{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>11. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2022/1609 <br>KARAR NO\t\t: 2025/617<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 22.12.2021<br>NUMARASI\t\t: 2017/1198 Esas 2021/1202 Karar<br>DAVANIN KONUSU\t: Ölüm ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat<br>KARAR TARİHİ\t: 14.04.2025<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 14.04.2025<br><br>\tİzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 22.12.2021 tarih 2017/1198 Esas 2021/1202 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.<br>\tGEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :<br>\tDAVA : Davacı vekili,  davalı sürücü ... idaresindeki ... plakalı aracın yol  kontrolü yapmadan caddeye çıkış yaptığını, o sırada solundan gelen ve yoluna düz devam eden davacı ... idaresindeki bisikletin seyir yönüne etkilediğini, davalının aracının davacı idaresindeki bisiklete temas etmese de, kusuru ile davada taraf olmayan sürücü ... idaresindeki ... plakalı otobüsün davacıya çarpmasına neden olduğunu, davalının kazanın oluşunda asli kusurlu olduğunu, davacıya ait ...  marka 4000 USD değerindeki bisikletin hasarı nedeniyle KDV ve işçilik dahil 3.384 TL masraf yapıldığını, davacının kaza nedeniyle yaralandığını belirterek  şimdilik  3.834 TL  bisiklet tamir bedeli, geçici ve sürekli iş göremezlik kaybına ilişkin 1.000 TL ve 30.000 TL manevi tazminatın davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>\tDavacı vekili 06.01.2021 tarihli ıslah dilekçesi ile, geçici ve sürekli iş göremezlik kaybına ilişkin 1.000,00 TL'lik tazminatını 895,40 TL daha arttırarak 1.895,40 TL'ye çıkarmıştır.<br>\tDavacı vekili 17.03.2021 tarihli beyan dilekçesinde ise, dava dilekçesindeki 1.000,00 TL maddi tazminatın 980,00 TL'sinin geçici iş göremezlik, 10,00 TL'sinin sürekli iş göremezlik ve 10,00 TL'sinin ekonomik geleceğinin sarsılmasından kaynaklı maddi tazminat olarak açıklamış, bu bağlamda ıslah edilen 1.875,40 TL'sinin geçici iş göremezlik, 10,00 TL'sinin geçici iş göremezlik ve 10,00 TL'sinin ekonomik geleceğin sarsılması kaynaklı tazminat olarak açıkladığını beyan etmiştir.<br>\tCEVAP  : Davalı ... Sigorta Şirketi vekili, ...  plakalı aracın davalı şirkette 15/09/2016-2017 tarihleri arasında  trafik  sigorta poliçesi ile sigortalı olduğunu, öncelikle yapılacak yargılamada kusur durumlarının tespit edilmesi gerektiğini, davalı ... sigortaladığı araç işleteninin sorumluluğu nispetinde zarardan sorumlu  tutabileceğini, her halükarda davacının müterafik kusurunun dikkate alınmasını istediklerini, istenen bisiklet hasar tutarının fahiş olduğunu, kaza tarihinden itibaren faiz talebinin reddi gerektiğini belirterek davanın reddine  karar verilmesini talep etmiştir. <br>\tDavalı ... vekili, olay günü davalının sokaktan caddeye çıkış yaparken yolu kontrol ettiğinde sol taraftan bir bisikletin ve hemen arasından bir servis  minibüsünün geldiğini görerek yola çıkmaktan vazgeçtiğini, ancak davacı idaresindeki bisikletin davalıya ait aracı görünce panik yapıp fren yaptığını, yere  düştüğü sırada hemen arkasından gelen servis minibüsünün arka kısmına çarptığını, davalı dava konusu kazada herhangi bir kusurunun olmadığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte bisiklet tamiri için  dosyaya sunulan evrakları kabul etmediklerini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, 21/03/2017 tarihinde davacının bisikleti ile anayolda seyir halinde bulunduğu sırada davalı ...'in sevk ve idaresinde bulunan ... plakalı aracın tali yoldan ana yola kontrolsüz ve dikkatsiz bir şekilde yola çıkması neticesinde kendisinin bisikletinin sevk ve idaresini kaybettiği ve yere düştüğü, arkadan gelen dava dışı sürücü ... idaresindeki ... plakalı aracın kendisine ait bisiklete çarptığı, böylece yaralamalı ve maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiği, bu kaza neticesinde yaralandığı iddiası ile iş bu davada maddi ve manevi tazminat talebinde bulunduğu,  tazminatın kazaya sebebiyet veren ... plakalı aracın zmms sigortacısı olan davalı ... ile diğer davalı sürücü ... tarafından karşılanmasının talep edildiği, mahkemece öncelikle taraflar ile dava dışı üçüncü kişilerin kusuruna ilişkin mahallinde keşif yapıldığı ve bilirkişiden kusur ile davacıya ait bisiklette meydana gelen hasara ilişkin rapor alındığı, bilirkişiden alınan kök ve ek kusur raporuna göre, kazanın meydana gelmesinde davalı sürücü ...'in % 60 oranında asli, davacı sürücü ...'un ise %40 oranında tali kusurlu olduğu, davacıya ait bisiklette meydana gelen hasarın kaza ile uyumlu olduğu, kaza tarihi itibariyle serbest piyasa rayiçlerine göre davacının bisikletinin onarılması için yedek parça, işçilik ve  KDV dahil  3.570,00 TL masraf gerektiği, davacının  kusuru indirildiğinde davacı tarafından talep edilebilecek bisiklet hasar bedelinin 2.142,00 TL olduğu yönünde görüş ve kanaat bildirildiği, mahkemece davacının geçici ve sürekli iş göremezlik talebinin de bulunduğu gözetilerek maluliyet tespiti için dosyanın Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalına gönderildiği, Ege ATK'nun 10/02/2020 tarihli  raporuna göre  kaza tarihi olan 21/03/2017 tarihi itibariyle yürürlükte olan Özürlülük Ölçütü Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkındaki Yönetmelik hükümlerine göre davacıda kalıcı sakatlık oluşmadığı, tıbbi iyileşme süresinin (geçici iş göremezlik) ise 3 hafta olduğu yönünde  görüş ve kanaat bildirildiği, davacının itirazları ile Anayasa Mahkemesinin 17/07/2020 tarih ve 2019/40 esas, 2020/40 karar sayılı kararı gözetilerek somut uyuşmazlıkta zmms genel şartlarında atıf yapılan Özürlülük Ölçütü Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkındaki Yönetmelik hükümlerine göre değerlendirme yapılamayacağı mahkemece değerlendirilerek dosyanın İstanbul ATK ya gönderildiği, İstanbul ATK tarafından Maluliyet Tespit İşlemleri Yönetmeliği ile Çalışma ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği esas alınarak düzenlenen 28/04/2021 tarihli raporda davacının yaralanmasının araz bırakmadan iyileştiği, sürekli maluliyet tayinine mahal olmadığı ve 3 hafta geçici iş kaybına uğradığı yönünde görüş ve kanaat bildirildiği, Yargıtay'ın 2021 yılında vermiş olduğu güncel kararlara göre 01/06/2015 ile 20/02/2019 tarihleri arasında meydana gelen  kazalarda maluliyetin Özürlülük Ölçütü Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkındaki Yönetmelik hükümlerine göre belirlenmeye devam edilmesi gerektiği, bu kapsamda mahkemece yeniden  davacının maluliyetinin saptanması için dosyanın bir kez daha  İstanbul ATK'ya gönderildiği, Özürlülük Ölçütü Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkındaki Yönetmelik hükümlerine göre  düzenlenen İstanbul ATK'nun 13/10/2021 tarihli raporuna göre davacının yaralanmasının araz bırakmadan iyileştiği, sürekli maluliyet tayinine mahal olmadığı ve 3 hafta geçici iş kaybına uğradığı yönünde görüş ve kanaat bildirildiği, mahkemece dosyanın aktüer bilirkişiye tevdi edildiği, bilirkişi ...'ın 21/12/2020 tarihli raporuna göre davalının %60 kusuru ile davacının 3 haftalık iyileşme süresi gözetilerek davacının kazancı asgari ücret kabul edildiğinde 631,80 TL geçici iş göremezlik zararı olduğu, davacının yüzme  ve  beden eğitimi öğretmeni olduğu dikkate alındığında ise TÜİK verilerine göre kazancının asgari ücretin 3 katı olduğu ve buna göre 1.895,40 TL geçici iş göremezlik zararı bulunduğu  yönünde görüş ve kanaat bildirildiği, her ne kadar davacı  meydana gelen  kazada sürekli iş göremez hale geldiğini ileri sürmüş ise de mahkemece alınan maluliyet raporuna göre sürekli iş göremezlik durumunun söz konusu olmadığı, bu durumun alınan raporlarla sabit olduğu, davacının kaza nedeniyle  3 haftalık iş göremezlik durumunun söz konusu olduğu, dosya kapsamına göre davacının yüzme ve beden eğitimi öğretmeni olduğu buna göre davacının gelirinin asgari ücretinin 3 katı olduğu kabulünün dosya kapsamına ve hayatın olağan akışına uygun olduğu, davacının meydana gelen kazada uğramış olduğu 1.895,40 TL geçici iş göremezlik zararı ile bisikletinde meydana gelen hasarın onarım bedeli  olan 2.142,00 TL toplamı olan 4.037,40 TL'nin kazaya sebebiyet veren ve dosya kapsamı itibariyle %60 kusurlu olduğu saptanan davalı haksız fiil faili sürücü ile onun sorumluluğunu zmms poliçesi ile üstlenen ve kaza tarihi itibariyle sigortacısı olan davalı sigortadan talep edebileceği, ancak davacının dava dilekçesinde  3.834,00 TL hasar bedeli ile 1.000,00 TL geçici ve sürekli iş göremezlik talebinde bulunduğu, 06/01/2021 tarihli dilekçesi ile de  iş göremezlik talebini 1.000,00 TL'den 1.895,40 TL'ye çıkarttığını bildirdiği, davacının  dava dilekçesinde geçici iş göremezlik ve sürekli iş göremezlik talebi olduğu gözetilerek arttırılan kısım içerisinde sürekli iş göremezlik talebinin de olduğu mahkemece davacıya bildirilerek taleplerinin ayrıştırılmasının istenildiği, davacının 17/03/2021 tarihli dilekçesi ile 1.875,40 TL geçici iş göremezlik 10,00 TL sürekli iş göremezlik, 10,00 TL ekonomik geleceğinin sarsılması tazminat talebinde bulunduğu, bu halde davacının 17/03/2021 tarihli dilekçesi gözetilerek geçici iş göremezlik talebinin  1.875,40 TL, hasar onarım bedelinin 2.142,00 TL olmak üzere toplam 4.017,40 TL üzerinden hüküm altına alınması gerektiği, davacının sürekli maluliyeti bulunmadığına göre sürekli iş göremezlik tazminat talebi koşullarının oluşmadığı, ayrıca dava dilekçesinde ileri sürülmeyen ekonomik  geleceğin sarsılması talebinin de iddiasının genişletilmesi ve değiştirilmesi yasağı kapsamında kaldığı bu nedenle bu talebin davalının açık muvafakati olmadığı müddetçe incelenemeyeceği, davalının bu yönde muvafakati söz konusu olmadığından mahkemece bu talep yönünden herhangi bir değerlendirme yapılmadığı, mahkemece alınan maluliyet, kusur-hesap ve aktüerya raporlarının oluşa ve dosya kapsamına uygun, gerekçeli, denetime ve hükme esas alınmaya elverişli olduğu, davalı sürücünün TBK'nun 117.maddesi uyarınca kaza tarihi itibariyle temerrüde düştüğü, davalı sigortanın ise dava ile temerrüde düştüğü, dava konusu uyuşmazlıkta davacının sıfatı ve meydana gelen zararın niteliğine göre talep edilebilecek faiz türünün yasal faiz olduğu anlaşılmakla 1.875,40 TL geçici iş göremezlik tazminatı ve 2.142,00 TL hasar bedeli olmak üzere toplam 4.017,40 TL maddi tazminat talebinin kabulüne, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verildiği, manevi acıyı bir dereceye kadar yumuşatmak, bozulan manevi dengeyi onarıp düzeltmek, bir teselli, bir savunma ve ruhu tatmin etmek amacıyla insan yaşamının kutsallığı çevresinde olayın oluş şekline, tarafların kusur oranlarına, meydana gelen yaralamanın niteliğine (İstanbul ATK 2. İhtisas kurulunun 13/10/2021 tarihli maluliyet raporuna göre  davacının sürekli iş göremezlik kaybına uğramadığı, geçici iş göremezlik süresinin ise 3 hafta olduğu) davacının yaşına, yaşanan olaydan doğrudan etkilenmesine, tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına özellikle 26.6.1966 gün ve 1966/7-7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararının içeriğine ve öngördüğü koşulların somut olayda gerçekleşme biçimine, oranına, niteliğine, günün ekonomik koşullarına, hak ve nesafet kurallarına göre meydana gelen kazada sürücü ve haksız fiil faili olarak % 60 kusurlu olan davalı ...'in davacının uğradığı manevi zarardan sorumluluğu bulunduğu ve kaza tarihi itibariyle temerrüde düştüğü anlaşılmakla davacının maddi tazminat talebinin kısmen kabulü ile, 4.017,40 TL'nin davalı  ...' den kaza tarihi olan 21/03/2017 tarihinden, davalı ... şirketinden dava tarihi olan 19/10/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine , davacının manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile, 2.000,00 TL'nin davalı ...' den kaza tarihi olan 21/03/2017 tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.<br>\tKarara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.<br>\tİSTİNAF NEDENLERİ : Davacı vekili, mahkemece davanın maddi ve manevi tazminat talepleri yönünden kısmen kabulüne karar verildiğini, verilen kararın birçok yönden haksız olup, ne maddi ne de manevi olarak davacının gerçek zararını karşılayamayacağını, bilirkişi raporuna karşı yapılan itirazların değerlendirilmediğini, zararın kapsamının tespiti açısından maluliyetin varlığı ve oranının doğru bir şekilde belirlenmesi gerektiğini, söz konusu belirlemenin Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşlarının çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden kaza tarihi 11.10.2008 tarihinden önce ise Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 tarihi ile 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013-01.06.2015 tarihleri arası Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015-20.02.2019 tarihleri arası Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik, 20.02.2019 tarihinden sonra Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri dikkate alınarak yapılması gerektiğini, kaza tarihine göre Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik kapsamında inceleme yapılması gerektiği halde bunun yapılmayıp Maluliyet İşlemleri Tespit Yönetmeliğine göre tespit yapılmasının hatalı olduğunu, ilk rapora yapılan itirazların dikkate alınmadan rapor düzenlendiğini, tespitin hatalı yönetmeliğe göre yapıldığını ve buna göre hüküm kurulduğunu, ayrıca Mahkemenin hükmettiği manevi tazminat tutarı da oldukça düşük olduğunu, haksız eylem sebebi ile ortaya çıkan manevi zararı karşılamadığını, manevi tazminatın miktarı belirlenirken kişilik hakkına saldırı oluşturan eylem ve olayın özelliği yanında tarafların kusur oranı, sıfatı, iştigal ettikleri makam ile diğer sosyal ve ekonomik durumları dikkate alınmalı, her olaya göre değişebilecek özel durum ve koşullar bulunabileceği gözetilerek, takdir hakkını etkileyebilecek nedenler karar yerinde denetime elverişli biçimde ve objektif olarak gösterilmesi gerektiğini, kararda manevi tazminat miktarının ne şekilde takdir edildiğinin açıklanmadığını, hakkaniyete uygun olduğunun belirtilmekle yetinildiğini, kazaya sebebiyet veren davalı sürücünün kural ihlalleri ve eylemin meydana geliş şeklinin hiç değerlendirilmediğini, bunların da manevi tazminatın belirlenmesinde bir kriter olduğunu istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir.<br>\tGEREKÇE : Dava, 21.03.2017 tarihinde meydana gelen trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiştir.<br>\tDairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle  sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.<br>\t21/03/2017 tarihinde davacının bisikleti ile anayolda seyir halinde bulunduğu sırada davalı ...'in sevk ve idaresinde bulunan ... plakalı aracın tali yoldan ana yola kontrolsüz ve dikkatsiz bir şekilde yola çıkması neticesinde kendisinin bisikletinin sevk ve idaresini kaybettiği ve yere düştüğü, arkadan gelen dava dışı sürücü ... idaresindeki ... plakalı aracın kendisine ait bisiklete çarptığı, böylece yaralamalı ve maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiği anlaşılmıştır.<br>\tMaluliyete ilişkin alınacak raporların 11/10/2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01/09/2013 tarihinden sonra Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01/06/2015 tarihi ile 20/02/2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu    Raporları Hakkında Yönetmeliği, 20/02/2019 tarihinden sonra da Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirilmesi Hakkındaki Yönetmeliğe  uygun olarak düzenlenmesi gerekir. (Yargıtay 4.HD'nin 29.06.2022 tarih ve 2022/1706 E. -  2022/9633 K.)\t<br>\tDosyaya kazandırılan 10.02.2020 havale tarihli Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'nden alınan ATK raporunda, 21.03.2017 tarihli trafik kazasına bağlı olarak olay tarihinde yürürlükte bulunan Engellilik Ölçütü Sınıflandırması ve Engellilere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik göz önüne alınarak değerlendirildiğinde, davacı ...'un sakatlık oranının %0 olduğu, tıbbi iyileşme süresinin üç hafta olarak kabulünün uygun olacağı, rapora yapılan itirazlar üzerine Adli Tıp Kurumu İstanbul 2. Adli Tıp İhtisas Kurulu'nun 13.10.2021 tarihli raporunda, 30.03.2013 tarih ve 28603 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik Hükümleri kapsamında davacıya ait tüm vücut engellilik oranının %0 olduğu, iyileşme süresinin üç haftaya kadar uzayabileceği yönünde düzenlenen raporların birbiriyle uyumlu ve hükme esas almaya elverişli mahiyette olduğu, dosyada alınan aktüerya raporuna esas alınan maluliyetin olay tarihinde geçerli olan yönetmelik hükümlerine göre yapıldığı anlaşılmakla, davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf nedenlerinin reddi gerekmiştir.\t<br>\tManevi tazminata ilişkin istinaf sebeplerinin incelenmesinde; Türk Borçlar Kanunu'nun 49. maddesi gereğince haksız bir eylem sonucunda zarara uğrayan kimse, uğradığı maddi ve manevi zararın ödetilmesini isteyebilir. Manevi tazminat, zarar görenin kişilik değerlerinde meydana gelen eksilmenin (manevi zararın) giderilmesi, tazmin ve telafi edilmesidir. Esasen manevi tazminat, ne bir ceza, ne de gerçek manasında bir tazminattır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. (Yargıtay İBK 22/06/1966 tarih ve 1966/7 E. - 1966/7 K. sayılı ilamı) Somut olayda davacı yararına hüküm altına alınan manevi tazminat miktarları kazanın oluş şekli, kusur durumu, olay tarihi, sosyal ve ekonomik koşullar, zararın ağırlığı ve hakkaniyet ilkesi dikkate alındığında makul ve ılımlı bulunmuştur. Bu nedenle istinaf yoluna başvuran davacı vekilinin manevi tazminat miktarına ilişkin istinaf sebepleri yerinde değildir.<br>\tAçıklanan tüm bu hukuki ve maddi vakıalar karşısında; ilk derece mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporlarının hüküm kurmaya ve denetime elverişli olmasına, kusurun anılan ilke ve esaslar ile örtüşecek şekilde olayın oluş şekli ve dosya kapsamına uygun olarak tespit edilmesine, tazminatın teminat limiti dahilinde hüküm altına alınmasına, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, hükmün dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, ilk derece mahkemesince verilen kararda bir hukuka aykırılık bulunmamakla, istinaf itirazları yerinde değildir.<br>\tBu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranların dilekçelerinde yer verdikleri itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.<br>\tHÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Davacı yönünden istinaf karar harcı olan 615,40 TL'den peşin alınan 80,70 TL'nin mahsubu ile bakiye 534,7‬0  TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,<br>\t3-İstinaf başvurusu nedeniyle davacı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>\tDosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere 14.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. <br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"02269685a34a2089","SID":"13939e9cbcb49d14"}}