{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/170 <br>KARAR NO: 2025/470<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 29/09/2020<br>NUMARASI: 2019/58 Esas - 2020/415 Karar <br>DAVANIN KONUSU: Alacak (Bankacılık İşleminden Kaynaklanan)<br>Taraflar arasındaki alacak davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin, davalı bankanın Topkapı Ticari Şubesinde bulunan hesabından 30.03.2019 tarihinde 15.750,00 TL ve 01.07.2019 tarihinde 1.575,00 TL periyodik hizmet komisyonu adı altında yapılan kesintinin yasal dayanağı bulunmadığını, İstanbul ... Noterliğinin 19.07.2019 tarihli ihtarı ile haksız kesintinin iadesinin istendiğini, davalı bankanın ihtara cevap vermediğini, müvekkilinin kullandığı ticari krediyi faizi ile birlikte ödediğini, bankaca müvekkiline haber ve bilgi verilmeden ve yapılması gerekli bir gider olmadığı halde, periyodik olarak para alınmasının usulsüz olduğunu ileri sürerek, 15.750,00 TL ve 1.575,00 TL haksız kesintinin yapıldığı tarihten itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsiline, karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle;  alınan komisyonların sözleşme ve kanuna uygun olduğunu, periyodik hizmet komisyonunun banka tarafından üçer aylık ortalama kredi bakiyesine göre belirlendiği, TTK’nun ücret isteme hakkı başlıklı 20. maddesine istinaden bankanın ücret alma hakkı bulunduğunu, ayrıca taraflar arasında imzalanan Bankacılık Hizmet Sözleşmesinde de ücret alınacağına dair madde olduğu savunarak, davanın reddini istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"...Tüm dosya kapsamı, tarafların iddiaları ile toplanan delillere göre; Davalı bankanın davacıdan masraf ve komisyon alabilmesi için taraflar arasında imzalanan sözleşmede masraf ve komisyon alınacağının kararlaştırılmış olması gerektiği Yargıtay içtihatları ile vurgulanmıştır. (Yargıtay 11. HD. 2018/3467 E. 2018/5943 K) 2016/11188 Sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile düzenlenmesi TCMB'na bırakılan hususlara ilişkin olarak TCMB 09/12/2006 tarih, 26371 Sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 'Mevduat ve Kredi Faiz Oranları ve Katılma Hesapları Kar ve Zarara Katılma Oranları ile Kredi İşlemlerinde Faiz Dışında Sağlanacak Diğer Menfaatler Hakkında 2006/1 Sayılı Tebliğinin, Kredi Faiz Oranları ve Sağlanacak Diğer Menfaatler başlıklı 4. Maddesinde bankalarca reeskont kaynaklı krediler dışındaki kredilere uygulanacak azami faiz oranları ile faiz dışındaki diğer menfaatlerin ve tahsil olunacak masrafların nitelikleri ve azami sınırlarının serbestçe belirleneceğinin düzenlendiği, düzenleme kapsamında davalı banka tarafından kredi işlemlerinde faiz dışındaki diğer menfaatlerin ve tahsil olunacak masrafların, TCMB'na bildirildiğine ilişkin herhangi bir belge sunulmadığı,  BDDK tarafından yayımlanan finansal tüketicilerden alınacak masraf ve komisyonlarda da periyodik hizmet komisyonunun alınacağının yazılı olmadığı anlaşıldığından alınan bilirkişi raporu dosya kapsamına uygun ve denetime elverişli olmakla; yapılan toplam 17.325,00 TL kesintinin iadesi koşulları...\"  gerekçesiyle, davanın kabulü ile 15.750,00 TL'nin 30.03.2019  tarihinden itibaren; 1.575,00 TL'nin 01.07.2019 tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun'un 2/2 maddesi gereğince avans esasına göre işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Bankaların, yaptıkları işlemlerin kamu denetimine tabi olduğunu ve denetimin yasayla kurulan denetim organlarınca yapıldığını, bankaların alacakları ücret ve komisyonlarla ilgili bu kurumların birliktelik sağladığını, bankaların verdikleri hizmetlerden dolayı tahsil edecekleri komisyon ve masrafları fiziksel olarak şubede ve  internet ortamında ilan ettiklerini, 5411 sayılı Bankalar Kanunun 144. maddesinde ücret ve komisyonların azami miktarlarının Bakanlar Kurulunca belirleneceğini, ancak Bakanlar Kurulunun, bu yetkilerini Merkez Bankasına devredebileceğinin düzenlendiğini, Bakanlar Kurulunun  2006/11188 sayılı kararı gereğince, Diğer Menfaatler Hakkında Kararın yürürlüğe konulmasının, Devlet Bakanlığının 12.10.2006 tarihli ve 3065 sayılı yazısı üzerine, 5411 sayılı Bankacılık Kanununun 144. maddesine göre, Bakanlar Kurulunca 16.10.2006 tarihinde kararlaştırıldığını, düzenlemenin diğer menfaatler başlıklı 4.maddesinde, bankaların kredi işlemlerinde sağlayacakları faiz dışındaki diğer menfaatlerin ve tahsil olunacak masrafların nitelikleri ile azami miktaroranları ve bunların kısmen veya tamamen serbest bırakılması Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasınca yayımlanacak tebliğlerle düzenleneceğinin belirlendiğini, bu karara istinaden TCMB tarafından 22.11.2006 tarihinde  2006/1 sayılı tebliğ yayınlandığını, anılan tebliğde alınacak ücret ve komisyonların belirlendiğini, bankanın bu esaslara göre belirlediği komisyon oranlarını ilan ettiğini, bankaların ilanına göre kredi tahsis ve kredi kullandırım süreçlerinin iki ayrı alt kalem olarak sınıflandırıldığını, kredi tahsis ücretleri tahsis edilen kredi limitinin on binde yirmi beşini, kredi kullandırım ücretleri ise kullandırılan kredinin yüzde 10'unu  geçmeyecek şekilde düzenlendiğini, davacının da tüzel kişi olarak müvekkili ile ticari ilişki içinde olduğunu, taraflar arasında kredi sözleşmesi ve bilgi forma imzalatıldığını, sözleşmenin 8.1. maddesinde, bankanın komisyon alabileceğini, tahsil edilen tutarın yayınlanan minimum ile maksimum aralıkta olduğunu, bu komisyonun 2017 yılında her tür kredi limit tahsis/kullanım adı altında alırken, 2019 yılında periyodik hizmet komisyonu adı altında alındığını, 01.03.2020 tarihinden itibaren TCMB'nin hizmet komisyonlarının anlam kargaşalığının önüne geçmek, kavram ve terim birliğini sağlamak adına düzenlemeye giderek  söz konusu komisyonları kredi tahsis ve kredi kullandırım olarak sınıflandırdığını, bu tarihten itibaren bankaların uygulayacak komisyonları kendi internet sitelerinde açıklamalarının yanında BBDK'ya da bildirdiklerini, BDDK'nın web sitesinde 01.03.2020 tarihinden itibaren tüm banka ve finans kuruluşlarının uygulayacakları azami hizmet komisyon ve masrafları ilan edildiğini, müvekkilinin aldığı komisyonun buna göre makul olduğunu, müvekkilinin TCMB'ye bildirdiği komisyon ve masraflara ilişkin oranlara ilişkin listenin getirtilerek, diğer bankalarca periyodik hizmet komisyonu adı adı altında ticari kredilerden kesinti yapılıp yapılmadığı araştırılarak, gerektiğinde banka kayıt ve belgeleri üzerinde inceleme yapma yetkisi verilecek bilirkişi marifetiyle davacının hesaplarında periyodik bakım ücreti kesilip kesilmediği ve miktarı ile genel kredi sözleşmesinde bunun yer alıp almadığı değerlendirildikten sonra Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 11.10.2018 gün ve 2017/542 Esas, 2018/6268 Karar sayılı hükmü de değerlendirilerek karar verilmesi gerektiğini, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br>İNCELEME VE GEREKÇE Dava, ticari nitelikteki kredi sözleşmelerine istinaden davacıdan alınan masrafların iadesine istemiyle açılmış bir alacak davasıdır. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf  nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Taraflar arasında, birden fazla genel kredi sözleşmesinin imzalanmış olduğu ve çok sayıda kredinin kullandırıldığı konularında herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir. Somut olayda ilk derece mahkemesince yapılan yargılama aşamasında alınan 20.06.2020  tarihli bilirkişi raporunda, taralar arasında imzalanan genel kredi sözlemesi incelenmemiştir. Kredi sözleşmesinin dosyada bulunmadığı anlaşılmıştır. Davalı vekilinin istinaf başvurusunda, taraflar arasındaki sözleşmenin 8.maddesinde komisyon alınabileceğine ilişkin düzenleme bulunduğu belirtilmiştir. Bilirkişi raporunda, taraflar arasındaki sözleşmede komisyon alınacağına ilişkin bir düzenleme bulunmadığı belirtilmektedir. Banka tacir olup, yaptığı hizmet karşılığında kararlaştırılmamış olsa bile TTTK'nın 20. maddesine göre ücret talep edebileceği gibi, yaptığı giderleri de talep edebilir. Ayrıca taraflar arasında, sözleme özgürlüğünün sınırlarını belirleyen TBK'nın 26 ve devamı maddelerine göre yapılacak hizmetlere karşılık ücret kararlaştırılması da mümkündür. Nitekim sözleşmede, bankaca verilen hizmet karşılığı ücret alınabileceği kararlaştırılmıştır. Bankalar Kanunun 144. maddesi ile buna göre çıkarılan Bakanlar Kurulunun 16.10.2016 tarih ve 2006/11188 Sayılı kararı  ve TCMB'nin 2006/1 sayılı tebliğinin 4. maddesine göre de, bankalar reeskont kaynaklı krediler dışındaki kredilere uygulanacak faiz oranları ile faiz dışındaki sağlanacak diğer menfaatleri ve tahsil olunacak masrafların niteliklerini ve sınırlarını serbestçe belirleyebilirler. Ancak, bankanın bir masrafı talep edebilmesi için, kullandırılan kredi veya yapılan işlem için bu masrafın yapılması gerektiği gibi; verilen bir hizmet için ücret, gelir veya komisyon adı altında bir menfaat elde etmesi için de bu işin yapılması ve sözleşmede de ücretin kararlaştırılması gerekir. Bankanın temel gelir kalemi faiz olup, bankanın kullandırdığı kredi karşılığında kural olarak faiz geliri elde etmesi gerekmektedir. Ancak bankanın başka masraflar yapması  halinde veya sözleşmede ayrıca ve açıkça kararlaştırılması halinde TTK'nın 20. maddesine göre ücret veya komisyon adında bir kesinti yapması mümkündür. Bankanın faiz dışında bir gelir elde etmesi halinde bunun sözlemede kararlaştırılması gerekmektedir. Sözlemede miktar veya oran yazılması halinde bu miktar veya oranın tahsili gerekir. Sözlemede oran veya miktar yazılmaması halinde ise diğer bankalardan emsal araştırması yapılması gerekmektedir. Somut olayda, taraflar arasındaki sözleşmenin 8. maddesinde genel olarak komisyon ödeneceğinden söz edilmiştir. Ancak alınacak komisyonun niteliğine ilişkin bir açıklama bulunmamaktadır. Bu şekilde bir düzenleme ile bankanın  faiz dışında ayrıca komisyon için bir talepte bulunması veya bir kesinti yapmasına olanak bulunmamaktadır. Sözleşmedeki bu düzenleme, faiz dışında bir talepte bulunma hakkı vermediğinden, ilk derece mahkemesinin karar ve gerekçesi yerinde olup, davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun esastan reddine karar karar verilmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, davalı vekilinin istinaf başvuru nedenleri ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucu, ilk derece mahkemesi karar ve gerekçesinde yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun  HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 846,00 TL istinaf nispi karar harcının  davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 3-Davalı tarafça yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, 5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 20.03.2025<br>KANUN YOLU: HMK'nın 362/1.a maddesi uyarınca, dava konusunun miktarına göre  karar kesindir.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"d867041da4d730ff","SID":"d01b2066f986ce3f"}}