{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>11. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2022/1358 <br>KARAR NO\t\t: 2025/335<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 24.06.2022 <br>NUMARASI\t\t: 2021/506 E. 2022/247 K. <br>DAVANIN KONUSU\t: İtirazın İptali<br>KARAR TARİHİ\t: 26.02.2025 <br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 26.02.2025<br>\t<br>\tİzmir 2.Asliye Ticaret Mahkemesinin 31.03.2022 tarih 2021/506 E. 2022/247 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.<br>\tGEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :<br>\tDAVA :Davacı vekili, bankanın Güzelbahçe Şubesi ile ... Ltd. Şti. arasında imzalanan 15.04.2020 tarihli genel kredi sözleşmesine istinaden 1.000.000.-TL kredi kullandığı, ...'in sözleşmeyi müteselsil kefil  olarak imzalandığını, şirketin bankaya 16.03.2021 tarihi itibariyle 324.516.27-TL borcu bulunduğunu, borcun ödenmesi için ihtarname keşide edildiğini, ihtar sonrası alınan haciz kararı ile İzmir 6. İcra Müdürlüğünün 2021/5568 E. sayılı dosyasından takibe başlandığını, davalıların itirazı üzerine takip durduğunu, davalıların itirazlarının iptali ile takibin devamına, %20 icra inkar tazminatına, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılar üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>\tCEVAP : Davalı vekili,  kat ihtarının davalılara tebliğ edilmediğini, bu nedenle muaccel hale gelmiş ve icra edilebilir alacaktan söz etmenin mümkün olmadığını, borcu kabul anlamına gelmemekle birlikte hesap kat ihtarının tebliğ edilememesi halinde işlemiş faiz %5 gider vergisi gibi kalemlerinde istenemeyeceğinin dikkate alınması gerektiğini, borcu kabul etmemek kaydıyla kefil olarak adlandırılan ...'in kefil olduğuna dair bir şerhin de  mevcut olmadığını, ...'in kefalet sözleşmesini el yazısı ile yazmadığını,  bu nedenle sözleşmenin hükümsüz olduğunu,  ihtarnamede 324.516.27-TL talep edilmesine rağmen icra dosyasında asıl alacak kalemi 326.371.42-TL gösterilmiş olmasının yasaya aykırı olduğunu, %42 faiz oranı sözleşmeye aykırı ve fahiş olduğunu,  1.836.24-TL’nin hangi masraf olduğunun belli olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı ile davalı şirket arasında 15/04/2020 tarihli 1.000.000,00-TL limitli kredi çerçeve sözleşmesi imzalandığı, davalı ...'in şirket yetkilisi olarak sözleşmede imzasının bulunduğu, ayrıca 15/04/2020 tarihli, 1.000.000,00-TL üst limitli müteselsil kefalet sözleşmesi imzalandığı, davalı sözleşmenin ... tarafından el yazısı ile doldurulduğu, şirket yetkilisi olması nedeniyle eş rızasının gerekmediği görülmüş, davacı ile davalılar arasında asıl borçlu ve müteselsil kefalet suretiyle kredi sözleşmesinden kaynaklanan borç ilişkisinin hukuka uygun olarak kurulduğunun anlaşıldığı, mahkemece davalının kullanmış olduğu kredi miktarı ve işlemiş faizin tespiti amacıyla dosya bankacılık konusunda uzman bilirkişiye tevdi edildiği,  dosyaya sunulan 02/02/2022 tarihli rapora göre davacı alacağı 271.969,35-TL ticari kredi asıl alacağı, 54.086,89-TL KMH asıl alacağı, 22.120,42-TL işlemiş faiz,  1.106,02-TL  faizin %5 gider vergisi, 1.670,74-TL masraf, 165,50-TL ihtiyati haciz masrafı ve 910,00-TL ihtiyati haciz vekalet ücreti masraf olarak tespit edildiği, davalılar vekilince bilirkişi raporuna karşı hesap kat ihtarının usulüne uygun tebliğ edilmediği, hesap kat ihtarından sonra ödeme için 1 günlük süre verilmesinin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğu, sözleşmede yer alan genel işlem koşullarının davalılar yönünden uygulanmaması gerektiği, bilirkişi incelemesinde hukuki değerlendirmelerde bulunulamayacağı ileri sürülerek yeniden rapor aldırılmasının talep edildiği, mahkemece davalı tarafın cevap dilekçesinde ve bilirkişi raporunda ileri sürdüğü itirazların incelendiği, davacı tarafça düzenlenen hesap kat ihtarlarının davalıların sözleşmede belirtilen adreslerine TK 21/2. Maddesi uyarınca usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş olduğu, davalıların adresten geçici olarak ayrıldıklarının en yakın komşularının beyanı ile tespit edilerek haber kağıdının kapıya yapıştırılmak suretiyle tebliğ evrakının mahalle muhtarına teslimi ile tebliğ yapılabileceği, hesap kat ihtarlarının tebliğine dair itirazların yerinde olmadığının değerlendirildiği, davacı şirketin hesap kat ihtarı sonrasın ödeme için tanıyacağı sürenin süresine ilişkin gerek sözleşmede gerekse yasal uygulamada bir alt sınır bulunmamakta olup davacı bankanın takip öncesi tanıyacağı süre kendisi tarafından belirlenebileceği, kaldı ki dava konusu takip tarihi 24/05/2021 olup hesap kat ihtarının davalılara tebliği tarihin üzerinden yaklaşık 2 aylık bir süre geçmesinden sonra icra takibine geçildiğinin görüldüğü, davalılar ticaret şirketi ve şirket yetkilisi olup basiretli bir tacir olarak hareket etme yükümlülüklerinin bulunmadığı, bu nedenle imzalamış oldukları sözleşmede bulunan genel işlem şartlarının müzakere edilmediğinin ileri sürülemeyeceği,  kaldı ki sözleşmede yer almasa dahi bankacılık hizmeti kapsamında ücret talep etme hakkı bulunmadığı, taraflar arasındaki kredi sözleşmesi ve kefalet sözleşmesi hükümlerinini  incelenmesinde haksız şart niteliğinde bir hüküm bulunmadığı, davalı tarafça da bu yönde somut bir madde hükmü gösterilmediği gözetilerek bu yöndeki itirazların da kabul edilmediği, davalı tarafın bir diğer itirazı bilirkişi tarafından bilirkişi raporunda sunulan bir kısım değerlendirmelerin hukuki nitelikte olduğu hususu olduğu, gerçekten de kimi zaman bilirkişiler hukuki değerlendirme sınırlarını aşarak rapor düzenlemekte ise de somut olayda bankacılık hesaplamaları kapsamında alınan raporda bilirkişinin faiz başlangıç tarihlerinin tespiti, kredi muacceliyeti, sorumluluk gibi hususlarda raporu gerekçelendirmek adına hukuki açıklamalar yapmasında bir sakınca bulunmadığı, zira tarafların rapora karşı itiraz hakkını kullanmaları esnasında raporun dayandığı temel olguların belirli olması tarafların da lehine bir durum olduğunu, bilirkişi tarafından bildirilen kanaat veya hukuki görüş mahkemeyi bağlamamakta, dilerse mahkeme kendi hukuki görüşü çerçevesinde yeni bir hesaplama yapılması isteyebileceği, açıklanan nedenlerle her ne kadar bilirkişi raporunda bilirkişinin bir kısım hukuki görüş açıklamalarında bulunduğu görülmekte ise de bu hususların raporun sıhhatini etkilemediği değerlendirildiğinden yeniden rapor aldırılmadığını, tarafların yargılama sırasında ileri sürdüğü diğer iddia ve savunmalar da dikkate alındığında dosyaya sunulan bilirkişi raporu ile tespit edilen alacak ve faiz hesaplamalarının hükme esas alınabilecek nitelikte oldukları, davalılar vekilinin bir kısım itirazları mevcut ise de yeniden hesaplama yapılmasını gerektirir somut bir hatanın gösterilmediği dikkate alınarak dosyaya sunulan 02/02/2022 tarihli bilirkişi raporunda belirlenen tutarlar hükme esas alınarak davanın kısmen kabulüne karar verildiğini, dava konusu alacak kredi asıl alacağı ve işlemiş faizi ile faizin gider vergisine ve takip masraflarına ilişkin olup davalı tarafça kullanılan kredi miktarı, kredi ödemeleri, masraflar ve bakiye borç miktarı tespit edilebilecek durumdadır. Bu nedenle davalının borçlu olduğu tutarı tespit edebileceği, takibin tümüne itiraz etmesi nedeniyle takibin durduğu, likit nitelikte olan alacağa itiraz edilmiş olmakla kabul edilen alacak miktarının %20'si oranında inkar tazminatına hükmedildiği, ayrıntılı gerekçeleri yukarıda açıklandığı üzere dosyaya sunulan bilirkişi raporu ile tespit edilen asıl alacak, işlemiş faiz, faizin gider vergisi, ihtiyati haciz yargılama giderine ilişkin alacak miktarları üzerinden davanın kısmen kabulüne karar verildiği, kısa kararın 2 nolu fıkrasında inkar tazminatına hükmedildiği, davada iki davalı taraf bulunmasına rağmen sehven \"davalıdan\" ibaresi hükümde yer almış, hüküm her iki davalı aleyhinde kurulmuş olup dosya kapsamına göre inkar tazminatından da her iki davalı sorumlu olduğu, açık yazım hatası niteliğindeki bu hatanın gerekçeli karar yazımı sonrası tashih şerhi ile düzeltilebileceği değerlendirilmiştir. <br>\tMahkemece 18.07.2022 tarihli tashih şerhi ile; davacı vekilinin tashih talebinin kabulü ile; \"a-Mahkememizin 31/03/2022 tarihli 2021/506 Esas 2022/247 Karar sayılı kararının 1 nolu hüküm bendinde yer alan \"davalının\" ibaresinin hüküm metninden çıkartılarak yerine \"davalıların\" ibaresinin eklenmesi, b-Mahkememizin 31/03/2022 tarihli 2021/506 Esas 2022/247 Karar sayılı kararının 2 nolu hüküm bendinde yer alan \"davalıdan\" ibaresinin hüküm metninden çıkartılarak yerine \"davalılardan müştereken ve müteselsilen\" ibaresinin, eklenmesi suretiyle hükmün tashihine karar verilmiştir. <br>\tKarara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.<br>\tİSTİNAF NEDENLERİ : Davacı vekilinin 21.06.2022 ve 30.06.2022 tarihli istinaf başvuru dilekçelerinde; 21.06.2022 tarihinde istinaf başvurusunda bulunduklarını fakat İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 24.06.2022 tarihli ek kararı ile kesin karara ilişkin istinaf başvurusunda bulunulduğundan HMK md. 346/1 gereğince istinaf dilekçesinin reddine karar verildiğini, ancak söz konusu ek kararın  hukuka aykırı olduğunu, 31.03.2022 tarihli kısmen kabul kararının hüküm kısmının 1 no'lu bendinde \"Davanın Kısmen Kabulü ile, davalının İzmir 6. İcra Dairesi'nin 2021/5568 Esas sayılı icra takibine yapmış olduğu itirazlarının kısmen iptali ile toplam 352.028,92-TL üzerinden devamına\" karar verildiğini, ancak hem ... hem de ... Ltd Şti'ye karşı dava açıldığını, fakat gerekçeli kararda \"davalılardan\" denilmesi gerekirken \"davalıdan\" şeklinde hüküm kurulmasının açık bir şekilde hukuka aykırı olduğunu, yine gerekçeli kararın hüküm kısmının 2 no'lu bendinde \"Kabul edilen toplam miktar 352.028,92-TL alacak miktarı likit nitelikte görülmekle alacağın %20'si oranında hesaplanan 70.405,78-TL inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine\" karar verildiğini, burada da her iki davalı yönünden de hüküm kurulması gerekirken yani \"davalılardan\" denilmesi gerekirken \"davalıdan\" şeklinde hüküm kurulmasının da hukuka aykırı olduğunu,  davanın her iki davalıya karşı açıldığını, her iki davalı yönünden davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken; sehven \"davalıdan\" ibaresinin hükümde yer almadığını, fakat hükmün, aslında her iki davalı aleyhine kurulduğunu, dosya kapsamına göre her iki davalının da sorumlu olduğunu, söz konusu hatanın, açık yazım hatası niteliğinde olmakla birlikte gerekçeli kararın hüküm kısmı açık olmayıp tereddüt yarattığını, bu nedenle istinaf incelemesi neticesinde kararın kaldırılmasını talep ettiklerini, davacı  bankanın, dava konusu kredi sözleşmelerinden doğan alacağından davalıların sorumlu olduğunun ispatlandığını, bu hususta herhangi bir tereddüt bulunmadığını, fakat mahkemece davacı alacağının tamamı yönünden davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, nitekim dava dilekçesinde; takibe konu 326.371,42-TL asıl alacak, 23.607,52-TL işlemiş faiz, 1.180,38-TL %5 gider vergisi, 1.836,24-TL masraf, 165,50-TL ihtiyati haciz masrafı, 910,00-TL ihtiyati haciz vekalet ücreti olmak üzere toplam 354.071,06-TL alacağa ilişkin itirazın iptalini talep ettiklerini, fakat hükme esas alınan Bilirkişi Raporu'nda 326.056,24-TL asıl alacak, 22.120,42-TL işlemiş faiz, 1.106,02-TL faizin %5 gider vergisi, 1.670,74-TL masraf, 165,50-TL ihtiyati haciz masrafı, 910,00-TL ihtiyati haciz vekalet ücreti olmak üzere toplam 352.028,92-TL banka alacağının bulunduğunun tespit edildiğini, mahkemece bu hesaplama esas alınarak davanın kabulüne karar verildiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunun kabul edilen tutar yönünden hukuka uygun olduğunu fakat alacağın hesabında hata yapıldığından mahkemece kısmen kabul kısmen ret kararı verildiğini,  mahkemece karar verilirken bilirkişi raporu'ndaki hesap hatası göz önünde bulundurulmadığı, bu sebeple yerel mahkeme kararının, reddedilen 2.042.14-TL yönünden hukuka aykırı olduğunu, zira dosya kapsamındaki hesap özetinden davacı bankanın 326.371,42-TL asıl alacağı bulunduğunun anlaşıldığını, bilirkişi raporu'nda ticari kredi ve KMH asıl alacaklarının eksik belirtildiğini, bu hususun, mahkemece basit hesap hatası olarak re'sen gözetilerek tüm talep miktarı yönünden davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken; yanılgı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, bilirkişi raporu'nda hesaplama yapılırken ticari kredi ve KMH asıl alacak kalemleri eksik hesap edildiğinden; asıl alacağa bağlı faiz ve faize bağlı %5 gider vergisinin de eksik hesaplandığını, yine bilirkişi raporu'nda yer alan hesaplamalarda KMH alacağı bakımından %42 oranında temerrüt faizi uygulanmamış olmasının hukuka aykırı olduğunu, nitekim ihtarname ile %42 oranında temerrüt faizi uygulanacağı ihtar edildiği, bu nedenle toplam faiz alacağının ve faize bağlı %5 gider vergisi de eksik hesaplandığından davacının davalılardan alacağının toplamının eksik hesaplandığını,  istinaf dilekçesinin reddi kararının, istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasını; istinaf başvurusunun kabulü ile her iki davalı yönünden ve tüm talep miktarı yönünden davanın kabulüne karar verilmesini, bu mümkün değilse her iki davalı bakımından hüküm kurulmaması yönünden ve reddedilen 2.042,14-TL yönünden davacı müvekkil lehine bozulması ve yeniden karar verilmek üzere mahkemeye gönderilmesini istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir.<br>\tGEREKÇE : Dava, davalı şirketin asıl borçlusu davalı ...'in ise müteselsil kefili olarak davacı banka ile akdedilen Genel Kredi Sözleşmesine dayalı alacağa yönelik davacı yanca davalılar aleyhine girişilen icra takibine davalıların itirazlarının iptali ve icra inkar tazminatı istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.<br>\tDairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle  sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.\t<br>\tDavacı vekilinin ilk derece mahkemesinin 18.07.2022 tarihli tashih şerhine ilişkin istinaf itirazı incelendiğinde, davacının hükmün tashihini içeren 21.06.2022 tarihli talep dilekçesinin davalıya tebliğ edildiği, 24.06.2022 tarihli mürafa tensip tutanağı ile taraflara mürafa gününün usulüne uygun tebliğ edildiği, davacı vekilinin hazır bulunduğu duruşmada hükmün tashihine karar verildiği görülmekle HMK 304. maddesi uyarınca tahsis şerhinin usule ve kanuna uygun olduğu değerlendirilmiştir.<br>\tÖte yandan, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341. maddesi uyarınca ilk derece mahkemeleri tarafından verilen miktar veya değeri 1.500,00 TL'yi geçmeyen malvarlığına ilişkin kararlar kesin olup, anılan miktar aynı yasanın Ek. 1. maddesi uyarınca 01.01.2022 tarihi itibariyle 8.000,00 TL'dir. Alacağın bir kısmının dava edilmiş olması durumunda kesinlik sınırı alacağın tamamına göre belirlenir. Alacağın tamamının dava edilmiş olması durumunda, kararda asıl talebin kabul edilmeyen bölümünü geçmeyen taraf, istinaf yoluna başvuramaz.<br>\tSomut olayda davacı 354.071,06 TL'nin davalılardan tahsilini talep etmiş, mahkemece 31.03.2022 tarihinde davanın kısmen kabulü ile, davalıların İzmir 6.İcra Dairesi'nin 2021/5568 Esas sayılı icra takibine yapmış olduğu itirazlarının kısmen iptali ile takibin  271.969,35-TL ticari kredi asıl alacağı, 54.086,89-TL KMH asıl alacağı, 22.120,42-TL işlemiş faiz,  1.106,02-TL  faizin %5 gider vergisi, 1.670,74-TL masraf, 165,50-TL ihtiyati haciz masrafı ve 910,00-TL ihtiyati haciz vekalet ücreti olmak üzere toplam 352.028,92-TL üzerinden devamına, fazlasına dair istemin reddine, ticari kredi asıl alacak miktarına takip tarihinden itibaren %42 oranında, KMH asıl alacağına %26,28 oranında temerrüt faizi uygulanmasına, kabul edilen toplam miktar 352.028,92-TL alacak miktarı likit nitelikte görülmekle alacağın %20'si oranında hesaplanan 70.405,78-TL inkar tazminatının davalılardan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş olup, istinafa gelen davacı tarafından reddedilen miktar hüküm tarihi itibariyle HMK 341.maddesi uyarınca istinaf sınırının altında kaldığı anlaşıldığından istinafı kabil olmadığı anlaşılmakla davacı vekilinin istinaf itirazı da yerinde değildir. <br>\tBu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. <br>\tHÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>\t1-Davacının istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Davacı banka harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, yatırmış olduğu istinaf harçlarının kendisine iadesine,<br>\t3-İstinaf başvurusu nedeniyle davacı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>\tDosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere 26.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. \t<br>\t\t\t\t<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"ee44f0d01e13d21d","SID":"9de524d04e64a2ad"}}