{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/1699 Esas<br>KARAR NO: 2025/420 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>NUMARASI: 2020/525 Esas - 2022/534Karar<br>TARİHİ: 08/06/2022<br>DAVA:İtirazın İptali ( Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan )<br>KARAR TARİHİ: 13/03/2025<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili bankanın Gebze Organize Sanayi Şubesi ile davalılardan ... Ticaret A.Ş. arasında imzalanan Genel Kredi Sözleşmesinde diğer davalıların müteselsil kefil sıfatıyla imzalarının bulunduğunu, müvekkili banka tarafından ilgili kredi sözleşmesine istinaden davalı ...'a ticari kredi kullandırıldığı, davalı ...'ın yükümlülüklerini yerine getirmemesi nedeniyle müvekkili bankanın taraflar arasında akdedilen kredi sözleşmesini feshettiğini, ilgili fesih işleminin Beşiktaş ... Noterliğinin 20.09.2019 tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile borçlulara bildirildiğini, müvekkili bankanın bildirimine rağmen borcun ödenmediğini, kredi borcunun ödenmemesi üzerine İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyası üzerinden davalılar aleyhine ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalı borçluların takibe itiraz ederek takibin durmasına sebep olduğunu, işbu davanın açılmasından önce yapılan arabuluculuk toplantısında taraflar arasında anlaşma sağlanamadığını belirterek borçluların haksız itirazlarının iptaline, takibin devamına, davalıların takip konusu alacağın 620'sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatı  ödemeye mahkum edilmelerine karar verilmesini talep etmiştir.Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle;  İcra takibinin dayanağı olan kefalet sözleşmesinin TBK maddesi 583 vd. Hükümlerinde öngörülen koşulları sağlamadığını, ilgili kefalet sözleşmesinde kefilin yükümlülük altına girdiğini ortaya koyan bir el yazısı metni bulunmadığını, söz konusu kefalet sözleşmesinin tarih yönünden de eksik olduğunu, kefaletin geçerlilik şartlarından biri olan belirlilik ilkesinin somut olayda mevcut olmadığını, davacı banka tarafından davaya konu edilen sözleşmelerin “Taraflar ve Kredi Limiti” başlıklı bölümünde “Kredi müşterisi, müteselsil kefiller ve borçla ilgili diğer kişiler bu sözleşme hükümlerini kabul ve taahhüt ettiklerini beyan ederler... Müşteriye kullandırılacak tüm nakdi/gayri nakdi krediler genel olarak bu sözleşmede yer alan kredi işlemlerini kapsadığı gibi, ileride banka tarafından uygulamaya konulan/konulacak diğer kredileri de kapsar.” şeklinde bir hükme yer verildiğini, fakat ilerde doğması muhtemel borçları da kapsayacağına dair kaydın kefaletin belirli olması şartını ortadan kaldırdığını, öğretide ... tarafından bu tür kayıtların geçersiz olduğunun ifade edildiğini, gerek Yargıtay gerekse İsviçre Federal Mahkemesi kararlarında kefaletin ferdileştirilmesinin zorunlu olduğunun belirtildiğini, bir an için kefalet sözleşmesinin geçerliliği kabul edilse dahi “Banka nezdinde doğmuş doğacak her türlü hak ve alacağına kefil olunması” şeklindeki kaydın kefaletin fer-i niteliğine aykırı olduğunu, sonraki tarihli kredi sözleşmeleri bakımından kefilin herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını, asıl borçlu ile banka arasında imzalanan kredi sözleşmelerinden kefil konumundaki müvekkillerinin sorumlu tutulamayacağını, davacının dayandığı kefalet sözleşmesinin belirlilik ilkesine aykırı olması dolayısıyla müvekkillerinden talep edilen alacağın hukuka aykırı olduğunu, Mahkemece kefalet sözleşmesinin geçerli olduğuna kanaat getirilse dahi müvekkilleri aleyhine başlatılan icra takiplerinin usulüne uygun olmadığını, somut olayda müvekkillerine usulüne uygun bir ihtarname tebliğ edilmediğini, muaccel olmayan alacakla ilgili müvekkilleri aleyhine icra takibi başlatılmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, hesap kat işlemi için yapılacak ihtarın TTK m.18/3'te belirtilen usullerden biri ile yapılması gerektiğini, somut olayda müvekkillerine ya da yetkili temsilcilerine tebliğ edilen herhangi bir ihtarname bulunmadığını, davacı bankanın ihtarname ile kat edildiğini iddia ettiği hesaplar ile İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyasındaki takibe konu hesaplar karşılaştırıldığında hangi hesapların kat edildiğinin anlaşılamadığını, davacı ile davalı Alyak arasında birden çok genel kredi sözleşmesi bulunduğunu, davacı banka tarafından kat edildiği ileri sürülen hesapların hangi sözleşmeye veya sözleşmelere ait olduğu hakkında müvekkillerine herhangi bir bilgi verilmediğini, davacı bankanın talep ettiği temerrüt faizinin fahiş olduğunu, müvekkillerin takip tarihi itibariyle temerrüde düşmediğini, müvekkillerine hesap kat ihtarının usulüne uygun tebliğ edilmediğini, davacı bankanın alacağının muaccel olmadığını, ihtarnamenin usulüne uygun tebliğ edildiği ve kefaletlerin geçerli olduğu varsayılsa dahi takip talebine konu sözleşmelerin tamamının müvekkillerinden ... tarafından imzalanmadığını, hangi hesabın ... açısından kat edildiğinin belirsiz olduğunu, müvekkillerinden ... aleyhine başlatılan takibin tümüyle haksız olduğunu, bir an için müvekkilleri aleyhine icra takibi başlatılabileceği kabul edilse dahi ilgili takipte davacı bankanın müvekkillerinden temerrüt faizi talep edemeyeceğini, kefillerin yalnızca kendi temerrüdünün hukuki sonuçlarından sorumlu tutulabileceğini, davacı bankanın temerrüt faizi talebinin mevzuata ve temel hukuk kurallarına aykırı olduğunu, takipte talep edilen temerrüt faiz oranına dayanak teşkil edecek herhangi genel işlem koşulu bulunmuş olsaydı dahi bu yükseklikteki bir faiz oranı öngören hükmün taraflar açısından bağlayıcı olmayacağını belirterek davanın reddine, davacı bankanın müvekkillerine 620 oranında kötü niyet tazminatı ödemeye mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 08/06/2022 Tarih ve  2020/525 Esas - 2022/534Karar Sayılı kararında;\"....Tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları resen belirlenerek, kanıtlar toplanmak ve bilirkişi incelemesi yaptırılmak  suretiyle sonuçlandırılmıştır.Düzenlenen bilirkişi raporu gerekçeli ve denetime elverişli bulunmakla hükme esas alınmıştır.Bu itibarla toplanan deliller, mahkememizce benimsenen bilirkişi raporu, tarafların iddia ve savunmaları, takip dosyası hep birlikte değerlendirildiğinde;Davacı banka ile davalı ... Ticaret A.Ş arasında 4 adet Kredi Genel Sözleşmesi bulunduğu, ilgili kredi sözleşmelerinin toplam tutarının 22.000.000,00 TL ve 6.000.000,00 USD olduğu, anılan sözleşmelerde diğer davalıların (... Dış Ticaret A.Ş. ... ve ...) 22.750.000,00 TL ve 6.000.000,00 USD limit dahilinde imzalarının bulunduğu, Davacı banka ile davalı ... şirketi arasında imzalanan muhtelif tarihli Kredi Genel Sözleşmeleri çerçevesinde davalı ...'a ... kefaletli, 36 ay vadeli, ayda bir taksit ödemeli, 1.500.000,00 TL tutarlı kredi kullandırıldığı, davacı banka tarafından dava dışı firmaya kullandırılan ... kefaletli taksitli krediye ilişkin ilk 10 taksitin tamamen ödenmesinden sonra başkaca ödeme yapılmadığı, Davacı bankanın keşide etmiş olduğu ihtarnamenin davalılardan ... Ticaret A.Ş., ... Dış Ticaret A.Ş. Ve ...'a 24.09.2019 tarihinde tebliğ edildiği, bu bağlamda, davalılardan ... Ticaret A.Ş., ... Dış Ticaret A.Ş. ve ...'ın 26.09.2019 tarihi itibariyle temerrüde düşürüldüğü; davalılardan ...'a usulüne uygun bir şekilde tebligat yapılmadığı için davalılardan ...'ın icra takip tarihi olan 11.02.2020 tarihi itibariyle temerrüte düşürülmüş olduğunun kabul edilmesi gerektiği,Davacı bankanın 24.12.2020 tarihinde ...'den tazmin ettiği 997.722,11 TL bedelin ... Kefaletli kredilere ilişkin yasal düzenlemeler ve Bakanlar Kurulu Kararları gereğince, kredi alacağına ilişkin takip sorumluluğunun kredi veren bankada olması ve yaptığı tahsilat oranında ...'ye iadede bulunulacak olması göz önünde bulundurularak) davalıların tespit edilen borç tutarlarına yönelik herhangi bir etkisinin bulunmadığı,Yargıtay ve BAM kararlarında istikrarlı bir şekilde kabul edildiği gibi, hesap kat tarihi ile temerrüt tarihi arasındaki dönem için işleyen akdi faizin icra tarihindeki asıl alacağa ilavesiyle davacının takip tarihi itibariyle davalı ... Ticaret A.Ş., ... Dış Ticaret A.Ş. ve ...’dan 1.311.608,68 TL asıl alacak, 196.085,50 TL temerrüt faizi, 9.804,27 TL BSMV ve 587,56 TL ihtarname masrafı olmak üzere toplam 1.518.086,01 TL tutarında alacaklı olduğu, icra takip talebi ile bağlı olan davacı bankanın davalı ... Ticaret A.Ş., ... Dış Ticaret A.Ş. ve ...’dan talep edebileceği toplam alacak tutarının [1.311.608,68 TL asıl alacak, 187.788,46 TL temerrüt faizi ve 9.389,42 TL BSMV ile 587,56 TL ihtarname masrafı olmak üzere] 1.509.374,12 TL, davalı ...’dan talep edebileceği toplam alacak tutarının ise [1.288.128,67 TL asıl alacak, 132.574,20 TL akdi faiz, 6.628,71 TL BSMV ve 587,56 TL ihtarname masrafı olmak üzere] 1.427.919,14 TL olduğu, davalının takibe haksız ve kötü niyetli olarak itiraz ettiği belirlenmekle davanın kısmen kabulüne karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur....\"gerekçesi ile, '' 1-Davanın KISMEN KABULÜ ile; Tahsilde tekerrür olmamak üzere İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasına yapılan itirazın iptali ile takibin; a-Davalı ... Tic. A.Ş., Tasfiye Halinde ... Dış Tic. A.ş. ve ... yönünden takibin;1.311.608,68 TL asıl alacak 187.788,46 TL temerrüt faizi, 9.389,42 TL BSMV 587,56 TL ihtar masrafı olmak üzere toplam 1.509.374,12 TL üzerinden,b-Davalı ... yönünden takibin; 1.288.128,67 TL asıl alacak, 132.547,71 TL akdi faiz, 6.628,71 TL BSMV, 587,56 TL masraf olmak üzere toplam 1.427.919,14 TL üzerinden takip tarihinden itibaren asıl alacağa % 39 temerrüt faizi ve faizin % 5'i BSMV uygulanmak suretiyle devamına, Davacının belirlenen alacağı likit olduğundan alacağın % 20'si inkar tazminatının davalılardan sorumluluk oranında tahsiline, Aşan istemin reddine,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel mahkeme tarafından eksik ve denetime elverişli olmayan bilirkişi kök ve ek raporları doğrultusunda karar verilmiş olması nedeni ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi gerektiğini, Mahkeme tarafından aldırılan bilirkişi kök ve ek raporuna itiraz edilip raporların kabul edilmediğini, yeni bir bilirkişi heyetinden yeniden rapor alınmasına karar verilmesi talep edilmiş ancak işbu talebinin mahkeme tarafından gerekçesiz olarak kabul edilmediğini, yüksek yargı kararları gereğince de, kabul edilmeyen ve itiraz edilen bilirkişi kök ve ek raporları esas alınarak hüküm tesis edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, Bilirkişi kök ve ek raporları denetime elverişli olarak düzenlenmediğini, şöyle ki; ... no.lu krediye ilişkin borçlu firma ve kefilleri için 12.02.2020 tarihli  icra takip rakamı 1.368.621,26.-TL asıl alacak, 187.788,46.-TL işlemiş temerrüt faizi (439), 9.389,42.-TL.bsmv, 587,56.-TL ihtarname masrafı olmak üzere toplam 1.566.386,70.-TL iken, ... Tic. A.Ş. Tasfiye Halinde ... Dış Tic. A.Ş. ve ... yönünden; Yargıtay ve BAM kararlarında istikrarlı bir şekilde kabul edildiği gibi, hesap kat tarihi ile temerrüt tarihi arasındaki dönem için işleyen akdi faizin icra tarihindeki asıl alacağa ilavesiyle Banka alacağının takip tarihi itibariyle 1.311.608,68.-TL asıl alacak, 196.085,50.-TL temertüt faizi, 9.804.27.-TL. bsmv, 587,56.-TL. ihtarname masrafı olmak üzere toplam 1.518.086,01.-TL olduğu ancak icra takip talebi ile bağlı olan banka alacak rakamının 1.311.608,68.-TL asıl alacak, 187.788,46.-TL temerrüt faizi, 9.389,42-TL bsmv, 587,56.-TL olmak üzere toplam 1.509,374,21.-TL üzerinden toplam 1.509.374,12.-TL, ... yönünden ise; 1.288.128,57.-TL asıl alacak, 132.547,71.-TL akdi faiz, 6.628,71.-TL bsmv, 587,58.-TL masraf olmak üzere toplam 1.427.919,14.-TL olarak kabul edildiği, firma ve kefillerin (davalıların) icra takibine haksız ve kötü niyetli olarak itiraz ettiği ve davanın kısmen kabulüne karar verilmesi gerektiği kanaatinde olunduğu ifade edilmiştir. Bankamız icra takip rakamı ile ... Tic. A.Ş., Tasiye Halinde ... Dış Tic. A.Ş. ve ... yönünden kabul edilen alacak rakamı mukayese edildiğinde 57.012,58.-TL'lik menfi farkın anapara kaleminden kaynaklandığı, ... yönünden ise kök ve ek raporda bilirkişi tarafından yapılan hesaplama neticesinde ulaşılan alacak rakamının kabul edilmesi sebebiyle 138.467,56.-TL'lik menfi fark oluştuğu ve anapara alacağında kayıplara sebebiyet verildiğinin anlaşıldığını, Yargılama aşamasında Sayın Yerel Mahkemeye sunduğu bilirkişi kök raporu ve ek rapora itirazlarında bu husus açıkça beyan edilmesine ve raporların hatalı olarak tanzim edildiği, müvekkili banka açısından hak kaybına sebebiyet verilen raporların dikkate alınmayarak, yeniden bir bilirkişi heyetinden yeni bir rapor alınmasına karar verilmesi talep edilmiş olmasına rağmen, mahkeme tarafından işbu itirazları hiç dikkate alınmamış ve eksik inceleme ile hüküm tesis edildiğini, İtiraz edilen raporun hükme esas alınmasının yasaya ve usule uygun olmadığını, bankanın talep ettiği alacak rakamları ile mahkemece hükmedilen rakamlar arasında özellikte ana para yönünden ciddi farklar bulunmakta olup, bu husus müvekkili banka aleyhine olduğundan kabul edilemeyeceğini,İleri sürerek, istinaf başvurusunun kabulü ile usule, yasaya ve tüm dosya kapsamına aykırı yerel mahkeme  kararının ortadan kaldırılmasına ve davalılarının itirazlarının tümden iptali ile davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, GKS. Kaynaklı nakit ve gayrinakit alacağın tahsili talebiyle başlatılan icra takibine davalı borçluların itiraz etmesi üzerine açılan itirazın iptali davasıdır.Mahkemece, davanın kısmen kabulüne  karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Mahkemece, yargılama aşamasında bankacı bilirkişininde bulunduğu heyetten rapor alındığı, bilirkişi raporunun HMK. 281 madde meşruatlı olarak davalılara tebliğe çıkartıldığı, bilirkişi raporuna karşı tarafların itiraz etmesi üzerine mahkemece  bilirkişi heyetinden itirazlar doğrultusunda ek rapor alındığı ve mahkemece bilirkişi heyet raporu doğrultusunda  istinafa konu kararın verildiği anlaşılmıştır. Davacı vekilinin istinaf dilekçesi dilekçesi ile ileri sürdüğü, bilirkişi raporunda asıl alacağın eksik ve hatalı hesaplandığına yönelik istinaf sebebinin bilirkişi kök raporuna karşı verdiği itirazlarını içerir beyan dilekçesinde de ileri sürdüğü, bilirkişi ek raporunda bu itirazların değerlendirildiği anlaşılmıştır.HMK'nın 146.maddesine göre hakim delillerden davanın yeterince aydınlandığı kanaatine varırsa tahkikatı bitirebilir. Bu hükümle birlikte bilirkişi raporundaki tesbitler ve ilk derece mahkemesince gerekçesi yazılmak suretiyle hüküm kurulduğu da gözetildiğinde; mahkemenin kabul ve gerekçesine göre davacı vekilinin, yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak eksik inceleme ile karar verildiğine yönelik istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.Taraflar arasında akdedilen Genel Kredi Sözleşmeleri kapsamında, 13.06.2018 tarihinde davacı banka tarafından davalı ...'a 1.500.000,00 TL tutarında taksitli ticari kredi (... Referans Numaralı Kobi Hazine PGS İşletme Kredisi) açılmış olup bu tutar aynı tarihte davalı şirketin davacı banka nezdindeki ... numaralı vadesiz hesabına aktarılmıştır. Davacı bankadan temin edilen söz konusu krediye ilişkin ödeme planına göre, kredinin ayda bir ödemeli 36 taksit halinde aylık 11,86 (yıllık0922,32) faiz oranıyla kullandırıldığı, taksit ödemelerinin 13.07.2018 tarihinde başlamasının ve 11.06.2021 tarihinde sonlanmasının öngörüldüğü, taksitlerin her birinin 58.389,71 TL olduğu anlaşılmaktadır.Dava dosyasında mevcut kredi ödemelerinin gerçekleştirildiği mevduat hesap ekstreleri ve ödeme planı incelendiğinde, davalı şirket tarafından vadeleri 13.07.2018 -12.04.2019 tarihleri arasında ilk 10 taksitin tamamen ödendiği, ödenen 12.04.2019 vadeli 10. Taksit sonrası bu tarih itibariyle kalan anapara tutarının 1.181.239,49 TL olduğu görülmektedir. Davacı bankanın, davalı muhataplara Beşiktaş ... Noterliğinden gönderdiği 20.09.2019 tarih ve ... yevmiye numaralı kat ihtarında, icra takibine konu  ... nolu ...  işletme kredisinden kaynaklı  toplam 1.364.272,17 TL. Alacağın ödenmesi talep edilmiş ise de, kat ihtarındaki hesap özetine göre bu alacağın içerisinde işlemiş gecikme faizi ve BSMV.sinde eklendiği anlaşılmıştır.Somut davanın, alacağın varlığı ve miktarının belirlenmesine ilişkin maddi hukuk anlamında kesin hüküm teşkil edecek nitelikte olan itirazın iptali davası olması nedeniyle alacağın tespitinde, itiraz edilmese bile hesap özetindeki miktar esas alınamaz. Genel kredi sözleşmelerinde asıl alacak, kredi ana parası ile sözleşmesel akdi faiz ve faizin gider vergisinden oluşur. Temerrüt faizi asıl alacağın içerisinde yer alamaz. Kredi hesabının kesilmesi veya kat edilmesiyle alacak muaccel hale gelmekle birlikte temerrüt, ödeme istemini içeren kat ihtarının tebliği ile kat ihtarında verilen sürenin dolması ile gerçekleşecektir. Borçlu temerrüde düşürülmeden temerrüt faizi istenemez. Temerrüt tarihinden önce akdi faiz uygulanarak asıl alacak belirlendikten sonra temerrüt tarihine kadar akdi, sonrasında takip tarihine kadar temerrüt faizi uygulanmak suretiyle hesaplamayı içeren bilirkişi raporunun benimsenerek hükme esas alınarak karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. İlk Derece Mahkemesine sunulan deliller, hükme esas alınan bilirkişi rapor içeriğindeki tespitler ışığında mahkemece davanın kısmen kabulüne yönelik verilen kararda yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, mahkemenin kabulüne yönelik davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf  sebepleri yerinde görülmemiştir. Sonuç olarak, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı banka harçtan muaf olduğundan istinaf kanun yoluna başvurma harcı ve istinaf karar harcının alınmasına yer olmadığına, yatırılan harçların talep halinde iadesine,3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden davacı üzerinde bırakılmasına, 4-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, 5-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 13/03/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"26f1914ec15a56eb","SID":"fee01d8cfaad1be2"}}