{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. <br>ANTALYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>11. HUKUK DAİRESİ<br>KARAR TARİHİ : 17/03/2025<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>KARAR TARİHİ: 06/07/2021\t<br>DAVANIN KONUSU: Tazminat<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZIM TARİHİ: 17/03/2025<br><br>İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.<br>Üye hakimin görüşü değerlendirildi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: <br>DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: <br>Davacı vekili; müvekkili şirketin 03.04.2015 tarihinde davalıdan...ticari adlı...model... plakalı ve beyaz renginde otobüsü satın aldığını, satın alınan tarih itibariyle otobüsün değerinin 153.875,10 TL olduğunu, aracın motorundan trafiğe çıkmaya başladıktan kısa süre sonra tuhaf sesler gelmeye başladığını, trafikte sık sık arızalanan aracın motorunun bozuk olduğunu, müvekkili şirket tarafından yetkili servise götürüldüğünü, yetkili servise ilk 19.06.2017 tarihinde giriş yaptığını ve 01.07.2017 tarihinde tamir edilip aracın trafiğe çıkışının onaylandığını, aracın tam olarak düzelmediğini, motordan sesler gelmeye devam ettiğini, trafikte sık sık arızalandığını, 06.09.2017 tarihinde tekrar yetkili servise götürülen aracın 07.02.2018 tarihinde yetkili servisten çıktığını, aracın teslim alındıktan kısa bir süre sonra motorunun bozulduğunu, davalı şirket tarafından müvekkili şirkete taahhüt edilen özelliklerin araçta bulunmadığını, aracı kullananların defalarca trafikte kalmasına yol açtığını, aracın uzun süre serviste kalmasından ötürü müvekkili şirketçe Antalya 5. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin.. D.İş sayılı dosyası ile aracın ayıplı olup olmadığı yönünde tespit istendiğini, dosyada yapılan tespit ile araçta olağan gözden geçirmeyle anlaşılmayacak gizli ayıp olduğunun ispatlandığını, aracın müvekkili şirket tarafından satın alındığında verilen garanti belgesinde azami tamir süresinin belirlendiğini, yetkili servisin bu süreyi aştığını belirterek şimdilik 92.608,47 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsiline, 10.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan tahsiline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ:<br>Davalı.... vekili; müvekkili şirketin adresinin ve faaliyet merkezinin... olduğunu, davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, işbu dosyanın yetkili olan Adana Asliye Ticaret Mahkemesi’nde açılması gerektiğini, davacının aracının yetkili serviste kaldığı süreye ilişkin kiraladığı araç bedeli ve kazanç kaybı nedeniyle maddi tazminat ve manevi tazminat talep ettiğini, yetkili servisin aracı geç tamir ettiğinden yakındığını, zarar olarak bildirilen alacağın muhatabının müvekkili şirket olmadığını, diğer davalının yetkili servis olduğunu, diğer davalı ile müvekkili şirket arasında organik bir bağın bulunmadığını, müvekkili tarafından üretilen araçların bakım, tamir ve servis işlerini yapmak üzere diğer davalıya yetki verildiğini, diğer davalının müvekkili şirketi temsil yetkisi bulunmadığını, doğacak kar ve zararının kendisine ait olduğunu, davacının davayı ikame ederken 1.785,00 TL eksik harç yatırdığını, müvekkili şirket tarafından üretilen ...plaka ...şase nolu ...otobüsün satın alındığını, davaya konu aracın ayıpsız olarak davacıya teslim edildiğini, araçta bir hasar, arıza söz konusu ise davacı veya diğer kullanıcılar tarafından hatalı kullanım sonucu oluştuğunu, aracın 19.06.2017 tarihinde 156.999 km'de iken 2 yıllık garanti süresinin dolduğunu, diğer davalı yetkili servis tarafından ücretli motor onarımı yapıldığını, motorun onarımı sonrası 06.09.2017 tarihinde 178.111 km'de tekrar motor arızası oluştuğunu, müşterinin onarımın yedek parça garanti kapsamında yapılmasını talep ettiğini, yedek parça prosedürü gereği bir parça hariç garanti kapsamında onarım talebi kabul edilmediğinden ve ücretli onarımı kabul etmeyen davacı tarafından araç yetkili servisten çıkarılmadığından 25.01.2018 tarihine kadar  motoru sökülü vaziyette diğer davalı yetkili serviste davacının isteği ile bekletildiğini, serviste önemli bir alanı işgal ettiğini, davacının otopark ücreti ödemesi gerekirken tazminat talep ettiğini, yedek parça prosedürüne göre arızalı parçaların garanti kapsamında değerlendirildiğini, davacının aracına verilen yedek parçalardan arızalı olanların yenisinin verilmesi müvekkili tarafından kabul edildiği halde davacının arızalı parçadan dolayı diğer parçaların da hasarlandığını iddia ederek tüm parçaların garantiden değiştirilmesi konusunda ısrar ettiğini, bilahare anlaşma sağlanarak servis tarafından arızalı olarak belirtilen parçaların bedelsiz olarak servise gönderildiğini, 25.01.2018 tarihinde davacı ile diğer davalı yetkili servis masrafların bir bölümünün karşılanması koşulu ile anlaştığından davacı tarafından serviste bekletilen aracın motor onarımına başlandığını ve 05.02.2018 tarihinde onarımın tamamlanarak müşteriye teslim edildiğini, meydana gelen arızalar kullanıcı hatasından kaynaklanmasına rağmen ortaya çıkan arızaların yetkili servis tarafından en kısa sürelerde onarılarak arızalı parçaların müvekkili şirket tarafından gönderildiğini, aracın yetkili serviste uzun süre kalmasının davacının hakkı olmayan garantiden ücretsiz onarım talep etmesi ve aracını kendi isteği ile yetkili serviste bırakmasından kaynaklandığını, Antalya 5. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin...D.İş sayılı dosyasındaki tespit işlemleri ve bilirkişi raporunun müvekkili şirkete tebliğ edilmediğini, bu nedenle müvekkili şirkete karşı bir hüküm ifade etmediğini, arızanın kullanıcı hatası, uygun yağ ve yakıt kullanılmaması ve motorun fazla zorlanmasından kaynaklandığını belirterek davaya devam edilebilmesi için davacıya muhtıra gönderilerek eksik harcın tamamlatılmasından sonra yargılamaya devam edilmesine, yetki itirazının kabulü ile davanın yetki yönünden reddine, müvekkilinin davanın tarafı olmayacağından husumet yönünden davanın reddine, haksız ve dayanaksız olarak açılan davanın esas bakımından reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davalı ... Tic. A.Ş. vekili; davacı şirketin...Motors tarafından üretilen...plaka ... şase nolu ...model otobüsü satın aldığını, alınan aracın ayıpsız olarak davacıya teslim edildiğini, aracın garanti süresi içerisinde herhangi bir arıza veya sorun göstermeden çalıştığını, aracın garanti süresi sonrasında arızalandığını, bu arızanın sebebinin aracı kullanan kişilerin hatalı kullanımı, uygun olmayan yağ, yakıt vs. kullanımı ile motorun aşırı zorlanmasından kaynaklandığını, aracın üretiminden kaynaklanan bir ayıp bulunmadığını, aracın 19.06.2017 tarihinde 156.999 km de iken yani 2 yıllık garanti süresi dolduktan sonra müvekkili şirkete getirildiğini, serviste ücretli olarak araç üzerinde onarım yapıldığını, motorun onarımı sonrasında 06.09.2017 tarihinde 178.111 km de tekrar motor arızası oluştuğunu, davacının onarımın yedek parça garanti kapsamında yapılmasını talep ettiğini, bu talebinin kabul görmediğini, sadece daha önce serviste değişen ve bu nedenle garanti kapsamında bulunan bir parça hariç diğer parçaların garanti kapsamında onarımının yapılamayacağının davacı tarafa bildirildiğini, davacının aracını müvekkiline ait servisten çıkarmayarak servise terk ettiğini, 25.01.2018 tarihine kadar aracın müvekkiline ait serviste motoru sökülü vaziyette beklediğini, serviste yer kaplayan ve diğer işleri de aksatan dava konusu aracın müvekkili tarafından iyi niyetli muhafaza edildiğini, muhafaza karşılığında davacı taraftan herhangi bir ücret talep edilmediğini, müvekkilinin diğer davalı ile görüştüğünü, taraflar arasında anlaşma zemini oluşturduğunu, değiştirilmesi gereken parçaların ücretsiz olarak diğer davalıdan temininin sağlandığını, diğer davalının bu parçaları ücretsiz temin etme sorumluluğu bulunmamasına rağmen müvekkilinin diğer davalıyı ikili ilişkileri devreye sokarak ikna ettiğini, 25.01.2018 tarihinde davacı tarafından serviste bekletilen aracın motor onarımına başlandığını, 05.02.2018 tarihinde onarımın tamamlanarak aracın davacı tarafa teslim edildiğini, aracın serviste uzun süre kalmasının davacının hakkı olmayan garantiden ücretsiz onarım talep etmesi ve aracını kendi isteği ile  serviste bırakmasından kaynaklandığını, Antalya 5. Sulh Hukuk Mahkemesi’nins...D.İş sayılı dosyasındaki tespit işlemleri ve bilirkişi raporuna karşı itirazlarını sunduklarını, bilirkişi raporunun gerçeklikle bir ilgisinin olmadığını belirterek haksız ve dayanaksız davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: <br>Mahkemece; \"Tarafların tacir olup aralarında ticari bir satımın gerçekleştiği, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununda ayıba ilişkin düzenlemenin 23/ c maddesinde yer aldığı, gizli ayıplarda Türk Borçlar Kanununun 223/2. Maddesine atıf yapıldığı, buna göre gizli ayıplarda alıcının öğrenir öğrenmez derhal ihbar yükümlülüğünün bulunduğu sabittir. <br>Alınan kök ve ek bilirkişi raporlarıyla sabit olduğu üzere davacının aracının birden fazla kez arızalandığı,  davaya konu olan motor arızalarından 06.09.2017 tarihinde, araç 178.111 km. de iken, ilk arızadan sonra 211.112 kilometre kullanım neticesinde, meydana gelen ilk arızada kullanılan parçaların kısmen tekrar arızalanmasından kaynaklanan ikinci motor arızasının kullanım veya bakım eksiliğine bağlı hatadan kaynaklanmadığı, ilk arızada kullanılan yedek parça veya hatalı işçilik ayıbından kaynaklandığı, bu ayıbın arızanın meydana gelmesi sebebiyle anlaşıldığından gizli ayıp niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır. Buna ek olarak  araç 156.999 km. de iken meydana gelen triger zincirinin kırılması arızasının malzeme ömrüne bağlı olarak oluştuğu ve triger zinciri kırılmasının kullanım hatası veya davacının bakım eksikliğinden kaynaklanmadığı belirtilmiş ise de davacının triger zincirinin kırılmasından önceki aracın servis bakım kontrollerini yaptırdığı, İş Emri Formuna periyodik bakım kontrol cetveli eklenmediği için triger zinciri kontrolü yapılıp yapılmadığı veya servisin araç sahibinin bilgilendirme yükümlülüklerini yerine getirip getirmediği hususunun tespit edilemediği, bu hususta teknik inceleme ve bilgilendirme yükümlülüğü davalı tarafta olduğundan yapılan servis bakımlarında davalı tarafın bakım ve kontrol yükümlülüğünü ihmal ettiğinin kabulü gerekmiştir. Bu doğrultuda davacı tarafın bilirkişi raporu ile belirlenen ...-...-...numaralı faturalarda parça ve işçilik bedeli olarak hesaplanan toplam 6.115,03 TL.'dan davalıların sorumlu olduğu kanaatine varılarak parça ve işçilik bedeli talebinin kısmen kabulüne karar verilmiştir.<br>Davacının ayıp nedeniyle aracını 15 günlük süre düşüldükten sonra 138 gün ( tamir süresi) kullanamadığı, bundan ötürü uğradığı kazanç kaybını talep etmekte de haklı olduğu anlaşılmakla bilirkişi raporu ile belirlenen miktar üzerinden kazanç kaybı talebinin kısmen kabulüne karar verilmiştir.<br>Davacılar ayrıca manevi tazminat talebinde bulunmuşlardır. 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49. maddesi gereğince kasten başkasına zarar veren bu zararı gidermekle yükümlüdür. Kişilik hakkı hukuka aykırı bir şekilde zedelenen kişinin Aynı Kanunun 58. maddesi gereğince manevi tazminat isteme hakkı bulunmaktadır. Manevi zarar, kişilik değerlerinde oluşan nesnel (objektif) eksilmedir. Duyulan acı, çekilen ızdırap manevi zarar değil onun görüntüsü olarak ortaya çıkabilir. Acı ve elemin manevi zarar olarak nitelendirilmesi sonucu tüzel kişileri ve bilinçsizleri; öte yandan acılarını içlerinde gizleyenleri tazminat isteme haklarından yoksun bırakmamak için yasalar, manevi tazminat verilebilecek olguları sınırlamıştır.  TMK'nun 24. ve Türk Borçlar Kanunu'nun 58. maddesinde belirlenen kişisel çıkarlar, kişilik haklarıdır. Kişilik hakları ise, kişisel varlıkların korunmasıyla ilgilidir. Kişilik haklarına saldırı teşkil eden eylem, kişide elem ve üzüntü oluşturmamış, manevi olarak kişinin dünyasında herhangi bir etki yaratmamış ise yine manevi tazminattan bahsedilemez. Somut olayda davacı tarafın manevi tazminat istemi araç arızalandığı için anlaşma hükümleri çerçevesinde davacı şirketinin ticari itibarının zarar gördüğü hususuna dayanmaktadır. Ancak yukarıda da belirtildiği üzere araç arızasından kaynaklı bir hususta haksız fiil hükümlerinden söz edilemeyeceği gibi ticari itibar kaybından dolayı manevi tazminat koşullarının oluştuğundan bahsedilemez. Bu doğrultuda davacı tarafın manevi tazminat isteminin reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.\" gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile, sabit olan 6.115,03 TL parça ve işçilik bedeli ve 18.630,00 TL kazanç kaybı bedeli olmak üzere toplam 24.745,03 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin maddi tazminat taleplerinin reddine, davacının manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: <br>İlk Derece Mahkemesi'nce verilen karara karşı, davacı vekili ve davalılar vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. <br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel Mahkeme tarafından hüküm tesis edilirken aracın 0 km olarak alındığı, akabinde kısa süre içerisinde araçtan bekleninecek fayda bir yana dursun aracın kullanımını tamamen engelleyen arızaların oluştuğu hususunun göz ardı edildiğini, her ne kadar Yerel Mahkeme tarafından hükme esas teşkil edilen bilirkişi raporunda işbu arızaların malzeme ömrüne bağlı parça arızaları olduğu iddia edilse de 0 km olarak alınan bir aracın ömrünün 2 yıl olamayacağını, 0 km olarak alınan araçta birçok parçanın değişmesi, değişim sonrası yine arıza oluşması hususunun gizli ayıp olarak sayılması gerektiğini, araç teslim alındıktan kısa süre sonra motorunun bozulduğunu, davalı şirket tarafından vekil eden şirkete taahhüt edilen özelliklerin araçta bulunmadığını, aracı kullananların defalarca trafikte kalmasına yol açtığını, müvekkili şirketin 0 km araç satın almaktan beklediği gerekli faydanın sağlanamadığını, aracın uzun süre serviste kalmasından ötürü Antalya 5. Sulh Hukuk Mahkemesi tarafından ...Değişik iş nolu dosyası ile aracın ayıp olup olmadığı yönünde tespit istendiğini, dosyada yapılan tespit ile araçta olağan gözden geçirme ile anlaşılamayacak bir ayıp olduğunun ispatlandığını, yine işbu dosyada sorunların takılan parçalardan kaynaklandığının tespit edildiğini, yapılan tespit ve dava dosyasına sunulan deliller göz önüne alındığında müvekkili şirketin davalı şirketten satın almış olduğu aracın başından beri ayıplı olduğunu, bir aracın en önemli parçası motoru iken alındığı günden bu yana defalarca arızalandığını, vekil eden şirketi zor durumda bıraktığını ve ticari işlerini aksattığını, araçta yaşanan bu sorunun üretimden kaynaklanan bir sorun olduğunu, davalı şirketin aracı hatasız teslim etme borcunu gereği gibi ifa etmediğini, yetkili servisin aracı tamir etmek amaçlı parça değişimi yaptığını ve söz konusu parçaların ücretinin müvekkili şirket tarafından karşılandığını, müvekkili şirketin hem ayıplı malı satın almak zorunda kaldığını hem de ayıplı malın tamir edilmesi için 32.608,47 TL ödediğini, müvekkili şirketin araçtaki ayıptan kaynaklı ücretsiz onarım hakkını kullanmak istemişse de diğer davalı şirket...tarafından bu talebin reddedildiğini, bunun sonucunda da tamir masraflarını kendi karşılamak zorunda kaldığını, her şeye rağmen ödemeleri de üstlenerek aracının tamir edilmesini istediğini ancak parça gelmediği için tabiri caizse diğer davalı tarafından oyalandığını, aracın 6,5 aylık sürede tamir edildiğini, müvekkili şirketin faaliyet alanı turizm taşımacılığı olup söz konusu aracı da ticari amaçla kullandığını, dolayısıyla aracı yetkili servisten çıkarmaması kendisinin kazanç kaybına uğramasına sebep olup esasen araç diğer davalı olan yetkili servisin parça gelmediği gerekçesiyle serviste tamirde kaldığını, araçta gizli ayıp olduğunu ve vekil edenin ücretsiz tamir seçimlik hakkı bulunmasına rağmen bu hakkını kullanamadığını ve aracın davalı tarafından serviste bekletilmesinden dolayı vekil eden şirketin kazanç kaybına uğradığını, ancak vekil eden tarafından satın alınan ayıplı mala ilişkin değerlendirme yapılırken kararda hükme esas olarak kök ve ek rapora değinilmişse de işbu raporların hukuka aykırı olduğunu, yapılan incelemerde kullanım süresi göz önüne alındığından malzeme ömrüne bağlı arızaların oluştuğunun iddia edildiğini, ancak vekil eden tarafından alınan aracın kullanım süresi göz önüne alındığında 0 km araç almaktan beklenilen faydanın süresinin 2 sene olamayacağını, kısacası 2 sene sonra malzeme ömrü bitecek bir parçanın tüm aracı kullanılamayacak hale getirecek olmasının zaten işbu aracın yapımında baştan beri bir ayıp olduğunu ortaya koymakta olduğunu, 05.03.2021 tarihli bilirkişi raporunda, 19.06.2017’de meydana gelen arızanın triger zincir ömrüne bağlı bir arıza olduğu, üretime bağlı bir ayıp olarak değerlendirilemeyeceği, bu arızadan davalıların sorumluluğunun bulunmayacağı kanaatine varılmışsa da triger zincir ömrü 4-6 yıl arasında değişiklik göstermekte olup, triger zincirinin değişiminin sadece ömrünü doldurduğu zaman gerçekleştirilmeyeceğini, 4 yıldan kısa süre içerisinde 70-80.000 kilometre katedildiyse triger zinciri kontrol edilmeli ve ihtiyaç halinde yetkili servis tarafından değiştirilmesi gerektiğini, dolayısıyla dava konusu araç yetkili servise sürekli olarak gitmesine rağmen zincirdeki sorunun kötü niyetle göz ardı edildiğini, bilinçli bir şekilde iki yıllık garanti süresinin dolması ve araçta zincirin koparak davalıya maddi kazanç sağlanması amacı güdüldüğünü, ilaveten 4-6 yıl arasında ömrü olan bir araç parçasının 2 yıl gibi kısa bir sürede ömrünü tamamlamasının araçta üretimden kaynaklanan bir sorun olduğunu kanıtlar nitelikte olduğunu, baştan beri ayıplı olan araca ilişkin taleplerinin tamamının kabulü gerektiğini ileri sürerek davanın tam kabulüne karar verilmek üzere İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.<br>Davalı...Ş. vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının 03.04.2015 tarihinde satın aldığı, ...plaka ... şase nolu...model   otobüs ayıpsız olarak davacıya teslim edildiğini, servis kayıtları incelendiğinde araç 19.06.2017 tarihinde 156.999 km de  iken aracın 2 yıllık garanti süresi dolduktan sonra yetkili servis ...o tarafından ücretli motor onarımı yapıldığını, motor onarımı sonrası 06.09.2017 tarihinde 178.111 km de tekrar motor arızası oluştuğunu ve müşterinin onarımın yedek parça garanti kapsamında yapılmasını talep ettiğini, yedek parça prosedürü gereği garanti kapsamında onarım talebi kabul edilmediğinden ve ücretli onarımı kabul etmeyen davacı aracını yetkili servisten almadığından 25.01.2018 tarihine kadar  yetkili serviste davacının isteği ile beklediğini, yedek parça prosedürüne göre arızalı parçaların garanti kapsamında değerlendirildiğini, bu nedenle de davacının aracına verilen yedek parçalardan arızalı olanların yenisinin verilmesi müvekkil tarafından kabul edildiği halde davacı arızalı parçadan dolayı diğer parçalarında hasarlandığını iddia ederek tüm parçaların garantiden değiştirilmesi konusunda ısrar ettiğinden işin bu kadar uzadığını, bilahare anlaşma sağlanarak servis tarafından arızalı olarak belirtilen parçaların bedelsiz olarak servise gönderildiğini, bu nedenle değişecek parçaları bedelsiz gönderen müvekkili ... 6.115,03 TL işçilik bedeli ile sorumlu tutulmasının hakkaniyete aykırı olduğunu, dava konusu aracın 19.06.2017 tarihinde 156.999 km de iken garantisi dolmuş olduğundan yetkili servis ...tarafından araçta ücretli motor onarımı yapıldığını, bu onarım sonrası 06.09.2017 tarihinde araçta 178.111 km de tekrar motor arızası oluştuğunu, yani dava konusu edilen arızanın araç 21.112 km kullanıldıktan sonra meydana geldiğini, bu durumun da arızanın kullanıcı hatası, uygun yağ ve yakıt kullanılmaması ve motorun fazla zorlanmasından kaynaklandığını gösterdiğini, ayıplı üretimin söz konusu olmadığını, Yerel Mahkemenin husumet itirazlarını değerlendirmediğini, davacının aracının yetkili serviste kaldığı süreye ilişkin kiraladığı araç bedeli ve kazanç kaybı nedeniyle maddi tazminat ve ayrıca da manevi tazminat talep etmekte olduğunu, yetkili servisin  aracı geç tamir ettiğinden yakındığını, yani zarar olarak bildirdiği alacağın muhatabının müvekkili şirket olmadığını, davacının diğer davalı ..nin müvekkili şirketin yetkili servisi olduğundan bahis ile müvekkili şirketi muhatap aldığını ancak ... ile müvekkili arasında organik bir bağ bulunmadığını, dosyaya sunulu yetkili servis sözleşmenin 8. ve diğer maddelerinde kabul edildiği gibi, yetkili servislerin... tarafından üretilen araçların bakım, tamir ve servis işlerini yapmak üzere sözleşme ile yetki verilmiş firmalar olup, T...nam ve hesabına taahhüde girme yetkisine sahip olmadıklarını, ...temsilcisi, acentesi, ticari mümessili olmadıklarını; ...’yı  temsil yetkisi bulunmadığını, tüm tasarruflarından doğacak kar ve zarar kendisine ait olup, müşteri ve üçüncü kişilere vereceği zararlardan bizzat kendisinin sorumlu olduğunu, bu nedenle yetkili serviste bulunulan tamir sürecinin gecikmesinden doğacak zararlardan da yetkili servisin sorumlu olduğunu, bu durumun yetkili servis sözleşmesinde açıkça yazılı olduğunu, müvekkiline husumet yöneltilmesi mümkün olmadığından açılan davanın husumet yönünden reddine karar verilmesi gerekirken bu konuyu incelemeyen Yerel Mahkeme kararının kaldırılması gerektiğini, karara dayanak yapılan  bilirkişi  raporunun eksik ve karar oluşturmaya yetersiz olduğunu, yedek parça prosedürü gereği ilk onarım sırasında değişen parça hariç garanti kapsamında onarım talebi kabul edilmediğinden ve ücretli onarımı kabul etmeyen davacının aracı yetkili servise terkettiğini, servisi fuzulen işgal ettiğini, aracın atıl kalmasına neden olduğunu, bilirkişi raporunda dava konusu olan 06.09.2017 tarihli  motor arızasının 19.06.2017 tarihinde meydana gelen ilk motor arızasının onarımında kullanılan ayıplı parça veya ayıplı onarımdan kaynaklandığı ve gizli ayıp niteliğinde olduğunun açıklandığını, bilirkişilerin bu tespiti eksik olup, bilirkişinin ayıp konusunu net bir biçimde belirlemesi gerektiğini, çünkü, olayda sonucu etkileyecek yedek parça ve servis hizmeti(işçilik) olmak üzere iki etmen olduğunu, bu iki etmenin sorumlusunun da ayrı ayrı kişiler olduğunu, davalılardan Temsanın yedek parça ayıbından,...ise parçanın değiştirilmesi ve sağlıklı bir şekilde montajından, işçiliğinden sorumlu olduğunu, gerçek sorumluyu tespit edebilmek için de arızalı parçaların bilimsel yöntemlerle incelenmesi ve sorumluluğun tespiti gerekeceğinden bu yönden eksik olan rapora itirazımız sunulmuş olup bilirkişilerin bu konuda inceleme yapmadıklarını, Yerel mahkemenin eksik ve yetersiz raporu esas alarak karar oluşturduğunu, aracın 2 yıllık garanti süresince motor arızası olmadan hizmet verdiğini, davacının talebi aracın garantisinin dolması sonrası meydana gelen arıza ile ilgili olup, talebinin zaten garanti kapsamı dışında olmasından dolayı karşılanamayacağını, dava konusu ilk arızanın 19.06.2017'de meydana geldiğini ve 01.07.2017'de aracın davacıya teslim edildiğini, dava konusu ikinci arızanın 06.09.2017'de meydana geldiğini ve aracın 06.02.2018'de teslim edildiğini, davacı aracın onarım bedeli karşılığı onarımını kabul etmediği için 142 gün boyunca onay vermediği için aracın serviste kaldığını, fiziki onarım için ...nolu iş emrinin 25.01.2018'de açıldığını ve 05.02.2018'de müşteriye teslim edildiğini, 11 günün makul süreler içinde olup, davacının kazanç kaybının söz konusu olmadığını, 6.115,03 TL  103748 iş emri ile yapılan işçilik + parça bedeli olarak belirlenmiş ise de değişen parçanın müvekkili Temsa tarafından yedek parça garantisinde bedelsiz gönderildiğini ileri sürerek davanın reddine karar verilmek üzere İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.<br>Davalı​ ...Tic. A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel Mahkemece aldırılan 26.06.2020 tarihli kök bilirkişi raporunda 19.06.2017 tarihinde araç ilk kez arızalandığı sırada gizli ayıbın mevcut olmadığı ve davalıların hiçbir sorumluluğu bulunmadığının tespit edildiğini, 03.04.2015 tarihinde satın alınan aracın ilk arıza tarihinde garanti süresinin dolduğunu ve masrafları davacıdan alınarak onarımının gerçekleştirildiğini, bu yönde bir anlaşmazlık bulunmadığını, ancak aynı bilirkişi raporunda 06.09.2017 tarihinde aracın arızalanmasının sebebinin ise ilk arızada kullanılan yedek parça veya hatalı işçilik ayıbından kaynaklandığının ileri sürüldüğünü, detaylı inceleme yapılmadan böyle bir rapor düzenlendiğini, ayıba sebep olduğu iddia edilen yedek parçanın türünün ve neden ayıba sebep olduğunun belirtilmediğini, ayıba sebep hatalı işçilik ise hatanın neden kaynaklandığının açıklanmadığını, bilirkişi raporunun eksik o.lduğunu ve davacının iddiasını ispata elverişli olmadığını, araç tamir için müvekkiline ait servise getirildiğinde müvekkilinin olası tamir masrafları ve değiştirilecek parçaların ne olduğunu davacı tarafa bildirdiğini, davacı tarafın bu bedel ve değişecek parçaları kabul etmemesi ve tamire onay vermemesi nedeniyle aracın en az iki ay serviste işlem yapılmadan beklediğini, bu olayda müvekkilinin kusuru bulunmadığını, müvekkilinin tamir için gereken parçaların değişiminin garanti kapsamında olup olmayacağını değerlendirmediğini, böyle bir yetkisi de bulunmadığını, bu konuda yetkili olanın diğer davalı olduğunu, araç servise geldiğinde müvekkilinin sorunu tespit ettiğini, değişecek parçaların garanti kapsamında olup olmadığını diğer davalıya sorarak buradan gelecek cevabı davacı tarafa ilettiğini, müvekkilinin davalı tarafın iki aydan uzun bir süre sonra tekrar servise gelmesi ve yardım istemesi üzerine, sırf davacı tarafa yardım olsun diye diğer davalı ile görüştüğünü ve diğer davalıyı ikna ederek değişecek parçaların garanti kapsamında değiştirilmesini sağladığını, bu süreçte parçaların zamanında müvekkiline teslim edilmemesinden de müvekkilinin sorumlu olmadığını, parçalar müvekkiline teslim edildikten sonra çok kısa bir sürede aracın tamir edildiğini, müvekkilinin davacı tarafa yardım olsun diyerek davacı yan lehine girişimlerde bulunmasına rağmen, bu husus tanık anlatımları ile de sabit olmasına rağmen aracın makul sürede tamir edilmemesi nedeniyle doğacak zarardan müvekkilinin sorumlu tutulmasının kabul edilemeyeceğini, aracın uzun süre serviste kalmasına davacı ve diğer davalının anlaşamamasının sebebiyet verdiğini, müvekkil şirketin bu anlaşmazlıkta arada kaldığını, ki bu hususun diğer davalı ... vekili tarafından verilen istinaf dilekçesinde de açıkça kabul ve ikrar edildiğini, bu yöndeki tüm savunmalarına rağmen Yerel Mahkemenin müvekkilini de diğer davalı ile birlikte sorumlu tutmasının kabul edilemeyeceğini, nitekim bilirkişilerin arızanın giderilmesi için 15 gün sürenin makul olduğunu beyan ettiklerini, müvekkilinin ise parçaları aldıktan 11 gün sonra aracı onarıp davacı tarafa teslim ettiğini ileri sürerek davanın reddine karar verilmek üzere İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: <br>6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341 ve devamı maddeleri uyarınca  ve özellikle istinaf incelemesinin kapsamının öngörüldüğü 355. maddeye göre re'sen gözetilecek kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf incelemesi istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. Dairemizce de istinaf incelemesi bu çerçevede yapılmıştır.<br>Yargılamada ileri sürülen iddia ve cevaplar, mevcut deliller ve tüm dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde;<br>Dava; davacı tarafça davalı bayiden satın alınan ve yine davalıdan servis hizmeti alınmış olan araçtaki ayıp nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.<br>Mahkemece yukarıda yazılı gerekçeyle, maddi tazminat istemi yönünden davanın kısmen kabulne, manevi tazminat talebinin ise reddine karar verilmiştir.<br>Davacı tarafın istinaf sebepleri açısından yapılan değerlendirmede;<br>Davacı dava konusu aracın baştan beri ayıplı olduğunu, araçta üretimden kaynaklı gizli ayıp bulunduğunu, ücretsiz onarım hakkını kullanmak istemesine rağmen hem tamir masraflarını karşılamak zorunda kaldığını hem de parça beklendiği için kazanç kaybına uğradığını, davanın tam kabulüne karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüş ise de; dosya kapsamında uzman bilirkişi heyetinden alınan kök ve ek bilirkişi raporlarında dava konusu araçta meydana gelen ilk triger zincirinin kırılması arızasının malzeme ömrüne bağlı olarak oluştuğunun, üretime bağlı ayıp olarak değerlendirilemeyeceğinin, triger zirciri kırılmasının kullanım hatası veya davacının bakım eksikliğinden kaynaklanmadığının, dava konusu aracın ilk arızadan sonra 21.112 kilometre kullanım neticesinde meydana gelen arızada kullanılan parçaların kısmen tekrar arızalanmasından kaynaklanan ikinci motor arızasının kullanım veya bakım eksikliğine bağlı hatadan kaynaklanmadığının, ilk arızada kullanılan yedek parça veya hatalı işçilik ayıbından kaynaklandığının, bu ayıbın arızanın meydana gelmesi sebebiyle anlaşıldığından gizli ayıp niteliğinde olduğunun, bu arıza sebebiyle onarımın makul süresinin 15 gün olacağının, aracın onarımda kaldığı sürenin (153 gün- 15 gün) 138 gün olduğunun tespit edildiği, hükme esas alınan bilirkişi kök ve ek raporlarının açık, anlaşılır, gerekçeli ve denetime elverişli olduğu, araçta üretimden kaynaklı bir ayıbın bulunmadığı, Mahkemece dosyada alınan bilirkişi raporları doğrultusunda belirlenen araç tamir bedeli ve kazanç kaybına hükmedildiği anlaşıldığından Yerel Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır<br>Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı tarafın istinaf itirazları yerinde görülmemiştir.<br>Davalıların istinaf sebepleri açısından yapılan değerlendirmede ise;<br>Öncelikle davalı.b.. vekili Yerel Mahkemenin husumet itirazlarını değerlendirmediğini ileri sürmüş ise de; Mahkemece husumet itirazının gerekçeli kararda değerlendirildiği ve reddine karar verildiği görülmekle bu husustaki istinaf itirazları yerinde görülmemiştir.<br>Dosya kapsamında uzman bilirkişi heyetinden alınan bilirkişi kök ve ek raporlarıyla dava konusu araçta meydana gelen arızanın kullanıcı hatası, uygun yağ ve yakıt kullanılmaması ve motorun fazla zorlanmasından kaynaklanmadığı sabit olmakla davalılar vekillerinin bu husustaki istinaf itirazları da yerinde değildir.<br>Yine her iki davalı da olayda sonucu etkileyecek yedek parça ve servis hizmeti(işçilik) olmak üzere iki etmen olduğunu, bu iki etmenin sorumlusunun da ayrı ayrı kişiler olduğunu, davalılardan ...yedek parça ayıbından,... ise parçanın değiştirilmesi ve sağlıklı bir şekilde montajından, işçiliğinden sorumlu olduğunu, arızalı parçaların bilimsel yöntemlerle incelenmesi ve sorumluluğun tespiti gerektiğini ileri sürmüş ise de; bilirkişi heyetinin ek raporunda davalıların bu itirazlarının değerlendirildiği, böyle bir ayrım yapılamayacağının belirtildiği, dava konusu araçta meydana gelen arızanın esasen ayıplı servis hizmetinden kaynaklandığı, davalı ....'nin  dava konusu aracın yurt dışında bulunan imalatçısının Türkiye'deki yetkili temsilcisi olduğu, davalı.... ...n ise dava konusu aracı satan ve servis hizmetini veren yetkili bayi olduğu, davalılar arasında servis hizmet sözleşmesi bulunduğu, davacının zararından her ki davalının da müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu anlaşıldığından bu yöndeki istinaf itirazları da yerinde görülmemiştir.<br>Aynı şekilde davalı.... vekili, ...ile müvekkili arasında organik bir bağ bulunmadığını, dosyaya sunulu yetkili servis sözleşmesinin 8. ve diğer maddelerinde kabul edildiği gibi yetkili servislerin tüm tasarruflarından doğacak kar ve zarar kendisine ait olup, müşteri ve üçüncü kişilere vereceği zararlardan bizzat kendisinin sorumlu olduğunu, bu nedenle yetkili serviste bulunulan tamir sürecinin gecikmesinden doğacak zararlardan da yetkili servisin sorumlu olduğunu ileri sürmüş ise de; davalı  .... diğer davalı ... A.Ş.'nin yetkili servisi olup davalılar arasında yapılmış olan yetkili servis sözleşmesinin üçüncü kişileri bağlamayacağı, bahsi geçen hususun davalılar arasındaki iç ilişkiyi ilgilendirdiği anlaşılmış olmakla bu husustaki istinaf itirazları da yersizdir.<br>Davalı​... vekili araç tamir için müvekkiline ait servise getirildiğinde müvekkilinin sorunu tespit ettiğini, değişecek parçaların garanti kapsamında olup olmadığını diğer davalıya sorarak buradan gelecek cevabı davacı tarafa ilettiğini, müvekkilinin davalı tarafın iki aydan uzun bir süre sonra tekrar servise gelmesi ve yardım istemesi üzerine, sırf davacı tarafa yardım olsun diye diğer davalı ile görüştüğünü ve diğer davalıyı ikna ederek değişecek parçaların garanti kapsamında değiştirilmesini sağladığını,  aracın uzun süre serviste kalmasına davacı ve diğer davalının anlaşamamasının sebebiyet verdiğini, bilirkişilerin arızanın giderilmesi için 15 gün sürenin makul olduğunu beyan ettiklerini, müvekkilinin ise parçaları aldıktan 11 gün sonra aracı onarıp davacı tarafa teslim ettiğini, davacının kazanç kaybından müvekkilinin sorumluluğunun bulunmadığını ileri sürmüş ise de; dava konusu araçta meydana gelen ilk arızada değiştirilen parçaların da 2 yıl garantili olduğu, araçtaki ikinci arızanın ilk arızada kullanılan yedek parça ve işçilikten kaynaklandığı dosya kapsamıyla sabit olmakla  meydana gelen motor arızasının ilk arızadan bu kadar kısa süre içerisinde meydana gelmesi ve kullanılan kilometre göz önünde bulundurulduğunda davalıların süreyi uzatmadan onarımı parça garantisi içerisinde en kısa sürede tamamlaması gerektiği anlaşıldığından Yerel Mahkemece kazanç kaybı zararından davalıların sorumlu tutulmasında herhangi bir isabetsizlik görülmemiş olup davalı tarafın bu yöndeki istinaf itirazları da yerinde değildir.<br>Sonuç olarak; 6100 sayılı HMK'nın 359/3. maddesi uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgiler, yasaya uygun gerektirici nedenler, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, HMK'nın 355/1. maddesi gereği inceleme istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmakla, re'sen gözetilmesi gereken kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmadığı, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu, bu itibarla davacının ve davalıların istinaf itirazlarının yerinde olmadığı anlaşıldığından davacının ve davalıların istinaf başvurularının ayrı ayrı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerektiği sonuç ve kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:Gerekçeleri yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-Davacının ve davalıların İlk Derece Mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,<br>2-Davacının istinaf başvurusu açısından Harçlar Kanunu'na bağlı tarife uyarınca alınması gerekli 615,40 TL istinaf karar harcından peşin alınan 59,30 TL harcın mahsubuyla bakiye 556,10 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsiliyle HAZİNEYE GELİR KAYDINA,<br>3-Davalı ...'nin istinaf başvurusu açısından Harçlar Kanunu'na bağlı tarife uyarınca alınması gerekli 1.690,33 TL istinaf karar harcından peşin alınan 423,00 TL harcın mahsubuyla bakiye 1.267,33 TL istinaf karar harcının davalı....'den tahsiliyle HAZİNEYE GELİR KAYDINA,<br>4-Davalı ....'nin istinaf başvurusu açısından Harçlar Kanunu'na bağlı tarife uyarınca alınması gerekli 1.690,33 TL istinaf karar harcından peşin alınan 423,00 TL harcın mahsubuyla bakiye 1.267,33 TL istinaf karar harcının davalı ... tahsiliyle HAZİNEYE GELİR KAYDINA,<br>5-Taraflarca istinaf başvurusu nedeniyle yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde BIRAKILMASINA, <br>6-Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi'nce ilgilisine İADESİNE, <br>7-İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından taraflar lehine istinaf vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,<br>8-Kararın tebliği ve harç tahsili işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi'nce YERİNE GETİRİLMESİNE,<br>Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a. maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 17/03/2025      <br>...\t\t...</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"3ff4c36fa3e87c07","SID":"7d02bcdc7df5b19f"}}