{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>ANTALYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>16. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:ANTALYA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>KARAR TARİHİ:13/12/2024<br>DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZIM TARİHİ:13/03/2025<br><br>İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde  istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.<br>Üye hakimin görüşü değerlendirildi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: <br>DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: <br>Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; Davacı ile davalı arasında çamaşır temizlik işlerinin yapılmakta olduğunu, davalı şirketin çarşaf vb ürünlerinin temizliğinin davacı tarafında yapıldığını, temizliği yapılan ürünlerin davalı tarafa teslim edildiğini, teslim neticesinde davalı tarafa yapılan işlere istinaden fatura kesildiğini, ancak kesilen faturalara istinaden yapılacak ödemelerin yapılmadığım, bu nedenle davalı aleyhine icra takibi başlatıldığını, davalının herhangi bir ödemesi olmamasında rağmen haksız ve kötü niyetli olarak takibe itiraz ettiğini İddia ederek, davanın kabulüne, itirazın iptaline, takibin devamına, haksız ve kötü niyetli olarak itirazda bulunan borçlu aleyhine alacağın % 20'sinden az olmamak üzere inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı yana yükletilmesine karar verilmesini talep etmişlerdir.<br>DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: <br>Davalı vekili, cevap dilekçesinde özetle; Davalının yaz aylarında işlettiği otelinin mevcut olduğunu, işletmiş olduğu iş bu otelin çamaşırlarının temizliğinin dava konusu olduğunu, davalının işlettiği otelin çamaşırlarım yıllar önce davacı ... eşine yıkattığım, iş bu dilekçede ileri sürdükleri sorunların hemen hepsinin o günlerde yaşandığım bu sebeple de davacıya çamaşır yıkatılmasmdan vazgeçildiğim, davacı ... eşi ile şahsen tamşması sebebiyle davacı tarafın davalıya zaman zaman gerek telefonda görüştüğünü gerek otele gelerek ziyarette bulunduğunu, davacı yanın eşinin çalışma teklifi üzerine davalının geçmiş yıllardaki sorunları çözdü iseniz çalışabiliriz yoksa çalışmayalım şekliyle uyarıda bulunmasına karşın kendilerinin artık sorunları giderdiğini, çamaşırların temiz düzgün ve zamanında yıkandığını beyan etmesi üzerine 2018 yaz sezonu çamaşır yıkamasının davacı yan ile gerçekleştirildiğini, 2018 yaz sezonunda yıkanan çamaşırların sürekli yırtık, lekeli, yıkamaya verilen çarşafların sayı olarak eksik gelmesi, bazen çok geç gelmesi, zaman zaman davalının tekstillerinin başka otele gittiğinin dahi olduğunu, tüm bu hususların böyle olduğunun otel yetkilileri tarafından tutanak altına alındığım ve o dönem temizlik çalışanlarının tamamının bu duruma şahit olduğunu, tüm bu olumsuzlukların davacı yanın eşine sözlü olarak beyan edildiğini, bu hususların beyan edilmesi üzerine davacı taraf yetkililerinin bu yaşanan sıkıntılar karşısında fatura edilen bedelden indirim uygulayacaklarım beyan etmişselerde kötü niyetli olarak indirim uygulanmadığım, bu nedenle de yaşanan sorunların bedeli olan faturanın taraflarınca davacı yana kesildiğini, kesilen bu bedelin uğradıkları zarar kadar olduğunu dava konusu bedelden mahsubu gerektiğini, çamaşır yıkamalarının otel için uygun rakamlı olabilmesinin şartının sezon başı çamaşır firmasıyla çalışmaya başlamak olduğunu, sezon ortası başka bir çamaşır firması ile anlaşmanın otel işletmesi için çamaşır yıkama birim maliyetlerini artıracağım, diğer yandan davacı tarafın yaşanan olumsuzlukları indirim olarak yansıtacağına binaen çalışılmaya devam edildiği ancak yaşanan sorunların her geçen ay bir önceki aya göre artması sebebiyle davacı yan ile 2018 yaz sezonu sonu itibariyle çalışılmaktan vazgeçildiğini, Savunarak, davanın reddine, davacımn %20'den aşağı olmamak üzere tazminata, %10'dan aşağı olamamak üzere para cezasına, davalının avukatına avukatlık ücret tarifesi nedeniyle ödemek zorunda olduğu vekalet ücretinin davacı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmişlerdir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:<br>İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; \"..İstinaf kaldırma ilamı doğrultusunda tarafların  icra takibine konu fatura yönünden  2018 yılına ait ticari belge ve dosyaları defterleri incelenmiş ve davalı tanığı ... ayıp ihbarı hususunda yeniden dinlenmiştir. Ayrıntısı yukarıda açıklanan  21/06/2024 tarihli muhasebeci bilirkişi raporunda özetle  tarafların  icari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, davacının ticari defter kayıtlarına göre takip tarihi davacının davalıdan 51.215,21TL alacaklı olduğu,  davalının ticari defter kayıtlarına göre takip tarihi itibari ile davalının davacıya 33.216,38TL borçlu olduğunun kayıtlı olduğu  davacı ile davalı yan kayıtlarının tetkiki neticesinde davacının düzenlediği tüm faturaların davalı kayıtlarında yer aldığı, ödemelerinde her iki taraf  kayıtlarına göre aynı olduğu tek ihtilafın zayi bedeli olarak davalı tarafça kesilen 18.000,00TL tutarlı fatura olduğu, davalı tarafça zayi olan ürünlere ait davacıya yazılı herhangi bir bildirim yapıldığına dair bir belge sunulmadığı ve davacı ticari defterlerinde bu zayi ürün bedeline ait faturanın kayıtlı olmadığı , davalının zayi <br>ürünlere ait alım faturalarına göre katlandığı ,  TTK’nın 23/1-c maddesine göre ayıp ihbarının satıcıya, malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde; belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde yapılması gerekir. Ayıp ihbarının yapılması belirli bir şekle tabi değil ise de ispatı her türlü delil ile yapılabileceği, dinlenen tanık ... beyanından da benzer mahiyette daha evvel dinlenen  tanık ...  beyanlarından aynı mahiyete olduğu,   davalının davacıya yıkanan ürünlerdeki ayıpları -eksik olması ,yırtık olması, kirli ve pis kokması- söylediği, baştan bu yana  davacı şirket yetkili ...'nın eşi ile iletişim kurulduğu, iş sözleşmesinin kurulması ve ürün teslim alma aşamalarında da bu kişi ile muhatap oldukları, iş ilişkisinin bu şekilde yürüdüğü ve davacı  şirket yetkilisinin eşi ile muhatap olunarak ilerleyen ilişki de ticari kayıtların da bu mihvalde usulüne uygun olarak tutulduğu ve oluşturulduğu, davalı yanın   zayi ürün tutanağı ile  sözlü olarak ayıp ihbarının davacı şirket yetkilisinin eşine bildirim yapmasının işin niteliği gereği makul ve kabul edilebilir olduğu, YHGK'nın 13.05.2009 tarih ve ... E., ... K. sayılı ilamında da açıklandığı üzere, ayıp ihbarı kural olarak şekle tabi bulunmayıp içeriği itibariyle ayıptan karşı tarafın haberdar olmasını sağlamaya elverişli her türlü ihbarın, ayıp ihbarı olarak kabulü mümkün olduğu, zaten  öteden  beri sözleşmenin  her aşamasında şirket yetkilisinin eşi ile muhatap olunduğu ve ticari ilişkinin bu şekilde ilerlediği, davacı şirket yetkilisinin de bu  ayıptan  \"haberdar olmasını sağlamaya elverişli her türlü ihbar ile haberdar edildiğinin\" kabul edilmesi gerektiği ,   taraflar arasındaki işin/eserin özü zaten  yıkanmak üzere verilen ürünün temizlenmesi olduğu , turizm sezonunda yoğun çalışan sürekli sirküle olup kirlenen ürünün yerine temizinin  konulması gerektiği, bu nedenle zayi edilen ürünlerin yerine yenilerinin satın  alınarak  ayıp nedeniyle iade faturalarının düzenlendiği ve mahsup edildiği ve ayıp ihbarının davacı şirket yetkilisine de işin niteliği ve oluşu gereği  usulüne uygun yapıldığı kanaati ile davalının çamaşırlarının yıkandığı fakat kötü yıkandığına ilişkin iddiasının bağlantılı bileşik ikrar mahiyetinde olduğu bu iddiasını tanık beyanlarıyla ispatladığı, düzenlediği zarar faturasının da tutanaklarla örtüştüğü, ayıp ihbarınını da ticari ilişkinin  oluşuna ve niteliğine göre usulüne uygun olarak yapıldığı kanaati ile  bu sebeple kötü yıkama , eksik ürün teslimi nedeniyle  ziya edilen ürün   bedelin davacı alacağından mahsubu gerektiği, bu mahsuba bağlı olarak davanın bilirkişi hesaplaması ve davalı tarafından düzenlenen fatura bedeli mahsup edilerek kalan kısım için davalı itirazının iptaline,davanın 34.180,91 TL üzerinden kısmen kabulüne,  Antalya 10. İcra Müdürlüğü’nün ... esas sayılı takibine yapılan itirazın bu tutar üzerinden iptaline  ayrıca  alacağın faturaya dayalı olmasına rağmen ayıp nedeniyle alacak miktarının mahsup yapılması ve ayıp nedeniyle zararın miktarı yargılamayı gerektirdiğinden davacının  inkar tazminatı ile  davalının da kötüniyet tazminat taleplerinin reddine ve İİK'nın 67. Maddesine göre açılan bu davada para cezasına ilişkin bir hüküm olmadığından davalının bu yöne ilişkin talebinin reddine  ..\" şeklindeki gerekçe ile hüküm kurulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: <br>Karara karşı, davacı vekili ve davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. <br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; tanığın bir çok şeyi bilmediğini söylediğini oysaki bilmesi gereken kişi olduğunu, davacının eşinin bundan yıllar önce vefat etmiş eski bir avukat olduğunu, yani tanık muhasebe müdürünün davacının eşine ayıp ihbarı yapabilmesi için ahirete kadar bir yolculuk yapmış olması gerektiğini, ayıp ihbarının kabul edilmesinin hatalı olduğunu beyan ederek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.<br>Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece, müvekkilinin açılan haksız (alacağından daha fazla icra takibi yapılması sebebiyle) icra takibi ve dava sebebiyle avukatına, avukatlık ücret tarifesi uyarınca ödemek zorunda olduğu vekalet ücretinin davacıdan alınarak müvekkiline ödenmesi talepleri yerinde olmasına rağmen yerel mahkemece herhangi bir karar verilmediğini ayrıca  % 10'dan aşağı olmamak üzere para cezasına hükmedilmesine, kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesi gerektiğini beyan ederek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: <br>Dava, itirazın iptaline ilişkindir. <br>Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>01.07.2012 tarihinde  yürürlüğe giren  6102 sayılı Türk Ticaret  Kanunu'nda tacirler arasındaki ihbar ve ihtarların ne şekilde yapılacağı 18/3. maddesinde düzenlenmiş ve\"Tacirler arasında, diğer tarafı temerrüde düşürmeye, sözleşmeyi feshe, sözleşmeden dönmeye ilişkin ihbarlar veya ihtarlar noter aracılığıyla, taahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imza kullanılarak kayıtlı elektronik posta sistemi ile yapılır.\" denilmek suretiyle önceki hükümde bir kısım değişiklikler yapılmıştır. <br>Yapılan değişiklikler madde gerekçesinde, \"... Bu maddenin üçüncü fıkrasında üç köklü değişiklik yapılmıştır. (1)Hükümdeki şekil, geçerlilik şartı olmaktan çıkarılmış, ispat şartına dönüştürülmüştür. Bu amaçla eski metinde yer alan \"muteber olması için\" ibaresine metinde yer verilmemiştir. Bu değişikliğin sebebi, geçerlik şartının artık haklı bir gerekçesinin bulunmaması ve teknikteki hızlı gelişmedir. Ayrıca hiçbir modern kanunda bu kadar ağır bir geçerlilik şartı yer almamaktadır. Şartın tacir gibi basiretli bir işadamı için öngörülmüş olması da anlamsız bulunmuştur. (2) İadeli taahhütlü mektup taahhütlüye dönüştürülmüştür. Çünkü , burada varma teorisinin kabulünü haklı gösterecek bir gerekçe mevcut değildir. (3) Güvenli elektronik imza hem Borçlar Kanununda kabul edilmiş hem de düzenli bir sisteme bağlanmıştır. Hükme bu olanak da eklenmiştir.\" şeklinde açıklanmış ve  böylece tacirler arasında  ihtar ve ihbarlar için öngörülen şekil şartı geçerlilik şartı olmaktan çıkarılmıştır (HGK'nın 25/05/2016 tarih ve 2014/19-861 Esas, 2016/632 Karar).<br>Bir başka deyişle, TTK m.18/3’deki tacirler arasındaki bildirim usulleri geçerlilik şartı değil ispat şartıdır (Yargıtay 11. HD.,  2020/4077 E, 2021/3351 K).<br>Dosyada, usule uygun böyle bir bildirimin yapıldığına dair ispata yarar bir delil sunulmamıştır. Tanık beyanı, somut olayda, ayıp ihbarının yapıldığını ispata yeter/elverişli değildir  (Yargıtay 19. HD'nin 23/11/2015 tarih ve 2015/5982 Esas, 201/15327).<br>Mahkemece, \"... davalı yanın   zayi ürün tutanağı ile  sözlü olarak ayıp ihbarının davacı şirket yetkilisinin eşine bildirim    yapmasının işin niteliği gereği makul ve kabul edilebilir olduğu...\" ve \"... turizm sezonunda yoğun çalışan sürekli sirküle olup kirlenen ürünün yerine temizinin  konulması gerektiği, bu nedenle zayi edilen ürünlerin yerine yenilerinin satın  alınarak  ayıp nedeniyle iade faturalarının düzenlendiği ve mahsup edildiği    ve  ayıp ihbarının davacı şirket yetkilisine de işin niteliği ve oluşu gereği  usulüne uygun yapıldığı..\" şeklindeki gerekçeler ile ayıp ihbarının usulüne uygun yapıldığının kabulü dosya kapsamına uygun değildir.<br>İspat konusu, 6100 sayılı kanunun ise 187 vd. maddelerinde düzenlenmiştir. İspatın konusunu tarafların üzerinde anlaşamadıkları ve uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek çekişmeli vakıalar oluşturur ve bu vakıaların ispatı için delil gösterilir. Taraflar, kanunda belirtilen süre ve usule uygun olarak ispat hakkına sahiptir. İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.<br>Bu açıklamalar ışığında, davalının, usulüne uygun ayıp ihbarında bulunmadığı anlaşılmıştır. Davacının, bu yöne ilişkin istinaf sebepleri yerinde bulunmuştur.<br>HMK m. 353/1,b-2 gereği; ön inceleme sonunda dosyada eksiklik bulunmadığı anlaşılırsa bölge adliye mahkemesince davanın esasıyla ilgili olarak; yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında duruşma yapılmadan karar verilir.<br>Bu yönlerle, yeniden hüküm kurulup, bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere, takip öncesi temerrüdün de oluşmadığının kabulü ile, davanın 51.215,21 TL üzerinden kısmen kabulüne karar verilmesi gerektiği anlaşılmakla davalının istinaf sebeplerinin reddi gerekmiştir.<br>Sonuç olarak, davalı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüyle; ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-Davalı vekilinin ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE,<br>2-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜYLE; yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç görülmediğinden HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince düzelterek esas hakkında yeniden karar verilmek üzere ANTALYA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 13/12/2024 tarih ve ... Esas, ... Karar sayılı KARARININ KALDIRILMASINA,<br>3-Davanın KISMEN KABULÜYLE; davalının Antalya 10. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takibine yapılan itirazının 51.215,21 TL asıl alacak üzerinden DEVAMINA, fazlaya ilişkin talebin REDDİNE,<br>A-Davacının icra inkar tazminatı talebinin REDDİNE,<br>B-Davacı tarafça dava açılırken yatırılan 44,40 TL başvurma harcı ve 834,06 TL peşin karar harcı toplamı 878,06 TL'nin mahsubu ile hazineye gelir kaydına, hüküm gereği alınması gerekli bakiye kalan 2.620,45 TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,<br>C-Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 05/02/2025 tarih ve   ... Esas, ... Karar sayılı, ... Harç sayılı harç tahsil müzekkeresinin ilk derece mahkemesince İPTALİNE, <br>D-Davacı tarafça yatırılan ve yukarıda mahsubuna karar verilen toplamda 878,06 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,<br>E-Davacı tarafından yapılan posta-tebligat-bilirkişi masrafı olmak üzere toplam 3.032,45 TL yargılama giderinin davada kabul ret oranına göre hesaplandığında 2.248,86 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 783,59 TL'sinin davacı üzerinde bırakılmasına,<br>F-Davalı tarafça yapılan 150,00 TL yargılama giderinin, haklılık durumuna göre, 38,75 TL'sinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, arta kalan masrafın davalı üzerinde bırakılmasına,<br>G-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,<br>H-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan 17.843,27 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,<br>I-Arabuluculuk faaliyeti kapsamında Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.320,00 TL arabulucu ücretinin davada kabul red oranına göre 978,00 TL'sinin davalıdan, 342,00 TL'sinin davacıdan alınarak hazineye İrat Kaydına, daha önce ilk derece mahkemesince bu hususta yazılan tahsil müzekkeresinin iptaline,<br>J-Taraflarca yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince ilk derece mahkemesince karar kesinleştiğinde ilgiliye İADESİNE, <br>4-İstinaf incelemesi yönünden; <br>a-Davacının istinaf başvurusu kabul edildiğinden 492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince peşin olarak yatırılan istinaf karar harcının talebi halinde  davacıya İADESİNE, <br>b-Davacı tarafından istinaf incelemesi için yapılan 1.683,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı, 30,00 TL posta masrafı olmak üzere toplam 1.713,10 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, <br>c-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından davacı lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, <br>d-İstinaf gider avansından kullanılmayan kısmın 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince ilgilisine İADESİNE, <br>e-Davalının istinaf başvurusu reddedildiğinden, 492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 615,40 TL maktu istinaf karar harcı peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,<br>f-Davalının istinaf başvurusu reddedildiğinden, davalının istinaf başvurusu nedeniyle yaptığı yargılama masraflarının kendi üzerinde BIRAKILMASINA, <br>g-Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince ilgilisine İADESİNE, <br>h-Davalının istinaf başvurusu yönüyle, istinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından davacı lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,<br>5-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE,<br>Dair, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle, 6100 sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince dava değerinin karar tarihi itibariyle temyiz kesinlik sınırı olan 544.000,00 TL'nin altında kalması nedeniyle kesin olarak karar verildi.<br>...<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"c445b173a48ed144","SID":"39ddcd754cbbf7ac"}}