{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>KAYSERİ<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>6. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2025/641 <br>KARAR NO: 2025/721<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 26/12/2024<br>NUMARASI: 2024/817 E.  - 2024/1187 K.<br>DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 09/04/2025<br>KARAR YAZIM TARİHİ: 09/04/2025\t<br>Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin istinafa konu edilen 26/12/2024 tarih ve 2024/817 E - 2024/1187  Karar sayılı  kararına karşı süresi içinde taraflarca istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: <br>Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; Davalı şirketin ihtiyati haciz kararı almak suretiyle müvekkil aleyhine, 01.04.2014 tanzim tarihli, 01.09.2019 vade tarihli, 490.000,00 TL tutarlı bono dayanak yapılarak Pınarbaşı İcra Müdürlüğünde ... E. Sayılı dosyası ile kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile icra takibi başlattığını ve takip şeklen kesinleştiğini, Senette ve takipte ...isimli bir şahıs da borçlu taraf olduğunu, Ancak müvekkil kendisinin 2019 yılından önce ...le müştereken davalı şirkete herhangi bir senet kesinlikle vermediğini, senette müvekkile atfen atılan imza kesinlikle sahte olduğunu,  müvekkili ile ilgili telafisi güç veya imkansız zararların doğmaması açısından senetle ilgili sahtelik iddiasının da bulunması ve senetteki imzanın ve yazıların müvekkiline aidiyetinin saptanamadığına ilişkin bilirkişi raporu da olması nazara alınarak hmk. 209 ve ilgili diğer maddeler gereği pınarbaşı icra müdürlüğü... e. sayılı dosyadaki tüm işlemleri durduracak ve satışı engelleyecek yönde ihtiyati tedbir kararı verilmesini; müvekkilin Pınarbaşı İcra Müdürlüğü ... E. dosyasındaki senetle davalıya 490.000,- TL. borçlu olmadığının tespitine, kötüniyetli alacaklının %20den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalı şirkete yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı müvekkili tarafından davacı borçlu aleyhine Pınarbaşı İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasından takibe geçildiğini, bu takip işleminin üzerinden uzun bir zaman geçtikten sonra davacı tarafından menfi tespit davası açıldığını, davacının müvekkili şirkete borcunun olduğunu, davacının müvekkili şirkete takip dayanağı belgede yazan tutar miktarınca borcu olduğunu, davaya konu bono miktarının 490.000 TL olduğunu belirterek davanın reddini, davacının %20 den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini  talep etmiştir.     <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: <br>İlk Derece Mahkeme kararında; \"... Bonoda kural olarak ispat yükü senedin bedelsiz olduğunu iddia eden tarafa aittir. Ancak, bir defa bir mal alışverişine dayandığı \"malen\" kaydıyla ya da bir alacak borç ilişkisine dayandığı \"nakten\" kaydı ile senede yazılmışsa, artık buna uyulmak gerekir. Bu kayıtların aksinin savunulması senedin ta'lili (nedene, illete bağlanması) anlamına gelir ki, böyle bir durumda ispat yükü yer değiştirir. Senedi ta'lil eden, savını kanıtlamak yükümlülüğü altına girer. Senette borcun nedeni \"mal\" ya da \"nakit\" olarak belirtilmişse, tarafların yazılı borç sebebine dayanmaya hakkı olacağından, ispat yükü bunun aksini ileri süren tarafa ait olacaktır. Eğer yanlardan biri senet metninde yazılı kaydın doğru olmadığını söylüyorsa, lehine olan senet karinesi çürümüş sayılacak, bunun sonucu olarak da, iddiası paralelinde ispat yükünü de üstlenecektir. Buna senedin ta'lili denmektedir. Bu anlamda ta'lil senet metninde açıklanan düzenleme (ihdas) nedenine aykırı beyanda bulunma anlamına gelmektedir. Nihayet, “malen” ibaresi bulunan bir bonoda malın teslim alındığı, borçlu tarafından ikrar edilmiştir. Bu husus yasal karinedir. Alacaklının malı teslim ettiğini kanıtlamak yükümlülüğü yoktur. Yazılı ikrarın yani bu husustaki karinenin aksini diğer bir deyişle, malın teslim edilmediğini borçlu kanıtlamak yükümlülüğündedir. Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 17.04.2015 tarihli ve 2013/19-1622 E., 2015/1238 K. sayılı kararında da değinilmiştir.<br>Yukarıda da ifade edildiği üzere bono bağımsız borç ikrarı içeren bir senet olup, senette bedel kaydının mevcut olması hâlinde ispat yükü kaydın aksini savunan tarafa, yani senedin malen düzenlendiğini iddia eden davalıya aittir.  (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2017/19-821 Esas  2019/58 Karar) Davalı şirketin yasal temsilcisi ... 04.03.2020 tarihli soruşturma aşamasındaki ifadesinde davacıya mal ve gübre verdiğini, bunun karşılığında bonoyu aldığını beyan etmekle senedi talil etmiş olup davacıya gübre ve tohum verdiğini, teslim ettiğini ispatlaması gerekmektedir. Davalı, ispat yükünü üzerine almış olmakla bu durumda ticari defter ve kayıtları üzerinde inceleme yapılmak istenmiş ara karar kurularak tebliğ edilmiş, davalı defterlerinin yerini bildirmemiş ve davalının teslimi ispat edemediği, cevap dilekçesinde yemine de dayanmadığı anlaşılmakla  davanın kabulüne karar vermek gerekmiş ve hüküm kurulmuştur. Davanın kabulü ile; Davacının Pınarbaşı İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı dosyasındaki takibe konu  senetten dolayı davalıya 490.000,00 TL borçlu olmadığının tespitine, Davacının kötüniyet tazminatı talebinin reddine,<br>...\" şeklinde karar verilmiştir.<br>Bu karara karşı taraflarca yasal süresinde istinafa başvurulmuştur.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ : <br>Davalı vekilince sunulan istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Davalı müvekkili tarafından davacı borçlu aleyhine Pınarbaşı İcra Müdürlüğünün ... esas Sayılı dosyasından takibe geçildiğini, bu takip işleminin üzerinden uzun bir zaman geçtikten sonra davacı tarafından menfi tespit davasının açıldığını, yerel mahkemenin davanın reddine karar verdiğini, istinaf mahkemesinin kararı bozup tekrar yerel mahkemeye gönderdiğini, yerel mahkemenin ise bu kez davanın kabulüne karar verdiğini, davacı tarafından açılan davayı kabul etmediklerini, davacının müvekkili şirkete borcu olduğunu, davacının takip dayanağı belgedeki imzaların kendisine ait olmadığını iddia ettiğini ve bu sebeple borçlu olmadığını iddia ettiğini, davacının müvekkili şirkete takip dayanağı belgede yazan tutar miktarınca borcu olduğunu, davacının mevcut borcu ödememek için ve zaman kazanmak için böyle bir dava yoluna başvurduğunu, davacının iddiasını yazılı delil ile ispat etmek zorunda olduklarını, davaya konu bono miktarının 490.000 TL olduğunu, bu nedenle miktar senetle ispat sınırı üzerinde olduğu için davacı tarafın tanık dinletme talebini kabul etmediklerini ve muvafakat etmediklerini, davacının iddialarını yazılı delil ile ispat etmek zorunda olduğunu, aksi bir durumun hukuk aykırı olacağını, davacının tüm iddialarının soyut olup yerel mahkemenin davanın kabulüne karar vermesinin hatalı olduğunu, bu nedenle müvekkili aleyhine haksız ve yersiz olarak açılan iş bu davanın tümüyle reddedilmesi gerektiğini, fakat yerel mahkemenin gerekçesinde alacaklı şirket yetkilisi ...'nın soruşturma dosyasındaki beyanını esas alarak karar verdiğini, işbu hususun hukuka aykırı olup yerel mahkemenin davayı kabul etmek için zorladığının açık olduğunu,  ayrıca usulü yönden bir diğer itirazlarının da kısa kararın verildiği duruşmada zabıtta zabıt katibi ''... ... sicil nolu'' zabıt katibinin imzası bulunurken mahkemenin gerekçeli kararında ''... ...sicil nolu'' zabıt katibinin imzasının bulunduğunu, mahkemenin bu hususta herhangi bir gerekçe ve belgelendirme yapmadan bu hususu göz ardı ettiğini ileri sürerek Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin  2024/817 E. 2024/1187 K. Sayılı kararının kaldırılmasına, kararın usul ve yasaya aykırı olduğundan yapılacak yargılama neticesinde kaldırılarak, esas hakkında yeniden karar verilmesini talep etmiştir. <br>Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle;  Verilen kararın davanın kabulü yönünden hukuka uygun olsa da kötü niyet tazminatına hükmedilmemiş olması nedeniyle hatalı olarak verildiğini, yerel mahkemece yapılan yargılama sonucunda taraflarınca açılan davanın haklı olduğu ispatlanarak davanın kabulüne karar verildiğini, ancak şartları oluşmadığından kötü niyet takdirine yer olmadığına şeklinde belirtilerek kötü niyet tazminatı taleplerinin reddedildiğini, oysa ki somut olayda kötü niyet tazminatı için geçerli tüm koşulların oluştuğunu, açık bir şekilde kötüniyetli davranışlarıyla daha önceden elinde kalan karşılıksız senedi kullanan ve bu senedi de resmi organlarda takibe konu eden davalı aleyhine kötü niyet tazminatı hükmedilmemesinin taraflarınca kabul edilemediğini beyan ederek Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/817 E. 2024/1187 K. Sayılı kararının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılarak davanın tam kabulü ve alacağın asgari  yüzde 20'si oranında kötü niyet tazminatına hükmedilmesinin sağlanmasına yarayacak kararın verilmesini talep etmiştir. <br>HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:<br>Dava; İİK'nun 72 maddesi kapsamında, kambiyo senedine dayalı olarak başlatılan icra takibine konu  bonodan dolayı davalıya borçlu olunmadığının tespiti talebine ilişkindir.<br>Davacı çitçilik yaptığını davalının ise gübre sattığını bu sebeple davalı ile aralarında alış veriş bulunduğunu, Tüm alışverişlerden sonra davalı şirketi tüm borçların ödendiğini aradaki hesabın tamamen kapatıldığını,  senedin sahte olarak düzenlenerek veya anlaşmaya aykırı şekilde doldurularak hakkında  Pınarbaşı İcra Müdürlüğünde ... Esas. Sayılı dosyasında takip başlatıldığını, davalı şirket temsilcisi ile görüşmeye gittiklerinde davalı şirket temsilcisinin  Pınarbaşı İcra Müdürlüğünde ... Esas. Sayılı dosyasındaki takibin geri alınması amacıyla  kendilerinden ikinci bir boş senet daha aldığını, alınan bu senede dayanarak Şarkışla İcra Müdürlüğünün... esas sayılı dosyasında takip başlattığını, eldeki davaya konu senetteki imzanın sahte olma ihtimalinin yüksek olduğunu bununla birlikte senette \"nakden\" ibaresinin  bulunduğunu, davalı şirketin kendisine borç vermediğini senedi anlaşmaya aykırı şekilde doldurduğunu, davalının senet karşılığında kendisine arpa verdiğini iddia ederek senedi talil ettiğini ispat külfetinin davalı da olduğunu belirterek senetten dolayı borçlu olmadığının tespiti amacıyla eldeki davayı açmıştır.  <br>Davalı, davacının kendilerine takip dayanağı belgede yazan tutar miktarınca borcu olduğunu  davacının iddiasını yazılı delil ile ispat etmek zorunda olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir. <br>Davacı ... Pınarbaşı İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında  takibe konu edilen  01.04.2014 tanzim,01.09.2019 vade tarihli, 490.000,00 TL tutarlı bonodan dolayı borçlu olmadığını iddia ederek eldeki davayı açmıştır.<br>Pınarbaşı İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası incelendiğinde; davalı tarafından davacı aleyhine \"490.000,00 TL Miktarlı 01.04.2014 tanzim 01.09.2019 vade tarihli senet\" dayanak yapılarak 490.000 TL asıl alacak 5.195,34 TL faiz 729,90 TL ihtiyati haciz masrafı olmak üzere toplam  495.925,24 TL üzerinden ilamsız takip başlatıldığı görülmüştür.<br>Takibe konu edilen senet incelendiğinde; ...'in keşideci davalı ... Limited şirketinin lehdar olarak gözüktüğü  senedin  01.04.2014 tanzim, 01.09.2019 vade tarihli, 490.000,00 TL tutarlı nakden ibareli  olduğu görülmüştür.<br>Davalı şirketin yasal temsilcisi ...'nın Pınarbaşı Cumhuriyet Baş Savcılığının 2020/267 Esas sayılı dosyasında  04.03.2020 tarihli ifadesinde; davacıya 2017 yılında  tohum ve gübre verdiğini, bunun karşılığında davacının kendisine arpa vereceğini ancak arpa ve para vermediğini, ödeme yapmadığını, bonoyu alacağı karşılığında  aldığını beyan ettiği görülmüştür.<br>Davacının Pınarbaşı Cumhuriyet Baş Savcılığının 2020/267 Esas sayılı dosyasında  04.03.2020 tarihli ifadesi incelendiğinde;....Kendisinden yaklaşık 20 yıldır gübre alırım. 2017 yılı bahar aylarında ...'a ait tarlayı ekmek için kiraladık ...'dan almış olduğunuz gübre karşılığında kendisini arpa verdik. Herhangi bir alacak verecek kalmadı. 176.000 TL gübre alıp karşılığında 184.000 TL lik arpa verdik. Dilekçemin ekinde sunmuş olduğum bonoyu 2014 yılında ben ve ...imzalayıp ...'ya vermiştik. Kendisiyle sürekli gübre alışverişi yaptığımızdan dolayı bir gün parayı ödemede sıkıntı olması halinde boyu kullanması için sadece imza atıp vermiştik.\" şeklinde beyanlarda bulunduğu görülmüştür.<br>Bilindiği üzere Bono, bağımsız borç ikrarını içeren bir senettir. Bu nedenle bir illete bağlı olması gerekmez ve kural olarak ispat yükü senedin bedelsiz olduğunu ileri süren tarafa aittir. Ancak senette borcun nedeni “mal” ya da “nakit” olarak belirtilmişse, davacının yazılı borç sebebine dayanmaya hakkı olacağından, ispat yükü bunun aksini ileri süren tarafa ait olacaktır (HMK’nın m. 191/1, TMK m. 6). Eğer yanlardan biri senet metninde yazılı kaydın doğru olmadığını söylüyorsa, buna senedin talili denmektedir. Bu anlamda talil senet metninde açıklanan düzenleme (ihdas) nedenine aykırı beyanda bulunma anlamına gelmektedir ve bu hâlde ispat yükünün kaydın aksini iddia edene ait olacağında kuşku bulunmamaktadır.  <br>Bonoda yazılı bulunan bedel kaydının hem borçlu hem de alacaklı tarafından talil edilmesi hâlinde ispat yükünün hangi tarafta olduğu hususu da üzerinde durulması gereken önemli bir konudur. Bonodaki bedel kaydının her iki tarafça talil edilmesi hâlinde ispat yükü borçlu üzerindedir. Diğer bir ifade ile bu durumda ispat yükü yer değiştirmez. HMK’nın 191. maddesinin 2. fıkrası ve TMK’nın 6. maddeleri uyarınca borçlunun bononun bedelsiz olduğunu ispat etmesi gerekir.  (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2017/19-821 Esas  2019/58 Karar)<br>Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına, özellikle davalının soruşturma aşamasında  senedin 2017 yılında  satılan tohum ve gübre karşılığı düzenlendiğini beyan ederek  nakden ibaresini  talil etmesine, senedin 01.04.2014 düzenleme tarihli olmasına rağmen  davalının senedin 2017 yılında satılan gübre ve tohum karşılığında alındığını beyan ederek  ispat külfetini üzerine almasına,  ispat külfeti  kendisine düşen davalının davacıya mal teslim ettiğini yazılı kesin delillerle ispat edememesine, davalının yemin deliline dayanmamış olmasına, Davacının Pınarbaşı Cumhuriyet Baş Savcılığının 2020/267 Esas sayılı dosyasında  04.03.2020 tarihinde verdiği  ifadesindeki beyanlarının senetteki nakden ibaresinin  talili mahiyetinde olmamasına, eldeki davanın açıldığı tarih itibariyle menfi tespit davasının zorunlu ara buluculuğa tabi olmamasına davalının takip yaparken açıkça davacının zararına kötü niyetle takip yaptığına dair delil bulunmamasına  göre İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre taraflarca  yapılan ve yukarıda yazılı istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurularının HMK 353/1-b-1 md uyarınca ayrı ayrı esastan reddine karar vermek gerekmiştir.<br>Dava tarihi 12.09.2022 olup dava değeri  495.000 TL olduğu görülmüştür.<br>Anayasa Mahkemesinin 2023/182 esas-2024/203 karar sayılı,04/12/2024 tarihli ve Resmi Gazetenin 30/01/2025 tarihli 32798 sayılı sayısında yayımlanan kararıyla, 6100 sayılı HMK na 24/11/2016 tarihli ve 6763 sayılı kanunun 44. Md ile eklenen ek 1. Maddesinin (2) numaralı fıkrasında yeralan \"...341 inci ve 362 inci...\"  ibaresi ile \"....362 inci...\" ibaresinden sonra gelen \"...ve...\" kelimelerinin Anayasa aykırılığı nedeniyle iptaline karar verilmiş olması, Danıştay 12. Dairesinin emsal 2021/6033 esas-2021/5638 karar sayılı içtihadı ve yerleşmiş istikrarlı  içtihatları ile Anayasanın 153. Maddesinde yer alan Anayasa mahkemesi kararlarının bağlayıcı olduğuna dair hüküm birlikte gözetildiğinde ; Her ne kadar işbu iptal kararının Resmi Gazetede yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar verilmişse de, Anayasaya aykırı bulunarak iptal edilmiş olduğu bilindiği halde görülmekte olan davaların Anayasaya aykırılığı saptanmış hükümler dikkate alınarak çözümlenmesinin Anayasanın üstünlüğü ve hukuk devleti ilkesine aykırılık teşkil edecek olması nedeniyle, dairemizce verilen işbu istinaf karar ilamı yönünden dava tarihindeki kesinlik/temyiz sınırı dikkate alınmış ve bu sebeple de Yargıtay'a temyiz yolu açık olmak üzere karar verilmiştir. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>1-KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen 26/12/2024 tarih ve 2024/817 E - 2024/1187  K sayılı nihai kararının  usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşılmakla  tarafların istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,  <br>2-Alınması gerekli olan 615,40 TL istinaf karar ve ilam harcı istinaf eden davacı tarafça peşin yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, <br>3-Alınması gerekli olan 33.471,90-TL  nispi istinaf karar ve ilam harcından istinaf eden davalı tarafından peşin yatırılmış 8.367,98 TL harcın mahsubu ile bakiye eksik kalan 25.103,92 TL istinaf karar ve ilam harcının istinaf eden davalıdan alınarak Hazineye Gelir kaydına, <br>4-İstinaf başvurusunda bulunan taraflarca yapılan istinaf yargılama giderlerinin ve istinaf kanun yoluna başvurma harcının kendi üzerinde bırakılmasına, <br>5-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, <br>Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme ile HMK 361/1 uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay'a temyiz yolu açık olmak üzere  oy birliği ile karar verildi.09/04/2025  <br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"89d6fee4c1f34aaa","SID":"77e6af5209966616"}}