{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>ANTALYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>16. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:ALANYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>KARAR TARİHİ: 07/12/2021<br>DAVANIN KONUSU: Mesleki Sorumluluk Sigortası Sözleşmesinden Kaynaklanan Tazminat<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZIM TARİHİ:05/03/2025<br><br>İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde  istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.<br>Üye hakimin görüşü değerlendirildi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: <br>DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: <br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının Alanya'da serbest avukatlık mesleğini icra ettiğini, davalı şirket ile arasında ... nolu mesleki sigorta sözleşmesinin imzalandığını, sözleşmede davalı şirketin avukatlık hizmeti sunan kişilere, avukatlık mesleğini yaparken yaptığı hatalı eylem veya davranışlara yönelik fiili zararlarını giderme taahhüdünde bulunduğunu, davacının Alanya 1. Aile Mahkemesinin ... Esas ... Karar sayılı dosyasını davalı vekili sıfatı ile takip ettiğini, yapılan yargılamada davanın kısmen kabul, kısmen reddine karar verildiğini, davacı karşı taraf tarafından yapılan istinaf başvurusunın üzerine yeni karar ihdas edildiğini, davacının istinaf kanun yoluna başvuru süresini kaçırdığını, davacının yapmış olduğu mesleki ihmal nedeniyle Alanya 1. Aile Mahkemesinin ... Esas ... Karar sayılı dosyasında davacı konumunda olan tarafa icra kanalı ile toplamda 78.646,06 TL kendi cebinden ödeme yaptığını, davacının bu durumu sigorta şirketine bildirdiğini ve yapılan mesleki sigorta sözleşmesi kapsamında zararın tazminini talep ettiğini, ancak davalı sigorta şirketinin herhangi bir ödeme yapmayacaklarını alaycı bir üslupla reddettiğini, davalı taraf ile yapılan arabuluculuk görüşmelerinde de herhangi bir uzlaşma sağlanamadığını ifade ederek, davacının ödemiş olduğu 78.646,06 TL'den davalı sigorta şirketinin sigorta kapsamında sorumluluğunun belirlenmesine ve bu bedelin zararın doğduğu tarihten itibaren Ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: <br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiğini, fiili zararın gerçekleşmediğini, sigortalı tarafından kendisine yüklenen yükümlülüklerin yerine getirilmediğini, işbu yükümlülüklerin yerine getirilmemiş olması sebebiyle davalı şirketin herhangi bir sorumluluğundan söz edilemeyeceğini, zararın meydana gelmesinde zarara uğrayan üçüncü şahsın ya da başkaca şahıs ya da kurumların müterafik kusuru bulunup bulunmadığı hususu araştırılması gerektiğini, davalının poliçe teminat limiti ile sınırlı olarak sorumlu tutulabileceğini, davalının dava tarihinden itibaren ve ancak yasal faizle sınırlı olarak sorumlu tutulabileceğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:<br>İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; \"...Avukat olan davacı ile davalı arasında avukatlık mesleki sorumluluk sigortası poliçesi düzenlenmiş olup, davacı mesleki hatası nedeni ile dava dışı müvekkiline ödemek zorunda kaldığı bedeli davalı sigortacıdan talep etmesi 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 3/1-(k) m kapsamında  mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişiler tüketici kabul edildiğinden, avukat olan davacının mesleki olmayan amaçlarla hareket ettiğinden söz edilemeyeceğinden davacı tüketici olarak değerlendirilmesinin mümkün olmaması, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 1401 vd. maddelerinde düzenlenen sigorta sözleşmelerinden doğan riziko tazminatı alacağına ilişkin olması, davalı sigorta şirketinin sorumluluğu anılan Kanun'un 1473. vd maddelerinden kaynaklanmakla ihtilafın 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun hükümleri uygulanmak suretiyle çözülecek olması nedeniyle anılan kanunun 4. ve 5. maddeleri gereğince Asliye Ticaret Mahkemesinin görevli olduğu sonucuna varılarak dava esastan incelenmiştir. Taraflar arasındaki mesleki sorumluluk poliçesinin sigortacının onayı başlıklı maddesinde; \"İşbu poliçe teminatının bir ön şartı olarak, hiçbir Sigortalı önceden Sigortacının onayını almaksızın, herhangi bir kabulde bulunamaz yükümlülük alamaz, bir sulh anlaşmasına giremez, bir davayı kabul edemez veya savunma masraflarını karşılayamaz. Sadece Sigortacı tarafından onaylanmış sulh anlaşmaları, davanın kabulü ve savunma masrafları ve işbu poliçe uyarınca savunulan talepler sonucu verilen kararlar işbu poliçe kapsamında zarar olarak tazmin olunabilir.” şeklinde düzenlenmiş olması, davacının davalı sigorta şirketinin onayı olmaksızın icra dosyasına ödeme yapmış olması nedeni ile, sigortacı bilgilendirilmeden ödemede bulunmak suretiyle tazminat isteme hakkını kaybedilmesi sonucunu doğuracağından ...\" şeklindeki gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: <br>Karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. <br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Müvekkil ...'un Alanya'da serbest avukatlık mesleğini icra ettiğini, davalı şirket ile arasında mesleki sorumluluk sigorta sözleşmesi imzalandığını, müvekkilinin yapmış olduğu mesleki ihmal neticesinde Alanya 1. Aile Mahkemesinin ... E. ... K. sayılı dosyasını davalı vekili sıfatı ile takip ettiğini, yapılan yargılamada davanın kısmen kabul, kısmen reddine karar verildiğini, ne var ki müvekkilinin istinaf kanun yoluna başvuru süresini kaçırdığını, bu nedenle müvekkilinin davacı konumda olan tarafa şikayete konu edilmemek adına 78.646,06 TL'yi kendi cebinden ödediğini, taraflar arasında tanzim edilen sözleşme ile davalı şirketin avukatlık hizmeti sunan kişilere, avukatlık mesleğini yaparken gerçekleşebilecek muhtemel hatalı eylem veya davranışlar neticesinde oluşan fiili zararı giderme taahhüdünde bulunduğunu, müvekkilinin yapılan ödemeyi sigorta şirketine bildirdiğini ve zararının tazminini talep etmiş ise de, davalı sigorta şirketinin kararın istinaf edilseydi dahi müvekkilleri lehine değişmeyeceği gerekçesiyle adeta kendisini üst mahkeme yerine koyarak vekil edenin başvurusunu reddettiğini, her ne kadar mahkemece taraflar arasındaki mesleki sorumluluk poliçesinin sigortacının onayı başlıklı; \"İşbu police teminatının bir ön şartı olarak, hiçbir Sigortalı önceden Sigortacının onayını almaksızın, herhangi bir kabulde bulunamaz yükümlülük alamaz, bir sulh anlaşmasına giremez, bir davayı kabul edemez veya savunma masraflarını karşılayamaz. Sadece Sigortacı tarafından onaylanmış sulh anlaşmaları, davanın kabulü ve savunma masrafları ve işbu police uyarınca savunulan talepler sonucu verilen kararlar işbu poliçe kapsamında zarar olarak tazmin olunabilir.\" şeklindeki maddesi gerekçe gösterilerek davanın reddine karar verilmiş ise de, bu kararın kabulünün mümkün olmadığını, müvekkilinin  bir yönüyle kamusal faaliyet niteliği taşıyan avukatlık mesleğini ifa ettiğini, vekil edenin özen yükümlülüğünün bulunduğunu, mesleğini yaparken bağımsız olması nedeniyle yapacağı iş ve işlemler konusunda sigortacıdan onay almasının kabul edilemeyeceğini, aksinin kabulünün avukatlık mesleğinin sigortacının talimatları doğrultusunda yürütülebileceği anlamına geleceğini, bunun kanuna aykırı olduğunu, olası bir şikayet halinde müvekkilin disiplin kovuşturması geçireceğinin ve disiplin cezası alabileceğinin ve yine Ağır Ceza Mahkemesinde yargılanacağının mutlak olduğunu, kaldı ki, vekil edenin ödemeyi yapmamış olması halinde indirimli ödeme şansını kaçıracağının ve ilaveten faiz ve vekalet ücretinin tam ödemesi durumu ile karşı karşıya kalınacağının sabit olduğunu, vekil edenin, müvekkilerinin de haciz tehdidi altında kalacağının şüphesiz olduğunu, söz konusu sözleşme incelendiğinde genel işlem koşulu olarak nitelendirilmesi gerektiğinin ortada olduğunu beyan ederek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: <br>Dava, mesleki sorumluluk sigortası sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.<br>Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>Mesleki Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nın “Sigortanın Konusu” başlıklı A-1. maddesinin b bendine göre, bu sigorta sözleşmesi ile sözleşme yapılmadan önce veya sözleşme yürürlükteyken meydana gelen bir olay nedeniyle, sadece sözleşme süresi içinde sigortalıya karşı doğabilecek taleplere karşı, sözleşmede belirtilen miktara kadar teminat verileceği belirtildikten sonra B. Zarar Ve Tazminat başlıklı maddesinin  \"B.1. Rizikonun Gerçekleşmesi\" alt başlığında;  \t\t\t<br>\"Sözleşmenin;<br>- A.1.’in (a) bendinde belirtilen şekilde yapılması hâlinde, sigortalının, sözleşme süresi içinde yürüttüğü mesleki faaliyeti dolayısıyla, gerek sözleşme dönemi gerekse sözleşmenin bitiminden itibaren iki yıl içinde başkalarının zarara uğraması sonucunda,  <br>- A.1.’in (b) bendinde belirtilen şekilde yapılması hâlinde bir yıldan az olmamak kaydıyla sözleşme yapılmasından önce veya sözleşme yürürlükteyken meydana gelen olaya bağlı olarak;<br>a) Sigortacının bilgisi ve yazılı muvafakatı dahilinde olmak koşuluyla sigortalı tarafından ödeme yapılması veya,<br>b) Sigortacının, sigortalıya ayrıca hukuki yardımda bulunmayı da üstlendiği mesleki sorumluluk sigortalarında, tebligat ile davanın veya hukuki takibin öğrenilmesiyle,<br>c) Zararın gerçekleştiğinin ve bu zararın sigortalının sorumluluğundan kaynaklandığının mahkeme tarafından karar altına alınması hallerinde\" rizikonun  gerçekleşmiş olacağı hususu düzenlenmiştir.<br>Mesleki Sorumluluk Sigortası Genel Şartları, Avukatlık Mesleki Sorumluluk Sigortası Klozu, I. Kapsam başlıklı maddesi ile; \"16 Mart 2006 tarih ve 26110 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Mesleki Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarına bağlı olarak verilen bu kloz ile sigortacı, sözleşmedeki şartlara tabi olmak kaydı ile sigortalının poliçede konusu belirlenmiş mesleki faaliyeti ifa ederken görevini gereği gibi yapmamasından, müvekkiline karşı özen borcunu yerine getirmemesinden veya diğer kusurlu davranışlarından doğan zararlar nedeniyle ödemek zorunda kaldığı veya kalacağı tazminat tutarları ile kararlaştırılmışsa yargılama giderleri ve avukatlık ücretlerini poliçede yazılı limitler dahilinde\" temin edeceği belirtilmiştir.<br>İstinaf incelemesine konu dosyada, davacının, davalı nezdinde  sigorta sözleşmesi yaptırdığı anlaşılmaktadır.  Taraflar arasındaki mesleki sorumluluk poliçesinin sigortacının onayı yan başlıklı maddesinde; \"İşbu poliçe teminatının bir ön şartı olarak, hiçbir Sigortalı önceden Sigortacının onayını almaksızın, herhangi bir kabulde bulunamaz yükümlülük alamaz, bir sulh anlaşmasına giremez, bir davayı kabul edemez veya savunma masraflarını karşılayamaz. Sadece Sigortacı tarafından onaylanmış sulh anlaşmaları, davanın kabulü ve savunma masrafları ve işbu poliçe uyarınca savunulan talepler sonucu verilen kararlar işbu poliçe kapsamında zarar olarak tazmin olunabilir. Sigortacı işbu poliçe ile ilgili bütün haklarını kullanmak yetkisine sahip olduğu sürece, haklı bir gerekçe olmaksızın sigorta ettiren/sigortalıya bu onayı vermekten kaçınmaz” şeklinde düzenleme mevcuttur. İlk derece mahkemesince bu şarta aykırı olarak,  davacının, davalı sigorta şirketinin onayı olmaksızın icra dosyasına ödeme yapmış olması nedeni ile, sigortacı bilgilendirilmeden ödemede bulunmak suretiyle tazminat isteme hakkını kaybettiği sonucuna varılması doğru olup, davacı tarafın buna ilişkin istinaf sebebi yerinde bulunmamıştır.<br>HMK'nın 359/3 maddesi uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK'nın 355/1 maddesi gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-Davacı vekilinin ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 615,40 TL istinaf karar harcından peşin olarak yatırılan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 556,10 TL istinaf karar harcının davacı taraftan tahsili ile Hazine'ye GELİR KAYDINA, harç tahsil müzekkeresinin ilk derece mahkemesince YAZILMASINA,<br>3-Davacının istinaf başvurusu nedeniyle yaptığı yargılama masraflarının kendi üzerinde BIRAKILMASINA, <br>4-Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince ilgilisine İADESİNE, <br>5-İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından davalı lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,<br>6-Kararın ilk derece mahkemesi tarafından taraflara TEBLİĞİNE,  <br>Dair, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle ve 6100 sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince dava değerinin  544.000,00 TL'nin altında olması nedeniyle kesin olarak karar verildi\t<br>...<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"074e8555fbe79918","SID":"acae8efbab648d0d"}}