{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2021/1654 <br>KARAR NO:2025/447<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ:06.01.2021<br>NUMARASI:2018/1267 Esas - 2021/4 Karar <br>DAVA:Yöneticinin Sorumluluğu<br>Taraflar arasındaki yöneticinin sorumluluğu davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekilince istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle;  müvekkili şirkete İstanbul Anadolu 2.Sulh Ceza Hakimliğinin 2016/4284 D.İş sayılı kararıyla 674 sayılı KHK.nin 13 ve 19.maddeleri CMK 133/1 maddesi kapsamında TMSF yetkililerinin kayyım olarak tayin edildiğini, şirketin hali hazırda fonun gözetiminde fonun ilişkili olduğu Bakanın atadığı yöneticiler tarafından yönetildiğini, 6758 sayılı Kanun'un 19.maddesinin 690 sayılı KHK.nun 73.maddesiyle eklenen 6.fıkrası uyarınca müvekkili şirketin açtığı davada harçtan muaf olduğunu,  müvekkili şirket kayıtlarında 01/10/2016 tarihinden sonra araştırma yapıldığını ve şirket mizanında yer alan 121 Portpöydeki senetler hesabında 2.925.000,00 TL ve 2.850.000,00 TL tutarlı senetler olmadığının tespit edildiğini, müvekkilinin davalının sorumluluğundan kaynaklanan toplam 5.775.000,00 TL zararının bulunduğunun tespit edildiğini, TTK 553 maddesi uyarınca davalının bu zarardan sorumlu olduğunu belirterek 5.775.000,00 TL'nin 01/10/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, savunmasında özetle; açılan davanın zaman aşımına uğradığını, TMSF tarafından şirket devralınırken şirketin  bütün aktiflerinin fiili olarak kontrol edilip devralındığını, oluşan zararda  müvekkilinin bir kusuru bulunmadığını, davacı şirketin de bir zararı olmadığını, müvekkili tarafından davacı lehine düzenlenmiş bir senet bulunmadığını, dava konusu senetlerin ne zaman düzenlendiği ve ne zaman muhasebe kayıtlarının oluşturulduğunun bilinmediğini, 2.850.000,00 TL bedelli senetin dava dışı ... adına kayıt edildiğini, bu kişinin şirketin önceki %50 hissedarı olduğunu, zarara konu olduğu iddia edilen senet tutarlarının... Holding A.Ş.'ye %60 şirket hisselerini satın alınması aşamasında verilen çek tutarları ile uyumlu olduğunu, söz konusu çek bedellerinin ödenmediğini ve hisse satışının iptal edildiğini, dolayısıyla davacının zararı olmadığını, senetler karşılığında müvekkiline davacı firma tarafından para çıkışı olmadığını, TTK 553 maddesi hükmü gereği zarar olmadığından alacak talebinde bulunulamayacağını, müvekkilinin temerrüde düşürülmediğini, bu nedenle talep edilen faiz oranının usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek davanın reddini savunmuştur. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda;  \"... Davalı tarafca, davaya konu senetlerin düzenlendiği inkar edilmemekte, bu senetlerin davalı ve dava dışı yönetici ... tarafından şirketin keşidecisi olduğu çekler karşılığı düzenlendiği ileri sürülmektedir. Davalı savunması, davalı ve dava dışı yöneticinin yine dava dışı  ...Holdıngğ hisselerini satın almak üzere davacı şirketin keşidecesi olduğu çekleri kullandıkları, çeklerin dava dışı... Holding'e verildiği, bu çekler karşılığında kendilerinin de davaya konu senetleri düzenledikleri ve senetlerin davacı şirket kayıtlarına alındığı, ancak hisse satışı iptal olduğundan çeklerin tahsil edilmediği dolayısıyla zarar oluşmadığı yönündedir. Söz konusu senetler davalı ve diğer yönetici adına 10/06/2016-12/07/2016 tarihleri arasında borç kaydedilmiştir. Yine şirket kayıtlarında davalı ve diğer yöneticiye çok sayıda çek verildiği, bu çeklerin bir kısmının ödendiği, bir kısmında ibraz olmadığı ve bir kısmının da iade olduğu gelen banka yazı cevaplarıyla sabittir. Davalı yan... Holding hisselerini satın alması için davacı şirketten aldığı çeklerin listesini vermiş ise de şirket kayıtlarında buna ilişkin herhangi bir kayda rastlanmamıştır. Dava dışı... Holdıng ticari defter ve dayanak kayıtları da incelenememiştir. Bu durumda davalının savunmasını ispatlayan hiçbir delil mevcut olmadığı gibi davacı şirketin kayıtlarında yer alan keşidecisi davalı ve diğer yönetici olan senetler kayıp durumdadır. Davalı yönetici sıfatıyla şirket malvarlığını korumakla yükümlü olup yükümlülüğünü ihlal etmiş ve şirket malvarlığında azalmaya yol açmıştır. Bu yüzden davalının yönetici sıfatıyla zarardan sorumlu olduğu...\" gerekçesiyle, davanın kabulüne, 5.775.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı taraftan tahsiline, davacı tarafa ödenmesine, karar  verilmiştir. Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı  vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;TTK'nın 553/1.maddesi uyarınca müvekkilinin kusuru bulunup bulunmadığı araştırılması gerektiğini, bu yönde bir araştırma yapılmadan,  kusurluluğun karine olduğu gözetilerek  hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, davacı tarafından müvekkilinin  kusurlu olduğuna ilişkin dosyaya delil ibraz edilmediğini,  müvekkilinin kusurunun tespitine ilişkin ayrıca bilirkişi raporu bulunmadığını, müvekkilinin hangi kusurlu davranışları ile yükümlülüğünü ihlal ettiği somut delillerle ispatlanmadığını, kanunun açık hükmünde kusursuz sorumluluk bulunmadığını, müvekkilinin  kusurunun ispatlanmasının zorunlu olduğunu, dosya içerisinde kusura ilişkin hiçbir iddia olmadığını, müvekkilinin kusursuz sorumluluğuna gidilmesi kanunun lafzi ve amaçsal yorumunda mümkün olmadığını, kararın bu yönüyle kaldırılması gerektiğini, TTK'nın 553/1.maddesi kapsamında yöneticilerin sorumluluğunun kusur sorumluluğu olduğuna, kusurun ispatı gerektiğine  ilişkin  emsal Yargıtay ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarını  sunduklarını,Mahkemenin kararının inceleme ve gerekçe  başlıklı kısımları savunma ve beyanlarından farklı olduğunu, adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini, dava konusu senetlerin varlığını gerek cevap dilekçelerinde ve gerekse beyan dilekçelerinde açık bir şekilde inkar etmelerine rağmen, beyanlarının aksine gerekçeli kararda dava konusu senetlerin düzenlendiğini inkar etmediklerini, bu hususun  kararın eksik inceleme neticesinde verildiğinin, adil yargılanma haklarının ihlal edildiğinin açık kanıtı olduğunu, dava konusu senetlerin varlığını yargılamanın her aşamasında inkar ettiklerini, buna rağmen aksi yönde hüküm kurulmasının, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğinin göstergesi olduğunu, kararın bu yönden de kaldırılması gerektiğini,TTK'nın 553. Maddesi hükmü uyarınca ispat yükünün davacıda olduğunu, ispata ilişkin belge bulunmadığını, davacının varlığını iddia ettiği 121 Portföydeki senetlerin tarihinin, vadesinin ve keşidecisinin belli olmadığını, bu kayıtların kayyım yöntemindeki şirketin  01.08.2018 tarihinde yaptığı muhasebe kaydı ile izah edilmek istendiğini, bu kaydın kim tarafından yapıldığı belli olmadığını, bu hususun ilk derece mahkemesi tarafından eksik inceleme neticesi nazari dikkate alınmayarak vadesi tarihi ve keşidecisi belli olmayan sırf muhasebe kaydında yazılı olduğu iddiası ile kesinleşmemiş ve temel borç ilişkisinden yoksun alacak iddiası ile davanın kabulüne karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, dava konusu iki adet senedin kayıtlara alınış sebebinin temel bir borç ilişkisine dayanması gerektiğinin açık olduğunu, aksi bir düşüncenin sebepsiz bir takım şeylerin var olabileceği sonucunu doğuracağını,  ilk derece mahkemesi gerekçeli kararın 4. sayfasında \"Bu durumda davalının savunmasını ispatlayan hiçbir delil mevcut olmadığı gibi\"  ifadeleri ile ispat yükünü davalı üstüne yüklediğini, gerekçesinin  hiçbir hukuki geçerliliği bulunmadığını, kararın bu yönüyle de kaldırılması gerektiğini,Davacı şirketin uğramış olduğu fiili bir olmadığını, şirket kayıtlarında bulunduğu iddia edilen senetlerin karşılığında davacı firma tarafından gerek müvekkiline gerekse 3. şahıslara para çıkışı yapılmadığını, bu senetlerin düzenlenmesi için senet tutarı kadar firmadan nakit çıkışının olması gerekli olup, senet karşılığında hiç bir nakit çıkışı yapılmadığını,  bu yönde bilirkişi tespiti bulunmadığını, bilirkişi raporunda yer verildiği üzere 10.06.2016 tarihinde 1.075.000,00 TL,  04.07.2016 tarihinde 550.000,00 TL, 12.07.2016 tarihinde 1.300.000,00 TL olmak üzere toplam 2.925.000,00 TL'lik senetlerin ... tarafından alındığı şeklinde muhasebeleştirme yapıldıysa da ... Bankası ve ... tarafından gönderilen kayıtlardan görüldüğü üzere, bu çeklerin iade edildiği ve muhatap bankaya ibraz edilmediği bilirkişi raporunda yazılı olduğunu, dolayısıyla davacının şirketin fiili bir zararı doğmadığını, bu zararın müvekkilinden talep edilmesinin mümkün olmadığını, Hukuki yarar yokluğundan davanın reddi gerektiğini, yönetim kurulu üyelerinin her birinin sorumluluğu kusuruna ve durumun gereklerine göre zararın kendisine şahsen yüklenebileceği miktar ile sınırlı olduğunu, dava dışı diğer yönetim kurulu üyesi ...'a verildiği iddia edilen 2.850.000,00 TL bedelli senetlerden dolayı müvekkilinin  sorumlu tutulamayacağını, bilirkişi heyeti oluşumunun da hatalı yapıldığını, bilirkişi heyetine yaptıkları itirazın dikkate alınmadığını, 12.07.2019 tarihli bilirkişi yemin ve teslim tutanağı incelendiğinde bilirkişi ...'ın 50.06 Telif Hakları Almanca Doç Dr. Akademisyen Mütercim Almanca hususların bilirkişi kaydının bulunduğu, dava konusu uyuşmazlığa ilişkin bilirkişi yeterliliğinin olmadığını, buna ilişkin mahkemeye itirazda bulunulduğunu,  bu heyetin hazırladığı bilirkişi raporunun hüküm vermeye elverişli olmayacağı ve Yargıtay denetiminden geçemeyeceği hususunun belirtildiğini, ancak mahkeme heyeti tarafından bu itirazın nazarı dikkate alınmadığını, bu nedenle de raporu kabul etmediklerini, zamanaşımı başlangıç tarihinin 01.10.2016 tarihi olduğunun ispatına yarar bir diğer husus ise davacının faiz başlangıç talebi olup, davacı 01.10.2016 tarihinden itibaren faiz talep ettiğini,  zamanaşımı defiinin reddi kararı hatalı olduğunu, istanbul üniversitesi hukuk fakültesi ticaret hukuku ana bilim dalı başkanı Prof. Dr ...'in hukuki mütalaasını sunduklarını,11.03.2021 tarihli HMK'nın 293. madde uyarınca alınan  mütalaanın savunmalarını destekler niteliklte ve haklılıklarını ortaya koyduğunu, mütalaada yer alan tespitlerine de ayrıca istinaf nedenleri olarak ileri sürdüklerini,Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine, karar  verilmesini istemiştir.<br>İNCELEME VE GEREKÇE:Dava, TTK'nın 553 vd. maddeleri uyarınca yönetici sorumluluğuna dayalı tazmin istemine  ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı eldeki davada, şirketin TMSF'nin gözetiminde ilgili bakanın atadığı yöneticiler tarafından yönetiminin sürdürüldüğünü, 01/10/2016 tarihinden sonra şirket kayıtlarında yapılan araştırma neticesinde tutulan 07/11/2017 tarihli tutanak ile 2.925.000 TL.ve 2.850.000 TL.tutarında senetlerin mevcut olmadığının belirlendiğini, TTK'nın 553. maddesi uyarınca kurucuların yönetim kurulu üyeleri ve yöneticilerin Kanun ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurları ile ihlal etmeleri halinde doğan zarardan sorumlu olduklarını, davalının yol açtığı 5.775.000,00 TL.zararın 01/10/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı cevabında zaman aşımı defi ile birlikte davanın esastan da reddini talep etmiş, ilk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucu davanın kabulüne karar verilmiştir. TTK'nın 553 maddesi kurucular, yönetim kurulu üyeleri, yöneticiler ve tasfiye memurlarının kanun ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal etmeleri halinde hem şirkete hem pay sahiplerine hem de şirket alacaklılarına karşı verdikleri zararlardan sorumlu olduklarını düzenlemiştir. TTK'nın 555. maddesi uyarınca, şirketin uğradığı zararın tazminini şirket ve her bir pay sahibi talep edebilir.Davalı yan... Holding hisselerini satın alması için alınan çeklere karşılık senetlerin tanzim edildiğini, ancak şirket hisseleri devri gerçekleşmediğinden çeklerin ödenmemesi nedeniyle şirketin zararı oluşmadığı savunulmuş, ancak alındığı ileri sürülen  çeklerin  şirket kayıtlarında bulunmadığı anlaşılmıştır. Buna göre davalı savunmasına ilişkin kanıt bulunmadığı da gözetildiğinde,  davacı şirket kayıtlarında yer alan senetlerin kayıp durumda olması kapsamında, davalı yöneticinin şirket malvarlığını korumakla yükümlü olması karşısında, davalının bu  yükümlülüğünü ihlal etmiş ve sonuç olarak şirket malvarlığında azalmaya yol açtığı gerekçesiyle kurulan hüküm isabetli olup, davalı vekilinin müvekkili yöneticinin kusurunun kanıtlanması gerektiği, ancak kusurunun kanıtlanmadığı, yine davacı şirketin zarara uğradığının kabul edilemeyeceği ve hukuki yarar bulunmadığı yönündeki istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir. Davalı vekilince, senetlerin müvekkili kabulünde olmadığı savunmalarına rağmen ilk derece mahkemesi gerekçesinde dava konusu senetlerin düzenlendiğinin davalı yanca ikrar edildiğinin belirtilmesinin savunma ve bayanlarından farklı olup adil yargılanma hakkının ihlali sonucunu doğurduğu ileri sürülerek karar istinaf edilmiştir. Yargılama sürecinde  davacı şirketi ticari defter ve kayıtlarında yapılan inceleme sonucu alınan bilirkişi rapor içeriklerine göre 2.925.000,00 TL toplam tutarlı senetlerin davalıdan alındığının görüldüğü, yine 2.850.000 TL diğer yönetici ... adına borç kaydı yapıldığı, senetlerin ise ödenip ödenmediğinin belirli olmadığı anlaşılmıştır. Şirket kayıtları üzerinde yapılan inceleme sonucu alınan bilirkişi rapor içeriğindeki tespitler dikkate alındığında davalı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebinin sonuca etkili olmadığı değerlendirilmiştir. Davalının şirketin münferit yetkililerinden olduğu ihtilafsız olmakla, davalının diğer yöneticinin verdiği senet bedeli nedeniyle yönetici sorumluluğu kapsamında sorumlu görülmesinin TTK 557/1 maddesi uyarınca  doğru olmadığı yönündeki istinafı da yerinde görülmemiştir. HMK'nın 282. maddesi uyarınca bilirkişi raporları takdiri delil niteliğinde olup, ilk derece mahkemesince davacı ticari defter ve kayıtları inceletilmek suretiyle alınan bilirkişi heyet raporu içerikleri ile sunulu deliller değerlendirilerek karar verilmiştir. Davalı yanca oluşturulan bilirkişi heyetindeki bilirkişiler HMK hükümleri uyarınca usule uygun şekilde reddedilmediği de gözetildiğinde,  davalı vekilinin bilirkişi heyetinde yer verilen bilirkişi...ın uzmanlık alanı itibariyle heyette yer almasının doğru olmadığı, heyette bilgisayar uzmanına yer verilmesi gerektiği yönündeki istinafı da yerinde görülmemiştir.TTK'nın 560. maddesi sorumlulara ilişkin tazminat talep etme hakkının davacının zararı ve sorumluya öğrendiği tarihten itibaren iki yıl ve herhalde zararı doğuran fiilin meydana geldiği günden itibaren beş yıl içinde zaman aşımına uğrayacağını ve fiil cezayı gerektirip ...'ya göre daha  uzun bir dava zamanaşımına tabi ise tazminat davasında da bu zaman aşımının uygulanacağını düzenlemiştir. İlk derece mahkemesi gerekçesinde işaret edildiği üzere,  davacı şirkete kayyım atanmasından sonra yapılan incelemeler neticesinde davaya konu senetlerin kayıp olduğunun 07/11/2017 tarihli tutanakla tespit edilmiş olduğu, bu durumun daha önce tespit edildiğine ilişkin sunulmuş bir delil bulunmadığı, zamanaşımının zararın ve failin öğrenilmesinden itibaren iki yıl olup dava tarihi  26/10/2018 tarihi  itibariyle zaman aşımının dolmadığı anlaşıldığından, davalı vekilinin bu konuda aksi yöndeki istinaf nedenleri de yerinde görülmemiştir. İstinaf aşamasında davalı yanca  hukuki mütalaa sunulduğu ileri sürülerek mütalaadaki gerekçeler kapsamında da kararın istinaf edildiği  ileri sürülmüştür.Uzman görüşü HMK'nın 293. maddesinde düzenlenmiş olup, kanunun saydığı deliller arasındadır. Bir görüşün uzman görüşü olarak kabul edilebilmesi için, delil niteliğinde olması gerekir. Delilin ne olduğu ise HMK'nın 187. maddesinden hareketle, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek çekişmeli vakıaları ispat için gösterilen belge, senet, tanık ve benzerlerine delil denir. Bu nedenle HMK'nın 293. maddesi anlamında delil niteliğindeki uzman görüşü, davadaki uyuşmazlığı çözmeye yönelik bir ispatı amaçlamalıdır. Hukuki mütalaa, HMK'nın 293. maddesi anlamında uzman görüşü olmayıp hukuki konulara ilişkin bilimsel değerlendirme niteliğindedir. Esasen HMK'nın 33. maddesi uyarınca, hâkim Türk hukukunu resen uygulayacağından, tarafların hukuk kuralların ne anlama geldiği konusunda ayrıca ispat faaliyetinde bulunmaları zorunlu değildir. Hukuki mütalaa, niteliği itibariyle, uyuşmazlığa uygulanacak usul hukuku ya da maddi hukuk kurallarına ilişkin bilimsel açıklama niteliğindedir. Bu nedenle hukuki mütalaa, HMK'nın 33. maddesi de dikkate alındığında, yargılamanın her aşamasında sunulabilir. Bu kapsamda davalı  tarafça dosyaya sunulduğu ileri sürülen  hukuki mütalaadaki görüşler  hukuki  konulara ilişkin değerlendirmeler içermekte olup mahkemeyi bağlamayan görüşlerdir.Davalı vekilinin istinaf başvuru nedenleri ile sınırlı olarak dosya üzerinde yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesi kararında ve gerekçesinde yasaya ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarırca esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. <br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davalı  tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 295.867,68‬ TL istinaf karar harcının davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,3-Davalı  tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 13.03.2025 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"7a7e5adc4a5d56ec","SID":"2d246b968c090e82"}}