{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/33 <br>KARAR NO: 2025/369<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 26/10/2021<br>NUMARASI: 2019/543  E. -  2021/684  K.<br>DAVANIN KONUSU: Tazminat (Bayilik sözleşmesinden kaynaklanan)<br>Taraflar arasındaki tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili  tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin ... Tahsilat Sistemleri A.Ş. ile 19.12.2016 yılında 5 yıllık bayilik sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşme kapsamında tüm edimlerini sözleşmenin feshi sürecine kadar eksiksiz ve mükemmel bir biçimde ifa ettiğini, daha sonra bu şirketin unvanının önce ... Tahsilat Sistemleri A.Ş., müteakiben de davalı unvanını aldığını, davalı şirketin müvekkili ile yapılan sözleşme hükümlerinden sorumlu olduğunu, davalı şirketin bu çerçevede devralınan şirketle yapılan sözleşmeyi Bakırköy (...).Noterliği kanalıyla 28.11.2018/... yev nolu ihtar keşide etmek suretiyle süresinin bitimine yaklaşık 3 yıl olmasına karşın hukuka uygun ve geçerli bir sebep göstermeksizin haksız ve hukuka aykırı olarak feshettiğini, müvekkilinin bu çerçevede çok büyük zarara uğradığını, sözleşmeye güven duyduğunu, buna göre işini ve ticari yapısını, gereği gibi tüm alt yapısını ve insan kaynağını oluşturduğunu ve sözleşmenin başlangıcından bugüne değin işini de layıkıyla ve eksiksiz olarak yaptığını, bu bağlamda müvekkiline atfedilebilecek hiçbir kusur bulunmamakta olduğunu, davalının da zaten böyle bir iddiası bulunmadığını, davalının fesih gerekçesi olarak faaliyet konusunu değiştirdiğini beyan ettiğini, müvekkilinin sözleşmenin feshi nedeniyle müspet zararını ve yoksun kaldığı karını talep ettiğini iddia ve beyan ederek, fazlaya ilişkin başkaca dava hakları ve ayrıca meddeabihi arttırma hakları saklı tutularak BK 107 maddesi bağlamında belirsiz alacak davası niteliğinde otmak üzere sözleşmenin haksız feshi sebebiyle zararlarına karşılık olarak 10.000,00 TL'nin sözleşmenin feshi tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte tahsiline  karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, savunmasında özetle; davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, bu nedenle davanın usulden reddinin gerektiğini, müvekkili şirketin 28.09.2018 tarihli olağanüstü genel kurulda aldığı karar ile faaliyet konusunu değiştirdiğini, alınan bu karar sebebiyle davacının da aralarında bulunduğu ürün tedarikçileri ile imzalanan sözleşmeleri feshettiğini, müvekkilinin faaliyet konusunu da keyfi olarak değiştirmediğini, ekonomik koşulların zorlaması nedeniyle dağıtım faaliyetine son verdiğini, müvekkili ile davacı arasında imzalanan, 19.12.2016 tarihli Bayilik Sözleşmesi uyarınca davacının, müvekkili şirketin Aydın başbayisi olarak çalıştığını, müvekkili şirketin her türlü dağıtım faaliyetine son vermesi ve bütün sözleşmelerini feshetmiş olması sebebiyle, diğer tüm bayileri ile birlikte, davacı ile olan sözleşmesini de sözleşmenin “Fesih' başlığını taşıyan 8. maddesinin 2. bendi uyarınca, Bakırköy (...).Noterliğinin 28.11.2018/... yev.nolu ihbarnamesi ile feshettiğini, müvekkilinin sözleşmeyi 7 gün öncesinden ihbarda bulunmak koşuluyla tek taraflı ve tazminatsız olarak feshetme hakkının olduğunu, kabul anlamına gelmemek koşuluyla, bir an için davacının iddiasında haklı olduğu, başka bir deyişle sözleşmenin müvekkilince haksız olarak feshedildiği kabul edilse dahi, davacının bu konuda uğramış olduğu herhangi bir zararının bulunmadığını, davacının müvekkil şirket ile imzalamış olduğu 19.12.2016 tarihli sözleşmenin, müvekkil şirket tarafından geçerli bir nedenle ve usulüne uygun olarak feshedildiğini savunarak  davanın reddine,  karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"...Taraflar arasında imzalanan bayilik sözleşmesi, faturalar,ihtarname, ticari defter ve belgeler, tüm dosya kapsamına göre alınan 04/03/2021 tarihli bilirkişi raporu hüküm kurmaya yeterli ve denetime elverişli olduğundan, mahkememizde de, taraflar arasında 19/12/2016 tarihli  bayilik sözleşmesi imzalandığı,  davalının 12/10/2018 tarih, 9680 sayılı, gazetede yayınlanan, 28/09/2018 tarihli Olağanüstü Genel Kurul Toplantısı ile dağıtım faaliyetlerine son verdiği, 28/11/2018  tarihli ihtarname ile haklı  bir sebebe dayanarak, sözleşmede belirtilen usule uygun bir biçimde, taraflar arasında mevcut Bayilik Sözleşmesini fesih ettiği, davacının davalıdan mahrum kalınan kâr mahrumiyeti tazminatını talep hakkı bulunmadığı sonuç ve kanaatine varılmakla... \" gerekçesiyle davanın reddine, karar  verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Söz konusu feshin orantılılık ilkesi ile kabul edilmediğinin bir gerçek olduğunu, sözleşmenin sona erdirilmesi kavramının haklı nedene dayanmayacak  anlamda kullanılarak uygulamaya yerleşmiş durumda olduğunu, TBK 512'de öngörülen ilk koşulun davacı açısından gerçekleştiğini, 2.koşulun ise zarar görmesi olduğunu, sözleşmenin taraflarının tacir olduğunun doğru olduğunu, tüm işlemlerinde tacirlerin basiretli tacir gibi davranmasının esas olduğunu, uyuşmazlık konusu sözleşme hükümleri değerlendirildiğinde davalıya keyfi olarak nitelendirilebilecek mutlak bir hak bahşetmediğinin kabulü gerektiğini, mahkemece alınan ilk raporda bu hususların irdelendiğini, mahkeme gerekçesinde ilk rapordaki değerlendirmelerin hükümden düşürecek üstün gerekçeler gösterilmediğini, mahkemece yapılacak işin davalının sözleşmeyi fesihte haklı olduğunu gösteren nedenler varsa somutlaştırması için süre verilmesi bu çerçevede delil değerlendirilmesi yapılması gerekir iken eksik inceleme ve değerlendirme ile karar verildiğini, davalı tarafın iddialarına göre faaliyet konusunu değiştirmesi ve dağıtım, satış, pazarlama faaliyetlerini sonlandırması nedeni ile sözleşmenin 8.2.maddesi uyarınca sözleşmenin fesih edilmesinin haklı sebep olarak ifade edilemeyeceğini, bilirkişi raporları kapsamında davalının sözleşmenin olağan bitiş tarihine kadar katlanabileceği bir kar oranının bulunduğunun anlaşıldığını, bu sebeple zarar ettiği yönündeki iddialarının geçerli bir fesih sebebi olmadığının ortada olduğunu iddia ederek, kararın kaldırılmasını ve yeniden yapılacak yargılama sonucunda müvekkilinin zararının giderilmesine dair hesaplama yapılmasını ve neticede davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. <br>İNCELEME VE GEREKÇE Dava, bayilik sözleşmesinin haksız feshi nedeniyle uğranılan kazanç  kaybı zararının  tazmini istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekili yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Taraflar arasında, bayilik sözleşmesinin mevcudiyeti, sözleşmede davacı şirketin bayi olduğu, sözleşmenin davalı şirket tarafından noter ihtarnamesi ile feshedildiği konularında herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir. Uyuşmazlık, sözleşme feshinin haksız olup olmadığı, mahkeme kararının usul ve yasaya uygun bulunup bulunmadığına ilişkindir. Dosya kapsamından, taraflar arasında 19.12.2016 tarihinde bayilik sözleşmesinin imzalandığı, davacı şirketin sözleşmede bayi olarak yer aldığı, sözleşme konusunun 2.maddesinde, davalı şirketin dağıtımını üstlendiği yayınlar ile medya dışı ürünlerin okur kitlesine ve nihai tüketiciye istenilen zamanda istenilen miktarda ve düzenli olarak ulaştırılmasını sağlamak amacıyla sözleşmede belirlenen coğrafi alanda dağıtım, pazarlama ve satış yetkisinin bayiye verilmesinin oluşturduğu, sözleşmenin 6.maddesinde, sözleşmenin imzalandığı tarihten itibaren 5 yıllık süre için akit ve imza olunduğu, tarafların sözleşmeden kaynaklanan hak ve alacakları saklı kalmak kaydıyla sözleşmenin aynı koşullarla uzatılmasına, tarafların yazılı mutabakatı ile karar verilmediği takdirde 5.yılın sonunda herhangi bir ihbar veya ihtara hukuki merasime gerek olmaksızın sözleşmenin kendiliğinden sona ereceğinin belirtildiği, sözleşmenin 8.maddesinde, fesih hususun düzenlendiği, 8.1.bentte; bayinin sözleşmedeki taahhüt ve yükümlülüklerinde herhangi birine aykırı davranması veya yerine getirmemesi veya üstlendiği hizmetleri gereği gibi ifa etmemesi ya da eksik ifa etmesi hallerinde davalı şirketin yazılı bir ihtar göndermek suretiyle aykırılığın 7 gün içerisinde giderilmesini talep ederek aykırılığın bu süre zarfında giderilmemesi halinde sözleşmeyi derhal ve tek taraflı olarak feshedeceğini bildireceği ve diğer hususlara yer verildiği, 8.2. bentte ise; şirketin 7 gün öncesinden yazılı ihbar etmek kaydıyla dilediği zaman sözleşmeyi tek taraflı ve tazminatsız olarak fesih yetkisine haiz olduğu, bu takdirde bayinin sözleşmenin ilgili hükümleri uyarınca 30 gün içinde şirket ile hesap mutabakatı yapmak, aynı süre içerisinde gerek şirkete gerekse son satıcılara olan borçlarını tasfiye etmekle yükümlü olduğu düzenlemesine yer verildiği, genel hükümlerin 9.maddede düzenlendiği, davalı şirket tarafından Bakırköy ... Noterliğinde düzenlenen 28.11.2018 tarihli ihtarnamede,  müvekkili şirket ile imzalanan 19.12.2016 tarihli bayilik sözleşmesi uyarınca Aydın başbayisi olarak faaliyet sürdürüldüğü, şirketin 28.09.2018 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında alınan karar doğrultusunda faaliyet konusunu değiştirdiği ve dağıtım, satış ve pazarlama faaliyetlerini sonlandırdığı, sözleşme gereğince 8.2.maddesinde belirtildiği şekilde ihtarın tebliğinden itibaren 7 gün sonunda ihbar ve ihtara gerek olmaksızın sona erecek olsa da 10.04.2017 tarihli bayilik sözleşmesinin ve tüm eklerinin bu ihtarnamenin tebliğinden itibaren en geç 30 gün sonra feshedilmiş sayılacağı, muhatabın varsa cari hesap borcunu da ihtarnamenin tebliğinden itibaren 30 gün içinde ödemezse aksi takdirde yasal takip işlemlerine başlanacağının belirtildiği, davalı şirketin 28.09.2018 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında, şirket esas sözleşmesinin 2,3 ve 4. maddelerinin tadili konusunda yönetim kurulu önerisinin müzakere edildiği, önerinin kabulüne ve ana sözleşmenin 2,3 ve 4 maddelerinin değiştirilmesine oy birliği ile karar verildiği, 2.maddenin şirketin unvanı, 3.maddenin şirketin amaç ve konusu, 4.maddesinin şirketin merkez ve şubelerine ilişkin düzenleme olduğu, şirketin amaç ve konusunun 3.maddede düzenlendiği, 3/b bendinde her türlü haberleşme ve iletişim cihazları vb almak, satmak, kiralamak, kiraya vermek, pazarlamak, dağıtımı ve ticaretini yapmak, (c) bendinde veri tabanlarını oluşturmak (d) bendinde; basın ve her türlü vasıtalarla basılmış yayınları eserleri pazarlamak, satmak vb işlere yer verildiği, davacı şirket tarafından 30.12.2019 tarihinde sözleşmenin haksız feshedildiği iddiası ile kar kaybına ilişkin iş bu davanın açılmış olduğu anlaşılmıştır. Mahkeme tarafından taraf delilleri dosyaya celp ve ibraz edildikten sonra talimat yoluyla ve dosya üzerinde bilirkişi incelemesi ile birlikte bilirkişi rapor ve ek raporu düzenlettirilmiştir. 04.12.2020 tarihli talimat bilirkişi raporunda; bayilik sözleşmesinin davalı tarafından haksız olarak feshedildiği ve davacının sözleşmenin feshi nedeni ile mahrum kaldığı karı davalı şirketten talep edebileceğine karar verilmesi durumunda davacının davalıdan 2019 karının 2016-2017-2018 yılları kar/zararlarına göre hesaplanan 2019-2020 ve 2021 yılları olası karından mahsup edilmemesi durumunda 420.217,62 TL, mahsup edilmesi durumunda ise 418.903,30 TL mahrum kalınan kar tazminatı talep edebileceği belirtilmiştir. 04.03.2021 tarihli bilirkişi heyet raporunda; taraflar arasındaki Bayilik Sözleşmesi 19.12.2021 tarihinde 5 yıl süreli olarak akdedildiği, sözleşmenin 8.2 nolu maddesinde yer alan hükme göre; “şirket (davalı) 7 gün öncesinden yazılı olarak ihbar etmek kaydıyla dilediği zaman sözleşmeyi tek taraflı ve tazminatsız olarak fesih yetkisini de haizdir”. Hükmü ile  davalı/bayilik verene, taraflar arasındaki sözleşmeyi, davacı/bayiye 7 günlük fesih süresi tanımak suretiyle 7 günlük fesih süresinin sonunda geçerli olmak üzere, sebepsiz olarak (haklı sebep belirtmek zorunda olmaksızın) feshetme hakkı tanındığı, kanunda düzenlenmemiş (atipik) ve sürekli edimli sözleşme niteliğindeki bayilik sözleşmelerinde, taraflardan birine veya her ikisine, belirli bir fesih bildirim süresinin sonunda hüküm doğurmak üzere sözleşmeyi, sebepsiz (haklı sebep belirtmek zorunda olmaksızın) feshetme hakkı tanınmasının, hukuka uygun olduğu, bu tür fesih hakkının doktrinde, “olağan fesih hakkı” olarak nitelendirildiği, fakat, taraflar arasındaki sözleşmede davalıya tanınmış olan olağan fesih hakkına ilişkin “7 günlük fesih bildirim süresinin” kısa olduğu ve bu nedenle de, bu kısa fesih öneli uygulanmak suretiyle davalının sözleşmeyi feshetmesinin somut olayda MK.md.2'deki dürüstlük kuralına aykırı olup olmadığının somut olayın hal ve şartları çerçevesinde incelenmesi ve değerlendirilmesi gerektiği, davalının, davacıya 30 günlük fesih süresi tanımak suretiyle sözleşmeyi feshettiği, söz konusu hükümde öngörülmüş olan 7 günlük fesih bildirimi süresini, iyiniyet göstergesi olarak 30 güne çıkardığının anlaşıldığı, davalının, sözleşmenin devam ettiği süre içinde, davacıya yüksek miktarda katkı payı ödemeleri yaptığının anlaşıldığı, davacı ile davalı arasındaki bayilik sözleşmesinin akdedilmesinden sonraki süreçte, davalı şirketin iştiğal konusunu oluşturan, “dergi, gazete, kitap vb satımı işinin” getirdiği kazancın, ülkenin sosyal ve ekonomik durumu nedeniyle iyiden iyiye azaldığı ve bunun sonucu olarak, davalı şirketin iştigal konusunu değiştirdiği ve bu nedenle de, bayileri ile arasındaki bayilik sözleşmelerini feshettiği ve dolayısıyla, davacı ile arasındaki bayilik sözleşmesini de feshettiğinin anlaşıldığı, somut olayda davalının sözleşmede kendisine tanınmış olan, “olağan fesih hakkını” dürüstlük kuralına aykırı şekilde kullanmadığı, sözleşmeyi haklı olarak feshettiği kanaatine varıldığı, davalının sözleşmeyi haklı olarak feshetmiş olması nedeni ile ; davacının davalıdan, sözleşmenin  normal süresinin sonuna kadar mahrum kalmış olduğunu iddia ettiği karın tazminini talebe hak kazanamadığı kanaatine varıldığı belirtilmiştir. Mahkemece, yukarıda yer verilen gerekçelere istinaden davanın reddine karar verilmiştir. Davacı bayilik sözleşmesinin haksız feshedildiği iddiası ile  zararının tahsilini talep etmiştir. Kâr kaybı, müspet zararlar bahsinden olup, sözleşmesinin feshi hâlinde ancak uğranılan menfi zararların yani sözleşmenin ifa edileceğine güvenilerek iyiniyetle yapılmış giderler ve yine sözleşmenin ifa edileceğine güvenilerek kaçırılan daha elverişli fırsatlardan dolayı uğranılan menfi zararların istenebilmesi mümkündür. Taraflar arasında imzalanan sözleşmenin süresi 6. maddede, beş yıl olarak belirlenmiş ise de aynı sözleşmenin 8.2. maddesinde, davalı şirketin yedi gün öncesinden yazılı olarak ihbar etmek kaydıyla dilediği zaman sözleşmeyi tek taraflı ve tazminatsız olarak fesih yetkisine haiz olduğuna da yer verilmiştir. Davalı şirket tarafından  28.09.2018  tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında  şirket esas sözleşmesinin 2,3 ve 4 maddelerinin tadil edilmesine dair yönetim kurulu önerisini müzakere etmek suretiyle esas sözleşme değişikliği konusunda yönetim kurulu önerisinin kabulüne oy birliği ile karar almıştır. Esas sözleşme değişikliği konusunu teşkil eden 3. madde, şirketin amaç ve konusuna ilişkindir. Davalı tarafça, faaliyet alanınındaki değişiklik sonucunda  taraflar arasında imzalanan sözleşme feshetmiştir. Sözleşmenin feshine yönelik olarak davalı şirketin 8.2 madde kapsamında dilediği zaman tek taraflı ve tazminatsız olarak fesih yetkisi mevcuttur.Her iki taraf tacir olup, özgür iradeleri ile sözleşmeyi imzalamışlardır. Sözleşmenin yukarıda yer verilen hükümleri kapsamında davalı şirket tarafından sözleşme   ihbar şekline de riayet edilerek tek taraflı ve tazminatsız olarak fesih edilmiştir. Bu kapsamda, sözleşmenin fesih şeklinin tarafların birlikte belirlemiş oldukları sözleşme hükümlerine uygun olarak gerçekleştirilmiş olduğunun kabulü gerekir. Sözleşme koşulları dikkate alındığından, haksız ve/veya  erken fesihden söz etmek mümkün görünmemektedir. Davalı şirket sektördeki değişiklikleri dikkate alarak  genel kurul kararı ile faaliyet konusunu değiştirdiğini beyanla buna dair toplantı örneğini ibraz etmiştir. Davalı şirketin faaliyet konusu olmaktan çıkan bir hususta sözleşmeyi ayakta tutmasında korunmaya değer bir menfaati olmadığı düşüncesiyle ve sözleşmenin 8.2. maddesinin kendisine verdiği yetki uyarınca sözleşmeyi feshettiğini bildirmiştir. Bu durumda davalının sözleşmede kararlaştırılan fesih hakkını dürüstlük kuralına aykırı kullandığından da söz edilemez.Sözleşmenin her bir maddesi tarafların hak ve edimleri ile birlikte sözleşme süresi ve fesih şekilleri de dahil olmak üzere, ayrıntılı ve açık şekilde belirlenmiştir. Mahkemenin red  kararı sonuç olarak isabetli olduğundan davacı vekilinin aksine iddia ve istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. <br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca,  davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 556,10 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsiline, Hazineye gelir kaydına,3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi  üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 06.03.2025 tarihinde, oybirliğiyle temyizi kabil olmak üzere karar verildi.<br>KANUN YOLU: HMK'nın 361. maddesi uyarınca, iş bu gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğ tarihlerinden itibaren iki haftalık süreler içinde temyiz yolu açıktır.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"36692b3440ae2bd3","SID":"ad8f32ef16cc01ca"}}