{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>KAYSERİ<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>6. HUKUK DAİRESİ<br>ESAS  NO: 2025/549 <br>KARAR NO: 2025/682<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 25/04/2024<br>ESAS NO\t: 2021/174<br>KARAR NO: 2024/423<br>BİRLEŞEN DAVADA<br>DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit <br>İSTİNAF KARAR TARİHİ:26/03/2025<br>İSTİNAF KARAR YAZIM <br>TARİHİ:11/04/2025<br>Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 25/04/2024 tarih ve 2021/174 Esas 2024/423 Karar sayılı ilamına karşı ,taraf vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya dairemize gelmekle dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: <br>ASIL DAVADA DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ...'ın 2012 yılında nakit ihtiyacı sebebiyle 65.000,00 TL kredi kullanmak üzere T.C. Ziraat Bankası A.Ş. ... Şubesine başvuru yaptığını, müvekkilinin kredi sözleşmesini imzaladığı 65.000,00 TL kredi kullandığını, düzenli olarak da bu krediye ilişkin taksitlerinin ödemelerini gerçekleştirildiğini, 2014 yılına gelindiğinde aktif ticaret hayatı sebebiyle yeniden kredi çekmek üzere bankaya başvurduğunda, yeniden sözleşme imzalanmasına gerek olmadığını, daha önceki imzaladığı sözleşme kapsamında limit artırımı yapılabileceğini, ancak bunun için dosyayı teminatlandırması gerektiği bilgisi verildiğini, müvekkiline ait taşınmaz üzerine banka lehine ipotek tescil edildiğini, müvekkilinin düzenli ödemelerini yapmaya devam ettiğini, başkaca kredi kullanımına ilişkin başvurusunun olmadığını, 2018 şubat ayına kadar ödemelerini yaptığını, kalan borç miktarını öğrenmek üzere bankaya gittiğinde yaklaşık 255.000,00 TL borcu kaldığını , kullandığı krediden çok fazla tutarda borç bakiyesinin olduğunun bildirildiğini, bunun mümkün olmadığını belirten müvekkilin bankadan yeniden sorgulama yapılmasını istediğini ve müvekkilinin kendi ihtiyacına binaen bizzat kullandığı iki kredi haricinde, müvekkilinin hesabı üzerinden birden çok kez müvekkili adına kredi kullandırımı yapıldığını öğrendiğini, kullandırılan kredilerden ve hesap hareketlerinden haberdar olmadığının bir yanlışlık olduğunu belirterek müvekkilinin bilgisi ve rızası dışında T.C. Ziraat Bankası A.Ş. ...Şubesi'nde bulunan hesaplarından kullanılan krediler ve hesabından bilgisi dışında çıkan tutarlar nedeniyle fazladan ödemiş olduğu bedelin, şimdilik kısmi olarak 20.000,00 TL'sinin davalı bankadan alınarak, ödeme tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte müvekkiline ödenmesine, davalı banka tarafından gönderilen Kayseri 12. Noterliği ...tarih ... yevmiye nolu ihtarı ile belirtilen borçtan sorumlu olmadığına dair şimdilik 10.000,00 TL bedel yönünden borçlu olmadığının tespitine, bu ihtarname kapsamındaki borcun ödenmek durumunda kalınması halinde ödenen bedelin istirdadına, dava sonuçlanıncaya kadar müvekkil aleyhine takip başlatılmamasına yönelik tedbir karar verilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalıdan alınarak müvekkile ödenmesine karar verilmesini talep ve dava  etmiştir. <br>ASIL DAVADA İLK DERECE MAHKEMESİNE SUNULAN  CEVAP DİLEKÇESİNDEN ÖZETLE:<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının müvekkili davalı bankanın ticari kredi müşterisi olduğunu, müvekkili bankadan muhtelif tarihlerde kredi kullandırıldığını, kullandığı kredileri ödememesi üzerine kredilerini yapılandırdığını, akabinde ise yapılandırdığı kredileri de ödememesi üzerine takip hesaplarında izlenip hakkında icra takibi başlatılacağı zaman iki kredi dışında diğer kredileri kendisinin kullanmadığını, bilgisi dışında kredi kullandırımı yapıldığını, gene bilgisi dışında limit artırım işlemleri  gerçekleştirildiğini beyan ederek iş bu menfi tespit davası açıldığını, davacının iddiasının haksız ve yersiz olduğunu sadece müvekkil bankaya olan borcun ödemesini geciktirdiğini, davacının davacının 2018 yılında borç miktarını öğrendiğini bu borç miktarını öğrenmesine rağmen dava açmayıp borcu yapılandırma yoluna gitmesi akabinde gene bir iki kez yapılandırma yoluna gitmesi borcu bildiğinin ve kabul ettiğinin bir göstergesi olduğunu, 09/01/2016 tarihinde hesabı kat edildiğini ve gerek kendisine gerekse kefiline  Ankara 18. Noterliğinin ... tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile ihtarname gönderildiğini, bu ihtarnamede borç tutarının 226.933,81 TL olduğunu, davacının hesap hareketleri incelendiğinde internet bankacılığı kullandığını, internet bankacılığı ile hesaplarına giriş yaptıkları ve kredi borçlarını görebildiğinin açıkca belirli olduğunu, davacının davalı bankaya kullandığı kredilere teminat olarak Nevşehir İli ... İlçesi ... Mah. ... Ada ... Parsel ... nolu Bağımsız bölümde kayıtlı taşınmaz üzerinde banka lehine 1.dereceden 1.000.000,00 TL bedelle ipotek tesis edildiğini, ancak davacının eşi tarafından taşınmazın ortak konut olduğu ve eş muvafakatının bulunmadığı iddiası ile Ürgüp Asliye Hukuk Mahkemesinin 2020/337 Esas sayılı dosyası ile dava açıldığını ve derdest olduğunu belirterek öncelikle tedbir talebinin reddini, davcının davasının reddi ile mahkeme masrafları ve vekalet ücretinin davacıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. <br>BİRLEŞEN DAVADA DAVA DİLEKÇESİNDEN ÖZETLE: <br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin, dava dışı ... ile davalı bankanın ... Şubesi arasında 2014 yılında imzalanan, tarihsiz kredi sözleşmesinde kefil olarak göründüğünü, işbu Genel Kredi Sözleşmesinden kaynaklanan borcun süresinde ödenmemesi üzerine davalı banka tarafından ekte sunulan Kayseri 12. Noterliği'nin ...tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesinin gönderildiğini, ihtarnameye rağmen borcun ödenmemesi üzerine Kayseri Banka Alacakları İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile müvekkili aleyhine ilamsız icra takibi başlatıldığını, ancak davalı banka ile müvekkili arasında kurulduğu iddia edilen ve buna dayanılarak hakkında icra takibi başlatılan kefalet ilişkisinin geçersiz olduğunu, takibe konu Genel Kredi Sözleşmesinde bulunan imzanın müvekkiline ait olmadığını, kefalet sözleşmesinin el yazılı şekil şartına uyulmadıkça ve kefalet türü ile kefalet tarihi belirli olmadıkça geçerli olmayacağını bildirerek müvekkiline ait T.C. Ziraat Bankası ...şubesinde ... numaralı maaş hesabında bulunan blokenin kaldırılmasını, talebin kabul edilmemesi halinde blokeli hesaptan müvekkilinin aylık maaş tutarı olan 3.600,00-TL'yi elden çekebilmesine izin verilmesini, ayrıca icra dosyası kapsamında 121.300,79-TL olarak görünün kredi borcu yönünden borçlu olmadığının tespitine, davalı bankanın alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına  ve 50.000,00-TL manevi tazminata hükmedilmesini talep etmiştir. <br>BİRLEŞEN DAVADA İLK DERECE MAHKEMESİNE SUNULAN  CEVAP DİLEKÇESİNDEN ÖZETLE:<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; işbu davanın kredi sözleşmesinden kaynaklı borca kefil olan davacının açmış olduğu menfi tespit davasına ilişkin olmakla, aynı kredi sözleşmelerine dayanılarak asıl borçlu ... tarafından Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/174 Esas sayılı dosyası ile borçlu olunmadığının tespiti istemli menfi tespit davası açıldığını, her iki dava bakımından aralarında bağlantı bulunduğundan, incelemenin tek dosya üzerinden yapılmasının davanın mahiyeti gereği uygun olacağından işbu dosyanın Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/174 Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine, ayrıca davacı tarafça talep edilen 50.000,00-TL manevi tazminat talebi yönünden peşin harcın yatırılmadığını, bu nedenle öncelikle harcın ikmal edilmesinin gerektiğini, davacının sözleşmedeki imzanın kendisine ait olmadığı yönündeki iddialarının yersiz olduğunu, kredi borçlarının ödenmemesi üzerine müvekkili banka tarafından davacı tarafa gönderilen hesap kat ihtarnamesine karşı davacı tarafça herhangi bir itiraz olmadığını, dolayısıyla davacının iddialarının yersiz olduğunu bildirerek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: <br>İlk derce mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda \"... Manevi zarar, kişilik değerlerinde oluşan objektif eksilmedir. Duyulan acı, çekilen ızdırap manevi zarar değil, onun görüntüsü olarak ortaya çıkabilir. Hakim, manevi tazminatın tutarını belirlerken, saldırı oluşturan eylem ve olayın özelliği yanında tarafların kusur oranını, sıfatını, işgal ettikleri makamı ve diğer sosyal ve ekonomik durumlarını da dikkate almalıdır. Tutarın belirlenmesinde her olaya göre değişebilecek özel durum ve koşulların bulunacağı da gözetilerek takdir hakkını etkileyecek nedenleri karar yerinde nesnel (objektif) olarak göstermelidir. Çünkü yasanın takdir hakkı verdiği durumlarda hakimin, hukuk ve adalete uygun karar vereceği TMK'nun 4. maddesinde belirtilmiştir. Takdir edilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir işlevi (fonksiyonu) olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi malvarlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek tutar, var olan durumda elde edilmek istenilen doyum (tatmin) duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. Somut olayda davalı bankanın takip yapması veya ihtar göndermesi kişilik haklarına saldırı olamayacağından talep reddedilmiştir. A-Asıl dosya davacısı ...'ın davasının reddine, davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine, A1-Asıl davada 492 sayılı Harçlar Kanunu'na ekli (1) sayılı tarife gereğince; alınması gereken 427,60 TL harcın davacı tarafından peşin yatırılan 512,33 TL harçtan mahsubu ile artan 84,73 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacı tarafa iadesine, A2-Davacı ... tarafından yapılan tüm yargılama giderlerinin kararın mahiyeti gereği davacı ... üzerinde bırakılmasına, A3-Davalı ... A.Ş. tarafından yapılan talimat gideri 6.000,00 TL yargılama giderinin davacı ...'dan alınarak davalı ... A.Ş.'ye verilmesine, A4-AAÜT'ye göre hesap edilen 17.900,00 TL maktu vekalet ücretinin davacı ...'dan alınarak davalı ... A.Ş.'ye verilmesine, A5-6100 sayılı HMK 120 ve 333. maddeleri gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kalan kısmının kararın kesinleşmesi halinde tarafça numarası bildirilen veya bildirilecek hesaba, hesap numarası bildirilmediği takdirde adreslerine ödemeli olarak re'sen gönderilmesine, A6-Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 203. maddesi uyarınca dosyanın tarih ve işlem sırasına düzenlenip dizi listesine bağlanmasına, Yazı İşleri Müdürü tarafından kontrolü yapıldıktan sonra İstinafa gönderilmesine veya arşive kaldırılmasına, B1-Birleşen dosya davacısı ...'ın davasının kısmen kabulü ile; Kayseri Banka Alacakları İcra Dairesi'nin ... esas sayılı dosyası kapsamında davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine,  B2-Kayseri Banka Alacakları İcra Dairesi'nin ... esas sayılı dosyasının birleşen dosya davacısı ... yönünden İİK'nun 72/5. Maddesi uyarınca derhal durdurulmasına, bu konuda müzekkere yazılmasına, B3-Davacının kötü niyet tazminatı talebinin reddine, B4-Davacının manevi tazminatının isteminin reddine...\" dair karar verilmiştir. <br>İş bu kararı taraf vekilleri süresinde istinaf etmiştir. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>Birleşen dosya davacısı ... ve ... vekilinin istinaf başvuru dilekçesinden özetle; dava dilekçelerinde detaylı olarak belirttikleri üzere müvekkili ...'ın 2012 yılında Ziraat Bankasından 65.000 TL kredi kullandığını, ödemelerini düzenli olarak yaptığını, 2014 te kredi limit artışı için taşınmazını ipotek ettirdiğini ancak 2018 de bankaya başvurduğunda hesabından kendisinin bilgisi dışında krediler kullandırıldığını öğrendiğini, banka tarafından müvekkilinin imzaladığı kredi sözleşmesine dayanarak bu kredilerden sorumlu olduğunu belirttiğini, icra tehdidinde bulunulduğunu, bu baskı altında müvekkilinin evininin satılmasını önlemek için ödeme ve yapılandırma yatığını, yapılan incelemede müvekkilinin rızası ve imzası olmadan 40 tan fazla işlemle yaklaşık 350.000 TL kredi kullandığının anlaşıldığını, müvekkilinin fazla ödediği tutarın iadesini ve kalan borçtan sorumlu olmadığının tespiti için bu davanın açıldığını, imza incelemesi yapılan 30/05/2022 tarihli bilirkişi raporunda dekont ve sözleşmelerdeki birçok imzanın müvekkiline ait olmadığının belirtildiğini, bilirkişi raporu ile her kredi kullanımı esnasında talimat ya da imzanın gerektiğini, bu nedenle imza bulunmayan istemlerin müvekkiline ait kabul edilmeyeceğinin isabetle ortaya konulduğunu, mahkemece hükme esas alınan 20/06/2023 tarihli  bilirkişi raporunda varsayımsal değerlendirmeler yapıldığını, müvekkiline ait olmayan imzaların hiçbir şekilde değerlendirmeye alınmadığını, müvekkilinin kardeşinin davalı banka şubesinde çalışan olmasının usulsüz işlemlere müvekkilinin rıza gösterdiğinin bir sonuç doğurmayacağını, bilirkişilerden çeşitli varyasyonlara göre değerlendirme ve hesaplama yapılması için ek rapor talep edilmişse de bilirkişilerin ısrarla hesaplama yapmaktan kaçındıklarını, bu hususun mahkemece de göz önüne alınmadığını, karara esas alınan bilirkişi raporunun temelde 3 gerekçeye dayandığını, bu gerekçelerin hukukun yargılaması bakımından kabul edilebilir olmadığını, uyuşmazlığa konu işlemlerin müvekkili rızası dışında gerçekleştirildiğinin aşikar olduğunu, bilirkişi tarafından yapılan hukuki değerlendirmenin dikkate alınmasının mümkün olmadığını, bilirkişilerce yapılması gereken iş hukuki kanaat bildirmenin hesaplama yaptığını, müvekkili ... adına açılan geçersiz kafelet nedeni ile menfi tespit davasının kabulüne karar verilmekle birlikte manevi tazminat talebinin reddine karar verildiğini, müvekkilinin banka hesaplarına yasal şekil şartlarını taşımayan ve geçersiz bir kefalet sözleşmesine dayanılarak haksız şekilde bloke konulması, telafisi güç maddi ve manevi zararlara yol açtığını, davalı bankanın geçersizliğinin bile bile sözleşmeye dayanarak müvekkilinin banka hesaplarına bloke koyduğunu, bununla yetinmeyerek müvekkili hakkında icra takibi başlatığını, davalı bankanın hukuka aykırı işlemlerinin müvekkilinin ticari ve sosyal yaşamını olumsuz etkilemekle kalmadığını, ailesi ve çevresi nezdinde borçlarını ödemeyen bir kişi olarak algılanmasına neden olduğunu, tüm bu nedenlerle müvekkili ... yönünden ıslah talepleri doğrultusunda 192.872,50 TL nin davalı bankadan alınarak, ödeme tarihinde itibarin işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte müvekkiline ödenmesini, davalı banka tarafından gönderilen Kayseri 12. Noterliğinin ... tarih ve ... yevmiye nolu ihtarı ile belirtilen, Kayseri Banka Alacakları İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı ilamsız icra dosyasına konu edilen hesaplanan 111.387,06 TL bedel yönünden borçlu olmadığının tespitini, birleşen davada müvekkili ... yönünden menfi tespite yönelik kabul kararının korunarak kötü niyetli olarak müvekkili hakkında yasal takip başlatılan davalı banka aleyhine %20 den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, haksız yere icra takibi yaparak ve maaş hesabına bloke koyarak müvekkilinin manevi olarak yıpranmasına sebep olan davalı banka aleyhine dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte 50.000 TL tutarında manevi tazminata hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>...A.ş vekilinin istinafa cevap ve istinaf başvuru dilekçesinden özetle; davacı tarafın istinaf dilekçesinde asıl dava bakımından özetle müvekkile borçlu olmadığını, yapılan işlemlerden haberdar olmadığını, kullandırılan kredilerin rızası dışında kullandırıldığını ve bu kullandırımlardan hiçbir dönemde haberdar olmadığını iddia ettiğini, davacının tacirdir ticari defterlerinde bankalar nezdinde ki alacak - borç durumunu sürekli olarak göstermek ve bu kayıtların gerçeği yansıttığından emin olmak zorunda olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacı tarafından 2013-2021 yılları arasında yapılan çeşitli işlemlere ilişkin dekontlar altındaki imzaların davacıya ait olduğu isabetle belirtildiğini, davacı tarafın kardeşinin müvekkili bankada çalışmasının dikkate alınmayacağı iddiasında olduğunu, davacı tarafın istinaf dilekçesinde 2018 yılında bankaya başvurduğunu, itirazda bulunduğunu, davacının borçlu olmadığının bir para bakımından borçlu görünüyor ancak hukuki sürecin maliyetinden çekiniyor ise en azından savcılığa suç duyurusunda bulunmanın bedava olduğunun dikkate alınması gerektiğini, açıklanan nedenlerle davacının asıl dava bakımından istinaf başvurusunun reddi gerektiğini, davacının birleşen dava bakımından manevi tazminat talebinin reddi kararını istinaf ettiğini, birleşen davada davanın kısmen kabulü ile birleşen dosya davacısının müvekkiline borçlu olmadığının tespitine karar verildiğini, birleşen dosya davacısı kefil ...'ın usulüne uygun olarak kendisine tebliğ edilen hesap kat ihtarına herhangi  bir itirazda bulunmadığını, tüm bu nedenlerle asıl ve birleşen dava bakımından davacı tarafın istinaf başvurusunun reddini, birleşen dava bakımından istinaf başvurularının kabulü ile davanın kısmen kabulü ve davacının müvekkiline borçlu olmadığının tespiti yönündeki kararının  kaldırılmasını, davanın reddini talep etmiştir. <br>HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:<br>Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzeniyle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. <br>Asıl ve birleşen davalar menfi tespit ve istirdat ile manevi tazminat istemlerine ilişkindir.<br>Dosya kapsamında toplanan delillere ve tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına,  mahkemece aldırılan bilirkişi raporlarındaki tespit ve değerlendirmelere, davacının iddialarına dair somut delil sunamamasına, davaya konu olay hakkında şikayette bulunmaması nedeniyle ceza soruşturmamasının bulunmamasına, ilk derece mahkemenin kanıtları takdirinde ve hukuki ilişkiyi nitelendirilmesinde herhangi bir isabetsizlik bulunmaması nedeniyle asıl ve birleşen davayla ilgili verilen istinaf edilen kararda yazılı açıklamalara, yasal sebep ve gerekçelere göre ilk derece mahkemesince asıl ve birleşen davalar yönünden verilen kararda bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmış, davacı ile davalı vekilinin  yukarıda yazılı istinaf itirazlarının tümünün  reddi gerektiği değerlendirilmiştir. <br>Öte yandan, Anayasa Mahkemesinin 2023/182 esas-2024/203 karar sayılı,04/12/2024 tarihli ve Resmi Gazetenin ... tarihli ... sayılı sayısında yayımlanan kararıyla, 6100 sayılı HMK na 24/11/2016 tarihli ve 6763 sayılı kanunun 44. Md ile eklenen ek 1. Maddesinin (2) numaralı fıkrasında yeralan \"...341 inci ve 362 inci...\"  ibaresi ile \"....362 inci...\" ibaresinden sonra gelen \"...ve...\" kelimelerinin Anayasa aykırılığı nedeniyle iptaline karar verilmiş olması, Danıştay 12. Dairesinin emsal 2021/6033 esas-2021/5638 karar sayılı içtihadı ve yerleşmiş istikrarlı  içtihatları ile Anayasanın 153. Maddesinde yer alan Anayasa mahkemesi kararlarının bağlayıcı olduğuna dair hüküm birlikte gözetildiğinde ; Her ne kadar işbu iptal kararının Resmi Gazetede yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar verilmişse de, Anayasaya aykırı bulunarak iptal edilmiş olduğu bilindiği halde görülmekte olan davaların Anayasaya aykırılığı saptanmış hükümler dikkate alınarak çözümlenmesinin Anayasanın üstünlüğü ve hukuk devleti ilkesine aykırılık teşkil edecek olması nedeniyle, dairemizce verilen işbu istinaf karar ilamı yönünden dava tarihindeki kesinlik/temyiz sınırı dikkate alınmış ve bu sebeple de Yargıtay'a temyiz yolu açık olmak üzere karar verilmiştir. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>1- KAYSERİ 1.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen 25/04/2024 tarih ve 2021/174 E - 2024/423  K  sayılı nihai kararının  usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşılmakla  davacılar ... ile ... vekilinin asıl ve birleşen davalara, davalı vekilinin ise birleşen davaya yönelik istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, <br>2-İstinaf edilen asıl  ve birleşen davalar yönünden davacıdan alınması gereken istinaf karar harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,<br>İstinaf edilen birleşen dava yönünden davalıdan alınması gerekli olan 8.286,05-TL nispi istinaf karar ve ilam harcından istinaf eden davalı tarafından peşin yatırılmış 2.071,51-TL harcın mahsubu ile bakiye eksik kalan 6.214,54 TL istinaf karar ve ilam harcının istinaf eden davalıdan alınarak Hazineye Gelir kaydına, <br>3-İstinaf başvurusunda bulunanlar tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ve istinaf kanun yoluna başvurma harçlarının kendileri üzerinde bırakılmasına, <br>4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, <br>Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı HMK'nın 361/1 maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay'a temyiz yolu açık olmak üzere,  oybirliği ile karar verildi. 26/03/2025<br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"dc631480b0313382","SID":"82682d1215f8d591"}}