{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    20. HUKUK DAİRESİ     <br>Esas-Karar No: 2023/483 - 2025/697<br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20.HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO       : 2023/483 <br>KARAR NO\t: 2025/697                                                           T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                                 K A R A R <br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 10/05/2022<br>NUMARASI\t\t: 2021/67 E.  -  2022/128 K.<br><br><br><br>DAVANIN KONUSU\t: Marka  İle İlgili Kurum Kararlarının İptali, Marka Hükümsüzlüğü<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 10/05/2022 Tarih ve 2021/67 Esas - 2022/128 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ\t: Davacı vekili,  müvekkilinin tanınmış “...” markalarının sahibi olduğunu, aynı zamanda “...” esas unsurlu markalarının ve ayrıca yine bu ibareyi içerir tasarımlarının da bulunduğunu, müvekkili markalarının tanınmış marka statüsünde bulunduğu, müvekkiline ait “...” ibareli markaların reklam faturaları, reklam görselleri, satış faturaları ve gümrük çıkış beyannamelerinden açıkça anlaşılacağı üzere tüketiciler nezdinde tanınmış olduğunu,  dava konusu 2019/111198 sayılı ve “...” ibareli markanın müvekkili markaları ile benzer olduğunu, taraf markalarının 30. Sınıf malları kapsadığını, “...” ibaresinin davalının çatı markası olduğunu, bu nedenle değerlendirme dikkate alınamayacağını, taraf markalarının ilgili tüketiciler nezdinde karıştırılabilecek kadar benzerlik taşıdığını, yargı kararlarıyla somut ve soyut ayırt edicilik kazanan “...” ibaresinin dava konusu markada da bağımsız ayırt edici rol oynadığını, davaya konu markanın tescilinin müvekkili markasının ayırt ediciliğine zarar vereceğini, başvurunun kötü niyetle yapıldığını ileri sürerek, 2020-M-11104 sayılı YİDK kararı iptali ve 2019/111198 sayılı başvurunun tescili halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davalı ... vekili, verilen Kurum kararının yerinde olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br>Diğer davalı Şirket vekili,  müvekkilinin tanınmış ... mağazalarının sahibi olduğunu, “...” ibareli çok sayıda tescilli markalarının bulunduğunu, müvekkilinin anılan marka üzerine müktesep hak sahibi olduğunu, “...” markalarının tüketiciler nezdinde tanınır hale geldiğini, taraf markaları arasında hiçbir benzerliğin bulunmadığını,  “... ...” ibaresinin, “...” markası altında kullanılan bir tamlama olduğunu, bu tamlamada “...” ibaresinin tek başına ele alınamayacağını, anılan ibarenin anlam kazanması için bütün olarak algılanması gerektiğini, markaların bütün olarak hiçbir benzerlik taşımadıklarını savunarak, davanın reddini istemiştir. <br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, dava konusu başvuru kapsamında yer alan 30. Sınıf gıda ürünlerinin tamamının, davacı yanın önceki tarihli markaları kapsamında yer alan mallar ile aynı – aynı türdeki gıda ürünleri olduğu, bu haliyle taraf markalarının benzer tüketici kitlelerine hitap eden, doğrudan rekabet ilişkisi içerisinde olan, birbirleri yerine ikame edilebilir, satış, sunum ve dağıtım kanalları ortak, benzer ihtiyaçlara yönelik emtiaları kapsadıkları, taraf markalarındaki ortak unsur olan “...” ibaresinin, davacı markasında esaslı unsur olmakla birlikte davalı markasında esaslı unsurun yanında tali slogan olarak kaldığı, ... ibaresinin her iki marka içerisindeki kullanım biçimi ve bunun neticesinde yarattıkları nihai algılar itibariyle markalarda benzerliğe yol açmayacağı, ... ibaresinin ayırt edici vasfı yüksek, özgün, yaratılmış bir kelime olan “...” ibaresi ile birlikte kullanımında, tüketicinin “...” ibaresini markanın asli ayırt edici unsuru olarak algılayacağı ve “... ...” şeklindeki tamlamayı, markanın yardımcı unsuru konumundaki bir sözcük öbeği olarak algılayacağı, uyuşmazlık konusu emtialar açısından, tüketicinin söz konusu iki marka arasında herhangi bir bağlantı kurmayacağı, davacı adına tescilli \"...\" esas ibareli markalar ile davalının \"...\" ibareli markası arasında biçim, renk, grafik unsurlar, düzenleme ve tertip tarzı olarak görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı,iltibas tehlikesinin bulunmaması halinde  6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin (5) numaralı fıkrasının uygulama alanı bulmayacağı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.  <br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı  vekili istinaf başvuru dilekçesinde, dava konusu başvuru ile müvekkilinin tanınmış \"...\" ibareli markaları arasında görsel, işitsel ve kavramsal yönden bütün olarak karıştırılma ihtimalinin bulunduğunu, \"...\" ibaresinin davalının çatı markası olduğunu, başvuruda asli unsur olarak bulunduğu yönündeki mahkeme kabulünün hatalı olduğunu, \"...\" ibaresi de gıda malları yönünden tanımlayıcı nitelik taşıdığından dava konusu başvuruda koruma altına alınmak istenen asli unsurun \"...\" ibaresi olduğunu, bu durumda karşılaştırılan markalar arasında asli unsurlarının ortaklığından kaynaklanan benzerlik bulunduğunu, markaların tescil edilmek istendiği emtia sınıfı ve hitap ettikleri tüketici kitlesinin de aynı olduğunu, müvekkilinin \"...\" ibareli markalarının tanınmışlığının da iltibası artırıcı bir etki yarattığını, başvurunun kötüniyetle yapıldığını, mahkemece bu konudaki itirazlarının dikkate alınmadığını, davalı şirketin müvekkilinin tanınmış markalarına benzeyen çok sayıda marka başvurusunda bulunduğunu ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br><br>GEREKÇE\t: 1- Dava, marka ile ilgili Kurum kararlarının iptali ile marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tDosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, dava konusu 2019/111198 sayılı \"...\" ibareli marka başvurusu ile davacının itirazına mesnet \"...\" asıl unsurlu markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede SMK'nın 6/1. maddesi anlamında bir benzerlik bulunmadığı, zira “...” markasında \"...\" ibaresinin ön plana çıkarılan asli unsur konumunda yer almadığı, bir bütün olarak dava konusu başvurunun davacı markalarından yeterince ayrıştığı, başvuru konusu marka ile itiraza mesnet markalar arasında karıştırılma ihtimalinin doğmadığı, markalar arasında benzerlik bulunmadığından davacı markalarının tanınmışlığının da sonuca etkili olmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki istinaf itirazlarının esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.<br>\t2-Davacı tarafça, diğer iddiaların yanında, dava konusu başvurunun kötüniyetli olduğu da ileri sürülmüş olup, bu hususta ilk derece mahkemesince olumlu veya olumsuz bir değerlendirme yapılmamış, davacı vekilince de ilk derece mahkemesince değerlendirilmeyen kötüniyet iddiası istinaf sebepleri arasında öne sürülmüştür.<br>\tSMK'nın 6/9. maddesi uyarınca kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir. Tescil başvurusu sırasında kötü niyetin başlı başına bir itiraz sebebi olarak öne sürülebilmesi mümkün olduğu gibi, sonradan aynı nedenle hükümsüzlük davasının açılabilmesi de mümkündür. Yargıtay HGK'nun 16.07.2008 gün ve 2008/11-501 E.-507 K. sayılı kararında da belirtildiği gibi marka hukukunda genel olarak kabul gören anlayışa göre, tescil yoluyla sağlanan marka korumasının amacına aykırı biçimde kötüye kullanılması yoluyla başkasının markasından haksız olarak yararlanmak veya gerçekte kullanılmayıp yedekleme, marka ticareti yapmak amacına ya da şantaja yönelik başvuru ve tesciller kötü niyetli olarak kabul edilmektedir. Kötü niyetin varlığı, her somut olayın özellikleri göz önüne alınarak belirlenmelidir. Yine Yargıtay HGK.'nun 21.09.2005 gün ve 2005/11-501 E.-507 K. sayılı kararında da belirtildiği gibi Türk Medeni Kanunu hükümleri uyarınca iyiniyetin asıl, kötüniyetin istisna olması sebebiyle davalının kötüniyetli olduğunun delil ve gerekçelerinin gösterilmesi gerektiğinden davacı, davalının kötüniyeti bulunduğunu kanıtlamalı ve mahkemece de bunun delil ve gerekçesi gösterilmelidir. <br>                       Bu açıklamadan sonra somut olay değerlendirildiğinde, karşılaştırılan markalar arasında SMK'nın 6/1. maddesi anlamında bir benzerlik ve karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı mahkemece isabetli şekilde belirlenmiştir. Kaldı ki sırf benzer marka başvurusunda bulunulması kötüniyeti göstermediği gibi bunun dışında da davacının, dava konusu başvurunun tescille sağlanan marka korumasının amacına aykırı biçimde kötüye kullanılması yoluyla başkasının markasından haksız olarak yararlanmak veya gerçekte kullanılmayıp yedekleme, marka ticareti yapmak amacına ya da şantaja yönelik olduğunu ispat edemediği kanaatine varılmıştır.<br>HMK'nın 353/1-b-2. maddesinde, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse \"düzelterek yeniden esas hakkında\" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, Dairemizce davacı vekilinin istinaf başvurusunun, ilk derece mahkemesi hükmünün gerekçesine yönelik olarak kabulü ile HMK.'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.<br>         <br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair istinaf itirazlarının, HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 10/05/2022 gün ve 2021/67 Esas - 2022/128 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,<br>\t3-Davanın yukarıda açıklanan gerekçelerle REDDİNE,<br>4-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu karar ve ilam harcından, peşin harç olarak alınan 80,70-TL harçtan mahsubu ile bakiye 534,70-TL karar ve ilam harcının davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,<br>5-Davalılar kendilerini vekille temsil ettirmiş olduğundan ve istinafa gelen aleyhine karar verilemeyeceğinden, ilk derece mahkemesinin karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre belirlenen 7.375,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, \t<br>6-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,<br>7-Davalılar tarafından yapılan bir yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,<br>8-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333),<br>9-Davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 80,70-TL istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,<br>10-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,  <br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 10/04/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. <br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 16/04/2025\t\t<br><br>Başkan<br><br> <br><br>Üye<br><br> <br><br>Üye<br><br> <br><br>Katip<br><br> <br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br>Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"90418951f2ca5461","SID":"ef5d3805beeba265"}}