{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  20. HUKUK DAİRESİ     <br>Esas-Karar No: 2023/170 - 2025/421<br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20.HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO       : 2023/170 <br>KARAR NO\t: 2025/421<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                                     K A R A R <br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 17/10/2022<br>NUMARASI\t\t: 2022/32 E.  -  2022/271 K.<br><br><br>\t  <br>DAVANIN KONUSU\t: YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 17/10/2022 tarih ve 2022/32 E. - 2022/271 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ\t:Davacı vekili, müvekkilinin 1961 yılından beri bisküvi, kraker, gofret, pasta, tart, kek ve benzeri ürünlerin üretimi, ithali ve ihracı ile ilgili faaliyetlerini sürdürdüğünü, sektörde tanınmış bir kuruluş olduğunu, müvekkili adına tescilli \"...\" ibareli markaların bulunduğunu, 2007 yılından beri bu markaların kullanıldığını, bu markaların da tanınmış olduğunu, davalı Şirketin 2020/29294 sayılı \"... ...\" ibareli marka başvurusunu yaptığını, müvekkilince bu başvuruya yapılan itirazın davalı Kurum tarafından reddedildiğini, alınan kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, taraf markalarında ortak olarak yer alan \"...\" ibaresinin, ayırt ediciliği zayıf bir ibare olarak kabul edilemeyeceğini, buna göre müvekkili markaları ile dava konusu başvurunun ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğunu, markalar arasında karıştırılma ihtimalinin bulunduğunu, müvekkili adına tescilli \"...\" ibareli markaların korunması gerektiğini, aksinin Anayasaya aykırılık oluşturacağını, bu yönde emsal   Yargıtay kararları bulunduğunu, dava konusu başvurunun, müvekkili markaları ile aynı veya benzer mal ve hizmetleri kapsadığını, bu ürünlerin tüketicisinin büyük kısmının çocuklar olduğunu ve markaları ilişkilendireceklerini ileri sürerek, YİDK'in 2021-M-9895 sayılı kararının 29 ve 30. sınıf mallarla bu malların satışına özgü 35. sınıf hizmetler yönünden iptaline, dava konusu markanın, aynı mal ve hizmetler yönünden hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.  <br>       \t\t\t\t\tDavalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markalar arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. <br>\tDavalı Şirket vekili, müvekkilinin 1995 yılında kurulduğunu, özellikle kuruyemiş ve kuru meyve sektöründe lider olduğunu, müvekkili başvurusu ile davacı markalarının benzer olmadığını, markaların kapsadıkları mal ve hizmetlerin de farklı olduğunu, \"...\" ibaresinin ayırt ediciliğinin düşük bulunduğunu, dava konusu başvurunun, müvekkilinin seri markalarından olduğunu, davacı markalarının kullanılıp kullanılmadığının araştırılması gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir. <br> \t<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davalının \"... \" ibareli marka başvurusu ile davacının \"...\"  ibareli tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, davalı başvurusunda yer alan \"...\" ibaresinin, markanın bütünü dikkate alındığında, baskın bir ibare olarak yer almadığı, ortalama düzeydeki tüketici nezdinde başvuru konusu işaret ile davacı markası arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı mallar/hizmetler  algısı da oluşmayacağı, SMK'nın 6/1 maddesi anlamında karıştırılma ihtimalinin olmadığı, taraf marka işaretleri benzemediğinden SMK'nın 6/5 maddesi koşullarının da  oluşmadığı, dava konusu başvurunun  kötü niyetli yapıldığı iddiasının kanıtlanmadığı <br>gerekçesiyle davanın reddine karar  verilmiştir.   <br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, mahkeme kararının aksine dava konusu başvuru ile müvekkili markaları arasında benzerlik bulunduğunu, dava konusu başvurunun asli unsurunu \"...\" ibaresinin oluşturduğunu, başvuruda farklı olarak yer verilen \"...\" ibaresinin, davalının çatı markası olduğunu, dolayısıyla davalı adına tescilli olan ve çatı marka olarak kullanılan bu ibarelerin tekrar tescil ettirilmesinde, davalının herhangi bir hukuki yararının bulunmadığını, davalının asıl tescil ettirmek istediği ibarenin \"...\" ibaresi olduğunu, bu ibare dikkate alındığında taraf markalarının iltibas yaratacak ölçüde ayniyet taşıdığını, başvuru kapsamındaki mal ve hizmetlerin de müvekkili markalarının kapsamlarındaki emtia ile benzer olduğunu, ortalama gıda tüketicisinin, dava konusu başvuru ile müvekkili markalarını benzer algılayabileceğini yahut iki marka arasında iktisadi bir bağ olduğunu düşünebileceğini, müvekkili markalarının tanınmış olduğunu, bu nedenle SMK'nın 6/5 maddesi koşullarının da oluştuğunu, aksi yöndeki mahkeme kararının hukuka aykırı bulunduğunu, dava konusu başvurunun kötü niyetli yapıldığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.     <br><br>GEREKÇE\t: Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tDosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, tescilli bir marka ile başvuru konusu işaret arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede görsel, sescil ve anlamsal benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları nazara alınarak münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin nazara alınarak belirlenmesi gerektiği, somut uyuşmazlıkta her ne kadar dava konusu başvuruda, davacının mesnet markalarının esas unsurunu oluşturan \"...\" ibaresi bulunmakta ise de, bu ibarenin dava konusu markada öne çıkmadığı, başvurunun bir bütün olarak \"...\" olarak algılandığı, kaldı ki Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 26/09/2022 tarih ve 2021/1685 E.- 2022/6319 K. sayılı bozma ilamında da davacının itirazına mesnet markalarındaki \"...\" ibaresinin, \"sağlıklı, zinde, formda, uygun\" anlamlarına geldiğinin ve gıda maddeleri yönünden ayırt ediciliğinin düşük olduğunun, dolayısıyla koruma düzeyinin de düşük tutulması gerektiğinin belirtildiği gözetildiğinde, dava konusu başvurunun davacının seri markalarından biri olarak da algılanmayacağı, tarafların marka işaretleri arasında benzerlik bulunmadığından davacı markalarının tanınmış olmasının başvurunun tesciline engel oluşturmadığı, başvurunun kötü niyetle yapıldığının da ispatlanmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.<br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 80,70-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 534,70-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, <br>\t3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı  uhdesinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 27/02/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. <br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 27/02/2025<br>\t\t\t\t<br><br>Başkan<br><br> <br><br>Üye<br><br> <br><br>Üye<br><br> <br><br>Katip<br><br> <br><br><br><br><br><br><br><br><br>Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.<br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"f735d51dae91c948","SID":"d95faf8d409615a7"}}