{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/154 <br>KARAR NO: 2025/465<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi <br>TARİHİ: 28.12.2017<br>NUMARASI: 2016/13 Esas - 2017/1295 Karar<br>DAVA: Tazminat (Şirket yöneticisinin sorumluluğu) <br>Taraflar arasındaki tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili  tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 01.01.02003 ila 06.08.2008 tarihleri arasında dava dışı ... Limidet Şirketinde çalıştığını, ödenmeyen işçilik alacaklarının tahsili amacıyla Bakırköy 8. İş Mahkemesinin 2010/542 Esas sayılı dosyasında açılan davanın kabulüne karar verildiğini, ancak şirketin 07.07.2014 tarihinde Ticaret Sicil Müdürlüğünce re'sen terkin edilmesi nedeniyle alacağın tahsili imkanının kalmadığını, davalılardan ...'ün 14.03.2011 tarihine kadar, diğer davalının ise bu tarihten itibaren şirketin müdürü olduğunu, davalıların kötü yönetimi ve şirketin içini boşaltmaları, şirketten mal kaçırmaları sebebiyle şirketin terkin edildiğini, bu nedenle  davalıların şahsi sorumlulukları bulunduğunu ileri sürerek, TTK'nın 553. maddesi gereği şimdilik 250,00 TL'nin faiziyle birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini  talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, savunmasında özetle;  diğer davalı ile beraber şirketin ortağı iken, 04.03.2011 tarihinde her ikisinin de hisselerini ... ve ...'na devredip şirket ortaklığından ayrıldıklarını, bu nedenle kendilerine husumet yöneltilemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemitir. Diğer davalı, davaya cevap vermemiştir.  <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"...İncelenen Bakırköy 8. İş Mahkemesinin 2010/542 esas, 2012/260 Karar sayılı dosyasında; davacı ,  ... Limidet Şirketinden işçi alacaklarını talep etmiş; davanın kısmen kabulüne karar verilerek  toplamda 12.082,57 TL alacağının faiziyle tahsiline karar verildiği; ayrıca bir miktar yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmiş olduğu görülmüş; ancak karar icra edilmeden bu şirket sicilden terkin edildiği anlaşılmıştır. ..., Ticaret Sicil Müdürlüğü tarafından re'sen gerçekleştirilmiş olup;  Anonim ve Limited Şirketlerle Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Kayıtlarının Silinmesine ilişkin Tebliğin 5/4 maddesi gereği, esas sermayesini artırması gereken minimum miktara artırmadığı gerekçesiyle gerçekleşmiştir.Dava dilekçesinde ileri sürülen sebebe nazaran; davalılalırın şirket ana sermayesini artırmamakta kusurları olup/ olmadığı önem arzetmekte olup; gelen evraklardan, şirketin esas sermayesini yasal mevzuat çerçevesinde artırması için Ticaret Sicil Memurluğunca uyarıldığı; ihtarın 03/04/2014 tarihinde çıkıp, iade edildiği; ancak gelen kayıtlardan davalıların bu tarihten evvel 04/03/2011 tarihinde şirketle ilişkilerininin kesildiği; hisselerinin 3. şahıslara devir edildiği; ticaret sicil kaydında da bunun sabit olduğu görülmüştür. Hal böyle olunca, şirketin resen terkin edilmesinden davalıların sorumlu tutulamayacakları; sorumluluğun ihtardan sonraki yöneticiler için tartışılabileceği belirlenmiştir. Kaldı ki, davacılıların bir an için terkine kadar paylarını devretmemiş olaylardı;  şirketin mali durumunun kötüleşmesinden dolayı şirketi kötü yönetme/ şirket mallarını şahıslarına geçirme yönünden incelemede yapılmış olup; ancak tüm aramalara rağmen şirket kayıtları temin edilememiştir. Terkin anında davalıların şirketle alakaları kalmadığı için kural olarak kayıtları temin sorumlulukları yoktur. Kaldı ki, hisselerini devir etmemiş olsalar dahi, sadece kayıtları sunmadıkları için davanın kabulü gerekmemektedir, ispatla davacı yan yükümlüdür. Davacı yan, davalıların TTK 553. madde gereği sorumluluklarını gerektirecek bir yönetim sergilediğini ispat edememiş bulunduğundan; ve son celsede zapta geçirildiği gibi yemin delililinin de caiz olmadığı ( iddia edilen şirketin içini boşaltma eylemi suç teşkil ettiğinden) yemin delili de kullandırılmamış...\" gerekçesiyle davanın reddine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı  vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Limited şirketlerin esas sermayelerinin tamamlanmasına ilişkin yasa gereğince, sicil müdürlüğünce yapılan uyarıya rağmen sermayenin yükseltilmemesi nedeniyle şirketin terkin edildiğini, 04.03.2011 tarihinde yönetici olan davalı ... ile 06.04.2011 tarihli sicil gazetesinde yapılan ilan ile 10 yıl süreyle müdürü olarak atanan davalı ...'nun şirketin alacaklılarını zarara uğratmak kastıyla şirketin infisahına neden olduğunu, şirketin  07.07.2014 tarihinde  Ticaret Sicil Müdürlüğünce re'sen terkin edildiğini,  TTK'nın 553/1 maddesi uyarınca kusuru ile şirket alacaklılarının zararına neden olan yöneticilerin sorumlu olacaklarını, ...'ün şirketin kurucu müdürü olarak 2011 yılında görevini diğer davalıya bıraktığını, payını davalı ... ile aynı soyadın taşıyan ... ismindeki kişiye göstermelik olarak devrettiğini, böylelikle şirketin zamanla büyüyememesi nedeniyle doğal yollardan fesih olunduğuna yönelik bir görünüm elde edildiğini, ...'ün 06.04.2011 tarihine kadar şirketin yöneticisi hem ortağı olduğunu, bu tarihte payını ...'na, müdürlüğünü de onunla aynı soyadı taşıyan diğer davalı ...'na devrettiğini, ancak bu devrin muvazaalı olduğunu, şirketin içinin devirden sonra yerine geçen diğer davalı ile birlikte boşaltıldığını, Mahkemece tahkikat aşamasında bu yöndeki delillerinin değerlendirilmediğini, gerekçeli kararda davalıların terkin tarihi olan 07.07.2014 tarihinden önce 04.03.2011 tarihinde şirket ile ilişkilerini kestikleri gibi bir ifade kullanıldığını, osa bu tarihte şirketle resmi olarak ...'ün ilgisini kestiğini, diğer davalının bu tarihte ilişkisini kesmediğini, aksine ilişkisini bu tarihte başlattığının dosyada bulunan Ticaret Sicili Gazetesinden anlaşılacağını, mahkemece bu hususun atlanarak davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, bu hatadan sonra da davacıların şirket ortaklığı ve yöneticiliğinin sona ermesi nedeniyle şirket kayıtlarının temini sorumluluklarının bulunmadığının kabul edildiğini, oysa davalılardan ...'nun  06.04.2011 tarihli Ticaret  Sicil Gazetesinde ilan edildiği üzere bu tarihten itibaren 10 yıl süre ile müdür olarak görevlendirildiğini, müvekkilinin şirketin kayıtlarına dayandığını, oysa davalı ...'in müdür olduğu dönemdeki kayıtların ibraz edilmemesinin davalılar lehine değerlendirildiğini, davalılar hukuka aykırı işlemlerini saklamak adına hukuka aykırı devir yaptıklarını ve bununla yetinmeyerek şirkete ait belgeleri de yok ettiklerini,Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.<br>İNCELEME VE GEREKÇE Dava, dava dışı ... Limited Şirketindeki çalışmaları nedeniyle hak ettiği ve mahkeme ilamına bağlanan alacağının, şirketin terkini nedeniyle  tahsil edilmemesi nedeniyle, şirketin terkinine neden olan davalı yöneticilerden tahsili istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Davacı, dava dışı ... sanayi ve Ticaret Ltd.Şti'nde 01.01.2003 tarihinde çalışmaya başlamış ve çalışması 06.08.20008 tarihinde haklı bir neden olmaksızın feshedilmiştir. Davacının 20.07.2010 tarihinde Bakırköy 8. İş Mahkemesinin 2010/542 Esas sayılı dosyasında açtığı dava sonucunda mahkemece 6.398,69 TL kıdem tazminatı, 1.811,69 TL ihbar tazminatının, 2.059,94 TL yıllık izin ücreti alacağının, 1.701,38 TL net fazla mesai alacağının, 112,18 TL resmi tatil alacağının tahsiline karar verilmiştir. Dava dışı şirket 28.02.2002 tarihinde onaylanan anasözleşmesi ile ... ve ... tarafından, 5.000.0000.0000 TL sermaye ile kurulmuştur. Sermayenin 1.500.000.000 TL kısmı ...'e diğer kısmı ise ...'e aittir. ... şirketin ana sözleşmesi ile 99 yıllığına şirket müdürü olarak atanmıştır. Davalı ... şirketteki ortaklık payınn 1.000.000 TL kısmını Eyüp ... Noterliğinin 07.03.2011 tarih ve ... yevmiye numaralı limited şirket pay devir sözlemesi ile ...'a, 2.5000.000 TL kısmını ise aynı noterliğin ... yevmiye numaralı işlemi ile ...'na  devir ederek şirket ortaklığından ayrılmıştır. Davalı ... ise şirketteki ortaklık payını Eyüp ...Noterliğinin 07.03.2011 tarih ve ... yevmiye numaralı limited şirket pay devir sözleşmesi ile ...'a devir etmiştir. Devire ilişkin belgeler dosya içinde bulunmaktadır. Şirketin 2011/1 sayılı 04.03.2011 tarihli ortaklar kurulu kararına göre, şirkette ... ve ...'nun %50 şer paylarla eşit ortak oldukları anlaşılmıştır. Kararda, davalı ...'ün müdürlük görevinin sona erdirildiği belirtilmiştir. Şirket müdürlüğüne 10 yıl süre ile davalı ... atanmıştır. Bu durumda, davalı ... 04.03.2011 tarihi itibariyle şirketin ortağı veya yöneticisi değildir. Bu tarihe kadar şirket müdürü olan ...'ün yerine payını devir eden davalı ... atınmıştır. Şirketin asgari sermaye yeterliliğine ilişkin yasal gereklilikleri yerine getirmemesi nedeniyle şirketin 07.07.2014 tarihinde TTK'nın geçici 7.maddesi gereğince sicil müdürlüğünce re'sen terkin edildiği anlaşılmıştır. Bakırköy 8.İş Mahkemesinin kararı ise 25.04.2012 tarihinde verilmiştir. TTK'nın 644/1.b. maddesi uyarınca limited şirketler hakkında aynı Kanun'un 553.maddesinin uygulanması imkanı bulunmaktadır. TTK'nın 553. maddesi uyarınca, davalıların sorumluluğunun bulunup bulunmadığı belirlenmelidir. Buna maddede, \"Kurucular, yönetim kurulu üyeleri, yöneticiler ve tasfiye memurları, kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini (Ek ibare: 6335 S.K.-26.06.2012/m.28) kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde, hem şirkete hem pay sahiplerine hem de şirket alacaklılarına karşı verdikleri zarardan sorumludurlar. Kanundan veya esas sözleşmeden doğan bir görevi veya yetkiyi, kanuna dayanarak, başkasına devreden organlar veya kişiler, bu görev ve yetkileri devralan kişilerin seçiminde makul derecede özen göstermediklerinin ispat edilmesi hâli hariç, bu kişilerin fiil ve kararlarından sorumlu olmazlar. Hiç kimse kontrolü dışında kalan, kanuna veya esas sözleşmeye aykırılıklar veya yolsuzluklar sebebiyle sorumlu tutulamaz; bu sorumlu olmama durumu gözetim ve özen yükümü gerekçe gösterilerek geçersiz kılınamaz \" düzenlenmesi bulunmaktadır. Davalılara atfedilen eylemlere  6102 sayılı TTK hükümleri uygulanacaktır. Dosyada yönetim kurulu üyesi olan davalıların kusurlarıyla şirketin terkinine veya alacaklının zararına neden olduğuna ilişkin somut ve inandırıcı belge ve delil sunulamamıştır. Eski TTK' da ispat yükü davalı olan yönetim kurulu üyelerinde iken yeni TTK'da ise ispat yükü davacıya aittir. Yargıtay 11.HD'nin 2016/3725 E- 2017/5626 K. sayılı, 23.10.2017 tarihli emsal kararında da belirtildiği üzere; TTK'nın 553.maddesindeki sorumluluk kusur sorumluluğu olup, salt zararın kanıtlanması sorumluluk için yeterli olmayıp, ayrıca davalıların kusurlarıyla şirkete zarar vermiş olduklarının kanıtlanması gerekir. Davacı, davalıların kusurlu olduklarını, şirketin uğradığı zararın davalıların kusurlu eylem ve işlemlerinden kaynaklandığını ispat edememiştir. Dosya kapsamında, davacının soyut beyanları dışında davalıların sorumluluğunu gerektirir bir neden ileri sürülmemiştir. Şirketin ayrı bir tüzel kişiliğinin bulunması nedeniyle, payı devir alan kişilerin akrabalık ilişkilerinin bulunması başlı başına şirket müdürünün sorumluluğunu gerektirmemektedir. Davalılardan ...'ün müdürlük görevinin, davacının açtığı işçilik davasına ilişkin karardan önce sona erdiği, diğer davalının da yönetici olarak bir kusurunun kanıtlanmadığı, şirket ortaklarının sermayeyi tamamlamasından yöneticinin sorumlu tutulamayacağı, işlemlerin davacı veya başka alacaklıları zarara uğratma amacıyla yapıldığına ilişkin somut bir kanıt bulunmaması nedeniyle, davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, davacı vekilinin istinaf başvuru nedenleri ile sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin kararında ve gerekçesinde yasaya ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun  HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, davacı  vekilinin istinaf başvurusunun   esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 556,10 TL istinaf karar harcının  davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,3-Davacı tarafça yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 20.03.2025<br>KANUN YOLU: HMK'nın 362/1.a maddesi uyarınca, dava konusunun miktarına göre  karar kesindir.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"2976d97b1d8c9a2e","SID":"7493316ee85eef67"}}