{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>20. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t\t: 2022/1036 <br>KARAR NO\t\t: 2025/230<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 11/11/2020 (Dava) -  15/02/2022 (Karar) <br>NUMARASI\t\t: 2020/647 Esas - 2022/106 Karar <br>DAVA             \t\t: Tazminat (Cismani Zarar Sebebiyle Açılan)<br>BAM KARAR TARİHİ\t: 13/02/2025<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 13/02/2025<br>İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 15/02/2022 tarihli 2020/647 Esas ve 2022/106 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: <br>DAVA :<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 04/11/2018 tarihinde  sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plakalı motosikleti ile seyir halindeyken sürücüsünü ve plakasını tespit edemediği aracın kendisine çarpması neticesinde çift taraflı ve yaralanmalı trafik kazası meydana geldiğini,  meydana gelen trafik kazası sonucunda ... plakalı araçta yolcu konumunda bulunan müvekkilinin ağır derecede yaralandığını, kaza sonucunda müvekkilinin İzmir Buca Seyfi Demirsoy Devlet Hastanesi ve İzmir Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde tedavi gördüğünü, davanın safahatında rapor alındığında davacı müvekkilinin maluliyet oranının açığa kavuşacağını, kazaya sebebiyet veren sürücünün tespit edilememesi nedeniyle husumetlerini ...'na yöneltmiş bulunduklarını, müvekkilinin belirtilen kazadan kaynaklı geçici ve kalıcı maluliyetinin tespiti ile bu maluliyete tekabül eden maddi zararının davalı sigorta şirketinden tazminini talep ettiklerini, arabuluculuk kurumuna başvurulduğunu, anlaşma sağlanamadığını,  tüm dava ve tazminat talep hakları saklı kalmak kaydıyla, arz ve izah edilen nedenler ve Mahkemece resen nazara alınacak hususlarla, fazlaya ilişkin hak ve alacakları saklı kalmak kaydı ile müvekkili için  100 TL kalıcı iş göremezlik tazminatı, 100 TL geçici iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 200 TL  maddi tazminatın başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı sigorta şirketinden kusuru oranında  tahsili ile müvekkiline ödenmesine, dava masrafları ve vekalet ücretlerinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP :<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; 6704 Sayılı Kanunda dava açılmadan önce müvekkili kuruma başvuru yapılmasının öngörüldüğünü, davacı tarafın trafik sigortası genel şartlarında belirtilen evraklar tamamlanmadan yaptığı başvurusunun geçersiz olduğunu,  davanın bu sebeple usulden reddinin gerektiğini, davacı yanın kuruma başvuru yazısında kazanın 04.11.2018 tarihinde gerçekleştiğini iddia ettiğinin görüldüğünü, nitekim dava dilekçesinde de aynı tarihi beyan ettiklerini, ancak kuruma başvuru esnasında sunulan sağlık raporlarının  04.11.2017 tarihinde düzenlendiğinin görüldüğünü, bu nedenle kazanın en geç bu tarihte gerçekleşmiş olabileceğini, ikame edilen bu davanın tarihinin ise 11.11.2020 olduğunu, Türk Borçlar Kanunu Madde 72 uyarınca tazminat isteminde bulunan tarafın alacağının, zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten itibaren 2 yılın geçmesiyle zamanaşımına uğradığını, davanın, kazanın üzerinden yaklaşık 3 yıl geçtikten sonra açıldığını, işbu davaya konu tazminat alacaklarının zamanaşımına uğradığını, kazanın gerçekleştiğini iddia eden davacının iddiasını ispatlaması gerektiğini, kazaya karışan araç belirli olmadığından öncelikle kazaya karışan aracın tespit edilmesi gerektiğini,  ardından davacı yanın kazaya karışan aracın sigortaya tabi olup olmadığını ispatlaması gerektiğini, ...nın sorumluluğunun ancak ZMSS yaptırabilecek tescilli bir araç bulunması halinde söz konusu olabileceğini, bu sebeple somut olayda öncelikle kazaya karışan aracın belirlenmesi gerektiğini, araç maliki veya sürücüsü tarafından davacı yana herhangi bir ödeme yapılmışsa bu durumun tespit edilmesini talep ettiklerini, sosyal güvenlik kurumu tarafından davacı yana yapılan herhangi bir ödemenin var olup olmadığının tespiti için sosyal güvenlik kurumuna müzekkere yazılmasını talep ettiklerini,  müvekkili kurumun; bakıcı giderleri, tedavi giderleri, çalışma gücünün kısmen veya tamamen azalmasına bağlı giderler, geçici iş göremezlik giderleri, geçici bakıcı giderleri, rapor bedeli, cenaze giderleri, ulaşım, yol ve yemek giderleri vb. gibi her ne ad altında olursa olsun anılan bu giderlerden sorumluluğunun bulunmadığını, davacı yanın dava dilekçesinde kazadan kaynaklı olarak sürekli olarak malul kaldığı yönündeki iddiaların hukuki dayanaktan yoksun soyut iddialar olduğunu, davacı yanın kazadan kaynaklı maluliyetinin oluşup oluşmadığının, oluşmuş ise oranının tespiti için Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulu'ndan Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmeliği kapsamında rapor alınması gerektiğini, talebin muhatabının müvekkili kurum olmadığından işbu davanın husumet yokluğundan reddinin gerektiğini, işbu davaya konu kazanın ardından kollukça tutulan kaza tespit tutanağının bulunmadığını, kusur oranlarının belirlenmesinin gerektiğini, Yerleşik Yargıtay içtihatları gereği müvekkili kurum aleyhine hükmedilen tazminatlara ancak dava tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmakta olduğunu, arz ve izah edilen ve resen gözetilecek nedenlerle; öncelikle usul yönünden yapmış oldukları itirazların dikkate alınarak davanın usulden reddine, usul yönünden yapmış oldukları itirazların kabul görmemesi durumunda açılan davanın esastan reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI :<br>Mahkemece, ''...Suriye vatandaşı olan davacının, Türkiye'ye gelerek uluslararası koruma başvurusunda bulunduğu, yapılan araştırma neticesinde davacının 6458 Sayılı Kanun kapsamında Uluslararası koruma statüsüne sahip olmadığı, davacının  uyruğunda olduğu Suriye  ile Türkiye arasında karşılıklılık, çok taraflı veya ikili anlaşmalarla yahut fiili mütekabiliyet esasına göre bir muafiyet bulunmadığı, bu nedenle davacı vekiline 5718 sayılı Yasa'nın 48/1 maddesi gereğince belirlenen 10.000,00 TL teminatı yatırmaları için kesin süre verildiği, kesin süre içerisinde teminatın yatırılmadığı, teminatın yatırılması zorunluluğu dava şartı olduğu...'' gerekçesiyle; ''...Davacının maddi tazminat davasının, MÖHUK madde 48/1 ve 6100 Sayılı Yasanın 114/1-ğ maddesi uyarınca teminat dava şartı yokluğundan HMK’nun 115. Maddesi uyarınca USULDEN REDDİNE...'' şeklinde  karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ  :<br>Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; eksik incelemeye dayalı olarak hüküm kurulduğunu, 16.11.2021 tarihli celsede: ''Davacı vekiline, gelecek celseye kadarve bu zorunluluğun dava şartı olduğu gözetilerek, davacının teminat muaf olup olmadığı belirlendikten ve dava şartı olan teminat yatırılması yönünden gelecek celse değerlendirme MÖHUK madde 48/1. Fıkrası uyarınca dava açan, yabancı uyruklu gerçek kişinin yargılama ve takip giderleriyle karşı tarafın zarar ve ziyanını karşılamak üzere 10.000,00 TL nakit veya müddetsiz bir banka teminat mektubu şeklindeki teminatı karşılamak üzere KESİN SÜRE verilmesine, kesin süre içerisinde teminat karşılanmadığı takdirde davanın dava şartı yokluğundan usulden reddedileceğinin ihtarına, (ihtarat yapıldı)'' kararı verildiğini, müvekkiline ulaşılamadığından teminatın yatırılmadığını, mahkeme tarafından da davacı asile tebligat çıkartılmadığını, Göç İdaresi'nden davacı asilin güncel bilgisi edinilmeden,  davacı asile tebligat çıkarılmadan verilen işbu kararın müvekkilinin kanuni hakkını zedelediğini belirterek, İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2020/647 E.- 2022/106 K. Numaralı dosyasından verilen kararının usule,yasaya ve hakkaniyete ölçülerine aykırı olmasından dolayı müvekkili lehine Bozulmasına/Yeniden Hüküm Kurulmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLERİN  DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: <br>Dava, trafik kazasından kaynaklı bedeni zarar nedeni ile kalıcı ve geçici işgöremezlik tazminatına  istemine ilişkindir.<br>İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>Mahkemece davanın MÖHUK madde 48/1 ve 6100 Sayılı Yasanın 114/1-ğ maddesi uyarınca teminat dava şartı yokluğundan HMK’nun 115. Maddesi uyarınca usulden reddine karar verilmiş olup, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.<br>Mahkemece, İzmir Valiliği Göç İdaresi Müdürlüğü’ne yazılan yazıya verilen cevapta, davacının vatandaşı olduğu Suriye ülkesine geri dönüş yapması nedeniyle geçici koruma kaydının sonlandırıldığının bildirildiği; Mahkemece eldeki dosya dışında başka bir dosyada benzer durumda Adalet Bakanlığı Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğünce verilen cevapta Suriye ile teminattan muafiyete ilişkin ikili ya da çok taraflı uluslararası sözleşme bulunup bulunmadığına ilişkin yazımıza, söz konusu ülke ile teminattan muafiyete ilişkin uluslararası sözleşme bulunmadığı şeklinde  verilen cevabın nazara alınmasının yerinde olduğu; davacının davasının ispat bakımından alınması gereken maluliyet raporunun düzenlenebilmesi için Ege Üniversitesine yazılan yazının davacının muayene olmak üzere müracaat etmemesi nedeniyle dosyanın iade edilmiş olması, belirtilen hususlar nedeni ile Mahkemece16/11/2021 tarihli duruşmanın1 nolu ara kararı ile \" MÖHUK madde 48/1. Fıkrası uyarınca 'Türk mahkemelerinde dava açan, yabancı uyruklu gerçek kişilerin yargılama ve takip giderleriyle karşı tarafın zarar ve ziyanını karşılamak üzere mahkemenin belirleyeceği teminatı göstermek zorunda oldukları, davacının 6448 sy yasa uyarınca, mülteci, şartlı mülteci ve ikincil koruma statüsüne sahip olmadığı, davacının vatandaşı olduğu Suriye ülkesi ile ülkemiz arasında teminattan muafiyete ilişkin ikili veya çok taraflı uluslararası bir sözleşme de bulunmadığından, davacı vekiline, gelecek celseye kadar  ve bu zorunluluğun dava şartı olduğu gözetilerek, davacının teminat muaf olup olmadığı belirlendikten ve dava şartı olan teminat yatırılması yönünden gelecek celse değerlendirme MÖHUK madde 48/1. Fıkrası uyarınca dava açan, yabancı uyruklu gerçek kişinin yargılama ve takip giderleriyle karşı tarafın zarar ve ziyanını karşılamak üzere 10.000,00 TL nakit veya müddetsiz bir banka teminat mektubu şeklindeki teminatı karşılamak üzere kesin süre  verilmesine, kesin süre içerisinde teminat karşılanmadığı takdirde davanın dava şartı yokluğundan usulden reddedileceğinin ihtarına, (ihtarat yapıldı) \" şeklinde ara karar tesisi ile davacı vekiline eksikliği ikmal etmesi husunun ihtar edildiği ancak belirtilen süre içerisinde ve sonrasında ihtara uygun olarak eksikliğin giderilmediği anlaşılmıştır.<br>Dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı; dosya kapsamına ve yargılama sürecine göre mahkemece verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından; davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir.<br>Yukarıda açıklanan nedenlerle, HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; davacı vekilinin istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>\tHÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>\t1-Davacı vekilinin İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 15/02/2022 tarihli, 2020/647 Esas ve 2022/106 Karar sayılı kararına yönelik istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, <br>\t2-İSTİNAF AŞAMASINDA; alınması gereken 615,40-TL istinaf karar harcından peşin alınan 80,70-TL'nin mahsubu ile eksik kalan 534,70-TL'nin davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına (harç işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine),<br>\t3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına,<br>\t4-HMK 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde varsa taraflarca yatırılan gider avansından  kalan bakiyenin yerel  mahkemece hesaplanarak ilgili olduğu tarafa iadesine,<br> 5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,<br>6-Kararın, Dairemizce taraflara tebliğine,<br>Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre zarfında Yargıtay’a temyiz yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.13/02/2025<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"cd36a6c066b8c59a","SID":"cd75f4fa796e778f"}}