{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>ANTALYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>11. HUKUK DAİRESİ<br>KARAR TARİHİ : 07/03/2025<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>KARAR TARİHİ: 01/10/2024<br>DAVANIN KONUSU: Alacak<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZIM TARİHİ: 07/03/2025<br><br>İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.<br>Üye hakimin görüşü değerlendirildi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: <br>DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: <br>Davacı vekili, haksız ve gerçek bir borç ilişkisine dayanmayan Finike İcra Dairesinin...esas sayılı icra takip dosyasının davacının taşınmazları icradan satılmak suretiyle fazla faiz tahsil edilerek infaz edildiğini, Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esas sayılı dava dosyasında arabulucuya başvurulmadığı gerekçesi ile  dava şartı yokluğundan reddedildiğini, davacı yönünden dosyanın kesinleştiğini, dava şartı yerine getirildikten sonra yeniden işbu davayı açtıklarını, davalının sebze ve meyve ihracatı yapmak üzere narenciye türünde tedarikte bulunacağı vaadinde bulunduğunu, ...'ın zaman zamanda tedavi ve yardıma ihtiyacı olan, kendi fiil ve eylemlerinin sonucunu öngöremeyen birisi olduğunu, malvarlığı ile ilgili olarak yeterli öngörü ve bilgiye sahip olmadığını, kendisinin kısıtlandığını ve eşi ...'ın yasal danışman olarak atandığını, davacının cari hesabına teminaten 10.06.2011 tanzim ve 10.07.2011 vade tarihli, 325.000.-TL miktarlı senedin tanzim edildiğini, ...'ın senedi imzalamadığını söylediğini, davalının kendisine mal vereceğini, ticaret yapacağını zannettiğini, kendisinden hile ile senet alındığının ve tahsil edildiğinin, davalının da bu tahsilata ilişkin olarak her hangi bir mal vermediğinin ve vermeyeceğinin ayırımında olmadığını, haciz ve satış işlemleri sonucunda ...'ın malvarlığından dosya borcunun ödendiğini, kefil olarak görünen... bu seneti imzalamadığını, ancak bu aşamaya kadar kardeşinin sözde kazanç ve ticaretine engel olmak istemediği için yalnızca kendisi ile ilgili hacizlere itiraz ettiğini, senette imzası bulunan ...'ın imzalarının adli tıp kurumu tarafından incelenmesini talep ettiklerini, takip konusu miktarın tamamının ... tarafından ödendiğini, ... kefil sıfatı ile borçlu göründüğünden aktif husumet ehliyeti yönünden davacı olarak göstermediklerini, davacının davalıya 13/10/2011 tarihinde elden 40.000,00.-TL nakit teslim ettiğini, taşınmazlardaki hacizlerin kaldırılması için bakiye 95.606,32 TL'nin 08.02.2022 tarihinde ödendiğini, taraflar arasında herhangi bir faiz anlaşması olmadığını belirterek ve fazlaya ilişkin haklarını Finike İcra Dairesinin...esas sayılı dava dosyasına konu 10.06.2011 tanzim tarihli, 10.07.2011 vade tarihli, malen kayıtlı, 325.000.-TL miktarlı senetten dolayı davacının borçlu olmadığının tespitine, icra baskısı altında ödenmiş olan 1.599,75 TL'nin 09.10.2012 tarihinden itibaren, 843.843,25 TL'nin 25.06.2021 tarihinden itibaren, 65.217,41 TL'nin 08.02.2022 tarihinden itibaren itibaren işleyecek banka avans faizi ile toplam 910.660,41 TL'nin davalıdan istirdatına, senetteki miktar üzerinden davalının %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatı ödemesine, davalıdan icra baskısı ile tahsil edilen paralara istinaden 50.000.-TL'nin enflasyonist etki, döviz ve altın değerindeki yükseliş de dikkate alınarak hesaplanacak olan munzam zararının tespiti ve davalıdan tahsiline, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: <br>Davalı vekili, davacıların menfi tespit davası açmasında hukuki yararın olmadığını, menfi tespit davasının istirdat davası ile birlikte açılamayacağını, takipten önce veya sonra menfi tespit davası açılabileceğini, borcun ödenmesinden sonra menfi tespit davası açılamayacağını, açılan istirdat davasında hak düşürücü sürenin geçtiğini, istirdat davasının koşullarının dava konusu olayda mevcut olmadığını, takip konusu alacağın tahsil edildiğini, 11 yılda takibe itiraz edilmediğini, bu sebeple istirdat davasına başvurma haklarının olmadığını belirterek menfi tespit davasının hukuki yarar yokluğundan, istirdat davasının hak düşürücü sürenin geçmiş olması sebebiyle reddine, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davacının üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: <br>Mahkemece, \"...HMK'nın 33. maddesinde, hâkimin Türk hukukunu resen uygulayacağı düzenlenmiş olup hukuki nitelendirme hâkime aittir. Her ne kadar dava dilekçesinde icra takibine konu olan senet nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti talep edilmiş ise de icra dosyası içeriklerine göre dava tarihinden önce 08/02/2022 tarihinde cebri icra yoluyla tahsilatın yapıldığı görülmüş olup İİK'nın 72/6. Maddesi uyarınca davanın istirdat davası olduğu anlaşılmıştır. Önemle vurgulanmalıdır ki; istirdat davasının, borç olmayan paranın tamamen ödendiği tarihten itibaren 1 (bir) yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılması gerekir (İİK.m.72/7). Kanunda öngörülen 1 yıllık süre, hak düşürücü süre olduğundan; taraflarca ileri sürülmese bile mahkemece re’sen göz önüne alınır. Eş söyleyişle Mahkemenin, yargılamanın her aşamasında hak düşürücü süreyi kendiliğinden dikkate alması ve İİK m.72/7’de öngörülen bir yıllık dava açma süresini geçiren borçlunun açtığı istirdat davasını reddetmesi gerekir. Nitekim; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 28.03.2007 gün ve... K:... 28.03.2007 gün ve E:...K:....sayılı kararlarında da aynı ilke benimsenmiştir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 11/04/2007 gün ve E:2007/3-164 K:2007/204). Somut olayda, davacının en son 08/02/2022 tarihinde kalan bakiye borcunu icra dairesine ödediği, bu tarihten sonra 1 bir yıllık hak düşürücü süre dolduktan sonra 06/11/2023 tarihinde iş bu davanın açıldığı anlaşılmakla davanın hak düşürücü süre yönünden usulden reddine karar verilmesi gerekmiştir. TBK'nın 122. maddesi “Alacaklı, temerrüt faizini aşan bir zarara uğramış olursa, borçlu kendisinin hiçbir kusuru bulunmadığını ispat etmedikçe, bu zararı da gidermekle yükümlüdür. Temerrüt faizini aşan zarar miktarı görülmekte olan davada belirlenebiliyorsa, davacının istemi üzerine hâkim, esas hakkında karar verirken bu zararın miktarına da hükmeder.” hükmünü haizdir.  Bu hükümle uygulamada munzam zarar, kanunî tanımı ile aşkın zarar olarak adlandırılan hukuki kurum düzenleme altına alınmıştır. Mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun (BK) 105. maddesinde de  aynı yönde düzenleme bulunmaktaydı. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 29.03.2022 tarihli ve ... Esas,...Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere,  aşkın (munzam) zararın, para borcunun ifasında borçlunun kusuruyla temerrüde düşmesi nedeniyle alacaklı nezdinde ortaya çıkan zararın temerrüt faiziyle karşılanamaması hâlinde söz konusu olan bir zarardır. Bu zarar, borçlunun temerrüdü ile borcun ödendiği tarih aralığındaki dönemi kapsamakta olup aşkın (munzam) zararın ispatı, bu zararın varlığını iddia eden alacaklıya aittir. Bu bağlamda aşkın (munzam) zarar alacaklısı, TBK’nın 122. maddesine dayalı olarak tazminat talebinde bulunabilmesi için öncelikle kaynağı ne olursa olsun evvela bir alacağı olduğunu, borçlunun temerrütte bulunduğunu, illiyet bağını ve bu alacağını tahsil edememesinden veya geç ödeme yapılmasından doğan ve duruma göre malvarlığında azalma veya engellenen kazançlardan oluşan zararını kanıtlamakla yükümlüdür. Davacı kendi durumuna özgü şekilde açık ve somut olarak oluşan bir zarar olgusuna dair iddiada bulunmamış, bu yönde ispata yeter herhangi bir delil de sunmamıştır. Dosya kapsamı nazara alındığında, davacının munzam zararının bulunduğunu ispatlayamadığı anlaşıldığından davanın reddine\" karar verilmiştir. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: <br>Karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. <br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;  Dava istirdat davası olup bu taleplerine  bağlı olarak taraflar arasında gerçek bir borç ilişkisi olmadığına, icra takibine konu edilen senedin geçersiz ve dayanaksız olduğuna dair iddiaları gereği borçlu olmadıklarına ilişkin tespit istemlerinin olduğunu, kısaca müvekkilin gerçek bir borç ilişkisini temsil etmeyen, imzası müvekkile ait olmayan senetten dolayı icra baskısı altında ödeme yapmak zorunda kaldığını, mahkemece 08.02.2024 tarihinde ödeme yapıldığından bahisle zamanaşımı sebebiyle davanın reddine karar verildiğini, işin esasına bağlı taleplerin ise değerlendirilmediğini, zaman aşımının kesildiğini, dava dilekçesinde ve delillerinde bildirmiş olmalarına rağmen usulden red kararı verilen ve zamanaşımını kesen Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas ve ...Karar sayılı dosyasının mahkemece incelenmediğini, 30.05.2022 tarihinde Finike Asliye Hukuk Mahkemesine (Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla) açtıkları davanın görevsizlik sebebiyle reddedildiğini ve Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin... Esasını aldığını, 30.05.2022 tarihinde açılan davanın 23.05.2023 tarihinde usulden reddedilerek 19.01.2024 tarihinde kesinleştiğini, mahkemece 08.02.2022 tarihinde borcun ödendiğinin belirtildiğini ancak Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin... esas sayılı dosyası ile görülen davanın zamanaşımı süresini kestiğinin dikkate alınmadığını, Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesindeki davaya istirdat davası olarak devam edildiğini ancak arabulucuya başvurulmadığı için dava şartı yokluğundan usulden red kararı verildiğini, 30.05.2022 tarihi ile kesinleşme tarihi olan 19.01.2024 tarihleri arasında zamanaşımı süresinin kesildiğini, bu durumda son ödeme tarihi olan 08.02.2022 tarihinden 30.05.2022 tarihine kadar 3 ay 22 gün geçtiğini, 30.05.2022 tarihinde zaman aşımının durduğunu, 19.01.2024 tarihinden itibaren devam etmesi gerekirken kesinleşme şerhinden önce 06.11.2023 tarihinde davanın yeniden açıldığını, davanın zamanaşımından reddinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, esasa ilişkin hiç bir inceleme yapılmadığını, davanın temelini oluşturan konunun haksız tahsil edilen paranın istirdatı olup taraflar arasındaki temel ilişkinin bu bağlamda incelenmesi gerektiğini, işin esasına girilip davacının borcu olmayan bir parayı ödemek zorunda kaldığı anlaşıldığında da haksız olarak tahsil edilen para sebebiyle müvekkilin uğramış olduğu parasal kayıp ve zararın tazminin gerekeceğinin açık olduğunu, mahkemece işin esasına girilmediği için müvekkilin borçlu olarak değerlendirip ön yargılı olarak ve taleple ilgisi olmayan bir karar verildiğini,  davanın esas yönünden incelenmesi,  delillerin toplanması ve toplanan delillere göre karar verilmesi gerektiğini istinaf sebepleri olarak ileri sürmüştür. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: <br>Dava, icra baskısı altında tahsil edilen ödemelerin istirdatı ve munzam zararın tahsili istemine ilişkindir.<br>Mahkemece yazılı gerekçeyle, istirdat davasının hak düşürücü süre yönünden usulden reddine, munzam zarara ilişkin davanın reddine karar verilmiştir. <br>Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>İİK 72/7. maddesinde, \"Takibe itiraz etmemiş veya itirazının kaldırılmış olması yüzünden borçlu olmadığı bir parayı tamamen ödemek mecburiyetinde kalan şahıs, ödediği tarihten itibaren bir sene içinde, umumi hükümler dairesinde mahkemeye başvurarak paranın geriye alınmasını istiyebilir.\" hükmü düzenlenmiştir.<br>İİK 72/7. maddesine göre açılan istirdat davalarında bir yıllık hak düşürücü süre dosya borcunun tamamının ödendiği tarihten başlar (Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 21.01.2016 tarih, 2015/9392 Esas ve 2016/519 Karar sayılı ilamı). Somut olayda, 08/02/2022 tarihinde dosya borcunun tamamının ödendiği anlaşılmıştır.<br>6098 sayılı TBK'nın 158. maddesindeki düzenlemeye göre, “Dava veya def'i; mahkemenin yetkili veya görevli olmaması ya da düzeltilebilecek bir yanlışlık yapılması yahut vaktinden önce açılmış olması nedeniyle reddedilmiş olup da o arada zamanaşımı veya hak düşürücü süre dolmuşsa, alacaklı altmış günlük ek süre içinde haklarını kullanabilir.” Bu hüküm uyarınca davacı, yargılama aşamasında  zamanaşımı  süresi  ya  da  hak  düşürücü  süre  dolmuşsa uzamış ek süreden yararlanır. Dava, hakkın esası tetkik edilmeksizin usule ilişkin sonradan da olsa giderilebilecek bir nedenle sona erdiğinden davacının yeni bir dava açma hakkı bulunmaktadır. Çünkü dava konusu şey yargılama aşamasında zamanaşımına ya da hak düşümüne uğramıştır. Bu nedenle TBK'nın 158. maddesi altmış günlük ek süre içinde dava açılmasına imkan vermektedir (Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 07/12/2020 tarih, 2016/18207 Esas ve 2020/8130 Karar sayılı ilamı),<br>Somut olayda; davacılar ... ve ... tarafından davalı ... aleyhine Finike İcra Müdürlüğünün ...Esas sayılı icra dosyasına konu bonodan dolayı borçlu olmadıklarının tespitine, yapılan ödemelerin istirdatına ve munzam zararın tahsili istemiyle 30/05/2022 tarihinde dava açıldığı, Finike Asliye Hukuk Mahkemesinin ...Esas sayılı dosyası üzerinden yapılan yargılama sonucunda mahkemenin 01/06/2022 tarih,... Esas ve .. Karar sayılı kararı ile, mahkemenin görevsizliğine, dosyanın görevli Antalya Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine karar verildiği, dosyanın Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esasına kaydedildiği, Mahkemece yapılan yargılama sonucunda mahkemenin 23/05/2023 tarih,... Esas ve...Karar sayılı kararı ile, menfi tespit davasının hukuki yarar yokluğu nedeniyle, istirdat ve munzam zarara ilişkin davanın Zorunlu arabuluculuk yoluna başvurulmadığından usulden reddine karar verildiği, kararın istinaf incelemesinden geçerek 19/01/2024 tarihinde kesinleştiği, davacı tarafından Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesinde...Esas sayılı dava dosyasıyla, eldeki dava aynı hukuksal nedene dayalı olarak   30/05/2022 tarihinde açıldığından, mahkemece 23/05/2023 tarihinde davanın usulden reddine karar verildiği, kararın 19/01/2024 tarihinde kesinleştiği, 60 günlük ek sürenin kararın kesinleşmesinden itibaren başlayacağı (Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 02/10/2017 tarih, 2016/10078 Esas ve 2017/8452 Karar sayılı ilamı), eldeki davanın ise 06/11/2023 tarihinde TBK'nın 158. maddesi kapsamında altmış günlük ek süre içerisinde yeniden açılmış olduğu, bu itibarla hak düşürücü sürenin geçmediği gözetilmeksizin davanın hak düşürücü süre yönünden reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.  Bu nedenle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü gerekmiştir. <br>Mahkemece yapılacak iş; davanın süresi içerisinde açıldığı gözetilerek davacının istirdat ve munzam zarar talepleri yönünden işin esasına girilip oluşacak sonuç dairesinde karar vermekten ibarettir.<br>Sonuç olarak, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince kaldırılmasına, dosyanın İlk Derece Mahkemesine geri gönderilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-Davacı vekilinin İlk Derece Mahkemesinin kararına ilişkin istinaf başvurusunun ESASTAN KABULÜNE,\t<br>2-6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 01/10/2024 tarih ve ... Esas..Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, <br>3-6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince davanın yeniden görülmesi için dosyanın  Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,<br>4-İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırıldığından davacı vekilinin diğer istinaf nedenlerinin şimdilik incelenmesine YER OLMADIĞINA,<br>5-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince peşin olarak yatırılan 615,40 TL maktu  istinaf karar harcının ilk derece mahkemesince talebi halinde davacıya İADESİNE, <br>6-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesinde yapılacak yargılama sonucunda dikkate ALINMASINA, <br>7-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından  davalı lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, <br>8-6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince peşin alınan ve harcanmayan istinaf gider avansının İlk Derece Mahkemesince ilgiliye İADESİNE, <br>9-Kararın İlk Derece Mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE, <br>Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a. maddesince uyarınca kesin olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.07/03/2025<br><br>...</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"387764d22c4da5ad","SID":"2d44c706252e5d5e"}}