{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2022/152 <br>KARAR NO:2025/480<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:08/04/2021<br>NUMARASI:2018/440 Esas - 2021/277 Karar <br>DAVANIN KONUSU:Alacak (Satım sözleşmesinden kaynaklanan)<br>Taraflar arasındaki alacak davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında 21.07.2008, 24.07.2008 ve 05.08.2008 tarihli sipariş sözleşmeleri ile kurulan satım sözleşmesinde, davalı şirketin talep ettiği ürünlerin teslim edildiğini, tarafların sipariş formundaki şartlarda emtia satımı konusunda mutabık olduklarını, sözleşmelerde belirtilen emtiaların satımı için USD üzerinden teklif sunduğunu,müvekkilinin de bu sipariş formları ile gönderilecek emtianın niteliği ile USD karşılığını belirten açıklamalı sipariş formunu davalıya gönderdiğini, davalının sözleşmeyi onayladığını, taraflar arasında mutabık kalınan sözleşmelerin 1. maddesinde... ürünlerinde Dolar ile yapılan satışlarda ödemenin yapıldığı günkü ... döviz satış kurunun geçerli olacağı, ithal ürünlerde ise ödemenin yapıldığı andaki serbest piyasa döviz satış kurunun geçerli olacağı,3. maddesinde ise, Dolar ile yapılan satışlarda, faturalarda belirtilen Türk Lirasının hiçbir geçerliliği bulunmadığı, Dolar tutarının geçerli olduğunun kararlaştırıldığını, davalı şirketin bu metni imzalayarak davacıya gönderdiğini, emtianın mutabık kalınan bu sözleşme kapsamında teslim edildiğini, davalının teslim aldığı emtiaya ilişkin olarak 12.08.2008 tarihinde çek ile 82.231,72 USD ve 01.09.2008 tarihinde çek ile 32.011,30 USD ödeme yaptığını ve 26.555,56 USD tutarında bakiye cari hesap borcu kaldığını, Yüksek yargı kararlarına göre, aksine bir anlaşma yapılmadığı sürece alacaklının vade tarihindeki kur bedeli üzerinden alacağını talep edebileceğini, bu nedenle vade tarihindeki kur ile emtianın satıldığı tarihteki bedel arasında fark olması halinde aradaki kur farkının talep edilebileceğini, müvekkilince alacağın tahsili amacıyla ... sayılı dosyasıyla başlattığı takibin davalının itirazı üzerine durduğunu ileri sürerek, şimdilik 26.555,56 USD'nin fiili ödeme tarihindeki Türk Lirası karşılığının takip tarihinden itibaren işleyecek en yüksek mevduat faiziyle birlikte tahsiline, karar verilmesini  talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; taraflar arasında uzun süre önce sona eren ticari ilişki bulunduğunu ve müvekkilinin sözleşmeden kaynaklanan ödemelerini eksiksiz yaptığını, bu nedenle takibe itiraz edildiğini ve davalının itirazın iptali davası dahi açmadığını, alacağın zamanaşımına uğradığını, bu durumun dahi iddianın dayanıksız olduğunu gösterdiğini savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"...Mahkememizce yapılan yargılama, toplanan deliller ve alınan bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre; davanın, cari hesap alacağının tahsiline dayalı alacak davası olduğu, alacağı oluşturan faturaların saç ürünleri satış bedeline ilişkin olduğu, taraflar arasında imzalanan sipariş formu başlıklı sözleşmelere istinaden alış veriş yapıldığı, taraflar arasında mutabık kalınan bu sipariş formlarının 1. maddesinde... ürünlerinde dolarla yapılan satışlarda ödemenin yapıldığı günkü ... döviz satış kurunun geçerli olacağı, vadeli satışlardaki kur farkının faturalaştırılıp havale ile kapatılacağı, 2. maddesinde ithal ürünlerde ödemenin yapıldığı andaki Serbest Piyasa Döviz Satış Kurunun geçerli olacağı, 3. Maddesinde ise, dolarla yapılan satışlarda faturalarda belirtilen Türk Lirasının hiçbir geçerliliğinin bulunmadığı, dolar tutarının geçerli olduğu hükümlerini taşıdığı, bu sipariş formlarına istinaden düzenlenen faturalarda satılan ürünün birim fiyatlarının hem TL hem de USD cinsinden belirlendiği, bu sipariş formlarına istinaden davalının davacıdan 30.05.2008 tarihli fatura ile 25.235,60 TL bedelinde mal aldığı ve 60 günlük dönemde ödemesini yaptığı, yine davacıdan 23.07.2008 tarihli 50.350,36 TL bedelli, 26.07.2008 tarih 13.158,46 TL bedelli, 26.07.2008 tarih 40.384,86 TL bedelli, 26.07.2008 tarih 9.955,07 TL bedelli, 02.08.2008 tarih 27.821,41 TL bedelli, 08.08.2008 tarih 24.033,64 TL bedelli, 08.08.2008 tarih 2.528,52 TL bedelli olmak üzere toplam 7 adet fatura ile 168.232,32 TL bedelli (141.506,67 USD) mal alımı yaptığı, mal alımı karşılığında, 12.08.2008 tarihinde 113.800,00 TL, 01.09.2008 tarihinde 54.400,00 TL bedelli 2 adet çek vermek suretiyle ödemenin yapıldığı, ilk fatura tarihinin 23.07.2008 olduğu, sipariş formlarında vadenin 60 gün olarak yazıldığı, buna istinaden çek ile ödemenin 60 günlük süreden önce yapıldığının tespit edildiği, taraflar arasında akdedilen sözleşmeler kapsamında fatura bedelleri USD olarak belirlendiğinden taraflar arasındaki borç/alacak ilişkisinin de USD üzerinden yürütülmesi gerekeceği, dosya kapsamına göre davalıya satılan ürün miktarı yönünden bir çelişki bulunmadığı, alacağa konu faturaların her iki tarafın defterlerinde kayıtlı olduğu, uyuşmazlığın davacıya TL olarak düzenlenip verilen çeklerin teslim tarihindeki kura göre mi, tahsil tarihindeki kura göre mi USD kuruna dönüştürüleceği noktasında toplandığı, mahkememizce davacının defterleri incelenmek suretiyle alınan 08.05.2019 tarihli bilirkişi raporunda, çeklerin fiili tahsil tarihindeki ...döviz satış kuru üzerinden yapılan hesaplama ile davacının davalıdan (141.506,67USD-114.243,02 USD=) 27.263,65 USD kalacağı, 20.06.2008 tarihinden davalı lehine kur farkından gelen 708,09 USD alacak bakiyesinin 27.263,65 USD borç bakiyesinden mahsup edildiğinde davacı şirketin davalı şirketten; (27.263,65 USD - 708,09 USD=) 26.555,56 USD alacaklı durumda bulunduğunun belirtildiği, 11.10.2019 tarihli raporda ise, davalı tarafından davacıya yapılan ödemenin çekin verildiği gün üzerinden hesaplanması halinde davacının davalıdan (141.506,67 USD- 141.466,76 USD =) 39,91 USD alacağının kalacağı, ödemenin çeklerin ödendiği gün üzerinden hesaplanması halinde davacının davalıdan (141.506,67 USD-111.191,36 USD=) 30.315,31 USD alacağının kalacağının belirtildiği, böylelikle iki rapor arasında TL olarak düzenlenip davacıya verilen çeklerin dolar kuruna çevrilme tarihlerinden kaynaklı farklılık oluştuğu, taraflar arasında akdedilen yazılı sözleşmede USD kur sabitlemesi gibi bir hükme yer verilmediği, aralarındaki borç/alacak ... ilişkisinin USD olarak kabulü sonucunun, USD cinsinden düzenlenmeyip, TL cinsinden düzenlenerek davacı şirkete keşide edilen çeklerin, çeklerin ödeme aracı olduğu ve davacı tarafça teslim tarihinde kabul edilerek kullanılmaya başlandığı, dolayısıyla çeklerin verildiği tarih itibariyle USD'ye çevrilmesi gerektiği sonucunu da beraberinde getireceği, mahkememizce 11.10.2019 tarihli raporda çeklerin davacıya teslimi tarihindeki ... döviz satış kurları esas alınmak suretiyle yapılan hesaplamanın uygun bulunduğu, davacı şirket alacağının 39,91 USD olacağı tespit edildiğinden davanın bu değer üzerinden kısmen kabulü ile davalı, hakkında başlatılan icra takibi ile temerrüde düşürüldüğünden 39,91 USD'nin takip tarihinden itibaren 3095 sayılı Yasanın 4a maddesi uyarınca bu döviz cinsine kamu bankalarının bir yıllık mevduata uyguladığı en yüksek faiz uygulanmak suretiyle ve fiili ödeme tarihindeki TL üzerinden davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacı ve davalının fazlaya ilişkin taleplerin reddine, karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.( Y19.HD 2018/965 E. 2019/5447 K, Y19.HD 2015/14482 E. 2016/4378 K, Y19.HD 2017/4782 E. 2018/5802,İstanbul BAM 12 HD 2018/1432 E, 2020/461 K )<br>Hukuk Genel Kurulunun 1993/13-41 Esas 1993/145 Karar sayı ve 07.04.1993 tarihli kararında vurgulandığı ve Y11HD'nde istikrarlı bir şekilde kabul edildiği üzere, yabancı para borcu ile ilgili alacaklarda talep edilen yabancı paranın dava tarihindeki efektif döviz kuru karşılığı Türk Lirası üzerinden, karar tarihindeki tarifeye göre vekalet ücreti, nisbi karar ve ilam harcının hesaplanması gerekmektedir. (YARGITAY 11. HD 2016/13870 E. 2018/7291 K.)\"  gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 39,91 USD'nin takip tarihi olan 11.01.2013 tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesi uyarınca belirlenecek  faiz uygulanarak, fiili ödeme günündeki TL karşılığının davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİDavacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Tarafların 21.07.2008 tarihli, 24.07.2008 tarihli, 05.08.2008 tarihli sipariş sözleşmeleri kapsamında, davalının sipariş ettiği emtianın alım satımı konusunda anlaştıklarını, davalının sipariş formunda belirttiği malların alımı için USD cinsinden teklif sunduğunu, müvekkilde aynı tarihli sipariş formu ile gönderilecek malların niteliği ve USD bedelini belirten açıklamalı sipariş formu isimli sözleşmeyi davalıya gönderdiğini, davalının da bu formu onaylayarak müvekkiline gönderdiğini, sözleşmenin 1. maddesinde ... ürünlerinde, Dolarla yapılan satışlarda ödemenin yapıldığı günkü ... döviz satış kurunun geçerli olacağı, sözleşmenin 2. maddesinde ise ithal ürünlerde ödemenin yapıldığı andaki serbest piyasa döviz satış kurunun  geçerli olacağı, sözleşmenin 3. maddesinde ise Dolarla yapılan satışlarda faturalarda belirtilen Türk Lirasının hiçbir geçerliliğinin bulunmayacağının ve dolar tutarının geçerli olacağının kararlaştırıldığını, sözleşme sonrası müvekkilinin 23.07.2008 tarih ve ... seri numaralı 42.077,86 USD bedelli, 26.07.2008 tarih ve... seri numaralı 10.912,64 USD bedelli, 26.07.2008 tarih ve ... seri numaralı 33.492,18.USD bedelli, 26.07.2008 tarih ve ... seri numaralı  8.255,99.USD bedelli, 02.08.2008 tarih ve ... seri numaralı 23.975,71.USD bedelli, 08.08.2008 tarih ve ... seri numaralı 20.622,62.USD bedelli ve 08.08.2008 tarih ve ... seri numaralı 2.169,67.USD bedelli faturalara konu emtiaları teslim ettiğini, sözleşmelerin 3. maddesi gereğince faturalardaki Türk Lirası tutarının geçerliliğinin bulunmadığını, alınan malların fatura bedellerine mahsuben müvekkiline 12.08.2008 tarihinde çek ile 82.231,72 USD, 01.09.2008 tarihinde çek ile 32.011,30 USD tutarında ödeme yaptığını, ödemelerin mahsubu sonrası 26.555,56.USD cari hesap alacağı kaldığını, Davalının sözleşmeye göre eksik ödeme yapması nedeniyle sorun çıktığını, sözleşmenin döviz cinsinden yapıldığını,Dolarla yapılan satışlarda faturalardaki Türk Lirası değerinin geçerliliğinin olmadığının kabul edildiğini, sözleşmelerde, satıma konu malların bedelinin  fatura tarihindeki Dolar kuru üzerinden  belirlendiğini, sözleşmelerdeki vade tarihindeki kurun dikkate alınacağına ilişkin madde gereğince, davalının yaptığı ödemelerin Dolar cinsinden değerinin alacağından mahsup edildiğini, Yargıtay kararlarına göre de aksine bir anlaşma yapılmadığı sürece alacaklının vade tarihindeki kur üzerinden alacağını talep edebileceğini, bu nedenle vade tarihindeki kur ile malın satıldığı tarihteki bedel arasında fark olması durumunda aradaki kur farkını talep edilebileceğini, Takiple temerrüt oluştuğundan bu tarihten itibaren faize hükmedileceğini, sözleşmenin döviz cinsinden yapıldığı, Dolarla yapılan satışlarda faturalardaki Türk Lirası değerinin geçerliliğinin olmadığı, Dolar tutarının geçerli olduğunun kararlaştırılması nedeniyle, satılan emitanın bedelinin fatura tarihindeki Dolar değeri esas alınarak  belirlendiğini, sözleşmelerdeki vade tarihindeki kur bedelinin dikkate alınacağına ilişkin madde gereğince, müvekkilinin davalının yapmış olduğu Türk Lirası ödemelerini,  ödeme tarihlerindeki  Dolar kuru karşılığını esas aldığın ve bu şekilde yapılan döviz tahsilatının davalının döviz cinsi  alacağından mahsup ettiğini, sonuçta davalının  26.555,56 USD tutarında bakiye döviz borcu kaldığını,Mahkemece hükme esas alınan rapordaki tespitlerin hatalı olduğunu, bilirkişinin görev sınırını aşarak rapor düzenlediğini, bilirkişinin hukuki konuda görüş belirtmesinin yok hükmünde olduğunu, ticari teamüller gereği çeklerin ileri tarihli olarak düzenlendiğini, vadesi geldiğinde bankaya ibraz edildiğini, bu nedenle ödemenin çekin verildiği gün üzerinden değerlendirilmesi ihtimali açıkça hukuka ve ticari teamüllere aykırı olduğunu, müvekkilinin çekleri  davalıdan teslim aldığı tarihte değil, vade tarihinde bankaya ibraz ederek tahsil ettiğini, tahsilatın yapılmasıyla birlikte müvekkilin eline Türk Lirası geçtiğini, oysa borcun borcu Amerikan Doları üzerinden belirlendiğini, bu nedenle çeklerin tahsil edildiği gün geçerli olan kur üzerinden tahsilat yapabildiğini, tahsil tarihindeki TL karşılığının ne kadar  Amerikan Dolarına tekabül ediyorsa, bu miktarın sözleşme ile belirlenen davalının Dolar cinsi borcundan mahsup edildiğini, çeklerin alındığı tarih ile vade tarihi arasında meydana gelen kur farkının müvekkiline yükletilmesinin hakkaniyete ve ticari teamüllere aykırı olduğunu, çeklerin ticari teamül gereğince vade tarihinden bankaya ibraz edilemeyeceğini,Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın tam kabulüne karar verilmesini istemiştir. <br>İNCELEME VE GEREKÇE:Dava, satım sözleşmesinden kaynaklanan kur farkı alacağının tahsili istemiyle açılmış bir alacak davasıdır.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf  nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Tarafların 21.07.2008 tarihli, 24.07.2008 tarihli, 05.08.2008 tarihli sipariş sözleşmeleri kapsamında satım sözleşmesi ilişkisi kurulmuştur. Davalının öncelikle sipariş formlarında belirttiği malların alımı için USD cinsinden teklif sunduğu, davacının da aynı tarihli sipariş formu ile gönderilecek malların niteliği ve USD bedelini belirten açıklamalı sipariş formu davalıya gönderdiği, davalının da bu formu onaylayarak  sözleme ilişkisinin kurulduğu anlaşılmıştır. Taraflar arasındaki satım sözleşmesinin yukarıda belirtilen sözleşmelerle kurulduğu, sözleşmelere konu emtianın davalıya teslim edildiği, davalının sözleme karşılığı iki adet çekle ödeme yaptığı sabittir. Uyuşmazlık, sözleşme hükümlerine göre belirlenen Dolar cinsindeki satım bedeli için verilen iki adet Türk Lirası çek ile yapılan ödemenin yeterli olup olmadığı ve çeklerin tahsil tarihindeki kura göre yeniden Dolar'a çevrilerek hesaplama yapılıp yapılmayacağına ve bu duruma göre bakiye borç bulunup bulunmadığına ilişkindir. Taralar arasındaki sözleşmenin 1. maddesinde; ... ürünlerinde Dolarla yapılan satışlarda ödemenin yapıldığı günkü ... döviz satış kurunun geçerli olacağı kararlaştırılmıştır. Sözleşmenin 2. maddesinde ise ithal ürünlerde ödemenin yapıldığı andaki serbest piyasa döviz satış kurunun  geçerli olacağı, sözleşmenin 3. maddesinde ise Dolarla yapılan satışlarda faturalarda belirtilen Türk Lirasının hiçbir geçerliliğinin bulunmayacağının ve dolar tutarının geçerli olacağının kararlaştırılmıştır. Davacının 23.07.2008 tarih ve ... seri numaralı 42.077,86 USD bedelli, 26.07.2008 tarih ve ... seri numaralı 10.912,64 USD bedelli, 26.07.2008 tarih ve ... seri numaralı 33.492,18.USD bedelli, 26.07.2008 tarih ve ... seri numaralı  8.255,99.USD bedelli, 02.08.2008 tarih ve ... seri numaralı 23.975,71.USD bedelli, 08.08.2008 tarih ve ... seri numaralı 20.622,62.USD bedelli ve 08.08.2008 tarih ve ... seri numaralı 2.169,67.USD bedelli faturalara konu emtiaları teslim ettiği sabittir. Fatura bedellerine mahsuben davalı 12.08.2008 tarihinde 13.10.2008 tarihli 113.800 TLbedelli çeki ile 01.09.2008 tarihinde 28.10.2008 tarihini içeren 54.400 TL bedelli iki adet çek vermiştir. Davacı ilk çekin tahsil tarihindeki kurlara göre 82.231,72 USD, ikinci çekin ise 32.011,30 USD tutarında olduğunu, ödemelerin teslim edilen faturaların USD bedelinden mahsubu sonrası 26.555,56 USD cari hesap alacağı kaldığını ileri sürerek, ... sayılı dosyasında takip başlatmıştır. Davalının itirazı üzerine duran takibin devamı için itirazın iptali davası açılmamış, eldeki alacak davası açılmıştır.Taraflar arasında yabancı para cinsinden bir satım sözleşmesi yapıldığı tarafların kabulündedir. Çek bir ödeme aracı olup hem TL hem de döviz cinsinden düzenlenmesi mümkündür. Davacı, satım alacağını Türk lirası cinsinden çeklerle tahsil etmesi halinde, artık kur farkını talep edemez. Zira davacı, alacağının tahsili için davalı tarafından verilen TL cinsi çekleri teslim almakla ve çekin  ödeme aracı olması nedeniyle çek üzerindeki bedel dışında herhangi bir kur farkı talep edilemez. Davacı tüm alacağının bu bedel üzerinden ödenmesini kabul etmiştir. Çekin satıma konu emtianın teslim edildiği anda verilmesi ile teslimden bir süre sonra verilmesi arasında hukuken herhangi bir fark bulunmamaktadır. (Yargıtay 11. HD 2020/2682 E 2020/5731 K 08.12.2020 T. Emsal kararı). Her ne kadar tarafların arasındaki sözleşmelerde, ödemelerin Dolar cinsinden yapılacağı ve faturalardaki TL'nin dikkate alınmayacağı belirtilmiş ise de sözleşmenin ifası aşamasında davacı satıcı, davalının verdiği Türk Lirası cinsinden çekleri alarak kabul etmiştir. Çeklerin verildiği tarihte yürürlükte bulunan yasa hükümlerine göre çeklerin üzerinde yazılı tarihten önce ibraz edilerek tahsilini engelleyen bir düzenleme bulunmamaktadır. Bu durumda, sözleşmedeki bu hükümlere rağmen,TL cinsinden düzenlenen çeklerin alınarak tahsil edilmesi ve buna ilişkin bir çekince ileri sürülmemesi karşısında davalının borcunu ifa ettiği kabul edilmelidir.Mahkemece HMK'nın 266. maddesi uyarınca hakimlik mesleğinin bilgisi ile çözülmeyecek olan ticari defterlerin incelenmesi ve hesaplama konusunda bilirkişi raporu alınmıştır. Dosyada alınan iki raporda farklı sonuçlara ulaşılmıştır. HMK'nın 281. maddesine göre, hakim bilirkişi raporu ile bağlı olmayıp, bilirkişi raporunu dosyadaki diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir. Buna göre, bilirkişilerin raporlarını düzenlerken, sözleşme hükümlerini değerlendirerek farklı sonuçlara varması, mahkemece yapılan yargılamaya etkisi bulunmamaktadır. Mahkeme gerekçesinde sözleşme hükümleri değerlendirilerek, Yukarıda sözü edilen Yargıtay ilamına uygun şekilde TL cinsi çek verilmesinin sonucu değerlendirildiğinden, mahkemenin hüküm ve gerekçesi yerinde görülmüştür. Bu nedenle davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm istinaf başvuru nedenlerinin reddine karar verilmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, davacı vekilinin istinaf başvuru nedenleri ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda, ilk derece mahkemesinin karar ve gerekçesinde yasaya ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, davacı  vekilinin istinaf başvurusunun   esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 556,10 TL istinaf nispi karar harcının  davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,3-Davacı tarafça yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi.20.03.2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"650fe746de3d9523","SID":"3193d34d372a4818"}}