{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>11. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2023/1493 <br>KARAR NO\t\t: 2025/587<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: KARŞIYAKA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 07/06/2023<br>NUMARASI\t\t: 2022/219 Esas - 2023/405 Karar<br>DAVANIN KONUSU\t: Şirketin Feshi - Ortaklıktan çıkma <br>KARAR TARİHİ \t: 10/04/2025 <br>KARAR YAZIM TARİHİ \t: 10/04/2025 <br>                       <br>\tTaraflar arasındaki davadan dolayı Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 07/06/2023 gün ve 2022/219 Esas - 2023/405 Karar sayılı hükmün istinaf yoluyla Dairemizce incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için  üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.<br>\tGEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :<br>DAVA : Davacılar vekili, müvekkillerinin davalı şirketin ortağı olduklarını,  davacı ...'ın, Almanya'dan yakın arkadaşları olan dava dışı ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve davacılardan ... ile birlikte 22.03.2012 tarihinde davalı şirketi kurduklarını, şirketin kuruluşundan sonra 2013 yılı genel kurulunda müvekkili ...'ın şirket yönetim kurulu başkanı olarak seçildiğini, Başkan Yardımcısı olarak dava dışı ... ile ...'ın seçildiğini, 2013-2017 yılları arasında davalı şirketin yüksek miktarda kar elde ettiğini, buna rağmen 20.02.2017 tarihli genel kurulda müvekkili ...'ın yönetim kurulu başkanlığı görevine ortaklar tarafından son verildiğini, ortaklar arasında sorunlar başladığını, özellikle müvekkili ... ile şirket ve diğer ortaklar arasında çok sayıda hukuk ve ceza davası açıldığını, bu uyuşmazlıklar nedeniyle şirketin iş yapamaz hale geldiğini, davalı şirketin içinin boşaltıldığını, yasa dışı eylemlerin finansman kaynağı haline getirildiğini, şirket adına senetler düzenlendiğini, şirket hakkında çok sayıda icra takibi bulunduğunu, 2017 yılından beri yalnızca iki kere genel kurulun gerçekleştirilebildiğini, şirket yönetiminin bilgi verme yükümlülüğünü yerine getirmediğini, böylece şirket ortaklarının birbirine güveninin kalmadığını, şirketin mali açıdan verimsiz hale geldiğini ve şirketin düzenli olarak toplanamadığını iddia ederek, davalı şirkete tedbiren kayyım atanmasına, davalı şirketin feshine karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tCEVAP\t: Davalı vekili, davacı ...'ın diğer ortakların yurt dışında bulunmasını fırsat bilerek, müvekkili şirketin zararına borçlandırıcı işlemlerde bulunması nedeniyle görevine son verildiğini, şirket feshinin en son çare olduğunu, şirketin devamlılığının asıl olduğunu, şirketin aktif mal varlığının bulunduğunu, mevcut mal varlığı ile şirketin ana sözleşmesinde yer alan amaçları rahatlıkla gerçekleştirebilecek durumda olduğunu, mevcut yönetimin bulunduğunu ve şirketin en iyi şekilde temsil edildiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacılar ile davalı şirketin diğer pay sahipleri arasında uzun süreden beri devam eden hukuk ve ceza davalarının var olduğu, bu davalar ve uyuşmazlıkların davalı şirket ile bağlantısının bulunduğu, davacılar ile davalı şirketin diğer pay sahipleri arasındaki uyum ve birlikte çalışma iradesinin ortadan kalktığı, haklı nedenlerle fesih koşullarının gerçekleştiği sabit ise de; alınan bilirkişi raporu ve belgelerden davalı şirketin halen elinde bulundurduğu malvarlıklarıyla şirket anasözleşmesinde yer alan amaçları rahatlıkla gerçekleştirebilecek durumda olduğu, şirketin haklı nedenle feshi yerine davacı ortakların pay bedellerinin taraflarlarına ödenmesi suretiyle ortaklıktan çıkmalarına karar verilmesinin somut olaya uygun olacağı, davacıların şirket nezdindeki hisse oranına tekabül eden ayrılma payı bedeli alacağının her bir davacı için 407.955,34 TL olarak belirlendiği; bilirkişi raporuna ekli bilanço ve mizanda belirtilen rakamların, mahkemenin 2017/453 E. sayılı dosyasının davacı (eldeki davada davalı) şirket lehine sonuçlanması halinde davacıların şirketin malvarlığına girecek tutarları kapsamamakta ise, bu tutarlar nedeniyle davacıların bakiye ayrılma (çıkma) payı bedelini isteme hakkının bulunduğu gerekçesiyle; Davacılar ..., ..., ... ve ...'ın davalı şirket nezdindeki ortaklıklarından çıkmalarına, her bir davacı ortak için 407.955,34 TL ayrılma (çıkma) payı bedelinin kararın kesinleştiğinde davalı şirketten ayrı ayrı alınarak davacılara verilmesine, davanın sonucuna göre, şirketin fesih ve tasfiyesi talebi konusunda karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.<br>\tKarara karşı taraf vekillerince istinaf yoluna başvurulmuştur.<br>\tİSTİNAF NEDENLERİ : Davacılar vekili, ilk derece mahkemesince 2017 yılından başlayıp halen şirket yöneticisi olan dava dışı ..., ... ve diğer yönetim kurulu üyelerinin müvekkiline yönelik kesinleşmiş nitelikteki mahkeme kararlarına dayanan eylemlerinin göz ardı edildiğini, müvekkillerinin şirket yöneticisi dahi olmadığı 2017 Şubat ayı sonrası yıllarda kusurlu olduğunun kabul edilmesinin hatalı olduğunu, şirketin elindeki tek mal varlığı olan \"... İli ... İlçesi ... Mahallesi ... mevki ... ada ... parsel numaralı 5.768,27 m2 yüz ölçümlü taşınmazın\" gerçek değerinin  tespit edilip gerçek değerine göre paydaşların pay bedellerinin tespiti gerektiğini, mahkeme kararı ile ortaklıktan çıkarma ve payların ödenmesi kararı verilmesi durumunda nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken maktu vekalet ücretine hükmedilmesinin de hatalı olduğunu istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir.<br>\tDavalı vekili,  İlk derece mahkemesinin şirketin feshi ve tasfiyesi talebi konusunda karar verilmesine yer olmadığına ilişkin hükmünün hukuka uygun olduğunu, bu kısmın onanması gerektiğini, ancak ayrılma payı olarak belirtilen her bir davacı ortak için 407.955,34 TL'nin karar kesinleştiğinde ödenmesine ilişkin kısmın hukuka aykırı olduğunu müvekkili şirket ve şirket yöneticilerinin, davacıların hukuk dışı eylem ve işlemleriyle verdikleri zarar ve tahribatları gidermekle uğraştıklarını istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir.<br>\tGEREKÇE\t: Dava, haklı nedenle anonim şirketin feshi istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçelerle fesih talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına, davacıların ayrılma akçesi karşılığında anonim şirket ortaklığından çıkarılmalarına karar verilmiştir.<br>\tDavacı vekili 23.08.2024 tarihli dilekçesiyle davadan feragat ettiklerini belirterek feragat nedeniyle gerekli işlemlerin yapılmasını istemiştir. <br>\tUyuşmazlık, tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri nitelikte olduğundan istinaf aşamasında sunulan davadan feragat dilekçesi HMK'nın 307 ve devamı maddeleri uyarınca sonuç doğurucu nitelikte bulunup davacı vekiline verilen vekaletnamede vekile davadan feragat yetkisi de tanınmıştır. Bu nedenle, Yargıtay İBK'nun 11.04.1940 gün 70 sayılı, HGK'nun 21.11.1981 gün ve 1981/2-551 sayılı kararları uyarınca öncelikle, davadan feragate ilişkin bir hüküm verilmesi gerektiğinden ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılarak davanın vaki feragat nedeniyle reddine, kaldırma kararının sebep ve şekline göre taraf vekillerinin istinaf başvuruları hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.<br>\tHÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>\t1-Taraf vekilinin istinaf başvurularından sonra davacı vekilinin yaptığı feragat nedeniyle Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesinin 07.06.2022 tarih 2022/219 Esas 2023/405 Karar sayılı kararının Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,<br>\t2-Davanın feragat nedeniyle REDDİNE, <br>\tHarçlar Kanunu'nun 22. maddesine göre davadan feragat ön inceleme duruşmasından sonra gerçekleştiğinden, karar tarihindeki maktu ve karar ilam harcının 2/3'ü oranına isabet eden 410,27 TL harçtan peşin alınan 312,86 TL harcın düşülmesi ile eksik kalan 97,41 TL harcın davacılardan alınarak hazineye gelir kaydına,<br>\tKarar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesaplanan 30.000,00-TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak, kendisini bir vekille temsil ettiren davalıya verilmesine,<br>\tDavacılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>\tKullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,<br>\t3-Kaldırma kararının sebep ve şekline göre taraf vekillerinin istinaf başvuruları hakkında karar verilmesine yer olmadığına,<br>\t4-İstinaf karar harcının talep halinde istinaf yoluna başvuranlara iadesine,<br>\t5-İstinaf başvurusu nedeniyle taraflarca yapılan giderlerin kendi üzerilerinde bırakılmasına,<br>\tDosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde,  kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay ilgili Hukuk Dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.10/04/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"3e067d8b3966d98d","SID":"46dc8f22676e313f"}}