{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>11. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2024/468 <br>KARAR NO\t\t: 2025/503<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 29/11/2023<br>NUMARASI\t\t: 2019/77 E. 2023/967 K.<br>DAVANIN KONUSU\t: Şirket Fesihi, Çıkma Alacağı<br>KARAR TARİHİ\t: 20.03.2025 <br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 20.03.2025<br><br>\tTaraflar arasındaki davadan dolayı İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 29.11.2023 gün ve 2019/77 E. 2023/967 K. sayılı hükmün istinaf yoluyla Dairemizce incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için  üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.<br>\tGEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :<br>\tDAVA : Davacı vekili, davacıların şirket ortağı olduğunu,  şirketin büyük ortağı olan ... tarafından dava dışı ...’e pay devri yapıldığını, aile şirketine aile dışından birisinin ortak yapıldığını, ...’nun resmi eşi ... olduğunu, ... ile ... arasında ... tarafından açılan zina nedeniyle boşanma davasının devam ettiğini, ...'un ...'nun evlilik dışı birlikte yaşadığı kişi olduğunu, davacılar ile davalı büyük ortak ... vedava dışı ... arasında anlaşmazlık bulunduğunu,  boşanma ve katkı payı davasını açılması ile birlikte aralarındaki gerilim daha da arttığını, ...’nun davacı ...’nu şirketten kovduğunu, davacıların davalı büyük ortağa ait değer şirkette çalışıyor olmaları nedeniyle  işçilik alacaklarında kaynaklı çekişme bulunduğunu, davacıların kullanımında bulunan araçların ellerinden alındığını, davacılar aleyhine eşit işlem ilkesinden vazgeçildiğini, davacıların davalı şirket merkez ve şubelerine girmelerinin hakim ortak ... tarafından fiilen engellendiğini, davalı şirketin diğer ortakları tarafından  davacıların yokluğunda usulsüz toplantılar yapılarak kararlar alındığını, davacılara bilgi verilmediğini, haklı nedenlerin oluştuğunu, belirterek; şirketin feshini ve bunun mümkün olmaması halinde davacıların şirket ortaklıklarından çıkarılmasına, karar verilmesini dava ve talep etmiştir.<br>\tCEVAP : Davalı vekili, şirketin aile şirketi olduğunu,  limited şirketlerde tek ortaklı olarak kurulması mümkün olmadığından ...'na ait hisselerin bedeli ... tarafından ödenmek üzere çocukları olan davacı ... ve ...'na devredildiğini, davacıların üzerine yapılan hisse devrinin yasal zorunluluk nedeniyle yapıldığını, şirketin ... tarafından yönetildiğini, aile dışı ...'un şirkete ortak olmasının sebebinin ...'nun davacılar dışında ...'dan olma ... ve ... isimi iki kızının olması ve bunların reşit olmamasından kaynaklandığını, davacıların şirkete gelmediğini ve şirketten çıkarılmak durumunda kaldıklarını, şirket adına kayıtlı araçların da şirkete iadesinin gerektiğini, davacıların talepleri üzerine şirketin çağrısız genel kurul toplantısı yapabileceği bildirilmesine rağmen bu gibi taleplerinin bulunmadığını, şirketin  fesih gerektirecek bir durumun bulunmadığını, belirterek davanın  reddine karar verilmesini dava ve talep etmiştir.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, benimsen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacıların, davalı şirkette ortak olarak bulundukları, ancak davacı şirketin büyük ortağı olan ve davacıların da babası ... ile anneleri dava dışı ... arasında devam eden boşanma ve katkı payı davalarının bulunduğunu, davalı şirketin büyük ortağı ...’nun dava dışı ...’u şirket ortağı olarak pay sahibi yapması nedeniyle davacılar ve anneleriyle ... arasında uyuşmazlık çıktığı, daha önceden şirket ortaklığı bulunan ve şirkette çalışan davacıların bu uyuşmazlık nedeniyle babaları ile olan ilişkilerinin zedelendiği ve bir araya gelmedikleri, davacıların şirket çalışanı olmaktan ayrıldıkları ve kendilerine tahsis edilen araçların iadesinin istendiği, bu aşamadan sonra davacıların şirket ortağı olarak davalı şirkette bulunmasının ne davacılar açısından ne de şirketin büyük ortağı olan ... açısından mümkün olmadığı, şirketin faaliyetlerine katılmadıkları, haklı sebep kavramı olarak TMK m. 2’de yer alan hukuki ilişkinin sürdürülmesinin çekilmez hale gelmesi ve bunun kaynağının ya şirket ortağından ya da ortak dışında başka sebeplerden kaynaklanabileceği, bunun takdirinin hakime bırakıldığı, her ne kadar davacıların annesiyle davalı şirket ortağı ... arasındaki çekişme tarafların şahsi özelliklerinden kaynaklanmakta ise de bu durumun haklı sebep teşkil ettiğini, taraflar arasında özellikle davacıların anne ve babası arasında husumet bulunduğu, bu durumda şirketin birlikte yürütülmesi ve yönetilmesinin mümkün olmadığı, bu halde şirketin haklı sebeple feshinin koşullarının bulunduğu, ancak TTK m. 636/3f kapsamında yapılan değerlendirmede hem davacının hem de davalı şirketin talebinin davacıların şirket ortaklığından çıkarılmasına ilişkin olduğu ve bu talebin önerilen çözüm yollarından en uygunu olduğu, davacı ortaklarının şirketten çıkarılmasının en uygun çözüm olarak değerlendirildiği, belirtilerek ; davacıların terditli talebinin ikinci kısmının kabulü ile şirket ortaklığından çıkarılması ve gerçek payları olan 21.691.271,09 TL’nin her bir davacıya ödenmesine, karar verilmiştir<br>\tKarara karşı davacılar ve davalı tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.<br>\tİSTİNAF NEDENLERİ : Davacılar vekili, talimat mahkemelerince ve yargılamanın yürütüldüğü asıl mahkemece alınan raporların farklı tarihlerde olması şirketin güncel değerine ve dolayısıyla davacıların payının karar tarihine en yakın gerçek değerinin bulunmasını imkansızlaştırdığını, ülkemizde yaşanan enflasyon verileri ve şirketin güncel bilançosunun değerlendirmeye esas alınması talebinin karşılanmadığını, hükme esas alınan 5. Ek Bilirkişi Raporuun davalı şirketin 30.06.2023 tarihli bilançosu üzerinden çıkma payının hesaplandığını, ancak bu süreden 6 ay sonra karar verildiğini, şirketin güncel bilançosu esas alınmadan yapılan hesaplamanın gerçeği yansıtmadığını, yüksek enflasyon farklarının dikkate alınması gerektiğini,  şirketin gayrimenkulleri 2023 yılı ağustos ayı verileri esas alınarak, değer tespiti yapıldığını, enflasyon verileri dikkate alınmaksızın yapılan hesaplama gerçeği yansıtmadığını, şirketin önemli bir diğer varlığı olan akaryakıt istasyonları da piyasadaki konumları ve sağladığı gelirler gözetilmeksizin basit bir gayrimenkul gibi değerlendirmeye tabi tutulduğunu, bu hususa ilişkin itirazların dikkate alınmadığını, davacılar lehine ödenmesine karar verilen ayrılma payının \"kesinleşme tarihinden\" itibaren ödenmesine karar verilmesinin yerinde olmadığını, hükmün icrasının icrasının hükmün kesinleşmesine bağlanması son derece hatalı olduğunu, belirterek; kararın kaldırışmasını tale etmiştir.<br>\tDavalı vekili, istinaf talebinin, faiz ve nisbi vekalet ücreti kararına yönelik olduğunu, davanın tespit davası mahiyetinde olduğunu, maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini,  yargılama boyunca herhangi bir şekilde ıslah edilmemiş bir davada nisbi vekalet ücretine hükmedilmesi mümkün olmadığını, taraflar arasındaki uyuşmazlık ticari ilişkiden kaynaklanan bir alacak olmadığını, alacağa ticari faiz işletilmeyeceğini, belirterek kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>\tGEREKÇE\t: Dava, davacıların hissedarı bulunduğu davalı limited şirketin haklı  haklı sebeple feshi, olmadığı takdirde şirket ortaklığından çıkma istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yazılı gerekçe ile davanın kabulü ile davacıların davalı şirket ortaklığından çıkarılmasına, gerçek payının davalı şirtketten tahsili ile davacılara ödenmesine, davacıların diğer taleplerinin reddine, karar verilmiştir<br>\t1.\tDairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle  sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.<br>\t2.\t492 sayılı Harçlar Yasası'nın 15. maddesinde, yargı harçlarının (1) sayılı tarifede yazılı işlemlerden değer ölçüsüne göre nisbi esas üzerinden tahsil edileceği, Yasanın 28/a maddesinde karar ve ilam harçlarının dörtte birinin peşin alınacağı, Yasanın 30. maddesinde de, muhakeme sırasında tespit olunan değerin dava dilekçesinde bildirilen değerden fazla olduğunun anlaşılması durumunda yalnız o celse için muhakemeye devam olunacağı, takip eden celseye kadar noksan değer üzerinden peşin karar ve ilam harcı tamamlanmadıkça davaya devam edilmeyeceği, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 409. maddesinde gösterilen süre içinde dosyanın muameleye konulmasının noksan olan harcın ödenmesine bağlı olduğu düzenlenmiştir. Somut uyuşmazlıkta, mahkemece hükmolunan çıkma payı, niteliği gereği nisbi harca tabi olmasına rağmen,  mahkemece davacıya eksik peşin harcı ikmal etmek üzere Harçlar Yasası'nın 30. maddesi gereğince süre verilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir. ( Yargıtay 11. HD'nin 09.11.2015 tarih ve  2015/9601 E. 2015/11697 K., 11.06.2015 tarih ve 2015/2255 E.  2015/8166 K.)<br>\t3. Kabule göre de ; davacılar dava dilekçesi ile haklı nedenle 6102 sayılı TTK'nın TTK 636/3. maddesi gereğince davalı şirketin feshine, fesih talebinin yerinde görülmemesi halinde davacıların ortaklıktan çıkarılmasına ve esas sermaye paylarının gerçek değeri üzerinden çıkma payının ödenmesine karar verilmesi talep edilmiş olup, şu durumda mahkemece taleple bağlılık ilkesini düzenleneyen 6100 sayılı HMK’nın 26. maddesindeki hüküm gözetilmek suretiyle davacının dava dilekçesinde çıkma alacağına ilişkin faiz talebinde bulunmadığı dikkate alınarak, talebi aşacak şekilde çıkma alacağına faiz yürtülmemesi gerekirken, aksi şekilde varılan hukuki kabulle verilen kararda isabet bulunmamaktadır. Bu itibarla, belirtilen hususlar yönünden istinaf başvurusu yerindedir.<br>\tBu durumda, ilk derece mahkemesince verilen kararda, dava şartlarına aykırılık bulunduğundan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-a-4 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin kabulüne ve ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesi gerekmiştir. <br>\tH Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>\t1-Tarafların istinaf başvurusunun ESASA İLİŞKİN SEBEPLER İNCELENMEKSİZİN AYRI AYRI KABULÜNE,<br>\t2- İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 29.11.2023 gün ve 2019/77 E. 2023/967 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA,<br>\t3-Dairemizin kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın mahal mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,<br>\t4-Kaldırma kararının sebep ve şekline göre sair istinaf itirazlarının incelenmesine yer olmadığına,<br>\t5-İstinaf yoluna başvuranlar tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde istinaf yoluna başvurana iadesine,<br>\tDosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-4 maddesi gereğince kesin olmak üzere 20.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"f16787d8248305df","SID":"0e6263a2daf6717d"}}