{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>11. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2022/1391 <br>KARAR NO\t\t: 2025/388<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 01.06.2022<br>NUMARASI\t\t: 2020/630 E. - 2022/472 K.<br>DAVANIN KONUSU\t: Menfi Tespit <br>KARAR TARİHİ\t: 06.03.2025<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 06.03.2025<br><br>\tİzmir 6.Asliye Ticaret Mahkemesinin 01.06.2022 tarih 2020/630 E. - 2022/472 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.<br>\tGEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :<br>\tDAVA : Davacı vekili, davalının davacının eşinin erkek kardeşinin eski gelini olduğunu, davcının davalıya adına tescil yetkilerini içeren vekaletname verdiğini, davalının vekaletnameyi aldığı gün davacıyı evine çağırarak kendisine senet verilmesini istediğini, davacının senet vermeye karşı çıkması üzerine davalı tarafından davacıya bir bardak çay ikram edildikten sonra davacının ne yaptığını bilmez hale geldiğini ve bu durumda iken davalının davacıya birkaç tane belge imzalattığını, davalının davacıdan aldığı boş belgelerden birisini 23.07.2019 düzenleme tarihli 23.12.2019 ödeme tarihli, 350.000,00-TL nakit para vermiş gibi bono olarak doldurup takibe koyduğunu, soruşturma aşamasında verdiği ifadelerde davacının kendisinden altın borç aldığı yönünde bayanda buluğunu, davacının davalıya borcu belirterek; borçlu olmadığının tespiti ile senedin ve icra takibinin iptaline, %20 tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>\tCEVAP : Davalı vekili, dava konusunun Kemalpaşa İcra Müdürlüğü'nün 2019/3003 esas sayılı dosyasına konu 23.12.2019 ödeme tarihli 350.000,00-TL bedelli bono olduğunu, icra takibine konu bononun tüm zorunlu unsurları içerdiğini, bedel kaydı hanesinde nakden ibaresi bulunduğunu, davacı borçlu ile davalı alacaklı arasında uzun zamandır süreklilik arz eden alacak borç ilişkisi bulunduğunu, davacı borçlunun, davalı alacaklıya borcu bulunduğunu, karşılığında da menfi tespit davasına konu bono düzenlendiğini, belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasındaki uyuşmazlığın, Kemalpaşa İcra Müdürlüğünün 2019/3003 esas sayılı takip dosyasına konu edilen 23/07/2019 düzenleme tarihli, 23/12/2019 ödeme tarihli 350.000,00 TL tutarlı bono nedeniyle davacının davalıya borçlu bulunup bulunmadığının tespiti ve kötüniyet tazminatı  hususunda toplandığı, somut olayda davaya konusu  23/07/2019 düzenleme tarihli, 23/12/2019 ödeme tarihli 350.000,00 TL tutarlı bononun ... ve ... arasında \"Nakden\" kaydını içerdiği, senette şekil itibariyle herhangi bir sahtecilik iddiasının olmadığı, davalının beyanlarının yer yer çelişkiler içermekle birlikte adına tebliğ edilen isticvap davetiyesinden sonra Mahkememizin 27/04/2022 tarihli oturumunda davalının vermiş olduğu beyanlarında \"....davacıya öncesinde 90.000,00 TL ile altın vermiştim.  Sonrasında  peyder pey çeşitli zaman ve tutarlarda paralar verdim.  Davacı benden toplamda 300-350.000 TL ye yakın borç aldı. Hatta davalının evinin tadilat parasını dahi ben verdim. Bunun karşılığında davaya konu senedi  Gaziemir  meydanda düzenledik, senetteki yazılar bana aittir, senet altındaki imza ise  ...'a attir. Bu esnada yanımızda eski eşim ... bir de ... vardı. Davacının bana borcu olduğu için bu senedi verdi. Beni çok mağdur etti\" şeklinde beyanda bulunmak suretiyle senet metnini 90.000,00 TL lik altın verdiğini beyan etmek suretiyle talil ettiği, bu şekilde ispat yükü esasen davacıda olan işbu davada talil ettiği kısım yönünden  iddiasını kesin delillerle davalının ispatlaması gerektiği, davalının dosyaya bu hususta kesin delil sunmadığı gibi cevap dilekçesinde de yemin deliline de dayanmadığı, bu itibarla davaya konu senet yönünden Kemalpaşa İcra Müdürlüğünün 2019/3003 esas sayılı dosyasında davacının davalıya 90.000,00-TL yönünden borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi gerektiği, öte yandan davanın 350.000,00-TL tutarındaki davaya konu senet yönünden kalan meblağ için kesin delillerle davanın ispatlanamadığı gibi dava dilekçesinde yemin deliline de dayanılmadığı anlaşılmakla, davanın 350.000,00-TL - 90.000,00-TL = 260.000,00-TL yönünden reddine, alacaklının işbu dava nedeniyle herhangi bir zarara uğradığına ilişkin delil sunulmadığından ve takibe girişirken kötüniyeti ispatlanamadığından İİK 72 maddesindeki yasal koşulları gerçekleşmediğinden tazminata hükmedilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.<br>\tKarara karşı davacı ve davalı tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.<br>\tİSTİNAF NEDENLERİ : Davacı vekili, davalının kolluk, savcılık ve mahkemedeki beyanlarının çelişkili olduğunu, bu çelişkili beyanların açıklattırılmadığını, davayı aydınlatma görevi yerine getirilmeden ve davalı tarafın ispat yükünü kendi üzerine aldığı hususu dikkatten kaçırılarak davacının davasını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verildiğini, davalı yanın çelişkilerini kanıtlayacak, değiştirdiği savunmalarını kanıtlayacak belge ibraz etmediğini, davalının senedin düzenleniş nedeni ile ilgili verdiği ifadeler anlamında sürekli döndüğünü, senedi alış nedeni ile ilgili değişik ve çelişkili beyanlarda bulunduğunu, davalı tarafından talil edilen ve talil edildiği şekli ile davalı tarafından  ispatlanmayan senedin tamamı olan 350.000,00-TL'nin tamamı nedeni ile sorumlu olmadığı yönünde hüküm kurulması gerektiğini, belirterek; kararın kaldırılmasını talep etmiştir.<br>\tDavalı vekili, davalının ilk derece mahkemesi huzurunda vermiş olduğu beyanların davaya konu senedin talil edildiğin anlamı çıkarılamayacağını, davaya konu senedin bedeli  senet metninde de yer aldığı üzere \"nakden\" karşılandığını, davalının davacı borçluya verdiğini ifade etmiş olduğu altınların bu davanın konusunu oluşturmamak ile birlikte başkaca bir hukuki ilişkinin konusunu oluşturabilecek nitelikte olduğunu, davacı  borçlu ile davalı alacaklı arasında uzun zamandır süreklilik arz eden alacak  borç ilişkisi bulunduğunu,  borcun kaynağının davalı alacaklının davacı borçlu ile arasındaki akrabalık ve dostluk ilişkilerine istinaden davacıya - borçluya maddi  nakdi yardımda bulunması  ve bu yardımın karşılığında \"bono\" düzenlenmesinden ibaret olduğunu, davacının diğer iddialarının gerçeği yansıtmayan beyanlardan ibaret olduğunu, icra takibine konu bonodaki bedel kaydını talil edilmediğni,  belirterek; kararın kaldırılmasını talep etmiştir.<br>\tGEREKÇE : Dava, bonoya dayalı takip dosyası kapsamında menfi tespit  istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.<br>\t1.\tDairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle  sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.<br>\t2.\tMenfi tespit davalarında ispat yükü kural olarak alacaklıdadır. Ancak kambiyo senetleri soyut borç ikrarını içeren senetlerdir. Kambiyo senetlerinde soyutluk prensibinin en önemli işlevi ispat açısından kendisini gösterir. Buna göre, bir kambiyo senediyle borç altına giren kimse, borçlu olmadığını iddia ediyor ise bu hususu  ispat etmekle yükümlüdür. Bu nedenle ilke olarak kambiyo senedi uyarınca açılan menfi tespit davasında ispat külfeti davacı borçluya düşer. <br>\t3.\tBono, bağımsız borç ikrarını içeren bir senettir. Bu nedenle bir illete bağlı olması gerekmez ve kural olarak ispat yükü senedin bedelsiz olduğunu ileri süren tarafa aittir. Ancak, senette borcun nedeni “mal” ya da “nakit” olarak belirtilmişse, davacının yazılı borç sebebine dayanmaya hakkı olacağından, ispat yükü bunun aksini ileri süren tarafa ait olacaktır (HMK m. 191/1, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) m. 6). Eğer taraflardan dan biri senet metninde yazılı kaydın doğru olmadığını söylüyorsa, buna senedin talili denmektedir. Bu anlamda talil senet metninde açıklanan düzenleme (ihdas) nedenine aykırı beyanda bulunma anlamına gelmektedir ve bu hâlde ispat yükünün kaydın aksini iddia edene ait olacağında kuşku bulunmamaktadır. Senede dayalı bu iddianın aksinin de yine yazılı belge ile kanıtlanması gerekir. ( Yargıtay HGK'nun 05.02.2019 tarih ve 2017/(19)11-821 E. - 2019/58 K. )<br>\t4.\tToplanan tüm bu deliller ile açıklanan bu hukuki ve maddi vakıalar karşısında; iddianın ileri sürülüş şekline göre ispat yükünün davacı üzerinde bulunmasına karşın davalının aşamalardaki kısmi talili nedeniyle takibe konu senedin 90.000,00-TL'si yönünden ispat yükünün davalıya geçmesine, her iki tarafın üzerine aldığı ispat yükü çerçevesinde davacı tarafından talil edilmeyen miktar için borçlu olunmadığının, davalı tarafın ise talil edilen miktar için alacaklı olduğununun yazılı delil ile ispat edilememiş olmasına, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, hükmün dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, ilk derece mahkemesince verilen kararda bir hukuka aykırılık bulunmamakla, istinaf itirazları yerinde değildir.<br>\tBu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.<br>\tH Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle; <br>\t1-Tarafların istinaf başvurularının Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca AYRI AYRI ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Davacı yönünden istinaf karar harcı olan 615,40TL'den peşin alınan 80,70-TL'nin mahsubu ile bakiye 534,70-TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,<br>\t3-Davalı yönünden istinaf karar harcı olan 6.147,90-TL'den peşin alınan 1.536,97-TL'nin mahsubu ile bakiye 4.610,93-TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,<br>\t4-İstinaf başvurusu nedeniyle tarafların yaptıkları giderlerin kendi üzerlerinde bırakılmasına, <br>\tDosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere 06.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"a3a08227708a6f0f","SID":"8562429d0349793c"}}