{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  20. HUKUK DAİRESİ     <br><br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20.HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO       : 2023/219 <br>KARAR NO\t: 2025/424<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                          K A R A R <br><br>BAŞKAN \t\t: ...                     ...<br>ÜYE\t\t: ...\t               ...<br>ÜYE\t\t : ...                 ...<br>KATİP\t\t: ...                \t ...<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK <br>\t\t  MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 29/03/2022<br>NUMARASI\t\t: 2020/129 E.  -  2022/113 K.<br><br><br>\t  <br>DAVANIN KONUSU\t: YİDK Kararının İptali<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 29/03/2022 tarih ve 2020/129 E.-2022/113 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ\t:Davacı vekili, müvekkillinin 2018/90592 sayılı \"...\" ibareli marka başvurusunu yaptığını, davalı Şirketin \"...\" ibareli markalarına dayalı olarak bu başvuruya itiraz ettiğini, Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından davalı itirazının kısmen kabulüne karar verilerek bir kısım mal ve hizmetlerin başvuru kapsamından çıkarıldığını, müvekkilince bu karara yapılan itirazın ise YİDK tarafından reddedildiğini, alınan kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkili markasının bir bütün olarak algılanması gerektiğini, redde dayanak markalarda markayı farklılaştıran belirgin bir şekil unsuru bulunduğunu, markaların ortak olarak \"...\" kelimesini içerdiklerini, ancak bu kelimenin Almanca \"...\" anlamına geldiğini, dolayısıyla ilgili mal ve hizmetler açısından ayırt ediciliğinin zayıf olduğunu, müvekkili markasının bütün olarak \"...\" şeklinde bulunduğunu, müvekkili markasının esas unsurunun \"...\" ibaresinden oluştuğunu, müvekkilinin uzun yıllardır \"... ...\" markası ile faaliyet gösterdiğini, \"...\" ibaresi yerine bu ibarenin Almanya karşılığının kullanıldığını, dava konusu başvurunun müvekkili markalarının serisi niteliğinde bulunduğunu, müvekkilinin \"... ...\" markalarını kullanım ile ayırt edici hale getirdiğini ileri sürerek, YİDK'in 2020-M-632 sayılı kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>\tDavalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile redde mesnet markalar arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.  <br>\tDavalı Şirket vekili, müvekkili adına \"...\" esas unsurlu çok sayıda markanın tescilli olduğunu, dava konusu başvuruda da \"...\" ibaresinin aynen kullanıldığını, başvuruda farklı olarak yer verilen \"...\" ve \"...\" ibarelerinin ayırt ediciliğe etkisinin bulunmadığı, başvuruyu farklılaştırmadığı, tüketicinin her iki marka arasında ilişki kuracağını, taraf markalarının kapsamlarının da aynı olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. <br> \t<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davalı adına tescilli \"...\" esas ibareli markalar ile davacının \"...\" ibareli markası arasında biçim, renk, grafik unsurlar, düzenleme ve tertip tarzı olarak görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu, tescilli markaların bir uzantısı, yeni bir versiyonu, yeni bir serisi olarak algılanmasının ihtimal dahilinde olduğu, taraf markaları arasında iltibas bulunduğu, davacının \"... ...\" markası ile faaliyetlerinin mevcut olduğu, ancak \"...\" ibaresi üzerinde dava konusu mal ve hizmetlerde herhangi bir kullanımının bulunduğuna dair dosyada hiçbir delilin mevcut olmadığı, bu nedenle davacının \"...\" ibaresi üzerinde ve uyuşmazlık konusu emtialarda önceye dayalı kullanıma bağlı gerçek bir hak sahipliğinin bulunmadığı, davacı tarafın kullanım sonucunda ayırt edicilik iddialarının \"... ...\" markasının kullanımına yönelik bulunduğu, anılan ibare ile dava konusu \"... ... ...\" ibaresinin birbirinden bağımsız anlamlar oluşturacak şekilde markalar olduğu, davacının müktesep hak iddialarına dayanak olarak incelenebilecek markalarının esaslı unsurlarının \"...\" ve \"...\" ibarelerinden oluştuğu, bu markaların \"...\" ibaresini içermemesi ve kapsamlarının, dava konusu edilen mal ve hizmetlerden farklı olması nedeni ile davacının müktesep hakkının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar  verilmiştir.      <br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, müvekkili başvurusunun bir bütün halinde değerlendirilmesi gerektiğini, markayı bölmek suretiyle \"...\" kelimesi üzerinden bir değerlendirme yapılmasının doğru olmadığını, ancak hem davalı Kurumun hem de mahkemenin markayı bölerek değerlendirme yaptığını, hükme esas alınan bilirkişi raporunun kendi içinde çelişkiler barındırdığını, dolayısıyla bu çelişkilerin giderilmesi için yeniden rapor alınmasını talep ettiklerini, müvekkili başvurusu ile redde mesnet markalar arasında iltibasa neden olacak bir benzerlik bulunmadığını, ihtilafa konu markaların esas unsurlarının farklı olduğunu, markaların genel izlenimlerinin de farklı bulunduğunu, \"...\" ibaresinin Almanca’da \"...\" anlamına geldiğini, reddedilen mal ve hizmetler yönünden zayıf ve tanımlayıcı olduğunu, dolayısıyla bu ibareye dayanılarak benzerlik kurulmasının hatalı bulunduğunu, müvekkilinin markasının \"... ...\" şeklinde bir bütün olduğunu ve işaretlerin benzer kabul edilebilmesi için markaların bütünsel izlenimlerine bakılması gerektiğini, bilirkişi heyetinin de ilk bu kanaatte iken sonrasında kendileri ile çelişkiye düşerek markayı ibarelere ayırarak incelediğini ve sonuçta hukuka aykırı bir sonuca vardığını, görsel, işitsel ve anlamsal olarak farklı yapılara sahip markalarda sadece \"...\" ibaresinin ortak olmasından kaynaklı olarak benzerlik ilişkisi kurulmasının hatalı olduğunu, zira \"...\" ibaresinin her iki markada da münhasıran esas unsur olmadığını, müvekkili başvurusunda esas unsurun, müvekkilinin ticaret unvanında da yer alan \"...\" ibaresi olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının  kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.     <br><br>GEREKÇE\t: Dava, YİDK kararının iptali istemine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tDosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, \"...\" ibareli başvuru ile redde mesnet \"...\" asıl unsurlu markalar arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılma tehlikesinin bulunduğu, zira redde mesnet markaların asli unsurunu oluşturan \"...\" ibaresinin, dava konusu başvuruda da aynen asli unsur olarak kullanıldığı, başvuruda yer verilen ve ayırt edicilikleri düşük olan diğer ibarelerin markaları farklılaştırmaya yetmediği, \"...\" kelimesinin, reddedilen mallar ve hizmetler yönünden tanımlayıcı da olmadığı, nitekim bu davanın tarafları arasında görülen bir başka davada, \"... ...\" ibareli başvuru ile \"...\" ibareli markalar arasında karıştırılma tehlikesi bulunduğunu kabul eden kararın, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2023/1131 E., 2024/4462 K. sayılı kararı ile onandığı, davacı yararına müktesep hak koşullarının da oluşmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.<br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 80,70-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 534,70-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, <br>\t3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı  uhdesinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 27/02/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. <br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 27/02/2025 <br>\t\t\t\t<br><br>Başkan<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Katip<br>...<br> <br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"52667ad1f0f9820d","SID":"97c591e96c94ceb6"}}