{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2022/1609 <br>KARAR NO: 2025/542<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul 2. Fikrî Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi<br>TARİHİ: 05/02/2020<br>NUMARASI: 2018/443 E. - 2020/77 K.<br>DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 27/03/2025<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan  inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Tarafların İddia ve Savunmaları:  Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: müvekkilinin Türkiye çapında tescilli ve dünya genelinde tanınan ... markasının sahibi olduğunu, markasının Türk Patent ve Marka Kurumu’nda tescilli bulunduğunu, ancak davalının müvekkiline ait tescilli markayı izinsiz şekilde kullanarak satışa arz ettiğini, depoladığını ve bu ihlalin tespiti için İstanbul 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nin 2018/161 Değişik İş sayılı dosyası kapsamında yapılan tespit sonucu hazırlanan bilirkişi raporuna göre, davalıya ait imalathane ve depo adreslerinde müvekkilinin tescilli markasının birebir aynısının kullanıldığı tespit edilmiştir. Depoda 88 adet el çantası, 22 adet bel çantası, 12 adet sırt çantası, 64 adet bez torba, 130 metre uzunluğunda değişik renk ve desenlerde deri rulo ve toplamda 2.092 adet taklit marka ve logolu ürün bulunmuştur. Davacı vekili, tespit edilen tüm ürünlerin taklit olduğunu ve davalının bu fiillerinin marka hakkına tecavüz teşkil ettiğini, bu kapsamda, tespit edilen ve el konulan ürünler üzerindeki ihtiyati tedbir kararının devamına, ürünlerin muhafazasına devam edilmesine, davalının marka hakkına tecavüz eylemi ve haksız rekabet eyleminde bulunduğunun tespitine, bu eylemlerin durdurulmasına, önlenmesine ve giderilmesine karar verilmesini, taklit ürünlerin muhafazasının ciddi bir külfet oluşturduğunu belirterek 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 163. maddesi uyarınca hızlı imha edilmesini ve depolama/sundurma ücretinin davalıya yükletilmesini , fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1000-TL maddi, (6769 sayılı SMK m.151/2(a) bendine göre hesaplanmak üzere) 1000-TL manevi,1.000-TL itibar tazminatının haksız fiil tarihinden işleyecek en yüksek reeskont faizi ile birlikte hüküm altına alınmasına, hükmün gazetede ilanına karar verilmesini talep ve dava ettiği 17.10.2019 tarihli ıslah dilekçesi ile maddi tazminat taleplerini 10.000,00 TL olarak ıslah ettiklerini bildirmiştir. Davalı 16.04.2019  tarihli duruşmada;\" promosyon işi yaptığını, ... isimli şahsın kendisine gelerek tespit konusu ürünleri üretebileceği ve para kazanacağını söylediğini ve onun teşviki ile bu işe girdiğini, esasen yaptığının suç olduğunu da bilmediğini, karşı tarafın zararını karşılayabilecek ekonomik gücü olmadığını\" beyanla  davanın reddini talep etmiştir. <br>İlk Derece Mahkemesi Kararı; Mahkemece; \"Davanın KABULÜNE, Davalının taklit ürünler üretmek suretiyle davacının marka hakkına tecavüz ettiğinin ve haksız rekabette bulunduğunun tespitine, tecavüzün ve haksız rekabetin durdurulmasına, önlenmesine, giderilmesine  Davacının maddi tazminatı talebinin kabulü ile 10.000,00 TL maddi tazminatın tespit tarihi olan 29/08/2018 tarihinden itibaren işleyecek en yüksek reeskont faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,  Davacının manevi tazminatı talebinin  ile 1.000,00 TL manevi tazminatın tespit tarihi olan 29/08/2018 tarihinden itibaren işleyecek en yüksek reeskont faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davacının itibar tazminatı talebinin kabulü ile 1.000,00 TL itibar tazminatın tespit tarihi olan 29/08/2018 tarihinden itibaren işleyecek en yüksek reeskont faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,  Taklit olduğu tespit edilen ürünlerin karar kesinleştiğinde imhasına,\" karar verilmiştir. <br>İleri Sürülen İstinaf Sebepleri: Davalı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı çanta atölyecisi olarak çalıştığını, isminin ... olduğunu bildiği bir şahıs tarafından fason iş yapmak üzere anlaşma sağlandığını, verilen  sipariş üzerine vermiş siparişini yerine getirdiğini, daha sonrasında ise şahsına ait olmayan hatta marka olduğunu dahi bilmediğim ürünleri kendisine teslim etmek üzere hazırlandığını, malzemelerin ... isimli şahıs tarafından temin edilerek verildiğini, bu nedenle bahsi geçen olayla ilgili olarak mahkeme huzurunda fason olarak şahsına verilen iş nedeniyle mağdur olduğunu belirttiğini ve suçlamaların üzerine bırakıldığını, malların sahibi ... isimli şahıs olmasına rağmen üzerime bırakılması ve aleyhimde tazminata hükmedilmesi doğru bir karar olmadığını, pandemi nedeniyle yoğun bir sıkıntılar yaşamış ve işlerim alt üst olmuştur, şuanda işsiz bir vatandaş olarak geçinmekte dahi yoğun sıkıntılar yaşadığını, çevremde bulunan yakın arkadaşlarım ve aile desteğim ile hayatta kalmaya çalıştığını, bu nedenle yerel mahkemenin vermiş olduğu tazminatı ödeyebilecek bir maddi gelire sahip olmadığım ekonomik ve sosyal gelir araştırılması yapılması ile net bir şekilde oraya çıkacağını, yerel mahkeme tarafından verilen kararın itirazları neticesinde kaldırılmasına, karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili istinafa  cevap dilekçesinde özetle müvekkili şirkete ait markalar Türk Patent ve Marka Kurumunda tescilli olduğu gibi uluslararası alanda da tanınmış marka olarak tescilli olduğunu, davalının eylemlerinin müvekkili firmaların marka haklarına tecavüz olduğunun tespiti, tecavüzün önlenmesi, durdurulması ile taklit olduğu sabit olan ürünlerin imhasına karar verilmesi talep edilmiş ve davanın kabulüne dair karar verildiğini, alınan  bilirkişi raporlarında; ''davacının markalarının tanınmış markalar olduğu, Davalının davacı markalarını izinsiz ve yetkisiz olarak kullandığı, bu kullanımın davacı markaları ile iltibasa sebebiyet verdiği ve davacının marka hakkına tecavüz ettiği,.\"sonucuna varıldığını, davalıya ait iş yerinde yapılan tespit neticesinde  bulunan ve el konulan  ürünlerin orijinal olmadığı, bu nedenle bu kullanımın müvekkil marka ile iltibasa sebebiyet verdiği ve müvekkili marka hakkına tecavüz  fiilin  koşulları oluştuğu kanaatine varıldığını, davalı tarafın fiillerinin müvekkili şirketin marka hakkına tecavüz teşkil ettiği, davalının ürünlerinin iltibas yarattığı, haksız rekabet teşkil ettiği, davalı tarafından üretilen ürünlerin müvekkilin markası ile üretilen ürünlerin taklidi niteliğinde olduğu işbu bilirkişi raporu ile de sabit olduğunu, davalı taraf taklit ürünleri imal ederek ve depolayarak hem marka hakkına tecavüz fiile sebebiyet verdiği hemde haksız kazanç elde ettiğinden beyanla Yerel Mahkeme'nin kararı hukuka ve usule aykırı olmayıp, istinaf incelemesi neticesinde onanmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>GEREKÇE HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak,  istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede; Dava, markaya tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, durdurulması, önlenmesi, giderilmesi,  maddi,  manevi ve itibar  tazminatı istemine ilişkindir. Davacı, tanınmış ..., markasının sahibi olduğunu, davalıya ait iş yerinde davacı markasını birebir taşıyan taklit ürünler tespit edildiğini beyanla 1000-TL maddi, 1000-TL manevi,1.000-TL itibar tazminatının haksız fiil tarihinden işleyecek en yüksek reeskont faizi ile birlikte hüküm altına alınmasına,  karar verilmesini talep etmiş,  17.10.2019 tarihli ıslah  dilekçesi ile maddi tazminat taleplerini  10.000,00 TL olarak ıslah etmiştir. Mahkemenin  2018/161 Değişik iş sayılı  dosyası ile delil tespiti yapıldığı ve alınan  bilirkişi raporunda;  davalı ...'a ait imalathane ve depo adreslerinde yapılan tespitte davacıya  ait tescilli markaların birebir aynısının kullanıldığın 88 adet el çantası,22 adet bel çantası, 12 adet sırt çantası, 64 adet bez torba,  toplamda 130m boyunda değişik renk ve desenlerde deri rulo ve 2.092 taklit marka ve logolu ürün tespit edildiğini, davalının satışa sunduğu tüm ürünlerin taklit olduğu tespit edilmiştir. 29.07.2019 tarihli bilirkişi raporunda; SMK 151/2-b kapsamında yoksun kalınan kazanç (tazminat) hesaplamasının yapılamayacağı, 2018/161 Değişik İş Dosyası Tespit Tutanağı ile tespit edilen mamul çanta cinsi eşyalar ile suni deri,yarı mamul ve aksesuar cinsi malzemelerin mamule dönüştürülmüş hali ile eşyaların 29.08.2018 tarihinde piyasa toptan satış değerinin 37.460,00 TL (otuzyedibindörtyüîaltmışnra) olabileceği belirtilmiştir. 6769 Sayılı SMK'nın 29. Maddesinde marka hakkına tecavüz sayılan eylemler gösterilmiş olup, markayı taklit etmek ve bu şekilde  kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak, dağıtmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak,, ticari amaçla elde bulundurmak marka hakkına tecavüz  olarak gösterilmiştir.  Davalı  işyerinde ele geçirilen ürünlerin davacıya ait markayı taşıyan, ortalama tüketici nezdinde iltibasa neden olacak  taklit ürünler olduğu hususunun bilirkişi raporu ile tespit edildiği,  basiretli tacir gibi davranma zorunluluğu bulunan davalının  kendisinden beklenen özen ve dikkat yükümlülüğü karşısında üretimini yaptığı ve depoladığı  taklit   ürünler bakımından davalının eyleminin  SMK 29. maddesi uyarınca marka hakkına tecavüz teşkil ettiği, başkası için üretim yaptığı, bunun hukuka aykırı olduğunu bilmediği savunmasının eylemin ihlal oluşturan niteliğini değiştirmeyeceği ,  davalının  satışa arz etmek üzere taklit ürünleri üretmek ve depolamak eyleminin  davacının marka hakkına tecavüz teşkil ettiği, marka sahibinin markaya tecavüz teşkil eden fiillerin varlığı halinde bu tecavüzün tespiti durdurulması sonuçlarının ortadan kaldırılması taleplerini ileri  sürülebilmesi için davalının kusurlu olması ve zararın varlığı  şart  olmamakla birlikte davalının  davacı markasının  tanınmış marka olduğunu bilen ve bilmesi gereken durumda olduğu bu nedenlerle gerekli özeni göstermeyerek  kusurunun da  bulunduğu, yasal şartları oluşan maddi, manevi ve itibar tazminatlarından da sorumlu tutulması gerektiği anlaşılmıştır.  Sonuç olarak, mahkemece davanın kabulü ile  hüküm altına alınan tazminatların dosya kapsamına ve hukuka uygun olduğu istinaf başvuru sebeplerinin yerinde olmadığı  anlaşılmıştır.  Davalının İstinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine  karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Usûl ve yasaya uygun  İstanbul 2. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 05/02/2020 tarih ve 2018/443 E. 2020/77 K. sayılı kararına karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 819,72-TL nispi istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 204,93-TL harcın mahsubu ile bakiye 614,79‬-TL  harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılanyargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 27/03/2025  </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"7edb0230ca2a5941","SID":"eef1b3e471dee28a"}}