{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2021/1799 <br>KARAR NO:2025/436<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi <br>TARİHİ:21.04.2021<br>NUMARASI:2019/222 Esas - 2021/319 Karar <br>DAVA:İtirazın İptali (Ticari satımdan kaynaklı)<br>Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davalının müvekkili şirketten almış olduğu malzemelerin satışını yapmakta olduğunu, 2013 yılı içerisinde başlayan bu ticari ilişki içerisinde toplam 1,932.000,46 TL miktarlı ticaret yapıldığını ve davalı tarafından 1.842,545,88 TL'nin farklı tarihler de ödendiğini, ancak bakiye 89.454,58 TL'nin ödenmediğini, bu borcun ödenmemesi üzerine davalı aleyhine ... sayılı dosyası ile icra takibi yapıldığı ve borçlu tarafından icra dosyasına talep edilen alacağın 78.620,84.TL'lik kısmına itiraz edildiğini, itiraz edilmeyen 10.833,74TL'lik kısmının ferileriyle birlikte icra dosyasına ödendiğini, ödeme emrinin tebliği üzerine borçlunun 24/09/2016 tarihli 78.620,84 TL miktarlı temel faturayı e-fatura olarak müvekkiline gönderdiğini, bu faturanın incelenmesinde borçlunun müşterisi ...'ın borçluya 09/02/2016'da keşide etmiş olduğu fatura dayanak gösterilmesi suretiyle yansıtma faturası keşide etmiş olduğunun görüldüğünü, borçlunun hukuki olarak keşide etme hakkı bulunmayan bir faturayı göndermesi üzerine ihtarname ile faturanın iade edildiğini, müvekkilinin davalı şirketten 78.620,84 TL alacağı bulunduğunu belirterek fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydı ile icra takibine vaki kısmi itirazın iptali ve takibin devamına, %20 den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, savunmasında özetle; taraflar arasında ticari ilişkisinin mevcut olduğunu kabul ettiklerini ve taraflar arasındaki ticari ilişkiye ilişkin hesap ekstresi ile faturaları ekte sunduklarını, bu kapsamda müvekkili davalı tarafından üçüncü kişi ...'a satılan malzemelerin, 25/12/2015 tarihli sipariş formu ve faturalardan anlaşılacağı üzere 18/12/2014 - 21/01/2015 tarihleri arası davacı şirketten satın alındığını ve üçüncü kişiye teslim edildiğini ancak üçüncü kişiye satılıp teslim edilen malların ayıplı çıktığını, ayıbın davacı ... tarafından üretilen yürüme platformundaki nalların kırılması olarak tespit edildiğini, bu ayıbın davacı tarafından kabul edilerek tutanak altına alındığını ve aynı tutanakta ayıplı malların iade alınacağı ve iade edilen malzeme kadar yenisinin üretilip teslim edileceği hususunun kabul edildiğini bu şeklide ayıplı çıkan malların sökülüp yenilerinin kurulması işlerinin üçüncü kişi alıcı ... tarafından fazladan olarak 22.743,75 USD işçilik maliyeti getirdiğini ve bu maliyetin bu firma tarafından kendilerine fatura edilmesi nedeniyle kendilerinin de yansıma faturası ile davacı şirkete fatura ederek ödenmesinin talep edildiğini, ancak herhangi bir ödeme yapılmadığını ve davacının cari hesaptan kaynaklanan bakiye alacağını tahsil amacıyla ... sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlattığını ancak kendilerinin ayıplı ürünün sökülüp takılması nedeniyle oluşan 22.743,75 USD alacakları olduğunu bu nedenle takas ve mahsup haklarını kullanmak suretiyle takibe konu 10.833,74 TL miktar dışında kalan borca itiraz ettiklerini, tüm bu sebeplerden haksız olan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda;  \"..Tüm dosya kapsamı, mahkememizce daha önce verilen karar ile istinaf mahkemesinin kararı ve karar sonrasında alınmış olan kök ve ek rapor hep birlikte değerlendirildiğinde davalının davacı satıcı tarafından kendisine satılan ve kendisinin de üçüncü kişiye satmış olduğu ürünlerin ayıplı çıkması sonucu davacı tarafından iade alınan malların söküm işçilik bedeli kadar cari hesaptan kaynaklanan takibe konu borca takas ve mahsup hakkını kullanmak suretiyle itiraz ettiği ve bilirkişi raporları ile saptandığı üzere itiraz ettiği miktar kadar davacının davalıya borcu bulunduğu, takas ve mahsup def'i kullanılmak suretiyle takibe konu borcun 78.620,84 TL kadar sona erdirildiği...\" gerekçesiyle, davanın reddine karar  verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı  vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Mahkemenin 2016/967 Esas sayılı dosyasından davanın reddine ilişkin olarak verilen kararın istinaf edilmesi üzerine, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14.Hukuk Dairesinin 14.03.2019 tarihli, 2018/1085 Esas, 2019/380 Karar sayılı dosyasından verilen karar ile,\"İlk derece mahkemesince, uyuşmazlığa konu fatura ve dayanaklarının incelenerek ayıplı mala ilişkin olup olmadığı ve ayıplı çıkan emtianın kurulması ve sökülmesi işlem masrafının kadri maruf olup olmadığı hususlarında herhangi bir inceleme yapılmadan bu yöndeki deliller tartışılmadan eksik inceleme ile karar verilmesi nedeni ile ilk derece\" kararın kaldırılması sonrasında mahkeme tarafından, kaldırma kararı doğrultusunda işlem yapılması gerekirken, dosyadan alınan bilirkişi raporu, kaldırma kararını karşılamamakta, denetime elverişli bulunmadığını,  kaldırma kararı sonrasında alınan bilirkişi kök raporu, 09.02.2016 tarih ve ... nolu faturanın, davacıya iade edilen ayıplı malların söküm ve montaj işlemlerine ait olduğuna ilişkin bir bilgi mevcut olmadığını, bu rapora yapılan itiraz sonrasında birinci ek raporda, bu kez faturanın söküm ve montaj işlemleri ile ilgili olarak düzenlenmiş olduğu anlaşıldığını, buna ilişkin rapor düzenlendiğini,  bu rapora da kaldırma kararında belirtilen kadri maruf olup olmadığı yönünde izahat yapılmamış olduğu gerekçesiyle yapılan itiraz sonrasında  ikinci ek raporda yeterli açıklama ve inceleme yapılmaksızın kısaca kadri maruf olduğu yönünde rapor tanzim edildiğini, haliyle bilirkişi tarafından, bilimsellikten ve denetimden uzak şekilde açıklama yapılmaksızın rapor tanzim edildiğini, Bilirkişiden beklenen hususun, ayıplı malın miktarı itibariyle, o dönemdeki yevmiye işçilik bedelleri gözönüne alınarak, verildiği iddia edilen normal mesai ve fazla çalışmadan kaynaklanan ekstra mesai ücretleri hususunun da ayrıntılı olarak değerlendirilerek, belirtilen miktarın kadri maruf olup olmadığının değerlendirilmesi olduğunu, kendilerinin en baştan bu yana dava dışı ... tarafından verilen hizmeti kabul etmediklerini, bu belgelerin her zaman düzenlenmesi mümkün belgeler olduğunu, faturada yazan ifadenin \"ekipman bedeli\" olduğunu, ... ile Davalı arasından başkaca ticari işlemler olabileceğini belirttiklerini, bu açıklamalara rağmen bilirkişinin evet bu kağıtta yazılanlar doğrudur şeklindeki açıklamaları, yapması gereken işlemleri yapmadığını ortaya koyduğunu, herhangi bir işçilik alacağı davasında, işçinin ücreti konusunda ihtilaf bulunması halinde, mahkeme tarafından, işçinin emsal ücretinin belirlenmesi amacıyla, ticaret odalarına, işçi ve işveren sendikalarına emsal ücret araştırması amacıyla müzekkere yazılmakta ve bu doğrultuda hesaplama yapıldığını, diğer yandan bir işçinin günlük bazda kaç m2 iskele kurup sökebileceği bilimsel olarak açıklanmaksızın, belgelerde yer alan işçi sayısına göre, yapılan işin ve bedelin kadri maruf olduğunu söyleyebilmek mümkün olmadığını, yine, dava dışı şirketin, iskele kurum sökümü sırasında fazla mesai yaptırıp, çalışanlarına daha fazla ücret ödemesine müvekkilinin katlanmasını beklemenin mümkün olmadığını, Dosya içerisinde yer alan bilirkişi ... tarafından hazırlanan raporda, dava dışı... A.Ş. Nin, davalı firma adına 09.02.2016 tarihinde tanzim edilen e- fatura 78.620,84 TL \"ekipman bedeli\" e- faturası davacı yana yaklaşık 7,5 ay sonra \"yansıma bedeli\" açıklamalı - fatura edilmesinin nedeni malın ayıplı olduğu ileri sürülse de bu kadar uzun bir süre sonunda davacı yana iade faturası tanzim edilmesi TTK M.23/1 ve Borçlar Kanununun m.223 anlamında ayıba ilişkin bildirimin süresinde yapılıp yapılmadığı hususunu mahkemenin taktirine bırakmış iken itiraza konu ek raporda bu hususa değinilmemiş olmasının raporun yetersiz olduğunu ortaya koyduğunu, Karar gerekçesinin, müvekkili şirket tarafından imal edilen bir kısım emtianın ayıplı çıkması karşısında  taraflar arasında “Tutanaktır” başlıklı olarak imza altına alınan, tarafların sorumluluk ve yükümlülüklerinin ayrıntılı olarak açıklandığı, yazılı belge olduğunu, her iki tarafın basiretli bir tacir olması karşısında, taraflar arasındaki ihlitafın çözümünde  bu belgede yer almayan hususların dayanak oluşturmayacağının izahtan vareste olduğunu, sektörün büyük şirketlerinden olan davalının ayıplı iskelenin kurulum söküm masraflarını gözden kaçırmasının mümkün olmadığını, bu hususlar yazılmadığı için müvekkili şirketin sorumluluğunun söz konusu olmadığını, bu belgede yer almayan hususlarda taraflar karşılıklı fedakarlık ölçüsünde artı masraflara katlanmak zorunda kaldıklarını, taraflar arasındaki ticari ilişki ayıplı emtianın dışında da devam ettiğinden karşılıklı fedakarlık olgusunun varlığını kabul etmek gerektiğini, icra takibine konu borcun bir kısmına itiraz edildiğini, itiraz edilmeyen kısım dosyaya ödendiğini, yani davalı şirketin icra takibi öncesinde ihtilaf konusu yansıtma faturası dışında da borcu bulunduğunu, bu hususun taraflar arasında başkaca ticari ilişkilerin de bulunduğunu gösterdiğini, nitekim ayıplı çıkan malın iade alınıp yenisinin üretilmesi işlemi sonrasında taraflar arasındaki ticari ilişkinin devam ettiğini, Davalı şirket ile dava dışı ... arasındaki ayıplı malların iadesi hususundaki şartlar müvekkili şirketi bağlamayacağını, kendi aralarında hangi şartlarda iade prosedürünün uygulandığını, tarafların hak ve sorumlulukları müvekkili şirketin dışında olduğunu, davalının yapmaya çalıştığı işin, kendi müşterisi ile aralarındaki sorumluluğu müvekkili şirkete yüklemeye çalıştığını, bu durumun taraflarınca kabul edilmesinin mümkün olmadığını, diğer yandan kendi müşterisi ...’ın 07.02.2016 tarihinde kesmiş olduğu faturayı, tam 7 ay sonra müvekkil şirkete yansıtma faturası olarak gönderesi kabul edilemez olduğunu, davalının en başta müvekkili şirketle anlaşmazdan önce sigorta şirketine müracaat edebilir poliçe kapsamında haklarını alabileceğini, müvekkili şirketle anlaşma yaparak artık bu hakkından vazgeçtiğini, sözleşmede yer almayan üçüncü şahıs işçilik bedelinin iyiniyetle sigortadan talep edildiği iddiası da gerçeği yansıtmadığını, müvekkili şirketin malların iadesi ve yenisinin üretilip teslim edilmesi dışında, toplam fatura bedeli 68.757,59 TL olan “galvanizleme farkı, nakliyesi ve diğer markalama ve dil çakma” bedellerinin de sorumluluğuna alıp en büyük iyiniyeti gösterdiğini, müvekkili şirketin ödemek zorunda kaldığı galvanizleme farkı nakliyesi ve diğer markalama ve dil çakma işlemlerine ilişkin bedele katlanması taraflar arasında karşılıklı fedakarlık olgusunun gereği olduğunu, Dava dışı ... şirketi tarafından davalıya kesilen faturanın ticari defterlerde yer alması dışında fatura içeriği hiçbir şekilde incelenmediğini, hiç bir şekilde ... şirketinin kesmiş olduğu faturaya ilişkin müvekkili şirketin sorumluluğunu kabul etmediklerini,  aksi halde dahi fatura içeriğinin incelenmesi gerektiğini, ayıplı çıkan emtianın kurulması ve sökülmesi işleminin bedelinin ne kadar olabileceği konusunda inceleme yapılmaksızın tüm faturadan müvekkili şirketin sorumluluğu cihetine gidilmesinin taraflarınca kabul edilmesinin mümkün olmadığını, Tüm bunlara rağmen mahkemenin davanın reddine karar vermesi, bilimsellikten ve denetimden uzak bilirkişi raporu doğrultusunda karar verilmesine bağlı olarak  İstanbul 1.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/222 Esas, 2021/319 Karar sayılı dosyasından usul ve yasaya aykırı olarak verilen karara karşı istinaf talebinin kabulüne karar verilmesi gerektiğini,Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar  verilmesini istemiştir.<br>İNCELEME VE GEREKÇE:Dava, taraflar arasındaki  satım ilişkisi uyarınca, bakiye alacağın tahsili için başlatılan takibe vaki itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca  iptal istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine  karar verilmiş; bu karara karşı davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Somut olayda, taraflar arasında alım satıma dayalı ticari ilişkinin bulunduğu, davacının davalıdan cari hesaptan dolayı alacaklı olduğu ihtilafsız olup, uyuşmazlık davalı tarafından davacıya düzenlenen 24.09.2016 tarihli “...” içerikli 78.620,84 TL bedelli faturadan kaynaklanmaktadır.İlk derece mahkemesince daha önce verilen kararın istinaf edilmesi üzerine, istinaf incelemesi sonucu dairemizin 2018/1085 E 2019/380 K sayılı karar gerekçesiyle ; \"Davalının davacıdan tedarik edip dava dışı ...AŞ’ne sattığı emtianın ayıplı çıkması üzerine, tarafların biraraya gelerek 25.06.2016 tarihli tutanağı düzenledikleri, dosya kapsamında fiziki olarak rastlanılmayan ve fakat Uyap kayıtlarında yapılan araştırmada görülen sözkonusu 25.06.2016 tarihli “Tutanak” başlıklı belgede, “...  tarafından üretilen yürüme platformlarındaki nalların kırılması\" konulu toplantıda, ... fabrika sahasında daha önceden ... tarafından üretilmiş olan tüm yürüme platformları tespit edilecek ve ... iade edilecektir.  .... tarafından verilecek üretim listesine göre günlük min 1500 adet yürüme platformunun üretimine .... tarafından derhal başlanacaktır. Konuyla ilgili olarak şantiyelerden gelecek ... tarafından üretilmiş olan malzemeler ... iade edilecektir. ... bu iade edilen malzeme sayısı kadar yeni üretim yapıp ...'e teslim edecektir.” denildiği, Bu durumda, davacının ayıplı emtiayı iade alarak yenisi ile değiştirme taahhüdü altına girdiği ve edimini ifa ettiği taraflar arasında uyuşmazlık konusu değildir. Davalı tarafça, dava dışı ... şirketi tarafından ayıplı emtianın sökülmesi nedeniyle doğan masrafın kendilerine fatura edildiğini, sonradan bu faturanın davacıya yansıtıldığını savunmuştur. Somut olayda, ispat yükü davalı tarafta olup, ayıplı malın yenisi ile değiştirilmesi nedeniyle doğan  söküm ve işçilik masraflarını ve bu masraflardan davacının sorumlu olduğunu usulüne uygun delillerle kanıtlamakla yükümlüdür. Davalı, 24.09.2016 tarihli “...” içerikli 78.620,84 TL bedelli faturaya dayanak olarak dava dışı ... AŞ tarafından davalıya düzenlenen 09.02.2016 tarihli “Ekipman Bedeli” açıklamalı 78.620,84 TL bedelli faturayı göstermiş ve dayanağı olarak dava dilekçesinin ekinde dava dışı ...AŞ tarafından düzenlenen belgeleri dosyaya sunmuştur. İlk derece mahkemesince, uyuşmazlığa konu fatura ve dayanaklarının  incelenerek ayıplı mala ilişkin olup olmadığı ve ayıplı çıkan emtianın kurulması ve sökülmesi işlem masrafının kadri maruf olup olmadığı hususlarında herhangi bir inceleme yapılmadan bu yöndeki deliller  tartışılmadan  eksik inceleme ile karar verildiği görülmüştür.\" gerekçesiyle kararın kaldırılarak dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verildiği anlaşılmaktadır.İlk derece mahkemesince dairemiz kaldırma kararı sonrasında yürüttüğü yargılamada, dairemiz kaldırma  gerekçesi doğrultusunda bilirkişi raporu almış, 20.12.2019 tarihli kök rapor ile taraf itirazlarını gidermek için alınan 18.03.2020 tarihli ve 09.02.2021 tarihli ek raporlar dosyaya kazandırılmıştır. Alınan bilirkişi rapor içeriklerindeki tespitlere göre; dava dışı ... Şirketi tarafından davalıya yazıldığı anlaşılan 07.02.2016 tarihli ekstra işçilik maliyetleri talebi ile ayıplı çıkan ve değiştirilen malzemeleri gösteren talep yazısı, bu yazının ekinde ise yapılan ekstra işçilik dökümünü gösteren belgelerin sunulduğu, yine ... tarafından davalıdan talep edilen ekstra masraflara ilişkin e faturanın sunulduğu, yapılan ekstra işçilik maliyetinin dökümünü gösteren ..., ... ve ...  tarafından imzalanmış belge içeriği ile 27.01.2016-04.02.2017 tarihleri arasında davalıya gidecek iskelelerin kurum sökümünde çalışmış olan formen, usta ve yardımcı işçilerle ilgili çalışma sürelerinin gösterildiği, buna göre ekstra işçilik maliyetinin dökümünü gösterir belge içeriğinde ayıplı iskelenin kurum-söküm işlerinde kullanılan ekip ve ekipman ile bunların çalışma sürelerinin, bunlara yapılan ödemelerin ayrıntılarının gösterildiği, buna göre ... işlemlerinin yapıldığı  anlaşılan 27.01.2016-04.02.2017 tarihleri dikkate alındığında fiyatların kadri maruf olduğunun tespit edildiği anlaşılmaktadır. Buna göre davacı tarafından davalıya satılıp dava dışı 3. Kişi ... teslim edilen ve ayıplı olduğu ihtilafsız olan ayıplı malın yenisi ile değiştirilmesi için doğan söküm ve işçilik masraflarının 22.743,75 USD ( 78.620,84 TL ) kadar olup, dosyaya sunulan 09.02.2016 tarih ve ... ... nolu faturanın  dava dışı ... tarafından davalıdan alınan Yürüme Platformlarının ayıplı çıkması nedeniyle bu malların geri iadesi için yapılmış olan söküm ve montaj işlemleri ile ilgili olarak düzenlendiği anlaşılmıştır. Davalının da davacıya gönderdiği ve takas mahsup talebine konu ettiği 24.09.2016 tarih ve ... nolu yansıtma  faturasının bu faturaya dayanak düzenlendiği sonucuna varılmakla, davalının davacı tarafından kendisine satılan ve kendisi tarafından da üçüncü kişi ... firmasına sattığı ürünlerin ayıplı çıkması sonucu, davacı tarafından iade alınan malların söküm- montaj işçilik bedelleri kapsamında dava dışı ...'ın kendisine fatura ettiği tutarlar yönünden davacıdan alacak talebinde bulunabileceği, davalının bu alacak tutarını davacı alacağı ile takas mahsup talebi doğrultusunda davacının davalıdan alacak talebinin yerinde olmadığı sonucu ile kurulan hüküm isabetli olup, davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.Davacı vekilinin istinaf başvuru nedenleri ile sınırlı olarak dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin kararında ve gerekçesinde yasaya ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. <br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 556,10 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsiline, Hazineye gelir kaydına,3-Davacı tarafça yapılan kanun yolu giderlerinin kendi  üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,5-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 13.03.2025  tarihinde, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"36ba471936e29fed","SID":"282ae849173863a9"}}