{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ   27. HUKUK DAİRESİ        <br>     Esas No: 2023/150 - Karar No:2025/388<br>                        T.C.<br>                   ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         27. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2023/150 <br>KARAR NO\t: 2025/388<br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R<br><br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t: 03/11/2022<br>NUMARASI\t: 2021/320 E-2022/834 K<br><br><br><br>DAVANIN KONUSU\t: Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br><br>KARAR TARİHİ\t: 09.04.2025<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 09.04.2025\t<br>\t<br>\tDavacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan  alacak istemine ilişkin davada mahkemece verilen karara karşı süresi içinde  davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede;<br>\tGEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: <br>\tDavacı vekili: Taraflar arasındaki uyuşmazlığın, davalı tarafından teklif mektubunda ve sipariş formunda belirtilen özellikleri, miktarı ve vasıfları gösterilen konveyör bantlarının davalı tarafından siparişe uygun olarak üretilerek tesliminden kaynaklandığını ve  hukuki ilişkinin Türk Borçlar Kanununun (TBK) 470 vd. maddelerinde hükme bağlanan eser sözleşmesinden kaynaklandığını, siparişe konu 13 makara halindeki konveyör bantların davalı tarafından üretilerek müvekkiline teslim edildiğini, bunların toplam bedelinin 2.499.889,00 TL olduğu konusunda bir uyuşmazlık bulunmadığını, uyuşmazlığın, davalı tarafından üretilerek teslim edilen 13 makara halindeki konveyör bantların 3 makarasının sipariş ve vasfına uygun olduğu, ancak diğer 10 makaranın ise ayıplı-kusurlu olup, işe yaramaz durumda olduğu noktasında olduğunu, müvekkili şirketin ihtiyacı bulunan 13 makara halindeki konveyör bandın istenilen vasıf ve kalitede ve de amacına uygun olarak Termik Santralde kullanılması amacıyla üretilerek teslimi için davalı tarafından 25.08.2020 tarihinde teklif verildiğini, müvekkili tarafından da bu teklifin kabul edilerek 28.08.2020 tarihinde 2.499.889,00 TL üzerinden sipariş formu ile sipariş edildiğini, sipariş bedeli olan 2,499.889,00TL için davalı tarafından sipariş bedelinin 208.624,00TL tutarında 02.10.2020 tarihli ve 12.10.2020 tarihli 2.291.265,00TL tutarında fatura kesilerek müvekkiline gönderildiğini, buna karşılık Denizbank yoluyla davalının hesabına 16.10.2020 tarihinde 208.624,00 TL ve kalan 2.291.265,00 TL'nin de 21.10.2020 tarihinde olmak üzere davalı şirketin banka hesabına tamamen ödendiğini, davalı tarafından teslime konu malların partiler halinde 02.10.2020 tarihinden başlamak üzere 19.10.2020, 20.10.2020, 21.10.2020, 23.10.2020 ve 28.10.2020 tarihinde olmak üzere toplam 8 adet sevk irsaliyesi ile gönderilerek teslim edildiğini, siparişe konu Konveyör Bantların Çayırhan Termik Santralarının işletme süresi sona erdiğinden Elektrik Üretim A.Ş. Genel Müdürlüğüne (EÜAŞ) teslim edileceği için davalıdan partiler halinde yapılan teslimattan sonra EÜAŞ Genel Müdürlüğüne teslim edildiğini, EÜAŞ’ın Türkiye’de bulunan kendisine ait bütün termik santrallerinde konveyör bantları kullandığı ve ona ait laboratuvar “Akretide Laboratuvar” niteliğinde olduğundan bantların burada yapılan incelemeleri sonucunda 3 makaranın sipariş ve üretime uygun olduğunun buna karşılık 10 makara konveyör bandının sipariş ile vasfına ve teklif formunda taahhüt edilen standardına uygun olmadığının  raporla saptandığını, bunun üzerine derhal davalıya EÜAŞ’ın yaptığı test sonuçları bildirilerek ayıp ihbarında bulunulduğunu, ancak davalının, EÜAŞ tarafından yapılan testlere ve sonucuna itiraz ettiğinden, bu defa davalı yetkilisi ile birlikte Türkiye’de bu konuda en yetkin akredite kuruluş olan Türk Standartları Enstitüsüne (TSE) 12.11.2020 tarihinde Deney Talep Formu ile  başvuruda bulunulup ve 13 makara konveyör bantla ilgili numunelerin TSE’ye teslim edilmiş olduğunu, TSE tarafından verilen numuneler üzerinde yapılan laboratuvar incelemesi ve deneyler sonucunda hazırlanan raporlarda, üç makaranın standardına ve teklif ile siparişe uygun olduğu, ancak 10 makaranın ise, teknik ve sipariş ile boyuna kopma mukavemeti, aşınma direnci ile ilgili TSE standart değerlerini karşılamadığının tespit edildiğini, TSE’ye yaptırılan incelemeler ile ilgili olarak iki fatura halinde toplam 10.647,14TL. ödeme yapılmak zorunda kalındığını, konveyör bantların ayıplı olup olmadığının anlaşılabilmesi için bu konuda muayene ve deneye tabi tutulması gerektiğini, bu deneylerin de aşınma ve mukavemet testleri ile ancak bu konusunda uzman olan ve akredite edilmiş laboratuvarlarda bu testlere tutulmak suretiyle anlaşılabileceğini, yapılan deneyler sonucunda bu konuda akredite olan EÜAŞ ve TSE laboratuvarlarında yapılan muayene ve deneyler ile alınan ve birbirini teyit eden raporlar sonucunda 10 makara halindeki konveyör bantlarının gizli ayıplı olduğunun sabit olduğunu, konveyör bantlardan 10 makaranın ayıplı-kusurlu olduğunun anlaşılması ve sabit olması üzerine davalı firmanın kusurlu-ayıplı olan 10 makara konveyör bantları geri almak kaydı ile ödenen 1.923.341,00 TL’sının iade edilmesi için yapılan bütün görüşmeler ve çabaların boşa çıkması üzerine Ankara 58. Noterliğinden 23.03.2021 tarih ve 07654 yevmiye sayılı ihtarnamenin keşide edilerek sipariş üzerine imal edilerek müvekkiline teslim edilen konveyör bantların bir kısmının TS EN ISO 14890 normunun şartlarını yerine getirmediği, ayıplı olduğu belirtilerek ödenen 1.923.341,00TL’nın iade edilmesinin talep edildiğini, ihtarnamenin davalıya 26.03.2021 tarihinde tebliğ edilmesine rağmen bu talebin yerine getirilmediğini, ihtarname için de 412,37TL masraf ödendiğini, davalının ihtara karşılık İzmir 27. Noterliğinden keşide ettiği 09.04.2021 tarih ve 07148 yevmiye sayılı cevabi ihtarname ile talebin yerine getirilmeyeceğini belirttiğini, başvurulan arabuluculuk görüşmelerinden de sonuç alınamadığını belirterek dava konusu 10 makara halindeki konveyör bantların iade edilmesi kaydı ile, 1.923.341,00TL. mal bedeli,10.647,14TL TSE muayene ve deney masrafı ile 412,37TL noter masrafı olmak üzere toplam 1.934.400,51TL.’nın davalının temerrüde düştüğü 26.03.2021 tarihinden itibaren  avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.\t<br>\t\tDavalı vekili: Taraflar arasında toplam bedeli 2.499.889,00 TL olan \"120 cm- 14 mm.- 3 kat- EP 315-6+2 H- düz bant -Açık- 5560 m ile 100 cm,-16 mm- 4 kat- EP 200-6+4 -H - düz bant- Açık-845m\" konveyör bant satışına ilişkin satış sözleşmesi kurulduğunu, akabinde davacı şirket çalışanı ... tarafından müvekkili şirket çalışanı ... ile 09.11.2020 tarihinde e-mail yolu ile iletişime geçilerek dava konusu mallara ilişkin numune alınıp EÜAŞ laboratuvarlarında test yapıldığını, müvekkili şirketin gönderdiği test sonuçları ile EÜAŞ test sonuçlarının farklı olduğunu ve bu konuda görüş bildirilmesi talebinin iletildiğini, müvekkili şirket çalışanı ... tarafından bantların kalibrasyon sertifikalı makineler ile test edildiği, sözleşmedeki standartları karşıladığı, numune alınırken bıçağın kaydırılması durumunda mukavemet değerlerinde farklılıklar çıkabileceğinin bildirildiğini, davacının Ankara 58. Noterliğinin 23.04.2021 tarihli ihtarnamesi ile dava konusu malların ayıplı olduğu ve satış bedelinin iadesini talep ettiğini, müvekkilinin İzmir 27.Noterliği'nin 09.04.2021 tarihli cevabi ihtarnamesi ile ayıp ihbarının süresi içinde olmadığı ve malların akde uygun teslim edildiğini belirttiğini, müvekkili tarafından ilk ürün teslim tarihinin 02.10.2020 olduğunu, davacı tarafından EÜAŞ test raporlarında talep tarihinin 03.11.2020 olduğunun belirtildiğini, davacının malların ilk tesliminden bir ay sonra incelettirmek için başvuru yaptığını, dolayısıyla davacının hak düşürücü sürelere tabi muayene külfetini yerine getirmediğinden davacının ayıba bağlı haklarının ortadan kalktığını, ihbar sürelerinin teslim tarihinde işlemeye başlayacağını, teslimin partiler halinde yapılmasının ihbar sürelerini değiştirmeyeceğini, davacı şirket çalışanı ... tarafından gönderilen e-mail'in ayıp ihbarı niteliğinde olmadığını, davacı tarafından Ankara 58. Noterliğinin 23.04.2021 tarihli ihtarname ile sözleşmeye konu malların ayıplı olduğunun bildirildiğini, bu ihtarnamenin en son mal tesliminden dahi altı ay sonra keşide edildiğini, tacir olan davacının 8 günlük yasal süre içinde  6102 Sayılı Kanunun 18.maddede düzenlenen şekilde bir bildirimde bulunmadığından ayıba ilişkin hükümlere dayanma hakkı ortadan kalkmakla davanın reddi gerektiğini, müvekkili tarafından akde uygun bir teslimin yapıldığını, taraflar arasında davacının itirazlarına dayanak teşkil eden bir teknik şartname ya da sözleşme maddesi bulunmadığını, müvekkili şirkette yapılan test sonuçları ile yeniden numune alınarak yapılan test sonuçları arasında farklılık bulunmadığını, dava konusu mallara ilişkin olarak test yapılmadan önce numune alma şeklinin önem taşımakta olup davacının sunduğu raporlarda numunelerin ne şekilde alındığının belirsiz ve denetime elverişsiz olduğunu, numunelere ait fotoğraflar incelendiğinde numuneler alınırken kaydırma yapıldığının görüldüğünü, numune bıçaklarının kullanımında gerekli özenin gösterilmemesi halinde değer farklılıklarının ortaya çıkabileceğini, davacı tarafından hatalı olarak alınan numunelere binaen yapılan test sonuçlarının hukuki sonuç doğurmayacağını, müvekkili şirket tarafından alınan numunelerle TÜBİTAK'ta yaptırılan test sonuçlarında  müvekkilinin edimini gereği gibi ifa ettiğinin görüldüğünü, dava konusu mallara ilişkin müvekkili tarafından sunulan test sonuçları ile davacı tarafından yapılan test sonuçları arasında farklılıklar olduğu kabul edilse dahi işbu farklılıkların standart sapma kadar olduğunu ve dava konusu malların niteliğini değiştirmediğinin kabulü gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesin talep etmiştir.<br>\tİlk derece mahkemesince: Davanın eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine yönelik olup, davacının işveren, davalının yüklenici konumunda olduğu, dava dilekçesi, cevap dilekçesi, getirtilen bilgi, belgeler, bilirkişi heyeti raporu, ek raporu ile tüm dosya kapsamı dikkate alındığında; dava yanlar arasında akdedilen 28.08.2020 tarihli sözleşmeden kaynaklanmakta olup davacının, ayıplı olarak teslim edildiği öne sürülen 10 adet konveyör bant bedeli ile muayene ve deney masrafları ile noter giderinin temerrüt tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte davalıdan tahsili için eldeki davayı açtığının anlaşıldığı, davalı vekilinin  yanlar arasında kurulan konveyör bant satışına ilişkin sözleşme uyarınca, davalının piyasa standartlarının üzerinde bir kalitede ve akde uygun ayıpsız şekilde konveyör bantlarını davacıya teslim ettiğini, 8 gün içinde de ayıp ihbarında bulunulmadığını belirterek davanın reddini savunduğu, taraflar arasında eser sözleşmesi imzalandığı ve sözleşme gereği 13 adet makara halindeki konveyör bantların davalı tarafından üretilerek davacıya teslim edildiği, bedelinin davacı tarafından ödendiği konularında anlaşmazlık bulunmadığı, anlaşmazlığın, davalının ürettiği 13 adet konveyör bandından 10 adedinin ayıplı olup olmadığı, ayıplı ise gizli ayıp olup olmadığı, davacının ihbar sürelerine uyup uymadığı, davacının dava tarihi itibariyle ayıplı olduğu iddia edilen ürünler nedeniyle mal bedeli ve masraf alacağının olup olmadığı, varsa miktarı noktalarında toplandığı, mahkemece alınan iki makine mühendisi ve bir sözleşme-hesap bilirkişilerden oluşturulan bilirkişi heyet-ek raporunun usul ve yasa ile dosya kapsamına uygun, yeterli, gerekçeli ve hüküm vermeye elverişli olduğu görülerek hükme esas alındığı, hükme esas alınan bilirkişi heyet raporu-ek raporu, tüm dosya kapsamı ile birlikte değerlendirildiğinde;  davacının davalı yükleniciden imali ile teslimi teslimi istenen 13 makara halindeki konveyör bantların 02.10.2020 tarihinden itibaren olmak üzere parça parça olmak üzere en son 28.10.2020 tarihinde tamamının teslim edildiğinin anlaşıldığı,  EÜAŞ Kimya Laboratuvar İşletme Müdürlüğü tarafından tanzim edilen BL20-43 nolu bant laboratuvarı test raporu tarihinin 06.11.2020 olduğunun görüldüğü, bu bağlamda davacı iş sahibinin dava konusu eserde mevcut gizli ayıbı 06.11.2020 tarihinde öğrendiğinin kabulünün gerekeceği, davalı şirket çalışanı ... tarafından davalı şirket çalışanı ...'ye hitaben 09.11.2020 tarihinde göndermiş olduğu mailde dava konusu konveyör bantlara ilişkin davalının test değerleri ile EÜAŞ tarafından yapılan testlerde farklılık olduğu bildirilmiş olup davalının görüşünün talep edildiği, eser sözleşmeleri kapsamında ayıp bildiriminde bulunulurken ayıbın yüklenicinin anlayabileceği şekilde genel hatları ile belirtilmesi yeterli olup iş sahibinden ayıbın tüm ayrıntılarının detaylandırılmasının beklenmediği, ancak ayıp bildiriminin yüklenicinin değerlendirme yapmasını sağlayacak nitelikte olması ve  ayıbın kapsamını içermesi gerektiği, bununla birlikte ayıp bildiriminde iş sahibinin seçimlik haklarını belirtmesi veya tazminat hakkını saklı tutması zorunlu olmayıp daha sonra bu hakların kullanılmasının mümkün olduğu, bu  bağlamda davacı şirket tarafından davalı şirkete karşı 09.11.2020 tarihinde, süresinde ayıp bildiriminde bulunulduğunun anlaşıldığı, belirtilen nedenlerle davacının ayıplı mal bedeli kapsamında (davacının da talep ettiği üzere) davalıya ödediğini  1.923.341,00 TL’nin iadesini talep edebileceği kanaatine varıldığı, davacı yüklenicinin imalatını ve teslimini üstlendiği 13 adet makaradan ayıplı olduğu tespit edilen 10 adet makaranın bedeli ile birlikte aynı zamanda TSE muayene ve deney masraflarını ve noter masrafını da talep ettiği,  TBK’nun 475.maddesi  uyarınca iş sahibinin genel hükümlere göre tazminat isteme hakkının saklı olduğu, eserde meydana gelen ayıbın eserde zarara yol açtığı gibi iş sahibinin malvarlığında da azalmaya yol açabilmekte olduğu, bu azalmalar ile ayıp arasında bir nedensellik bağı bulunması ve yüklenicinin ayıptan dolayı kusurlu olması gerektiği, yüklenicinin kusurlu olup olmadığı noktasındaki ispat yükünün ise yüklenicide olup yüklenici kusursuzluğunu ispatlamadığı sürece kusurlu kabul edildiği, dosya kapsamında davalı yüklenicinin kusursuzluğunu ortaya koyan herhangi bir bilgi veya belge bulunmadığından yüklenicinin kusurlu olduğunu kabul etmek gerektiği, eserdeki ayıbın ortaya çıkarılması için yapılan muayene masrafları ile  zararının  ayıp nedeniyle ortaya çıktığının anlaşıldığı, belirtilen nedenlerle davacının TSE muayene deney masraflarını isteyebileceği, bu bağlamda muayene bedeli kapsamında dosyaya ibraz edilen iki adet fatura bedeli olan 10.647,14  TL’yi talep edebileceği kanaatine varıldığı, ayrıca davacının davalıya keşide ettiği, 23.03.2021 tarih ve 07654 yevmiye nolu ihtarnamenin (malı iade edeceklerini beyanla bedelin ödenmesi talepli), 07.04.2021 tarihinde davalı tarafa tebliğ edildiği, ancak ihtarnamede ödeme hususunda süre verilmediği, bu nedenle temerrüt tarihinin dava tarihi olarak kabul edilmesi gerekeceği ve bu tarihten itibaren davacının faiz talebinde bulunabileceğinin anlaşıldığı gerekçesiyle, davanın kabulü ile dava konusu 10 makara halindeki konveyör bandının davalıya iade edilmesi kaydıyla  1.923.341,00 TL mal bedeli, 10.647,14 TL masraf olmak üzere toplam 1.933.988,14 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, (ihtarname masrafının yargılama giderlerine dahil edilmesine) karar verilmiştir. <br>\tDavalı vekili istinaf dilekçesinde özetle: Mahkemece bilirkişi reddi  taleplerinin reddine karar verildiğini, delillerinin bilirkişi heyeti tarafından hem kök rapor hem de ek raporun tanzim edilmesi esnasında adeta yok sayıldığını  ve dosyaya sundukları ... marka cihazla yapılan 09.02.2021 tarihli test raporunun  ve  yine sundukları, mahkemece celp edilen Tübitak'tan alınan 20.01.2021 tarihli raporun da bilirkişi heyeti tarafından yok sayıldığını ve  İzmir'de davalı müvekkili şirket nezdinde bulunan ve ihtilaf çıktıktan sonra bizzat davacıdan temin edilen numuneler incelenmediğinden, söz konusu numuneleri ayrıntılı olarak gösterir fotoğraflar ve video kaydını 21.07.2022 tarihli beyan dilekçeleri ekinde sunulmasına rağmen bilirkişi heyeti tarafından söz konusu video ve fotoğraflar incelenmeksizin ek rapor tanzim edildiğini, sundukları delillerin hiçbir şekilde ek raporda yer almadığını, bilirkişi heyeti tarafından yalnızca davacı tarafından sunulan delillerle inceleme yapılarak kök ve ek rapor tanzim edilmesi karşısında, bilirkişi heyetinin tarafsız ve objektiflikten son derece uzak olduğu, yanlı şekilde rapor tanzim ettiği bu durumun bilirkişi heyetinin tarafsızlığına gölge düşürdüğü dikkate alınmaksızın bilirkişi heyetinin reddine dair taleplerinin reddine karar verilmesinin isabetsiz olduğunu, yine heyete alınan üç bilirkişiden birinin hukukçu olduğunu, diğerinin trafik ve hasar bilirkişisi, diğerinin ise makine mühendisi unvanına sahip olduğunu, dava konusu uyuşmazlığın ise kimya sektörlerinden biri olan kauçuk bant imalatından kaynaklandığını, mahal mahkemesince oluşturulan heyetin dava konusu uyuşmazlıkla ilgili yetkin kimselerden oluşmadığını, bu hususta bilgi sahibi olmadıklarının da sunulu raporlardan anlaşıldığını, hükme esas alınan raporu sunan raportörlerin kauçuk ve kimya sektörüyle ilgili uzman alanları tayin ve tespit edilmeden hüküm tesisinin isabetsiz ve doğrudan hukuka aykırı olduğunu, bu durumun bilirkişilerin 6754 Sayılı Kanun kapsamında disiplin soruşturmasına da tabi tutulmasını gerektirmekte olup, bu tarz bir uyuşmazlıkla ilgili olarak Samsun Bilirkişilik Bölge Kurulunca 2020/275 sayılı dosyası üzerinden bilirkişilere uyarma cezası dahi verildiğini, taraflar arasında konveyör bant satışına ilişkin sözleşme kurulduğunu, akabinde davacı şirket çalışanı ...  tarafından müvekkili  şirket çalışanı ...  ile 09.11.2020 tarihinde e-mail yoluyla iletişime geçilerek dava konusu mallara ilişkin olarak numune alınıp EÜAŞ laboratuvarlarında test yapıldığını, müvekkili şirketin gönderdiği test sonuçları ile EÜAŞ test sonuçlarının farklı olduğunu, bu konuda görüş bildirilmesi talebinin iletildiğini, müvekkili  çalışanı ... tarafından; bantların kalibrasyon sertifikalı makinelerle test edildiğini, sözleşmede kararlaştırılan standartları taşıdığını, daha öncesinde de EÜAŞ tarafından yapılan testlerde hata olduğunu, ancak yeniden mukavemet testi yapılınca müvekkili şirketin ürettiği malların standartları taşındığının anlaşıldığını, numune alınırken bıçağın kaydırılması durumunda mukavemet değerlerinde farklılıklar çıkabileceğinin bildirildiğini, davacının Ankara 58. Noterliği'nin 23.04.2021 tarih ve 07654 yevmiye numaralı ihtarnamesiyle sözleşmeye konu malların ayıplı olduğu ve satış bedelinin iadesini talep ettiğini bildirdiğini, müvekkilince İzmir 27. Noterliği'nin 09.04.2021 tarih ve 07148 yevmiye numaralı cevabi ihtarnamesinin ayıp ihbarının süresi içerisinde olmadığı, sözleşme konusu malların akde uygun bir şekilde teslim edildiğinin belirtildiğini, taraflar arasındaki akde konu konveyör bandın, müvekkili tarafından piyasa standartlarının üstünde bir kaliteyle akitle istenen özelliklere ve akde uygun, her türlü ayıptan ari bir şekilde davacıya teslim edilmiş olup, haksız ve hukuka aykırı davanın reddi gerekmekteyken dava konusu konveyör bantların ayıplı olarak teslim edildiğinin kabul edilerek davanın kabulüne karar verilmesinin isabetsiz olduğunu,  mahkemece yazılı gerekçeyle ayıp ihbarının süresinde olduğunun kabul edilmesinin isabetsiz olduğunu, taraflar arasındaki satış sözleşmesi  doğrultusunda davacı yana teslim edilen malların 02.10.2020, 19.10.2020, 20.10.2020, 21.10.2020, 23.10.2020 ve 28.10.2020 tarihlerinde müvekkili tarafından teslim edildiğini, müvekkilinin sözleşmedeki edimini gereği gibi ifa ederek teslim etmiş olup, kabul anlamına gelmemek kaydıyla sözleşme konusu malın ayıplı olduğu düşünülse dahi  yasal süresi içerisinde ayıp bildiriminde bulunulmadığını(6102 Sayılı Kanun 23md.), müvekkili tarafından ilk ürün teslim tarihinin 02.10.2020 olduğunu, davacı tarafından sunulan EUAŞ test raporlarında test talep tarihinin 03.11.2020 olduğunun belirtildiğini, davacının sözleşme konusu malların ilk teslimatlarını aldıktan bir ay sonra incelettirmek için başvuru yaptığını, dolayısıyla hak düşürücü sürelere tabi muayene külfetini yerine getirmeyen davacı alıcının ayıba bağlı haklarının da ortadan kalktığını, ihbar sürelerinin teslim tarihinde işlemeye başladığını, teslimin partiler halinde yapılmasının ihbar sürelerini değiştirmediğini, mahkemece taraflar arasındaki sözleşmenin eser sözleşmesi olarak nitelendirildiğini ve ayıp bildiriminde bulunulurken ayıbın yüklenicinin anlayabileceği şekilde genel hatları ile belirtilmesini yeterli görerek hatalı şekilde ayıp bildirimin süresinde olduğunu ve bildirim şeklinin geçerli olduğu gerekçesiyle davacının müvekkiline ayıp bildiriminin süresinde yaptığına dair kabulünün isabetsiz olduğunu, dosya kapsamındaki mail yazışmaları incelendiğinde, davacı çalışanının dava dışı ... tarafından sözleşmeye konu malın EÜAŞ test  değeriyle  müvekkili şirketin test değerinin farklı olmasından ötürü  müvekkili şirketin görüşlerini bildirmesi talebiyle gönderdiğini, açık ve sarih şekilde ayıp ihbarında bulunmadığının anlaşıldığını, davacı tarafından Ankara 58. Noterliği'nin 23.04.2021 tarihli 07654 yevmiye numaralı ihtarnamesiyle sözleşmeye konu malların ayıplı olduğu ve bedel iadesi talep edildiğinin bildirildiğini, en son mal tesliminden dahi altı ay sonra ihtarname keşide edildiğini, davacının dosyaya ibraz ettiği deliller incelendiğinde, mezkur 07654 yevmiye nolu ihtarnameden önce davacı şirketin elektronik imzasıyla ya da noter kanalıyla yapmış olduğu bir ayıp ihbarının bulunmadığının görüldüğünü,   tacir olan davacının sözleşmeye konu malların tesliminden itibaren sekiz günlük yasal süresi içerisinde ayıp ihbarında bulunmadığını, sonuçta tacir olan davacının sözleşmeye konu mal tesliminden itibaren 8 günlük yasal süresi içinde ayıp ihbarında bulunmadığı ve 6102 Sayılı Kanunun 18.maddesinde düzenlenen şekilde bir bildirim bulunmadığından ayıba ilişkin hükümlerin uygulanmaması gerekmekteyken aksi yönde hüküm tesis edilmesi ve açıkça ayıp ihbarında bulunulmayan e- mail yazışmalarının ayıp ihbarı olarak kabul edilmesinin isabetsiz olduğunu,  kabul anlamına gelmemek kaydıyla, taraflar arasındaki sözleşmenin eser sözleşmesi olduğu kabul edilse dahi, 6098 sayılı TBK’nun 474.maddesi gereğince; \"...İş sahibi eserin tesliminden sonra işlerin olağan akışına göre imkan bulur bulmaz eseri gözden geçirmek ve ayıpları varsa  bunu uygun bir süre içinde yükleniciye bildirmek zorundadır...\" hükmü havi olup, söz konusu konveyör bandların parça parça teslim edildiği,  ilk teslimatın 02/10/2020 tarihinde yapıldığı dikkate alındığında iş sahibi tarafından imkan bulur bulmaz uygun süre içerisinde söz konusu teslimatları gözden geçirmediği ve müvekkiline bildirimde bulunmadığının da sabit olduğunu, kaldı ki  davacının son teslimatın üzerinden 6 ay geçtikten sonra ihtarname tanzim ederek ayıp bildiriminde bulunduğunu, yine davacının 6102 sayılı kanun gereğince tacir olduğu ve TTK’nun  18/3.madde hükmünün uygulanması gerektiği dikkate alındığında da ayıp bildiriminin süresinde yapılmadığının açık olduğunu, ancak mahkemece bu hususun gözardı edilerek davacının tacir olmanın hükümlerine tabi olduğu gözetilmeksizin ayıp ihbarının süresinde olduğunun kabul edilmesi ve davanın reddi yerine kabulü kararının haksız ve hukuka aykırı olduğunu, mahkemece 19/09/2022 tarihli bilirkişi ek raporunu esas alarak hüküm tesis ettiğini belirttiğini, söz konusu heyet tarafından tanzim edilen kök rapora  ve ek rapora itiraz dilekçelerinde de belirttikleri üzere bilirkişi heyeti tarafından dava konusu konveyör bantların bulunduğu Çayırhan Termik Santrali Nallıhan'a keşfe gidildiğini, ancak söz konusu konveyörlerden hiçbir numune alınmaksızın yalnızca yerinde görülerek ve resimleri çekilerek yetersiz inceleme ile  kök ve ek raporun tanzim edildiğini, zira Nallıhan'a keşfe yalnızca söz konusu ürünlerin dışarıdan görülmesi için gidilmiş olup, söz konusu bantlardan hiçbir numune alınmadığını ve teste tabi tutulmadığını, davacı tarafından dosyaya sunulu raporların değerlendirilerek kök ve ek rapor tanzim edildiğini, dolayısıyla bilirkişi heyetince sunulan kök ve ek raporun denetime elverişli, şeffaf ve hüküm kurmaya elverişli olmadığını, üstelik davacı  tarafından sunulu EÜAŞ Termik Santraller Daire Başkanlığı 06/11/2020 tarihli  ve TSE Kalibrasyon Başkanlığı 16/11/2020-09/12/2020 tarihleri arasında tanzim edilen raporlarla sundukları ... marka cihazda yapılan test ve Tübitak'tan alınan  test sonuçları arasında çelişki bulunduğunu ve raporlar arasındaki çelişkinin hiçbir şekilde giderilmediğini, müvekkili tarafından davacıya satışı yapılan konveyör band numunelerinin İzmir'de bulunan şirket merkezinde bulunduğu ve İzmir'de bulunan müvekkili şirket merkezinde keşif icra edilerek müvekkili nezdinde bulunan numuneler esas alınarak Tübitak laboratuvarı veya uzman kurumlar tarafından inceleme yapılarak rapor tanzim edilmesi ve dosyada bulunan raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi gerekirken mahkemece bu taleplerinin  hiçbir şekilde değerlendirilmemesi, yetersiz ve hüküm kurmaya elverişsiz kök ve ek rapor dikkate alınarak davanın kabulüne karar verilmesinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, üstelik  mahkeme tarafından İzmir'de keşif yapılması taleplerinin kabul edilmemesi üzerine müvekkili tarafından kendi uhdesinde bulunan ve uyuşmazlığa konu numunelerden bir test yapıldığını  ve bu testin 21.07.2022 tarihli beyan dilekçeleri ekinde CD içerisinde dosyaya sunulduğunu, söz konusu testin bilirkişi heyeti tarafından ek raporda hiçbir şekilde değerlendirilmediğini ve yine mahkeme tarafından da söz konusu testlerin hiçbir şekilde gerekçeli kararda veya deliller kısmında değerlendirilmeye alınmaksızın hüküm tesis edildiğini, dava konusu konveyör bantlara ilişkin test yaptırmadan önce numune alım şeklinin önem taşıdığı ancak davacı tarafından dosyaya sunulu raporlarda numunelerin ne şekilde alındığının belirsiz ve denetime de elverişsiz olduğunu, davacı yan tarafından sunulan raporlar dikkate alınarak bilirkişi heyeti tarafından kök ve ek rapor tanzim edildiği ancak bilirkişi heyeti tarafından numune alımına dair hiçbir değerlendirilme yapılmadığı dikkate alınarak bu belirsizliğin giderilmesi  gerekirken mahkeme tarafından bu yöndeki itirazları dikkate alınmaksızın davanın kabulüne karar verilmesinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, kaldı ki, davaya konu konveyör bantların müvekkili şirkete ait kalibrasyon sertifikalı test cihazları ile test edilerek siparişlere ve sözleşmeye uygun olarak davacıya teslim edildiğini, müvekkili yetkilisinin de davacıya  bu hususta gerekli açıklamayı yaptığını ve söz konusu bantlardan numune alınırken bandı veya numune bıçağının milimetrik oynatılmasının dahi mukavemet değerini düşürebileceğini, dolayısıyla test yapılmadan önce numune alımına çok dikkat edilmesi gerektiğini bildirdiğini,  numune alımı yapılırken bıçakların kullanımında gerekli özenin gösterilmemesi halinde değer farklılıkları ortaya çıkabileceği işin uzmanı kişiler tarafından bilinmekte olup, hatalı yapılan ve numunelerin ne şekilde alındığı denetlenemeyen teste binaen müvekkilinin edimin ayıplı olarak yerine getirdiği iddiasının mesnetsiz olduğunu,  yine numune alımlarının nerede ve ne şekilde yapıldığı belirsiz olduğunu,  denetime elverişsiz  davacı yanca sunulu raporların esas alınarak tespitlerde bulunulmasının isabetsiz olup, mahkemece müvekkilinin işyerinde keşif yapılarak akde konu mallara ilişkin numunelerle bahse konu test cihazlarının incelenmesinin, test sonucuyla teslim edilen mallar arasında fark olup olmadığının belirlenmesinin, dava konusu mallardan  teknik usullere uygun şekilde numuneler alınarak alanında uzman kişiler tarafından denetime elverişli rapor düzenlenmesi gerekirken eksik inceleme ile hüküm tesis edildiğini,  taraflar arasında kararlaştırılan bir teknik şartname bulunmadığını, dolayısıyla sözleşmeye konu mala ilişkin olarak davacı tarafça öne sürülen sair itirazlara ilişkin bir dayanak bulunmadığını, müvekkilinin vaat ettiği ve sözleşmede kararlaştırılan şekliyle ve ölçülere uygun teslimat yaptığını, müvekkili tarafından alınan numunelerle Tübitak'ta yaptırılan test sonuçlarında müvekkilinin edimini gereği gibi ifa ettiğinin görüldüğünü, müvekkili tarafından ... marka makine ile yapılan test sonuçları ile Tübitak'tan alınan test sonuçlarının örtüştüğünü,  kök ve ek rapora itirazlarının mahkemece dikkate alınmamış ise de 20.09.2022 tarihli ek raporda davacı tarafından sunulmuş olan raporun ayrıntılı şekilde açıklandığını, rapora göre dahi müvekkilince imal edilmiş olan 13 adet konveyörden 10 tanesinin 945 kg'nin üzerinde olduğunun anlaşıldığını, davacı tarafından hatalı şekilde alınmış numunelerin testinde dahi, müvekkili tarafından yapılmış olan konveyörlerin 10 tanesinin davacı tarafından sipariş edilen konveyör vasfına uygun olduğunun ortaya çıktığını, dolayısıyla dava konusu mallara ilişkin müvekkili tarafından sunulan test sonuçları ile davacı tarafından yaptırılan test sonuçları arasında farklılıklar olduğu kabul edilse dahi işbu farklılıkların standart sapma kadar olduğu ve dava konusu malların niteliğini değiştirmediğinin kabul edilmesi gerekmekteyken  müvekkilinin sözleşmeye aykırı şekilde bant teslimi yaptığının kabul edilmesinin isabetsiz olduğunu, mahkemece muayene masrafları ile ihtarname masraflarının müvekkiline yükletmesine karar verildiğini, muayene masrafları ve ihtarname masrafları yönünden kendi lehine hak çıkaran tarafın davacı olduğu dikkate alınarak mahkemece ispat külfetinin müvekkiline yükletilmesinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, üstelik davacı tarafından sunulan raporlar ile kendilerince tanzim ettirilmiş raporlar arasında çelişki bulunduğunu, tüm bu uyuşmazlıkların yargılama gerektirdiğini, davanın ikame edilmesinde müvekkilinin hiçbir kusuru bulunmadığı dikkate alındığında muayene masrafları ile ihtarname masrafının müvekkili şirkete yükletilmesinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu belirterek mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>\tDava, alacak istemine ilişkikn olup, mahkemece davanın kabulüne dair verilen karara karşı davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu (HMK)'nun 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\t Taraflar arasındaki uyuşmazlık eser sözleşmesinden kaynaklanmış olup, mahkemece dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilerek  yasal düzenlemelere uygun ve isabetli  karar verilmiş olduğu,  ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı ve özellikle davalı vekilinin bilirkişilerin reddine ilişkin talebi yönünden mahkemesince inceleme ve değerlendirme yapılarak 03.11.2022 tarihinde  ara kararı ile verilen bilirkişilerin reddi talebinin reddine dair kararının da usul ve yasaya uygun olduğunun anlaşılmasına göre davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. <br>\t HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>\t1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine,<br>\t2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 132.110,73TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 33.027,68 TL harcın mahsubu ile bakiye 99.083,05‬ TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına.<br>\t3-İstinaf başvurusu nedeniyle davalı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcı  ile yaptığı istinaf yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına,<br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın taraflara tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay'da TEMYİZ yolu açık olmak üzere 09.04.2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.\t<br>         Başkan                    Üye \t             Üye                Katip<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"e44a061a4964d1a6","SID":"9ec105f42c9ff785"}}