{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br>DOSYA NO: 2022/1606 Esas<br>KARAR NO: 2025/530<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 09/06/2022<br>NUMARASI: 2014/388 E. - 2022/472 K.<br>DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 27/03/2025<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;<br>G E R E Ğ İ  D Ü Ş Ü N Ü L D Ü: Tarafların İddia ve Savunmaları: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: müvekkillerinin 2006 yılında tanzim olunarak borca karşılık ... A.Ş. adlı firma sahipleri ... ve ...'ya 10/06/2008 vade tarihli ve alacaklı kısmı boş bırakılmış olarak 20.000,00-TL bedelli bono tanzim edip verdiklerini, bono bedelinin ödendiğini ve 10/09/2009 tarihinde ... tarafından ibra edildiğini, ancak bonoyu iade etmeyen hamillerin, bonoyu davalı ...'ye verdiklerini ve ödenerek bedelsiz kalmış olan bononun davalı tarafından doldurularak icra takibine konu edildiğini, borçlarını ödeyen ve ibraname almış olan müvekkillerinin haksız bir icra takibine maruz kaldıklarından işbu davayı açmak zorunda kaldıklarını, ayrıca davalı ile ... ve ... aleyhine cezai soruşturma için şikayet başvurusu yapıldığını beyanla borçlu olunmadığının tespitine, takibin ve bononun iptaline, davalının kötü niyet tazminatına,  karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde ve özetle; takibe konu belge aslının bono vasfında olup davanın İstanbul Ticaret Mahkemesi'nde görülmesi gerektiğini, açılan davanın mesnetsiz olduğunu, davacıların dava dilekçesinde takibe konu senetteki imzayı inkar etmediklerini, senet altındaki imzayı inkar etmeyen borçluların imzanın kendilerine ait olduğunu kabul ettiklerini, imza inkarında bulunmayan davacıların takibe konu borçtan sorumlu olduklarını, davacıların dava dilekçesinde 2006 yılında senet bedelini ...'ya ödediklerini iddia ettiklerini, senet metninden de anlaşılacağı üzere müvekkilin senette lehtar durumda olduğunu, ...'ya yapılan ödemelerin taraflarınca kabul edilmesinin mümkün olmadığını, davacının böyle bir iddiasının hukuki dayanağının da bulunmadığını, davacıların dava dilekçesindeki iddiaları kabul etmediklerini, davacılardan ...'ın İstanbul 3.İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2011/791 esas sayılı dosyasından borca itiraz ettiğini ancak yargılama sonucunda mahkemenin davanın reddine karar verdiğini beyanla sayın mahkemenin iş bölümü itirazı nedeniyle görevsizliğine, haksız ve mesnetsiz davanın reddine, karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesi Kararı: \"Davanın KABULÜ İLE, davacıların İstanbul ...İcra Müdürlüğü'nün ... Esas (Eski Esas: ...) sayılı takibine dayanak olan 17/03/2006 düzenleme, 10/06/2008 vade tarihli, keşidecileri ... ve ..., lehdarı ... olan ve 20.000,00-TL bedelli bonodan ve bu bonoya dayalı başlatılan takipten ötürü borçlu olmadıklarının tespitine, Davacıların kötü niyet tazminatı taleplerinin yasal şartlar oluşmadığından reddine,\" karar verilmiştir. <br>İleri Sürülen İstinaf Sebepleri: Davalı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davayı konu senetle ilgili icra takibi müvekkili tarafından yapıldığı ve takip dayanağı senette davacılar keşidece, müvekkili de lehtar durumunda olduğunu, ismi geçen ... ve ...'nın icra takibi ve icra takibine konu senetle bir ilgisi bulunmadığını, söz konusu şahısların İstanbul 38. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2015/416 E. sayılı dosyasındaki ifadelerinde kendi alacaklarını tahsil ettiklerini, b davaya konu alacak ile bir ilgisinin bulunmadığını, senedi taraflar arasındaki bir borç ilişkisinden dolayı senedin tanzim edildiğini beyan ettiğini, mahkemenin bahsi geçen kişilerin ifadelerini dikkate almadığını, dosyada mevcut protokolün müvekkilimi bağlayıcı bir hukuki değeri bulunmadığını, davacı tarafından ibraz edilen ''tutanaktır'' başlıklı yazısın takibe konu senetle ve müvekkilli ile hiç bir alakası olmayıp hukuki bir değeri bulunmadığını, davacı tarafından sunulan belge dava konusu senedin şekil şartlarını taşımadığı gibi müvekkili ismi de bulunmadığını, mahkemenin dava konusu senetle alakası olmayan dava dışı üçüncü şahıslar tarafından tanzim edilen bir belgeyi ödeme makbuzu olarak dikkate almasının yasal dayanağı bulunmadığını davacılar tarafından sunulan belgenin de müvekkili ve dava konusu senetle bir alakası bulunmadığını,  istinaf talebinin kabulüne İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 09.06.2022 tarih ve 2014/ 388 E. 2022/472K. Sayılı kararının istinaf incelemesi neticesinde düzeltilerek onanmasına  veya kararın kaldırılmasına ve yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davacılar vekili istinaf ve  istinafa cevap dilekçesinde özetle; davaya konu icra takibindeki senet, davacılar tarafından alacaklı kısmı boş bırakılmış olarak ... A.ş. adlı firma sahipleri ... ve ... ve ...'ya verildiği ve sonradan senet arkasındaki cirolarda  karalama yapıldığını, lehtar kısmına davalı ...'nin adı yazılmak suretiyle  icra takibine konulduğunu, senedin ön ve arka yüzünün birlikte incelemesiyle, çıplak gözle de görüleceğini, senet arkasındaki ... ve ... adı silinmek suretiyle, müvekkillerin senet borcunu ödediğini gösteren ibraname ile senet arasındaki hukuki ve maddi ilişki kopartılmak suretiyle, senet doğrudan, alacaklı sıfatı takınan ... tarafından icra takibene konu edildiğini, davalı ... icra takibini haksız ve kötüniyetli olarak başlattığını beyanla kötüniyet tazminatı yönünden istinaf  talebinin kabulüne kararın düzeltilerek onanmasına veya kararın kaldırılmasına ve yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına karar  verilmesini talep etmiştir.<br>GEREKÇE HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak,  istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede; Dava  İİK'nın 72/1. maddesi uyarınca icra takibinden  sonra  açılan menfi tespit istemine ilişkindir. Davacılar vekili, müvekkillerinin 2006 yılında borca karşılık  ... ve ...'ya alacaklı kısmı boş bırakılmış 20.000,00 TL bedelli bir bono verdiklerini, bu borcun ödendiğini ve 10/09/2009 tarihinde alacaklı  ... tarafından ibra edildiklerini, bononun iade edilmediğini, hamiller tarafından davalı ...’ye verildiğini ve bedelsiz kalmış bu bononun doldurularak icra takibine konu edildiğini iddia etmiştir.  İstanbul ...İcra Müdürlüğü'nün ... esas (Yeni Esas:...) sayılı takip dosyasında alacaklının  davalı  ... olduğu,  keşidecileri davacılar ... ve ..., lehdarı ..., 17/03/2006 düzenleme, 10/06/2008 vade tarihli, ''Malen Kaydı'' nı içerir ve 20.000,00-TL bedelli bonoya dayalı olarak toplam 31.610,54-TL alacağın tahsili için  davacı/borçlular hakkında kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile icra takibine girişildiği görülmektedir. Tarafların iddia ve cevapları içeriğine göre senedin borç alınan para karşılığı düzenlendiği  beyan edilmiş olmakla senedin ihdas nedeninin taraflarca aynı şekilde  talil edildiği , iddianın içeriğine göre ispat yükünün davacı üzerinde olduğu anlaşılmıştır. İstanbul 3.İcra Hukuk Mahkemesinin 2011/791 Esas sayılı dosyasında ... tarafından borca itiraz edilmiş, 08/07/2011 tarihli kararı ile , Borca itirazın reddine, karar verilmiştir. Dosyaya sunulan  \"Tutanaktır\" başlıklı 10/09/2009 tarihli belge içeriğinde; \"... ve ...'ın 17/03/2006 Tarihinde tarafıma oluşan 20.000,00-YTL olan borçlarının tamamını aldım. Herhangi bir alacak mevzu bahis değildir. \" şeklinde olduğu  ... adına  imza edilmiş olduğu  görülmektedir.  Kambiyo senetleri temel hukukî ilişkiden bağımsız bir nitelik taşır ve soyut bir borç ikrarı içerir. Bu kapsamda  bono; ödeme vaadi niteliğinde bir kambiyo senedidir. Menfi tespit davasında borçlu borcun varlığını inkar ediyorsa,  kural olarak, hukukî ilişkinin varlığını ispat yükü  davalı/alacaklıdadır ve alacaklı hukukî ilişkinin ( borcun ) varlığını kanıtlamak durumundadır. Fakat, menfi tespit davasını açan davacı ( borçlu ), hukuki  ilişkinin doğduğunu bildirerek senedin bedelsiz kaldığını ileri sürüyorsa  bu iddiayı yazılı delil ile ispat yükü TMK'nın 6. maddesi gereğince davacıya düşer.  Mahkemece tutanaktır başlıklı belge ile davalının İstanbul 38.Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2015/416 E. Sayılı dosyasındaki ''...'ın annesi ... ve kardeşi ... benim bankadan çektiğim toplam 20.000 TL kredi nedeniyle bana 20.000 TL lik teminat senedi verdiler bundan sonra telefon paralarını ve bankalara olan kredi borçlarını ... ödeyecekti teminat senedindeki alacaklı bendim borçlular da ... ve ...'dı kardeşleri ...'a yardımcı olmak istediler daha sonra ... telefon borçlarını ödememiş 8.000,00 TL telefon borcu geldi ayrıca bankalara da kredi borcunu ödememiş ödemiş olsaydı teminat senedini onlara geri verecektim ancak ödemeyince bu paraları ben ödemek zorunda kaldım bunun üzerine paramı tahsil etsin diye senedi İstanbul'da avukatıma verdim senet bedelsiz değildir ...'ın borcu nedeniyle ... ve ... tarafından verilmiştir...'' şeklindeki beyanını esas alarak davanın kabulüne karar verilmiş ise de, davacıların beyanına göre takip konusu senedin açığa senet şeklinde düzenlendiği , dava konusu senedin  dava dışı ...'dan alınan borca karşılık verildiğine ilişkin delil bulunmadığı,  ... ve ...'nın ceza mahkemesinde eldeki dava konusu senetle ilgileri bulunmadığını, alacaklarını tahsil ettiklerini beyan ettikleri, ... isimli kişinin senette isminin ve imzasının bulunmadığı, senet  lehtarının davalı olduğu, dava dışı kişiye  yapılan ödeme ve ibra beyanı içeren belgede dava konusu senede atıf bulunmadığı, davalının imzasının  yer almadığı belgenin  iddianın ispatı noktasında delil niteliği bulunmadığı , ayrıca davalının ceza mahkemesindeki beyanının içeriğinin davacıların kardeşleri ...'a verilen borcun temini için verildiği yönünde olup senet metninde veya ayrı yazılı bir belge ile ilgili senedin teminat senedi olduğuna dair ispat vasıtası bulunmadığından davalının beyanına göre teminat senedi olarak kabulüne de olanak bulunmadığı, davacıların senedin teminat senedi olduğu ve bedelsiz kaldığı iddiasını yazılı delil ile ispatlayamadıkları bu nedenlerle davanın reddi yerine kabulüne karar verilmesinin  dosya kapsamındaki delillere ve hukuka uygun olmadığı, istinaf talebinin kabulü gerektiği kanaatine varılmıştır. Davacılar vekilinin istinaf talebinin HMK 353/1.b.1 maddesi gereğince esastan reddine, Davalı vekilinin İstinaf başvurusunun kabulü ile HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince kararın kaldırılmasına, yeniden esas hakkında davanın reddine takip durdurulmadığından kötüniyet tazminatı taktir edilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davacılar vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı vekilinin istinaf isteminin  KABULÜ ile,3-İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 09/06/2022 tarih, 2014/388 E. 2022/472 K. Sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, -DAVANIN REDDİNE -Kötü niyet tazminatı talebinin REDDİNE,4-İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;4/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL karar harcından peşin alınan 475,20 TL'nin mahsubu  ile 140,2‬0 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 4/b-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderlerini üzerinde bırakılmasına,4/c-Davalı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 4/ç-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine maddesine göre 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine, 5-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;5/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken  615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 161,4‬0-TL harcın mahsubu ile bakiye 454‬,00-TL  harcın davacılardan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 5/b-İstinaf talebi kabul edildiğinden davalı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,5/c-İstinaf yargılaması için davalı tarafından yapılan 220,70 TL istinaf yoluna başvurma harcı, 87,00 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 133,7‬TL'nin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine,5/ç-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5/d-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 5-6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a. maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 27/03/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"6f1c6169ba68c7cb","SID":"e081847d12adaf09"}}