{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2021/1618 <br>KARAR NO:2025/272<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:20/11/2020<br>NUMARASI:2018/903 Esas -  2020/625 Karar<br>DAVA:Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (İtirazın İptali)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ:06/03/2025<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı  vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı Bankanın Kadıköy şubesi tarafından davalı ... Şirketi lehine davalılar ...ve ...'nın müteselsil kefaleti ile krediler kullandırıldığını, kredi borcunun ödenmemesi üzerine hesabın kat edilerek davalılara kat ihtarının tebliğ edildiğini, borcun ödenmemesi nedeniyle 5.7.2018 tarihinde ... sayılı dosyasında ilamsız haciz yoluyla takibe geçildiğini, davalı borçluların haksız ve yasal dayanaktan yoksun itirazları nedeniyle takibin durduğunu beyanla, itirazın iptaline, takibin devamına, icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP:Dava dilekçesi, davalı ...'ya 02.08.2018 tarihinde, davalı ... Şirketi'ne 02.08.2018 tarihinde, davalı ...'ya TK 21/2.maddesi uyarınca 05.11.2018 tarihinde tebliğ olunmuş, davalılar davaya cevap vermemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \" ... İcra ve İflas Kanunu’nun 67.maddesinin 2. Fıkrası hükmünce, icra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için, borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Borçlunun itirazının kötüniyetli olması ise yasal koşul değildir. İcra inkar tazminatı, aleyhindeki icra takibine itiraz eden ve işin çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Bunlardan başka, alacağın likit ve belli olması da gerekir. Alacağın gerçek miktarı belli, sabit veya borçlu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlar bilinmekte ya da bilinmesi gerekmekte, böylece borçlu tarafından borcun tutarının tahkik ve tayini mümkün ise; başka bir ifadeyle borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Öte yandan, alacağın muhakkak bir belgeye bağlı olması da şart değildir. Açıklanan yasal kuralların ışığında takip konusu alacak değerlendirildiğinde, davacının alacaklı olduğu miktar sözleşme ile kararlaştırılmış olup likit olduğundan, daha fazla takdir edilmesine ilişkin neden bulunmadığından likit ve muayyen nitelikte bulunan asıl alacak, işlemiş faiz ve ... toplamı üzerinden hesaplanan %20 icra inkar tazminatının  davalılardan alınarak davacıya verilmesine karar vermek gerekmiş ve davanın kısmen kabulüne,\" karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; genel kredi sözleşmeleri uyarınca davacı banka’nın davalı kefillerden gayrinakit riskleri depo talebinin yasal olduğunu, genel kredi sözleşmesi’nin 10.9. maddesinde kredinin müteselsil kefalet karşılığı kullandırılması ve müteselsil kefillerin sorumluluğunun düzenlenmiş olduğunu, kefillerin teminat mektubu kredisinden dolayı davacı bankaya karşı sorumlulukları bulunduğunu, genel kredi sözleşme maddeleri gereğince; kefilin sorumlulukları ve sorumlu olduğu miktarların hesaplanma usulünün çok açık bir şekilde tanımlanmış olduğunu ve davalı kefillerin genel kredi ve teminat sözleşmelerinin tüm hükümlerini bilerek ve anlayarak kabul ettiklerini, bu durumda davalı kefillerin genel kredi ve teminat sözleşmeleri uyarınca gayrinakit alacak olan teminat mektubu alacağından sorumlu olduğunu, yerel mahkemenin aksi yöndeki kararının hatalı olduğunu, kararının davacı banka aleyhine reddedilen kısımlarının istinaf incelemesi sonucu kaldırılmasını, davanın tüm borçlular yönünden kabulü ile takibin takip taleplerinde belirtilen  kayıt ve şartlarla devamına karar verilmesini, davalı/borçluların %20’den az olmamak kaydı ile icra inkar tazminatına mahkum edilmesini, yargılama harç ve giderleri ile vekalet ücretinin davalı borçlulara tahmilini talep ve istinaf etmiştir.<br>GEREKÇE:Dava,asıl borçlu ... A.Ş lehine gerçek kişi davalıların müteselsil kefaletiyle kullandırılan kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan ilamsız icra takibine vâki itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda açıklanan gerekçelerle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.Davacı takip alacaklısı tarafından, davalılar hakkında ... Sayılı  dosyası ile; asıl borçlu ve kefillerden talep edilen nakdi ve gayri nakdi krediler yönünden ayrıştırma yapılarak 1- ... Şirketi'den asıl ve ferileriyle birlikte 995.133,35 TL toplam nakit alacak, (business karttan, esnek ticari hesaptan kaynaklı olarak asıl alacak ve ferileriyle birlikte 48.260,25 TL talep edilmiştir.Müteselsil Kefiller ...ve ...'dan (diğer/ticari krediler ve diğer alacaklardan kaynaklanan alacaklar) olarak aslı ve ferileriyle birlikte 983.488,14 TL, (business karttan, esnek ticari hesaptan kaynaklanan alacaklar) için aslı ve ferileriyle birlikte toplam 48.049,40 TL talep edilmiştir. Ayrıca asıl borçlu ve kefillerden 34.500 TL'lik bir adet teminat mektubu tutarının  depo edilmesi talebinde bulunulmuş, borçluların itirazı üzerine takip durmuş ve eldeki itirazın iptali davası açılmıştır.İlk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, davacı tarafça kefillerden talep edilen teminat mektubu depo bedelinin reddine ilişkin hüküm fıkrası ile bu redde dayanılarak hüküm altına alınan vekalet ücreti yönünden istinaf isteminde bulunulmuştur.Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu (İİK)'nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır. Davacı, icra takibine konu edilen gayrinakdi alacağın  müteselsil kefil olan davalılar yönünden  geçerli olduğunu iddia edilmektedir. Mahkeme tarafından ise taraflar arasındaki kredi sözleşmesinde teminat mektubu depo bedelinden kefillerin sorumluluğuna ilişkin açık hüküm bulunmadığından  bu talep yönünden istemin  reddine karar verilmiştir.<br>İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, gayrinakdi alacak yönünden davalı müteselsil kefillerin sorumluluğunun bulunup bulunmadığı  noktasındadır.Davaya konu kefalet sözleşmesi için sözleşmenin  imzalandığı tarihte yürürlükte olan 6098 sayılı TBK' nın kefalete ilişkin hükümleri uygulanacaktır.Kefalet sözleşmesi alacaklı ile kefil arasında kurulan ve alacaklıya kişisel güvence sağlayan bağımsız nitelikte bir borç ilişkisidir. Kefil, asıl borçlunun borcunu alacaklıya karşı ifa edememesi tehlikesini kişisel olarak üstlenmektedir.Kural olarak kefilin gayrinakdi alacak yönünden depo sorumluluğuna gidilebilmesi için genel kredi sözleşmesinde bu yönde açık hüküm bulunması gerekmektedir.Teminat mektubunun tazmin edilmesi üzerine gayrinakdi kredi nakit krediye dönüşecek ve kredi borçlusu nakit kredi kullanmış olacaktır.Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2018/19-689 Esas, 2018/1624 Karar ve 06.11.2018 tarihli kararı ve Yargıtay 19.HD'nin 19.03.2018 tarih, 2016/16369 E. 2018/1334 K. Sayılı kararında  da belirtildiği üzere kefilden, imzaları bulunan sözleşme içeriğinde çek yaprağı ve teminat mektubu nedeniyle depo talebinde bulunulabilmesi için sözleşmede  tereddüte mahal vermeyecek şekilde bu konuda açık hükmün yer alması zorunludur. Aksi halde kefil, gayri nakdi alacağın deposundan sorumlu tutulamaz.İcra takibine ve davaya konu genel kredi sözleşmesinin 10.9.maddesinde  \"Bankanın  merkez ve tüm Şubelerinde müşteri lehine açılmış veya açılacak her türlü krediler ile bu kredilere ilişkin olarak doğmuş ve doğacak tüm borç ve taahhütlerinden, mevzuattan kaynaklanan çek garanti tutarlarından (Çek Kanunu uyarınca Banka'nın ödemekle yükümlü olduğu yasal ödeme tutarlarından) gerek yalnız olarak, gerekse diğer kişilerle birlikte asaleten veya müteselsil kefil sıfatıyla, krediler sebebiyle doğmuş ve doğacak bütün borçlarından, bankaya karşı, aşağıda her bir müteselsil kefilin el yazısı de belirtmiş oldukları kefalet limitlerine kadar; limit arttırımı halinde çek  ilgili limit arttırım sayfalarında yazılı tutarlar dahil olmak üzere hesaplanacak toplam tutara kadar, müteselsil kefil sıfatıyla imza  tarihinden itibaren 10 yıl süreli olarak sorumlu  olduklarını, sorumlu oldukları azami miktarı ve kefalet tarihlerini kendi el yazılarıyla belirtmek suretiyle ve imzalarıyla TBK'nun ilgili hükümlerine uygun olarak aşağıda kabul etmişlerdir.\" şeklinde  düzenlenmiştir.Somut uyuşmazlıkta taraflar arasında imzalanan  icra takibine ve davaya konu genel kredi sözleşmesinin  10.9.maddesindeki düzenlemeden  gayri nakdi alacağın depo talebinden  müteselsil kefillerinde sorumlu olacağına yönelik bir düzenleme bulunmadığından teminat mektubu depo bedelinden kefilin sorumlu olmadığının kabulü gerekmektedir. Bu nedenle teminat mektubu bedelinin depo edilmesine ilişkin gayrinakdi alacağın davalı kefillerden talep edilemeyeceğine ilişkin ilk derece mahkemesi kararında bir isabetsizlik yoktur.HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur . <br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davacı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 59,30 TL harcın, alınması gerekli olan 615,40 TL harçtan mahsubu ile bakiye 556,1‬0 TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.06/03/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"0bf6b9f5e19a5280","SID":"31f270484242a6e8"}}