{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">      T.C. KONYA BAM   5. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: .....<br>T.C.<br>KONYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  5. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: .....<br>KARAR NO\t: .....<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t: .....  (...)<br>ÜYE\t\t: .....  (...)<br>ÜYE\t\t: .....  (...)<br>KATİP\t\t: .....  (...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: Konya.... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t: 07/06/2024<br>NUMARASI\t: ... Esas - ... Karar<br>DAVACI\t: ........ <br>VEKİLLERİ\t: Av..... Av.....<br>DAVALI\t: ........  <br>VEKİLLERİ\t: Av..... Av.....<br>DAVANIN KONUSU\t: Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan Tapu İptali ve Tescil <br>İSTİNAF KARAR TARİHİ\t: 06/03/2025<br>G. KARAR YAZIM TARİHİ \t: 10/03/2025<br>İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına yönelik davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş ve dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderilmiş olmakla 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında 30.04.2016 tarihinde imzalanan sözleşme uyarınca, davalı şirketin, davacı şirketin inşa ettiği Konya İli Selçuklu İlçesi ... Mahallesi ... ada vparsel üzerindeki  ........ Sitesinin baskı beton ve yalıtım işlerini yapacağını, davalı tarafından yapılacak olan bu işlere karşılık  aynı yerden ........... nolu dairenin 420.000,00 TL bedel karşılığı, C Blok 3.Giriş 10.Kat 4+1 19 nolu dairenin ise 380.000 TL bedel karşılığı olmak üzere davalıya devrinin kararlaştırıldığını, davacının kararlaştırıldığı gibi daireleri davalıya devrettiğini ancak davalının işi tamamlamadığını ileri sürerek, sözleşme kapsamında davalı tarafından yapılan işin hesap edilerek müvekkili şirket tarafından davalı tarafa ait hesaba depo edilmek kaydıyla; Konya İli Selçuklu İlçesi ... Mahallesi ... ada ..... parsel C Blok 3.Giriş 19 nolu daire Konya İli Selçuklu İlçesi ... Mahallesi ... ada ..... parsel C Blok 4.Giriş 19 nolu dairenin tapularının iptal edilerek müvekkil şirket adına tapuya kayıt ve tesciline, aksi kanaatte olunması halinde taşınmazların değerlerinin dava tarihi itibariyle belirlenerek bu bedelden davalı tarafın yapmış olduğu işin mahsup edilerek müvekkili şirketin uğramış olduğu zararın ticari faizi ile birlikte davalı şirketten tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>Davalı vekili davaya cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin, 2016 yılında 349.106,79 TL, 2017 yılında 32.614,24 TL, 2018 yılında ise 7.11.364 TL olmak üzere toplam 387,719,84 TL mal ve hizmet faturası keserek iş yaptığını ancak davacı şirketin 2018 yılı Mayıs ayından sonra işlerinin bozulması nedeniyle yapmış olduğu inşaatı 31.1.2017 tarihinde teslim etmesi gerekirken yarım bıraktığını ve müvekkili şirketten de her hangi bir iş talep etmediğini, davanın zamanaşımına uğradığını, ayrıca tapuların şirket ortağı ve şirket çalışanının yakınına yapıldığını, bu kişilerin de davaya dahil edilmesi gerektiğini, ayrıca davacı şirketin sözleşme dolayısıyla alacaklı olduğunu iddia ettiği 380.000,00 TL'yi ........ Sitesi Yöneticiliğine temlik ettiğini, temlik özleşmesine itiraz edilmesi ve temlik alana ödeme yapılmaması üzerine davacının ledeki davayı açtığını, ayrıca dava dışı ........ sitesi yönetimim tarafından davacının yarım bıraktığı inşaatta yapmış olduğu işlerin Konya.....Sulh Hukuk Mahkemesinin ... D.İş sayılı dosyasında tespit edildiğini, 387.719,84 TL tutarında iş yapan davalının kendi adına tescil edilen taşınmazlara inşaatın yarım bırakılması nedeniyle 286.260,00 TL masraf yaptığını, halen ödemeler yapılacağını, yapılacak bilirkişi incelemesinde davacının davalıya borçlu çıkacağını savunarak, davanın reddini istemiştir. <br>(Dosya Safahati) Konya.... Asliye Ticaret Mahkemesinin 02/08/2022 tarih ve ... esas, ... karar sayılı davacının davasının açılmamış sayılmasına ve davanın kaydının kapatılmasına ilişkin kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş, Dairemizin 01/11/2023 tarih, ... Esas, ... karar sayılı ilamıyla davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne karar verilerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.<br>Konya.... Asliye Ticaret Mahkemesinin 07/06/2024 tarih ve ... esas, ... karar sayılı davanın reddine ilişkin kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş, Dairemizin 2024/1447 Esas sırasına kaydı yapılmıştır. Bu kapsamda yeniden aşağıdaki şekilde istinaf incelemesi yapılmıştır.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:<br>İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonunda;\"...Taraflar arasındaki uyuşmazlık konularının; Taraflar arasındaki sözleşmelere istinaden tarafların edimlerini yerine getirip getirmedikleri, getirmişler ise hangi oranda yerine getirdikleri, davacının davalının ödemiş olduğu edimleri depo etmek suretiyle davalıya devretmiş olduğu taşınmazları tekrar edinip edinmeyeceği, bu durum mümkün değil ise söz konusu taşınmazların bedellerini davalıdan talep edip edemeyeceği hususları olduğu anlaşılmıştır.<br>Kaldırma kararı sonrasında ön inceleme duruşması yapılmış, taraflara ticari defterlerini sunmak üzere kesin süre verilmiştir. Buna mütakiben ticari defterler üzerinde inceleme yapılmak üzere dosya bilirkişiye tevdi edilmiş, bilirkişi ........ 08/05/2024 tarihli raporunda özetle: Dosya münderecatı ve tarafların ticari defter, belgeleri üzerinde üzerinde yapılan incelemeler ile, tarafıma tevdii edilen görev çerçevesinde yapılan tespit ve değerlendirmeler sonucunda; Dava konusu somut olayın; 30.04.2016 tarihli iki adet eser sözleşmesinde işin bedelinin toplam 800.000,00 TL olduğu, eser sözleşmesine konu ücret alacağının ödenmesi için devredilen taşınmazların, eserin yarım bırakıldığı iddiasına dayalı olarak iş bedelinin tespit edilerek, depo edilmesi karşılığında iadesi, mümkün olmazsa fazla ödenen bedelin iadesi istemine ilişkin olduğu;<br>a) Davacı şirket defterlerine göre,<br>* Raporum içerisinde detaylı olarak belirtmiş olduğum üzere, davacı vekilinin belirtmiş olduğu adreste kimse bulunamadığından defter incelemesi yapılamadığı;<br>b) Davalı şirket defterlerine göre;<br>Davalı şirketin incelenen 2016, 2017, 2018 yılları defterlerinin usulüne uygun olarak tutulduğu,<br>Davalı şirket söz konusu yıllarda davacı şirkete toplamda 388.834,69 TL tutarında fatura düzenlediği,<br>Dava konusu sözleşme tarihleri olan 30.04.2016 tarih ve sonrasında davacı şirkete 384.091,89 TL tutarında fatura düzenlediği ve defterine kaydettiği;<br>Dava konusu sözleşme tarihinden önce 17.03.2016 tarihinde 4.742,80 TL tutarında fatura düzenlediği,<br>Söz konusu faturalar nedeniyle herhangi bir tahsilat kaydı bulunmadığı, davalı şirketin alacaklı olarak göründüğü;<br>Sözleşmelere konu olan gayrimenkullerin davalı şirket ortakları adına tescili yapıldığından davalı defter kayıtlarında bulunmadığı<br>Neticeten, davalı defterlerine göre eser sözleşme tarihinden sonra davacı şirkete 384.091,89 TL bedelinde fatura düzenlediği;<br>Tespit edilmiştir.\"  şeklinde tespitlere yer verilmiştir.<br>\t\t6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 222. maddesinin 1. Fıkrasında yer alan açık kanun hükmü uyarınca; uyuşmazlığın çözümü için mahkeme kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine vereceği karar ile ticari defterlerin ibrazını isteyebilir ve ticari defterleri delil olarak inceleyebilir. Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 222. maddesinin 2. Fıkrasındaki “kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulma, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış olma ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olmasıdır.” hükmüne uygun olmaları aranmaktadır. Genel hukuk kuralları dâhilinde bir kimsenin kendi düzenlemiş olduğu belgenin kendi lehine delil sayılması mümkün değildir.<br> Görüldüğü üzere ticari defterlerin sahibi lehine delil sayılması istisnai bir haldir. Ticari defterlerin sahibi lehine delil olabilmesi için bir takım şartların bir arada gerçekleşmesi gerekmektedir. Bu şartların neler olduğu 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Ticari Defterlerin İbrazı Ve Delil Olması” başlıklı 222. maddesinin 3. Fıkrasında \" İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi (Değişik 28.07.2020T. 7251 Sy. Kanun-23.madde) yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. (Değişik 28.07.2020T. 7251 Sy. Kanun-23.madde). Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.\" şeklinde belirtilmiştir.<br>Mahkememizce alınan bilirkişi raporu ile somut dava dosyamızda HMK 222. Maddenin 3 fıkrasında belirtilen hususlardan \" ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi (Değişik 28.07.2020T. 7251 Sy. Kanun-23.madde) yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir.\" hükmünün  uygulama alanı bulacağı açıktır.<br>Zira davacı tarafın hazır bulunduğu 09/02/2024 tarihli duruşma tutanağında  kesin süre içinde ticari defter ve belgelerin bulunduğu yerin bildirilmesi için ara karar kurulmuş ama süresi içerisinde davacı  ticari defterleri sunulmamıştır. Bu nedenle HMK  222/3. madde hükmü gereğince usulüne uygun tutulmuş davalı ticari defterleri lehine delil olarak kabul edilmiştir.<br>Yukarıda belirtilen nedenler ve diğer delil ve belgeler hep birlikte değerlendirildiğinde; davanın reddi ile aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.\"gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Hükme esas alınan bilirkişi raporu içeriğinde, davalı tarafın ticari defter içeriklerine yer verilmekle, davacı şirketin ticari defterlerinin incelenmemesi nedeniyle davanın esası bakımından hükme esas alınabilecek değerlendirme yapılmadığını, davacı şirkete ait defterlerin bulunduğu adresin bildirildiğini, bilirkişi tarafından defterlerin bulunamadığı gerekçesi ile inceleme yapılamadığı yönündeki değerlendirmeyi kabul etmediklerini, dosya kapsamına dahil edilen ve tamamen davalı taraf ticari defterlerine göre düzenlenen rapor içeriğine göre dahi, davalının aleyhine delil oluşturduğunu, sözleşmeye göre sözleşme tarihinde davalı 800.000 TL toplam tutarında edim borçlanmış olmasına rağmen, ticari defterine göre edimlerini ifa etmediğinin açık şekilde görüldüğünü,<br>belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.<br><br>DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: <br>Dairemizce HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçesinde belirtilen hususlarla sınırlı olmak üzere ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen dikkate alınarak yapılan inceleme neticesinde;<br>Dava, eser sözleşmesine konu ücret alacağının ödenmesi için devredilen taşınmazların, eserin yarım bırakıldığı iddiasına dayalı olarak iş bedelinin tespit edilerek, depo edilmesi karşılığında tapularının  iadesi, mümkün olmazsa fazla ödenen bedelin iadesi istemine ilişkindir.<br>Dairemizin ... E- ... K sayılı ilamı ile ; ilk verilen kararda yapılan işin bedeli belirlendikten sonra  dava değerinin netleşeceği, ilk derece mahkemesince verilen ilk kararda tamamlanan iş kısmı belirlenmeden doğrudan sözleşmelerde belirtilen götürü 800.000 TL iş bedeli üzerinden harç tamamlanması gerektiği kabulü ile bu bedel üzerinden eksik harcın tamamlanmaması  nedeniyle dosya işlemden kaldırılmaksızın doğrudan açılmamış sayılmasına dair karar verilmesinin hatalı olduğu belirtilmekle karar kaldırılmıştır. İlk derece mahkemesince Dairemizin kaldırma kararı sonrasında davanın ispatlanamadığından reddine karar verilmiştir. <br>Dosyada ; taraflar arasında 30.04.2016 tarihli iki ayrı sözleşme bulunmakta olup, sözleşmelerde davalının \"dekorasyon ve ince işleri ile bahçe tanzimi peyzaj işleri bahçe duvarları\" yapım işi karşılığında ........ Sitelerinde kain C blok 4. Girişteki (5+1) 19 nolu ve C blok 3. Girişteki (4+1) 19 nolu dairelerin davalıya devri kararlaştırılmış ve daireler 29.12.2016 tarihinde davalı tarafça işaret edilen dava dışı kimseler adına tapuda devredilmiştir. Taşınmazların sözleşme uyarınca devredildiği hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. 30.04.2016 tarihli sözleşmelere göre dairenin bedelleri 4+1 daire 380.000 TL ; 5+1 daire için ise 420.000 TL olarak belirlenmiştir.<br>Kural olarak; eser sözleşmelerinin geçerli olması herhangi bir şekil şartına tabi değildir. Tarafların karşılıklı olarak \"icap\" ve \"kabul\" iradelerinin oluşmasıyla eser sözleşmesi ilişkisi kurulur. Yazılı olması ancak, taraflara ispat kolaylığı sağlar. Ne var ki, taşınmaz mülkiyeti nakli borcunu doğuran sözleşmelerin,  6098 Sayılı TBK'nın 237 inci, TMK'nın 706 ıncı, Tapu Kanunu'nun 26 ıncı ve Noterlik Kanunu'nun 60 ıncı maddeleri uyarınca resmi yazılı şekilde yapılması zorunludur. Bu zorunluluk sözleşmenin geçerliliğine ilişkin olup, bu şekil şartına uymayan bir sözleşme geçerli olarak kabul edilemez. Ne var ki eldeki dosyada sözleşmeler uyarınca tapular davalının işaret ettiği dava dışı kimselere devredilmekle  sözleşmeler geçerli hale gelmiştir. İşin bedeli TBK 480. Maddesi uyarınca götürü bedel usulü ile belirlenmiş olup, üstlenilen işin tamamının bedeli 420.000 TL  +380.000 TL olmak üzere toplam 800.000 TL'dir. <br>Eldeki dosyada davalı taraf ; davacı şirketin iflası nedeniyle inşaat sahasını çok düşük bir inşaat seviyesinde terk ettiğini, bu nedenle davalı taşeron şirketin de üstelendiği dekorasyon ve ince işleri ile bahçe-peyzaj işine dair edimini tamamlamasının mümkün olamadığını beyanla sözleşmelerle kararlaştırılan işin tamamının yapılamadığını kabul etmektedir. Ticari defterlerin incelenmesi ile davalı tarafın 384.091,89 TL'lik iş faturası düzenlediği ve usule uygun tutulan defterlerine bu faturaları işlediği anlaşılmakla kendi defteri davalı aleyhine ve  lehine delil teşkil edecek olduğundan işin 384.091,89 TL'lik kısmının yapıldığı davalının kendi defteri ile sabittir. Bu noktada ilk derece mahkemesinin usulüne uygun da tutulan davalı ticari defterlerinin delil kabul edilemeyeceğine ilişkin kabulü yerinde değildir. <br>Yine belirtmek gerekir ki taraflara 09.02.2024 tarihli ön inceleme celsesinde ticari defterlerin adresini bildirmek üzere kesin süre verildiği ve kesin süre sonuçlarının ihtar edildiği, davacı vekilinin 07.06.2024 tarihli celsedeki beyanından anlaşıldığı üzere süresinde bildirilen adresin kapalı olması sebebiyle telefon ile bilirkişi tarafından davacı vekiline de ulaşıldığı, davacı vekilinin müvekkili olan davacı şirket yetkililerine ulaşamadığını bu nedenle defterleri ibraz edemediklerini bildirdiği, davacı taraftan kaynaklı sebeple davacı taraf defterlerinin incelenemediği, verilen kesin sürenin sonuçlarının açıkça ihtar edildiği ve davacı tarafın basiretli davranma yükümlülüğü bulunan bir tacir olduğu da anlaşılmakla ticari defterlerin incelenmesi usulüne dair davacı vekilinin istinaf talepleri yerinde görülmemiştir. <br>Şu halde 800.000 TL götürü bedelli işin 384.091,89 TL'lik kısmının yapıldığı, 415.908,11 TL'lik kısmının ise tamamlanmamış olduğu anlaşılmaktadır. Davacı vekili, öncelikle davalı tarafça yapılan kısma isabet eden iş bedelinin faiziyle davacı tarafa depo ettirilerek tapuların yeniden davacı şirket adına tescilini, olmadığı takdirde ise fazla ödenen iş bedeline hasren devredilen taşınmazların dava tarihi rayiç değerlerinden iş bedelinin mahsubu ile ticari avans faiziyle birlikte hüküm altına alınmasını talep etmektedir. Davalı vekili ise taşınmazların natamam teslim edildiğini, teslim edilen dava dışı kişilerce eksikliklerin ödemeler yapılmak suretiyle giderildiğini ve halen de taşınmazların tamamlanması için ödemeler yapıldığını savunmuş ve bir kısım ödeme belgeleri ile inşaatın düşük seviyede bırakıldığına dair bir kısım delil tespiti dosyaları sunmuş ve davacının da eksik ifada bulunduğunu iddia etmiştir.<br>İlk derece mahkemesince yapılması gereken ; davacı tarafın öncelikli talebinin tapu iptal tescil olduğu ve ancak taşınmazların güncel kayıt maliklerinin davada yer almadığı gözetilerek,  öncelikle zorunlu dava arkadaşlığı söz konusu olduğundan kayıt maliklerini davaya dahil etmek üzere  davacı yana süre verilerek taraf teşkili noksanlığının giderilmesi ve davacı tarafça devredilen taşınmazların teslim tarihindeki seviyesi ve değeri,  diğer taraftan davalı tarafça yapılan iş bedelinin (384.091,89 TL) olduğu gözetilerek sonucuna göre tapu iptal tescil talebinin öncelikli değerlendirilmesi gerekmektedir. <br> İzah edildiği üzere ; tapu iptal tescil talepli davada güncel kayıt maliklerinin yer alması gerektiği ve tapu iptal ve tescil talebi yönüyle harç alınması gerektiği gözetilmeksizin davanın ispatlanamadığı gerekçesiyle reddine karar verilmesi hatalıdır.  <br>Yine belirtmek gerekir ki ; davacı tarafça teslim edilen dairelerin hangi seviyede davalıya teslim edildiğinin tespiti için taraflara ( dahil edilir ise güncel kayıt maliklerine de bu yönde süre verilmesi gerektiği gözetilerek) süre verilerek sair D.iş tespiti dosyalarının celbinin istenmesi, sunulacak D.iş tespiti dosyaları ve uydu -google earth fotoları incelenmelidir. Daire bedellerinin tamamlanmış halinin 420.000 TL ve 380.000 TL olduğu kabulü ile seviyenin işbu bedellere oranlanması ile teslim edilen haliyle teslim tarihindeki daire bedellerinin belirlenmesi ve bu kapsamda değerlendirme yapılması gereklidir.<br><br>Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere;<br>Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE,<br>6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca Konya.... Asliye Ticaret Mahkemesinin 07/06/2024 tarihli, ... Esas - ... Karar sayılı kararının <br>KALDIRILMASINA,  <br>Davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, <br>Davacı tarafından yatırılan 427,60 TL istinaf karar ve ilam harcının ilk derece mahkemesince talep halinde davacı tarafa iadesine,<br>Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek yeni kararda dikkate alınmasına,<br>İstinaf karar tebliği ve harç iade işleminin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,<br>Dair, 6100 HMK'nın 353/1-a.6 maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oy birliğiyle kesin olarak karar verildi. 06/03/2025<br>\t\t\t\t<br>.....<br>Başkan<br>...<br> ¸e-imzalıdır <br>.....<br>Üye<br>...<br> ¸e-imzalıdır <br>.....<br>Üye<br>...<br> ¸e-imzalıdır <br>.....<br>Katip<br>...<br> ¸e-imzalıdır <br><br><br>  ¸Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu kapsamında Elektronik İmza ile imzalanmıştır.¸ <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"ac03f968bf6bdb69","SID":"d6ebc3c67fd4c6c7"}}