{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>ANTALYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>16. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:DENİZLİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>KARAR TARİHİ:12/10/2021<br>DAVANIN KONUSU:Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan)<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZIM TARİHİ:07/03/2025<br><br>İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde  istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.<br>Üye hakimin görüşü değerlendirildi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: <br>DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: <br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  Davacı müvekkilinin şirket ... Otomotiv San. Ve Tic. A.Ş olan şu an ise ... Otomotiv Teknikleri San. Ve Tic. Ltd. Şti. Adını alan şirket ile anlaşmış ve bu şirketin bayilik şeklinde  vermiş olduğu ... markası altında 11/09/2009 tarihinden itibaren hizmet vermeye başladığını, davacı müvekkilinin bu alanda Denizli de faaliyette bulunmaya başladıktan sonra personel ihtiyacı duyması üzerine davalı ...'in 09/06/2010 tarihinde, ...'ün ise 01/09/2010 tarihinde iş yerinde müşteri kabul etme kısmında personel olarak çalışmaya başladığını, davalıların  görevleri gereği tamir ve bakım işi için gelen tüm müşteriler ile ilk iletişime  geçen kişiler olduğunu, yine görevleri gereği davalılar müşteriye ait bilgileri müvekkil şirket bilgisayarları aracılığı ile ... Otomotive ait server üzerine yüklediklerini, bu işlem müvekkil şirkete özel olarak ... Otomiv tarafından verilen şifreler ile gerçekleştirildiğini, davacı müvekkilinin Denizli'de neredeyse ilk olması nedeni ile ... markasını Denizli'ye tanıtabilmek için çok fazla emek ve para harcadığını, davalı ... müvekkil şirkette çalışmaya başlamadan önce bir başka firmanın oto yedek parça satış bölümünde personel olarak çalışan bir kişi olduğunu, Davalı ...'nın ise ev hanımı olduğunu, davalı ... 26/03/2011 tarihinde müvekkilimiz şirket yetkililerine aylık 1.500,00 TL ücret talep ederim, yoksa giderim demesi üzerine talebi kabul edilmeyince işten ayrılan bir kişi olduğunu, Davalı ... müvekkili şirketten ayrıldıktan sonra 6 ay kadar ... Otomotiv isimli iş yerinde çalışmaya başladığını, akabinde yine müvekkili şirkette kaporta ustası olarak çalışmış olan ...'yı ayarlayarak  Sanayi ... adı altına , davalı ... Otomotiv Sanayi ve Tic. Ltd. Şti ortağı olarak ... Otomotiv şirketinden  bayilik aldığını, müvekkili şirket ile aynı marka adı altında çalışmaya başladıklarını, davalı söz konusu iş yerini açmasından hemen sonra, daha evvel müvekkilinin şirket bilgisayarlarında tuttuğu kayıtlardan yararlandığını, müvekkili şirkete müşteri olarak gelen kişileri aramaya başladığını, yaptığı bu çalışmalardan sonra müvekkili şirketin müşteri hasar dosyalarında yaklaşık %30 civarında bir azalma meydana geldiğini,  ancak davalı ... bunlarla yetinmediğini, daha evvel mesai arkadaşı olarak çalıştığı diğer davalı ... ile irtibata geçtiğini ve Eylül/2012 tarihinden itibaren yeniden cirosunu artırmaya başladığını, bu bilgileri müvekkilinin davalının ve diğer  bayilerin açtığı hasar dosya sayısının ... Otomotivin gönderdiği bilgilendirme yazılarından gördüğünü, Davalı ... şirketinin cirosunu artırma nedeninin ortaya çıktığını, davalı ... hiçbir şey demeden müvekkilinin iş yerinden ayrıldığını  ve diğer davalı ... şirketi iş yerinde müşteri temsilcisi olarak işe başladığını,  ... daha davacı müvekkili iş yerinden ayrılmadan müvekkiline ait ticari sır sayılan müşteri bilgilerini diğer davalı ...'ya verdiğini, ... ise müvekkilinin müşterilerini telefon ile aramak sureti ile yine benzer kötüleyici sözler ile ayarttığını, yine davalı ... müvekkili şirketten ayrıldıktan sonra da müvekkili şirketin ... şifresi ile diğer davalının iş yerine bağlı olan ADSL Ip numarası üzerinden müvekkili şirket hesabına girdiğini ve bu bilgileri kullandığını,  bu eylemlerin ayrıca suç teşkil etmesi nedeni yaptıkları şikayet üzerine Denizli 4. Sulh Ceza Mahkemesinin ... E sayılı dosyasından  davalı ... ve davalı  ... hakkında haksız rekabet nedeni ile dava açıldığını ve yapılan yargılamalar sonrasında davalıların eylemlerini sabit gören mahkeme tarafından her iki davalının cezalandırılmalarına karar verildiğini, müvekkili şirketin maddi ve manevi olarak zarar gördüğünü tüm bu nedenlerden dolayı 5.000,00 TL maddi tazminat ve 10.000,00 TL manevi tazminatın ticari faizleri ile birlikte davalılardan tahsili ile müvekkiline ödenmesini, davalıların mal kaçırma ihtimallerinin kuvvetli olması nedeni ile davalıların menkul, gayrimenkul araç ve 3 şahıslardaki hak ve alacakları üzerine ihtiyati haciz konulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: <br>Davalı  ... ve ... Otomotiv Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; Eldeki davanın dayanağının Denizli 4. Sulh Ceza Mahkemesinin... sayılı dosyasında da davalılar aleyhine verilen karar olduğunu, davalılar hakkında adli para cezasına hükmedildiğini,  bu ceza kararına ilişkin temyiz taleplerinin reddedildiğini,  davacı ve davalının bayi olarak müşterilerinin büyük çoğunluğu, davacının ve davalı şirketin bayisi olduğu yani ... markasının maliki olan ... otomotiv şirketinin anlaşmalı olduğu sigorta şirketlerinden gelen sigortalı araçlar oluşturduğunu, davacı ve davalı şirkete müşteri teminini sigorta şirketlerinin ve acentaların yaptığını, dolayısıyla müvekkili davalı şirketin bireysel müşteriler ile temasa geçerek onları kendi şirketlerine yöneltmelerinin imkansız ve gereksiz olduğunu, davacı tarafın davalı ...'nın davacı şirketten ayrıldıktan sonra kendisine daha önce verilen şifreleri kullanarak sisteme giriş yapmak suretiyle  müşteri bilgilerini aldığını sonrasında davalıya verdiği hususunun iftira niteliğinde bir itham olduğunu, ceza yargılaması sırasındaki bu konudaki tek kanıtlarının iki tanığın anlatımları olduğunu, ceza mahkemesi hükmünün sadece bu tanıkların ifadesine dayanılarak tesis edildiğini, davacı tarafın bu ceza mahkemesi kararını öne sürerek  davalılardan tazminat talep ettiğini, söz konusu ceza mahkemesi kararının davacının eldeki davadaki iddia ve talepleri bakımından bağlayıcı olamayacağını beyan etmiş, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin 01/09/2010 tarihinden itibaren davacı şirkette çalışmaya başladığını, müvekkilinin daha önce otomotiv sektöründe hiçbir tecrübesi bulunmadığını, müvekkilinin davacı şirkette sıradan bir işçi olduğunu nitelikli bir eleman olmadığını, fakat davacı tarafın beyanlarında müvekkilinin şirkette elinde fazlaca yetkisi bulunan nitelikli bir eleman gibi gösterilmesinin bir abartı olduğunu, müvekkilinin davacı işyerinden ayrıldıktan sonra hemen akabinde diğer davalı şirkette çalışmaya başlamadığını, müvekkili davacı şirketten ayrıldıktan sonra başkaca bir şirkette çalıştıktan sonra diğer davalı firmada çalışmaya başladığını, davacı şirket daha müvekkili işten ayrılmadan 4-5 işçiyi işten çıkardığını yani davacı şirket daha müvekkilimiz kendi uhdesinde çalışırken küçülmeye başladığını, davacının ikame etmiş olduğu bu davada sadece ceza mahkemesi kararına dayalı bir hüküm verilemeyeceği, davacının bu davada müvekkilimizin ve diğer davalıların kusurunu, meydana gelen zararın en önemlisi zarar ile haksız rekabete yol açan eylemler arasında illiyet bağını açık ve net ortaya koyması gerektiğini, müvekkilinin diğer davalıların yanında çalışmadığını herhangi bir bağının bulunmadığını, davacı şirketin zarara uğrama noktasında müvekkilinin hiçbir kusurunun olmadığını, davacının iddia ettiği zararların kendi hatalarından kaynaklandığının ortada olduğunu bu nedenlerden dolayı davanın reddine karar verilmesini, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:<br>İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda;\"Taraflar arasındaki uyuşmazlık; davalıların haksız rekabette bulunup bulunmadıkları, buna göre haksız rekabet, maddi ve manevi tazminat şartlarının oluşup oluşmadığı hususunda toplanmaktadır...<br>Davaya konu olayda; Denizli 4. Sulh Ceza Mahkemesi'nin, 24/10/2013 kesinleşme tarihli, ... E. ... K sayılı dosyasında yapılan yargılama neticesinde; sanıklar ... ve ... hakkında, katılan  ...'nin yaptığı iş ve mali durumu ile ilgili dürüstlük kuralına aykırı biçimde sözler söylemeleri, şirketin ürünleri, fiyatları ve faaliyetleri ile ilgili yanlış ve yanıltıcı bilgiler vermeleri gibi eylemlerle haksız rekabete neden oldukları kanaatine varılarak haksız rekabet yapmak suçundan cezalandırılmalarına karar verildiği ve ceza mahkemesi kararının kesinleştiği anlaşılmıştır.<br>Kural olarak Türk Borçlar Kanunu'nun 74. maddesi gereğince ceza mahkemesince verilen kararlar hukuk hakimi bakımından bağlayıcı değildir. Ancak, hukuk hakiminin bu bağımsızlığı sınırsız değildir,Ceza mahkemesi kendine has usuli olanakları nedeniyle hükme esas aldığı maddi olayların varlığını saptamada daha geniş yetkilere sahiptir. Bu nedenle, hukuk hakiminin, ceza hakiminin fiilin hukuka aykırılığını ve illiyet bağı saptayan maddi vakıa konusundaki kabulü ve ceza mahkemesinin kabul ettiği olayın gerçekleşme şekli diğer bir deyişle maddi vakıanın kabulü konusunda kesinleşmiş olan bir mahkumiyet veya maddi vakıa tespiti yapan beraat hükmüyle bağlı olacağı benimsenmiş bulunmaktadır. Dolayısıyla ceza mahkemesince fiilin hukuka aykırılığına yönelik kesinleşen maddi olgular hukuk hakimi bakımından da bağlayıcı olup, taraflar yönünden de kesin delil niteliği taşımaktadır (Hukuk Genel Kurulunun 17/09/2008 Tarih, 2008/4/564 esas, 2008/536 karar, Antalya BAM 2020/39 E. 2021/982 K. ) Buna göre;  hukuk hakimi kesinleşen ceza mahkemesi kararındaki maddi olgu ile bağlı olduğundan ve konuya ilişkin ceza mahkemesince davalıların haksız rekabette bulunduklarına yönelik tespiti, Mahkememizce dinlenen tanık beyanları ve ... Otomotiv'in 05/02/2018 tarihli cevabi yazısı da birlikte değerlendirildiğinde; davalıların haksız rekabette bulundukları kanaatine varılmıştır. <br>6102 Sayılı T.T.K nun 56/1-d maddesi uyarınca haksız rekabet eyleminde kusur varsa zarar ve ziyanın tazmini istenebilir hükmü uyarınca, mevcut olayımızda davalıların kusurunun olduğu ve ve bu eylemleri sebebiyle davacının zararının olması sebebiyle davacının maddi tazminata hak kazandığı kanaatine varılmıştır. Mahkememizce hükme esas alınan SMMM bilirkişi raporuna göre hesaplanan davacı şirketin kuvvetle muhtemel yoksun kaldığı kazancın (Kar Mahrumiyetinin) 15.449,13 TL  olduğu tespit edildiğinden, maddi tazminat istemlerinin bu miktarda kabulü ile, davadan önce temerrüde düşürüldüğüne dair delil bulunmadığından, dava tarihinden itibaren işleyecek ve her iki taraf tacir olduğundan talep gibi, ticari avans faizi ile birlikte davalılardan alınarak davacıya ödenmesine karar vermek gerekmiştir.<br>Diğer taraftan, TTK'nın 56. maddesi, haksız rekabet sebebiyle ticari faaliyetleri veya diğer ekonomik menfaatleri zarar gören veya  böyle bir tehlike ile karşılaşabilecek olan kimseye, TBK'nın 58. maddesinde öngörülen şartların varlığı halinde, manevi tazminat isteme hakkı da tanımış bulunmaktadır. TBK'nın 58. maddesi daha geniş bir mefhum olan şahsi menafftin ihlali esasına dayandığı halde TTK'nın 56. maddesi ekonomik menfaat bakımından zarar uğranılmasına ve hatta böyle bir tehliye maruz kalınması esasına dayanmaktadır. Her iki Kanun maddesinin birlikte değerlendirilmesinden çıkan sonuca göre; haksız rekabet eylemi nedeniye manevi tazminata hükmedilebilmesi için davacının  ekonomik menfaati yönünde zararın veya tehlikenin ve kusurun mevcudiyeti yeterlidir.   (Emsal Ankara BAM 20. HD 2019/1062 E. 2021/267 K. ) Mahkememizce manevi tazminat talebinin de şartlarının oluştuğu ve davacı tarafça talep edilen manevi tazminatın hakkaniyete uygun olduğu kanaatine varıldığından, takdiren 10.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren  işleyecek yasal faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile  davacıya ödenmesi\" şeklinde karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: <br>Karara karşı, davalı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. <br>Davalı  ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; ... Otomotiv Şirketinden gelen 05/02/2018 tarihli cevabi yazının hangi gerekçe ile hükme esas alındığının belli olmadığının, 14/04/2021 tarihli raporun neden hükme esas alınmadığının gerekçede açıklanmadığını, davacının kendisine verilen kesin süreye rağmen ticari defterlerini sunmadığını, bu nedenle zarar hesaplanmasına ilişkin raporun kabul edilemeyeceğini, müvekkilinin davacı yanında nitelikli bir elaman olarak çalışmadığını, işçi olduğunu, manevi tazminata hükmedilmeyeceğini beyan ederek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: <br>Dava,  haksız rekabetten kaynaklanan maddi manevi tazminat  istemine ilişkindir.<br>Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>HMK'nın 359/3 maddesi uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK'nın 355/1 maddesi gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına,  davalı ...'ün müşteri listelerini ele geçirerek  ve kötüleme yolu ile haksız rekabette bulunduğunun, Denizli 4. Sulh Ceza Mahkemesinin... Esas sayılı dosyasında verilen ilamdan ve dosya kapsamındaki tanıklar beyanından sabit olması, zararın hesaplanmasına ilişkin raporun davacının ticari defter ve kayıtlarının bilgisayar çıktıları ile vergi dairesine bildirilen kayıtlar baz alınarak düzenlenmesi kapsamında TBK'nun 50. maddesine uygun olması nedeni ile karar usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğundan; davalı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-Davalı ... vekilinin ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince, maddi tazminat davası yönünden  alınması gerekli 1.055,33 TL ile manevi tazminat davası yönünden alınması gerekli 683,10 TL   nispi istinaf karar harçlarından peşin olarak yatırılan 434,61 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.303,82 TL istinaf karar harcının davalı ...'ten tahsili ile Hazine'ye GELİR KAYDINA, harç tahsil müzekkeresinin ilk derece mahkemesince YAZILMASINA,<br>3-Davalının istinaf başvurusu nedeniyle yaptığı yargılama masraflarının kendi üzerinde BIRAKILMASINA, <br>4-Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince ilgilisine İADESİNE, <br>5-İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından davacı lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,<br>6-Kararın ilk derece mahkemesi tarafından taraflara TEBLİĞİNE,  <br>Dair, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle ve 6100 sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince dava değerinin  544.000,00 TL'nin altında olması nedeniyle kesin olarak karar verildi.<br>...<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"2f307a373612d76a","SID":"bca582d56f74f32f"}}