararında ise genel işlem şartı olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığı, sözleşmede bir oran belirlenmiş ise bu oranın uygulanması gerektiği belirtilmiştir. Böylelikle Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 6098 sayılı TBK'dan sonra düzenlenen sözleşmelerde aynı yasanın 19. ve 20. maddeleri uyarınca genel işlem koşullarına yönelik denetim yapılmaması, sözleşmedeki oranın uygulanması görüşünde olduğu anlaşılmaktadır. <br>\tSomut olayda, mahkemece dosya arasında mevcut davaya konu kredi sözleşmeleri ve ilgili tüm belgeleri, kredi sözleşmelerinin imzalandığı ve borcun kapatıldığı dönemi kapsayan  zaman aralığında davalı banka tarafından Merkez Bankasına ticari kredilerle ilgili dava konusu iadesi istenen masraf kalemleri konusunda bildirilen ve ilan edilen oranlar, bu hususlardaki emsal banka uygulamalarına göre karar verilmesi gerekmektedir. <br>\tMahkemece alınan bilirkişi raporuna göre davalı banka ile davacı ... Şti. arasında 10.04.2017 tarihli 1.500.000 TL ve 09.10.2017 tarihli 1.000.000 TL limitli genel kredi sözleşmeleri düzenlendiği, bu sözleşmelere istinaden muhtelif tarih ve tutarlarda ticari krediler kullandırıldığı, davalı bankanın davacı şirket ile ilgili olarak yaptığı  analizler ve vermiş olduğu hizmet karşılığında 2017-2020 yılları arasında 3’er aylık dönemlerde toplam  41.879,19 TL dönemsel hizmet komisyonu tahsil ettiği, bu tahsilatın taraflar arasındaki akdedilen sözleşme hükümlerine, TCMB 2006/1 sayılı tebliğine, davalı bankanın BDDK’ye bildirdiği ürün hizmet komisyon cetvellerindeki oranlara uygun olduğu tespit edildiği, mahkemece söz konusu rapor doğrultusunda davanın reddine karar verildiği anlaşılmıştır. <br>\t Açıklanan tüm bu hukuki ve maddi vakıalar karşısında;  tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları belgelere göre; netice itibariyle ilk derece mahkemesince verilen kararda bir hukuka aykırılık bulunmadığı, bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.\t\t\t\t<br>\tHÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Davacı yönünden istinaf karar harcı olan 615,40 TL'den peşin alınan 80,70 TL'nin mahsubu ile eksik kalan 534,70 TL'nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,  <br>\t3-İstinaf başvurusu nedeniyle davacının yaptığı giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına,\t\t\t\t\t\t\t<br>\tDosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere tarihinde oy birliğiyle karar verildi.20/03/2025<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"b92dd3927bcfc980","SID":"76a37ead8c3df53b"}}