{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/1508 <br>KARAR NO: 2025/263<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 23/06/2021<br>NUMARASI: 2020/567 Esas -  2021/429 Karar<br>DAVA: İtirazın İptali (Genel Kredi Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 06/03/2025<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı  vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili banka ile davalının genel kredi sözleşmesi imzaladığını, müvekkili banka tarafından davalıya kredi kartı kullandırıldığını, davalının bu kredi kartı borcunu ödemediğini, konusu ödenmeyen kredi kart borcuna ilişkin başlatılan icra takibi alacak miktarı takip çıkışı 14.170,58-TL olduğunu, bu borcun davalı tarafından müvekkil bankaya ödenmediğini, davacı bankadan hesap özeti detay bilgileri istenip incelendiğinde bu durumun ortaya çıkacağını, bu sebeple davalı hakkında İstanbul ... İcra Müdürlüğü ... E. sayılı dosyası üzerinden icra takibi yapıldığını, borçlunun ödeme emrini aldıktan sonra süresi içinde borçlu bulunmadığı gerekçesiyle takibe itiraz ettiğini ve takibin durduğunu, bu sebeplerle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla borçlunun haksız olan itirazının iptaline, takibin devamına %20 icra inkar tazminatı ile yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP: Davalı taraf usulüne uygun tebligata rağmen davaya cevap vermemiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \" ...Tüm dosya kapsamından; Davacı tarafından açılan davanın tarihinin 22.08.2017 olmasından dolayı Arabuluculuk Dava Şartı aranmayarak davanın esasına geçilmiş olduğu, taraflar arasında temlik eden banka ile davalı asıl borçlu arasında 10.11.2014 tarihinde Genel Kredi Sözleşmesi imzalandığı, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin Diğer Hükümler başlıklı 6.1 Delil maddesinde banka kayıtlarının yegane geçerli, bağlayıcı ve kesin delil olarak kabul edildiği, davacı banka tarafından sunulan banka kayıtları üzerinde yapılan incelemede, davacı bankanın davalı asıl borçluya ... nolu kredi kartı kullandırıldığı, ödenmesinde aksamalar yaşanmaya başladığı, 31.05.2016 hesap kat tarihi itibarı ile anapara alacağının 12.514,06-TL olduğu, işlemiş faizin 1.343,68-TL olduğu, toplam borcun 13.857,74-TL olarak hesap edildiği, davacı banka tarafından davalıya Beyoğlu ... Noterliği'nin 02.06.2016 tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesinin keşide edildiği, davalıya gönderilen ihtarnamenin 03.06.2016 tarihinde bizzat kendisine teslim edildiği, temerrüdün ihtarname ile verilen 1 günlük sürenin sonunda 05.06.2016 tarihi itibarı ile gerçekleşmiş sayıldığı, davaya konu alacağın kredi kartından kaynaklandığı, 5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu'nun yürürlüğe girdiği 01.03.2006 tarihinden sonra temerrüdün oluşması ve işbu takibin açılmış olması nedeniyle, anılan kanunun 26ncı maddesinin 3üncü fıkrası uyarınca, Merkez Bankasının azami akdi ve gecikme faiz oranlarını tespit  etmeye yetkili olduğu, belirlenen bu oranların 3 ayda bir açıklandığı, dolayısıyla bu kanunun yürürlüğe girdiği 01.03.2006 tarihinden itibaren kredi kartı akdi ve temerrüt faiz oranlarının TCMB'ce belirlendiği, TCMB'nin üçer aylık dönemlerdeki basın duyurularına göre 01.04.2016 tarihinden geçerli olmak üzere gecikme faizinin %30,24 olarak belirlendiği, davacı bankanın faize faiz işletilmemesi adına kat tarihi itibarı ile belirlemiş olduğu 13.857,74-TL alacak tutarı içindeki 12.514,06-TL anapara tutarını takip talebinde asıl alacak olarak kabul ettiği, davalının da yararına olan bu talep doğrultusunda hesap kat tarihinden temerrüt tarihine kadar TCMB tarafından deklare edilen akdi faiz, temerrüt tarihinden takip tarihine kadar temerrüt faizi oranından yapılan hesaplamaya göre davacı bankanın davalı borçludan takip tarihi itibarıyla asıl alacak olarak 12.514,06-TL, işlemiş faiz olarak 1.343,68-TL, 63,98-TL %5 BSMV, 213,11-TL masraf olmak üzere toplamda talep edilebilecek tutarın 14.134,83-TL olduğu hesaplandığından davalının İstanbul ... İcra Dairesinin ... E sayılı icra takibine yapmış olduğu itirazlarının iptali ile davacının davasının kısmen kabulüne, İstanbul ... İcra Dairesi'nin ... E sayılı icra takibinin 12.514,06-TL asıl alacak, 1.343,68-TL işlemiş faiz, 63,98-TL BSMV, 213,11-TL masraf olmak üzere toplamda 14.143,83-TL üzerinden devamına, 12.514,06-TL'ye icra takip tarihinden itibaren yıllık %30,24 ve TCMB'ce deklare edilen değişen oranlarda temerrüt faizi ve bu faizin %5 BMVS'sinin işletilmesine,  alacak likit olduğundan 14.143,83-TL'nin %20'si icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya dair taleplerin reddine,\" karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLER: Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; her ne kadar davacı yan müvekkilin davacıya kredi sözleşmesinden kaynaklı borcu olduğunu ileri sürmüşse de; müvekkilin davacılara hiçbir borcu bulunmadığını, müvekkilin davaya konu icra dosyasında imza itirazında bulunduğunu, huzurdaki davaya cevap vermeyerek de tüm iddiaları reddetmiş sayıldığını ve icradaki imza itirazının da bu nedenle devam ettiğini, davaya konu kredi sözleşmesindeki imzanın müvekkile ait olmaması sebebiyle yapılacak inceleme sonucu yerel mahkeme kararının kaldırılarak haksız davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, söz konusu davada cevap dilekçesi verilmemesinin imza itirazına bir engel teşkil etmediğinin açık olduğunu, bu nedenle müvekkile ait olmayan imza sebebiyle müvekkilin borçlu durumuna düşürülmesinin hukuk genel ilkelerine, dürüstlük kuralına da aykırılık teşkil ettiğinden ve sebepsiz zenginleşme amacı içerdiğinden yerel mahkemenin haksız kararının kaldırılmasına, müvekkilin imza incelemesinin yapılarak imzanın müvekkile ait olmadığının tespitine, neticede haksız davanın reddine; davacılar aleyhine %20 kötüniyet tazminatına hükmedilmesini talep ve istinaf etmiştir.<br>GEREKÇE: Dava; genel kredi sözleşmesinden kaynaklı başlatılan ilamsız icra takibine borçlunun itirazının iptali davasıdır. İlk derece mahkemesince yukarıdaki gerekçelerle davanın kısmen kabulüne  karar verilmiş, davalı vekili tarafından yasal süresi içinde yukarıdaki nedenler ile istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde; davalının genel kredi sözleşmesinde imzasının bulunup bulunmadığı, sözleşmeye dayalı olarak verildiği iddia edilen kredi kartından dolayı borcunun bulunup bulunmadığı noktasındadır. Davacı tarafça  İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile \"busines kart kredi sözleşmesinden kaynaklanan banka alacağı\" borcun sebebi gösterilerek ferileri ile birlikte 14.170,58 TL alacağın tahsilinin talebi ile ilamsız icra takibi başlatıldığı, borçlu tarafından karttan haberdar olmadığı, kartın tarafına teslim edilmediği, bankaya ait imzaladığı hiçbir sözleşme bulunmadığı gerekçeleriyle borca itiraz edildiği, takibin durduğu ve eldeki itirazın iptali davasının açıldığı görülmektedir. Davalı taraf dava dilekçesine cevap vermemiş olmakla 6100 Sayılı HMK 128. Maddesi gereği davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü vakıaların tamamını inkar etmiş sayılır.  Türk Medeni Kanunu’nun 6. Maddesi; “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür” hükmünü içermektedir.  Yine HMK’nın 190/1. maddesine göre ise, ispat yükü, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Öte yandan ispat yüküyle ilgili kanunda açık bir hüküm bulunması halinde öncelikle ona bakılmalıdır. Davacının alacağına dayanak yaptığı sözleşme üzerindeki imza davalı tarafça inkar edilmiş olmakla, sözleşme üzerindeki imzanın davalıya ait olduğunu ispat yükümlülüğü davacı alacaklıdadır. Sahtecilik her zaman ileri sürülebilen mutlak def’ilerdendir. Davalı, iddianın dayanağını teşkil eden sözleşmedeki imzayı inkar etmiştir.  Mahkemece bu savunma üzerinde durulup gerekli araştırma ve inceleme yapılmak suretiyle uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir. (Emsal Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 2007/7105 Esas - 2008/2309 Karar ve Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2012/9845 Esas - 2013/8014 Karar sayılı kararları) HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda, Mahkemece eksik inceleme ile davanın sonuçlandırılması isabetli görülmemiş ve bu nedenle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE, istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)a-6 maddesi uyarınca USULDEN KALDIRILMASINA, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, 2-Davalı tarafça yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine, 3-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince yapılacak yargılama sırasında değerlendirilmesine,  Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 06/03/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"abb5fe41326a2ac5","SID":"8665398df5457a8b"}}