{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2024/1891 Esas<br>KARAR NO: 2025/487 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br> B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:  İSTANBUL 21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI:  2023/96 Esas -  2024/582 Karar <br>TARİH: 15/10/2024<br>DAVA: Zayi Belgesi Verilmesi<br>KARAR TARİHİ: 20/03/2025<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  Müvekkili şirket tarafından uzun süredir depo ve arşiv binası olarak kullanılan İstanbul, Fatih, Eminönü, ... Mah. ... Sokak No:... adresinde bulunan binada meçhul kişilerce hırsızlık yapıldığını ve bina içinde muhasebeye ilişkin tüm evrakların çalındığı 04.02.2023 tarihinde tespit edildiğini, müvekkili şirketin ticari defterleri, diğer bir ifade ile 2012-2019 yılları arasındaki zayi belgesi talep edilen belgelerin ilgili dönemlere ilişkin yasal mevzuata göre tutulması gereken ticari defterleri (Yevmiye Defteri, Defteri Kebir, Envanter Defteri vs) müvekkili şirketin ticari merkezinde bulunması nedeniyle herhangi bir kaybı veya zarar görmesi söz konusu olmadığını, 2012-2019 yıllarına ilişkin ticari defter kayıtlarına esas teşkil eden her türlü ticari kayıt ve belgeler, fatura ve irsaliyeler, gider pusulaları, tahsilat Makbuzları, SMM makbuzları, mal ve hizmet alımları faturaları, müvekkili şirket deposunda yapılan hırsızlık neticesinde tamamının çalındığı ve yok  olması nedeniyle zayi olduğunu, Müvekkili şirketin 01.01.2014 yılında e-faturaya, 14.12.2015 yılında e-arşiv faturaya, yine 2015 yılında -deftere geçildiğini,  Çalınan ve zayi olunan belgeler ticari defterlerin muhasebe kayıtlarına esas teşkil eden belgeler olduğunu, müvekkili şirketin 2015 yılında e-arşiv faturaya geçtiği için 2016 yılından sonraki faturalar dijital kaydı bulunduğundan zayi belgesi sadece 2015 yılı sonuna kadar olan faturalar için talep edildiği,  E-irsaliyeye ise 2019 yılında geçildiği için 2019 yılı sonuna kadar olan dönem için zayi belgesi talep edildiği, 2012-2019 yılları arasında kullanılan arşiv gider pusularına ilişkin olduğunu,   Müvekkil şirketin ticari ikametgahı ... Mah. ... cad. No: ... Beşiktaş- İstanbul'dur. Türk Ticaret Kanunun 82/7 maddesi “Bir tacirin saklamakla yükümlü olduğu defterler ve belgeler; yangın, su baskını veya yer sarsıntısı gibi bir afet veya hırsızlık sebebiyle ve kanuni saklama süresi içinde zıyaa uğrarsa tacir ziyaı öğrendiği tarihten itibaren on beş gün içinde ticari işletmesinin bulunduğu yer yetkili mahkemesinden kendisine bir belge verilmesini isteyebilir. Bu dava hasımsız açılır. Mahkeme gerekli gördüğü delillerin toplanmasını da emredebilir.” şeklinde olduğunu,   müvekkili ... Ticaret Ltd. Şti.'ne ait 2012-2019 dönemlerine ilişkin ticari defterlerin dayanağını oluşturan ve ekli listelerde sayıları belirtilen fatura ve irsaliye adeti, mal alım fatura adeti, satın alınan hizmet ve yazar kasa fiş adeti, tahsilat makbuzu adeti, banka dekontları, makbuz karşılığı çek çıkışı, gider pusulaları ve iade faturalarını belgelerinin zayi olduğunun tespiti ile bu belgeler hakkında “Zayi Belgesi” verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi  15/10/2024 tarih ve 2023/96 Esas -  2024/582 Karar  sayılı kararında; \"Yapılan yargılama, toplanılan deliller ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; dava, 6102 Sayılı TTK' nun 82. Maddesi uyarınca zayi belgesi verilmesi istemine ilişkindir. Davacı yana zayi olduğunun tespitini talep ettiği belgeleri açık bir şekilde seri numaraları ve tarihleri ile birlikte açık bir şekilde belirtmek, talep sonucunu tam olarak açıklamak ve zayi olduğunu beyan ettiği faturaları ve tüm belgelerin basıldığı matbaaları bildirmek üzere mahkememiz tarafından kesin süre verildiği görülmüştür.Mahkememizce resen görevlendirilen Mali Müşavir ... tarafından hazırlanan 04/07/2024  tarihli bilirkişi raporunda özetle; \"...1. Dosyada mübrez davacı tarafından tablolar halinde ibraz edilmiş klasör içeriğinde ki incelenen evrakların 6102 sayılı TTK 82/7 m. anlamında talebe konu belgelerin her biri hakkında değerlendirmelerin yapılmış olup, davacı iddiasının değerlendirilmesi ile ve zayii belgesi verilmesi istenen evrakların tamamının 2019 yılı hariç olmak üzere — V.U.K. gereğince saklama sürelerinin dolmuş olduğu ve V.U.K. açısından zayii belgesi verilmesine gerek olmayacağı, 2. TIK açısından ise zaman aşımının 10 yıl olduğu ve/veya diğer belgelerde (örneğin yardımcı belgeler, tahsilat makbuzu, banka kayıtları, makbuz karşılığı çek çıkış kayıtları vs. Gibi belgelere zayi belgesi verilemeyeceği, çünkü kaybolduğu belirtilen tahsilat makbuzu ve/veya banka kaydı veya çek giriş çıkış kaydı ile ilgili davacı tarafın hasmı tarafından bir dava açıldığında, davacının bu ödemeleri yine yardımcı kayıtları ile ispat etmesi gerekeceği ve mahkemizden alacağı zayi belgesi ile yine mahkemelerde aleyhine açılacak alacak davaları nedeniyle zayi belgesi ile berat edemeyeceği, borçlu olmadığını yine diğer yardımcı belgelerle kanıtlaması gerekeceği, Yine TTK açısından davacının talep ettiği sevk irsaliyeleri, gider pusulası, fiziki faturalar için Ticari defter ve belgeleri bir mücbir sebep sonucu zayi olan tarafın zayi belgesi almamasının durumunda özellikle ispat hukuku açısından önemli sonuçlar doğuracağı, ancak davacının zayi belgesi istediği bu belgeleri yevmiye defterine kayıt zorunluluğu bulunduğu, talep edildiği anda, bu belgeleri zayi olmayan yevmiye, kebir defteri ve vergi dairesine beyan ettiği tahakkuk makbuzları ile ispat külfetini yerine getirebileceği mütalaa edildiğinden TTK açısından da zayi belgesi verilemeceği...\"yönünde kanaat bildirildiği görülmüştür. Bilirkişi raporu davacıya tebliğ edilmiş; rapora karşı davacının itirazda bulunduğu görülmüştür. TTK 82/7. Maddesi uyarınca; \"Bir tacirin saklamakla yükümlü olduğu defterler ve belgeler; yangın, su baskını veya yer sarsıntısı gibi bir afet veya hırsızlık sebebiyle ve kanuni saklama süresi içinde zıyaa uğrarsa tacir zıyaı öğrendiği tarihten itibaren otuz gün içinde ticari işletmesinin bulunduğu yer yetkili mahkemesinden kendisine bir belge verilmesini isteyebilir. Bu dava hasımsız açılır. Mahkeme gerekli gördüğü delillerin toplanmasını da emredebilir.\" hükmü amirdir. Somut olayda davacı ticari defter ve kayıtlarının 04.02.2023 tarihinde hırsızlandığını beyan etmiş olmakla işbu davayı ikame etmiştir. Tacirin basiretli bir tacir gibi davranma yükümlülüğü bulunması, ticari defter ve kayıtlarının yıl sonunda kapanış onaylarının yaptırılması gerektiği, bu nedenle tacirin hırsızlık eylemi neticesinde defterlerinin zayii olduğunu hırsızlığın üzerinden yıllar geçtikten sonra fark etmesi gerek hayatın olağan akışına gerekse de tacir olmanın getirdiği yükümlülüklere uygun olmadığı, alınan bilirkişi raporuna göre de 2019 yılı hariç dönem için artık belge saklama yükümlülüğünün bulunmadığı, 2019 yılı içinse gerekli kayıtların tutulmamış olduğu anlaşıldığından davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.\"gerekçesi ile, ''Davacının davasının REDDİNE,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;  dava dilekçesinden de anlaşılacağını, zayi belgesi verilmesi istenilen evrağın, müvekkili şirket tarafından uzun süredir depo ve arşiv binası olarak kullanılan yanda resmi bulunan İstanbul, Fatih, Eminönü, ... Mah. ... Sokak No:... adresindeki eski ve tarihi bina içinde bulunan ve dava dilekçesinde belirtilen muhasebe evrakları olduğunu, Olayın basit bir hırsızlık olayı olmadığını; dava dilekçesi ekinde belirtilen emniyet başvuru dilekçesinde  belirtildiği üzere, arşiv olarak kullanılan ve sadece ihtiyaç durulduğu zaman kullanılan deponun dış kapı kilidi, faili meçhul kişilerce kırılarak içeriye  girildiğini ve depo kilidi değiştirilerek içerisinin tamamen boşaltıldığını; olay hırsızlık amacından çok depoya \"çökme, el koyma\" \"işgal etme\" amacına yönelik olduğunu; mahkeme kararında belirtildiği gibi  olayın ticari defter ve kayıtlarının yıl sonunda kapanış onaylarının yaptırılması, tacirin hırsızlık eylemi neticesinde defterlerinin zayii olduğunu hırsızlığın üzerinden yıllar geçtikten sonra fark etmesi gerek hayatın olağan akışına gerekse de tacir olmanın getirdiği yükümlülüklere uygun olup olmaması ile bir ilgisi yoktur. Her şeyden önce uyuşmazlık konusu,  Mahkeme kararında belirtilen şekilde hırsızlığın olaydan yıllar sonra fark edilmesi, ticari defter kayıtlarının yıl sonunda kapanış onaylarının yaptırılması, tacirin hırsızlık  eylemi neticesinde defterlerinin zayii olduğunu hırsızlığın üzerinden yıllar geçtikten sonra fark etmesi söz konusu olmadığını; ayrıca kararda belirtilen şeklide 2019 yılı için gerekli kayıtların tutulmamış olduğuna dair iddianın da doğru olmadığını, Dava dilekçesine ekli bulunan ve olay sonrası şirket yetkilisi tarafından  Emniyet yetkililerine yapılan  04.02.2023 tarihli başvuruda, \"...2.2.2023 günü saat 9.30'da muhasebe müdürü ...beni telefonla aradı ve bana arşiv depomuza hırsız girdiğini, dış kapı kilidini değiştirdiklerini, söyledi, ben hemen olayı öğrendim daha sonra olay alakalı olarak gerekli yerlere bilgi verdim, muhasebe müdürü aynı gün depo içinde hangi evrakların çalındığını söyledi, bahse konu evrakları ekte tarafınıza ibraz ediyorum. En son bugün, yani 4.2.2023 günü saat 15.00 sıralarında depoya geldim daha sonra  polis ekipleri ve olay yeri inceleme inceleme ekipleri depoda gerekli çalışmaları yaptılar, ardından ben de ifade vermek işçin polis merkezine geldim. .. çalınan evrakların içerisinde ekte sunduğumuz 2012-2019 yılları  arasında kullanılmış olan gider pusulaları, sevk irsaliyeleri, toptan satış, perakende satış faturaları, tahsilat makbuzları, alınan SMM makbuzları, mal ve hizmet alım faturaları, ödeme makbuzları, alım irsaliyeleri, 2012-2017 yılları arası ithalat maliyet dosyaları, çek, senet çıkış bordroları, personel ücret tahakkukları, yazar kasa fişleri listeleri ekte tarafınıza sunuyorum Depomuza girerek bizi mağdur eden faili meçhul şahıs veya şahıslardan davacı ve şikâyetçiyiz. Depo içirisinde ayrıca bir zarar yoktur.\" Dava dilekçesinde ayrıntılı olarak belirtildiğini, müvekkili şirketin 01.01.2014 yılında e-faturaya, 14.12.2015 yılında e-arşiv faturaya, yine 2015 yılında  e-deftere geçtiğini; müvekkili şirketin 2015 yılında e-arşiv faturaya geçtiği için 2016 yılından sonraki faturaların dijital kaydı bulunduğundan zayi belgesi sadece; 2015 yılı sonuna kadar olan faturalar için, e-irsaliyeye ise 2019 yılında geçildiği için 2019 yılı sonuna kadar olan dönem irsaliyeleri için zayi belgesi talep edilmekte olduğunu; yine 2012-2019 yılları arasında kullanılan arşiv gider pusulalarına ilişkin zayi belgesi talep edildiğini; dolayısıyla müvekkilin ticari defterleri zayi olmadığı gibi açılış kapanış tasdikleri açısından da bir sorunu yoktur. Zayi belgesi sadece yukarıda belirtilen yağma-hırsızlık olayı sonucu kayıp olan 2019 yılı sonuna kadar olan döneme ilişkin muhasebe kayıtlarına esas teşkil eden bir kısım belgelere ilişkin olduğunu, Bilirkişi raporunda yapılan tespitlerin Mahkeme kararında belirtilen ret gerekçesi ile bir ilgisi yoktur. Bilirkişi raporunda; \"\"zayii belgesi verilmesi istenen evrakların tamamının 2019 yılı hariç olmak üzere V.U.K. gereğince saklama sürelerinin dolmuş olduğu ve V.U.K. açısından zayii belgesi verilmesine gerek olmayacağı, TTK açısından ise zaman aşımının 10 yıl olduğu.. Zayi belgesi talep edilen belgelere ilişkin olarak zayi belgesi verilemeyeceği, çünkü kaybolduğu belirtilen tahsilat makbuzu ve/veya banka kaydı veya çek giriş çıkış kaydı ile ilgili davacı tarafın hasmı tarafından bir dava açıldığında, davacının bu ödemeleri yine yardımcı kayıtları ile ispat etmesi gerekeceği... davacının zayi belgesi istediği bu belgeleri yevmiye defterine kayıt zorunluluğu bulunduğu, talep edildiği anda, bu belgeleri zayi olmayan yevmiye, kebir defteri ve vergi dairesine beyan ettiği tahakkuk makbuzları ile ispat külfetini yerine getirebileceği mütalaa edildiğinden TTK açısından da zayi belgesi verilemeyeceğini belirttiğini; mahkemeye sunulan bilirkişi raporu  eksik ve hatalı değerlendirmeler içerdiğini;  Bilirkişi raporuna yapılan itirazlarımız dikkate alınmadan ve  ek rapor alınması talebimiz ret edilerek hüküm kurulması mahkeme kararının eksik incelemeye dayandığını  göstermekte olduğunu, Vergi Usul Kanunu’nun  253. Maddesi uyarınca  Mükellefler  defter ve  vesikalarını  5 yıl süre ile muhafaza etmek mecburiyetindedirler. Vergi Usul Kanunu’nun 114. Maddesi kapsamında zaman aşımı süresinin 5 yıl olduğunu; dolayısıyla 5 yıllık zaman aşımı süresince defter kayıtlarına esas teşkil edecek olan  vesikaların  Vergi idaresine  talep edilmesi halinde ibraz edilmesi kanunen zorunlu olduğunu ancak işletmenin aktifine kayıtlı bulunan demirbaş, makine, bina gibi amortismana tabi iktisadi kıymetlerin  aktife kaydı ile ilgili fatura ve benzeri vesikalar için  herhangi bir zaman aşımı süresi bulunmadığını; bu çerçevede mükellefin vergi matrahına amortisman yolu ile etkileyen demirbaşlara ilişkin fatura ve benzeri belgelerin  5 yıllık zaman aşımı süresi geçirilse bile vergi idaresine ibraz edilmesinin zorunlu olduğunu;  2019 dönemi için zaman aşımı 2024 yılı sonunda dolmaktadır. Karar tarihi itibarıyla bu sürenin dolmadığını; Bilirkişi raporunda ve mahkeme kararında bu hususa dikkat edilmediğini, Defter ve belgelerin saklanma süresi 5 yıl olmakla birlikte, bazı durumlarda kayıt ve belgeleri beş yıldan daha uzun sürelerle muhafaza etme gereği bulunduğunu, örneğin; Geçmiş yıl zararları: Bilindiği üzere  Gelir Vergisi Kanunu’nun (GVK) 88’inci maddesine göre, gelirin toplanmasında gelir kaynaklarının bir kısmından hasıl olan zararlar (bazı istisnalarla) diğer kaynakların kazanç ve iratlarından mahsup edilir. Bu mahsup neticesinde kapatılamayan zarar kısmı müteakip yılların gelirinden indirilir. Gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerince zararın gelecek yıllara devri halinde devreden bu zararların mahsup edilebildiği yıldan itibaren 5 yıllık zaman aşımı süresi boyunca zararın oluştuğu yıla ilişkin defter ve belgelerin muhafaza edilmesi gerekeceğini, Amortismanlar: Geçmiş yıl zararlarında olduğu gibi, bir gider unsuru olan amortismanların da gider yazıldığı yılda tevsik edilmesi gerekmektedir. Bu nedenle amortismana tabi kıymetin iktisabı ile ilgili belgeler bakımından, 5 yıllık zamanaşımı-saklama süresi, kıymetin tamamen itfa edildiği yılı izleyen takvim yılı başından başlar. Sabit kıymetin amortisman süresi 5 yılsa sabit kıymetin alım faturasının 10 yıl saklanmış olacağını, KDV Mahsup ve İadesi: İlgili olduğu dönemden sonraki yıl içinde katma değer vergisi indirimi ve iadesi söz konusu olması halinde KDV’nin dayanağı olan defter ve belgelerin muhafaza yükümlülüğü beş yıl olmakla beraber istisna veya muafiyet şartlarının ihlali halinde ihlal edildiği yılı izleyen yılın başından itibaren 5 yıl daha saklanması gerekir. Diğer kanunlardaki saklama süreleri: Öte yandan,5510 Sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 86’ıncı maddesinde, işveren ve iş yeri sahipleri, iş yeri defter, kayıt ve belgelerini ilgili olduğu yılı takip eden yılın başından başlamak üzere 10 yıl süreyle, saklamak ve  istenilmesi halinde ibraz etmekle yükümlü tutulmuşlardır. Dolayısıyla, sosyal sigortalar kapsamına giren evrak ve belgeler ile defterlerin 5510 sayılı Kanun uyarınca 10 yıl süreyle muhafaza edilmesi gerekmektedir.Türk Ticaret Kanunu’nda defter ve belgelerin saklanma süresinin 10 yıl olarak belirlendiğini; açılabilecek ticari davalarda delil olması bakımından defter ve belgelerin varlığının önemli olduğunu; bilirkişi raporu yukarıda belirtilen 5 yılı aşan saklama süreleri dikkate alınmadan tanzim edildiğini, mahkeme kararı da hatalı değerlendirme içeren bilirkişi raporuna dayanılarak verildiğini,  Vergi idaresi veya vergi müfettişi tarafından VUK’nun 134 ve izleyen maddeleri uyarınca talep edilen vesikaların (fatura, gider pusulası, müstahsil makbuzu, serbest meslek makbuzu, irsaliye,  ÖKC fişi gibi kağıt belgelerin) ibraz edilmemesi halinde VUK’nun 359. Maddesi uyarınca mükellef hakkında kaçakçılık suçu çerçevesinde  savcılığa suç duyurusunda bulunmasının mümkün olduğunu; yukarıda  yapılan açıklamalar çerçevesinde  defter ve kayıtlarda yer alan  ve VUK’nu uyarınca   saklanması ve vergi idaresi tarafından talep edilmesi halinde ibraz edilmeyen vesikalar  dolayısıyla   ilgili belgeyi ibraz etmeyen mükellef veya  kanuni temsilcinin cezalandırılması söz konusu olduğunu; yine müvekkili tarafından geçmişte kağıt olarak bastırılan  ... ila ... numaralı sevk irsaliyeleri, ... ila ... numaralı irsaliyeli faturalar, ... ila ... numaralı faturalar boş ve kullanılmadığını; buna göre vergi dairesi tarafından basımı yapıldığı bilinen söz konusu vesikaların vergi idaresi tarafından zamanaşımı süresine bakılmaksızın ibrazının talep edilmesi halinde bu vesikaların ibraz edilmemesi VUK’nun 359. Maddesinde belirtilen suçlar kapsamında  incelemeye de tabi olmasını da gerektirebileceğini; bu nedenle de talep edilen vesikalar  hakkında zayi belgesi verilmesi gerekirken aksine hüküm kurulmasının yasal olmadığını, Müvekkili şirketin  zayi olan belgeleri 2012-2019 yıllarına ilişkin ticari defter kayıtlarına esas teşkil eden ilgili döneme ilişkin fatura ve irsaliyeler, gider pusulaları, tahsilat Makbuzları, SMM makbuzları, mal ve hizmet alımları faturaları olduğunu; dava dilekçesinde belirttiğimiz üzere bu döneme ilişkin  yasal mevzuata göre tutulması gereken ticari defterleri (Yevmiye Defteri, Defteri Kebir, Envanter Defteri vs) müvekkil şirketin ticari merkezinde bulunması nedeniyle herhangi bir kaybı veya zarar görmesi söz konusu olmadığını; talepleri doğrultusunda karar verilmesi gerekirken Mahkemenin davanın reddine karar vermesi usul ve yasaya aykırı olduğunu; bu nedenle Mahkeme kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurmak zorunluluğunun doğduğunu, İleri sürerek, Yukarıda arz edilen ve res'en de dikkate alınacak sebeplerden dolayı istinaf başvurumuzun kabulü ile  usul ve yasaya aykırı İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesinin  2023/96 E., 2024 K. Sayılı 15.10.2024 tarihli kararının   istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasına ve Mahkeme kararının eksik incelemeye dayandığı dikkate alınarak davanın yeniden  görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye iadesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, TTK'nın 82/7. maddesi uyarınca tacirin saklamakla yükümlü olduğu ticari defterine dayanak olan belgelerin zayi olduğuna dair belge verilmesi istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda açıklanan gerekçelerle davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. TTK'nın 82/7. maddesi; \"Bir tacirin saklamakla yükümlü olduğu defterler ve belgeler; yangın, su baskını veya yer sarsıntısı gibi bir afet veya hırsızlık sebebiyle ve kanuni saklama süresi içinde zıyaa uğrarsa tacir zıyaı öğrendiği tarihten itibaren otuz gün içinde ticari işletmesinin bulunduğu yer yetkili mahkemesinden kendisine bir belge verilmesini isteyebilir. Bu dava hasımsız açılır. Mahkeme gerekli gördüğü delillerin toplanmasını da emredebilir.\" şeklinde düzenlenmiştir. TTK'nın 82/1. maddesi uyarınca Tacir, ticari defterlerini, envanterleri, finansal tablo, bilanço ve faaliyet raporlarını, aldığı mektupları (bir ticari işe ait yazışmaları), gönderdiği mektup suretlerini, kayıtlara esas olan belgeleri, sınıflandırılmış şekilde saklamakla yükümlüdür. Saklama süresi on yıl olup sürenin başlangıcı da kanunda belirtilmiştir (TTK m.82/5-6). Defter ve belgelerin saklanması yükümü, gerçek kişi tacirlerde ticaretin terk edilmesinden sonra sürdüğü gibi, tacirin ölümü halinde mirasçılar bakımından da devam eder. Mirasın resmi tasfiyesi veya tüzel kişiliğin sona ermesi durumlarında, defter ve belgeler Sulh Hukuk Mahkemesince saklanır (TTK m.82/8) Yukarıda belirtilen yasal mevzuat dikkate alındığında zayi belgesi talebi çekişmesiz yargı işi olduğundan, HMK'nın 385/2.maddesi uyarınca,  çekişmesiz yargı işlerinde aksine bir hüküm bulunmadıkça resen araştırma ilkesi geçerlidir. Davacı tarafından dava dilekçesinde ve 03/03/2023 tarihli beyan dilekçesinde davacının ticari defterlerinin şirketin merkezinde bulunması sebebiyle zayi olmadığı ve davanın konusu olmadığını, ticari defterlerine dayanak teşkil eden 2012-2019 yılları arasındaki her türlü kayıt ve belgelerin, fatura ve irsaliyelerin, gider pusulalarının, tahsilat makbuzlarının SMM makbuzlarının, mal ve hizmet alımı faturalarının evrakların saklandığı arşiv deposunda hırsızlık yapılması sebebiyle zayi olduğunu iddia etmiş, e-belge tutma yükümlülüğüne geçildiği tarihler de belirtilmek suretiyle hangi yıllara ilişkin belgelerin zayi olduğunun tespit edildiği açıklanmış ve evrak listesi sunulmuştur. Davacı tarafından hırsızlık olayının 02/02/2023 tarihinde öğrenildiği iddia edilmiş ve daha önce öğrenildiğine ilişkin delil bulunmadığı dikkate alındığında iddia edilen öğrenme tarihine göre dava hak düşürücü süre içerisinde açılmıştır. Davacı tarafından ticari defterlere dayanak belgelerinin zayi olduğunun iddia edilmesine,  ticari defterlerin zayi olduğu iddia edilmemesine,  aksine ticari defterlerin zayi olmadığı ve davanın konusu olmadığı belirtilmesine rağmen Mahkemece defterlerin yıl sonu kapanış onaylarının yapılması gerektiğinden hırsızlık olayının aradan uzun zaman geçtikten sonra öğrenilmesinin hayatın olağan akışına ve tacir olmanın gereklerine aykırı olduğu gerekçesi ile reddine karar verilmesi, hırsızlık olayının ne zaman gerçekleştiğine, öğrenme tarihinden çok önce gerçekleştiğine ilişkin dosyada delil olmaması karşısında dosya kapsamı ile uyumlu olmadığı gibi danın hak düşürücü süreden mi esastan mı reddedildiği de anlaşılmamıştır. Yine Mahkemece 2019 yılına kadar olan belgelerin saklama yükümlülüğü bulunmadığı gerekçesi ile reddine karar verilmiş ise de, söz konusu sürenin VUK uyarınca öngörülen incelemeye ibraza ilişkin süre olduğunun gözetilmediği, TTK'da belirtilen saklama süresinin neden uygulanmadığının açıklanmadığı, 2019 yılı için gerekli kayıtların tutulmamış olması ile ne denilmek istenildiğinin anlaşılmadığı, bilirkişi raporunda böyle bir tespitin bulunmadığı, 2019 yılına ilişkin tutulmayan kayıtların zayi belgesi verilmesi ile ilişkisinin açıklanmadığı görülmüştür. Bunun yanında davacı tarafından bildirilen matbaalara yazılan müzekkere cevaplarının beklenmediği, davacının SGK ve Vergi borcunun olup olmadığı, hakkında vergi incelemesinin bulunup bulunmadığı hususlarında da herhangi bir araştırma yapılmadığı, davacı vekilinin bilirkişi raporuna itirazları hususunda ek rapor alınmadığı gibi itirazlarının gerekçeli kararda da değerlendirilmediği ve hüküm kurmaya ve denetime elverişli olmayan bilirkişi raporu dikkate alınmak suretiyle eksik araştırma ve değerlendirmeye göre karar verildiği anlaşılmıştır. Mahkemece yapılacak iş; davacının bildirdiği matbaalara yazılan müzekkere akıbetlerinin sorulması ve cevaplarının dosya arasına alınması, davacının SGK ve Vergi borcu olup olmadığı, hakkında vergi incelemesinin bulunup bulunmadığının ilgili kurumlardan araştırılması, belgelerin söz konusu adreste saklanıp saklanmadığının ve soruşturma akıbetinin araştırılması, akabinde önceki bilirkişiden farklı uzman mali müşavir bilirkişi ve gerekmesi halinde bilişim uzmanı bilirkişi marifeti ile davacının zayi olduğunu iddia ettiği tüm belgelere ilişkin liste ve bilgisayar kayıtları üzerinde yerinde detaylı inceleme yaptırılmak suretiyle dava konusu edilen belgeleri saklamakla yükümlü olup olmadığı, belgelerin zayi olup olmadıkları, yedeklerinin bulunup bulunmadığı, temin edilip edilemeyeceği, TTK'ya göre saklama sürelerinin dolup dolmadığı, davacının tüm iddiaları hususunda rapor alınması ve davacının belgelerini saklamada gerekli dikkate ve özeni gösterip göstermediğinin de değerlendirilmek suretiyle oluşacak sonuca göre karar verilmesidir. Açıklanan nedenlerle, davacının istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 355, 353/1-a6 maddesi uyarınca kaldırılmasına, dosyanın davanın yeniden görülmesi için mahkemesine iadesine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun KABULÜ ile; İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 15/10/2024 tarih ve  2023/96 Esas ve 2024/582 Karar sayılı kararının HMK'nın 355, 353/1-a6 maddeleri maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, dosyanın mahkemesine İADESİNE,2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf talep eden tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine, 4-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 20/03/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-g-ç maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"8c6c384417afbd8f","SID":"719c2a4c07aa6d09"}}