{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2022/1626 <br>KARAR NO: 2025/540<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 23/02/2022<br>NUMARASI: 2018/125 E. - 2022/140 K.<br>DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 27/03/2025<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan  inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Tarafların İddia ve Savunmaları:  Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: müvekkili şirket İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyası ile kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile icra takibi başlatıldığını, ancak takibe konu 31.09.2015 tarihli, 22.980,00 TL bedelli ... Bankası A.Ş. İstinye Şubesi'ne ait çek üzerindeki imzanın müvekkiline ait olmadığını, bu nedenle menfi tespit davası açma zorunluluğu doğduğunu ,icra dosyasının incelenmesi halinde, müvekkiline atfen atılan imzanın sahte olduğu ve müvekkili şirkete ait olmadığı çıplak gözle dahi görülebileceğini, icra takibine konu çekin, müvekkili tarafından keşide edilmediğini ve bilirkişi incelemesi sonucunda imzaların birbirinden farklı olduğunun ortaya çıkacağını, ayrıca, çekin keşide tarihi olarak 31.09.2015 tarihinin gösterildiğini, ancak Eylül ayının 31 gününün bulunmadığını, bu nedenle çekin hukuki geçerliliğinin bulunmadığını ve kambiyo senedi vasfını taşımadığını, davalı alacaklının kötü niyetli olarak icra takibi başlattığını, haksız ve kötü niyetli takip nedeniyle müvekkilinin mağdur olduğunu ve ticari itibarının zarar gördüğünü, müvekkili şirketin telafisi imkansız zararlara uğramaması ve ticari ilişkilerinin daha fazla zarar görmemesi amacıyla ihtiyati tedbir kararı verilerek icra takibinin dava sonuna kadar durdurulmasını,  davalının kötü niyetli olduğunu, bu nedenlerle, müvekkilinin borçlu olmadığının tespitiyle menfi tespit davasının kabulüne, icra takibinin ihtiyati tedbir yoluyla durdurulmasına ve davalının kötü niyetli takibi nedeniyle %20’den aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesini özetle; davacı tarafın menfi tespit davasında çek üzerindeki şirket kaşesi altındaki imzalara açıkça itiraz ettiğini, ancak davanın haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, müvekkili bankanın alacağını sürüncemede bırakma amacıyla kötü niyetli olarak açıldığını, davacının imzalara hukuki dayanaktan yoksun şekilde itiraz ettiğini, imza tarihinden önce düzenlenmiş diğer evraklar üzerinde bilirkişi incelemesi yapıldığında imzaların müvekkili banka lehine doğrulanacağının ortaya çıkacağını, çekin keşide tarihinin 31.09.2015 olarak gösterilmesinin çekin geçerliliğini etkilemeyeceğini, Yargıtay kararlarına göre bu tür durumlarda keşide tarihinin o ayın son günü olarak kabul edilmesi gerektiğini, Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 2004/10-200 Esas, 2004/218 Kararı ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2000/1011-1076 sayılı kararı ile 12. Hukuk Dairesinin 5.11.2001 tarihli 16461-17872 sayılı kararlarına atıfta bulunarak, takvimde yer almayan tarihlerle ilgili keşide tarihlerinin yanılgı olarak değerlendirilmesi gerektiğini ve çek vasfının korunacağını,  müvekkili bankanın iyi niyetli ve yetkili hamil olarak yasal hakkı doğrultusunda çeki takibe koyduğunu, kötü niyet iddiasını kanıtlama yükümlülüğünün davacı tarafta olduğunu ve bu yönde dosyaya herhangi bir kanıt sunulmadığını, bankanın çek üzerindeki imzaların sahte olup olmadığını bilme veya araştırma yükümlülüğünün bulunmadığını, müvekkili bankanın sadece çeki ciro ve teslim alan hamil konumunda olduğunu, çek karşılıksız çıkınca yasal hakkı doğrultusunda icra takibi başlattığını, bu nedenle müvekkilinin kusurlu olmadığını, davacının haksız ve dayanaksız menfi tespit davası açtığını, müvekkili bankanın davanın açılmasına kusuruyla sebebiyet vermediğini belirterek, davanın reddine ve davacı aleyhine %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. <br>İlk Derece Mahkemesi Kararı: Mahkemece; \"Davanın  kısmen kabulüne, Davacının İstanbul ... İcra Dairesinin ... esas sayılı takip dosyasında takibe konu ... Bankası AŞ İstinye Şubesine ait keşidecisi ... Sanayi Ticaret Ltd Şti olan ... çek nolu 31/09/2015 tarihli 22.380,00-TL bedelli çekten dolayı davalıya borçlu olmadığının TESPİTİNE,Davacının kötü niyet tazminatı talebinin REDDİNE,\" karar verilmiştir.<br>İleri Sürülen İstinaf Sebepleri: Davalı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkeme dosyasına tanzim edilen adli tıp kurumu raporunun dayanaksız olduğunu, imza incelemesi yapıldığı bilirkişi raporunda incelenen imzalardaki özelliklerin tam ve kuşkuya ver vermeyecek şekilde belirlenip karşılaştırılması sonuçta imza ve yazının atfedilen kişiye ait olup olmadığının dayanakların ile gösterilmesi gerektiğini,  tarafların mahkemenin ve yargıtay'ın denetimine elverişli bir rapor ortaya konulması gerektiğinde karşılaştırılan imza veya yazının hangi nedenle farklı veya aynı kişinin eli ürünü olduklarının fotoğraf ya da diğer uygun görüntü teknikleriyle de desteklenmesi gerektiğini, söz konusu bilirkişi raporu bu niteliklerden yoksun ayrıntısız ve dayanaksız olarak hazırlandığını, incelemeye dayalı imzalar bile gösterilmediğini, somut şekilde mukayese edilen imzalar ile çek üzerindeki imza arası fark varsa bu farklar ortaya konamadığını, bu sebeple iş  bu bilirkişi raporu hükme esas alınmayacağını, bilirkişi raporunda davacı şirket yetkililerinin imzalarını içerir karşılaştırmaya esas belgeler olarak incelemeye alınan belgelere bakıldığında tüm bu belgelerin fotokopi belgeler oldukları ve asıllarının olmadığını, imza incelemesi ve eksik ve hatalı bilirkişi raporuna esas alınarak hüküm kurulduğundan beyanla, İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/125 E. 2022/140 K. ve 23.02.2022 tarihli davanın kısmen kabulüne ilişkin kararının istinaf incelemesi neticesinde bozularak haksız ve hukuka aykırı işbu davanın reddine, davacı aleyhine %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesine, karar  verilmesini talep etmiştir.<br>GEREKÇE HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak,  istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede; Dava  İİK'nın 72/1. maddesi uyarınca icra takibinden  sonra  açılan menfi tespit istemine ilişkindir.  Davacı vekili,  uyuşmazlık konusu  çekteki ilk ciranta  imzasının  müvekkiline ait olmadığını beyanla  İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı takibine  dayanak  ... Bankası A.Ş. İstinye Şubesine ait 31/09/2015 tarihli ve 22.980,00 TL bedelli  çek  nedeniyle borçlu olunmadığının  tespitini talep etmiştir. İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı dosyasında, alacaklının davalı  ... , borçluların  ... San. Tic. Ltd. Şti, ...- ..., ... San. Tic. Ltd. Şti. Olduğu, Takibin dayanağının ... Bankası A.Ş. İstinye Şubesine ait 31/09/2015 tarihli ve 22.980,00 TL bedelli  çek olduğu anlaşılmıştır. Adli Tıp  Kurumunun 15/06/2020 tarihli raporunda ; tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından yapılan incelemede; İnceleme konusu çek arka yüz 1.ciro ... Kiralama ...'ye atfen atılı imza ile ...'nin mevcut mukayese imzaları arasında ilgi ve irtibat tespit edilemediği belirtilmiştir. İmza incelemesine esas rapor, uzman bilirkişi tarafından çeklerin düzenleme tarihinden öncesine ilişkin borçluya ait olduğu muhakkak olan karşılaştırmaya elverişli imzalarını taşıyan ve  keşide tarihine yakın belgelerin  mukayeseye esas alınması suretiyle ve yeterli teknik optik aletler ve o incelemenin gerektirdiği diğer cihazlar kullanılarak, grafolojik ve grafometrik yöntemlerle usulüne uygun   yapıldığı  ve değerlendirildiği, raporun denetime elverişli ve  yeterli olduğu, hükme esas alınmasında bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmıştır. Menfi tespit davasında borçlu borcun varlığını inkar ediyorsa,  kural olarak, hukukî ilişkinin varlığını ispat yükü  davalı/alacaklıdadır ve alacaklı hukukî ilişkinin ( borcun ) varlığını kanıtlamak durumundadır. “imzanın sahte olması” iddiası  senedin hükümsüzlüğüne yönelik olup, her hamile (iyiniyetli olsa dahi) karşı ileri sürülebilen mutlak def’i olarak kabul edilmektedir.Dosya kapsamına göre ; dava,  imza inkarına dayalı olarak açılmış, nitekim  imza incelemesi yapılmıştır. Dava konusu çek nedeniyle takip yapıldığı, ancak çekin lehtarı ve birinci cirantası olan davacı  adına atılmış olan  imzanın davacının  eli ürünü olmadığının tespit edildiği bu durumda  kendisi   tarafından ciro edilmeyen çek nedeniyle davacının sorumlu tutulamayacağı,  sahtecilik iddiası herkese karşı ileri sürülebilen mutlak  defilerden olup çek hamillerinin iyiniyetli olup olmamaları hukuki sonucu değiştirmeyeceğinden, menfi tespit talebinin kabulüne karar verilmesi yerindedir. Sonuç olarak, menfi tespit talebinin kabulünde , ve kötü niyet tazminatı talebinin ise reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, istinaf nedenlerinin yerinde olmadığı  anlaşılmıştır. Davalı  vekilinin İstinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Usûl ve yasaya uygun  İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 23/02/2022 tarih ve 2018/125 E. 2022/140 K. sayılı kararına karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken  1.619,61- TL nispi istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 404,9‬0-TL harcın mahsubu ile bakiye 1.214,71‬-TL  harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine, 6-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine,  6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 27/03/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"68bc0a26b792e6f0","SID":"5f8892a7daff1f5f"}}