{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>9.HUKUK DAİRESİ <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br>ESAS NO: 2023/2098 <br>KARAR NO: 2025/418<br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>KARAR TARİHİ: 22/11/2018<br>NUMARASI: 2000/1477 Esas - 2018/1152 Karar<br>DAVA: Tasarrufun İptali (İİK 277 Ve Devamı)<br>KARAR TARİHİ: 06/03/2025<br>Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;     <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:  Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili banka alacağının tahsili için  davalı ... aleyhine İstanbul ... İcra Dairesinin ... E. ve ... E. sayılı dosyasından, davalı ... aleyhine İstanbul ... İcra Dairesinin ... E. sayılı dosyasından,  davalı ... aleyhine İstanbul ... İcra Dairesinin  ... E. sayılı dosyasından, davalı ... aleyhine  İstanbul ... İcra Dairesinin ... E. sayılı dosyasından yapılan takiplerin semeresiz kaldığını, buna göre banka tarafından adı geçenlere kullandırılan kredi miktarının 20.600.000,00 USD ve 3.555.810,00 TL olmasına rağmen alacağın büyük bir kısmının tahsil edilemediğini ve borçluların mal varlığının olmadığını, kredilerin böylesine teminatsız olmasının sebebinin davalıların müvekkili bankanın eski sahibi ve yöneticisi olan ...'in yakını olmasından ve bankalar Kanununa aykırı kredi kullandırılmasından kaynaklandığını, davalı ...'in ...'in yengesi, ...'nin eniştesi, ...'ın da ...'in kayınbiladeri, ...'in ise yanında çalışan personel olduğunu, bankanın eski yöneticileri aleyhine Beyoğlu 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 1998/353 E. ve 1998/317 E. sayılı dosyalarında görülen ceza davalarının bulunduğunu, davalıların ... A.Ş'nin hissedarı olup adı geçen şirkete haciz ihbarnamesi gönderilmiş ise de doğmuş herhangi hak ve alacaklarının bulunmadığının bildirildiğini, davalı borçluların ... A.Ş'nin hisselerini 14.08.1998 tarihinde 110 milyon USD bedelle devir aldıklarını, ... A.Ş'nin 03.12.1999 tarihli genel kurul toplantısında sermayesinin 670 milyar (eski TL) den 2.5 trilyon TL'ye çıkarıldığını, söz konusu sermaye arttırımının tamamının şirkette evvelce hisse sahibi olmayan davalılar ..., ..., ..., ... ve ... tarafından taahhüt edildiğini, davalı borçluların arttırım öncesindeki pay miktarının 134'er milyar olup (yeni TL ile 134.000,00 TL) sermaye arttırımı sonrasında ortaya çıkan payların adı geçenler tarafından edinilmesi nedeniyle şirketin %70,20'sinin daha önceden hissedar olmayanlar tarafından edinilmiş olduğunu, hissedarların esas sermayenin arttırılması sırasında ortaya çıkan yeni paylar üzerinde rüçhan hakkına sahip olduklarını, davalı borçlular tarafından şirketin sermaye arttırımı ortaya çıkan yeni paylar için rüçhan hakkını kullanmayarak şirketin gerçek değerinden daha düşük bir değer ile 3. kişilerin eline geçmesi sonucunu doğuran bu  işlemin ivazsız bir tasarruf olduğunu ve İİK. 278. maddesi uyarınca, sermaye arttırımı işlemi yoluyla rüçhan hakkının ivazsız devrine yönelik tasarrufun iptale tabi olduğunu ve bu işlemin müvekkili bankadan mal kaçırmak ve banka alacağının tahsilini imkansız kılmak amacıyla yapıldığını, hisseleri bu şekilde edinen davalıların mal kaçırma amacını bildikleri veya bilmesi gerektiğinin açık olduğunu belirterek İstanbul ... İcra Dairesinin ... E. , ... E. , ... E. , ... E. ve ... E. sayılı dosyalarındaki banka alacağının tahsili teminen davalılardan ..., ..., ... ve ...'in bankadan mal kaçırmak amacıyla ... A.Ş'deki mevcut hisselerinden doğan rüçhan haklarının sermaye arttırımı suretiyle ivazsız olarak davalılardan ..., ..., ..., ... ve ...'na devrine ilişkin tasarrufun iptali ile davalıların hisseleri üzerinde müvekkili bankaya cebri icra yetkisinin tanınmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalılar ..., ..., ... ve ... vekili cevap dilekçesinde özetle; ... A.Ş'nin RTÜK yasasına tabi olduğunu, bu yasa çerçevesinde 1999 yılında bir tebliğ yayımlandığını ve 31.12.1999 tarihine kadar frekans tahsisi yapılacağından ulusal ve mahalli yapan televizyon kuruluşlarının sermayeleri arttırmalarının istendiği, şirket yönetim kurulunun bu mecburiyet karşısında genel kurulu toplantıya çağırdığını ve 1999 yılında yapılan genel kurulda şirket sermayesinin istenen seviyeye çıkarıldığını, sermaye artışı kararına müteakip şirket ortaklarına yapılan apel çağrılarına ortakların olumsuz cevap vermeleri üzerine arttırtılan sermayeye isabet eden hisselerin satışa çıkarıldığı ve 3. şahıs konumunda olan müvekkillerince satın alındığını, müvekkillerinin iyiniyetli olduğunu, 20.12.1999 tarihinden beri şirketin yönetiminin de müvekkillerinin uhdesinde bulunduğunu, şirketin hisselerinin satın alınmasından sonra milyarlarca dolar tutan yatırım ve borç ödemelerinin mevcut olup bu yatırım ve ödemeler nedeniyle bir dönem kapanma durumuna gelen şirketin ulusal televizyon kanalları arasında 6. sıraya yükseltildiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir. Müdahiller ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... (ölü) mirasçıları ..., ..., ..., ..., ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davalılardan ..., ..., ..., ... ve dava dışı ... ile müvekkilleri arasında ... A.Ş'nin hisselerinin 14.08.1998 tarihli hisse devri sözleşmesi ile taksitli suretle satış yapıldığını ve hisselerin bağlı bulunduğu geçici pay ilmühaberlerinin adı geçen alıcılara ciro ile teslim edilerek şirketin yönetiminin fiillen bu kişilere devredildiğini, hisse devir sözleşmesinde dava dışı ...'in kefil olduğunu, ancak hisseleri alan davalılar tarafından satış bedelinin ve sözleşme edimlerinin yerine getirilmemesi nedeniyle mahkememizin 1999/37 E. sayılı dosyasında dava açılarak hisse devrinin iptali ile geçici pay ilmühaberlerinin müvekkiline iadesinin istendiğini ve mahkemece tedbir kararı verildiğini, 1999/37 E. sayılı dava dosyası incelendiğinde tasarrufun iptaline ilişkin iş bu dava açılmadan çok önce haklı sebeplerle hisse devri sözleşmesinin feshedilerek anılan davanın açılmış olduğunun anlaşılacağını, müvekkillerince 1999/37 E. sayılı dosyada açılan davadan elde edilmesi muhtemel hukuki haklarının kullanılamaz hale getirmek amacıyla ve mahkemece verilen tedbir kararını dolaylı yoldan aşmak suretiyle 03.12.1999 tarihli sermaye arttırımına ilişkin genel kurlun yapıldığını ve bu genel kurul kararının iptali için İstanbul 8. ATM'nin 2000/111 E. sayılı dosyasında dava açıldığını, İstanbul 8. ATM'nin 2000/111 E. sayılı dosyasında batıl ve geçersiz sermaye arttırımı suretiyle hasıl olan payların dahi müvekkillerine aidiyeti ve iadesi gerektiğinden huzurdaki bu davanın görülebilirlik şartının bulunmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, \"Davacı tarafından davalılar aleyhine açılan davanın reddine\" karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; maddi ve hukuki olay ile örtüşmeyen, hatalı değerlendirme içeren usul ve yasaya aykırı davanın reddi kararının kaldırılması gerektiğini, İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin E.2013/261 Sayılı dosyasından verilen hatalı tespit ve incelemeye dayalı, temyiz incelemesindeki, kesin hüküm arz etmeyen kararın, davada hükme esas alınmasının  hatalı olduğunu,  yine hükme esas alının Mahkemenin 2002/452 Esas sayılı dosyasında verilen ret kararının Yargıtay 11. Hukuk Dairesi tarafından bozulduğunu, dosyada bilirkişi incelemesine karar verildiğini derdest olduğunu,   hisselerin devam eden devir sürecinde, nam-ı müstear müessesinden hareketle ... hesabına hareket eden davalı/... Grubu hissedarlarca (birbiri peşi sıra gerçekleştirilen işlemlerle) mal varlıksal değer ihtiva eden rüçhan hakkı kullanılmayarak ya da basiretli bir tacirden beklenilmeyecek şekilde ivazsız olarak önce sermaye artışına ilişkin 03.12.1999 tarihli Genel Kurul ile hisselerin ... Grubu adına hareket eden diğer davalılar tarafından değerinin çok altında edinilmesi, hemen akabinde de tüm bu hissedarlarca nihai amacın gerçekleşmesine yönelik olarak 1712.1999 ve 20.12.1999 tarihlerinde imzalanan hisse devir sözleşmeleri neticesinde hisselerin ... Grubu tarafından alındığını, mahkemenin 01.03.2018 tarihli ara kararı üzerine, davanın dayanağı teşkil eden hisselerin ... Grubuna devri sonucu ortaya çıkan maddi duruma ilişkin dilekçelerinde yer verilen açıklamalar ve netice-i taleplerinin iddianın değiştirilmesi mahiyetinde olmadığını, ... A.Ş. hisselerinin devir ve temlikine ilişkin olarak nihai amaca yönelik olarak muvazaalı bir biçimde gerçekleştirilen bu hisse devir/temlik ve sermaye arttırımı işlemlerinde, dava dışı ... Grubu hissedarların, hisseleri edinen (dördüncü kişi değil) üçüncü kişi olduğunu, Yargı kararları ile tespit olunan nam-ı müstear durumu ve resmi kayıtlara yansıtılmayan ancak hisselerin ... Grubu kişilerine devri neticesinde gelinen yukarıda açıklanan maddi ve hukuki durum dikkate alındığında, mevcut davalılar ile birlikte hisse devir silsilesinde gerçekte üçüncü şahıs durumunda bulunan ... Grubu hissedarların davaya dahil edilmesi suretiyle davanın bedele dönüştürülmesine ilişkin  talebin (kararda belirtilenin aksine söz konusu bedelin Bankalar/Bankacılık Kanunu hükümleri çerçevesinde açılacak yeni bir davada dışında) iş bu dava talep edilmesi usul ve yasaya uygun olduğunu, ... A.Ş. hisselerini muvazaalı ve dolanlı işlemlerle devralan ... Grubuna dahil gerçek kişiler ..., ..., ..., ... ve ...'nun davaya dahil edilmesi gerektiğini belirterek istinaf yoluna başvurmuştur. Dava, tasarrufun iptali istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.İİK'nın 277 ve izleyen maddelerinde düzenlenen tasarrufun iptali davalarında amaç, borçlunun haciz ya da iflasından önce yaptığı ve aslında geçerli olan bazı tasarrufların geçersiz ya da \"iyiniyet kurallarına aykırılık\" nedeniyle alacaklıya karşı sonuçsuz kalmasını ve dolayısıyla o mal üzerinden cebri icraya devamla alacağın tahsilini sağlamaktır. \tBu tür davaların dinlenebilmesi için  davacının borçludaki alacağının gerçek olması, borçlu hakkındaki icra takibinin kesinleşmiş olması, iptali istenen tasarrufun takip konusu borçtan sonra yapılmış olması ve borçlu hakkında alınmış kesin veya  geçici  aciz belgesinin (İİK'nın 277 md) bulunması gerekir. Bu ön koşulların bulunması halinde ise İİK'nın  278., 279. ve 280. maddelerinde yazılı iptal şartlarının bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır.İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyası incelendiğinde, davacı alacaklı tarafından davalı borçlu ... hakkında  821.810.000.000 TL alacağın tahsili için kredi sözleşmesi, teminat mektubundan kaynaklan takip  başlatıldığı, 19/01/2000 tarihinde düzenlenen haciz tutanağında menkul haczinin yapıldığı anlaşılmaktadır.İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyası incelendiğinde, davacı alacaklı tarafından davalı borçlu ... hakkında 1.436.856.000.00  TL alacağın tahsili için kredi sözleşmesi , teminat mektubundan kaynaklan takip  başlatıldığı, 19/01/2000 tarihinde düzenlenen haciz tutanağında menkul haczinin yapıldığı anlaşılmaktadır. İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyası incelendiğinde, davacı alacaklı tarafından davalı borçlu ... hakkında 2.599.884.000.000  TL alacağın tahsili için kredi sözleşmesi , teminat mektubundan kaynaklan takip  başlatıldığı, 13/07/1999 tarihinde düzenlenen haciz tutanağında menkul haczinin yapıldığı anlaşılmaktadır. İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyası incelendiğinde, davacı alacaklı tarafından davalı borçlu ... hakkında 2.533.404.000.000 TL alacağın tahsili için kredi sözleşmesinden kaynaklan takip  başlatıldığı anlaşılmaktadır.İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyası incelendiğinde, davacı alacaklı tarafından davalı borçlu ... hakkında 2.250.800.000.000 TL alacağın tahsili için kredi sözleşmesinden kaynaklan takip  başlatıldığı, 18/01/2000 tarihinde düzenlenen haciz tutanağında menkul haczinin yapıldığı, başkaca hacze kabil mal bulunmadığının belirtildiği anlaşılmaktadır. Tasarrufun iptaline konu işlemin ... A.Ş'nin 03/12/1999 tarihli genel kurul toplantısında sermayesinin 670 milyar (eski TL) den 2.5 trilyon ( eski) TL'ye çıkarılmasına ilişkin sermaye arttırımında yeni payları almada rüçhan hakkına sahip olan davalı borçluların  (14/08/1998 tarihli hisse devir sözleşmesi ile ... A.Ş'nin hissedarı oldukları) rüçhan haklarını kullanmamasına ilişkindir. ... Ticaret A.Ş.'nin  03/012/1999 tarihli genel kurul kararı ile ; ... Yayıncılığı Ticaret A.Ş.'nin 670.000.000.000  Eski TL olan sermayesi, RTÜK tarafından belirlenen asgari sermayeye ulaşmak için 03.12.1999 tarihli genel kurul toplantısında 2,5 trilyon (eski) TL'ye çıkarılmış ve mevcut ortaklar ..., ..., ..., ... ve ..., 134.000.000.000,-TL lık paylarına ilişkin rüçhan haklarını kullanmayarak, ..., ..., ..., ... ve ...'nun her biri tarafından ortaklığa 366.000.000.000.-TL'lik sermaye payı ödemesi suretiyle yeni pay sahipleri olarak katılmışlardır.Bir anonim şirketin esas sermayenin artırılmasına ilişkin genel kurul kararında aksine bir kayıt bulunmadıkça, pay sahiplerinden her biri yeni çıkarılan paylardan şirket sermayesindeki payı ile orantılı olmak üzere alma (bedelli veya bedelsiz) hakkına sahiptir. ( TTK m. 394 /cüm.I). Diğer bir deyişle, sermaye artırımı halinde çıkarılan yeni hisse senetlerini satın alma bakımından üçüncü kişilere nazaran mevcut pay sahiplerinin bir öncelik (rüçhan) hakkı bulunmaktadır. Pay sahibi rüçhan hakkını kullanıp hisse senedini aldığı takdirde, ancak o zaman o hissenin sahibi olur ve o hisse senedi pay sahibinin şahsî mal varlığına dâhil olur. Pay sahibi, sermaye artışı halinde çıkarılan hisse senetlerini almak zorunda olmayıp, sadece rüçhanlı olarak alabilme hakkını haizdir. Pay sahibi, rüçhanlı olarak hisse senedini alabilme hakkını kullanıp kullanmamakta serbesttir. Pay sahibinin kanunun kendisine tanıdığı böyle bir imkânı kullanmamış olması, kural olarak mal varlığı üzerinde alacaklıları aleyhine tasarruf işlemde bulunduğu anlamına gelmez. ... Ticaret A.Ş.'nin  03.02.1999 tarihili  genel kurul kararı ile hissedarı olan davalılar ..., ...'nun hisselerini  20/12/1999 tarihli hisse devir sözleşmesiyle 10.000.000,00 USD bedelle ..., ..., ..., ... ve ...'e devredilmiştir. Eldeki dava 09/02/2000 tarihinde açılmıştır. Bu durumda tasarrufun iptali istenen hisselerin dava tarihinden önce devir edildiği yargılama sırasında yapılmış bir devir olmadığı anlaşıldığından mahkemece davaya dahil edilmeden davanın nakden tazminat yönünden devam edilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır.  Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, kararın gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre; 03.12.1999 tarihli sermaye artışına ilişkin genel kurulun 08/09/1999 tarihli RTÜK kararı gereği yasal bir zorunluluk olarak gerçekleştirilmiş olduğu,  arttırtılan sermaye miktarının bu paylara iktisap eden yeni ortaklarca (davalılar ..., ..., ..., ..., ...) ödenmiş olduğu, ... Ticaret A.Ş.'nin  1999 yılına ilişkin defter ve kayıtlar ile bilançosun yapılan araştırmalara rağmen bulunamadığı nedenle şirketin iç kaynaklarının veya değerleme fonunun sermaye artışı için yeterli olup olmadığının tespit edilemediği, bu doğrultuda genel kurulda yapılan sermaye artışı sonucu oluşan yeni paylar üzerinde davalı borçlu hissedarların rüçhan hakkını kullanmamaları yönündeki eylemlerinin muvazaalı olduğu ispatlanamamış olduğu anlaşıldığından İlk Derece Mahkemesince açılanan gerekçeyle davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır. Bu nedenlerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. <br>KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:1-Davacı vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca  ESASTAN REDDİNE,2-Davacı harçtan muaf olduğundan bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 5-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan  inceleme sonunda, HMK'nın 361. maddesi uyarınca kararın  tebliğ tarihinden  itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesine hitaben verilecek temyiz dilekçesi ile temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.06/03/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"101064b503cda2cb","SID":"225408f5f4d60186"}}