{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  22. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: 2022/1054 - 2025/251<br><br>T.C.<br>A N K A R A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ<br>22. H U K U K   D A İ R E S İ  <br><br>ESAS NO\t: 2022/1054 \t\t                                        ( KABUL KALDIRMA)<br>KARAR NO\t: 2025/251<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 27/04/2022<br>ESAS-KARAR NO\t: 2019/612 E 2022/276 K<br><br><br>DAVANIN KONUSU\t: Menfi Tespit <br>KARAR TARİHİ\t: 07/03/2025<br>YAZILDIĞI TARİH\t: 07/04/2025<br><br>\tTaraflar arasında yukarıda bilgileri belirtilen kararın Dairemizce incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği ve eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçilmiştir. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildi.<br>\tGEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ<br>İDDİANIN ÖZETİ<br>Davacı vekili;  taraflar arasında imzalanan  temel ve su yalıtımı işleri sözleşmesi ile teras çatı, su ve ısı yalıtımı yapılması, ıslak hacim su yapılıtımı yapılmasına ilişkin sözleşmeler imzalandığını, bu sözleşme karşılığında davalıya müvekkilinin ... 4. Etap projesi kapsamında ... parsel, L blokta yer alan 30 ve 89 nolu dairelerin devrinin taahhüt ettiğini, tapuda da devredilmiş olduğunu, ancak davalı tarafa teminat amacıyla 85.000 TL 60.000 TL ve 50.000 TL bedelli 15/10/2019 tarihinden itibaren 1 er ay vadeli 3 adet çek keşide edilip verildiğini, davacı müvekkilinin yükümlülüklerini tam ve zamanında ifa ettiğini, verilen çeklerin teminat amaçlı olduğunu, davalı tarafın ilk çek olan 85.000 TL 'lik çeki bankaya ibraz ederek tahsilinin gerçekleştirildiğini, diğer iki adet çeki ise kötü niyetli olarak ciro ve ibraz edilme ihtimali oldukça yüksek olduğunu, mükerrer ödemeye sebebiyet verebileceğinden davacı açısından ciddi zararlar meydana geleceğini belirterek 85.000 TL bedelli çekin keşide tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini, diğer 60.000 TL ve 50.000 TL'lik çeklerin ise müvekkil şirketin herhangi bir borcunun olmadığından borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini  talep ve dava etmiştir.<br>SAVUNMANIN ÖZETİ<br>Davalı vekili; davacı şirket tarafından keşide edilen çeklerin teminat senedi olmadığını borç karşılığı verilmiş olduğunu, davalı müvekkili şirketin sözleşme doğrultusunda üzerine düşün yükümlülüklerini yerine getirdiğini, davacı şirketin borcu nedeniyle bahsi geçen çekleri keşide edip ilgili bağımsız bölümleri de müvekkiline devrettiğini,  davacı tarafın belirttiği senetlerin teminat senedi özelliğini taşıması gerektiğini, bu hususun açıkça senet nezdinde belirtilmediğini,  davacı şirketin bu çekleri işin bitiminden sonra 2019 yılında müvekkili şirketin alacağına karşılık düzenlemiş olduğunu, müvekkili şirketin toplam 195.000 TL üzerinden tahsilat makbuzu düzenlediğini bildirerek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ<br>Mahkemece tüm dosya kapsamı, iddia, cevap, ticari defter ve kayıtlar ile toplanan tüm deliller ile alınan  bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde; bilirkişinin kök ve ek  raporunda belirtildiği üzere; davacının ticari defter ve kayıtlarına göre 30.12.2019 tarihli 0004623 seri numaralı 60.000,00-TL bedelli, 30.12.2019 tarihli 0004624 seri numaralı 50.000,00-TL bedelli ve 15.10.2019 tarihli, 0004622 seri numaralı 85.000,00-TL bedelli çeklerden dolayı davacının davalıya borçlu bulunmadığı, bu çeklerin tutarı davacı tarafından ödenmesi nedeniyle söz konusu çek bedellerinin istirdatının gerektiği belirtilmiş olup  bilirkişi  tarafından  dosyaya sunulan rapor denetime açık ve  hüküm kurmaya elverişli görülerek, ticari defter ve kayıtlara göre davacının davalıya borçlu bulunmadığı gibi davalı taraf da HMK.nun 190.maddesi ile TMK.nun 6. maddesine göre alacağını varlığını, dayandırdığı olgularının varlığını ispat edemediğinden,  davacı tarafça davalı tarafa teminat amacıyla 85.000,00 TL, 60.000,00TL ve 50.000,00TL bedelli çeklerin verildiği, gerekçesiyle dava sırasında bu çekler davacı tarafından ödendiği anlaşılmak ile başlangıçta menfi tespit davası olarak açılan  dava, ödeme nedeniyle istirdat davasına dönüşmüş olduğundan, buna göre  istirdat davasının  kabulü ile,  çek bedellerinin ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalı taraftan tahsiline karar verilmiş, hükme karşı davalı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ<br>Davalı vekili; hükme esas alınan bilirkişi raporunun eksik ve yetersiz olduğunu çeklerin mevcut bir borcun ödenmesi için verildiğini, teminat olarak verilmediğini, davacının çeklerin teminat çeki olduğunu ve teminat fonksiyonu kalmadığını ispat edemediğini bildirerek ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br>UYUŞMAZLIK KONUSU OLAN HUSUSLAR<br>Uyuşmazlık; davaya konu çeklerin yalıtım işini konu alan sözleşme kapsamında teminat olarak verildiği, sözleşme gereği davalının elinde teminat fonksiyonu kalmayan çeklerin iadesi istemiyle açılan davada  bedelsizlik iddiasının usulüne uygun delillerle kanıtlanıp kanıtlanamadığı hususuna ilişkindir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE<br>Dava, yalıtım işlerini konu alan sözleşme kapsamında davalıya teslim edilen teminat  çeklerin teminat  fonksiyonunun kalmadığı bedelsiz kaldığı iddiasına dayalı  menfi tespit ve ödeme halinde bedelin iadesi istemine ilişkindir.<br>İnceleme, 6100 sayılı HMK’nin 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle sınırlı, ancak kamu düzenine ilişkin nedenler resen göz önünde tutularak yapılmıştır.<br>Davaya konu çeklerin; taraflar arasındaki sözleşme kapsamında  teminat olarak keşide edilen çeklerin davalıya teslim edildiği, davalının teminat fonksiyonu kalmayan çekleri iade etmediği bedelsiz kaldığı beyanı ile davaya  konu çekler nedeniyle borçlu olmadığının tespitine, yargılama sırasında ödeme nedeniyle istirdadına karar verilmesini istemiştir.<br>Davalı ise çeklerin mevcut bir borcun tasfiyesi için verildiği ve bedelinin ödendiği, davacının iddialarının ispat etmesi gerektiğini savunmuştur.<br>Menfi tespit davasında borçlu ya borçlanma iradesinin bulunmadığını ya da borçlanma iradesi bulunmakla birlikte daha sonra ödeme gibi bir nedenle düştüğünü ileri sürebilir.<br>Borçlu borcun varlığını inkâr ediyorsa, bu durumlarda ispat yükü davalı durumunda olmasına karşın alacaklıya düşer. Borçlu varlığını kabul ettiği borcun ödeme gibi bir nedenle düştüğünü ileri sürüyorsa, bu durumda doğal olarak ispat yükü kendisine düşecektir.<br>Görülmektedir ki, menfi tespit davasında kural olarak, hukuki ilişkinin varlığını ispat yükü davalı/alacaklıdadır ve alacaklı hukuki ilişkinin (borcun) varlığını kanıtlamak durumundadır. Borçlu bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmiş, ancak bu hukuki ilişkinin senette görülenden farklı bir ilişki olduğunu ileri sürmüşse bu kez, hukuki ilişkinin kendisinin ileri sürdüğü ilişki olduğunu ispat külfeti davacı borçluya düşmektedir. Zira davacı borçlu senedin bir hukuki ilişkiye dayanmadığını değil, başka bir hukuki ilişkiye dayandığını ileri sürmekte; temelde bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmektedir.<br>Bilindiği gibi, kural olarak çek bir ödeme aracı olup, mevcut bir borcun tasfiyesi amacıyla verilmektedir. Çekin ödeme dışında başka bir amaçla (örneğin avans, teminat olarak) verildiğini iddiasının davacı tarafça (HMK’nın 200. maddesi gözetilerek) ispatlanması gerekmektedir.<br>6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) kambiyo senetlerine ilişkin hükümleri, poliçe esası üzerine kurulmuştur. Kanun, kambiyo senetlerinin ortak olan hükümlerine poliçe başlığı altında yer vermiş; bono ve çek hakkında ise, ortak hükümlere yollama yapmakla yetinmiştir (TTK m.778,818, ).<br>6102 sayılı TTK’nun 780/1. maddesinin (b) bendinde kayıtsız ve şartsız belirli bir bedeli ödemesi için havaleyi, içermesi gerektiği, 781. maddesinde de bu unsuru içermeyen bir senedin çek sayılmayacağı hükme bağlanmıştır.<br>Uygulamada bir sözleşmede karşı edimin (güvencesi) teminatı olarak verilen ve teminat senedi olarak adlandırılan çekler görülmektedir.<br>Takip dayanağı çek teminat senedi olduğu iddiasının, hangi ilişkinin teminatı olduğu senet üzerine yazılmak suretiyle ya da yazılı bir belge ile ispatlanması gerekir (HGK 14.03.2001 tarihli ve 2001/12-233 E., 2001/257 K. sayılı kararı).<br>Mücerret kıymetli evrak, senedin tanzimine sebep olan asıl borç ilişkisinin (temel borç ilişkisi) senetten anlaşılmasına imkân bulunmayan kıymetli evraktır. Ancak mücerret senetler de bir temel münasebete dayanır. Bu tür senetlerle söz konusu hukuki münasebet arasında bir bağ kurulmamıştır. Senet hamili bir ihtilaf hâlinde alacağını kıymetli evraka dayandırabilir. Geçerli bir temel münasebetin bulunmadığı veya buna ilişkin defilerin dermeyanı ve ispatı meselesi borçluya yüklenmiştir. Bu prensibin en üst seviyede uygulandığı senet kambiyo senetleridir ( Öztan, F.; Kıymetli Evrak Hukuku, Ankara 2013, s.36).<br>Çekin teminat olduğu çekin lehtarı veya hamili ile kendi arasında var olan sözleşmedeki karşı edimin güvencesi olarak verildiğini bir kişisel defi olarak ileri sürebilir; ancak bu iddiasını yazılı delil ile kanıtlaması lazımdır. Çekin teminat olup olmadığı yargılama sonucunda belli olacaktır.<br>Dava konusu çekte davacı keşideci, davalı ise lehtar konumundadır. Çekteki açıklanan bu sıfatlara göre davacı ile davalı arasında temel ilişki bulunduğu ve davacının da bu yönde bir iddiasının bulunduğu anlaşılmıştır.\t<br>Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;<br>Davacı tarafça; çeklerin yalıtım işini konu alan  sözleşme kapsamında teminat olarak verildiği, davacı tarafça sözleşme kapsamında davalıya bağımsız bölümlerin teslim edildiği , çeklerin teminat fonksiyonunun kalmadığını, iadesi gerektiği aralarındaki ticari ilişkinin sonlanmasına rağmen davalı tarafça  çeklerin iade edilmediği, ileri sürülmüş; davalı tarafça ise, davacı taraf ile aralarındaki ticari ilişki nedeniyle çeklerin ödeme aracı olarak verildiği ve davacıdan alacaklı olduğunu savunmuştur.<br>Taraf defter ve kayıtları üzerinde yapılan bilirkişi incelemesinde; tarafların defter ve kayıtlarının usulüne uygun tutulduğu ancak tarafların ticari defter kayıtlarının birbirini doğrulmadığı anlaşılmıştır. <br>Davalının sunmuş olduğu kayıtlardan davaya konu çeklerin giriş kaydı bulunduğu ancak çeklerin teminat olarak verildiğine dair her hangi bir yazılı bir kayıt ibraz edilmemiştir.<br>Davalı yan ise yargılama aşamasında çeklerin teminat çeki olmadığı ve bedelsiz kalmadığını  savunduğu,  tarafların defter ve kayıtları üzerinde yapılan bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen raporda, ödemelerin ve tahsilatların deftere işlenmediği, tarafların ticari defter kayıtlarının birbiriyle örtüşmediği anlaşılmaktadır.<br> Bilindiği gibi, kural olarak çek bir ödeme aracı olup, mevcut bir borcun tasfiyesi amacıyla verilmektedir. Çekin ödeme dışında başka bir amaçla teminat  olarak verildiğini iddiasının davacı tarafça (HMK’nın 200. maddesi gözetilerek) ispatlanması gerekmektedir.<br>Somut olayda, çek ile  sözleşme arasındaki bağlantı kanıtlanamamış olup çeklerin sözleşmenin teminatı olarak verildiği iddiası kişisel defi taraflar arasındaki sözleşme kapsamında Menfi tespit talebine konu çeklerin ticari defterlere kaydedilmesi zorunluluğu bulunmadığı gibi, davacının defter ve kayıtlarına göre borç alacak ilişkisini ispata yeterli olmadığı anlaşılmakla davacı yanca çeklerin teminat olarak düzenlendiği ve bedelsiz kaldığı iddiasını yargılama sırasında usulüne uygun delillerle kanıtlayamamıştır.<br>Davacı taraf dava  dilekçesinde yemin deliline dayanmıştır.<br>Bir vakıayı ispat yükü kendisine düşen taraf o vakıayı başka delillerle ispat edemezse diğer tarafa yemin teklif eder. Yemin teklifini ispat yükü kendisine düşen taraf yapar. Yemin teklifine dayanan taraf bunu dava dilekçesinde veya cevap dilekçesinde açıkça belirtmesi gerekir. Mahkeme ancak bu halde dava dilekçesinde yemin deliline dayanıldığının bildirilmesi halinde yemin teklifini hatırlatmakla yükümlüdür. Kendisine yemin teklif edilen taraf, yemin teklifinin kabulünden sonra, usulüne uygun biçimde (HMK m. 233) yemin eder ise, yemin teklif eden tarafın iddia ettiği vakıanın mevcut olmadığı kesin delil ile ispat edilmiş olur. Yemin teklif eden taraf, bundan sonra iddiasını ispat için başkaca delil gösteremez.<br>Davanın esasıyla ilgili olarak gösterilen “uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin” toplanmaması ile anlaşılması gerekenin hakimin belirli bir yargıya vararak karar vermesinde etkili/esaslı nitelikteki deliller söz edilmekte olup bu özellikte delillerin toplanmaması tahkikatın büyük ölçüde yeniden yapılmasını gerektirir nitelikte ise HMK’nin 353/I-a-6. maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir. Zira somut olayda olduğu gibi taraflar arasındaki uyuşmazlığı oluşturan çeklere ilişkin olarak davacının borçlu olup olmadığının belirlenmesi için açıklanan yönlerden tahkikat yapılması zorunlu olup anılan araştırma ile davacı yanın ileri sürdüğü vakıaya dair delilin toplanmaması ve bu delillerin değerlendirilmemiş olması halinde yargı sistemimiz bakımından benimsenmiş olan dar istinaf sisteminden uzaklaşılarak ilk derece mahkemesince değerlendirilmemiş olan konularda ilk defa istinaf mahkemesince bir delile ilişkin olarak tartışma yapılarak yargıya varılacaktır ki bu da iki dereceli yargılama olan istinaf yargı sistemi ile bağdaşmayacaktır.<br>Bu bakımdan ilk derece mahkemesince davanın esasına yönelik uyuşmazlığın giderilmesi için yukarıda açıklanan delilin toplanmaması ve bu delille ilişkin her hangi bir değerlendirme yapılmamış olması bakımından davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nin 353/1-a-6. maddesi uyarınca kabulüne ilk derece mahkemesinin kararının anılan gerekçelerle kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir. <br>HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile;<br> Ankara 14. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2019/612Esas, 2022/276Karar ve 27/04/2022 tarihli kararının KALDIRILMASINA,<br>2-HMK.'nin 353/1-a-6.maddesi uyarınca davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE,<br>3-İstinaf başvurma harcı dışında alınan istinaf  karar ilam harcının istek halinde yatırana İADESİNE,<br>4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından istinaf kanun yoluna başvuran lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>5-Davalı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,<br>6-Kararın tebliğinin ilk derece mahkemesince yapılmasına,<br> HMK'nin 362/1-g maddesi gereğince kesin olmak üzere dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu 07/03/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.<br>\t\t\t\t<br><br>Başkan<br><br> e-imzalı <br><br>Üye<br><br> e-imzalı <br><br>Üye<br><br> e-imzalı <br><br>Katip<br><br> e-imzalı <br><br>NOT: BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR.<br> \"5070 sayılı Kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15. uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur.\"   <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"6f6fb665c6778ad3","SID":"48e40b74acbae6e0"}}