{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>11. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2022/1711 <br>KARAR NO\t\t: 2025/610<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 10.05.2022<br>NUMARASI\t\t: 2021/650 E.- 2022/492 K.<br>DAVANIN KONUSU\t: İtirazın İptali<br>KARAR TARİHİ\t: 14.04.2025<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 14.04.2025<br><br>\tİzmir 5.Asliye Ticaret Mahkemesinin 10.05.2022 tarih 2021/650 E.- 2022/492 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.<br>\tGEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :<br>\tDAVA :Davacı vekili, davacı banka ile davalı arasında Genel Kredi Sözleşmesi imzalandığını, davalıya ... no.lu ... kredisi kullandırıldığını, kredi borçlarının zamanında ödenmemesi nedeniyle 08.02.2021 tarihi itibariyle kredi hesapları kat edilerek Gebze 3.Noterliği'nden hesap kat ihtarnamesi gönderildiğini, ihtara rağmen borcun ödenmemesi üzerine borçlu aleyhine İzmir 28.İcra Müdürlüğü'nün 2021/5235 E. Sayılı dosyası ile  icra takibine başlandığını, davalının itirazı üzerine takibin durduğunu, arabuluculuk yoluna başvurulduğunu ancak sonuç alınamadığını belirterek, davalı-borçlunun itirazlarının iptali ile takibin devamına, alacağın % 20’den aşağı olmamak üzere icra–inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>\tCEVAP : Davalı vekili,  öncelikle icra dairesinin yetkisine itirazda bulunduklarını,  taraflar arasında yapılan Genel Kredi Sözleşmelerinin hazırlanış şekilleri itibariyle Genel İşlem Koşulları hükümlerine tabi olduğunu, sözleşmenin onlarca sayfa ve onlarca maddeden oluştuğunu, davalının bu  sözleşmeyi imzalamadan önce her bir madde hakkında açıkça tereddüte yer verilmeyecek şekilde bilgilendirilmesi gerektiğini ancak  sözleşme ile ilgili bilgilendirilmediğini, sözleşmenin yok hükmünde olduğunu savunarak açılan davanın reddi ile davacı tarafın %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini istemiştir.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı banka ile  davalı ... arasında 16.04.2019 sözleşme öncesi ön bilgilendirme formu ve 17.04.2019 düzenleme tarihli 3.000.000.-TL limitli Genel Kredi Sözleşmesi akdedildiği, Genel Kredi Sözleşmesine istinaden davalıya  ticari kredi kartı tahsis edilerek kullanıma açıldığı, asgari tutarların ödenmemesi üzerine davacı banka tarafından  kredi hesabının  kat edilerek davalıya ihtarname keşide edildiği, davalının sözleşme hükümleri doğrultusunda 25.02.2021 tarihinde temerrüde düştüğü, ihtara rağmen davalı tarafça  ödeme yapılmadığından  davacı tarafça davalı aleyhine  İzmir 28. İcra Müdürlüğü'nün 2021/5235 E. sayılı dosyasından ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalının  itirazı üzerine takibin durduğu, dosyada mevcut denetime ve hüküm kurmaya  elverişli  bilirkişi  raporuna  göre takip tarihi itibariyle  davacı bankanın  14.726,11 TL asıl alacak, 1.955,52 TL işlemiş faiz, 97,78 TL faizin %5 gider vergisi,447,91 TL ihtarname masrafı olmak üzere toplam 17.227,32-TL alacaklı  olduğunun tespit  edildiği,  her ne kadar davalı vekili  genel işlem koşullarına aykırılığın söz konusu olduğunu savunmuş ise de, TBK'nın 20-25. maddelerinde genel işlem koşullarına ilişkin düzenlemelere yer verildiği, sözleşmelerde taraflardan birinin üstün veya avantajlı konumunu kullanarak, karşı tarafa dayattığı, karşı taraf aleyhine düzenlemeler içeren ve iyi niyet kurallarına aykırı olan bölümlerin genel işlem koşulu olarak kabul edilmesi gerekeceği, bu kapsamda da standart sözleşmeler, tarafların karşılıklı müzakereleri sonucu değil, taraflardan biri veya üçüncü kişi tarafından önceden hazırlanmış hükümlerin kullanıldığı sözleşmeler olup; bu tip sözleşmelerde yer alan hükümlerin ve özellikle bu sözleşmelerin içeriğini oluşturan genel işlem koşullarının haksız şart olduğuna ilişkin bir karine öngörüldüğü, ancak somut olayda davanın ve takibin konusu genel kredi sözleşmesinde TBK'nın 20-25. maddelerinde düzenlenen ve yukarıda açıklanan genel işlem koşullarına aykırılığın varlığına rastlanamadığı, kamu düzenine ve genel ahlaka aykırılıktan söz edilemeyeceği, bu yöndeki savunmaya itibar edilmediği, böylece davalının bilirkişi raporunda tespit  edilen alacak miktarı yönünden davacı bankaya  borçlu olduğu ve takibe  itirazında haksız olduğu gerekçesiyle davacının davasının  kısmen kabulüne, davalının İzmir 28.İcra Müdürlüğü’nün 2021/5235 Esas sayılı takip dosyasına vaki itirazının kısmen iptali ile 14.726,11 TL asıl alacak, 1.955,52 TL işlemiş faiz, 97,78 TL faizin %5 gider vergisi,447,91 TL ihtarname masrafı olmak üzere toplam 17.227,32-TL alacağın, asıl alacağa takip tarihinden itibaren 5464 sayılı  yasanın 26.3  maddesi gereği TCMB tebliğleri ile belirlenen yıllık %27.36 oranında temerrüt faizi ve faizin %5 gider vergisi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesi için takibin devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, hüküm altına alınan alacak üzerinden hesaplanan  %20 oranında icra inkar tazminatı olan 3.445,46 TL'nin  davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.<br>\tKarara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.<br>\tİSTİNAF NEDENLERİ : Davalı vekili, mahkemece bilirkişiye gönderilerek alınan rapordaki tutar ile takip talep çıkışındaki tutarın farklı olduğunu, bu durumun bile tek başına alacağın likit olmadığını gösterdiğini, davalının kötü niyeti bulunmadığından icra inkar tazminatına hükmedilemeyeceğini, davaya konu Genel Kredi Sözleşmesinin genel işlem koşulları hükümlerine tabi olduğunu, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin onlarca sayfa ve onlarca maddeden oluştuğunu, davalının bu sözleşmeyi imzalamadan önce her bir madde hakkında açıkça, tereddüte yer vermeyecek şekilde bilgilendirilmediğini, ancak bu kadar uzun, maktu, onlarca sayfadan oluşan sözleşme ile ilgili olarak davalının bilgilendirilmediğini, TBK 21.maddesinin devreye girdiğini, buna göre taraflar arasında imzalanan sözleşmenin yok hükmünde genel işlem şartı olduğunu istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir. <br><br>\tGEREKÇE :Dava, taraflar arasında akdedilen genel kredi sözleşmesinden doğan alacağa dair başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.<br>\tDairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle  sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.<br>\tİzmir 28. İcra Müdürlüğü'nün 2021/5235 E. sayılı dosyasının incelenmesinde;   alacaklı ...bank  tarafından borçlu ... aleyhine, ... Kredisi ve ihtarnameye dayalı olarak 14.816,21-TL asıl alacak, 1.801,97-TL ihtar öncesi işlemiş akdi faiz, 153,55-TL ihtar öncesi işlemiş akdi faiz, 97,78-TL % 5 BSMV,  447,91-TL ihtar gideri olmak üzere toplam 17.317,42-TL alacağın tahsili için ilamsız icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin borçluya 22/06/2021 tebliğ edildiği, borçlunun 29/06/2021 tarihinde takibe, ödeme emrine, faize, faiz oranına, borca ve yetkiye itiraz ettiği, itiraz üzerine  icra  takibinin  durduğu görülmüştür. <br>\tTaraf delillerinin toplanılmasından sonra dosyanın bankacı bilirkişiye tevdii edildiği, bilirkişi tarafından ibraz edilen  08.03.2022 tarihli raporda, davacı banka ile  davalı ... arasında 16.04.2019 sözleşme öncesi ön bilgilendirme formu ve 17.04.2019 düzenleme tarihli 3.000.000.-TL limitli Genel Kredi Sözleşmesi akdedildiği, Genel Kredi Sözleşmesinin maddeleri ile ilgili olarak ön bilgilendirme formu ile  davalı müşterinin bilgilendirildiğinin değerlendirildiği, Genel Kredi Sözleşmesine istinaden davalı asıl borçluya  ticari kredi kartı tahsis ederek kullanıma açıldığı, asgari tutarların ödenmemesi üzerine kredi hesabı kat edilerek davalıya ihtarname keşide edildiği, davalı sözleşme hükümleri doğrultusunda 25.02.2021 tarihinde temerrüde düştüğü, ihtara rağmen ödeme yapılmadığından davalı aleyhine  İzmir 28. İcra Müdürlüğü'nün 2021/5235 E. sayılı dosyasından ilamsız takibe başlandığı, davalının borca, faiz, faiz oranına itirazı üzerine takibin durduğu, açılan iş bu itirazın iptali davası çerçevesinde yapılan  inceleme ve hesaplamalar sonucunda faiz alacağı yönünden taleple bağlı kalındığı, 20.05.2021 takip tarihi itibariyle  14.726.11-TL asıl alacak , 1.955.52-TL işlemiş faiz, 97.78-TL faizin % 5 gider vergisi, 447.91-TL ihtarname masrafı olmak üzere toplam  17.227.32-TL olduğu, banka alacağından davalı ...’un asıl borçlu sıfatı ile sorumluluğunun bulunduğunun tespit edildiği, davacı bankanın takip tarihinden itibaren 14.726.11.-TL ticari kredi kartı asıl alacağına 5464 Sayılı Yasanın 26.3 madde hükmü gereği TCMB tebliğleri ile belirlenen  yıllık %27.36  oranında  temerrüt faizi ve faizin % 5 gider vergisini  uygulama ve talep yetkisinin bulunduğunun rapor edildiği, hükme esas alınan bilirkişi raporunun dosya kapsamı ile uyumlu, yeterli ve denetlenebilir nitelikte bulunduğu değerlendirilmiştir.<br>\t 6098 sayılı TBK'nın 20 ve devamı maddelerinde genel işlem koşulları ile ilgili olarak haksız şartın yazılmamış sayılmasına, yorum ve içerik denetimine ilişkin hükümlere yer verilmiştir.  Haksız şart  ile ilgili olan TBK'nın 21. maddesi \"Karşı tarafın menfaatine aykırı genel işlem koşullarının sözleşmenin kapsamına girmesi, sözleşmenin yapılması sırasında düzenleyenin karşı tarafa, bu koşulların varlığı hakkında açıkça bilgi verip, bunların içeriğini öğrenme imkanı sağlamasına ve karşı tarafın da bu koşulları  kabul etmesine bağlıdır. Aksi takdirde, genel işlem koşulları yazılmamış sayılır\". hükmünü havidir.  Yorum denetimine ilişkin olan aynı Kanun'un 23. maddesinde ise \"Genel işlem koşullarında yer alan bir hüküm, açık ve anlaşılır değilse veya birden çok anlama geliyorsa, düzenleyenin aleyhine ve karşı tarafın lehine yorumlanır\" düzenlemesine yer verilmiştir. Aynı doğrultuda içerik denetimini düzenleyen 25. madde de \"Genel işlem koşullarına, dürüstlük kurallarına aykırı olarak, karşı tarafın aleyhine veya onun durumunu ağırlaştırıcı nitelikte hükümler konulamaz\" şeklindedir. Yargıtay 19. Hukuk Dairesi 08.05.2019 tarih 2018/426 E, 2019/3029 K sayılı kararında sözleşmedeki erken ifa hali her iki tarafın menfaatlerini korumaya yönelik bir düzenleme olduğundan genel işlem şartı olarak kabul edilmesi mümkün olmadığı, sözleşmede bir oran belirlenmiş ise bu oranın uygulanması gerektiği belirtilmiştir. Böylelikle Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 6098 sayılı TBK'dan sonra düzenlenen sözleşmelerde aynı yasanın 19, 20 maddeleri uyarınca genel işlem koşullarına yönelik denetim yapılmaması, sözleşmedeki oranın uygulanması görüşünde olduğu anlaşılmaktadır.<br><br>\t6098 sayılı TBK'nın yürürlük tarihinden sonra imzalan kredi sözleşmeleri yönünden ise, kredi sözleşmesinin akdedilmesinden önce imzalatılan ön bilgi formu, bilgilendirme formlarının varlığının aydınlatma yükümlülüğünün yerine getirilmesi olarak değerlendirilip değerlendirilmeyeceği hususu yönünden Yerel Mahkemece TBK'nın 20-25. maddelerinde genel işlem koşullarına ilişkin düzenlemelere yer verildiği, sözleşmelerde taraflardan birinin üstün veya avantajlı konumunu kullanarak, karşı tarafa dayattığı, karşı taraf aleyhine düzenlemeler içeren ve iyi niyet kurallarına aykırı olan bölümlerin genel işlem koşulu olarak kabul edilmesi gerekeceği, bu kapsamda da standart sözleşmeler, tarafların karşılıklı müzakereleri sonucu değil, taraflardan biri veya üçüncü kişi tarafından önceden hazırlanmış hükümlerin kullanıldığı sözleşmeler olup; bu tip sözleşmelerde yer alan hükümlerin ve özellikle bu sözleşmelerin içeriğini oluşturan genel işlem koşullarının haksız şart olduğuna ilişkin bir karine öngörüldüğü, ancak somut olayda davanın ve takibin konusu genel kredi sözleşmesinde TBK'nın 20-25. maddelerinde düzenlenen ve yukarıda açıklanan genel işlem koşullarına aykırılığın varlığına rastlanamadığı, kamu düzenine ve genel ahlaka aykırılıktan söz edilemeyeceği yönündeki kabulünde herhangi bir usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı değerlendirilmiştir. <br>\tİstinafa gelen tarafın icra inkar tazminatına yönelik istinaf nedenlerinin irdelenmesinde; itirazın iptâli davalarında İcra ve İflas Kanunu'nun 67/2. maddesi çerçevesinde alacaklı yararına icra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için, diğer yasal koşullar yanında takibe konu alacağın likid olması zorunludur. Bir başka ifade ile icra inkar tazminatına karar verilebilmesi için borçlunun itiraz ettiği alacağın likid (muayyen) bir alacak olması, gerekir. Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için, ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi gerekmektedir. Böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından bu koşullar mevcut ise, ortada likid bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir. (HGK'nın 07.06.2006 tarih ve 2006/19-295 E. - 2006/341 K. sayılı ilâmı) Somut olayda, davacı tarafça talep edilen alacağın likit nitelikte bulunduğu kanaatine varılmakla davalı vekilinin aksi yöndeki istinaf itirazının da reddi gerekmiştir.<br>\tAçıklanan tüm bu hukuki ve maddi vakıalar karşısında; ilk derece mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunun hüküm kurmaya ve denetime elverişli olmasına, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları belgelere, davacı yanca genel kredi sözleşmesinin maddeleri ile ilgili olarak ön bilgilendirme formu ile davalı müşterinin bilgilendirilmiş olmasına, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, ilk derece mahkemesince verilen kararda bir hukuka aykırılık bulunmamakla, davalı vekilinin istinaf itirazları yerinde değildir.<br>\tBu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.<br>\tHÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>\t1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Davalı yönünden istinaf karar harcı olan 1.176,79 TL'den peşin alınan 294,20 TL'nin mahsubu ile bakiye 882,59 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,<br>\t3-İstinaf başvurusu nedeniyle davalı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına<br>\tDosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere 14.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"d19b12d7335334d4","SID":"22e7ec2cf31d0e8b"}}