{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">  T.C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi               21.Hukuk Dairesi  202  Esas 2025/  Karar <br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>21.HUKUK DAİRESİ<br><br>ESAS NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2022/1675 <br>KARAR NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2025/228<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>KARAR <br><br><br><br><br>İNCELENEN DOSYANIN\t<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ <br>TARİHİ\t\t: 14/10/2021<br>NUMARASI\t\t: 2019/555 Esas 2021/727 Karar<br><br><br>DAVA\t: İtirazın İptali (Genel Kredi Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>DAVA TARİHİ\t: 30/09/2019<br>KARAR TARİHİ\t: 07/03/2025 <br>GEREKÇELİ KARARIN<br>YAZILDIĞI TARİH\t: 20/03/2025 <br><br>\tTaraflar arasındaki itirazın iptali istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davalı şirket hakkındaki davanın reddine, diğer davalı hakkındaki davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı davacı vekili ile davalı ... vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.  <br>\tDAVA<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağının tahsili için başlatılan icra takibine davalıların haksız olarak itiraz ettiğini belirterek davalıların takibe itirazının iptaline,% 20 oranında icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>  \tCEVAP<br>\tDavalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; takibe konu alacağın rehinle temin edildiğini, alacaklı tarafından ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapıldığını, davaya konu borcun mevcut olmadığını, takipten önce yapılan ödemenin takip talebini yansıtılmadığını bildirerek davanın reddini istemiştir. <br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece, davacı banka tarafından davalı şirketin kullanmış olduğu kredilerin teminatı olarak kefalet dışında, mülkiyeti adı geçen şirkete ait olan taşınmaz üzerinde 700.000,00 TL limit ile ipotek tesis edildiği, ipoteğin davalı şirketin borçlarının teminatı olduğu, davalı kefil ...’ın borçlarını ise kapsamadığı, İİK’nun 45. maddesi uyarınca ipoteğin paraya çevrilmesi takibi sonuçlandırılmadan asıl borçlu şirket hakkında ilamsız icra takibi yapılamayacağı, alınan bilirkişi kök ve ek raporunda yapılan hesaplama ve sözleşme hükümlerinin dikkate alındığı, icra takip tarihinden sonra ve dava tarihinden önce yapılan 62.812,24 TL ödeme ile ilgili davacının hukuki yararı bulunmadığı, bu kısmın alacaktan düşüldüğü, takip tarihi itibariyle davacı bankanın davalı kefilden alacaklı olduğu miktarın tespit edildiği, davalı kefil yönünden belirlenen borcun kefalet limitini aşmadığı, davalı kefilin borcun tamamından sorumlu olduğu, TBK’nun 583. maddesinde belirtilen kefaletle ilgili yasal şekil şartı ve geçerlilik koşullarına uyulduğu, TBK’nun 584/3. maddesi gereğince davalı kefil asıl borçlu şirketin sözleşmenin imzalanması sırasında yetkilisi olduğundan eş rızasının gerekmediği, davalı kefilin itirazının kısmen haksız olduğu gerekçesiyle davalı ... yönünden davanın kısmen kabulüne, anılan davalının icra takip dosyasında 288.523,72 TL asıl alacak, 6.933,53 TL işlemiş faiz, 346,68 TL BSMV, 1.031,76 TL masraf, 736,30 TL ihtiyati haciz gideri olmak üzere toplam 297.571,99 TL alacağa yönelik itirazının iptali ile takibin devamına,(asıl alacağın 157.597,12 TL'lik kısmına takip tarihinden itibaren yıllık %40,50 oranında, 130.926,60 TL'lik kısmına yıllık %33 oranında temerrüt faizi uygulanmasına), fazlaya ilişkin istemin reddine, İİK'nun 67/2. maddesi gereğince 59.514,39 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davalı ... San. Tic. Ltd. Şti. yönünden davanın reddine karar verilmiştir.<br>\tİSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tDavacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin alacağına kavuşması amacıyla ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibi başlatıldığını, başlatılan icra takibinde banka lehine ipotekli taşınmazlardan 117 ada 2 parsel 511 yüz ölçümlü taşınmaz 77.000,00 TL bedelle ve 117 ada 7 parsel kayıtlı taşınmaz ise 69.100,00 TL bedelle alacağa mahsup edilmek suretiyle banka tarafından satın alındığını, diğer 117 ada 10 parsel 511 yüz ölçümlü taşınmaz ise 81.000,00 TL bedelle üçüncü kişiye satıldığını, satış sonrası toplam 227.100,00 TL tutarında tahsilat sağlanmış olsa da bu tahsilat takibe esas toplam alacak tutarını karşılamaya yetmediğini, taraflarınca başlatılan takibe esas olan değer rehinli taşınmazların satış bedelinden belirgin şekilde  yüksek olması nedeniyle tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla dava konusu ilamsız takibin başlatıldığını, borçlular tarafından ilgili dosyaya haksız ve hukuka aykırı gerekçelerle itiraz edildiğini, asıl borçlu şirket yönünden hüküm kurulurken alacağın rehin tutarı ile karşılanamayacağının anlaşılması ve bunun belirgin olması durumunda tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile haciz yolu ile takip yapılmasında usulsüzlük bulunmadığının göz ardı edildiğini, alacağına kavuşamayacağı belirgin olan müvekkilinin menfaati gereği alacağın rehinli taşınmazların değerinden açıkça fazla olması da göz önüne alınarak karşılanmayan tutar yönünden tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla ilamsız takip yapılmasının yasaya ve usule uygun olduğunu, mahkemece haklı davanın borçlulardan ... yönünden ise kısmen reddedildiğini, davanın kısmen reddedilme gerekçesini anlamadıklarını, asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %57 temerrüt faizi uygulanmış takip tarihinden sonra istenen temerrüt faiz oranı arttığında artan oranda hesaplanması gerektiğinin belirtildiğini, ancak mahkemece asıl alacak tutarıırı eksik belirtildiğini, temerrüt faiz oranlarıırı ise olması gerekenden düşük belirlendiğini, bu sebeple müvekkili lehine hükmedilen icra inkar tazminatı da eksik hesaplandığını, taleplerinden daha aşağı tutarda asıl alacak ve bu asıl alacak üzerinden hesaplanan temerrüt faizinin nedeni ise yargılama sürecinde alınan her iki bilirkişi raporunda da yer alan çelişik hususların açığa kavuşturulmadan hükme esas alınması olduğunu, 21/11/2020 tarihli bilirkişi raporunda ciddi hesaplama hataları ve eksik hususlar mevcut olup, ilgili raporda takip tarihinden sonra davalı tarafça yapılan ödeme oran orantı şemasıyla asıl borçtan mahsup edildiğini, davalı borçlu ...'dan 13.587,23 TL tutarında fazla alacak talebinde bulunulduğunun belirtildiğini, ancak ne bu oranlamanın neye göre ve nasıl yapıldığı ne de taraflarınca fazla talep edildiği iddia edilen 13.587,23 TL tutar hakkında açıklamaya yer verilmediğini, bu hususların mahkeme huzurunda da açığa kavuşturulmadığını, müvekkili ve davalı arasında imzalanan kredi kartına %33 temerrüt faizi uygulanması gerektiğinin belirtildiğini, kredi kartının ticari niteliğinin de göz ardı edildiğini, aynı doğrultuda gerekçeli kararda asıl alacağın 157.597,12 TL'lik kısmına takip tarihinden itibaren yıllık %40,50 oranında, 130.926,60 TL'lik kısmına yıllık %33 oranında temerrüt faizi uygulanmasına karar verildiğini, taraflar arasında akdedilen kredi çerçeve sözleşmesinin 4.2. maddesinde taraflarca sözleşme hükmü ile kabul edildiği üzere takip tarihinde ticari kredilere uygulanan en yüksek kredi faiz oranı olan %38 olduğundan bu oranın %50 fazlası olan %57 temerrüt faiz oranının uygulandığını, bu yönüyle kredi çerçeve sözleşmesi ve Yargıtay içtihadı ele alındığında kararda yer alan temerrüt faiz oranlarını kabul etmenin mümkün olmadığını, 02/03/2021 tarihli rapor içinde çelişik beyanların yer aldığını, davalı borçlular tarafından yatırılan paranın mahsubu hususunda takdir yetkisinin müvekkilinde olduğunu, bilirkişi raporunda yer alan oranlamanın anlaşılamadığını, bir önceki rapora karşı beyanları arasında yer alsa da mahkemece bu hususun açıklığa kavuşturulmasının gerekliliğinin göz ardı edildiğini, kök rapora itirazlarının ise bilirkişice değerlendirmeye alınmadığını, fazla alacak talebi iddiasına ilişkin ise kök raporda olduğu gibi sadece varlığından bahsedilmekle yetinildiğini, beyan ve itirazları doğrultusunda bir açıklamaya yer verilmediğini, müvekkili ile davalı taraflar arasında delil sözleşmesi akdedilmiş ancak davalılar tarafından bu sözleşmenin hukuka aykırı olduğunu, banka kayıt ve defterlerinin tek delil olarak kabul edilmeyeceği beyanları yer aldığını, mahkemece banka kayıtlarının gözetilmediğini, çelişik ifadelerin yer aldığı bilirkişi raporu ve ek raporun hükme esas alındığını belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. <br>\tDavalı  ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının gerek icra takibine gerek huzurdaki davaya konu ettiği talepleri açısından hak düşürücü süreler tamamlandığı gibi davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını, takibe konu alacağın rehinle temin edildiğini, alacaklı tarafından ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip yapılmış olup, işbu davaya konu borcun mevcut olmadığını, İİK'nun 45. maddesi gereğince rehinle temin edilmiş bir alacağın borçlusu iflasa tabi şahıslardan olsa bile alacaklı yalnız rehinin paraya çevrilmesi yolu ile takip yapabileceğini, nitekim davacı bankanın da anılan bu yasa hükmüne göre ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip yaptığını, bu durumda davacı bankanın yasanın aradığı koşulları gözeterek ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takibi gerçekleştirmesi gerekirken anılan yasa hükümlerine ayrı düşecek şekilde müvekkili aleyhine de davaya konu ilamsız takibi yapmasının doğru olmayıp mahkeme kararının bu yönden yasaya aykırılık teşkil ettiğini, takibe konu alacağın varlığını kabul anlamına gelmemek üzere müvekkillere tebliğ edilen ödeme emrinde gösterilen işlemiş ve işleyecek faizin hangi amaçla işletildiği, temerrütün nasıl ve hangi tarihte gerçekleştiği, faize esas oranın neye göre belirlendiği, faizin hangi tarihten itibaren işlediği ve hangi oranda faiz işlediğinin gösterilmediğini, karşı tarafın faiz, masraf talebi de yersiz ve hukuka aykırı olduğunu, dolayısıyla banka kayıt ve defterlerinin yegane tek delil olarak kabul edilmesinin kabul edilebilir olmadığı gibi usul ve yasaya da açıkça aykırı olduğunu, müvekkilinin davacı tarafından başlatılan icra takibine yapmış olduğu itirazın fiili duruma uygun ve hukuken geçerli sebeplere dayandığını, itiraz haksız ve tahsil sürecini uzatmaya matuf olmadığından müvekkilinin İİK'nun 67/2 maddesi kapsamında icra inkar tazminatına mahkum edilmesinin de hukuka aykırı bulunduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br>\tHUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ<br>\tDava; genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.<br>\t6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;  <br>\tAnkara 6. İcra Müdürlüğünün 2019/3264 sayılı icra takip dosyası, genel kredi sözleşmesi, Ankara 6. İcra Müdürlüğünün 2019/2564 sayılı icra takip dosyası, hesap kat ihtarları, kredi kartı üyelik sözleşmesi, ipotek resmi senedi, kıymet takdir raporları, yargılama aşamasında bankacı bilirkişiden alınan 21/11/2020 tarihli kök, 02/03/2021 tarihli ek rapor dosya içerisinde yer almaktadır.<br>\tDava konusu Ankara 6. İcra Müdürlüğünün 2019/3264 sayılı icra takip dosyası ile, davacı alacaklı tarafından davalı borçlular aleyhine toplam 373.971,46 TL nakit alacağın tahsili istemi ile 05/03/2019 tarihinde ilamsız icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin davalı borçlulara 07/03/2019 tarihinde tebliğ edildiği, davalıların 7 günlük hak düşürücü süre içerisinde 12/03/2019 tarihinde borca itiraz ettiği, işbu itirazın iptali davasının itiraz dilekçesinin alacaklı yana tebliğ tarihinden itibaren başlayacak olan 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde 30/09/2019 tarihinde açıldığı dosya içeriği ile sabittir.<br>\tDavacı banka ile davalı şirket arasında 02/08/2018 tarihli 3.000.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmesi imzalandığı, diğer davalının sözleşmede aynı limit ile müteselsil kefil sıfatıyla imzasının yer almadığı, davalı kefilin asıl borçlu şirketin sözleşme tarihinde ortağı olduğu, eş rızasının aranmadığı, kefaletin sözleşme tarihinde yürürlükte bulunan TBK'nun 583 vd. maddelerindeki şekil koşullarına uygun olduğu görülmüştür.<br>\tDavacı tarafından davalılara gönderilen 17/12/2018 tarihli hesap kat ihtarnamesi ile toplam 275.691,41 TL nakit borcun 1 gün içinde ödenmesi ihtar olunmuş, anılan ihtarname 20/12/2018 tarihinde davalılara tebliğ edilmiş, 21/01/2019 tarihli ihtarname ile ise, kredi kartından kaynaklanan 159.889,32 TL'nin 7 gün içinde ödenmesi ihtar olunmuş, anılan ihtarname 24/01/2019 tarihinde davalılara tebliğ edilmiştir. \t<br>\tDavalı şirketin taşınmazları üzerinde 31/08/2018 tarihinde davalı şirketin doğmuş ve doğacak borçlarının teminatını teşkil etmek üzere davacı banka lehine 700.000,00 TL limit ile üst sınır ipoteği tesis edilmiştir. \t<br>\tAnkara 6. İcra Müdürlüğünün 2019/2564 sayılı icra takip dosyası ile, davacı alacaklı tarafından davalı borçlular aleyhine toplam 422.676,91 TL nakit alacağın tahsili istemi ile ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla 21/02/2019 tarihinde icra takibi başlatıldığı, takip dosyasında inşaat mühendisi, gayri menkul değerleme uzmanı ve harita mühendisi bilirkişi heyetinden alınan 30/04/2019 tarihli kıymet takdir raporunda ipoteğe konu 117 ada 2 parsel, 7 parsel ve 10 parsel sayılı taşınmazların her birinin 127.750,00 TL olduğu, ipotekli taşınmazlardan iki adedinin toplam 146.000,00 TL bedelle davalı banka alacağına mahsuben banka tarafından, bir adet taşınmazın ise 81.000,00 TL bedelle üçüncü kişi tarafından alındığı, yasal süre içerisinde ihalenin feshi davasının açılmadığı anlaşılmıştır. <br>\tYargılama aşamasında alınan bilirkişi kök raporunda, kredilere uygulanan akdi faiz oranı bankadan temin edilen listelere göre %27 olduğu, temerrüt faiz oranının yıllık %40,50 oranında bulunduğu, takip tarihi itibarıyla davacının 351.335,96 TL asıl alacak, 8.593,71 TL işlemiş faiz, 429,68 TL BSMV, 1.031,76 TL masraf, 736,30 TL ihtiyati haciz masrafı olmak üzere toplam 362.127,41 TL alacaklı olduğu, takip tarihinin başladığı 05/03/2019 tarihinde 62.812,24 TL tahsilat yapıldığı, toplam borç içerisindeki kredilerin yüzdelerine göre tahsilattan mahsup edilmesi gereken tutarların 33.849,52 TL ticari krediden, 28.962,72 TL kredi kartından mahsup edilmesi gerektiği, dava tarihi itibarıyla davacının 297.927,16 TL asıl alacak, 83.928,09 TL işlemiş faiz, 4.196,40 TL BSMV, 1.031,76 TL masraf, 736,30 TL ihtiyati haciz masrafı olmak üzere toplam 387.819,71 TL alacaklı olduğu, kredi kartı asıl alacağı olan 159.889,32 TL'ye %33, kredi asıl alacağı olan 191.446,64 TL'ye %40,50 oranında temerrüt faizi işletileceği tespit edilmiştir. <br>\tİtiraz üzerine banka kayıtları üzerinde yerinde yapılan inceleme ile alınan ek raporda, kök rapordaki görüş tekrar edildikten sonra icra masrafları düşüldükten sonra tahsilat olarak dikkate alınması gereken tutarın 62.812,24 TL olduğu yönünde kanaat bildirilmiştir. <br>\tDavacı yan genel kredi sözleşmesinden kaynaklı alacağı bulunduğunu, davalıların icra takibine itirazının haksız olduğunu iddia etmiş, davalı yan ise davanın reddini savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonunda bankacı bilirkişiden alınan rapor hükme esas alınarak davalı ... hakkında yukarıda özetlenen kararda belirtildiği şekilde davanın kısmen kabulüne, davalı şirketin borçlarını teminat altına alan ipotek bulunduğundan ilamsız takibin İİK'nun 45. maddesine aykırı olduğu gerekçesiyle davalı şirket hakkındaki davanın reddine karar verilmiştir.\t<br>\tTaraflar arasında davacıyla davalı şirket arasında genel kredi sözleşmesi imzalandığı, diğer davalının sözleşmede müteselsil kefil sıfatıyla imzasının bulunduğu, kredi borcunun ödenmemesi üzerine davacı bankanın kredi hesabını kat ederek alacağın tahsili için icra takibi başlattığı hususlarında herhangi bir ihtilaf bulunmamaktadır. <br>\tUyuşmazlık, takip tarihi itibarıyla davacının davalılardan talep edebileceği alacağı bulunup bulunmadığı, davalı şirket hakkında ilamsız icra takibi yapılmasının İİK'nun 45. maddesine aykırı olup olmadığı, ipoteğin kefilin borcunun teminatı olup olmadığı, davacının davalılardan takip tarihi itibarıyla talep edebileceği alacak miktarı, davalıların icra takibinde borca itirazının haksız olup olmadığı hususlarından kaynaklanmaktadır. <br>\tDavacı vekilinin istinaf itirazları incelendiğinde,  İİK'nun 45/1. maddesi \"Rehinle temin edilmiş olan bir alacağın borçlusu iflasa tabi şahıslardan olsa bile alacaklı yalnız rehinin paraya çevrilmesi yoliyle takip yapabilir. Ancak rehinin tutarı borcu ödemeğe yetmezse alacaklı kalan alacağını iflas veya haciz yoliyle takip edebilir.\" hükmünü içermektedir. Anılan hükümden anlaşılacağı üzere davacı banka, rehinle temin edilmiş olan alacağı var ise sadece rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip yaparak alacağının tahsilini talep edebilecek, rehin tutarı borcu ödemeye yetmediği takdirde ise, rehin tutarını aşan alacak kısmı yönünden iflas veya haciz yoluyla takip yapabilecektir. Bir başka anlatımla alacak rehinle temin edilmiş ise, davacı banka davalı borçlu aleyhine rehin ile teminat altına alınan alacak miktarı yönünden ilamsız icra takibi yapamayacaktır. <br>\tYukarıda açıklandığı üzere davacı banka lehine, davalı asıl borçlu şirketin taşınmazları üzerinde, asıl borçlu davalı şirketin borçlarının teminatını teşkil etmek üzere 700.000,00 TL limitli üst sınır ipoteği tesis edilmiştir.<br>\tİşbu dava konusu ilamsız icra takip tarihi olan 05/03/2019 tarihinden önce 21/02/2019 tarihinde davacı tarafından davalılar aleyhine ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla Ankara 6. İcra Müdürlüğünün 2019/2564 sayılı icra takibi başlatılmıştır. Anılan icra takip dosyasında kıymet takdir raporu, dava konusu icra takip tarihinden sonra 30/04/2019 tarihinde alındığı gibi, ipotekli taşınmazlar anılan tarihten sonra satılmıştır. Dava konusu icra takip tarihi itibarıyla henüz ipotek tutarlarının borcu ödemeye yetmediği durumu ortaya çıkmadığı gibi, ipotek limitlerini aşan herhangi bir alacak miktarı da bulunmamaktadır. <br>\tBu durumda, mahkemece ipotek limitinin, davacının takip tarihi itibarıyla davalı şirketten talep edebileceği alacak miktarının tamamını teminat altına aldığı, İİK'nun 45. maddesi uyarınca davacının davalı şirket hakkında ilamsız icra takibi başlatamayacağı gözetilerek davalı şirket hakkında yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik görülmemiştir. <br>\tÖte yandan, davalı kefil ... hakkında bilirkişi raporu hükme esas alınıp, takip tarihi ile aynı gün ödenen 62.812,24 TL yönünden davacının dava açmakta hukuki yararı olmadığı belirtildikten sonra bu miktar takip tarihi itibarıyla davacının davalı kefilden alacaklı olduğu tespit edilen toplam 351.335,96 TL'den mahsup edilerek hüküm kurulması yoluna gidilmiştir. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda işlemiş faiz ve BSMV miktarları takip talebindeki miktarlardan yüksek hesaplanmışsa da talebin aşılamayacağı gözetilerek takipteki anılan kalemler esas alınarak davalı kefilin sorumlu olduğu miktar tespit edilmiştir. <br>\tDava konusu icra takibinde asıl alacağa takip tarihinden itibaren %57 oranında temerrüt faizi uygulanması talep edilmiştir. Mahkemece ise takip tarihinden itibaren hüküm altına alınan asıl alacağın krediden kaynaklanan kısmına %40,50, kredi kartından kaynaklanan kısmına ise %33 oranında temerrüt faizi uygulanmasına karar verilmiştir. <br>\tTaraflar arasında akdedilen genel kredi sözleşmesinin 4.2 maddesinde müşterinin temerrütün doğduğu tarihten itibaren aynı tür kredili hesaplar için banka tarafından TCMB'ye bildirilen en yüksek cari akdi faiz oranının %50 fazlası olarak belirlenen oranda ve bu oranların değişmesi halinde değişen oranlarda temerrüt faizi uygulanmasını ve bu tutarları ödeyeceğini kabul ettiği hükme bağlanmıştır. <br>\tYargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 13/12/2023 tarih 2022/3534 Esas 2023/7327 Karar sayılı emsal içtihadı ve diğer emsal içtihatları gereğince davacı bankanın alacağına uygulanacak temerrüt faiz oranının davacı bankaca fiilen uygulanan faiz dikkate alınmak suretiyle hesaplanması gerekmektedir. <br>\tBilirkişi raporunda bankadan temin edilen listelere göre kredi alacağına uygulanacak temerrüt faiz oranı, kredilere uygulanan en yüksek fiili faiz oranının yıllık %27 olduğu tespit edilerek sözleşmede yer alan %50 oran ilave edilmek suretiyle %40,50 temerrüt faiz oranı olarak tespit edilmiştir. İspat yükü kendisinde olan davacı tarafından davalı yanın temerrüt tarihinde fiilen daha yüksek oranda akdi faiz uygulandığına ilişkin dosyaya başka herhangi bir bilgi ve belge de sunulmadığı gibi, bankanın TCMB'ye bildirdiği ancak fiilen uyguladığını belgeleyemediği faiz oranı üzerinden temerrüt faiz oranının tespit edilmesi gerektiğini ileri sürmektedir. Davacının davalı yanın temerrüt tarihinde uyguladığı en yüksek kredi akdi faiz oranına %50 ilavesiyle kredi alacağı yönünden %40,50 oranının uygulanması gereken temerrüt faiz oranı olduğu anlaşılmıştır.   <br>\tDava konusu icra takip talebinde kredi kartı ve krediden kaynaklanan alacak ayrımı yapılmaksızın tüm asıl alacağa takip tarihinden itibaren %57 oranında faiz işletilmesi talep edilmiştir. Yargılama aşamasında alınan ayrıntılı, denetime ve hüküm kurmaya elverişli bilirkişi raporu ile takip tarihi itibarıyla davacının davalıdan alacaklı olduğu miktarın kredinin yanı sıra kredi kartından da kaynaklandığı tespit edilmiştir. Kredi kartından kaynaklanan alacak için TCMB tarafından yasa gereğince belirlenen temerrüt faiz oranının uygulanması gerekecektir. Bilirkişi tarafından da bu oran yasaya uygun şekilde %33 olarak tespit edilmiştir. <br>\tHal böyle olunca, mahkemece yargılama aşamasında alınan bilirkişi raporunun ayrıntılı, denetime ve hüküm kurumaya elverişli bulunduğu, raporda tespit edilen alacak miktarından takip tarihiyle aynı gün ödenen miktarın mahsup edilmesi gerektiği, hükme esas alınan bilirkişi raporunda tespit edilen kredi kartı alacak kalemi yönünden takip tarihinden itibaren 5464 Sayılı Kanun uyarınca TCMB tarafından belirlenen faiz oranlarının işletilmesi gerektiği, kredi alacağına ilişkin ise bankanın fiilen uyguladığı en yüksek faiz oranı esas alınmak suretiyle temerrüt faiz oranının tespitinin gerektiği gözetilerek davalı ... hakkında yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik görülmemiştir.<br>\tDavalı ... vekilinin istinaf itirazları incelendiğinde, yukarıda açıklandığı üzere davalı şirketin taşınmazları üzerinde davalı banka lehine tesis edilen ipotek davalı şirketin doğmuş ve doğacak borçlarının teminatını teşkil etmektedir. Bir başka anlatımla anılan ipotek davalı kefilin davacı bankaya doğmuş ve doğacak borçlarının teminatı niteliğinde değildir. <br>\tBu durumda, davacının davalı kefil aleyhine dava konusu ilamsız icra takibini başlatması İİK'nun 45.maddesine aykırılık teşkil etmemektedir. <br>\tYargılama aşamasında alınan rapor ayrıntılı, denetime ve hüküm kurmaya elverişli nitelikte olduğu gibi, davalı kefilin temerrüt tarihi hesap kat ihtarnamesinin tebliğ ve verilen atıfet süresi gözetilerek tespit edildiği gibi, kredi için uygulanması gereken temerrüt faizi oranı da yerleşik yargı kararlarına uygun olarak tespit edilmiş, kredi kartına ilişkin temerrüt faiz oranının da 5464 sayılı Kanunun 26.maddesine uygun olması gerektiği gözetilmiştir.<br>\tÖte yandan, hüküm altına alınan ve davalı kefilin itirazının haksız olduğu anlaşılan alacak likit, bir başka anlatımla bilinebilir ve hesaplanabilir niteliktedir. Hal böyle olunca, mahkemece davalı kefil yönünden hüküm altına alınan alacak üzerinden davacı banka yararına İİK'nun 67. maddesi uyarınca icra inkar tazminatına hükmedilmesi isabetlidir.<br>\t Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davalı şirket hakkındaki davanın reddi, diğer davalı hakkındaki davanın kısmen kabulü yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden davacı vekilinin ve davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun ayrı ayrı esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>\tHÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>\t1-Davacı vekilinin ve davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,  <br>\t2-Davacıdan alınması gerekli olan 615,40 TL istinaf karar harcından peşin alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 534,7‬0 TL harcın davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, <br>\t3-Davalı ...'dan alınması gerekli olan 20.327,14 TL istinaf karar harcından peşin alınan 5.001,09 TL harcın mahsubu ile bakiye 15.326,05‬ TL harcın anılan davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, <br>\t4-Davacı ve davalı ... tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,<br>\t5-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından davacı ve davalı ... yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,<br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda\tHMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 07/03/2025 <br><br>Başkan -      Üye -                 Üye -                Zabıt Katibi -<br><br>Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden  elektronik imza ile imzalanmıştır.<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"be6ca815155b5f38","SID":"c39da425c412f5f6"}}