{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>36. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2025/1105 <br>KARAR NO: 2025/887<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN <br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 19/09/2024<br>NUMARASI: 2024/403 E. -  2024/911 K.<br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali ( Ecrimisilden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 19/03/2025<br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyadaki tüm belgeler ve dairemiz üyesi tarafından hazırlanan raporlar incelendi. <br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde, 30/11/2007 tarihli 2860 sayılı İBB meclis kararı ile mülkiyeti İBB'ye ait olan çiçek satış büfelerinin işletme ve tasarruf yetkisinin, elde edilecek gelirin %50'sinin İBB'ye ödenmesi kaydıyla 10 yıl süre ile müvekkili ... A.Ş'ye verildiğini, müvekkili şirketin İBB meclis kararı ile verilen işbu tasarruf yetkisi kapsamında çiçek büfelerini işletmeye başladığını, bu kapsamda davalı borçlu ile 01/12/2016 tarihinde ... nolu ... Büfesi İşletme Sözleşmesi imzalandığını, sözleşmenin 5. Maddesine göre 30/06/2017 tarihinde sözleşme süresi sonra ermekte olup sözleşmenin süre sonunda devam edeceğine ilişkin hiçbir hüküm de bulunmamasına rağmen davalı borçlu büfeyi tahliye etmeksizin haksız işgal suretiyle kullanmaya devam ettiğini, 30/11/2007 tarihli 2860 sayılı İBB meclis kararı ile müvekkili şirkete verilen çiçek büfelerinin işletme ve tasarruf yetkisinin 30/11/2017 tarihinde sonra erdiğini, müvekkili şirketin meclis kararının yenilenmesi için İBB'ye başvuru yaptığını, bunun üzerine İBB meclisinin 17/07/2020 tarihli 606 nolu meclis kararı ile müvekkili şirketin çiçek büfeleri üzerindeki tasarruf yetkisini 5 yıl süre ile uzattığını, müvekkili şirketin söz konusu çiçek büfelerini işletme yetkisinin 30/11/2022 tarihine kadar devam ettiğinden ve büfeler üzerindeki hak ve tasarruf yetkisi mevcudiyetini korumuş olduğundan davalı borçlu işletmecinin cari hesap borcunu ödemesini talep etme zarureti hasıl olduğunu, davalı borçlu ile müvekkili şirket arasındaki 01/12/2016 tarihli 19 numaralı çiçek büfesi işletme sözleşmesinin süresi dolmuş olmasına rağmen davalı borçlunun ... numaralı çiçek büfesini hukuki bir ilişkiye dayanmaksızın kullanmaya devam etmiş olup fuzul-i şagil olduğunu, davalı borçlunun ödeme emrine itiraz etmiş olmasına rağmen bir süre sonra dosyaya kısmi ödeme yaptığını, davalının itirazının haksız olduğundan itirazın iptali ile yaptırılacak hesaplamaya göre takibin devamına karar verilmesi gerektiğini, bu nedenlerle davanın kabulü ile davalının Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı icra takibine yaptığı itirazın iptali ile takibin devamına, alacağa takipten sonra reeskont avans faizi/ticari faiz işletilmesine ve haksız itiraz eden davalı borçlu aleyhine alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep  etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde, müvekkilinin adresi İstanbul Fatih ilçesi olduğunu, yetkili mahkemenin İstanbul Mahkemeleri olduğunu, bu nedenle açılan davaya yetki nedeniyle itiraz ettiklerini, işbu davanın itirazın iptali için kanunda öngörülen 1 yıllık süreden sonra açıldığını, bu nedenle davanın reddi gerektiğini, müvekkilinin tacir olmadığını, bu nedenle mahkemenin bu davada görevli olmadığını, taraflar arasında kira sözleşmesi söz konusu olduğundan davacının ecrimisil istemi içeren davasının reddi gerektiğini, davacının müvekkiline göndermiş olduğu faturaya Beyoğlu ... Noterliğinin 14/09/2022 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile itiraz edilerek gönderilen faturanın iade edildiğini, davacının kira alacağının taraflar arasındaki 01/12/2016 tarihli sözleşmeye göre hesap edilmesi gerektiğini, bu yönü ile bahse konu kira alacağının yargılamaya muhtaç olduğunu, alacağın likit olmadığını, bu nedenlerle davacının usul ve esastan reddini talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, dava konusu uyuşmazlıkta görevli mahkeme Sulh Hukuk Mahkemesi olduğu gerekçesi ile davanın usulden reddine karar verildiği anlaşılmaktadır. Davacı vekili istinaf dilekçesinde, davacı müvekkil ''... Ticaret Anonim Şirketi''  İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından 5216 Sayılı kanun kapsamında kurulmuş Türk Ticaret Kanunu hükümlerine tabi bir sermaye şirketi olduğunu, müvekkili şirket yaptığı ve yapacağı tüm iş ve işlemlerde başta  Türk Ticaret Kanunu olmak üzere sair diğer mevzuat hükümlerine tabi olduğunu, 30.11.2007 tarihli 2860 sayılı İstanbul Büyükşehir Belediyesi Meclis Kararı ile mülkiyeti İstanbul Büyükşehir Belediyesine ait olan çiçek satış büfelerinin işletme ve tasarruf yetkisi, elde edilecek gelirin %50'nin İstanbul Büyükşehir Belediyesine ödenmesi kaydıyla 10 yıl süre ile ... A.Ş.’ye verildiğini, büfelerinin 10 yıllık işletme süresinin 30.11.2017 tarihinde dolması sebebiyle ilgili Meclis Kararının yenilenmesi ile 17.07.2020 tarihli 604 sayılı İstanbul Büyükşehir Belediyesi Meclis Kararı ile 30.11.2017 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere 5 yıl süre ile çiçek satış büfelerinin işletme ve tasarruf yetkisi müvekkili şirket ... A.Ş.’ye verildiğini,  davaya konu büfeye ilişkin meclis kararı ile verilen işletme yetkisinin süresi 2022 yılında dolmuş olup, müvekkili şirketin dava konusu büfede tasarruf yetkisi sonlandığını, sözleşmenin 4.1. Maddesinde görüleceği üzere büfenin münhasıran çiçek satış büfesi olarak işletilmesi olup bu amacın dışında kullanımı mümkün olmadığını, yani sözleşme konusu, yerin işletme işi olduğundan ve bu husus taraflar arasındaki temel hukuki ilişkiyi gösterir nitelikte olduğunu, bu anlamda taraflar arasındaki ilişki ve uygulanacak hukuk Borçlar Kanunu kapsamında bir kira sözleşmesinden doğan bir ilişki olarak değil Ticaret Kanunu kapsamında ticari iş olarak değerlendirilmesi gerektiğini, Zira; TTK madde 3'de bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari iş olarak nitelendirildiğini ve 4.Madde ile de her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davalarının ticari dava olacağı düzenlendiğini, müvekkili şirket TTK hükümlerine göre kurulmuş bir ticari işletme olup, şirketin tasarrufu altında olan bir yerin yine ticari olarak davalı tarafından işletilmesi nedeniyle icra takibi başlatılmış olduğundan davaya konu uyuşmazlıkta görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu, icra takibine konu alacak haksız işgalden kaynaklı alacak olduğunu, mahkemenin görevsizlik kararının hatalı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. Dava, \"itirazın iptali\" davasıdır. Kira alacağı talebi ile ecrimisil talebi davanın sebebi yönünden ayrı mahiyettedirler. Kira alacağı sözleşmeye göre belirlenirken, ecrimisil rayice göre hesaplanacağından verilen kararların birbirlerine karşı kesin hüküm dahi teşkil edemeyecekleri düşünüldüğünde aynı dava olduklarından bahsedilemez. Bu durumda davacı vekili kira sözleşmesine dayanmadığından anılan bu isteğin 4721 sayılı Kanun hükümlerinden kaynaklandığı ve uyuşmazlığın çözümünün 6100 sayılı Kanun'un 2/1 inci maddesi uyarınca Asliye Hukuk Mahkemesinin görevinde bulunduğunun kabulü gerekir. ( YHGK 2023/1-235 E. 2024/195 K.) Somut olay değerlendirildiğinde, davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ile imzalanan 01/12/2016 tarihli 19 nolu çiçek büfesi sözleşmesinin süresinin sona ermesine rağmen davalının sözleşmeye konu büfeyi haksız işgal suretiyle kullanmaya devam ettiğini, davalının fuzuli şagil olduğunu, haksız işgalden doğan kullanım bedelini ödemediğini iddia etmektedir. Görüleceği üzere dava dilekçesinde açıkça haksız fiile dayanıldığı gibi hukuki nitelendirme de davacı tarafından bu iddiaya uygun olarak yapılmış ve açık bir şekilde ecrimisil istenilmiştir. Dosyada bulunan belgelerden davalının tacir olmadığı anlaşılmaktadır. Eldeki davanın da mutlak ticari davalardan olmaması sebebiyle haksız kullanımdan kaynaklı alacağa dair davaya bakmakla görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesidir. Bu sebeple  Asliye  Hukuk Mahkemesine görevsizlik kararı verilmesi gerekirken Sulh Hukuk mahkemesine görevsizlik kararı verilmesi hatalı olduğundan kararın kaldırılması gerekmiştir. Bu nedenle; İlk derece mahkemesince görevsizlik kararı verilerek dosyanın görevli Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesi gerekirken, Sulh Hukuk Mahkemesinin görevli olduğuna ilişkin yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olduğundan davacı vekilinin istinaf başvurusunun görev yönünden kabulüne 353/1-a-3 maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve  görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunun tespitine, dosyanın görevli mahkemeye gönderilmek üzere kararı veren mahkemeye gönderilmesine  karar vermek gerekmiştir. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun görev nedeniyle KABULÜNE, 2-İlk derece mahkemesinin kararının HMK’nın 353/1-a-3 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, 3-Davada görevli ve yetkili mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunun tespitine, 4-HMK'nın 20. maddesi gereğince Dairemiz kararının taraflara tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süresi içerisinde taraflarca başvurulması halinde istinaf kayıtların kapatılarak dosyanın görevli Bakırköy Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmek üzere kararı veren ilk derece mahkemesine iadesine, 5-Davacının istinaf başvurusu için yaptığı yargılama giderlerinin esas hakkında verilecek kararda değerlendirilmesine, harcanmayan istinaf gider avansının davacıya  iadesine, 6-Karar tebliği, harç takibi ve avans iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yapılmasına, Dosya üzerinde yapılan  inceleme sonunda, kesin olmak üzere karar verildi. 19/03/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"7a3b7150579453c5","SID":"777dd9c1e07c7191"}}