{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2022/1447 Esas<br>KARAR NO:2025/263 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI:2021/401 Esas- 2022/396 Karar<br>TARİH:12/04/2022<br>DAVA:İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ:20/02/2025<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  Müvekkili şirket ile Davalı ... arasında yapılan ticari alım-satım işleminden kaynaklanan ilişkiden dolayı 19-11-2020 tarihli ... fatura no.lu e-arşiv faturasının davalı adına düzenlenip borçluya iletildiği, faturaya konu malların davalıya teslim edildiği, davalının faturaya konu bedeli ödemeyerek temerrüde düştüğü; borçlu hakkında ... sayılı dosyası ile icra takibi açıldığı; davalının mevzu bahis icra dosyasına konu olan borcunun olmadığından bahisle borca haksız ve kötü niyetli olarak itiraz ettiği; davalı tarafından kesildiği iddia edilen 15.040,03 TL'lik iade faturasının müvekkiline gönderilmediği; açıklanan sebeplerle borçlunun icra takibinin başlatılmasının ardından borcundan kurtulmak maksadı ile yaptığı bu hamle dolayısı ile borçtan kurtulma çabalarının yersiz ve mesnetsiz olduğu; davalının kötü niyetli olduğu, borçlunun 26.03.2021 tarihinde 48.000,00 TL, 26.03.2021 tarihinde ise 2.000,00 TL olmak üzere dosya borcuna mahsuben toplamda 50.000,00 TL ödeme yaptığı, gelinen aşamada dosya bakiye borcu hakkında başkaca ödeme yapılmamış olması sebebi ile işbu davayı açtığı, yukarıda arz ve izah edilen sebeplerden ötürü; davalı borçlunun yaptığı haksız ve hukuka aykırı itirazın iptali ile takibin devamına; takip konusu alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesi talep ve dava edilmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;  Müvekkili davalı ile davacı arasında akdedilmiş herhangi bir sözleşmenin söz konusu olmadığını, davacının davanın tarafı olmadığı, dosyada dayanak olarak kullanılan e- arşiv faturanın müvekkil ... (...) ile .... Şirketi arasında düzenlendiği, bu yönüyle davada taraf olmayan ... Şirketi'nin alacaklı sıfatına haiz olmadığı, Müvekkilnce fatura borcunu ödendiği; Müvekkil tarafından davacı tarafa 03.12.2020 tarihli 15.040,03 TL miktarlı iade faturası (Davacı tarafça itiraz edilmemiştir.) düzenlendiği, müvekkili davalı ile davacı taraf arasında 95.040,00 TL'lik alışveriş olduğu, müvekkili tarafından yukarıda belirtilen 72.380,00 TL'lik ödeme yapıldıktan sonra geriye 22.660 TL'lik borcunun kaldığı; bu nedenlerden ötürü dava konusu miktarın haksız ve fazla istenen 15.040.00 TL'lik kısmını kabul etmediği, yukarıda arz ve izah edilen sebeplerden ötürü; alacağın 22.660,00 TL'lik bölümünü kabul ettiği, fazla olarak istenen 15.040,00 TL yönünden davanın reddi ile yargılama harç ve giderleri, avukatlık ücreti ve %20' den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatının karşı tarafa yükletilmesi talep edilmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 12/04/2022 tarih 2021/401 Esas- 2022/396 Karar sayılı kararında;\"Tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları re'sen belirlenerek taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesinde uzmanlık gerektiren yönler olduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle dava sonuçlandırılmıştır.Dosyamız arasına celp edilen ... sayılı dosyasının incelenmesinde; Davacı alacaklının 95.040,00 TL asıl alacak üzerinden borçlu aleyhine bir adet fatura dayanak gösterilmek suretiyle ilamsız icra takibi başlattığı, ödeme emrinin borçluya 20/01/2021 tarihinde tebliğ edildiği, borçlu tarafından süresi içerisinde 18/01/2021 tarihinde borca ve ferilerine itiraz ettiği ve icra müdürlüğü tarafından takibin durdurulduğu görüldü.Dosyaya sunulan 24/01/2021 tarihli bilirkişi SMMM ... tarafından düzenlenen raporda; yanlar arasında 2020 yılında yapılan ticari alım-satım işleminden kaynaklanan ilişkiden dolayı davacının 95.040,00 TL bedelli icra takibi başlattığı, davalının itirazı ile huzurdaki davanın ikame edildiği, Davacı ticari defterlerinde icra takip tarihinde davalıdan 118.800,00 TL alacaklı gözükmekte ise de 95.040,00 TL bedelli fatura üzerinden icra takibine başlandığı görülerek tarafların kayıtlarında yer alan 23.760,00 TL bedelli faturanın kapalı fatura olduğu diğer bir ifade ile bedelinin ödendiği kabul edilerek ihtilaf konusu hesaplamaların 118.800,00- 23.760,00=95.040,00 TL üzerinden yapıldığı; davacının icra takip tarihinde 95.040,00 TL alacaklı gözüktüğü, davalının ticari kayıtlarına göre icar takip tarihinde davalıya 72.659,97 TL borçlu gözüktüğü, yanlar arasında 95.040,00 TL - 72.659,97 TL = 22.380,00 TL ihtilaf bulunduğu, rapor içeriğinde ayrıntılı olarak izah edildiği (Bknz.syf.S-6) üzere tarafların kayıtlarında yer alan ihtilaf konusu 22.380,03 TL davalı alacağı olarak değerlendirilmekle yanların ticari defter kayıtlarına göre icra takip tarihinde davacının davalıdan 72.659,97 TL alacaklı olduğu, icra takibi sonrasında davalı tarafından yapılan 50.000,00 TL tutarlı ödemelerin tarafların kabulünde olduğu beyanlarından anlaşıldığı üzere davacının dava tarihi itibarı ile anılan ödemelerin mahsubu sonrasında 72.659,97-50.000,00= 22.689,97 TL alacaklı olduğu,Davacının alacağının 20.11.2020 tarihli ... no.lu faturadan kaynaklandığı, Davacı alacağının kabulü halinde, icra takip tarihinden önce her ne kadar işlemiş faiz talep edilmiş ise de takip tarihinden önce davacının davalıyı temerrüde düşürmediği, bu nedenle davacının takip öncesi işlemiş faiz talep edemeyeceğinin sayın mahkemenizin takdirlerinde olduğu, icra takip tarihinden sonra talep edilen ticari temerrüt faiz oranının, 3095 Sayılı Kanunla tacirler arasında uygulana faiz oranı olduğu ve dolayısıyla uygun olduğu belirtilmiştir.Huzurda görülen dava  itirazın iptali davası olup, müddeabihi takip konusu yapılmış ve borçlunun itiraz etmiş olduğu alacak olan normal bir eda davasıdır. Mahkemenin davanın reddi ya da kabulü yönünde vereceği karar, maddi anlamda kesin hüküm teşkil edeceğinden davanın reddi halinde alacaklı, borçluya karşı aynı alacaktan dolayı yeni bir alacak davası açamayacağı gibi davanın kabulü halinde borçlu da alacaklıya karşı bir menfi tespit veya istirdat davası açamayacaktır. Bu nedenle mahkeme itirazın iptali davasında tarafların iddia ve savunmalarını genel hükümlere göre inceleyerek borcun varlığını ve miktarını araştırmak zorundadır. Yasal dayanağını İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 67. maddesinden alan itirazın iptali davası, alacaklının icra takibine karşı borçlunun yaptığı itirazın iptali ile İİK’nın 66. maddesine göre itiraz üzerine duran takibin devamını sağlamayı amaçlamaktadır. Takip hukukundan doğan bu davada tespit edilecek husus, borçlunun icra takibine yapmış olduğu itirazında haklı olup olmadığının belirlenmesidir. Dosyada ve tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde; davacının fatura alacağından kaynaklı davalı aleyhine başlattığı icra takibine davalının itirazı sonucunda işbu davayı açtığı görülmüştür.Mahkememizce tarafların ticari defter ve belgeleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş olup inceleme sonunda düzenlenen raporda; davalının ticari defter ve kayıtlarına göre dava tarihi itibariyle davalının davacıya 22.659,97 TL borçlu olduğu; davacı ticari defter ve kayıtlarına göre ise davacının icra takip tarihi itibariyle davalıdan 118.800,00 TL alacaklı olduğu belirtilmiştir. İcra takibinden sonra huzurda görülen dava açılmadan önce davalı tarafından davacıya toplam 57.340,00 TL ödendiği konusunda taraflar arasında ihtilaf bulunmamaktadır. Davalı tarafından verilen cevap dilekçesinde davacıya 22.660,00 TL borcunun olduğu kabul edilmiştir. Bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere taraflar arasındaki ihtilaf davalı tarafından davacı adına düzenlenen 1 adet 15.040,03 TL bedelli faturadan kaynaklanmaktadır. Her ne kadar davacı tarafından söz konusu faturanın taraflarına gönderilmediği iddia edilmiş ise de; iade faturasının e-arşiv fatura olması nedeniyle elektronik ortamda faturanın davacıya tebliğ edilmiş olması ve davacı tarafından söz konusu faturaya süresi içerisinde itiraz edilmemiş olması nedeniyle bu yöndeki savunmalarına mahkememizce itibar edilmeyerek söz konusu fatura alacağı davalı alacağı olarak kabul edilmiştir. Açıklanan nedenlerle davalı tarafından kabul edilen 22.660,00 TL'nin kabul nedeni ile kabulüne; davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine; alacağın likit olması nedeniyle davacının icra inkar tazminatı talebinin kabulü ile takdiren kabul edilen alacak tutarının %20'si oranında hesaplanan icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine; davacının icra takibi açmakta kötü niyetli olduğu ispat edilemediğinden davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir...\"gerekçesi ile, ''1-AÇILAN DAVANIN 22.660,00 TL'lik kısmının kabul nedeni ile KABULÜ ile davalının .... sayılı takip dosyasında yapmış olduğu itirazın 22.660,00 TL asıl alacak yönünden İPTALİ ile takip tarihinden itibaren asıl alacağa davacının talebi aşılmamak üzere 3095 sayılı Kanunun 2/2. maddesi uyarıca değişen oranlarda avans faizi uygulanmak suretiyle TAKİBİN DEVAMINA,2- Davacının fazlaya ilişkin talebinin REDDİNE, 3- Alacağın likit olması nedeni ile davacının icra inkar tazminatı talebinin KABULÜ ile kabul edilen tutarın takdiren %20'si oranında hesaplanan 4.532,00 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4- Şartları oluşmayan davalının kötü niyet tazminatı talebinin REDDİNE,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;  Davalı tarafından düzenlenen ve müvekkile gönderildiği iddia olunan iade faturasının müvekkiline tebliğ edilip edilmediği noktasında araştırma yapılmadan ve iadeye konu ürünlerin sevk edildiğine dair delil de dosyaya sunulmadığından, usul ve yasaya aykırı olarak verilen kararın istinaf incelemesi ile kaldırılmasını talep ettiklerini, Yerel mahkeme tarafından verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalı borçlu tarafından tanzim edilen 15.040,03 TL tutarlı iade faturasını kabul etmediklerini, zira; müvekkile gönderildiği iddia edilen iş bu fatura ile ilgili müvekkiline gönderilen herhangi bir fatura olmadığı  gibi, resmi olarak herhangi bir kaydının da yapılamadığını, bu sebeplerle, borçlunun icra takibinin başlatılmasının ardından borcundan kurtulmak maksadı ile yaptığı bu hamle dolayısıyla borçtan kurtulma çabalarının yersiz ve mesnetsiz olup, davalı/borçlunun kötü niyetli olduğunu bir kere daha gözler önüne serdiğini, bu sebeplerle bahsi edilen faturaya dair her türlü itiraz hakları saklı kalmak kaydı ile iş bu faturanın kabullerinde olmadığını dava dilekçeleri ile de açıkça beyan ettiklerini, iş bu fiyat farkının faturasının arabuluculuk sürecinde bizzat davalı/borçlu tarafından kendilerine iletildiğini, bu süreçte haberdar olunduğunu, ancak takip tarihinde müvekkiline gönderilen böyle bir fatura olmadığı gibi, arabuluculuk sürecinde vaki oldukları bu faturayı kabul etmediklerinden ve müvekkile iade edilen herhangi bir mal da olmadığından arabuluculuk sürecinde de fatura içeriğine itiraz edildiğini ve arabuluculuk sürecinin anlaşamama olarak sonuçlandığını, Anılı faturaya itiraz etmiş olmalarına rağmen bilirkişi tarafından, iş bu beyanlarının dikkate alınmaksızın dava dilekçesi ekinde dosyaya iş bu faturayı sunmuş olmaları üzerinden faturanın kendilerine usulünce gönderildiği ve fakat itiraz edilmediği şeklinde anlam yüklenerek yoruma dayalı şekilde rapor tanzim edildiğini, bu sebeplerle anılı raporun karara esas teşkil edemeyecek eksik ve niteliksiz bir rapor olması sebebi ile itiraz etme mecburiyeti hasıl olduğunu beyan etmiştir. Yargıtay kararları ışığında faturaların geçmişe dönük olarak her zaman kesilebileceği ve sırf bu sebeple ispat kuvvetinin olmadığı da gözetilerek, arabuluculuk sürecinde kendilerine bildirilen ve hakkında icra takibi başlatıldıktan sonra geçmiş tarihli olarak davalı/borçlu tarafından düzenlenen iş bu faturaya dayalı olarak, faturanın müvekkilinin kabulünde bulunmadığını ve faturaya itiraz ettiklerini belirterek, müvekkiline gönderilen böyle bir fatura olmadığını da ayrıca belirtmek istediklerini, Bu itibarla, anılı faturanın müvekkiline gönderildiği iddiasının davalı tarafından ispatlanması gerekmekte iken, yerel mahkemece bu yönde bir araştırma yapılmaksızın dosyanın eksik inceleme ile karara çıkarılmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, bozmayı gerektirdiğini, Anılı fatura içeriğine bakıldığında \"fiyat farkı\" ibaresine yer verilmiş olduğundan aşağıda yer alan Yargıtay kararları gereğince davalı/borçlunun bu fiyat farkı faturasının kaynağını da ispatlaması da gerekeceğini, bu bakımdan ispat yükünün davalı yanda olduğunu, iddialarını ve fatura içeriğini ispatlayamayan davalının bu yöndeki iddialarının reddi gerektiğini,Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2009/3882 E. 2010/9965 K. Sayılı 11.10.2010 tarihli kararı \"... Davalı taraf davacının fazla talep ettiğini iddia ettiği kısım için 13.11.2007 tarih ... nolu 3.660,52 TL bedelli fiyat farkı faturası keserek davacıya göndermiştir. Ancak bu fiyat farkı faturasının kaynağı, hangi nedenden doğduğu davalı tarafından açıklanamadığı gibi dosya içeriğinden de anlaşılamamaktadır. Kural faturanın tebliğinden itibaren faturayı alan tarafın 8 gün içinde itiraz etmemesi halinde fatura içeriğinde belirtilen hususlar ile ilgili olup, somut olayda davalının niçin fiyat farkı faturası kestiğinin açıklığa kavuşturulması gerekmektedir...\"Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2020/4674 E. 2020/5151 K. Numaralı 18.11.2020 tarihli kararı \"...Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, taraflar arasında akdi ilişkinin mevcut olduğu, alacağa dayanak iki adet faturanın davalı kayıtlarında yer aldığı, her ne kadar davalı tarafça 31.12.2012 tarihli iade faturası düzenlenmiş ise de fatura aslını dosyaya sunamadığı gibi işbu belgenin davacıya tebliğ edildiğinin ispatlanamadığı, fiyat farkı faturasının dayanağı delilde sunulamadığından davacının bakiye 5.600,88 TL alacağı bulunduğu ve davalının 07.05.2013 tarihinde temerrüde düşürüldüğü, mahkemece yapılan hesap neticesinde takip tarihi itibari ile davacının 64,17 TL faiz alacağı bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş...\" Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2020/2403 E. 2020/4695 K. Sayılı 03.11.2020 tarihli kararı\"... Davacı defterlerinde kayıtlı olmayan ... nolu 699.187,42 TL tutarlı fiyat farkı faturasını, davalının alacak olarak kayıt etmiş olmasına rağmen, bunun hangi sözleşmeden kaynaklandığını ispat edemediğinden dikkate alınmayarak, mahkemece davanın kısmen kabul kısmen reddine ilişkin olarak verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle tarafların istinaf istemlerinin reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir. Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, taraf vekillerinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle muhakeme hukukuna ve maddi hukuka uygun bulunan hükmün ONANMASINA...Yukarıda yer verilen Yargıtay kararları ve yerleşik Yargıtay içtihatları da nazar-ı itibara alındığında davalı/borçlu tarafından kesilmiş olan ve arabuluculuk sürecinde haberdar oldukları ve fakat müvekkile tebliğ edilmeyen ve hiç bir şekilde gönderilmeyen iş bu fiyat farkı faturasını kabul etmediklerini, ayrıca davalı/borçlu yanın fiyat farkı faturası kesmeyi gerektirecek herhangi bir dayanağının da bulunmadığı dosyaya da bu iddianın ispatı olması açısından hiç bir delil de sunulmadığını, davalının bu girişiminin sadece borçtan kurtulma maksadı ile yapılmış olduğunu bu sebeple davalı/borçlunun kötü niyetli olduğunu beyan etmiştir.İhtilaf konusu fiyat farkı faturasının takip tarihinde müvekkiline hiç bir şekilde ne elektronik ortamda ne de fiziki olarak tebliğ edilmediğini, zira davalının iş bu faturayı takipten haberdar olduktan sonra geçmişe dönük olarak düzenlemiş olduğunun düşünüldüğünü, bu sebeplerle iş bu faturayı kabul etmediklerini ve itiraz ettiklerini,... araştırmasının yapılarak fatura düzenleme tarihlerinin tespit edilmesi gerektiğini, böyle olmasa dahi iş bu faturanın takip tarihinde müvekkile tebliğ de edilmiş olmadığından, fiyat farkı faturasından habersiz şekilde takibin başlatıldığını, davalının bu sebeplerle de tamamen haksız ve kötü niyetli olduğunu, müvekkiline tebliğ edilmeyen iş bu fiyat farkı faturası sebebi ile müvekkilinin faturaya itiraz hakkının saklı ve baki olduğunu, arabuluculuk sürecinde haberdar olunan iş bu fiyat farkı faturasının müvekkil tarafından kabul edilmediğinden ve karşı tarafın itirazları da haklı bulunmadığından sürecin anlaşamama olarak sonuçlandığını, Müvekkilinin her aşamada fiyat farkı faturasına itiraz ettiğini/kabul etmediğini bildirsiğini, davalı borçlu tarafından düzenlenen iş bu faturanın müvekkile tebliğ edildiğinin de ayrıca davalı tarafından ispatı gerektiğini aksi taktirde müvekkilinin iş bu fatura sebebi ile sorumlu tutulamayacağını, Müvekkile kesilen iade/fark faturasının davalı tarafından faturaya konu iadelerin yapıldığına dair mal ve hizmeti irsaliye fatura ile tespit edilmediği/ispatlanmadığının ortada olduğunu,  ayrıca sadece faturanın karşı tarafa tebliğ edilmiş ve itiraz edilmemiş olmasının yanlar arasında akdi ilişkinin kurulmuş olduğunu ve iş bedelinin istenebilir olduğunu kanıtlamayacağının açık olduğunu, taraflar arasında iadeye veya fark faturası kesmeye dair yazılı bir sözleşme bulunmadığını, bu nedenle müvekkil şirket tarafından davaya konu faturanın 8 gün içinde itiraz edilip edilmesinin de TTK madde 21/2'ye göre bir önemi bulunmadığını, davalının da faturaya 8 günlük itiraz süresinin üzerinden işbu davada haklı çıkma çalışmasının da herhangi bir dayanağı bulunmadığını,  (Yargıtay 13. HD 2016/3085 E. - 2018/7219 K. 25/06/2018 T. -Yargıtay 15.HD 27/06/2002 T. 2002/1631 E. - 2002/3536 K. -Yargıtay 15. HD 07/03/2008 T. 2007/2029 E. -  2008/1463 K.) Davalı şirketin ihtilaf konusu fatura içereğinde yer alan ürünlerin müvekkil şirkete iade edildiğini ispatlar bir irsaliye veya teslim belgesi sunmadığı ve ayrıca fiyat farkı kesmeyi gerektirir sebebi de açıklanmadığından, ispat yükü üzerinde olan davalının tüm bunlar gözetildiğinde iddiasını ispatlayamadığı ortada iken yerel mahkemenin iş bu ihtilaf konusu faturanın davalının alacak hanesine kaydedilerek hesaplama yapılması ve dosyanın bu şekilde karara çıkarılmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu,TBK madde 207 ve devamı hükümler gereğince de davalının söz konusu malları teslimini kanıtlaması gerektiğini, müvekkil şirket tarafından siparişi verilmeyen teslim alınmayan satın alınmayan ürünler ile ilgili iade faturası düzenleyerek müvekkilden alacaklı olduğunun iddia edildiğini, yerel mahkemenin bu konuda araştırma yapması gerekmekteyken dosyaya sunulan e-arşivin fotokopi olup hukuken geçerliliği olmayan bir evrak üzerinden davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, yerel mahkeme kararının kaldırılarak, ispatlanamayan davalı yanın iddiaları karşısında davanın tümüyle kabulüne karar verilerek davalı yanın %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Eksik ve hatalı şekilde tanzim edilen bilirkişi raporuna karşı itirazlarının  mahkemece değerlendirilmediğini ve yeniden rapor alınması yönündeki taleplerinin göz ardı edilerek, eksik inceleme ve hatalı değerlendirme ile dosyanın karara çıkarılmış olmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, istinaf incelemesi ile bozmayı gerektirdiğini, Dosyaya giren ve kendilerine 10.02.2022 tarihinde tebliğ olunan bilirkişi raporundaki aleyhe tüm hususlara itiraz etmekle, rapor kendi içerisinde de çelişkilerle dolu olması sebebi ile karara esas teşkil edemeyecek mahiyette olması sebebi ile itirazlarını sunmuş olmalarına rağmen işbu itirazların mahkemece göz ardı edildiğini ve karara esas teşkil edemeyecek iş bu rapor üzerinden dosyanın karara çıkarıldığını, bu sebeplerle anılı rapora itirazların yer aldığı dilekçeyi aynen tekrarla, iş bu itiraz dilekçesinde ileri sürmüş oldukları gerekçelerle de yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep ettiklerini beyan etmiştir. Bilirkişi tarafından takibe konu edilmeyen diğer faturaların kapalı fatura olduğu ve ödendiği yorumu ile müvekkilinin haklarını zedeleyici yorum ile raporunu tanzim ettiğini, iş bu hususa itiraz ettiklerini, zira takibe konu edilmeyen diğer faturalar yönünden her türlü hak ve alacaklarının saklı olduğunu, işbu takibe konu edilmemesi sebebi ile bu haklarına bilirkişi tarafından yorum ile zeval getirilmesinin kabul edilemez olduğunu, Müvekkile gönderildiği iddia edilen 15.040,03 TL tutarlı fatura ile ilgili müvekkiline gönderilen herhangi bir fatura olmadığı  gibi, resmi olarak herhangi bir kaydın da yapılamadığını, bilirkişi tarafından, işbu beyanlar dikkate alınmaksızın dava dilekçesi ekinde dosyaya işbu faturayı sunmuş olmalarının üzerinden faturanın kendilerine usulünce gönderildiği ve fakat itiraz edilmediği şeklinde anlam yüklenerek yoruma dayalı şekilde rapor tanzim edildiğini, bu sebeplerle anılı raporun karara esas teşkil edemeyeceğini eksik ve niteliksiz bir rapor olması sebebi ile itiraz etme mecburiyeti hasıl olduğunu ve fakat mahkemece değerlendirmeye alınmadığını,İhtilaf konusu fiyat farkı faturasının takip tarihinde müvekkiline hiç bir şekilde ne elektronik ortamda ne de fiziki olarak tebliğ edilmediğini, davalı borçlu tarafından düzenlenen iş bu faturanın müvekkile tebliğ edildiğinin de ayrıca davalı tarafından ispatı gerektiğini, aksi taktirde müvekkilinin iş bu fatura sebebi ile sorumlu tutulamayacağını,Davalı/borçlu tarafından fiyat farkı faturasının dayanağı delilin de dosyaya \tsunulmadığını, müvekkiline herhangi bir mal iadesi de yapılmadığını,Vergi Usul Kanunu ... Nolu Genel Tebliği'nin 3. Maddesinin a) alt başlığında;\"Bu Tebliğ kapsamında e-Arşiv Uygulamasından yararlanma izni verilen mükellefler;a) ... sıra numaralı Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ile getirilen e-Fatura Uygulamasına kayıtlı olanlara düzenledikleri faturaları anılan Tebliğe göre e-fatura olarak oluşturmak, İLETMEK, muhafaza ve istenildiğinde ibraz etmek zorundadırlar.\" denildiğini, Yine aynı tebliğin 7. maddesinde;\"Belgelerin Alıcılarına Teslimi Mükellefler e-Arşiv Uygulaması kapsamında elektronik belge biçiminde oluşturdukları faturayı bu Tebliğin 7.2 bölümünde belirtilen istisna haricinde alıcısına kâğıt ortamında teslim ederler.\" Denildiğini, Oysa huzurda ikame edilen işbu davada, davalı/borçlu yan tarafından müvekkiline karşı düzenlediği iddia olunan fiyat farkı faturasının hiç bir şekilde iletilmediğini kağıt ortamında teslim edilmediğini, halbuki anılı tebliğ hükümleri ve yerleşik uygulamalar nazarı itibara alındığında, e-arşiv olarak düzenlenen faturanın müvekkiline kağıt ortamda da iletilmesi gerekmekte iken, bu yükümlülüğüne aykırı davranan davalı yanın kusurlu ve ihmali tutum ve davranışları sebebi ile müvekkilinin yasal haklarını kullanmasına mani olunmak istenildiğini, bu sebeplerle, anılı tebliğ hükümlerini yanlış yorumlayan ve daha önce de e-arşiv fatura olarak ticaret yapıldığı gerekçesi ile müvekkilinin iş bu ihtilaf konusu fiyat farkı faturasından da haberdar olduğunu iddia eden bilirkişinin raporunu ve bu rapor baz alınarak kurulan yerel mahkeme hükmünü kabul etmenin mümkün olmadığını, tamamen varsayımlar ve ihtimaller üzerinden hazırlanan iş bu raporun karara esas teşkil edilebilme kabiliyeti bulunmadığını,Davalı/borçlu tarafından düzenlenen ve fakat hiç bir şekilde müvekkiline ulaştırılmayan iş bu fiyat farkı faturasına itiraz ettiklerini, fiyat farkı faturası kesmesinin kaynağını ispatlayamayan, iade ürün de göndermeyen, bu sebeple snılı fatura içeriğini ispatlayamayan davalının haksız itirazlarının iptaline karar verilmesini ve bu sebeplerle yerel mahkeme kararının kaldırılarak, davanın tümüyle kabulüne karar verlmesini talep ettiklerini beyan etmiştir.Bilirkişi tarafından hazırlanan raporda faiz yönünden yapılan incelemelerde \"davacı tarafından icra takibinde takip öncesi işlemiş faiz talep etmemiştir\" şeklinde tespitte bulunmuşsa da sonuç kısmının (g) bendinde;\"davacı alacağının kabulü halinde icra takip tarihinden önce her ne kadar işlemiş faiz talep edilmiş ise de takip tarihinden önce davacının davalıyı temerrüde düşürmediği, bu nedenle davacının takip öncesi işlemiş faiz talep edemeyeceği\" şeklinde dosyadan bağımsız ve ezbere dayalı yorumlar katılarak, talep dışı beyan ve incelemeler ile rapor hazırlandığının anlaşıldığını, Zira davaya konu icra takibinde, takip öncesine dayalı faiz istemi olmadığı ve bunu iş bu dava ile de talep etmemiş olmaları karşısında, sanki talepleri varmışcasına yorum ile bu şekilde sonuç bildirir rapor hazırlanmasının kendileri tarafından kabul edilebilir olmadığını, bilirkişilerin görevini gereği gibi yerine getirmeleri maksadı ile taraflarının uyarılmasının gerekli olduğu görüş ve kanaatinde olduklarını, zira meslek özen ve etiğine aykırı bu raporlar sebebi ile hak sahiplerinin ciddi anlamda mağdur edildiğini, zaten uzun süren yargılamalar bir de eksik ve özensizce hazırlanan iş bu raporlar sebebi ile iyice sürüncemede bırakıldığını,Dosyaya ibraz edilen iş bu raporda da bilirkişi faiz değerlendirmesinde kendisi ile çelişerek, bir taraftan takip öncesine ait faiz istemediklerini kabul ettiğini, diğer taraftan ise davalının temerrüte düşürülmediği için takip öncesi faiz isteyemeyeceklerini kaleme aldığını, Açıklanan sebeplerle, takip öncesine dayalı herhangi bir faiz taleplerinin olmadığını beyanla, bilirkişi raporuna anılı sebeplerle bir kere daha itiraz ettiklerini beyan etmiştir. Takip sonrası için talep edilen %15 ticari temerrüt faiz oranının, bilirkişi tarafından sunulan raporda da kanuna da uygun olduğu yönündeki beyanlara bir diyecekleri olmadığını, zira tarafların tacir olup, kanunen de %15 ticari temerrüt faizinin uygulanması gerektiğini, Borca itiraz eden davalı/borçlunun kötü niyetli olduğunu, davalı tarafın borçlu olduğu ve borçlu olduğunu bildiği halde takibi sürüncemede bırakmak için haksız ve kötü niyetli olarak borca itiraz ettiğini, dava konusu alacak likit olduğundan dolayı davalının İİK. m. 67 gereğince alacağın %20’sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesi gerektiğini,Karşı vekalet ücretinin takdirinde hataya düşüldüğünü, anılı mahkeme kararına  bu yönü ile de itiraz ettiklerini, mahkemece açıklanan kısmen kabul kısmen red kararına göre, reddedilen kısmın kabul edilen kısımdan daha az olmasına karşın, davalı yararına hükmedilen karşı vekalet ücretinin tespitinde yanılgıya düşülerek, kabule göre davacı yararına hükmedilen vekalet ücretinden daha yüksek hesaplama yapılmasının hatalı olmuş olup, iş bu hususta da istinaf incelemesi ile anılı usul ve yasaya aykırı kararın kaldırılması gerektiğini beyanla, istinaf dilekçesinin ve istinaf sebeplerinin KABULÜNE, yerel mahkeme tarafından alınan usul ve yasaya aykırı kararın kaldırılmasına, davalı borçlunun yaptığı haksız ve hukuka aykırı itirazın iptali ile fazlaya ilişkin her türlü talep hakları saklı kalmak kaydı ile takibin 37.700,00 TL yönünden takip tarihinden itibaren asıl alacağa işleyecek yıllık %15 ticari temerrüt faizi ve değişen oranlardaki faizi ile takibin devamına, takip konusu alacağın % 20 sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkil davalı ile davacı arasında akdedilmiş herhangi bir sözleşme, fatura vs. söz konusu olmadığını, davacının davanın tarafı olmadığını, dosyada dayanak olarak kullanılan e-arşiv faturanın müvekkil ... ile ... maske medikal sanayi ve ticaret limited şirketi arasında düzenlendiğini, bu yönüyle davada taraf olmayan ... Şirketinin alacaklı sıfatına haiz olmadığını, yerel mahkemece bu doğrultuda husumet itirazının dikkate alınmadan karar verilmesinin usul ve yasaya aykırılık teşkil ettiğini,Müvekkil tarafın fatura borcunu aşağıdaki gibi ödediğini;-... bankasının ... Şubesinin 16.12.2020 tarihli 1.340,00 TL miktarlı dekontu-... bankasının .... Şubesinin 16.12.2020 tarihli 6.000,00 TL miktarlı dekontu... bankasının ... Şubesinin 26.03.2021 tarihli 48.000,00 TL miktarlı dekontu -... bankasının ... Şubesinin 26.03.2021 tarihli 2.000,00 TL miktarlı dekontu -Müvekkil tarafından davacı tarafa 03.12.2020 tarihli 15.040,03 TL miktarlı iade faturası (Davacı tarafça itiraz edilmemiştir.) şeklinde ödeme yapıldığını,Müvekkil davalı ile davacı taraf arasında 95.040,00 Tl'lik alışveriş söz konusu olduğunu, müvekkil tarafından yukarıda belirtilen 72.380,00 TL'lik ödeme yapıldıktan sonra geriye 22.660 TL'lik ödeme kaldığını ve bu kısım üzerinden davacı tarafın talebinin kendileri tarafından kabul edilmiş olmasına, davada bu miktar alacak için kabul edilmesine ve talebimiz gibi ödenen kısım için red kararı verilmesine karşın yerel mahkemece davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesinin yasaya aykırı olduğunu zira; mahkemece hüküm altına alınan meblağın kendileri tarafından kabul edildiğini ve fazla istenen 72.380,00 TL için takibe itiraz edildiğini, dolayısıyla reddedilen miktar üzerinden % 20 den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesi gerekirken alacağın likit olduğundan davacı lehine kabul ettikleri miktar üzerinden icra inkar tazminatına hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, kendileri tarafından kabul edilen ve yargılama konusu dahi edilmeyen miktar üzerinden (22.660 TL için) icra inkar tazminatına hükmedilmiş olmasının ancak dava konusu edilen ve mahkemece reddedilen (İcra takibinde 72.380 TL için) kötü niyet tazminatına hükmedilmemiş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğu gibi hakkaniyete de uygun olmadığını, mahkemece  kabul edilen miktarın dava başından beri kendileri tarafından borç olarak kabul edildiğini, dava konusu dahi olmadığını, dava konusu edilen meblağın reddedilmiş olduğundan o miktar üzerinden lehlerine kötü  niyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini beyanla, istinaf incelemesi yapılarak Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 12.04.2022 gün ve 2021/401 E. 2022/396  K. sayılı kararının  kaldırılmasına, lehimize kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, davacı taraf lehine hükmedilen icra inkar tazminatının kaldırılmasına, vekalet ücreti ve yargılama harç ve giderlerinin davacı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava; dava ve icra takip dayanağı faturaya konu ürünlerin davacı tarafından davalıya teslim edilmesine rağmen fatura bedelinin ödenmediği iddiası ile alacağın tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptaline ve davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesi talebine ilişkindir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, verilen karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.Taraflar arasında dava ve icra takibi dayanağı faturaya konu ürünlerin davacı tarafından davalıya teslimi, davalı tarafından davacıya takip tarihinden önce 16/12/2020 tarihinde 7.340,00 TL, takip tarihinden sonra 26/03/2021 tarihinde 50.000,00 TL ödendiği,22.660,00 TL alacağın davalı tarafından kabul edildiği hususlarında ihtilaf bulunmamaktadır. Taraflar arasındaki temel ihtilaf davalı tarafından davacıya düzenlenen 03/12/2020 tarihli 15.040,03 TL bedelli fiyat farkı faturasından kaynaklanmaktadır.Tarafların ticari defter ve kayıtlarına göre davalı tarafından düzenlenen fiyat farkı faturası davacı tarafından defterlerine kaydedilmemiş ve ba formlarında beyan edilmemiştir. Davacı tarafından faturanın kendilerine tebliğ edilmediği ileri sürülmüş ise de, taraflar arasındaki itiraz edilmeyen faturaların da e-arşiv faturası olarak düzenlendiği ve elektronik ortamda tebliğ edildiği ve fiyat farkı faturasının da e-arşiv faturası olarak düzenlendiği ve elektronik ortamda davacıya tebliğ edildiği anlaşılmıştır. Mahkemece davacı tarafından fiyat farkı faturasına itiraz edilmediği gerekçesi ile fiyat farkı faturasının kabulü ile davacı alacağından mahsubuna karar verilmiş ise de,  tek başına fatura düzenlenmesi alacağın ispatı için yeterli olmayıp, fatura düzenleyen tarafından fatura dayanağının ispat edilmesi gerekmektedir. Ayrıca faturanın karşı tarafa tebliği ve karşı tarafça TTK'nın 23/2. maddesi uyarınca sekiz gün içinde itiraz edilmemesi halinde bu durum sadece fatura münderecatının kesinleşmesi sonucunu doğurup fiyat farkının davacı tarafça kabul edildiği anlamına gelmeyecektir. Davalı tarafından ihtilafa konu fiyat farkı faturasının dayanağının ispat edilmemiştir. Bu sebeple Mahkemece davanın kabulüne ve alacak fatura ile likit olduğundan kabul edilen alacak üzerinden icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesi gerekirken, fiyat farkı faturasının kabul edilerek davacı alacağından mahsubu yerinde olmamış ve davacının bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmüştür.Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'sinin 6. maddesi uyarınca anlaşmazlık, davanın konusuz kalması, feragat, kabul, sulh veya herhangi bir nedenle; ön inceleme tutanağı imzalanıncaya kadar giderilirse, bu Tarife hükümleriyle belirlenen ücretlerin yarısına, ön inceleme tutanağı imzalandıktan sonra giderilirse tamamına hükmolunur.Davalı tarafından cevap dilekçesi ile hüküm altına alınan kısma ilişkin alacak kabul edildiğinden Mahkemece davacı lehine maktu vekalet ücretinin yarısına hükmedilmesi, davanın faturaya dayalı alacağın tahsiline ilişkin itirazın iptali davası olması sebebiyle maddi tazminat istemli davalarda uygulanan AAÜT sinin 13/3 maddesinde düzenlenen maddi tazminat istemli davanın kısmen reddi durumunda, karşı taraf vekili yararına bu Tarifenin üçüncü kısmına göre hükmedilecek ücret, davacı vekili lehine belirlenen ücreti geçemeyeceği hükmünün somut olayda uygulama yeri bulmaması sebebiyle davalı lehine daha fazla vekalet ücreti takdirine karar verilmesi isabetli olup, davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Davalı tarafından faturaya dayalı icra takibinin tamamına itiraz edilmiş ve icra takibi durmuş, icra takip tarihinden önce 16/12/2020 tarihinde 7.340,00 TL, takip tarihinden sonra 26/03/2021 tarihinde 50.000,00 TL ödenmiş ve 22.660,00 TL alacak davalı tarafından kabul edilmiştir.Davalı tarafından icra takibine takip sırasında yapılan ödemeler ve kabul edilen alacak dikkate alındığında haksız olarak itiraz edildiği ve alacak likit olduğundan Mahkemece icra inkar tazminatına hükmedilmesi yerinde olup, itirazdan sonra ödeme yapılmasının ve alacağın yargılama sırasında kabul edilmesinin sonuca etkisi bulunmamaktadır. Davacı icra takip tarihinden önce yapılan ödemeyi mahsup etmeden icra takibi başlatmasında kötü niyetli ise de, bu kısım davanın konusu yapılmamış olup, bu sebeple bu kısım yönünden davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmemesi yerindedir. Davalı, davacının aktif husumetinin bulunmadığını ileri sürmüş ise de, Ticaret Sicil Gazetesi kayıtlarına göre davacı şirketin 14/12/2020 tarihinde ünvan değişikliğine gittiği ve faturadaki şirket ile davacının aynı kişi olduğu anlaşılmakla davalının bu yöndeki istinaf sebebi de yerinde görülmemiştir. Sonuç olarak; davalının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine, davacının istinaf başvurusunun yukarıda belirtilen gerekçe ile kabulü ile, mahkemece deliller toplanılmış olup, yeniden yargılama yapılmasını gerektirir bir husus bulunmadığından HMK'nın 353/1-b2 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, Dairemizce esas hakkında yeniden hüküm kurulmasına karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davalının istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davacının istinaf başvurusunun KABULÜ İLE, -Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 12/04/2022 tarih ve 2021/401 Esas 2022/396 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, Dairemizce esas hakkında yeniden hüküm kurulmak suretiyle, 3-Davanın KABULÜ İLE,-Davalının ... sayılı icra takip dosyasındaki icra takibine yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin 37.700,00 TL asıl alacak ve asıl alacağa takip tarihinden itibaren işleyecek davacının talebi aşılmamak üzere 3095 sayılı Kanunun 2/2. maddesi uyarıca değişen oranlarda avans faizi uygulanmak suretiyle devamına,-Hüküm altına alınan alacağın % 20 oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, <br>İLK DERECE MAHKEMESİ YÖNÜNDEN:4-Dairemiz karar tarihi itibariyle kabul edilen miktar üzerinden davalıdan alınması gereken 2.575,29 nispi karar harcından, davacı tarafından dava açılırken peşin olarak yatırılan 643,83 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.931,46‬ TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,5-Davacı yargılama sırasında kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca kabul edilen dava değeri üzerinden (davalının kabul beyanı da dikkate alınarak) hesaplanan 26.370,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,6-Davacı tarafça yatırılan 703,13-TL harçlar toplamı, 8,50-TL vekalet suret harcı, 1.255,50-TL tebligat, posta gideri ve bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 1.967,13-TL yargılama giderlerinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, 7-6235 sayılı Hukuki Uyuşmazlıklarda Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinin 13. fıkrası uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen ve yargılama giderinden sayılan Arabuluculuk ücreti olan 1.320,00 TL'nin davalıdan  tahsili ile hazineye irat kaydına,8-Kullanılmayan gider avansı bulunması halinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine, <br>İSTİNAF YÖNÜNDEN:9-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden taraflarca yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçlarının hazineye gelir kaydına,10-Karar tarihi itibariyle ve Harçlar Kanunu gereğince davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine, 11-Karar tarihi itibariyle ve Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davalıdan alınması gereken 2.575,29 TL nispi harçtan davalı tarafından istinaf aşamasında peşin yatırılan 128,99 TL harcın mahsubu ile bakiye 2.446,30 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,12-Davacı tarafından istinaf aşamasında sarf edilen 220,70 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 13-Davalı tarafından istinaf aşamasında sarf edilen harç ve yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına, 14-Kullanılmayan gider avansı bulunması halinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine,15-Kararın ilk derece mahkemesi tarafından taraflara  tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 20/02/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile  karar verildi.  </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"0cd8e357ff48d0ea","SID":"2bf708ee02bc17f7"}}